KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

7. SURE · 206 AYET · 3320 KELİME

A'râf

الأعراف

Kelime bağlantısı sözlüğe, İncele düğmesi dil bilgisi ve açıklamalara açılır.

كِتَٰبٌbir Kitaptırأُنزِلَindirilenإِلَيْكَsanaفَلَاolmasınيَكُنفِىgöğsündeصَدْرِكَحَرَجٌbir sıkıntıمِّنْهُonunlaلِتُنذِرَuyarmanبِهِۦhususundaوَذِكْرَىٰve öğüt (vermen)لِلْمُؤْمِنِينَinananlara

Bu, sana, kendisiyle (insanları) uyarman için ve mü'minlere öğüt olarak indirilmiş bir kitaptır. Artık ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱتَّبِعُوا۟uyunمَآşeyeأُنزِلَindirilenإِلَيْكُمsizeمِّنRabbinizdenرَّبِّكُمْوَلَاve uymayınتَتَّبِعُوا۟مِنO'ndan başkaدُونِهِۦٓأَوْلِيَآءَقَلِيلًاne kadar da azمَّاöğüt alıyorsunuzتَذَكَّرُونَ

Rabbinizden size indirilene uyun. Onu bırakıp başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَكَمve niceمِّنkent(ler)iقَرْيَةٍأَهْلَكْنَٰهَاhelak ettikفَجَآءَهَاonlara geliverdiبَأْسُنَاazabımızبَيَٰتًاgece yatarlarkenأَوْyahutهُمْonlarقَآئِلُونَgündüz uyurlarken

Nice memleketleri helak ettik. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken, yahut gündüz istirahat halinde iken gelmişti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَمَاkalmadıكَانَyalvarılarıدَعْوَىٰهُمْإِذْzamanجَآءَهُمonlara geldiğiبَأْسُنَآazabımızإِلَّآbaşkaأَنdemelerindenقَالُوٓا۟إِنَّاbiz gerçektenكُنَّاzalimlermişizظَٰلِمِينَ

Azabımız kendilerine geldiğinde, "(Biz bunu hak ettik.) Gerçekten biz zalimler olmuştuk" demekten başka söyleyecekleri kalmamıştı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلْوَزْنُve tartıيَوْمَئِذٍo günٱلْحَقُّفَمَنkiminثَقُلَتْağır gelirseمَوَٰزِينُهُۥtartılarıفَأُو۟لَٰٓئِكَişteهُمُonlarٱلْمُفْلِحُونَkurtulanlardır

O gün amellerin tartılması da haktır. Kimlerin sevabı ağır basarsa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَنْkiminخَفَّتْhafif gelirseمَوَٰزِينُهُۥtartılarıفَأُو۟لَٰٓئِكَişte onlar daٱلَّذِينَkimselerdirخَسِرُوٓا۟ziyana sokan(lardır)أَنفُسَهُمkendileriniبِمَاötürüكَانُوا۟ayetlerimizeبِـَٔايَٰتِنَايَظْلِمُونَhaksızlık etmelerinden

Ama kimlerin sevabı da hafif gelirse, işte onlar ayetlerimize haksızlık etmiş olmaları sebebiyle kendilerini ziyana sokanlardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْve doğrusuمَكَّنَّٰكُمْbiz sizi yerleştirdikفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِوَجَعَلْنَاve verdikلَكُمْsizeفِيهَاoradaمَعَٰيِشَقَلِيلًاne kadar da azمَّاşükrediyorsunuzتَشْكُرُونَ

Andolsun, size yeryüzünde imkan ve iktidar verdik. Sizin için orada birçok geçim imkanları da yarattık. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْve andolsunخَلَقْنَٰكُمْsizi yarattıkثُمَّsonraصَوَّرْنَٰكُمْsize biçim verdikثُمَّsonra daقُلْنَاdedikلِلْمَلَٰٓئِكَةِmeleklereٱسْجُدُوا۟secde edinلِءَادَمَفَسَجَدُوٓا۟hepsi secde ettilerإِلَّآhariçإِبْلِيسَİblisلَمْo olmadıيَكُنمِّنَsecde edenlerdenٱلسَّٰجِدِينَ

Andolsun, sizi yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra da meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" dedik. İblis'ten başka hepsi saygı ile eğildiler. O, saygı ile eğilenlerden olmadı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdediمَاnedir?مَنَعَكَseni alıkoyanأَلَّاsecde etmektenتَسْجُدَإِذْzamanأَمَرْتُكَقَالَdediأَنَا۠benخَيْرٌhayırlıyımمِّنْهُondanخَلَقْتَنِىbeni yarattınمِنateştenنَّارٍوَخَلَقْتَهُۥonu ise yarattınمِنçamurdanطِينٍ

Allah, "Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?" dedi. (O da) "Ben ondan hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın. Onu ise çamurdan yarattın" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdediفَٱهْبِطْöyle ise inمِنْهَاoradanفَمَاdeğildirيَكُونُ(haddin)لَكَseninأَنbüyüklük taslamakتَتَكَبَّرَفِيهَاoradaفَٱخْرُجْçıkإِنَّكَçünkü senمِنَaşağılıklardansınٱلصَّٰغِرِينَ

Allah, "Şimdi in aşağı oradan. Çünkü senin orada büyüklük taslamak haddine değil! Hemen çık! Çünkü sen aşağılıklardansın" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdedi kiفَبِمَآkarşılıkأَغْوَيْتَنِىbeni azdırmanaلَأَقْعُدَنَّben de oturacağımلَهُمْonlar(ı saptırmak) içinصِرَٰطَكَsenin yolunun üstüneٱلْمُسْتَقِيمَdoğru

Şeytan dedi ki: "(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ثُمَّsonraلَءَاتِيَنَّهُممِّنۢönlerindenبَيْنِأَيْدِيهِمْوَمِنْceخَلْفِهِمْarkalarındanوَعَنْveأَيْمَٰنِهِمْsağlarındanوَعَنveشَمَآئِلِهِمْوَلَاveتَجِدُbulmayacaksınأَكْثَرَهُمْçoklarınıشَٰكِرِينَşükredenlerden

"Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَbuyurduٱخْرُجْhaydi çıkمِنْهَاoradanمَذْءُومًاyerilmiş olarakمَّدْحُورًالَّمَنandolsun kimتَبِعَكَsana uyarsaمِنْهُمْonlardanلَأَمْلَأَنَّdolduracağımجَهَنَّمَcehennemiمِنكُمْsizinأَجْمَعِينَhepinizle

Allah, dedi ki: "Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi cehenneme doldururum."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَيَٰٓـَٔادَمُve ey Ademٱسْكُنْdurunأَنتَsenوَزَوْجُكَve eşinٱلْجَنَّةَcennetteفَكُلَاyeyinمِنْyerdenحَيْثُشِئْتُمَاdilediğinizوَلَاfakatتَقْرَبَاyaklaşmayınهَٰذِهِşuٱلشَّجَرَةَağacaفَتَكُونَاyoksa olursunuzمِنَzalimlerdenٱلظَّٰلِمِينَ

"Ey Adem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَوَسْوَسَderken fısıldadıلَهُمَاonlaraٱلشَّيْطَٰنُşeytanلِيُبْدِىَgöstermek içinلَهُمَاkendilerineمَاolanوُۥرِىَgizlenmişعَنْهُمَاonlarınمِنçirkin yerlerindenسَوْءَٰتِهِمَاوَقَالَdediمَاsizi men'ettiنَهَىٰكُمَارَبُّكُمَاRabbinizعَنْ(-tan)هَٰذِهِşuٱلشَّجَرَةِağaç(tan)إِلَّآsırfأَنdiyeتَكُونَاolursunuzمَلَكَيْنِikiniz de birer melekأَوْya daتَكُونَاolursunuz (diye)مِنَebedi kalıcılardanٱلْخَٰلِدِينَ

Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (cennette) ebedi kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَدَلَّىٰهُمَاonları aşağı sarkıttıبِغُرُورٍفَلَمَّاne zaman kiذَاقَاtadıncaٱلشَّجَرَةَağac(ın meyvasın)ıبَدَتْgöründüلَهُمَاkendilerineسَوْءَٰتُهُمَاçirkin yerleriوَطَفِقَاve başladılarيَخْصِفَانِüst üste yamayıp örtmeğeعَلَيْهِمَاüzerlerineمِنyapraklarındanوَرَقِٱلْجَنَّةِوَنَادَىٰهُمَاve onlara seslendiرَبُّهُمَآRableriأَلَمْben sizi men'etmedim mi?أَنْهَكُمَاعَنbuتِلْكُمَاٱلشَّجَرَةِağaçtanوَأَقُلve demedim mi?لَّكُمَآsizeإِنَّşüphesizٱلشَّيْطَٰنَşeytanلَكُمَاsizin içinعَدُوٌّdüşmandırمُّبِينٌapaçık

Bu suretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab'leri onlara, "Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?" diye seslendi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَاdedilerرَبَّنَاRabbimizظَلَمْنَآbiz zulmettikأَنفُسَنَاkendimizeوَإِنve eğerلَّمْbağışlamazsanتَغْفِرْلَنَاbiziوَتَرْحَمْنَاve bize acımazsanلَنَكُونَنَّmuhakkak oluruzمِنَziyana uğrayanlardanٱلْخَٰسِرِينَ

Dediler ki: "Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَbuyurduٱهْبِطُوا۟ininبَعْضُكُمْbır kısmınızلِبَعْضٍdiğerinizeعَدُوٌّوَلَكُمْsizin içindirفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِمُسْتَقَرٌّyerleşmeوَمَتَٰعٌve geçinmeإِلَىٰkadarحِينٍbir süreye

Allah, dedi ki: "Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰبَنِىٓEy oğullarıءَادَمَAdemقَدْmuhakkakأَنزَلْنَاindirdikعَلَيْكُمْsizeلِبَاسًاgiysiيُوَٰرِىörtecekسَوْءَٰتِكُمْçirkin yerleriniziوَرِيشًاوَلِبَاسُve giysisiٱلتَّقْوَىٰtakvaذَٰلِكَbuخَيْرٌذَٰلِكَişte bu(nlar)مِنْayetlerindendirءَايَٰتِٱللَّهِAllah'ınلَعَلَّهُمْbelkiيَذَّكَّرُونَdüşünüp öğüt alırlar

Ey Ademoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bu (giysiler), Allah'ın rahmetinin alametlerindendir. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik).

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰبَنِىٓEy oğullarıءَادَمَAdemلَاsizi bir belaya düşürmesinيَفْتِنَنَّكُمُٱلشَّيْطَٰنُşeytanكَمَآgibiأَخْرَجَçıkardığıأَبَوَيْكُمana babanızıمِّنَcennettenٱلْجَنَّةِيَنزِعُsoyarakعَنْهُمَاonlarınلِبَاسَهُمَاelbiseleriniلِيُرِيَهُمَاonlara göstermek içinسَوْءَٰتِهِمَآإِنَّهُۥmuhakkakيَرَىٰكُمْsizi görürlerهُوَoوَقَبِيلُهُۥve kabilesiمِنْyerdenحَيْثُلَاsizin onları göremeyeceğinizتَرَوْنَهُمْإِنَّاmuhakkakجَعَلْنَاbiz yaptıkٱلشَّيَٰطِينَşeytanlarıأَوْلِيَآءَdostlarıلِلَّذِينَkimselerinلَاinanmayan(ların)يُؤْمِنُونَzaman

Ey Ademoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın. Çünkü o ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاve zamanفَعَلُوا۟onlar yaptıklarıفَٰحِشَةًbir kötülükقَالُوا۟dedilerوَجَدْنَاbuldukعَلَيْهَآbu (yolda)ءَابَآءَنَاbabalarımızıوَٱللَّهُAllahأَمَرَنَاbize emrettiبِهَاقُلْdeإِنَّmuhakkakٱللَّهَAllahلَاemretmezيَأْمُرُبِٱلْفَحْشَآءِأَتَقُولُونَmi söylüyorsunuz?عَلَىkarşıٱللَّهِAllah'aمَاşeyleriلَاbilmediğinizتَعْلَمُونَ

Çirkin bir iş işledikleri vakit, "Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk, Allah da bize bunu emretti" derler. De ki: "Şüphesiz, Allah çirkin işleri emretmez. Siz bilmediğiniz şeyleri Allah'ın üzerine mi atıyorsunuz?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiأَمَرَemrettiرَبِّىRabbimبِٱلْقِسْطِوَأَقِيمُوا۟ve O'na doğrultunوُجُوهَكُمْyüzleriniziعِندَherكُلِّمَسْجِدٍmesciddeوَٱدْعُوهُve O'na yalvarınمُخْلِصِينَhas kılarakلَهُyalnız O'naٱلدِّينَكَمَاgibiبَدَأَكُمْilkin sizi yarattığıتَعُودُونَO'na döneceksiniz

De ki: "Rabbim adaleti emretti. Her secde yerinde yüzlerinizi (O'na) doğrultun. Dini Allah'a has kılarak O'na ibadet edin. Sizi başlangıçta yarattığı gibi (yine O'na) döneceksiniz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَرِيقًاbir topluluğuهَدَىٰdoğru yola ilettiوَفَرِيقًاve bir topluluğa daحَقَّhak olduعَلَيْهِمُüzerlerineٱلضَّلَٰلَةُإِنَّهُمُçünkü onlarٱتَّخَذُوا۟tuttularٱلشَّيَٰطِينَşeytanlarıأَوْلِيَآءَdostlarمِنbaşkaدُونِٱللَّهِAllah'tanوَيَحْسَبُونَve sanıyorlarأَنَّهُمkendilerinin deمُّهْتَدُونَdoğru yolda olduklarını

Allah, bir kısmına hidayet etti, bir kısmına da sapıklık layık oldu. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlardı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰبَنِىٓءَادَمَAdemخُذُوا۟alınزِينَتَكُمْsüs(lü güzel giysiler)inizi'عِندَherكُلِّمَسْجِدٍmesci(de gidişiniz)deوَكُلُوا۟ve yeyinوَٱشْرَبُوا۟ve içinوَلَاfakat israf etmeyinتُسْرِفُوٓا۟إِنَّهُۥçünkü Oلَاsevmezيُحِبُّٱلْمُسْرِفِينَisraf edenleri

Ey Ademoğulları! Her mescitte ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin). Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiمَنْkimحَرَّمَharam ettiزِينَةَsüsüٱللَّهِAllah'ınٱلَّتِىٓçıkardığıأَخْرَجَلِعِبَادِهِۦkulları içinوَٱلطَّيِّبَٰتِve güzelمِنَrızıklarıٱلرِّزْقِقُلْde kiهِىَOلِلَّذِينَkimselerindirءَامَنُوا۟inanan(larındır)فِىhayatındaٱلْحَيَوٰةِٱلدُّنْيَاdünyaخَالِصَةًyalnız onlarındırيَوْمَgünü deٱلْقِيَٰمَةِكَذَٰلِكَişte böyleنُفَصِّلُbiz açıklıyoruzٱلْءَايَٰتِلِقَوْمٍbir topluluk içinيَعْلَمُونَbilen

De ki: "Allah'ın, kulları için yarattığı zineti ve temiz rızkı kim haram kılmış?" De ki: "Bunlar, dünya hayatında mü'minler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. İşte bilen bir topluluk için ayetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiإِنَّمَاkesinlikleحَرَّمَharam etmiştirرَبِّىَRabbimٱلْفَوَٰحِشَfuhuşlarıمَا(gerek)ظَهَرَaçığınıمِنْهَاonunوَمَا(gerek)بَطَنَkapalısınıوَٱلْإِثْمَve günahıوَٱلْبَغْىَve saldırmayıبِغَيْرِyereٱلْحَقِّhaksızوَأَنveتُشْرِكُوا۟ortak koşmayıبِٱللَّهِAllah'aمَاbir şeyiلَمْindirmediğiيُنَزِّلْبِهِۦhakkındaسُلْطَٰنًاhiçbir delilوَأَنveتَقُولُوا۟söylemeniziعَلَىhakkındaٱللَّهِAllahمَاşeylerلَاbilmediğinizتَعْلَمُونَ

De ki: "Rabbim ancak, açık ve gizli çirkin işleri, günahı, haksız saldırıyı, hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah'a ortak koşmanızı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلِكُلِّve herأُمَّةٍümmetinأَجَلٌفَإِذَاne zaman kiجَآءَgelinceأَجَلُهُمْsüreleriلَاgeri kalmazlarيَسْتَأْخِرُونَسَاعَةًوَلَاve ne deيَسْتَقْدِمُونَöne geçemezler

Her milletin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰبَنِىٓey oğullarıءَادَمَAdemإِمَّاeğerيَأْتِيَنَّكُمْsize gelirseرُسُلٌelçilerمِّنكُمْkendi içinizdenيَقُصُّونَanlattıkarındaعَلَيْكُمْsizeءَايَٰتِىفَمَنِkimselereٱتَّقَىٰkorunanوَأَصْلَحَve uslananفَلَاyokturخَوْفٌkorkuعَلَيْهِمْüzelerineوَلَاveهُمْonlarيَحْزَنُونَüzülmeyeceklerdir

Ey Ademoğulları! İçinizden size benim ayetlerimi anlatan Peygamberler gelir de her kim Allah'a karşı gelmekten sakınır ve halini düzeltirse, artık onlara korku yoktur. Onlar üzülecek de değillerdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلَّذِينَkimselerكَذَّبُوا۟yalanlayanبِـَٔايَٰتِنَاayetlerimiziوَٱسْتَكْبَرُوا۟ve büyüklenenlerعَنْهَآonlara karşıأُو۟لَٰٓئِكَişte onlarأَصْحَٰبُhalkıdırٱلنَّارِهُمْonlarفِيهَاoradaخَٰلِدُونَsürekli kalacaklardır

Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara uymayı kibirlerine yediremeyenlere gelince, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَمَنْkim olabilir?أَظْلَمُdaha zalimمِمَّنِkimsedenٱفْتَرَىٰuyduranعَلَىkarşıٱللَّهِAllah'aكَذِبًاyalanأَوْya daكَذَّبَyalanlayanبِـَٔايَٰتِهِۦٓأُو۟لَٰٓئِكَonlaraيَنَالُهُمْerişirنَصِيبُهُمnasipleriمِّنَKitaptanٱلْكِتَٰبِحَتَّىٰٓnihayetإِذَاgelinceجَآءَتْهُمْرُسُلُنَاelçilerimizيَتَوَفَّوْنَهُمْcanlarını alırkenقَالُوٓا۟diyeceklerأَيْنَhani nerede?مَاolduklarınızكُنتُمْتَدْعُونَyalvarmışمِنbaşkasınaدُونِٱللَّهِقَالُوا۟dedilerضَلُّوا۟sapıp kayboldularعَنَّاbizdenوَشَهِدُوا۟ve şahidlik ettilerعَلَىٰٓaleyhlerineأَنفُسِهِمْkendiأَنَّهُمْkendilerininكَانُوا۟olduklarınaكَٰفِرِينَkafirler

Kim, Allah'a karşı yalan uyduran veya O'nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalimdir? İşte onlara kitaptan (kendileri için yazılmış ömür ve rızıklardan) payları erişir. Sonunda kendilerine melek elçilerimiz, canlarını almak için geldiğinde, "Hani Allah'ı bırakıp tapınmakta olduğunuz şeyler nerede?" derler. Onlar da, "Bizi yüzüstü bırakıp kayboldular" derler ve kafir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَ(Allah) dediٱدْخُلُوا۟girinفِىٓarasındaأُمَمٍtopluluklarıقَدْgeçenخَلَتْمِنsizden önceقَبْلِكُممِّنَcinٱلْجِنِّوَٱلْإِنسِve insanفِىiçineٱلنَّارِكُلَّمَاherدَخَلَتْgirdiğindeأُمَّةٌümmetلَّعَنَتْla'net ederأُخْتَهَاحَتَّىٰٓnihayetإِذَاzamanٱدَّارَكُوا۟birbiri ardındanفِيهَاoradaجَمِيعًاhepsi toplandığıقَالَتْdediler kiأُخْرَىٰهُمْsonrakilerلِأُولَىٰهُمْöncekiler içinرَبَّنَاRabbimizهَٰٓؤُلَآءِbunlarأَضَلُّونَاbizi saptırdılarفَـَٔاتِهِمْbunlara verعَذَابًاazabضِعْفًاbir kat dahaمِّنَateştenٱلنَّارِقَالَ(Allah) dediلِكُلٍّhepsi için vardırضِعْفٌbir kat fazlaوَلَٰكِنancakلَّاsiz bilmezsinizتَعْلَمُونَ

Allah, şöyle der: "Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin." Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü) yoldaşına lanet eder. Nihayet hepsi orada toplandığı zaman peşlerinden gidenler, kendilerine öncülük edenler için, "Ey Rabbimiz! Şunlar bizi saptırdılar. Onlara bir kat daha ateş azabı ver" derler. Allah, der ki: "Her biriniz için bir kat daha fazla azap vardır. Fakat bilmiyorsunuz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَتْdediler kiأُولَىٰهُمْöncekilerلِأُخْرَىٰهُمْsonrakilereفَمَاyokturكَانَsizinلَكُمْعَلَيْنَاbizeمِنhiçفَضْلٍüstünlüğünüz;فَذُوقُوا۟o halde siz de tadınٱلْعَذَابَazabıبِمَاkarşılıkكُنتُمْolduklarınızaتَكْسِبُونَkazanıyor

Öncekiler sonrakilere, "Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Artık kazanmış olduğunuz şeylere karşılık, azabı tadın" derler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerكَذَّبُوا۟yalanlayanبِـَٔايَٰتِنَاbizim ayetlerimiziوَٱسْتَكْبَرُوا۟ve kibirlenenlerعَنْهَاonlaraلَاaçılmayacakتُفَتَّحُلَهُمْonlaraأَبْوَٰبُkapılarıٱلسَّمَآءِgökوَلَاveيَدْخُلُونَonlar giremeyeceklerdirٱلْجَنَّةَcenneteحَتَّىٰkadarيَلِجَgeçinceyeٱلْجَمَلُdeveفِىiçindenسَمِّdeliğiٱلْخِيَاطِوَكَذَٰلِكَve işte böyleنَجْزِىcezalandırırızٱلْمُجْرِمِينَsuçluları

Ayetlerimizi yalanlayanlar ve o ayetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler! Biz suçluları işte böyle cezalandırırız.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَهُمonlar için vardırمِّنcehennemdenجَهَنَّمَمِهَادٌbir döşekوَمِنveفَوْقِهِمْüstlerinde deغَوَاشٍوَكَذَٰلِكَişte böyleنَجْزِىcezalandırırızٱلظَّٰلِمِينَzalimleri

Onlar için cehennem ateşinden döşek, üstlerinde de cehennem ateşinden örtüler var. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلَّذِينَve kimselerءَامَنُوا۟inananوَعَمِلُوا۟ve yapanlarٱلصَّٰلِحَٰتِiyi işlerلَاyüklemeyizنُكَلِّفُنَفْسًاhiç kimseyeإِلَّاbaşkasınıوُسْعَهَآgücünün yettiğindenأُو۟لَٰٓئِكَişte onlarأَصْحَٰبُhalkıdırٱلْجَنَّةِهُمْonlarفِيهَاoradaخَٰلِدُونَebedi kalacaklardır

İman edip salih ameller işleyenlere gelince -ki biz kişiye ancak gücünün yettiğini yükleriz- işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَنَزَعْنَاve çıkarıp atmışızdırمَاne varsaفِىiçindeصُدُورِهِمgöğüsleriمِّنْkindenغِلٍّتَجْرِىakmaktadırمِنaltlarındanتَحْتِهِمُٱلْأَنْهَٰرُوَقَالُوا۟ve dedilerٱلْحَمْدُhamdolsunلِلَّهِAllah'aٱلَّذِىo kiهَدَىٰنَاlutfedip bizi getirdiلِهَٰذَاburayaوَمَاbizكُنَّالِنَهْتَدِىَ(doğruyu) bulamazdıkلَوْلَآeğerأَنْbizi getirmeseydiهَدَىٰنَاٱللَّهُلَقَدْmuhakkakجَآءَتْgetirmişlerرُسُلُelçileriرَبِّنَاRabbimizinبِٱلْحَقِّوَنُودُوٓا۟onlara seslenildiأَنişte sizeتِلْكُمُٱلْجَنَّةُcennetأُورِثْتُمُوهَاo size miras verildiبِمَاkarşılıkكُنتُمْyaptıklarınızaتَعْمَلُونَ

Biz onların kalplerinde kin namına ne varsa söküp attık. Altlarından da ırmaklar akar. "Hamd, bizi buna eriştiren Allah'a mahsustur. Eğer Allah'ın bizi eriştirmesi olmasaydı, biz hidayete ermiş olamazdık. Andolsun, Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirmişler" derler. Onlara, "İşte yaptığınız (iyi işler) sayesinde kendisine varis kılındığınız cennet!" diye seslenilir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَنَادَىٰٓve seslendiأَصْحَٰبُhalkıٱلْجَنَّةِcennetأَصْحَٰبَhalkınaٱلنَّارِateşأَنkiقَدْmuhakkakوَجَدْنَاbiz buldukمَاşeyiوَعَدَنَاbize va'dettiğiniرَبُّنَاRabbimizinحَقًّاgerçekفَهَلْmu?وَجَدتُّمsiz buldunuzمَّاşeyiوَعَدَsize va'dettiğiniرَبُّكُمْRabbinizinحَقًّاقَالُوا۟dedilerنَعَمْفَأَذَّنَve seslendiمُؤَذِّنٌۢbir ünleyiciبَيْنَهُمْaralarındanأَنdiyeلَّعْنَةُla'netiٱللَّهِAllah'ınعَلَىüzerine olsunٱلظَّٰلِمِينَzalimlerin

Cennetlikler cehennemliklere, "Rabbimizin bize va'dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va'dettiğini gerçek buldunuz mu?" diye seslenirler. Onlar, "Evet" derler. O zaman aralarında bir duyurucu, "Allah'ın laneti zalimlere!" diye seslenir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلَّذِينَonlar kiيَصُدُّونَmenedipعَنyolundanسَبِيلِٱللَّهِAllah'ınوَيَبْغُونَهَاve onu isterlerعِوَجًاeğriltmekوَهُمve onlarبِٱلْءَاخِرَةِكَٰفِرُونَinkar ederlerdi

Onlar Allah yolundan alıkoyan ve onu, eğri ve çelişkili göstermek isteyenlerdir. Onlar ahireti de inkar edenlerdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَبَيْنَهُمَاiki taraf arasındaحِجَابٌوَعَلَىve üzerindeٱلْأَعْرَافِA'rafرِجَالٌerkekler (vardır)يَعْرِفُونَtanıyanكُلًّۢاhepsiniبِسِيمَىٰهُمْوَنَادَوْا۟ve seslendilerأَصْحَٰبَhalkınaٱلْجَنَّةِcennetأَنdiyeسَلَٰمٌselam olsunعَلَيْكُمْلَمْcennete girmemişيَدْخُلُوهَاوَهُمْfakat onlarيَطْمَعُونَbeklemektedirler

İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur, A'raf üzerinde de birtakım adamlar vardır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından tanımaktadırlar. Cennetliklere, "Selam olsun size!" diye seslenirler. Onlar henüz cennete girmemişlerdir, ama bunu ummaktadırlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاصُرِفَتْçevrildiğiأَبْصَٰرُهُمْgözleriتِلْقَآءَtarafınaأَصْحَٰبِhalkıٱلنَّارِateşقَالُوا۟dedilerرَبَّنَاRabbimizلَاbizi bulundurmaتَجْعَلْنَامَعَberaberٱلْقَوْمِtopluluklaٱلظَّٰلِمِينَzalim

Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman, "Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma" derler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَنَادَىٰٓve seslendilerأَصْحَٰبُhalkıٱلْأَعْرَافِA'rafرِجَالًاbirtakım adamlaraيَعْرِفُونَهُمtanıdıklarıبِسِيمَىٰهُمْyüzlerindenقَالُوا۟dediler kiمَآhiçbir yarar sağlamadıأَغْنَىٰعَنكُمْsizeجَمْعُكُمْtopluluğunuzunوَمَاne deكُنتُمْsizeتَسْتَكْبِرُونَbüyüklük taslamanız

A'raftakiler, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara da seslenir ve şöyle derler: "Ne çokluğunuz, ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar sağladı!"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَهَٰٓؤُلَآءِbunlar mıydı?ٱلَّذِينَkimselerأَقْسَمْتُمْyemin ettiğinizلَاonları erdirmeyecek diyeيَنَالُهُمُٱللَّهُAllahبِرَحْمَةٍٱدْخُلُوا۟girinٱلْجَنَّةَcenneteلَاyokturخَوْفٌkorkuعَلَيْكُمْartık sizeوَلَآve değilsinizأَنتُمْsizتَحْزَنُونَüzülecek de

"Sizin, 'Allah bunları rahmete erdirmez' diye yemin ettikleriniz şunlar mı?" (Sonra cennetliklere dönerek) "Haydi, girin cennete. Size korku yok. Siz üzülecek de değilsiniz" derler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَنَادَىٰٓve seslendilerأَصْحَٰبُhalkıٱلنَّارِateşأَصْحَٰبَhalkınaٱلْجَنَّةِcennetأَنْdiyeأَفِيضُوا۟biraz da akıtınعَلَيْنَاbizim üzerimizeمِنَsu(yunuz)danٱلْمَآءِأَوْveyaمِمَّاsize verdiği rızıktanرَزَقَكُمُٱللَّهُقَالُوٓا۟dediler kiإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahحَرَّمَهُمَاbu ikisini haram etmiştirعَلَىüzerineٱلْكَٰفِرِينَkafirler

Cehennemlikler de cennetliklere, "Ne olur, sudan veya Allah'ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın" diye çağrışırlar. Onlar, "Şüphesiz, Allah bunları kafirlere haram kılmıştır" derler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلَّذِينَonlar kiٱتَّخَذُوا۟yerine koydularدِينَهُمْdinleriniلَهْوًاbir eğlenceوَلَعِبًاve oyunوَغَرَّتْهُمُve kendilerini aldattıٱلْحَيَوٰةُhayatıٱلدُّنْيَافَٱلْيَوْمَbugünنَنسَىٰهُمْbiz de onları unuturuzكَمَاgibiنَسُوا۟unuttuklarıلِقَآءَkarşılaşacaklarınıيَوْمِهِمْgünleriyleهَٰذَاbuوَمَاveكَانُوا۟ettikleriبِـَٔايَٰتِنَاayetlerimiziيَجْحَدُونَbile bile inkar

Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve ayetlerimizi nasıl inkar edip durdularsa, biz de onları bugün öyle unuturuz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْgerçektenجِئْنَٰهُمonlara getirdikبِكِتَٰبٍbir Kitapفَصَّلْنَٰهُaçıkladığımızعَلَىٰgöreعِلْمٍbilgiyeهُدًىyol göstericiوَرَحْمَةًve rahmet olanلِّقَوْمٍbir toplum içinيُؤْمِنُونَinanan

Andolsun biz onlara, bilerek açıkladığımız bir kitabı, inanan bir toplum için bir yol gösterici ve rahmet olarak getirdik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
هَلْmı?يَنظُرُونَgözetiyorlarإِلَّاilleتَأْوِيلَهُۥيَوْمَgünيَأْتِىgeldiğiتَأْوِيلُهُۥonun te'viliيَقُولُderler kiٱلَّذِينَolanlarنَسُوهُonu unutmuşمِنöncedenقَبْلُقَدْdoğrusuجَآءَتْgetirmişرُسُلُelçileriرَبِّنَاRabbimizinبِٱلْحَقِّgerçeğiفَهَلvar mı ki?لَّنَاbizimمِنşefa'atçilerimizشُفَعَآءَفَيَشْفَعُوا۟şefa'at etsinlerلَنَآbizeأَوْyahutنُرَدُّtekrar geri döndürülür müyüz kiفَنَعْمَلَyapalımغَيْرَbaşkasınıٱلَّذِىşeylerdenكُنَّاyaptıklarımızdanنَعْمَلُقَدْmuhakkakخَسِرُوٓا۟onlar ziyana soktularأَنفُسَهُمْkendileriniوَضَلَّve saptıعَنْهُمkendilerindenمَّاşeylerكَانُوا۟olduklarıيَفْتَرُونَuyduruyor

Onlar ise ancak, ("Görelim bakalım!" diyerek) Kur'an'ın bildirdiği sonucu (te'vilini) bekliyorlar. Onun bildirdiği sonuç gelip çattığı gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: "Gerçekten Rabbimizin peygamberleri hakkı getirmişler. Şimdi bizim için şefaatçılar var mı ki bize şefaat etseler veya (dünyaya) döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?" Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir. (İlah diye) uydurdukları (putlar) da onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kaybolmuşlardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizرَبَّكُمُRabbinizٱللَّهُo Allah'tırٱلَّذِىkiخَلَقَyarattıٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriوَٱلْأَرْضَve yeriفِىiçindeسِتَّةِaltıأَيَّامٍgünثُمَّsonraٱسْتَوَىٰistiva ettiعَلَىüzerineٱلْعَرْشِArşيُغْشِىbürüyüp örterٱلَّيْلَgeceyiٱلنَّهَارَgündüz(ün üzerin)eيَطْلُبُهُۥonu kovalayanحَثِيثًاdurmadanوَٱلشَّمْسَve güneşiوَٱلْقَمَرَve ayıوَٱلنُّجُومَve yıldızlarıمُسَخَّرَٰتٍۭboyun eğmiş vaziyetteبِأَمْرِهِۦٓأَلَاİyi bilin kiلَهُO'nundurٱلْخَلْقُyaratmaوَٱلْأَمْرُتَبَارَكَne uludurٱللَّهُAllahرَبُّRabbiٱلْعَٰلَمِينَÂlemlerin

Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş'a kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah'tır. Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O'na mahsustur. Alemlerin Rabbi olan Allah'ın şanı yücedir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاbozgunculuk yapmayınتُفْسِدُوا۟فِىyeryüzündeٱلْأَرْضِبَعْدَsonraإِصْلَٰحِهَاdüzeltildiktenوَٱدْعُوهُO'na du'a edinخَوْفًاkorkarakوَطَمَعًاإِنَّmuhakkak kiرَحْمَتَrahmetiٱللَّهِAllah'ınقَرِيبٌyakındırمِّنَiyilik edenlereٱلْمُحْسِنِينَ

Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah'a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Şüphesiz, Allah'ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَهُوَO kiٱلَّذِىgönderirيُرْسِلُٱلرِّيَٰحَrüzgarlarıبُشْرًۢاmüjdeciبَيْنَönündeيَدَىْرَحْمَتِهِۦحَتَّىٰٓnihayetإِذَآzamanأَقَلَّتْonlar yükleninceسَحَابًاbulutlarıثِقَالًاağır ağırسُقْنَٰهُonu yollarızلِبَلَدٍbir ülkeyeمَّيِّتٍölüفَأَنزَلْنَاindiririzبِهِonunlaٱلْمَآءَsuفَأَخْرَجْنَاve çıkarırızبِهِۦonunlaمِنtürlü türlüكُلِّٱلثَّمَرَٰتِكَذَٰلِكَişte böyleنُخْرِجُçıkaracağızٱلْمَوْتَىٰölüleri deلَعَلَّكُمْherhaldeتَذَكَّرُونَibret alırsınız

O, rüzgarları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. Nihayet rüzgarlar ağır bulutları yüklendiği vakit, onları ölü bir belde(yi diriltmek) için sevk ederiz de oraya suyu indiririz. Derken onunla türlü türlü meyveleri çıkarırız. İşte ölüleri de öyle çıkaracağız. Ola ki ibretle düşünürsünüz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلْبَلَدُve ülkeninٱلطَّيِّبُgüzel olanيَخْرُجُçıkarنَبَاتُهُۥbitkisiبِإِذْنِizniyleرَبِّهِۦوَٱلَّذِىolandan iseخَبُثَkötüلَاçıkmazيَخْرُجُإِلَّاbaşka bir şeyنَكِدًاكَذَٰلِكَişte biz böyleنُصَرِّفُdöndürüp açıklarızٱلْءَايَٰتِلِقَوْمٍbir toplum içinيَشْكُرُونَşükreden

(Toprağı) iyi ve elverişli beldenin bitkisi, Rabbinin izniyle bol ve bereketli çıkar. (Toprağı) kötü ve elverişsiz olandan ise, faydasız bitkiden başkası çıkmaz. Şükredecek bir toplum için biz ayetleri işte böyle değişik biçimlerde açıklıyoruz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَقَدْandolsunأَرْسَلْنَاgönderdikنُوحًاNuh'uإِلَىٰkavmineقَوْمِهِۦفَقَالَdedi kiيَٰقَوْمِEy kavmimٱعْبُدُوا۟kulluk edinٱللَّهَAllah'aمَاyokturلَكُمsizinمِّنْhiçbirإِلَٰهٍtanrınızغَيْرُهُۥٓO'ndan başkaإِنِّىٓdoğrusu benأَخَافُkorkuyorumعَلَيْكُمْsizeعَذَابَazabın(ın inmesin)denيَوْمٍbir gününعَظِيمٍbüyük

Andolsun, Nuh'u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdedi kiيَٰقَوْمِEy kavmimلَيْسَyokturبِىbendeضَلَٰلَةٌbir sapıklıkوَلَٰكِنِّىfakat benرَسُولٌbir elçiyimمِّنtarafındanرَّبِّRabbiٱلْعَٰلَمِينَalemlerin

(Nuh onlara) şöyle dedi: "Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok. Aksine ben, alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أُبَلِّغُكُمْsize duyuruyorumرِسَٰلَٰتِmesajlarınıرَبِّىRabbiminوَأَنصَحُve öğüt veriyorumلَكُمْsizeوَأَعْلَمُve biliyorumمِنَtarafındanٱللَّهِAllahمَاşeyleriلَاsizin bilmediğinizتَعْلَمُونَ

"Ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum ve size nasihat ediyorum. Sizin bilmediğiniz şeyleri de Allah tarafından gelen vahiy ile biliyorum."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَوَعَجِبْتُمْşaştınız mı?أَنgelmesineجَآءَكُمْذِكْرٌbir ZikirمِّنRabbinizdenرَّبِّكُمْعَلَىٰaracılığı ileرَجُلٍbir adamمِّنكُمْiçinizdenلِيُنذِرَكُمْsizi uyarmak içinوَلِتَتَّقُوا۟ve korunmanız içinوَلَعَلَّكُمْve belkiتُرْحَمُونَmerhamete uğrarsınız diye

Sizi uyarması ve sizin de Allah'a karşı gelmekten sakınıp rahmete ulaşmanız için, içinizden bir adam aracılığı ile Rabbinizden size bir zikir (vahiy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَكَذَّبُوهُO'nu yalanladılarفَأَنجَيْنَٰهُbiz de kurtardıkوَٱلَّذِينَo kimseleriمَعَهُۥO'nunla berebarفِىbulunanlarıٱلْفُلْكِgemideوَأَغْرَقْنَاve boğdukٱلَّذِينَkimseleriكَذَّبُوا۟yalanlayanlarıبِـَٔايَٰتِنَآإِنَّهُمْçünkü onlarكَانُوا۟idilerقَوْمًاbir kavimعَمِينَkör

Derken kavmi onu yalanladı. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Çünkü onlar (vicdanları hakka kapalı) kör bir kavim idiler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِلَىٰعَادٍAd(kavmin)e deأَخَاهُمْkardeşleriهُودًاقَالَdedi kiيَٰقَوْمِEy kavmimٱعْبُدُوا۟kulluk edinٱللَّهَAllah'aمَاyokturلَكُمsizinمِّنْhiçbirإِلَٰهٍtanrınızغَيْرُهُۥٓأَفَلَاsakınmaz mısınız?تَتَّقُونَ

Ad kavmine de kardeşleri Hud'u peygamber olarak gönderdik. Onlara, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdedi(ler) kiٱلْمَلَأُileri gelenٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkarcılarمِنkavmindenقَوْمِهِۦٓإِنَّاelbette bizلَنَرَىٰكَseni görüyoruzفِىiçindeسَفَاهَةٍbir beyinsizlikوَإِنَّاve elbette bizلَنَظُنُّكَzannediyoruz ki senمِنَyalancılardansınٱلْكَٰذِبِينَ

Kavminin ileri gelenlerinden inkar edenler dediler ki: "Şüphesiz, biz seni akıl kıtlığı içinde görüyoruz. Biz senin mutlaka yalancılardan biri olduğuna inanıyoruz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdediيَٰقَوْمِEy kavmimلَيْسَyokturبِىbendeسَفَاهَةٌbeyinsizlikوَلَٰكِنِّىfakat benرَسُولٌbir elçiyimمِّنtarafındanرَّبِّRabbiٱلْعَٰلَمِينَalemlerin

Hud, şöyle dedi: "Ey kavmim! Bende akıl kıtlığı yok. Aksine ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَوَعَجِبْتُمْşaştınız mı?أَنsize gelmesineجَآءَكُمْذِكْرٌbir ZikirمِّنtarafındanرَّبِّكُمْRabbinizعَلَىٰaracılığı ileرَجُلٍbir adamمِّنكُمْiçinizdenلِيُنذِرَكُمْوَٱذْكُرُوٓا۟düşünün kiإِذْne zaman kiجَعَلَكُمْsizi yaptıخُلَفَآءَhakimlerمِنۢsonraبَعْدِقَوْمِkavmindenنُوحٍNuhوَزَادَكُمْve size verdiفِىyaratılıştaٱلْخَلْقِبَصْۜطَةًفَٱذْكُرُوٓا۟hatırlayın kiءَالَآءَni'metleriniٱللَّهِAllah'ınلَعَلَّكُمْumulur kiتُفْلِحُونَbaşarıya erersiniz

"Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir zikir (vahy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? Hatırlayın ki, Allah sizi Nuh kavminden sonra onların yerine getirdi ve sizi yaratılış itibariyle daha güçlü kıldı. Allah'ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوٓا۟dediler kiأَجِئْتَنَاsen bize mi geldin?لِنَعْبُدَkulluk etmemiz içinٱللَّهَAllah'aوَحْدَهُۥtek olanوَنَذَرَve bırakalım diyeمَاşeyleriكَانَolduklarıيَعْبُدُtapıyorءَابَآؤُنَافَأْتِنَا(haydi) bize getirبِمَاşeyiتَعِدُنَآbizi tehdidettiğinإِنeğerكُنتَisenمِنَdoğrulardanٱلصَّٰدِقِينَ

Onlar, "Sen bize tek Allah'a ibadet edelim, atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı bize getir" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdedi kiقَدْartıkوَقَعَinmiştirعَلَيْكُمsizeمِّنRabbinizdenرَّبِّكُمْرِجْسٌbir pislikوَغَضَبٌأَتُجَٰدِلُونَنِىbenimle mi tartışıyorsunuz?فِىٓhakkındaأَسْمَآءٍisimlerسَمَّيْتُمُوهَآadlandırdığınızأَنتُمْsadece sizinوَءَابَآؤُكُمve atalarınızınمَّاindirmediğiنَزَّلَٱللَّهُAllah'ınبِهَاonlar içinمِنhiçbirسُلْطَٰنٍفَٱنتَظِرُوٓا۟bekleyin öyle iseإِنِّىben deمَعَكُمsizinle beraberمِّنَbekleyenlerdenimٱلْمُنتَظِرِينَ

Hud, "Artık size Rabbinizden bir azap ve öfke inmiştir. Allah'ın, haklarında hiçbir delil indirmediği, yalnızca sizin ve babalarınızın uydurduğu birtakım isimler (düzmece tanrılar) hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Öyleyse (başınıza geleceği) bekleyin! Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَأَنجَيْنَٰهُO'nu kurtardıkوَٱلَّذِينَve olanlarıمَعَهُۥO'nunla beraberبِرَحْمَةٍbir rahmetleمِّنَّاbizdenوَقَطَعْنَاve kestikدَابِرَkökünüٱلَّذِينَkimselerinكَذَّبُوا۟yalanlayan(ların)بِـَٔايَٰتِنَاوَمَاveكَانُوا۟olanlarınمُؤْمِنِينَinanmayacak

Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayan ve iman etmemiş olanların ise kökünü kestik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِلَىٰveثَمُودَSemud(kavmin)e deأَخَاهُمْkardeşleriصَٰلِحًاقَالَdedi kiيَٰقَوْمِEy kavmimٱعْبُدُوا۟kulluk edinٱللَّهَAllah'aمَاyokturلَكُمsizinمِّنْhiçbirإِلَٰهٍtanrınızغَيْرُهُۥقَدْelbetteجَآءَتْكُمsize geldiبَيِّنَةٌaçık delilمِّنtarafındanرَّبِّكُمْهَٰذِهِۦişte şuنَاقَةُdevesiٱللَّهِAllah'ınلَكُمْsizeءَايَةًفَذَرُوهَاbırakın onuتَأْكُلْyesin (içsin)فِىٓarzındanأَرْضِٱللَّهِوَلَاsakınتَمَسُّوهَاona dokundurmayınبِسُوٓءٍbir kötülükفَيَأْخُذَكُمْyoksa sizi yakalarعَذَابٌbir azabأَلِيمٌacıklı

Semud kavmine de kardeşleri Salih'i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka bir ilah yoktur. Gerçekten size Rabbinizden (benim peygamber olduğumu gösterecek) açık bir delil geldi. İşte size bir mucize olarak Allah'ın şu devesi.. Bırakın onu da Allah'ın mülkünde yesin, içsin. Sakın ona bir kötülük etmeyin. Yoksa sizi elem dolu bir azap yakalar."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱذْكُرُوٓا۟düşünün kiإِذْhaniجَعَلَكُمْsizi yaptıخُلَفَآءَhükümdarlarمِنۢsonraبَعْدِعَادٍAd'danوَبَوَّأَكُمْve sizi yerleştirdiفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِتَتَّخِذُونَediniyorsunuzمِنO'nun düzlüklerindeسُهُولِهَاقُصُورًاsaraylarوَتَنْحِتُونَve yontup yapıyorsunuzٱلْجِبَالَdağlarınıبُيُوتًافَٱذْكُرُوٓا۟artık hatırlayınءَالَآءَni'metleriniٱللَّهِAllah'ınوَلَاkarışıklık çıkarmayınتَعْثَوْا۟فِىyeryüzündeٱلْأَرْضِمُفْسِدِينَbozgunculuk yapıp

"Hatırlayın ki Allah Ad kavminden sonra, sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup evler yapıyorsunuz. Artık Allah'ın nimetlerini anın da yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdedilerٱلْمَلَأُileri gelenlerٱلَّذِينَonlar kiٱسْتَكْبَرُوا۟büyüklük taslıyorlarمِنkavmindenقَوْمِهِۦلِلَّذِينَkimselerٱسْتُضْعِفُوا۟zayıf görülenلِمَنْkimselere (karşı)ءَامَنَinananمِنْهُمْiçlerindenأَتَعْلَمُونَsiz biliyor musunuz?أَنَّgerçektenصَٰلِحًاSalih'inمُّرْسَلٌgönderildiğiniمِّنtarafındanرَّبِّهِۦقَالُوٓا۟dedilerإِنَّاdoğrusu bizبِمَآgönderileneأُرْسِلَبِهِۦonunlaمُؤْمِنُونَinananlarız

Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, küçük görülüp ezilen inanmışlara, "Siz, Salih'in, Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu (sahiden) biliyor musunuz?" dediler. Onlar da, "Biz şüphesiz onunla gönderilene inananlarız" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَعَقَرُوا۟derken boğazladılarٱلنَّاقَةَdişi deveyiوَعَتَوْا۟ve dışına çıktılarعَنْbuyruğundanأَمْرِرَبِّهِمْRablerininوَقَالُوا۟ve dedilerيَٰصَٰلِحُEy Salihٱئْتِنَاbize getirبِمَاşeyiتَعِدُنَآbizi tehdidettiğinإِنeğerكُنتَisenمِنَelçilerdenٱلْمُرْسَلِينَ

Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَتَوَلَّىٰöteye döndüعَنْهُمْonlardanوَقَالَve dediيَٰقَوْمِEy kavmimلَقَدْmuhakkakأَبْلَغْتُكُمْben size duyurdumرِسَالَةَmesajlarınıرَبِّىRabbiminوَنَصَحْتُve öğüt verdimلَكُمْsizeوَلَٰكِنfakatلَّاsiz sevmiyorsunuzتُحِبُّونَٱلنَّٰصِحِينَöğüt verenleri

Artık, Salih onlardan yüz çevirdi ve "Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatta bulundum. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلُوطًاve Lut'u da (gönderdik)إِذْdediقَالَلِقَوْمِهِۦٓkavmineأَتَأْتُونَsiz mi yapıyorsunuz?ٱلْفَٰحِشَةَfuhşuمَاyapmadığıسَبَقَكُمsizden önceبِهَاonuمِنْhiçأَحَدٍkimseninمِّنَdünyalardaٱلْعَٰلَمِينَ

Lut'u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: "Sizden önce alemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّكُمْmuhakkak sizلَتَأْتُونَyaklaşıyorsunuzٱلرِّجَالَerkeklereشَهْوَةًşehvetleمِّنbırakıpدُونِٱلنِّسَآءِبَلْdoğrusuأَنتُمْsizقَوْمٌbir kavimsinizمُّسْرِفُونَhaddi aşan

"Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاolmadıكَانَجَوَابَcevabıقَوْمِهِۦٓkavmininإِلَّآbaşkaأَنdemelerindenقَالُوٓا۟أَخْرِجُوهُمonları çıkarınمِّنkentinizdenقَرْيَتِكُمْإِنَّهُمْçünkü onlarأُنَاسٌinsanlarmışيَتَطَهَّرُونَfazla temizlenen

Kavminin cevabı ise sadece, "Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!.." demek oldu.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِلَىٰveمَدْيَنَMedyen'eأَخَاهُمْkardeşleriشُعَيْبًاقَالَdediيَٰقَوْمِEy kavmimٱعْبُدُوا۟kulluk edinٱللَّهَAllah'aمَاyokturلَكُمsizinمِّنْhiçإِلَٰهٍtanrınızغَيْرُهُۥقَدْdoğrusuجَآءَتْكُمsize geldiبَيِّنَةٌaçık bir delilمِّنRabbinizdenرَّبِّكُمْفَأَوْفُوا۟tam yapınٱلْكَيْلَölçüyüوَٱلْمِيزَانَve tartıyıوَلَاveتَبْخَسُوا۟eksiltmeyinٱلنَّاسَinsanlarınأَشْيَآءَهُمْeşyalarınıوَلَاbozgunculuk yapmayınتُفْسِدُوا۟فِىyeryüzündeٱلْأَرْضِبَعْدَsonraإِصْلَٰحِهَاذَٰلِكُمْböylesiخَيْرٌdaha iyidirلَّكُمْsizin içinإِنeğerكُنتُمisenizمُّؤْمِنِينَinananlar

Medyen halkına da kardeşleri Şu'ayb'ı peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Rabbinizden size açık bir delil gelmiştir. Artık ölçüyü ve tartıyı tam yapın. İnsanların mallarını eksiltmeyin. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin. İnananlar iseniz bunlar sizin için hayırlıdır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاve oturmayınتَقْعُدُوا۟بِكُلِّherصِرَٰطٍyolaتُوعِدُونَtehdit ederekوَتَصُدُّونَve engelleyerekعَنyolundanسَبِيلِٱللَّهِAllahمَنْkimseleriءَامَنَinananبِهِۦonunlaوَتَبْغُونَهَاve onun arayarakعِوَجًاوَٱذْكُرُوٓا۟ve düşününإِذْne zaman kiكُنتُمْsiz idinizقَلِيلًاazفَكَثَّرَكُمْوَٱنظُرُوا۟ve bakınكَيْفَnasılكَانَolduعَٰقِبَةُsonuٱلْمُفْسِدِينَbozguncuların

"Bir de, tehdit ederek Allah'ın yolundan O'na iman edenleri çevirmek, Allah'ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın. Hatırlayın ki, siz az (ve güçsüz) idiniz de O sizi çoğalttı. Bakın, bozguncuların sonu nasıl oldu!?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِنve eğerكَانَiseطَآئِفَةٌbir kısmıمِّنكُمْiçinizdenءَامَنُوا۟inanmışبِٱلَّذِىٓkişiyeأُرْسِلْتُbenimle gönderilenبِهِۦonaوَطَآئِفَةٌve bir kısmı daلَّمْinanmamış iseيُؤْمِنُوا۟فَٱصْبِرُوا۟sabredinحَتَّىٰkadarيَحْكُمَhükmedinceyeٱللَّهُAllahبَيْنَنَاوَهُوَve Oخَيْرُen iyisidirٱلْحَٰكِمِينَhükmedenlerin

"Eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilen gerçeğe inanmış, bir kısmı da inanmamışsa, artık Allah aramızda hükmünü verinceye kadar sabredin. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَٱلْمَلَأُileri gelenlerٱلَّذِينَkimselerٱسْتَكْبَرُوا۟büyüklük taslayanمِنkavmindenقَوْمِهِۦلَنُخْرِجَنَّكَmutlaka seni çıkarırızيَٰشُعَيْبُEy Şu'aybوَٱلَّذِينَve kimseleriءَامَنُوا۟inanan(ları)مَعَكَseninle beraberمِنkentimizdenقَرْيَتِنَآأَوْya daلَتَعُودُنَّdönersinizفِىdinimizeمِلَّتِنَاقَالَdedi kiأَوَلَوْbile mi?كُنَّاbizكَٰرِهِينَistemezsek

Şu'ayb'ın kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dediler ki: "Ey Şu'ayb! Andolsun, ya kesinlikle bizim dinimize dönersiniz ya da mutlaka seni ve seninle birlikte inananları memleketimizden çıkarırız." Şu'ayb, "İstemesek de mi?" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَدِmuhakkakٱفْتَرَيْنَاatmış oluruzعَلَىüzerineٱللَّهِAllah'ınكَذِبًاyalanإِنْeğerعُدْنَاtekrar ona dönersekفِىsizin dininizeمِلَّتِكُمبَعْدَsonraإِذْne zaman kiنَجَّىٰنَاbizi kurtardıٱللَّهُAllahمِنْهَاوَمَاdeğildirيَكُونُmümkünلَنَآbizim içinأَنdönmemizنَّعُودَفِيهَآonaإِلَّآdışındaأَنdilemesiيَشَآءَٱللَّهُAllahرَبُّنَاوَسِعَkuşatmıştırرَبُّنَاRabbimizكُلَّherشَىْءٍşeyiعِلْمًاعَلَىAllah'aٱللَّهِتَوَكَّلْنَارَبَّنَاRabbimizٱفْتَحْaç(ığa çıkar)بَيْنَنَاaramızıوَبَيْنَve arasınıقَوْمِنَاkavmimizinبِٱلْحَقِّgerçekleوَأَنتَmuhakkak ki senخَيْرُen iyisisinٱلْفَٰتِحِينَaç(ığa çıkar)anlanın

"Allah, bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah'a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah'ın dilemesi olmadıkça, sizin dininize dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimiz her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. Biz yalnız Allah'a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gerçekle hükmet. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَve dediler kiٱلْمَلَأُileri gelenlerٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkar edenمِنkavmindenقَوْمِهِۦلَئِنِeğerٱتَّبَعْتُمْuyarsanızشُعَيْبًاŞu'ayb'eإِنَّكُمْmuhakkak sizإِذًاziyana uğrarsınızلَّخَٰسِرُونَ

Şu'ayb'ın kavminden inkar eden ileri gelenler dediler ki: "(Ey ahali!) Andolsun ki eğer Şu'ayb'a uyarsanız, o takdirde mutlaka siz zarar edenler olursunuz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلَّذِينَkimselerكَذَّبُوا۟yalanlayanشُعَيْبًاŞu'ayb'iكَأَنsanki gibi oldularلَّمْhiç oturmamışيَغْنَوْا۟فِيهَاٱلَّذِينَkimselerكَذَّبُوا۟yalanlayanشُعَيْبًاŞu'ayb'iكَانُوا۟oldularهُمُonlarٱلْخَٰسِرِينَziyana uğrayanlar

Şu'ayb'ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamışlardı. Şu'ayb'ı yalanlayanlar var ya, asıl ziyana uğrayanlar onlar oldu.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَتَوَلَّىٰöteye döndüعَنْهُمْonlardanوَقَالَve dediيَٰقَوْمِEy kavmimلَقَدْandolsunأَبْلَغْتُكُمْben size duyurdumرِسَٰلَٰتِmesajlarınıرَبِّىRabbiminوَنَصَحْتُve öğüt verdimلَكُمْفَكَيْفَartık nasılءَاسَىٰacırımعَلَىٰbir kavmeقَوْمٍكَٰفِرِينَkafir

(Şu'ayb) onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: "Ey kavmim! Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini ulaştırdım. Size nasihat de ettim. Şimdi ben, inkarcı bir topluluğa nasıl üzülürüm?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَآveأَرْسَلْنَاgöndermedikفِىbir ülkeyeقَرْيَةٍمِّنhiçbirنَّبِىٍّpeygamberإِلَّآsık(ma)dığımızأَخَذْنَآأَهْلَهَاhalkınıبِٱلْبَأْسَآءِyoksullukوَٱلضَّرَّآءِve darlıklaلَعَلَّهُمْdiyeيَضَّرَّعُونَyalvarıp yakarsınlar

Biz hiçbir memlekete bir peygamber göndermedik ki (karşı çıkmaktan vazgeçip) yalvarıp yakarsınlar diye ora halkını yoksulluk ve sıkıntıya uğratmış olmayalım.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ثُمَّsonraبَدَّلْنَاdeğiştirip getirdikمَكَانَyerineٱلسَّيِّئَةِkötülüğüٱلْحَسَنَةَiyilikحَتَّىٰta kiعَفَوا۟çoğaldılarوَّقَالُوا۟ve dedilerقَدْmuhakkakمَسَّdokunmuştuءَابَآءَنَاatalarımızaٱلضَّرَّآءُdarlıkوَٱلسَّرَّآءُve sevinçفَأَخَذْنَٰهُمbiz de onları yakaladıkبَغْتَةًansızınوَهُمْve onlarلَاdeğillerdiيَشْعُرُونَfarkında

Sonra kötülüğün (sıkıntı ve darlığın) yerine iyiliği (bolluk ve genişliği) getirdik. Nihayet çoğaldılar ve (nankörlük edip): "Atalarımız da darlığa uğramış ve bolluğa kavuşmuşlardı" dediler. Biz de, farkında değillerken onları ansızın yakaladık.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَوْve şayetأَنَّelbetteأَهْلَhalkıٱلْقُرَىٰٓ(O) ülkelerinءَامَنُوا۟inansalardıوَٱتَّقَوْا۟ve korunsalardıلَفَتَحْنَاaçardıkعَلَيْهِمüzerlerineبَرَكَٰتٍbolluklarمِّنَgöktenٱلسَّمَآءِوَٱلْأَرْضِve yer(den)وَلَٰكِنfakatكَذَّبُوا۟yalanladılarفَأَخَذْنَٰهُمbiz de onları yakaladıkبِمَاşeylerleكَانُوا۟olduklarıيَكْسِبُونَkazanıyor

Eğer, o memleketlerin halkları iman etseler ve Allah'a karşı gelmekten sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereketler(in kapılarını) açardık. Fakat onlar yalanladılar, biz de kendilerini işledikleri günahlarından dolayı yakalayıverdik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَفَأَمِنَemin midirler?أَهْلُhalkıٱلْقُرَىٰٓ(o) ülkelerinأَنkendilerine gelmeyeceğindenيَأْتِيَهُمبَأْسُنَاazabımızınبَيَٰتًاgeceleyinوَهُمْve onlarنَآئِمُونَuyurlarken

Memleketlerin halkları geceleyin uyurken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَوَأَمِنَYa da emin midirler?أَهْلُhalkıٱلْقُرَىٰٓ(o) ülkelerinأَنonlara gelmeyeceğindenيَأْتِيَهُمبَأْسُنَاazabımızınضُحًىkuşluk vaktiوَهُمْve onlarيَلْعَبُونَeğlenirlerken

Ya da o memleketlerin halkları kuşluk vakti gülüp oynarken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَفَأَمِنُوا۟emin mi oldular?مَكْرَtuzağındanٱللَّهِفَلَاolamazيَأْمَنُeminمَكْرَtuzağındanٱللَّهِAllah'ınإِلَّاbaşkasıٱلْقَوْمُtopluluktanٱلْخَٰسِرُونَziyana uğrayan

Yoksa Allah'ın tuzağından emin mi oldular? Ziyana uğrayan kavimden başkası Allah'ın tuzağından emin olamaz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَوَلَمْyola getirmedi mi?يَهْدِلِلَّذِينَkimseleriيَرِثُونَvaris olanlarıٱلْأَرْضَşu toprağaمِنۢsonraبَعْدِأَهْلِهَآsahiplerindenأَنeğerلَّوْنَشَآءُbiz dilesekأَصَبْنَٰهُمkendilerini de cezalandırırızبِذُنُوبِهِمْوَنَطْبَعُve mühürlerizعَلَىٰüzeriniقُلُوبِهِمْkalblerininفَهُمْartık onlarلَاhiç işitmezlerيَسْمَعُونَ

Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki, biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden cezalandırırdık. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar hakkı işitmezler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
تِلْكَişte oٱلْقُرَىٰülkelerنَقُصُّanlatıyoruzعَلَيْكَsanaمِنْonların haberlerindenأَنۢبَآئِهَاوَلَقَدْve andolsunجَآءَتْهُمْonlara getirmişlerdiرُسُلُهُمelçileriبِٱلْبَيِّنَٰتِaçık delillerفَمَاfakat hayırكَانُوا۟onlarلِيُؤْمِنُوا۟inanmadılarبِمَاötürüكَذَّبُوا۟yalanladıklarındanمِنöncedenقَبْلُكَذَٰلِكَişte böyleيَطْبَعُmühürlerٱللَّهُAllahعَلَىٰüzeriniقُلُوبِkalbleriٱلْكَٰفِرِينَkafirlerin

İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi. Allah, kafirlerin kalplerini işte böyle mühürler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاveوَجَدْنَاbulmadıkلِأَكْثَرِهِمonların çoklarındaمِّنْhiçعَهْدٍوَإِنve fakatوَجَدْنَآbuldukأَكْثَرَهُمْonların çoklarınıلَفَٰسِقِينَyoldan çıkmış

Biz onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulmadık. Ama gerçekten onların çoklarını yoldan çıkmış kimseler bulduk.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ثُمَّsonraبَعَثْنَاgönderdikمِنۢardlarındanبَعْدِهِممُّوسَىٰMusa'yıبِـَٔايَٰتِنَآayetlerimizleإِلَىٰFir'avn'aفِرْعَوْنَوَمَلَإِي۟هِۦve onun ileri gelenlerineفَظَلَمُوا۟haksızlık ettilerبِهَافَٱنظُرْfakat bakكَيْفَnasılكَانَolduعَٰقِبَةُsonuٱلْمُفْسِدِينَbozguncuların

Sonra onların ardından Musa'yı, apaçık mucizelerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber olarak gönderdik de onları (mucizeleri) inkar ettiler. Bak, bozguncuların sonu nasıl oldu.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
حَقِيقٌborçturعَلَىٰٓbenim üzerimeأَنkiلَّآaslaأَقُولَsöylemememعَلَىkarşıٱللَّهِAllah'aإِلَّاbaşkasınıٱلْحَقَّقَدْandolsunجِئْتُكُمsize getirdimبِبَيِّنَةٍaçık bir delilمِّنRabbinizdenرَّبِّكُمْفَأَرْسِلْartık gönderمَعِىَbenimleبَنِىٓoğullarınıإِسْرَٰٓءِيلَİsrail

Bana, Allah'a karşı sadece gerçeği söylemem yaraşır. Ben size Rabbinizden açık bir delil (mucize) getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle gönder.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَ(Fir'avn) dediإِنeğerكُنتَisenجِئْتَgetirmişبِـَٔايَةٍbir ayetفَأْتِgetir bakalımبِهَآonuإِنşayetكُنتَisenمِنَdoğru söyleyenlerdenٱلصَّٰدِقِينَ

Firavun, "Eğer açık bir delil getirdiysen haydi göster onu bakalım, şayet doğru söyleyenlerden isen" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَجَآءَve geldiٱلسَّحَرَةُbüyücülerفِرْعَوْنَFir'avn'aقَالُوٓا۟dedilerإِنَّelbetteلَنَاbizeلَأَجْرًاbir mükafat var (değil mi?)إِنeğerكُنَّاolursakنَحْنُbizٱلْغَٰلِبِينَüstün gelen

Sihirbazlar Firavun'a geldiler. "Galip gelenler biz olursak mutlaka bize bir mükafat vardır, değil mi?" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdediأَلْقُوا۟فَلَمَّآne zaman kiأَلْقَوْا۟atıncaسَحَرُوٓا۟büyüledilerأَعْيُنَgözleriniٱلنَّاسِinsanlarınوَٱسْتَرْهَبُوهُمْve onları ürküttülerوَجَآءُوve getirdilerبِسِحْرٍbir büyüعَظِيمٍbüyük

(Musa), "Siz atın" dedi. Bunun üzerine onlar (ellerindekini) atınca insanların gözlerini büyülediler ve onlara korku saldılar. Büyük bir sihir yaptılar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَوْحَيْنَآإِلَىٰMusa'yaمُوسَىٰٓأَنْdiyeأَلْقِatعَصَاكَفَإِذَا(bir de baktılar ki)هِىَoتَلْقَفُyakalayıp yutuyorمَاşeyleriيَأْفِكُونَonların uydurdukları

Biz de Musa'ya, "Elindeki değneğini at" diye vahyettik. Bir de ne görsünler o, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdediفِرْعَوْنُFir'avnءَامَنتُمinandınız mı?بِهِۦonaقَبْلَönceأَنْben izin vermedenءَاذَنَلَكُمْإِنَّmuhakkak kiهَٰذَاbuلَمَكْرٌbir tuzaktırمَّكَرْتُمُوهُkurduğunuzفِىşehirdeٱلْمَدِينَةِلِتُخْرِجُوا۟çıkarmak içinمِنْهَآoradanأَهْلَهَافَسَوْفَama yakındaتَعْلَمُونَbileceksiniz

Firavun, "Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha!" dedi. "Şüphesiz bu halkını oradan çıkarmak için şehirde kurduğunuz bir tuzaktır. Göreceksiniz!"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَأُقَطِّعَنَّelbette keseceğimأَيْدِيَكُمْelleriniziوَأَرْجُلَكُمve ayaklarınızıمِّنْçaprazlamaخِلَٰفٍثُمَّsonraلَأُصَلِّبَنَّكُمْasacağımأَجْمَعِينَhepinizi

"Mutlaka sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da (ibret olsun diye) sizin tümünüzü elbette asacağım."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاveتَنقِمُöc almıyorsunمِنَّآbizdenإِلَّآdışındaأَنْinanmamızءَامَنَّابِـَٔايَٰتِayetlerineرَبِّنَاRabbimizinلَمَّاzamanجَآءَتْنَارَبَّنَآRabbimizأَفْرِغْboşaltعَلَيْنَاüzerimizeصَبْرًاsabırوَتَوَفَّنَاve bizi öldürمُسْلِمِينَmüslümanlar olarak

"Sen sırf, Rabbimizin ayetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bize hınç duyuyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim canımızı al."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَdedi kiٱلْمَلَأُileri gelen bir toplulukمِنkavmindenقَوْمِفِرْعَوْنَFir'avnأَتَذَرُbırakacak mısın?مُوسَىٰMusa'yıوَقَوْمَهُۥve kavminiلِيُفْسِدُوا۟bozgunculuk yapsınlar diyeفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِوَيَذَرَكَve seni terk edipوَءَالِهَتَكَقَالَdediسَنُقَتِّلُbiz öldüreceğizأَبْنَآءَهُمْonların oğullarınıوَنَسْتَحْىِۦve sağ bırakacağızنِسَآءَهُمْkadınlarınıوَإِنَّاve biz daimaفَوْقَهُمْonların üstündeقَٰهِرُونَeziciler olacağız

Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: "Sen (sihirbazları cezalandıracaksın da) Musa'yı ve kavmini, bu ülkede fesat çıkarsınlar, seni ve ilahlarını terk etsinler diye bırakacak mısın?" Firavun, "Biz onların oğullarını öldüreceğiz, kadınlarını sağ bırakacağız. Biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz?" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdediمُوسَىٰMusaلِقَوْمِهِkavmineٱسْتَعِينُوا۟yardım isteyinبِٱللَّهِAllah'tanوَٱصْبِرُوٓا۟إِنَّşüphesizٱلْأَرْضَyeryüzüلِلَّهِAllah'ındırيُورِثُهَاonu verirمَنkimseyeيَشَآءُdilediğiمِنْkullarındanعِبَادِهِۦوَٱلْعَٰقِبَةُve sonuçلِلْمُتَّقِينَkorunanlarındır

Musa, kavmine, "Allah'tan yardım isteyin ve sabredin. Şüphesiz yeryüzü Allah'ındır. Ona, kullarından dilediğini mirasçı kılar. Sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوٓا۟dedilerأُوذِينَاbize işkence edildiمِنöncedenقَبْلِأَنsen bize gelmezdenتَأْتِيَنَاوَمِنۢveبَعْدِsonradanمَاsen bize geldiktenجِئْتَنَاقَالَdediعَسَىٰumulur kiرَبُّكُمْRabbinizأَنyok ederيُهْلِكَعَدُوَّكُمْdüşmanınızıوَيَسْتَخْلِفَكُمْve sizi hakim kılarفِىyeryüzüneٱلْأَرْضِفَيَنظُرَböylece bakarكَيْفَnasılتَعْمَلُونَhareket edeceğinize

Dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de bize işkence edildi, geldikten sonra da." Musa, "Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizi bu yerde (Mısır'da) egemen kılıp, nasıl davranacağınıza bakacaktır" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْve andolsunأَخَذْنَآbiz tuttukءَالَailesiniفِرْعَوْنَFir'avnبِٱلسِّنِينَyıllarcaوَنَقْصٍve darlığıylaمِّنَürünlerinٱلثَّمَرَٰتِلَعَلَّهُمْbelki (diye)يَذَّكَّرُونَöğüt alırlar

Andolsun biz, Firavun ailesini, öğüt alsınlar diye yıllarca süren kıtlık ve ürün eksikliği ile cezalandırdık.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَإِذَاzamanجَآءَتْهُمُonlara geldiğiٱلْحَسَنَةُbir iyilikقَالُوا۟derlerلَنَاbizimdirهَٰذِهِۦوَإِنeğerتُصِبْهُمْkendilerine ulaşırsaسَيِّئَةٌbir kötülükيَطَّيَّرُوا۟uğursuz sayarlardıبِمُوسَىٰMusaوَمَنkimseleriمَّعَهُۥٓأَلَآiyi bilinkiإِنَّمَاancakطَٰٓئِرُهُمْonların uğursuzluğuعِندَkatındadırٱللَّهِAllahوَلَٰكِنَّfakatأَكْثَرَهُمْçoklarıلَاbilmezlerيَعْلَمُونَ

Fakat onlara iyilik geldiği zaman, "Bu bizimdir, (biz çalışıp kazandık)" derler. Eğer başlarına bir kötülük gelirse, Musa ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. İyi bilin ki, onların uğursuzluk sebebi ancak Allah katında (yazılı)dır. Fakat çokları bilmezler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالُوا۟ve dediler kiمَهْمَاne kadarتَأْتِنَاgetirsen de bizeبِهِۦbirمِنْءَايَةٍmu'cizeلِّتَسْحَرَنَاbizi büyülemek içinبِهَاonunla;فَمَاdeğilizنَحْنُbizلَكَsanaبِمُؤْمِنِينَinanacak

Dediler ki: "Bizi büyülemek için her ne getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَأَرْسَلْنَاbiz de gönderdikعَلَيْهِمُonların üzerineٱلطُّوفَانَtufanوَٱلْجَرَادَve çekirgeوَٱلْقُمَّلَve kımıl (haşerat)وَٱلضَّفَادِعَve kurbağalarوَٱلدَّمَve Kanءَايَٰتٍmu'cizeler olarakمُّفَصَّلَٰتٍayrı ayrıفَٱسْتَكْبَرُوا۟ama yine büyüklük tasladılarوَكَانُوا۟ve oldularقَوْمًاbir toplulukمُّجْرِمِينَsuçlu

Biz de, her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan, çekirge, ürün güvesi (haşarat), kurbağalar ve kan gönderdik. (Hiçbirinden ders almadılar.) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَمَّاne zaman kiوَقَعَçökünceعَلَيْهِمُüzerlerineٱلرِّجْزُazabقَالُوا۟dedilerيَٰمُوسَىEy Musaٱدْعُdu'a etلَنَاbizim içinرَبَّكَRabbineبِمَاüzerineعَهِدَverdiği sözعِندَكَلَئِنeğerكَشَفْتَkaldırırsanعَنَّاbizdenٱلرِّجْزَazabıلَنُؤْمِنَنَّmuhakkak inanacağızلَكَsanaوَلَنُرْسِلَنَّve mutlaka göndereceğizمَعَكَseninle beraberبَنِىٓoğullarınıإِسْرَٰٓءِيلَİsrail

Üzerlerine azap çökünce, "Ey Musa! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle birlikte elbette göndereceğiz" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّاne zamanكَشَفْنَاbiz kaldırsakعَنْهُمُonlardanٱلرِّجْزَazabıإِلَىٰٓkadarأَجَلٍbir süreyeهُمonlarبَٰلِغُوهُgeçirecekleriإِذَاhemenهُمْonlarيَنكُثُونَyeminlerini bozarlar

Fakat erişecekleri bir süreye kadar biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen yeminlerini bozarlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَٱنتَقَمْنَاbiz de öc aldıkمِنْهُمْonlardanفَأَغْرَقْنَٰهُمْonları boğdukفِىyemm(su)daٱلْيَمِّبِأَنَّهُمْçünkü onlarكَذَّبُوا۟yalanlamışlardıبِـَٔايَٰتِنَاayetlerimiziوَكَانُوا۟ve olmuşlardıعَنْهَاonlarıغَٰفِلِينَumursamaz

Bu yüzden onlardan intikam aldık. Ayetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde boğduk.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَوْرَثْنَاve mirasçı kıldıkٱلْقَوْمَmilletiٱلَّذِينَolanكَانُوا۟يُسْتَضْعَفُونَhor görülüp ezilmekteمَشَٰرِقَdoğularınaٱلْأَرْضِyerinوَمَغَٰرِبَهَاve batılarınaٱلَّتِىöyle kiبَٰرَكْنَاbereketlendirdikفِيهَاوَتَمَّتْve tam yerine geldiكَلِمَتُ(verdiği) sözüرَبِّكَRabbininٱلْحُسْنَىٰgüzelعَلَىٰüzerineبَنِىٓoğullarıإِسْرَٰٓءِيلَİsrailبِمَاyüzündenصَبَرُوا۟وَدَمَّرْنَاve yıktıkمَاşeyleriكَانَyapageldiğiيَصْنَعُفِرْعَوْنُFir'avn'ınوَقَوْمُهُۥve kavmininوَمَاveكَانُوا۟olduklarıيَعْرِشُونَyükselttiyor (sarayları)

Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti. Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini yerle bir ettik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَجَٰوَزْنَاve geçirdikبِبَنِىٓoğullarınıإِسْرَٰٓءِيلَİsrailٱلْبَحْرَdenizdenفَأَتَوْا۟rastladılarعَلَىٰüzerineقَوْمٍbir kavimيَعْكُفُونَtapanعَلَىٰٓputlaraأَصْنَامٍلَّهُمْقَالُوا۟dedilerيَٰمُوسَىEy Musaٱجْعَلyapلَّنَآbize deإِلَٰهًاbir tanrıكَمَاgibiلَهُمْbunlarınءَالِهَةٌقَالَdediإِنَّكُمْsiz gerçektenقَوْمٌbir toplumsunuzتَجْهَلُونَcahil

İsrailoğullarını denizden geçirdik. Derken, kendilerine ait putlara tapan bir kavme rastladılar. İsrailoğulları, "Ey Musa! Onların kendilerine ait ilahları (putları) olduğu gibi sen de bize ait bir ilah yapsana" dediler. Musa şöyle dedi: "Şüphesiz siz cahillik eden bir kavimsiniz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizهَٰٓؤُلَآءِşunlarınمُتَبَّرٌyıkılmıştırمَّاbulundukları (din)هُمْonlarınفِيهِiçindeوَبَٰطِلٌve boşa çıkmıştırمَّاşeylerكَانُوا۟olduklarıيَعْمَلُونَyapıyor(lar)

Şüphesiz bunların (din diye) içinde bulundukları şey yok olmaya mahkumdur. Yapmakta olduklarının hepsi batıldır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْve haniأَنجَيْنَٰكُمbiz sizi kurtarmıştıkمِّنْailesindenءَالِفِرْعَوْنَFir'avnيَسُومُونَكُمْonlar size yapıyorlardıسُوٓءَen kötüsünüٱلْعَذَابِيُقَتِّلُونَöldürüyorlardıأَبْنَآءَكُمْoğullarınızıوَيَسْتَحْيُونَve sağ bırakıyorlardıنِسَآءَكُمْوَفِىve vardıذَٰلِكُمbunda sizeبَلَآءٌbir imtihanمِّنtarafındanرَّبِّكُمْRabbinizعَظِيمٌbüyük bir

Hani sizi Firavun ailesinden kurtarmıştık. Onlar size en kötü işkenceyi uyguluyorlardı. Oğullarınızı öldürüyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَوَٰعَدْنَامُوسَىٰMusa ileثَلَٰثِينَotuzلَيْلَةًgeceوَأَتْمَمْنَٰهَاve buna kattıkبِعَشْرٍon (gece daha)فَتَمَّböylece tamamlandıمِيقَٰتُtayin ettiği vakitرَبِّهِۦٓRabbininأَرْبَعِينَkırkلَيْلَةًوَقَالَdedi kiمُوسَىٰMusaلِأَخِيهِkardeşiهَٰرُونَHarun'aٱخْلُفْنِىbenim yerime geçفِىiçindeقَوْمِىkavmimوَأَصْلِحْve ıslah etوَلَاveتَتَّبِعْuymaسَبِيلَyolunaٱلْمُفْسِدِينَbozguncuların

Musa'ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a, "Kavmim arasında benim yerime geç ve yapıcı ol. Sakın bozguncuların yoluna uyma" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَمَّاne zaman kiجَآءَgelip deمُوسَىٰMusaلِمِيقَٰتِنَاtayin ettiğimiz vakitteوَكَلَّمَهُۥve ona konuşuncaرَبُّهُۥRabbiقَالَdediرَبِّRabbimأَرِنِىٓbana görünأَنظُرْbakayımإِلَيْكَقَالَdedi kiلَنsen beni göremezsinتَرَىٰنِىوَلَٰكِنِfakatٱنظُرْbakإِلَىdağaٱلْجَبَلِفَإِنِeğerٱسْتَقَرَّdurursaمَكَانَهُۥyerindeفَسَوْفَo zamanتَرَىٰنِىفَلَمَّاne zaman kiتَجَلَّىٰgörününceرَبُّهُۥRabbiلِلْجَبَلِdağaجَعَلَهُۥonu ettiدَكًّاdarmadağınوَخَرَّve bayılarakمُوسَىٰMusaصَعِقًافَلَمَّآne zaman kiأَفَاقَayılıncaقَالَdediسُبْحَٰنَكَSen yücesinتُبْتُtevbe ettimإِلَيْكَsanaوَأَنَا۠ve benأَوَّلُilkiyimٱلْمُؤْمِنِينَinananların

Musa, belirlediğimiz yere (Tur'a) gelip Rabbi de ona konuşunca, "Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım" dedi. Allah da, "Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Fakat (şu) dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin." dedi. Rabbi, dağa tecelli edince onu darmadağın ediverdi. Musa da baygın düştü. Ayılınca, "Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah'ım! Sana tövbe ettim. Ben inananların ilkiyim" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdedi kiيَٰمُوسَىٰٓEy Musaإِنِّىşüphesiz benٱصْطَفَيْتُكَseni seçtimعَلَىüzeineٱلنَّاسِinsanlarبِرِسَٰلَٰتِىmesajlarımlaوَبِكَلَٰمِىve konuşmamlaفَخُذْalمَآşeyiءَاتَيْتُكَsana verdiğimوَكُنve olمِّنَşükredenlerdenٱلشَّٰكِرِينَ

(Allah) "Ey Musa! Vahiylerim ve konuşmamla seni insanlar üzerine seçkin kıldım. Öyleyse sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَكَتَبْنَاve yazdıkلَهُۥO'nun (Musa) içinفِىlevhalaraٱلْأَلْوَاحِمِنne varsaكُلِّherشَىْءٍşeyiمَّوْعِظَةًöğüte dairوَتَفْصِيلًاve açıklamasına dairلِّكُلِّherشَىْءٍşeyinفَخُذْهَاbunları tutبِقُوَّةٍkuvvetleوَأْمُرْve emretقَوْمَكَkavmineيَأْخُذُوا۟tutsunlarبِأَحْسَنِهَاسَأُو۟رِيكُمْsize göstereceğimدَارَyurdunuٱلْفَٰسِقِينَyoldan çıkmışların

Musa için, Tevrat levhalarında her şeye dair bir öğüt ve her şeyin bir açıklamasını yazdık ve ona şöyle dedik: "Şimdi onları kuvvetle tut, kavmine de emret. Onları en güzeliyle alsınlar (uygulasınlar). Yakında size fasıkların yurdunu göstereceğim."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
سَأَصْرِفُuzaklaştıracağımعَنْayetlerimdenءَايَٰتِىَٱلَّذِينَkimseleriيَتَكَبَّرُونَbüyüklenenleriفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِبِغَيْرِolmaksızınٱلْحَقِّhakوَإِنve eğerيَرَوْا۟onlar görselerكُلَّherءَايَةٍayetiلَّاyine inanmazlarيُؤْمِنُوا۟بِهَاonaوَإِنve eğerيَرَوْا۟görselerسَبِيلَyoluٱلرُّشْدِdoğruلَاonu edinmezlerيَتَّخِذُوهُسَبِيلًاyolوَإِنama eğerيَرَوْا۟görselerسَبِيلَyolunuٱلْغَىِّazgınlıkيَتَّخِذُوهُonu edinirlerسَبِيلًاذَٰلِكَöyleبِأَنَّهُمْçünkü onlarكَذَّبُوا۟yalanladılarبِـَٔايَٰتِنَاayetlerimiziوَكَانُوا۟ve oldularعَنْهَاonlarıغَٰفِلِينَumursamaz

Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden uzaklaştıracağım. (Onlar) her ayeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. Ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen) yol edinirler. Bu, onların, ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلَّذِينَve kimselerinكَذَّبُوا۟yalanlayanlarınبِـَٔايَٰتِنَاayetlerimiziوَلِقَآءِve kavuşmayıٱلْءَاخِرَةِحَبِطَتْboşa çıkmıştırأَعْمَٰلُهُمْهَلْonlar ceza mı görüyorlar?يُجْزَوْنَإِلَّاdışındaمَاşeyler ileكَانُوا۟olduklarıيَعْمَلُونَyapıyor

Ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanların amelleri boşa çıkmıştır. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını çekerler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱتَّخَذَve benimsedilerقَوْمُkavmiمُوسَىٰMusa'nınمِنۢkendisinden sonraبَعْدِهِۦمِنْzinetlerinden yapılmışحُلِيِّهِمْعِجْلًاbir buzağıجَسَدًاheykeliniلَّهُۥvardı onunخُوَارٌأَلَمْgörmediler mi kiيَرَوْا۟أَنَّهُۥoلَاne kendilerine söz söylüyorيُكَلِّمُهُمْوَلَاne de onlara gösteriyorيَهْدِيهِمْسَبِيلًاٱتَّخَذُوهُonu benimsedilerوَكَانُوا۟ve oldularظَٰلِمِينَzalimler(den)

Musa'nın kavmi onun (Tur'a gitmesinin) ardından, ziynet eşyalarından, böğürmesi olan bir buzağı heykeli (yaparak ilah) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara hiçbir yol göstermediğini görmediler mi? (Böyle iken) onu (ilah) edindiler de zalim kimseler oldular.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَمَّاne zaman kiسُقِطَdüşürüldüفِىٓarasınaأَيْدِيهِمْ(başları) ellerininوَرَأَوْا۟ve gör(üp anla)dılarأَنَّهُمْkendilerininقَدْgerçektenضَلُّوا۟sapmış olduklarınıقَالُوا۟dediler kiلَئِنeğerلَّمْbize acımazsaيَرْحَمْنَارَبُّنَاRabbimizوَيَغْفِرْve bağışlamazsaلَنَاbiziلَنَكُونَنَّelbette oluruzمِنَziyana uğrayanlardanٱلْخَٰسِرِينَ

İsrailoğulları (yaptıklarına) pişman olup, gerçekten sapmış olduklarını görünce, "Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, mutlaka ziyana uğrayanlardan oluruz" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَمَّاzamanرَجَعَdöndü(ğü)مُوسَىٰٓMusaإِلَىٰkavmineقَوْمِهِۦغَضْبَٰنَkızgınأَسِفًاve üzgün bir haldeقَالَdediبِئْسَمَاne kötü işler yaptınız?خَلَفْتُمُونِىarkamdanمِنۢbenden sonraبَعْدِىٓأَعَجِلْتُمْacele mi ettiniz?أَمْرَemrini (beklemeyip)رَبِّكُمْوَأَلْقَىve yere attıٱلْأَلْوَاحَlevhalarıوَأَخَذَve tuttuبِرَأْسِbaşınıأَخِيهِkardeşininيَجُرُّهُۥٓçekmeye başladıإِلَيْهِقَالَ(Kardeşi) dediٱبْنَoğluأُمَّanamınإِنَّgerçektenٱلْقَوْمَbu insanlarٱسْتَضْعَفُونِىbeni hırpaladılarوَكَادُوا۟ve az dahaيَقْتُلُونَنِىbeni öldürüyorlardıفَلَاgüldürmeتُشْمِتْبِىَüstümeٱلْأَعْدَآءَdüşmanlarıوَلَاaslaتَجْعَلْنِىbeni tutmaمَعَberaberٱلْقَوْمِbu kavimleٱلظَّٰلِمِينَzalim

Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi. (Öfkesinden) levhaları attı ve kardeşinin saçından tuttu, onu kendine doğru çekmeye başladı. (Kardeşi) "Ey anam oğlu" dedi, "Kavim beni güçsüz buldu. Az kalsın beni öldürüyorlardı. Sen de bana böyle davranarak düşmanları sevindirme. Beni o zalimler topluluğu ile bir tutma."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَ(Musa) dediرَبِّRabbimٱغْفِرْbağışlaلِىbeniوَلِأَخِىve kardeşimiوَأَدْخِلْنَاve bizi sokفِىiçineرَحْمَتِكَوَأَنتَve sensinأَرْحَمُen merhametlisiٱلرَّٰحِمِينَmerhametlilerin

(Musa), "Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla. Bizi kendi rahmetine sok. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّmuhakkakٱلَّذِينَkimselereٱتَّخَذُوا۟(tanrı diye) benimseyenlereٱلْعِجْلَbuzağıyıسَيَنَالُهُمْerişecektirغَضَبٌbir öfkeمِّنRablerindenرَّبِّهِمْوَذِلَّةٌve bir alçaklıkفِىhayatındaٱلْحَيَوٰةِٱلدُّنْيَاوَكَذَٰلِكَişte biz böyleنَجْزِىcezalandırırızٱلْمُفْتَرِينَiftiracıları

Buzağıyı ilah edinenlere mutlaka (ahirette) Rablerinden bir gazab, dünya hayatında ise bir zillet erişecektir. İşte biz iftiracıları böyle cezalandırırız.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلَّذِينَonlar kiعَمِلُوا۟yaptıktanٱلسَّيِّـَٔاتِkötülüklerثُمَّsonraتَابُوا۟tevbe ettilerمِنۢardındanبَعْدِهَاوَءَامَنُوٓا۟ve iman ettilerإِنَّmuhakkak kiرَبَّكَRabbinمِنۢondan sonraبَعْدِهَالَغَفُورٌelbette bağışlayandırرَّحِيمٌesirgeyendir

Kötülükleri işleyip de sonra ardından tövbe edenler ile iman(larında sebat) edenlere gelince şüphe yok ki, Rabbin ondan (tövbeden) sonra elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَمَّاve ne zaman kiسَكَتَdininceعَنMusa'nınمُّوسَىٱلْغَضَبُöfkesiأَخَذَaldıٱلْأَلْوَاحَوَفِىve vardıنُسْخَتِهَاonlardaki yazıdaهُدًىyol göstermeوَرَحْمَةٌve rahmetلِّلَّذِينَiçinهُمْonlarلِرَبِّهِمْRablerindenيَرْهَبُونَkorkanlar

Musa'nın öfkesi dinince (attığı) levhaları aldı. Onların yazısında Rableri için korku duyanlara bir hidayet ve bir rahmet vardı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱخْتَارَve seçtiمُوسَىٰMusaقَوْمَهُۥkavmindenسَبْعِينَyetmişرَجُلًاadamلِّمِيقَٰتِنَافَلَمَّآne zaman kiأَخَذَتْهُمُonları yakalayıncaٱلرَّجْفَةُsarsıntıقَالَ(Musa) dedi kiرَبِّRabbimلَوْşayetشِئْتَdileseydinأَهْلَكْتَهُمbunları da helak ederdinمِّنdaha önceقَبْلُوَإِيَّٰىَأَتُهْلِكُنَاbizi helak mı edeceksin?بِمَاötürüفَعَلَyaptıklarındanٱلسُّفَهَآءُbazı beyinsizlerinمِنَّآإِنْbu (iş)هِىَإِلَّاbaşka bir şey değildirفِتْنَتُكَsenin imtihanındanتُضِلُّşaşırtırsınبِهَاonunlaمَنdilediğiniتَشَآءُوَتَهْدِىve yol gösterirsinمَنdilediğineتَشَآءُأَنتَsenوَلِيُّنَاbizim velimizsinفَٱغْفِرْbağışlaلَنَاbiziوَٱرْحَمْنَاوَأَنتَve senخَيْرُen iyisisinٱلْغَٰفِرِينَbağışlayanların

Musa, kavminden, belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Musa, "Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de bundan önce helak ederdin. Şimdi içimizden birtakım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helak mı edeceksin? Bu, sırf senin bir imtihanındır. Onunla dilediğin kimseyi saptırırsın, dilediğini de doğruya iletirsin. Sen, bizim velimizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı. Sen, bağışlayanların en hayırlısısın" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱكْتُبْلَنَاbizeفِىbuهَٰذِهِٱلدُّنْيَاdünyadaحَسَنَةًiyilikوَفِىveٱلْءَاخِرَةِإِنَّاbizهُدْنَآyöneldikإِلَيْكَقَالَ(Alah) buyurdu kiعَذَابِىٓazabımaأُصِيبُuğratırımبِهِۦonuمَنْkimseyiأَشَآءُوَرَحْمَتِىve rahmetim iseوَسِعَتْkaplamıştırكُلَّherشَىْءٍفَسَأَكْتُبُهَاonu yazacağımلِلَّذِينَkimselereيَتَّقُونَkorunanlaraوَيُؤْتُونَve verenlereٱلزَّكَوٰةَzekatıوَٱلَّذِينَve kimselereهُمonlarبِـَٔايَٰتِنَاayetlerimizeيُؤْمِنُونَinanıyorlar

"Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik." Allah, şöyle dedi: "Azabım var ya, dilediğim kimseyi ona uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Onu, bana karşı gelmekten sakınanlara, zekatı verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacağım."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلَّذِينَonlar kiيَتَّبِعُونَuyarlarٱلرَّسُولَo Elçi'yeٱلنَّبِىَّo Peygamber'eٱلْأُمِّىَّümmiٱلَّذِىbulduklarıيَجِدُونَهُۥمَكْتُوبًاyazılıعِندَهُمْyanlarındaفِىTevratٱلتَّوْرَىٰةِوَٱلْإِنجِيلِve İncil'deيَأْمُرُهُمkendilerine emredenبِٱلْمَعْرُوفِiyiliğiوَيَنْهَىٰهُمْve kendilerini menedenعَنِkötülüktenٱلْمُنكَرِوَيُحِلُّve helal kılanلَهُمُonlaraٱلطَّيِّبَٰتِgüzel şeyleriوَيُحَرِّمُve haram kılanعَلَيْهِمُonlaraٱلْخَبَٰٓئِثَçirkin şeyleriوَيَضَعُve kaldırıp atanعَنْهُمْonlardanإِصْرَهُمْağırlıklarıوَٱلْأَغْلَٰلَve prangalarıٱلَّتِىöyle kiكَانَتْidilerعَلَيْهِمْفَٱلَّذِينَartık onlarءَامَنُوا۟inananlarبِهِۦO'naوَعَزَّرُوهُve O'na saygı gösterenlerوَنَصَرُوهُve O'na yardım edenlerوَٱتَّبَعُوا۟ve uyanlarٱلنُّورَnuraٱلَّذِىٓindirilenأُنزِلَمَعَهُۥٓأُو۟لَٰٓئِكَişteهُمُonlarٱلْمُفْلِحُونَfelaha erenlerdir

Onlar, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı buldukları Resule, o ümmi peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helal, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır. Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur'an'a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiيَٰٓأَيُّهَاEyٱلنَّاسُinsanlarإِنِّىmuhakkak benرَسُولُElçisiyimٱللَّهِAllah'ınإِلَيْكُمْsizinجَمِيعًاhepinizeٱلَّذِىonundurلَهُۥمُلْكُmülküٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلْأَرْضِلَآyokturإِلَٰهَtanrıإِلَّاbaşkaهُوَkendisindenيُحْىِۦyaşatırوَيُمِيتُفَـَٔامِنُوا۟gelin inanınبِٱللَّهِAllah'aوَرَسُولِهِve O'nun Elçisineٱلنَّبِىِّpeygamberiٱلْأُمِّىِّümmiٱلَّذِىki oيُؤْمِنُinanmaktadırبِٱللَّهِAllah'aوَكَلِمَٰتِهِۦve O'nun sözlerineوَٱتَّبِعُوهُO'na uyun kiلَعَلَّكُمْbelkiتَهْتَدُونَdoğru yolu bulursunuz

(Ey Muhammed!) De ki: "Ey insanlar! Şüphesiz ben, yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah'ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O, diriltir ve öldürür. O halde, Allah'a ve O'nun sözlerine inanan Resulüne, o ümmi peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَطَّعْنَٰهُمُve biz onları ayırdıkٱثْنَتَىْiki (oniki)عَشْرَةَon (oniki)أَسْبَاطًاkabileyeأُمَمًاوَأَوْحَيْنَآvahyettikإِلَىٰMusa'yaمُوسَىٰٓإِذِzamanٱسْتَسْقَىٰهُsu istediğiقَوْمُهُۥٓkavminأَنِdiyeٱضْرِبvurبِّعَصَاكَasanlaٱلْحَجَرَفَٱنۢبَجَسَتْve fışkırdıمِنْهُondan (taştan)ٱثْنَتَاiki (oniki)عَشْرَةَon (oniki)عَيْنًاقَدْşüphesizعَلِمَbildiكُلُّherأُنَاسٍkabileمَّشْرَبَهُمْوَظَلَّلْنَاve gölge yaptıkعَلَيْهِمُüzerlerineٱلْغَمَٰمَbulutlaوَأَنزَلْنَاve indirdikعَلَيْهِمُonlaraٱلْمَنَّkudret helvasıوَٱلسَّلْوَىٰكُلُوا۟yeyinمِنgüzel olanlardanطَيِّبَٰتِمَاşeylerdenرَزَقْنَٰكُمْوَمَاamaظَلَمُونَاonlar bize zulmetmedilerوَلَٰكِنfakatكَانُوٓا۟onlarأَنفُسَهُمْkendi kendilerineيَظْلِمُونَzulmediyorlardı

Biz onları on iki kabile halinde topluluklara ayırdık. (Tih sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Musa'dan su istediğinde biz ona, "Asanı taşa vur" diye vahyettik. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. "Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin" (dedik). Onlar bize zulmetmediler, fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْzamanقِيلَdenildiğiلَهُمُonlaraٱسْكُنُوا۟oturunهَٰذِهِşuٱلْقَرْيَةَkentteوَكُلُوا۟ve yeyinمِنْهَاoradaحَيْثُyerdenشِئْتُمْdilediğinizوَقُولُوا۟ve deyinحِطَّةٌaffetوَٱدْخُلُوا۟ve girinٱلْبَابَkapıdanسُجَّدًاsecde ederekنَّغْفِرْbağışlayalımلَكُمْsizinخَطِيٓـَٰٔتِكُمْسَنَزِيدُbiz daha fazlasını da vereceğizٱلْمُحْسِنِينَiyilik edenlere

O zaman onlara denilmişti ki: "Şu memlekete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi yiyin ve 'Hıtta (Ya Rabbi, bizi affet)' deyin. Kentin kapısından eğilerek tevazu ile girin ki biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere daha da fazlasını vereceğiz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَبَدَّلَdeğiştirdilerٱلَّذِينَkimselerظَلَمُوا۟zulmeden(ler)مِنْهُمْiçlerindenقَوْلًاsözüغَيْرَbaşkasıylaٱلَّذِىsöylenendenقِيلَلَهُمْkendilerineفَأَرْسَلْنَاbiz de gönderdikعَلَيْهِمْüzerlerineرِجْزًاbir azabمِّنَgöktenٱلسَّمَآءِبِمَاdolayıكَانُوا۟ettiklerindenيَظْلِمُونَhaksızlık

Onlardan zulmedenler hemen sözü, kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de zulmetmelerine karşılık üzerlerine gökten bir azab gönderdik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَسْـَٔلْهُمْonlara sorعَنِkent(halkın)ın durumundanٱلْقَرْيَةِٱلَّتِىöyle kiكَانَتْbulunanحَاضِرَةَkıyısındaٱلْبَحْرِdenizإِذْhaniيَعْدُونَonlar haddi aşıyorlardıفِىCumartesineٱلسَّبْتِإِذْonlara gelirdiتَأْتِيهِمْحِيتَانُهُمْbalıklarıيَوْمَgünü;سَبْتِهِمْcumartesiشُرَّعًاakın akınوَيَوْمَgün iseلَاcumartesi dışındakiيَسْبِتُونَلَاgelmezlerdiتَأْتِيهِمْكَذَٰلِكَböyleceنَبْلُوهُمbiz onları sınıyordukبِمَاötürüكَانُوا۟yoldan çıkmalarındanيَفْسُقُونَ

(Ey Muhammed!) Onlara, deniz kıyısında bulunan kent halkının durumunu sor. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. Zira tatil yaptıkları Cumartesi günü balıklar onlara akın akın geliyor, tatil yapmadıkları (diğer) günlerde ise gelmiyorlardı. İşte onları yoldan çıkmaları sebebiyle böyle imtihan ediyorduk.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْartıkقَالَتْdediأُمَّةٌbir toplulukمِّنْهُمْiçlerindenلِمَniçin?تَعِظُونَöğüt veriyorsunuzقَوْمًاٱللَّهُAllah'ınمُهْلِكُهُمْhelak edeceğiأَوْyahutمُعَذِّبُهُمْazabedeceğiعَذَابًاbir azaplaشَدِيدًاقَالُوا۟dediler kiمَعْذِرَةًma'zeret içinإِلَىٰRabbinizeرَبِّكُمْوَلَعَلَّهُمْve belkiيَتَّقُونَkorunurlar (diye)

Hani onlardan bir topluluk demişti ki: "Siz, Allah'ın helak edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt veriyorsunuz?" Onlar da, "Rabbinize bir mazeret beyan etmek için, bir de belki Allah'a karşı gelmekten sakınırlar diye (öğüt veriyoruz)" demişlerdi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّاne zaman kiنَسُوا۟onlar unuttularمَاşeyiذُكِّرُوا۟hatırlatılanبِهِۦٓkendilerineأَنجَيْنَاbiz de kurtardıkٱلَّذِينَkimseleriيَنْهَوْنَmeneden(leri)عَنِkötülüktenٱلسُّوٓءِوَأَخَذْنَاve yakaladıkٱلَّذِينَkimseleriظَلَمُوا۟zulmeden(leri)بِعَذَابٍۭbir azab ileبَـِٔيسٍۭçetinبِمَاyüzündenكَانُوا۟yoldan çıkmalarıيَفْسُقُونَ

Onlar kendilerine hatırlatılanı unutunca, biz de kötülükten alıkoymaya çalışanları kurtardık. Zulmedenleri yoldan çıkmaları sebebiyle, şiddetli bir azapla yakaladık.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّاne zaman kiعَتَوْا۟vazgeçmedilerعَنşeylerdenمَّانُهُوا۟yasak kılınanعَنْهُkendilerineقُلْنَاdedikلَهُمْonlaraكُونُوا۟olunقِرَدَةًmaymunlarخَٰسِـِٔينَaşağılık

Yasaklandıkları şeylerden vazgeçmeye yanaşmayınca da onlara "aşağılık maymunlar olun" dedik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْo vakitتَأَذَّنَilan etmiştiرَبُّكَRabbinلَيَبْعَثَنَّelbette göndereceğiniعَلَيْهِمْonlaraإِلَىٰkadarيَوْمِgününeٱلْقِيَٰمَةِkıyametمَنkimselerيَسُومُهُمْyapacakسُوٓءَen kötüsünüٱلْعَذَابِإِنَّdoğrusuرَبَّكَRabbinلَسَرِيعُçabukٱلْعِقَابِوَإِنَّهُۥve Oلَغَفُورٌçok bağışlayanرَّحِيمٌçok esirgeyendir

Hani Rabbin, elbette kıyamet gününe kadar onlara azabın en kötüsünü tattıracak kimseleri göndereceğini bildirmişti. Şüphesiz Rabbin, elbette cezayı çabuk verendir. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَطَّعْنَٰهُمْve onları ayırdıkفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِأُمَمًامِّنْهُمُonlardan kimiٱلصَّٰلِحُونَiyi kişilerdirوَمِنْهُمْve kimi deدُونَalçaktırذَٰلِكَوَبَلَوْنَٰهُمve onları sınadıkبِٱلْحَسَنَٰتِiyiliklerleوَٱلسَّيِّـَٔاتِve kötülüklerleلَعَلَّهُمْbelkiيَرْجِعُونَdönerler (diye)

Biz onları yeryüzünde parça parça topluluklara ayırdık. Onlardan iyi kimseler vardır. İçlerinden öyle olmayanları da vardı. Belki dönüş yaparlar diye de onları güzellikler ve kötülükler ile sınadık.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَخَلَفَardındanمِنۢsonra onlarınبَعْدِهِمْخَلْفٌyerlerine geçipوَرِثُوا۟varis olanlarٱلْكِتَٰبَKitabaيَأْخُذُونَalıyorlarعَرَضَmenfaatiniهَٰذَاşuٱلْأَدْنَىٰalçak(dünyan)ınوَيَقُولُونَve diyorlar kiسَيُغْفَرُ(nasıl olsa) bağışlanacağızلَنَاbizوَإِنve eğerيَأْتِهِمْkendilerine gelseعَرَضٌbir menfaat dahaمِّثْلُهُۥona benzerيَأْخُذُوهُأَلَمْpeki alınmamış mıydı?يُؤْخَذْعَلَيْهِمkendilerindenمِّيثَٰقُmisak (söz)ٱلْكِتَٰبِKitap'taأَنdiyeلَّاsöylemeyeceklerيَقُولُوا۟عَلَىhakkındaٱللَّهِAllahإِلَّاbaşkasınıٱلْحَقَّgerçektenوَدَرَسُوا۟ve öğrenmediler mi?مَاonun içindekiniفِيهِوَٱلدَّارُve yurduٱلْءَاخِرَةُخَيْرٌdaha hayırlıdırلِّلَّذِينَkorunanlar içinيَتَّقُونَأَفَلَاdüşünmüyor musunuz?تَعْقِلُونَ

Derken, onların ardından yerlerine Kitab'a (Tevrat'a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve "(nasıl olsa) biz bağışlanacağız" derlerdi. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. Allah hakkında, gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap'ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Halbuki, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hiç düşünmüyor musunuz?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلَّذِينَonlar kiيُمَسِّكُونَsımsıkı sarılırlarبِٱلْكِتَٰبِKitabaوَأَقَامُوا۟ve kılarlarٱلصَّلَوٰةَnamazıإِنَّاelbette bizلَاzayi etmeyizنُضِيعُأَجْرَecriniٱلْمُصْلِحِينَiyiliğe çalışanların

Kitab'a sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince, şüphesiz biz, iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükafatını zayi etmeyiz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْنَتَقْنَاkaldırmıştıkٱلْجَبَلَdağıفَوْقَهُمْüzerlerineكَأَنَّهُۥsanki gibiظُلَّةٌbir gölgeوَظَنُّوٓا۟ve sanmışlardıأَنَّهُۥonlar şüphesizوَاقِعٌۢüstlerine düşecekبِهِمْonlarınخُذُوا۟tutunمَآşeyi (Kitabı)ءَاتَيْنَٰكُمsize verdiğimبِقُوَّةٍkuvvetleوَٱذْكُرُوا۟ve hatırlayınمَاolanıفِيهِiçindeلَعَلَّكُمْbelkiتَتَّقُونَkorunursunuz

Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. (Onlara:) "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın ve onun içindekileri hatırlayın ki, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız" demiştik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْve haniأَخَذَalmıştıرَبُّكَRabbinمِنۢoğullarındanبَنِىٓءَادَمَAdemمِنbellerindenظُهُورِهِمْذُرِّيَّتَهُمْzürriyetleriniوَأَشْهَدَهُمْve şahid tutmuştuعَلَىٰٓonlarıأَنفُسِهِمْkendilerineأَلَسْتُben değil miyim?بِرَبِّكُمْقَالُوا۟dedilerبَلَىٰشَهِدْنَآأَنdemeyesinizتَقُولُوا۟يَوْمَgünüٱلْقِيَٰمَةِkıyametإِنَّاbiz elbetteكُنَّاidikعَنْbundanهَٰذَاغَٰفِلِينَhabersiz

Hani Rabbin (ezelde) Ademoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" demişti. Onlar da, "Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)" demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَوْyahutتَقُولُوٓا۟demeyesinizإِنَّمَآşüphesizأَشْرَكَortak koştuءَابَآؤُنَاbabalarımızمِنdaha önceقَبْلُوَكُنَّاbiz de oldukذُرِّيَّةًbir nesilمِّنۢonlardan sonra gelenبَعْدِهِمْأَفَتُهْلِكُنَاbizi helak mı ediyorsun?بِمَاyüzündenفَعَلَyaptıklarıٱلْمُبْطِلُونَiptal edenlerin

Yahut, "Bizden önce babalarımız Allah'a ortak koşmuşlar. Biz onlardan sonra gelen bir nesiliz. Şimdi batılcıların işlediği yüzünden bizi helak mı edeceksin?" dememeniz içindir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱتْلُve okuعَلَيْهِمْonlaraنَبَأَhaberiniٱلَّذِىٓkiءَاتَيْنَٰهُkendisine verdikءَايَٰتِنَاayetlerimiziفَٱنسَلَخَsıyrıldı çıktı'مِنْهَاonlardanفَأَتْبَعَهُonu peşine taktıٱلشَّيْطَٰنُşeytanفَكَانَböylece olduمِنَazgınlardanٱلْغَاوِينَ

Kendisine ayetlerimizi verdiğimiz halde, onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine taktığı, bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَوْve şayetشِئْنَاdileseydikلَرَفَعْنَٰهُelbette onu yükseltirdikبِهَاonlarla (ayetlerle)وَلَٰكِنَّهُۥٓfakat oأَخْلَدَsaplandıإِلَىyereٱلْأَرْضِوَٱتَّبَعَve peşine düştüهَوَىٰهُفَمَثَلُهُۥonun durumuكَمَثَلِdurumuna benzerٱلْكَلْبِşu köpeğinإِنeğerتَحْمِلْvarsanعَلَيْهِüstüneيَلْهَثْdilini sarkıtıp solurأَوْveyahutتَتْرُكْهُonu bıraksanيَلْهَثذَّٰلِكَişte budurمَثَلُdurumuٱلْقَوْمِtoplumlarınٱلَّذِينَyalanlayanكَذَّبُوا۟بِـَٔايَٰتِنَافَٱقْصُصِanlatٱلْقَصَصَbu kıssayıلَعَلَّهُمْbelkiيَتَفَكَّرُونَdüşünürler

Dileseydik o ayetlerle onu elbette yüceltirdik. Fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte bu, ayetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَنkimeيَهْدِyol gösterirseٱللَّهُAllahفَهُوَişte odurٱلْمُهْتَدِىوَمَنve kimi deيُضْلِلْsaptırırsaفَأُو۟لَٰٓئِكَişteهُمُonlardırٱلْخَٰسِرُونَziyana uğrayanlar

Allah, kimi doğru yola iletirse, odur doğru yolu bulan. Kimleri de saptırırsa, işte onlar, ziyana uğrayanların ta kendileridir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْve andolsunذَرَأْنَاyarattıkلِجَهَنَّمَcehennem içinكَثِيرًاbirçokمِّنَcinٱلْجِنِّوَٱلْإِنسِلَهُمْvardırقُلُوبٌkalbleriلَّاfakat anlamazlarيَفْقَهُونَبِهَاonlarlaوَلَهُمْvardırأَعْيُنٌgözleriلَّاfakat görmezlerيُبْصِرُونَبِهَاonlarlaوَلَهُمْve vardırءَاذَانٌkulaklarıلَّاfakat işitmezlerيَسْمَعُونَبِهَآأُو۟لَٰٓئِكَişte onlarكَٱلْأَنْعَٰمِhayvanlar gibidirبَلْhattaهُمْonlarأَضَلُّأُو۟لَٰٓئِكَişteهُمُonlardırٱلْغَٰفِلُونَgafiller

Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلِلَّهِve Allah'ındırٱلْأَسْمَآءُisimlerٱلْحُسْنَىٰen güzelفَٱدْعُوهُo halde O'na du'a edinبِهَاوَذَرُوا۟ve bırakınٱلَّذِينَkimseleriيُلْحِدُونَeğriliğe sapan(ları)فِىٓhakkındaأَسْمَٰٓئِهِۦسَيُجْزَوْنَonlar cezasını çekeceklerdirمَاşeylerinكَانُوا۟olduklarıيَعْمَلُونَyapıyor(lar)

En güzel isimler Allah'ındır. O'na o güzel isimleriyle dua edin ve O'nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلَّذِينَkimseleriكَذَّبُوا۟yalanlayanlarıبِـَٔايَٰتِنَاayetlerimiziسَنَسْتَدْرِجُهُمyavaş yavaş helake yaklaştıracağızمِّنْyerdenحَيْثُلَاhiçيَعْلَمُونَbilmeyecekleri

Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, biz onları bilemeyecekleri bir yerden yavaş yavaş felakete götüreceğiz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَوَلَمْdüşünmediler mi kiيَتَفَكَّرُوا۟مَاyokturبِصَاحِبِهِمarkadaşlarındaمِّنhiçbirجِنَّةٍإِنْoهُوَإِلَّاancakنَذِيرٌbir uyarıcıdırمُّبِينٌapaçık

Onlar düşünmediler mi ki (çok iyi tanıdıkları, kendileriyle iç içe yaşamış olan) arkadaşlarında (Peygamber'de) delilikten eser yoktur. O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَوَلَمْbakmadılar mı?يَنظُرُوا۟فِىmelekutunaمَلَكُوتِٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلْأَرْضِve yerinوَمَاveخَلَقَyarattığıٱللَّهُAllah'ınمِنşeylereشَىْءٍوَأَنْveعَسَىٰٓbelkideأَنolabileceğineيَكُونَقَدِmuhakkakٱقْتَرَبَyaklaşmışأَجَلُهُمْفَبِأَىِّpeki hangiحَدِيثٍۭsözeبَعْدَهُۥbundan sonraيُؤْمِنُونَinanacaklar

Onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümranlık ve nizama, Allah'ın yarattığı her şeye, ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? Peki, bundan sonra artık hangi söze inanacaklar?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَنkimiيُضْلِلِsaptırırsaٱللَّهُAllahفَلَاartık olmazهَادِىَyol gösterenلَهُۥوَيَذَرُهُمْve bırakır onlarıفِىiçindeطُغْيَٰنِهِمْazgınlıklarıيَعْمَهُونَbocalayıp dururlar

Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Allah, onları azgınlıkları içinde bırakır, bocalayıp dururlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَسْـَٔلُونَكَsana soruyorlarعَنِsa'at(in)denٱلسَّاعَةِأَيَّانَne zaman (diye)مُرْسَىٰهَاقُلْde kiإِنَّمَاancakعِلْمُهَاonun bilgisiعِندَyanındadırرَبِّىلَاOnu açığa çıkaramazيُجَلِّيهَالِوَقْتِهَآtam zamanındaإِلَّاbaşkasıهُوَثَقُلَتْO ağır gelmiştirفِىgöklere deٱلسَّمَٰوَٰتِوَٱلْأَرْضِلَاO size gelmezتَأْتِيكُمْإِلَّاancakبَغْتَةًيَسْـَٔلُونَكَsana soruyorlarكَأَنَّكَsanki senحَفِىٌّbiliyormuşsunعَنْهَاقُلْde kiإِنَّمَاmuhakkakعِلْمُهَاonun bilgisiعِندَyanındadırٱللَّهِAllah'ınوَلَٰكِنَّfakatأَكْثَرَçoğuٱلنَّاسِinsanlarınلَاbilmezlerيَعْلَمُونَ

Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir." Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلde kiلَّآdeğilimأَمْلِكُben sahipلِنَفْسِىkendimeنَفْعًاbir faydayaوَلَاne deضَرًّاbir zararaإِلَّاbaşkaمَاdilediğindenشَآءَٱللَّهُوَلَوْeğerكُنتُbilseydimأَعْلَمُٱلْغَيْبَgaybıلَٱسْتَكْثَرْتُelbete çok elde ederdimمِنَhayır (mal ve mülk)ٱلْخَيْرِوَمَاbana dokunmamıştırمَسَّنِىَٱلسُّوٓءُإِنْbenأَنَا۠إِلَّاsadeceنَذِيرٌbir uyarıcıوَبَشِيرٌve müjdeleyiciyimلِّقَوْمٍbir kavim içinيُؤْمِنُونَinanan

De ki: "Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
هُوَٱلَّذِىkiخَلَقَكُمsizi yarattıمِّنnefistenنَّفْسٍوَٰحِدَةٍbir tekوَجَعَلَve var etiمِنْهَاondanزَوْجَهَاeşiniلِيَسْكُنَ(gönlü) sukün bulsun diyeإِلَيْهَافَلَمَّاne zaman kiتَغَشَّىٰهَاeşini sarıp örtünceحَمَلَتْ(eşi) yüklendiحَمْلًاbir yükخَفِيفًاhafifفَمَرَّتْgezdirdiبِهِۦفَلَمَّآne zaman kiأَثْقَلَت(yükü) ağırlaşıncaدَّعَوَاikisi beraber du'a ettilerٱللَّهَAllah'aرَبَّهُمَاRableriلَئِنْeğerءَاتَيْتَنَاbize verirsenصَٰلِحًاiyi güzel (bir çocuk)لَّنَكُونَنَّelbette oluruzمِنَşükredenlerdenٱلشَّٰكِرِينَ

Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah'a, "Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız" diye dua ederler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّآfakat ne zamanءَاتَىٰهُمَا(Allah) verdi onlaraصَٰلِحًاiyi güzel (bir çocuk)'جَعَلَاbaşladılarلَهُۥO'naشُرَكَآءَortaklar koşmağaفِيمَآşeydeءَاتَىٰهُمَافَتَعَٰلَىoysa yücedirٱللَّهُAllahعَمَّاşeylerdenيُشْرِكُونَonların ortak koştukları

Fakat Allah onlara iyi ve sağlıklı bir çocuk verince de, Allah'ın kendilerine verdiği çocuk konusunda O'na ortaklar koşarlar. Allah, onların ortak koştukları şeylerden yücedir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِنşayetتَدْعُوهُمْonları çağırsanızإِلَىdoğru yolaٱلْهُدَىٰلَاsize uymazlarيَتَّبِعُوكُمْسَوَآءٌbirdirعَلَيْكُمْsizin içinأَدَعَوْتُمُوهُمْonları çağırmanızأَمْya daأَنتُمْsizinصَٰمِتُونَsusmanız

Onları doğru yola çağırsanız size uymazlar. Onları çağırsanız da, sussanız da sizin için birdir (sonuç alamazsınız).

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerتَدْعُونَyalvardıklarınızمِنbaşkaدُونِٱللَّهِAllah'tanعِبَادٌkullardırأَمْثَالُكُمْفَٱدْعُوهُمْçağırın onları daفَلْيَسْتَجِيبُوا۟cevap versinlerلَكُمْsizeإِنeğerكُنتُمْisenizصَٰدِقِينَdoğru

Allah'ı bırakıp tapındıklarınızın hepsi sizin gibi (yaratılmış) kullardır. Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi hemen onları çağırın da size cevap versinler (duanıza icabet etsinler).

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَلَهُمْonların var mı?أَرْجُلٌayaklarıيَمْشُونَyürüyecekleriبِهَآأَمْyadaلَهُمْvar mı?أَيْدٍelleriيَبْطِشُونَtutacaklarıبِهَآأَمْyoksaلَهُمْvar mı?أَعْيُنٌgözleriيُبْصِرُونَgörecekleriبِهَآأَمْyahutلَهُمْmı var?ءَاذَانٌkulaklarıيَسْمَعُونَişitecekleriبِهَاقُلِde kiٱدْعُوا۟çağırınشُرَكَآءَكُمْortak(koştuk)larınızıثُمَّsonraكِيدُونِbana tuzak kurunفَلَاhiçتُنظِرُونِgöz açtırmayın bana

Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var, ya da işitecek kulakları mı var? De ki: "Haydi, çağırın ortaklarınızı, sonra bana tuzak kurun da bana göz açtırmayın bakalım!"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلَّذِينَkimseler iseتَدْعُونَyalvardıklarınızمِنO'ndan başkaدُونِهِۦلَاgüçleri yetmezيَسْتَطِيعُونَنَصْرَكُمْsize yardım etmeyeوَلَآne deأَنفُسَهُمْkendilerineيَنصُرُونَyardım edebilirler

Allah'tan başka taptıklarınızın ise size yardım etmeğe güçleri yetmez. Onlar kendilerine de yardım edemezler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِنeğerتَدْعُوهُمْonları çağırsanızإِلَىhidayeteٱلْهُدَىٰلَاişitmezlerيَسْمَعُوا۟وَتَرَىٰهُمْve görürsünيَنظُرُونَbaktıklarınıإِلَيْكَsanaوَهُمْoysa onlarلَاgörmezlerيُبْصِرُونَ

Eğer onları, doğru yola çağırırsanız işitmezler. Sen onların sana baktıklarını görürsün, halbuki onlar görmezler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِمَّاne zamanيَنزَغَنَّكَseni dürtüklerseمِنَşeytandanٱلشَّيْطَٰنِنَزْغٌbir kötü düşünceفَٱسْتَعِذْhemen sığınبِٱللَّهِإِنَّهُۥçünkü Oسَمِيعٌişitendirعَلِيمٌbilendir

Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse, hemen Allah'a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerٱتَّقَوْا۟(Allah'tan) korkanlarإِذَاzamanمَسَّهُمْkendilerine dokunduğuطَٰٓئِفٌbir vesveseمِّنَşeytandanٱلشَّيْطَٰنِتَذَكَّرُوا۟düşünürlerفَإِذَاve o zamanهُمonlarمُّبْصِرُونَ(gerçeği) görürler

Şüphe yok ki Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah'ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاzamanلَمْonlara getirmediğinتَأْتِهِمبِـَٔايَةٍbir ayetقَالُوا۟derlerلَوْلَاkeşkeٱجْتَبَيْتَهَاقُلْde kiإِنَّمَآben ancakأَتَّبِعُuyuyorumمَاşeyeيُوحَىٰٓvahyolunanaإِلَىَّbanaمِنRabbimdenرَّبِّىهَٰذَاbu (Kur'an)بَصَآئِرُbasiretlerdirمِنRabbinizdenرَّبِّكُمْوَهُدًىve yol göstericidirوَرَحْمَةٌve rahmettirلِّقَوْمٍbir toplum içinيُؤْمِنُونَinanan

(Ey Muhammed!) Onlara (istedikleri) bir ayet getirmediğin zaman (alay ederek) derler ki: "Onu (da) bir yerlerden derleyip toplasaydın ya." De ki: "Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uymaktayım. Bu (Kur'an ayetleri), Rabbinizden gelen basiretlerdir (Gönül gözlerini aydınlatan nurlardır). İman edecek bir topluluk için bir hidayet kaynağı ve bir rahmettir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱذْكُرve hatırlaرَّبَّكَRabbiniفِىiçindenنَفْسِكَتَضَرُّعًاyalvararakوَخِيفَةًve korkarakوَدُونَve olmayanٱلْجَهْرِyüksekمِنَbir sesleٱلْقَوْلِبِٱلْغُدُوِّsabahوَٱلْءَاصَالِوَلَاolmaتَكُنمِّنَgafillerdenٱلْغَٰفِلِينَ

Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَolanlarعِندَyanındaرَبِّكَRabbininلَاbüyüklenmezlerيَسْتَكْبِرُونَعَنْO'na kulluktanعِبَادَتِهِۦوَيُسَبِّحُونَهُۥve O'nu tesbih ederlerوَلَهُۥve O'naيَسْجُدُونَ

Şüphesiz Rabbin katındaki (melek)ler O'na ibadet etmekten büyüklenmezler. O'nu tespih ederler ve yalnız O'na secde ederler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi