KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

KELİME DOSYASI

شَفِيع

destekçileri · bir aracıları · şefaat edecek · bir yardımcısı

Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com

Kullanım
10
Ayet
10
Sure
7

Kök: شفع

Ayetlerdeki kullanımlar

Vurgulu kelimeler bu kelime grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.

10 ayetin ilk 8 tanesi
وَأَنذِرْve uyarبِهِonunlaٱلَّذِينَkimseleriيَخَافُونَkorkan(ları)أَنkiيُحْشَرُوٓا۟toplanacaklardırإِلَىٰ(huzuru)naرَبِّهِمْلَيْسَyokturلَهُمkendilerininمِّنO'ndan başkaدُونِهِۦوَلِىٌّne dostlarıوَلَاne deشَفِيعٌdestekçileriلَّعَلَّهُمْbelkiيَتَّقُونَkorunurlar

Kendileri için Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi bulunmaksızın, Rab'lerinin huzurunda toplanmaktan korkanları, Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar diye, onunla (Kur'an ile) uyar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَذَرِve bırakٱلَّذِينَkimseleriٱتَّخَذُوا۟yerine koyan(ları)دِينَهُمْdinleriniلَعِبًاoyunوَلَهْوًاve eğlenceوَغَرَّتْهُمُve aldattığı kimseleriٱلْحَيَوٰةُhayatınınٱلدُّنْيَاوَذَكِّرْve öğüt verبِهِۦٓo (Kur'an) ileأَنdiyeتُبْسَلَhelake giderنَفْسٌۢbir kişiبِمَاdolayıكَسَبَتْkazandığındanلَيْسَolmazلَهَاonunمِنbaşkaدُونِٱللَّهِAllah'tanوَلِىٌّne bir dostuوَلَاne deشَفِيعٌbir yardımcısıوَإِنve eğerتَعْدِلْverseكُلَّher türlüعَدْلٍfidyeyiلَّاkabul edilmezيُؤْخَذْمِنْهَآأُو۟لَٰٓئِكَişte onlarٱلَّذِينَkimselerdirأُبْسِلُوا۟helake uğrayan(lardır)بِمَاdolayıكَسَبُوا۟لَهُمْonlar için vardırشَرَابٌbir içkiمِّنْkaynar sudanحَمِيمٍوَعَذَابٌve bir azabأَلِيمٌۢacıklıبِمَاdolayıكَانُوا۟olduklarındanيَكْفُرُونَinkar ediyor

Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur'an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah'tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helake sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْve andolsunجِئْتُمُونَاyine bize geldinizفُرَٰدَىٰtek olarakكَمَاgibiخَلَقْنَٰكُمْsizi yarattığımızأَوَّلَilkمَرَّةٍkezوَتَرَكْتُمve bıraktınızمَّاşeyleriخَوَّلْنَٰكُمْsizi hayaline daldırdığımızوَرَآءَarkasındaظُهُورِكُمْوَمَاve görmüyoruzنَرَىٰمَعَكُمْyanınızdaشُفَعَآءَكُمُşefaatçileriniziٱلَّذِينَkimseleriزَعَمْتُمْsandığınızأَنَّهُمْonlarınفِيكُمْiçinizdenشُرَكَٰٓؤُا۟لَقَدandolsunتَّقَطَّعَ(bağlar) kesilmişبَيْنَكُمْaranızdakiوَضَلَّve kaybolup gitmiştirعَنكُمsizdenمَّاşeylerكُنتُمْsandığınızتَزْعُمُونَ

Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geldiniz. Size verdiğimiz dünyalık nimetleri de arkanızda bıraktınız. Hani hakkınızda Allah'ın ortakları olduğunu zannettiğiniz şefaatçilerinizi de yanınızda görmüyoruz? Artık aranızdaki bağlar tamamen kopmuş ve (Allah'ın ortağı olduklarını) iddia ettikleriniz, sizi yüzüstü bırakıp kaybolmuşlardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
هَلْmı?يَنظُرُونَgözetiyorlarإِلَّاilleتَأْوِيلَهُۥيَوْمَgünيَأْتِىgeldiğiتَأْوِيلُهُۥonun te'viliيَقُولُderler kiٱلَّذِينَolanlarنَسُوهُonu unutmuşمِنöncedenقَبْلُقَدْdoğrusuجَآءَتْgetirmişرُسُلُelçileriرَبِّنَاRabbimizinبِٱلْحَقِّgerçeğiفَهَلvar mı ki?لَّنَاbizimمِنşefa'atçilerimizشُفَعَآءَفَيَشْفَعُوا۟şefa'at etsinlerلَنَآbizeأَوْyahutنُرَدُّtekrar geri döndürülür müyüz kiفَنَعْمَلَyapalımغَيْرَbaşkasınıٱلَّذِىşeylerdenكُنَّاyaptıklarımızdanنَعْمَلُقَدْmuhakkakخَسِرُوٓا۟onlar ziyana soktularأَنفُسَهُمْkendileriniوَضَلَّve saptıعَنْهُمkendilerindenمَّاşeylerكَانُوا۟olduklarıيَفْتَرُونَuyduruyor

Onlar ise ancak, ("Görelim bakalım!" diyerek) Kur'an'ın bildirdiği sonucu (te'vilini) bekliyorlar. Onun bildirdiği sonuç gelip çattığı gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: "Gerçekten Rabbimizin peygamberleri hakkı getirmişler. Şimdi bizim için şefaatçılar var mı ki bize şefaat etseler veya (dünyaya) döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?" Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir. (İlah diye) uydurdukları (putlar) da onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kaybolmuşlardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizرَبَّكُمُsizin RabbinizٱللَّهُAllah'tırٱلَّذِىkiخَلَقَyarattıٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriوَٱلْأَرْضَve yeriفِىaltıسِتَّةِأَيَّامٍgündeثُمَّsonraٱسْتَوَىٰkuşattıعَلَىArş'ıٱلْعَرْشِيُدَبِّرُdüzene koyduٱلْأَمْرَمَاyokturمِنkimseشَفِيعٍşefaat edecekإِلَّاdışındaمِنۢO'nun izniبَعْدِإِذْنِهِۦذَٰلِكُمُişte budurٱللَّهُAllahرَبُّكُمْRabbiniz olanفَٱعْبُدُوهُأَفَلَاDüşünüp öğüt almaz mısınız?تَذَكَّرُونَ

Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş'a kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah'tır. O'nun izni olmaksızın, hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte O, Rabbiniz Allah'tır. O halde O'na kulluk edin. Hala düşünmüyor musunuz?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَيَعْبُدُونَve ibadet ediyorlarمِنbırakıpدُونِٱللَّهِAllah'ıمَاşeylereلَاhiçيَضُرُّهُمْbir zararı olmayanوَلَاveيَنفَعُهُمْyararı olmayanوَيَقُولُونَve diyorlar kiهَٰٓؤُلَآءِbunlarشُفَعَٰٓؤُنَاbizim şefaatçilerimizdirعِندَkatındaٱللَّهِقُلْde kiأَتُنَبِّـُٔونَbildiriyor musunuz?ٱللَّهَAllah'aبِمَاbir şeyiلَاbilmediğiيَعْلَمُفِىgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِوَلَاveفِىyerdeٱلْأَرْضِسُبْحَٰنَهُۥO münezzehtirوَتَعَٰلَىٰve yücedirعَمَّاortak koştuklarındanيُشْرِكُونَ

Allah'ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve "İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır" diyorlar. De ki: "Siz, Allah'a göklerde ve yerde O'nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.".

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَمْveيَكُنolmazلَّهُمkendilerineمِّنortaklarındanشُرَكَآئِهِمْشُفَعَٰٓؤُا۟hiçbir şefa'atçiوَكَانُوا۟o zaman oldularبِشُرَكَآئِهِمْortaklarınıكَٰفِرِينَinkar eder(ler)

Onların, Allah'a koştukları ortaklardan kendileri için şefaatçılar da olmayacaktır. Artık onlar ortak koştukları şeyleri de inkar ederler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱللَّهُAllahٱلَّذِىkiخَلَقَyarattıٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriوَٱلْأَرْضَve yeriوَمَاveبَيْنَهُمَاbunlar arasındakileriفِىaltıسِتَّةِأَيَّامٍgündeثُمَّsonraٱسْتَوَىٰistiva ettiعَلَىüzerineٱلْعَرْشِمَاyokturلَكُمsizinمِّنO'ndan başkaدُونِهِۦمِنhiçbirوَلِىٍّdostunuzوَلَاve yokturشَفِيعٍأَفَلَاdüşünüp öğüt almıyor musunuz?تَتَذَكَّرُونَ

Allah, gökleri ve yeri, ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş'a kurulandır. Sizin için O'ndan başka hiçbir dost, hiçbir şefaatçi yoktur. Hala düşünüp öğüt almayacak mısınız?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi