KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

KELİME DOSYASI

أَنتُمْ

siz · sizin · siz de · sizler

Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com

Kullanım
49
Ayet
47
Sure
26

Bu kelimeye kaynak derlemde kök atanmamıştır.

Ayetlerdeki kullanımlar

Vurgulu kelimeler bu kelime grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.

47 ayetin ilk 8 tanesi
ثُمَّAmaأَنتُمْsizهَٰٓؤُلَآءِöldürüyorsunuzتَقْتُلُونَأَنفُسَكُمْbirbiriniziوَتُخْرِجُونَve çıkarıyorsunuzفَرِيقًاbir grubuمِّنكُمsizdenمِّنyurtlarındanدِيَٰرِهِمْتَظَٰهَرُونَbirleşiyorsunuzعَلَيْهِمonlara karşıبِٱلْإِثْمِgünahوَٱلْعُدْوَٰنِve düşmanlıklaوَإِنve eğerيَأْتُوكُمْsize geldiklerindeأُسَٰرَىٰesir olarakتُفَٰدُوهُمْfidyelerini veriyorsunuzوَهُوَve oمُحَرَّمٌyasaklanmış ikenعَلَيْكُمْsizeإِخْرَاجُهُمْأَفَتُؤْمِنُونَyoksa siz inanıyorsunuz daبِبَعْضِbir kısmınaٱلْكِتَٰبِKitabınوَتَكْفُرُونَinkar mı ediyorsunuzبِبَعْضٍفَمَاnedir?جَزَآءُcezasıمَنkimseninيَفْعَلُyapanذَٰلِكَbunuمِنكُمْsizdenإِلَّاbaşkaخِزْىٌrezil olmaktanفِىhayatındaٱلْحَيَوٰةِٱلدُّنْيَاوَيَوْمَve günündeٱلْقِيَٰمَةِkıyametيُرَدُّونَonlar itilirlerإِلَىٰٓen şiddetlisineأَشَدِّٱلْعَذَابِوَمَاdeğildirٱللَّهُAllahبِغَٰفِلٍgafilعَمَّاyaptıklarınızdanتَعْمَلُونَ

Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab'ın (Tevrat'ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَّاdeğildirكَانَٱللَّهُAllahلِيَذَرَbırakacakٱلْمُؤْمِنِينَmü'minleriعَلَىٰ(şu) üzerindeمَآbulunduğunuzأَنتُمْsizinعَلَيْهِ(hal) üzereحَتَّىٰkadarيَمِيزَayırıncayaٱلْخَبِيثَpis olanıمِنَtemizdenٱلطَّيِّبِوَمَاve değildirكَانَٱللَّهُAllahلِيُطْلِعَكُمْsizi vâkıf kılacakعَلَىüzerineٱلْغَيْبِgaybوَلَٰكِنَّfakatٱللَّهَAllahيَجْتَبِىseçerمِنelçilerindenرُّسُلِهِۦمَنkimiيَشَآءُفَـَٔامِنُوا۟o halde inanınبِٱللَّهِAllah'aوَرُسُلِهِۦوَإِنeğerتُؤْمِنُوا۟inanırوَتَتَّقُوا۟ve korunursanızفَلَكُمْsizin için vardırأَجْرٌbir mükafatعَظِيمٌbüyük

Allah, pisi temizden ayırıncaya kadar mü'minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). O halde, Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükafat vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inananlarشَهَٰدَةُşahidlik etsinبَيْنِكُمْaranızdaإِذَاzamanحَضَرَgeldiğiأَحَدَكُمُbirinizeٱلْمَوْتُölümحِينَsırasındaٱلْوَصِيَّةِvasiyyetٱثْنَانِikiذَوَاkişiعَدْلٍadilمِّنكُمْiçinizdenأَوْya daءَاخَرَانِdiğer iki kişi (şahidlik etsin)مِنْsizden olmayanغَيْرِكُمْإِنْeğerأَنتُمْsizضَرَبْتُمْyolculuk ederkenفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِفَأَصَٰبَتْكُمve başınıza gelmişseمُّصِيبَةُmusibetiٱلْمَوْتِتَحْبِسُونَهُمَاonları tutarsınızمِنۢsonraبَعْدِٱلصَّلَوٰةِnamazdanفَيُقْسِمَانِyemin etsinlerبِٱللَّهِAllah'aإِنِeğerٱرْتَبْتُمْkuşkulanırsanızلَاsatmayacağızنَشْتَرِىبِهِۦonu (yeminimizi)ثَمَنًاhiçbir parayaوَلَوْve eğerكَانَolsaذَاakraba daقُرْبَىٰوَلَاveنَكْتُمُgizlemeyeceğizشَهَٰدَةَşahidliğiniٱللَّهِAllah'ınإِنَّآyoksa biz elbetteإِذًاo zamanلَّمِنَkimselerden oluruzٱلْءَاثِمِينَ

Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse, sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. Eğer şüphe ederseniz, onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına, "Akraba da olsa, şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. Gizlediğimiz takdirde, şüphesiz günahkarlardan oluruz" diye yemin ederler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
هُوَOٱلَّذِىkiخَلَقَكُمsizi yaratıpمِّنçamurdanطِينٍثُمَّsonraقَضَىٰٓkoymuşturأَجَلًاوَأَجَلٌve bir süreمُّسَمًّىbelirliعِندَهُۥثُمَّböyle ikenأَنتُمْsiz halaتَمْتَرُونَkuşkulanıyorsunuz

O öyle bir Rab'dır ki, sizi çamurdan yaratmış, sonra (her birinize) bir ecel tayin etmiştir. (Kıyametin kopması için) belirlenmiş bir ecel de O'nun katındadır. Siz ise hala şüphe ediyorsunuz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلِde kiٱللَّهُAllahيُنَجِّيكُمsizi kurtarıyorمِّنْهَاondanوَمِنveكُلِّbütünكَرْبٍsıkıntılardanثُمَّsonraأَنتُمْsiz yineتُشْرِكُونَO'na ortak koşuyorsunuz

De ki: "Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarır. Ama siz yine de O'na ortak koşuyorsunuz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاtanıyamadılarقَدَرُوا۟ٱللَّهَAllah'ıحَقَّhakkıylaقَدْرِهِۦٓO'nun kadriniإِذْziraقَالُوا۟dedilerمَآindirmediأَنزَلَٱللَّهُAllahعَلَىٰüzerineبَشَرٍinsanمِّنbir şeyشَىْءٍقُلْde kiمَنْkimأَنزَلَindirdiٱلْكِتَٰبَKitabıٱلَّذِىo kiجَآءَgetirdiبِهِۦonuمُوسَىٰMusaنُورًاnur olarakوَهُدًىve yol gösterici olarakلِّلنَّاسِتَجْعَلُونَهُۥsiz onu haline getiripقَرَاطِيسَparça parça kağıtlarتُبْدُونَهَاgösteriyorsunuzوَتُخْفُونَve gizliyorsunuzكَثِيرًاوَعُلِّمْتُمve size öğretildiğiمَّاşeylerinلَمْbilmediğiتَعْلَمُوٓا۟أَنتُمْne sizinوَلَآne de babalarınızınءَابَآؤُكُمْقُلِde kiٱللَّهُثُمَّsonraذَرْهُمْbırak onlarıفِىdaldıkları bataklıktaخَوْضِهِمْيَلْعَبُونَoynayadursunlar

Allah'ın kadrini gereği gibi bilemediler. Çünkü, "Allah, hiç kimseye hiçbir şey indirmedi" dediler. De ki: "Musa'nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği, parça parça kağıtlar haline koyup ortaya çıkardığınız, pek çoğunu ise gizlediğiniz; (kendisiyle) sizin de, babalarınızın da bilmediği şeylerin size öğretildiği Kitab'ı kim indirdi?" (Ey Muhammed!) "Allah" (indirdi) de, sonra bırak onları, içine daldıkları batakta oynayadursunlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
سَيَقُولُdiyecekler kiٱلَّذِينَkimselerأَشْرَكُوا۟ortak koşan(lar)لَوْşayetشَآءَisteseydiٱللَّهُAllahمَآbiz ortak koşmazdıkأَشْرَكْنَاوَلَآbabalarımız daءَابَآؤُنَاوَلَاharam yapmazdıkحَرَّمْنَامِنhiçbirشَىْءٍكَذَٰلِكَöyle (demişlerdi)كَذَّبَyalanlayanlarٱلَّذِينَonlardan önceمِنقَبْلِهِمْحَتَّىٰnihayetذَاقُوا۟tadmışlardıبَأْسَنَاقُلْde kiهَلْvar mı?عِندَكُمyanınızdaمِّنْhiçعِلْمٍbir bilgiفَتُخْرِجُوهُçıka(rıp gösterece)ğinizلَنَآإِنsiz uyuyorsunuzتَتَّبِعُونَإِلَّاsadeceٱلظَّنَّzannaوَإِنْve eğerأَنتُمْsizإِلَّاsadeceتَخْرُصُونَsaçmalıyorsunuz

Allah'a ortak koşanlar diyecekler ki: "Eğer Allah dileseydi, biz de ortak koşmazdık, babalarımız da. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) böyle yalanlamışlardı da sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: "Sizin (iddialarınızı ispat edecek) bir bilginiz var mı ki onu bize gösteresiniz? Siz ancak kuruntuya uyuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَهَٰٓؤُلَآءِbunlar mıydı?ٱلَّذِينَkimselerأَقْسَمْتُمْyemin ettiğinizلَاonları erdirmeyecek diyeيَنَالُهُمُٱللَّهُAllahبِرَحْمَةٍٱدْخُلُوا۟girinٱلْجَنَّةَcenneteلَاyokturخَوْفٌkorkuعَلَيْكُمْartık sizeوَلَآve değilsinizأَنتُمْsizتَحْزَنُونَüzülecek de

"Sizin, 'Allah bunları rahmete erdirmez' diye yemin ettikleriniz şunlar mı?" (Sonra cennetliklere dönerek) "Haydi, girin cennete. Size korku yok. Siz üzülecek de değilsiniz" derler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi