KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

KELİME DOSYASI

دَعَا

tapma · çağır · du'a et · taparsa

Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com

Kullanım
170
Ayet
155
Sure
52

Kök: دعو

Ayetlerdeki kullanımlar

Vurgulu kelimeler bu kelime grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.

155 ayetin ilk 8 tanesi
وَإِنeğerكُنتُمْisenizفِىiçindeرَيْبٍşüpheمِّمَّاsana indirdiğimizdenنَزَّلْنَاعَلَىٰkulumuz (Muhammed)eعَبْدِنَافَأْتُوا۟haydi getirinبِسُورَةٍbir sureمِّنonun gibiمِّثْلِهِۦوَٱدْعُوا۟ve çağırınشُهَدَآءَكُمşahitleriniziمِّنbaşkadanدُونِٱللَّهِAllahإِنeğerكُنتُمْisenizصَٰدِقِينَdoğru

Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah'tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin).

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْhaniقُلْتُمْsiz demiştiniz kiيَٰمُوسَىٰey Musaلَنaslaنَّصْبِرَbiz dayanamayızعَلَىٰyemeğeطَعَامٍوَٰحِدٍbirفَٱدْعُdu'a etلَنَاbizim içinرَبَّكَRabbineيُخْرِجْçıkarsınلَنَاbizeمِمَّاşeylerdenتُنۢبِتُbitirdiğiٱلْأَرْضُyerinمِنۢsebzesindenبَقْلِهَاوَقِثَّآئِهَاve acurundanوَفُومِهَاve sarımsağındanوَعَدَسِهَاve mercimeğindenوَبَصَلِهَاقَالَdedi kiأَتَسْتَبْدِلُونَdeğiştirmek mi istiyorsunuz?ٱلَّذِىolanıهُوَoأَدْنَىٰdaha aşağıبِٱلَّذِىolanlaهُوَoخَيْرٌٱهْبِطُوا۟ininمِصْرًاbir şehreفَإِنَّşüphesizلَكُمsizin için vardırمَّاşeylerسَأَلْتُمْوَضُرِبَتْve vurulduعَلَيْهِمُüzerlerineٱلذِّلَّةُalçaklıkوَٱلْمَسْكَنَةُve yoksulluk (damgası)وَبَآءُوve uğradılarبِغَضَبٍbir gazabaمِّنَAllahtanٱللَّهِذَٰلِكَişte buبِأَنَّهُمْşüphesiz öyleكَانُوا۟olduيَكْفُرُونَ(çünkü) inkar ediyorlarبِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınوَيَقْتُلُونَve öldürüyorlardıٱلنَّبِيِّۦنَpeygamberleriبِغَيْرِetmediği haldeٱلْحَقِّذَٰلِكَişte buبِمَاsebebiyledirعَصَوا۟isyan etmeleriوَّكَانُوا۟ve olduklarıيَعْتَدُونَsınırı aşmış

Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin" demiştiniz. O da size, "İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var" demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah'ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah'ın ayetlerini inkar ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dedilerٱدْعُdu'a etلَنَاbizim içinرَبَّكَRabbineيُبَيِّنaçıklasınلَّنَاbizeمَاne olduğunuهِىَقَالَdedi kiإِنَّهُۥşüphesiz Oيَقُولُdiyor kiإِنَّهَاgerçekten oبَقَرَةٌbir inektirلَّاolmayanفَارِضٌyaşlıوَلَاve olmayanبِكْرٌkörpeعَوَانٌۢorta yaşlıبَيْنَarasındaذَٰلِكَفَٱفْعَلُوا۟haydi yapınمَاşeyiتُؤْمَرُونَsize emredilen

"Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın." dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi arası bir sığırdır. Haydi, emrolunduğunuz işi yapın."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dediler kiٱدْعُdu'a etلَنَاbizim içinرَبَّكَRabbineيُبَيِّنaçıklasınلَّنَاbizeمَاnedirلَوْنُهَاقَالَdedi kiإِنَّهُۥşüphesiz Oيَقُولُdiyorإِنَّهَاgerçekten oبَقَرَةٌbir inektirصَفْرَآءُsarı rengindeفَاقِعٌparlakلَّوْنُهَاonun rengiتَسُرُّsevinç verirٱلنَّٰظِرِينَbakanlara

Onlar, "Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın" dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan bir sığırdır" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dediler kiٱدْعُdu'a etلَنَاbizim içinرَبَّكَRabbineيُبَيِّنaçıklasınلَّنَاbizeمَاnasıl bir şey olduğunuهِىَonunإِنَّziraٱلْبَقَرَo inekتَشَٰبَهَbenzer geldiعَلَيْنَاbizeوَإِنَّآama mutlaka bizإِنeğerشَآءَdilerseٱللَّهُAllahلَمُهْتَدُونَhidayeti buluruz

"Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın. Çünkü sığırlar, bizce, birbirlerine benzemektedir. Ama Allah dilerse elbet buluruz" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاve ne zamanسَأَلَكَsana sorar(lar)saعِبَادِىkullarımعَنِّىbendenفَإِنِّىşüphesiz benقَرِيبٌأُجِيبُkarşılık veririmدَعْوَةَdu'asınaٱلدَّاعِdu'a edeninإِذَاzamanدَعَانِفَلْيَسْتَجِيبُوا۟O halde onlar da karşılık versinlerلِىbanaوَلْيُؤْمِنُوا۟inansınlar kiبِىbanaلَعَلَّهُمْböylece onlarيَرْشُدُونَdoğru yola erişirler

Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاevlenmeyinتَنكِحُوا۟ٱلْمُشْرِكَٰتِmüşrik (Allah'a ortak koşan) kadınlarlaحَتَّىٰkadarيُؤْمِنَّوَلَأَمَةٌbir cariyeمُّؤْمِنَةٌinananخَيْرٌdaha hayırlıdırمِّنortak koşan (hür) kadındanمُّشْرِكَةٍوَلَوْve eğerأَعْجَبَتْكُمْوَلَاevlendirmeyinتُنكِحُوا۟ٱلْمُشْرِكِينَortak koşan erkeklerleحَتَّىٰkadarيُؤْمِنُوا۟وَلَعَبْدٌve bir köleمُّؤْمِنٌinananخَيْرٌdaha hayırlıdırمِّنmüşrik erkektenمُّشْرِكٍوَلَوْeğerأَعْجَبَكُمْأُو۟لَٰٓئِكَ(Zira) onlarيَدْعُونَçağırıyorlarإِلَىateşeٱلنَّارِوَٱللَّهُAllah iseيَدْعُوٓا۟çağırıyorإِلَىcenneteٱلْجَنَّةِوَٱلْمَغْفِرَةِve mağfireteبِإِذْنِهِۦوَيُبَيِّنُve açıklarءَايَٰتِهِۦayetleriniلِلنَّاسِinsanlaraلَعَلَّهُمْumulur kiيَتَذَكَّرُونَdüşünürler

İman etmedikleri sürece Allah'a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. Allah'a ortak koşan kadın hoşunuza gitse de, mü'min bir cariye Allah'a ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır. İman etmedikleri sürece Allah'a ortak koşan erkeklerle, kadınlarınızı evlendirmeyin. Allah'a ortak koşan hür erkek hoşunuza gitse de; iman eden bir köle, Allah'a ortak koşan bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar ateşe çağırırlar, Allah ise izniyle, cennete ve bağışlanmaya çağırır. O, insanlara ayetlerini açıklar ki, öğüt alıp düşünsünler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْve bir zamanقَالَdemiştiإِبْرَٰهِۦمُİbrahimرَبِّRabbimأَرِنِىbana gösterكَيْفَnasılتُحْىِdirilttiğiniٱلْمَوْتَىٰقَالَ(Allah) dediأَوَلَمْyoksaتُؤْمِنقَالَ(İbrahim) dedi kiبَلَىٰHayır (inandım)وَلَٰكِنfakatلِّيَطْمَئِنَّtatmin olması içinقَلْبِىقَالَdediفَخُذْo halde tutأَرْبَعَةًdördünüمِّنَkuşlardanٱلطَّيْرِفَصُرْهُنَّonları alıştırإِلَيْكَkendineثُمَّsonraٱجْعَلْkoyعَلَىٰüzerineكُلِّherجَبَلٍdağınمِّنْهُنَّonlardanجُزْءًاbir parçaثُمَّsonraٱدْعُهُنَّonları (kendine) çağırيَأْتِينَكَsana geleceklerسَعْيًاوَٱعْلَمْbil kiأَنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَزِيزٌdaima üstünحَكِيمٌhüküm ve hikmet sahibidir

Hani İbrahim, "Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için" demişti. "Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Sana uçarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi