KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

KELİME DOSYASI

رَءَا

gördü · gören · gördüğü · görecek

Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com

Kullanım
271
Ayet
253
Sure
70

Kök: راي

Ayetlerdeki kullanımlar

Vurgulu kelimeler bu kelime grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.

253 ayetin ilk 8 tanesi
وَإِذْve haniقُلْتُمْdemiştinizيَٰمُوسَىٰey MusaلَنinanmayızنُّؤْمِنَلَكَsanaحَتَّىٰkadarنَرَىgörünceyeٱللَّهَAllah'ıجَهْرَةًaçıkçaفَأَخَذَتْكُمُderhal sizi yakalamıştıٱلصَّٰعِقَةُyıldırım gürültüsüوَأَنتُمْsiz deتَنظُرُونَbunu görüyordunuz

Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَدْelbetteنَرَىٰgörüyoruzتَقَلُّبَçevrilip durduğunuوَجْهِكَyüzününفِىdoğruٱلسَّمَآءِفَلَنُوَلِّيَنَّكَelbette seni döndüreceğizقِبْلَةًbir kıbleyeتَرْضَىٰهَافَوَلِّ(Bundan böyle) çevirوَجْهَكَyüzünüشَطْرَtarafınaٱلْمَسْجِدِMescid-iٱلْحَرَامِوَحَيْثُve neredeمَاolursanızكُنتُمْفَوَلُّوا۟çevirinوُجُوهَكُمْyüzleriniziشَطْرَهُۥوَإِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerأُوتُوا۟verilenٱلْكِتَٰبَkitapلَيَعْلَمُونَelbette bilirlerأَنَّهُbununٱلْحَقُّbir gerçek olduğunuمِنRablerindenرَّبِّهِمْوَمَاdeğildirٱللَّهُAllahبِغَٰفِلٍhabersizعَمَّاonların yaptıklarındanيَعْمَلُونَ

(Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü hep onun yönüne çevirin. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمِنَİnsanlardanٱلنَّاسِمَنkimiيَتَّخِذُtutarمِنbaşkaدُونِٱللَّهِAllah'tanأَندَادًاeşlerيُحِبُّونَهُمْonları severlerكَحُبِّsever gibiٱللَّهِوَٱلَّذِينَ(kimseler)ءَامَنُوٓا۟inanan(lar)أَشَدُّen çokحُبًّاseverlerلِّلَّهِوَلَوْkeşkeيَرَىgörselerdiٱلَّذِينَ(kimseler)ظَلَمُوٓا۟zulmedenlerإِذْzamanيَرَوْنَgördükleriٱلْعَذَابَazabıأَنَّgerçektenٱلْقُوَّةَkuvvetinلِلَّهِAllah'a aittirجَمِيعًاbütünüyleوَأَنَّve gerçektenٱللَّهَAllah'ınشَدِيدُşiddetlidirٱلْعَذَابِazabı

İnsanlar arasında Allah'ı bırakıp da O'na ortak koşanlar vardır. Onları, Allah'ı severcesine severler. Mü'minlerin Allah'a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah'ın olduğunu ve Allah'ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِذْişteتَبَرَّأَuzak durdularٱلَّذِينَkimselerٱتُّبِعُوا۟uyulanمِنَkimselerdenٱلَّذِينَٱتَّبَعُوا۟uyanوَرَأَوُا۟gördülerٱلْعَذَابَazabıوَتَقَطَّعَتْkesildiبِهِمُonlarınٱلْأَسْبَابُbağları

Kendilerine uyulanlar o gün azabı görünce, kendilerine uyanlardan uzaklaşacaklar, aralarındaki bütün bağlar kopacaktır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَلَمْتَرَإِلَىkimseleriٱلَّذِينَخَرَجُوا۟çıkanlarıمِنyurtlarındanدِيَٰرِهِمْوَهُمْve onlarأُلُوفٌbinlerce kişi ikenحَذَرَkorkusuylaٱلْمَوْتِölümفَقَالَdemiştiلَهُمُonlaraٱللَّهُAllahمُوتُوا۟Ölün!ثُمَّsonraأَحْيَٰهُمْإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَذُوsahibidirفَضْلٍikramعَلَىkarşıٱلنَّاسِinsanlaraوَلَٰكِنَّamaأَكْثَرَçoğuٱلنَّاسِinsanlarınلَاşükretmezlerيَشْكُرُونَ

Binlerce kişi oldukları halde, ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenleri görmedin mi? Allah, onlara "ölün" dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı lütuf ve ikram sahibidir. Ama insanların çoğu şükretmezler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَلَمْgörmedin mi?تَرَإِلَىileri gelenleriniٱلْمَلَإِمِنۢoğullarınınبَنِىٓإِسْرَٰٓءِيلَİsrailمِنۢsonraبَعْدِمُوسَىٰٓMusa'danإِذْhaniقَالُوا۟demişlerdiلِنَبِىٍّPeygamberlerineلَّهُمُonlarٱبْعَثْgönderلَنَاbizeمَلِكًاbir hükümdarنُّقَٰتِلْ(onun önderliğinde) savaşalımفِىyolundaسَبِيلِٱللَّهِقَالَdediهَلْolurmu ki?عَسَيْتُمْإِنeğerكُتِبَyazılınca (farz kılınınca)عَلَيْكُمُsizeٱلْقِتَالُsavaşأَلَّاsavaşmazsanızتُقَٰتِلُوا۟قَالُوا۟dediler kiوَمَاbizlerلَنَآأَلَّاneden savaşmayalımنُقَٰتِلَفِىyolundaسَبِيلِٱللَّهِAllahوَقَدْoysaأُخْرِجْنَاbiz çıkarılıp sürüldükمِنyurtlarımızdanدِيَٰرِنَاوَأَبْنَآئِنَافَلَمَّاfakatكُتِبَyazılıncaعَلَيْهِمُkendilerineٱلْقِتَالُsavaşتَوَلَّوْا۟yüz çevirdilerإِلَّاhariçقَلِيلًاpek azıمِّنْهُمْوَٱللَّهُAllahعَلِيمٌۢbilirبِٱلظَّٰلِمِينَzalimleri

Musa'dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, "Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım" demişlerdi. O, "Ya üzerinize savaş farz kılındığı halde, savaşmayacak olursanız?" demişti. Onlar, "Yurdumuzdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz halde Allah yolunda niye savaşmayalım" diye cevap vermişlerdi. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَلَمْgörmedin mi?تَرَإِلَىkimseyiٱلَّذِىحَآجَّtartışanإِبْرَٰهِۦمَİbrahim'leفِىhakkındaرَبِّهِۦٓRabbiأَنْdiyeءَاتَىٰهُkendisine verdiٱللَّهُAllahٱلْمُلْكَhükümdarlıkإِذْzamanقَالَdediğiإِبْرَٰهِۦمُİbrahimرَبِّىَbenim Rabbimٱلَّذِىkiيُحْىِۦyaşatırوَيُمِيتُve öldürürقَالَdediأَنَا۠ben deأُحْىِۦyaşatırوَأُمِيتُقَالَdedi kiإِبْرَٰهِۦمُİbrahimفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahيَأْتِىgetirirبِٱلشَّمْسِgüneşiمِنَdoğudanٱلْمَشْرِقِفَأْتِsen de getirبِهَاonuمِنَbatıdanٱلْمَغْرِبِفَبُهِتَşaşırıp kaldıٱلَّذِىkimse (o adam)كَفَرَوَٱللَّهُAllahلَاdoğru yola iletmezيَهْدِىٱلْقَوْمَtoplumuٱلظَّٰلِمِينَzalim

Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, "Benim Rabbim diriltir, öldürür." demiş; o da, "Ben de diriltir, öldürürüm" demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, "Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir" deyince, kafir şaşırıp kaldı. Zaten Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَدْmuhakakكَانَsizin için vardırلَكُمْءَايَةٌbir ibretفِىşu iki topluluktaفِئَتَيْنِٱلْتَقَتَافِئَةٌbir toplulukتُقَٰتِلُçarpışıyorduفِىyolundaسَبِيلِٱللَّهِAllahوَأُخْرَىٰöteki deكَافِرَةٌnankördüيَرَوْنَهُمonları görüyorlardıمِّثْلَيْهِمْkendilerinin iki katıرَأْىَgörüşüyleٱلْعَيْنِوَٱللَّهُAllahيُؤَيِّدُdesteklerبِنَصْرِهِۦyardımıyleمَنkimseyiيَشَآءُإِنَّelbetteفِىbundaذَٰلِكَلَعِبْرَةًbir ibret vardırلِّأُو۟لِىolanlar içinٱلْأَبْصَٰرِgözleri

Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kafirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi