KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

KELİME DOSYASI

زَكَوٰة

zekat · zekatı · daha temiz · zekatlarını

Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com

Kullanım
32
Ayet
32
Sure
19

Kök: زكو

Ayetlerdeki kullanımlar

Vurgulu kelimeler bu kelime grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.

32 ayetin ilk 8 tanesi
وَإِذْve haniأَخَذْنَاbiz almıştıkمِيثَٰقَbir sözبَنِىٓoğullarındanإِسْرَٰٓءِيلَİsrailلَاkulluk etmeyeceksinizتَعْبُدُونَإِلَّاbaşkasınaٱللَّهَAllah'tanوَبِٱلْوَٰلِدَيْنِve anaya-babayaإِحْسَانًاiyilik edeceksinizوَذِىveٱلْقُرْبَىٰyakınlaraوَٱلْيَتَٰمَىٰve yetimlereوَٱلْمَسَٰكِينِve yoksullaraوَقُولُوا۟ve söyleyinلِلنَّاسِinsanlaraحُسْنًاgüzel sözوَأَقِيمُوا۟ve kılınٱلصَّلَوٰةَnamazıوَءَاتُوا۟ve verinٱلزَّكَوٰةَzekatıثُمَّsonraتَوَلَّيْتُمْdöndünüzإِلَّاhariçقَلِيلًاpek azınızمِّنكُمْsizden olanوَأَنتُمve sizمُّعْرِضُونَyüz çeviriyorsunuz

Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz" diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَقِيمُوا۟ve kılınٱلصَّلَوٰةَnamazıوَءَاتُوا۟ve verinٱلزَّكَوٰةَوَمَاne kiتُقَدِّمُوا۟ne gönderirsinizلِأَنفُسِكُمkendiniz içinمِّنْhayırdanخَيْرٍتَجِدُوهُbulursunuzعِندَkatındaٱللَّهِإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahبِمَاşeyleriتَعْمَلُونَyaptıklarınızبَصِيرٌgörür

Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَّيْسَٱلْبِرَّiyilikأَنçevirmenizتُوَلُّوا۟وُجُوهَكُمْyüzleriniziقِبَلَtarafınaٱلْمَشْرِقِdoğuوَٱلْمَغْرِبِve batıوَلَٰكِنَّfakatٱلْبِرَّiyilikمَنْkişininءَامَنَinanmasıdırبِٱللَّهِAllah'aوَٱلْيَوْمِve gününeٱلْءَاخِرِوَٱلْمَلَٰٓئِكَةِve meleklereوَٱلْكِتَٰبِve Kitabaوَٱلنَّبِيِّۦنَve peygamberlereوَءَاتَىve vermesidirٱلْمَالَmalınıعَلَىٰsevdiğiحُبِّهِۦذَوِىyakınlaraٱلْقُرْبَىٰوَٱلْيَتَٰمَىٰve yetimlereوَٱلْمَسَٰكِينَve yoksullaraوَٱبْنَveٱلسَّبِيلِyolda kalmışlaraوَٱلسَّآئِلِينَve dilencilereوَفِىveٱلرِّقَابِkölelereوَأَقَامَve kılmasıdırٱلصَّلَوٰةَnamazıوَءَاتَىve vermesidirٱلزَّكَوٰةَzekatıوَٱلْمُوفُونَyerine getirmeleridirبِعَهْدِهِمْandlaşmalarınıإِذَاzamanعَٰهَدُوا۟وَٱلصَّٰبِرِينَve sabrederlerفِىsıkıntıdaٱلْبَأْسَآءِوَٱلضَّرَّآءِve hastalıktaوَحِينَve zamanındaٱلْبَأْسِأُو۟لَٰٓئِكَişte onlarٱلَّذِينَkimselerdirصَدَقُوا۟وَأُو۟لَٰٓئِكَve işte onlarهُمُonlardırٱلْمُتَّقُونَmuttakiler

İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah'a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟iman edenوَعَمِلُوا۟ve işler yapanlarٱلصَّٰلِحَٰتِsalih (güzel)وَأَقَامُوا۟ve kılanlarٱلصَّلَوٰةَnamazıوَءَاتَوُا۟ve verenlerٱلزَّكَوٰةَzekatıلَهُمْişte onlarınأَجْرُهُمْödülleriعِندَyanındadırرَبِّهِمْRableriوَلَاyokturخَوْفٌkorkuعَلَيْهِمْonlaraوَلَاve onlarهُمْيَحْزَنُونَüzülmeyeceklerdir

Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَلَمْgörmedin miتَرَإِلَىkimseleriٱلَّذِينَقِيلَdenilen(leri)لَهُمْkendilerineكُفُّوٓا۟(savaştan) çekinأَيْدِيَكُمْelleriniziوَأَقِيمُوا۟ve kılınٱلصَّلَوٰةَnamazıوَءَاتُوا۟ve verinٱلزَّكَوٰةَzekatıفَلَمَّاzamanكُتِبَyazılıdığıعَلَيْهِمُkendilerineٱلْقِتَالُsavaşإِذَاhemenفَرِيقٌbir grupمِّنْهُمْiçlerindenيَخْشَوْنَkorkmaya başladılarٱلنَّاسَinsanlardanكَخَشْيَةِkorkar gibiٱللَّهِAllah'tanأَوْhattaأَشَدَّdaha fazlaخَشْيَةًوَقَالُوا۟ve dediler kiرَبَّنَاRabbimizلِمَniçinكَتَبْتَyazdınعَلَيْنَاbizeٱلْقِتَالَsavaşلَوْلَآkeşkeأَخَّرْتَنَآbizi erteleseydinإِلَىٰٓkadarأَجَلٍbir süreyeقَرِيبٍقُلْde kiمَتَٰعُgeçimiٱلدُّنْيَاdünyaقَلِيلٌazdırوَٱلْءَاخِرَةُخَيْرٌdaha iyidirلِّمَنِkimse içinٱتَّقَىٰkorunanوَلَاsize haksızlık edilmezتُظْلَمُونَفَتِيلًاkıl kadar

Daha önce kendilerine, "(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekatı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!" derler. De ki: "Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah'a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَّٰكِنِfakatٱلرَّٰسِخُونَderinleşmiş olanlarفِىilimdeٱلْعِلْمِمِنْهُمْiçlerindenوَٱلْمُؤْمِنُونَve mü'minlerيُؤْمِنُونَinanırlarبِمَآşeyeأُنزِلَindirilenإِلَيْكَsanaوَمَآve şeyeأُنزِلَindirilenمِنsenden önceقَبْلِكَوَٱلْمُقِيمِينَO kılanlarٱلصَّلَوٰةَوَٱلْمُؤْتُونَverenlerٱلزَّكَوٰةَzekatıوَٱلْمُؤْمِنُونَinananlar var yaبِٱللَّهِAllah'aوَٱلْيَوْمِve gününeٱلْءَاخِرِأُو۟لَٰٓئِكَişte onlaraسَنُؤْتِيهِمْvereceğizأَجْرًاbir mükafatعَظِيمًاbüyük

Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü'minler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. O namazı kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara büyük bir mükafat vereceğiz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْأَخَذَalmıştıٱللَّهُAllahمِيثَٰقَsözبَنِىٓoğullarındanإِسْرَٰٓءِيلَİsrailوَبَعَثْنَاve göndermiştikمِنْهُمُiçlerindenٱثْنَىْiki (on iki)عَشَرَon (on iki)نَقِيبًاوَقَالَdemişti kiٱللَّهُAllahإِنِّىşüphesiz benمَعَكُمْلَئِنْeğerأَقَمْتُمُkılarsanızٱلصَّلَوٰةَnamazıوَءَاتَيْتُمُve verirsenizٱلزَّكَوٰةَzekatıوَءَامَنتُمve inanırsanızبِرُسُلِىelçilerimeوَعَزَّرْتُمُوهُمْve onlara yardım edersenizوَأَقْرَضْتُمُve borç verirsenizٱللَّهَAllah'aقَرْضًاbir borçحَسَنًاgüzelلَّأُكَفِّرَنَّelbette örterimعَنكُمْsizinسَيِّـَٔاتِكُمْgünahlarınızıوَلَأُدْخِلَنَّكُمْve sizi sokarımجَنَّٰتٍcennetlereتَجْرِىakanمِنaltlarındanتَحْتِهَاٱلْأَنْهَٰرُفَمَنkimكَفَرَinkar ederseبَعْدَsonraذَٰلِكَbundanمِنكُمْsizdenفَقَدْmuhakkakضَلَّsapmış olurسَوَآءَdüzٱلسَّبِيلِyoldan

Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah, şöyle demişti: "Sizinle beraberim. Andolsun eğer namazı kılar, zekatı verir ve elçilerime inanır, onları desteklerseniz, (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah'a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kim inkar ederse, mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi