KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

KELİME DOSYASI

نَبَأ

haberi · haberin · haberini · haberler

Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com

Kullanım
29
Ayet
29
Sure
20

Kök: نبا

Ayetlerdeki kullanımlar

Vurgulu kelimeler bu kelime grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.

29 ayetin ilk 8 tanesi
ذَٰلِكَbunlarمِنْhaberlerindendirأَنۢبَآءِٱلْغَيْبِgörünmez aleminنُوحِيهِvahyettiğimizإِلَيْكَوَمَاsen değildinكُنتَلَدَيْهِمْonların yanındaإِذْzamanيُلْقُونَattıklarıأَقْلَٰمَهُمْ(kur'a) oklarınıأَيُّهُمْhangisiيَكْفُلُkefil olacak (diye)مَرْيَمَMeryem'eوَمَاsen değildinكُنتَلَدَيْهِمْyanlarındaإِذْzamanيَخْتَصِمُونَbirbirleriyle çekiştikleri

(Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu konuda) tartışırlarken de yanlarında değildin.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱتْلُعَلَيْهِمْonlaraنَبَأَhaberiniٱبْنَىْiki oğlununءَادَمَAdemبِٱلْحَقِّgerçek olarakإِذْhaniقَرَّبَاsunmuşlardıقُرْبَانًاbirer kurbanفَتُقُبِّلَkabul edilmişمِنْbirindenأَحَدِهِمَاوَلَمْkabul edilmemiştiيُتَقَبَّلْمِنَötekindenٱلْءَاخَرِقَالَdemiştiلَأَقْتُلَنَّكَقَالَdediإِنَّمَاsadeceيَتَقَبَّلُkabul ederٱللَّهُAllahمِنَkorunanlardanٱلْمُتَّقِينَ

(Ey Muhammed!) Onlara, Adem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, "Andolsun seni mutlaka öldüreceğim" demişti. Öteki, "Allah, ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder" demişti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَقَدْişte elbetteكَذَّبُوا۟yalanladılarبِٱلْحَقِّhakkıلَمَّاne zaman kiجَآءَهُمْفَسَوْفَfakat yakındaيَأْتِيهِمْkendilerine gelecektirأَنۢبَٰٓؤُا۟haberleriمَاşeyinكَانُوا۟onunlaبِهِۦيَسْتَهْزِءُونَalay ettikleri

Nitekim hak (Kur'an) kendilerine gelince onu yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri kendilerine ilerde gelecektir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْve andolsunكُذِّبَتْyalanlanmıştıرُسُلٌelçilerمِّنsenden önce deقَبْلِكَفَصَبَرُوا۟sabrettilerعَلَىٰkarşıمَاyalanlanmalarınaكُذِّبُوا۟وَأُوذُوا۟ve eziyet edilmelerineحَتَّىٰٓnihayetأَتَىٰهُمْonlara yetiştiنَصْرُنَاوَلَاyokturمُبَدِّلَdeğiştirebilecekلِكَلِمَٰتِkelimeleriniٱللَّهِوَلَقَدْandolsunجَآءَكَsana da gelmiştirمِنhaberindenنَّبَإِى۟ٱلْمُرْسَلِينَelçilerin

Andolsun ki, senden önce de birçok Peygamberler yalanlanmıştı da onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı sabretmişler ve nihayet kendilerine yardımımız yetişmişti. Allah'ın kelimelerini değiştirebilecek bir güç de yoktur. Andolsun peygamberler ile ilgili haberlerin bir kısmı sana gelmiş bulunuyor.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
تِلْكَişte oٱلْقُرَىٰülkelerنَقُصُّanlatıyoruzعَلَيْكَsanaمِنْonların haberlerindenأَنۢبَآئِهَاوَلَقَدْve andolsunجَآءَتْهُمْonlara getirmişlerdiرُسُلُهُمelçileriبِٱلْبَيِّنَٰتِaçık delillerفَمَاfakat hayırكَانُوا۟onlarلِيُؤْمِنُوا۟inanmadılarبِمَاötürüكَذَّبُوا۟yalanladıklarındanمِنöncedenقَبْلُكَذَٰلِكَişte böyleيَطْبَعُmühürlerٱللَّهُAllahعَلَىٰüzeriniقُلُوبِkalbleriٱلْكَٰفِرِينَkafirlerin

İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi. Allah, kafirlerin kalplerini işte böyle mühürler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱتْلُve okuعَلَيْهِمْonlaraنَبَأَhaberiniٱلَّذِىٓkiءَاتَيْنَٰهُkendisine verdikءَايَٰتِنَاayetlerimiziفَٱنسَلَخَsıyrıldı çıktı'مِنْهَاonlardanفَأَتْبَعَهُonu peşine taktıٱلشَّيْطَٰنُşeytanفَكَانَböylece olduمِنَazgınlardanٱلْغَاوِينَ

Kendisine ayetlerimizi verdiğimiz halde, onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine taktığı, bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَلَمْonlara gelmedi mi?يَأْتِهِمْنَبَأُhaberiٱلَّذِينَkimselerinمِنkendilerinden öncekilerinقَبْلِهِمْقَوْمِkavmininنُوحٍNuhوَعَادٍve Adوَثَمُودَve Semudوَقَوْمِve kavmininإِبْرَٰهِيمَİbrahimوَأَصْحَٰبِve halkınınمَدْيَنَMedyenوَٱلْمُؤْتَفِكَٰتِأَتَتْهُمْonlara getirmiştiرُسُلُهُمelçileriبِٱلْبَيِّنَٰتِفَمَاdeğildiكَانَٱللَّهُAllahلِيَظْلِمَهُمْonlara zulmediyorوَلَٰكِنfakatكَانُوٓا۟onlarأَنفُسَهُمْkendi kendilerineيَظْلِمُونَzulmediyorlardı

Onlara kendilerinden öncekilerin; Nuh, Ad ve Semud kavimlerinin; İbrahim'in kavminin; Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. (Ama inanmadılar, Allah da onları cezalandırdı.) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi