KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

KELİME DOSYASI

نَّبِىّ

nebi · elçiye · Peygamber · Peygambere

Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com

Kullanım
75
Ayet
72
Sure
20

Kök: نبا

Ayetlerdeki kullanımlar

Vurgulu kelimeler bu kelime grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.

72 ayetin ilk 8 tanesi
وَإِذْhaniقُلْتُمْsiz demiştiniz kiيَٰمُوسَىٰey Musaلَنaslaنَّصْبِرَbiz dayanamayızعَلَىٰyemeğeطَعَامٍوَٰحِدٍbirفَٱدْعُdu'a etلَنَاbizim içinرَبَّكَRabbineيُخْرِجْçıkarsınلَنَاbizeمِمَّاşeylerdenتُنۢبِتُbitirdiğiٱلْأَرْضُyerinمِنۢsebzesindenبَقْلِهَاوَقِثَّآئِهَاve acurundanوَفُومِهَاve sarımsağındanوَعَدَسِهَاve mercimeğindenوَبَصَلِهَاقَالَdedi kiأَتَسْتَبْدِلُونَdeğiştirmek mi istiyorsunuz?ٱلَّذِىolanıهُوَoأَدْنَىٰdaha aşağıبِٱلَّذِىolanlaهُوَoخَيْرٌٱهْبِطُوا۟ininمِصْرًاbir şehreفَإِنَّşüphesizلَكُمsizin için vardırمَّاşeylerسَأَلْتُمْوَضُرِبَتْve vurulduعَلَيْهِمُüzerlerineٱلذِّلَّةُalçaklıkوَٱلْمَسْكَنَةُve yoksulluk (damgası)وَبَآءُوve uğradılarبِغَضَبٍbir gazabaمِّنَAllahtanٱللَّهِذَٰلِكَişte buبِأَنَّهُمْşüphesiz öyleكَانُوا۟olduيَكْفُرُونَ(çünkü) inkar ediyorlarبِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınوَيَقْتُلُونَve öldürüyorlardıٱلنَّبِيِّۦنَpeygamberleriبِغَيْرِetmediği haldeٱلْحَقِّذَٰلِكَişte buبِمَاsebebiyledirعَصَوا۟isyan etmeleriوَّكَانُوا۟ve olduklarıيَعْتَدُونَsınırı aşmış

Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin" demiştiniz. O da size, "İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var" demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah'ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah'ın ayetlerini inkar ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاzamanقِيلَdenildiğiلَهُمْonlaraءَامِنُوا۟inanınبِمَآşeyeأَنزَلَindirdiğiٱللَّهُAllah'ınقَالُوا۟derlerنُؤْمِنُinanırızبِمَآşeyeأُنزِلَindirilenعَلَيْنَاbizeوَيَكْفُرُونَve inkar ederlerبِمَاşeyiوَرَآءَهُۥondan sonra gelenوَهُوَhalbuki oٱلْحَقُّhaktırمُصَدِّقًاdoğrulayanلِّمَاşeyiمَعَهُمْقُلْde kiفَلِمَneden?تَقْتُلُونَöldürüyordunuzأَنۢبِيَآءَpeygamberleriniٱللَّهِAllah'ınمِنdaha önceقَبْلُإِنgerçektenكُنتُمidiysenizمُّؤْمِنِينَinanıyor

Onlara, "Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) iman edin" denilince, "Biz sadece bize indirilene (Tevrat'a) inanırız" deyip, ondan sonra geleni (Kur'an'ı) inkar ederler. Halbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat'ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki: "Eğer inanan kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُولُوٓا۟deyinءَامَنَّاinandıkبِٱللَّهِAllah'aوَمَآve şeyeأُنزِلَindirilenإِلَيْنَاbizeوَمَآve şeyeأُنزِلَindirilenإِلَىٰٓİbrahim'eإِبْرَٰهِۦمَوَإِسْمَٰعِيلَve İsma'il'eوَإِسْحَٰقَve İshak'aوَيَعْقُوبَve Ya'kub'aوَٱلْأَسْبَاطِve torunlarınaوَمَآve şeyeأُوتِىَverilenمُوسَىٰMusa'yaوَعِيسَىٰve Îsa'yaوَمَآve şeyeأُوتِىَverilenٱلنَّبِيُّونَpeygamberlereمِنRablerindenرَّبِّهِمْلَاayırım yapmayızنُفَرِّقُبَيْنَarasındaأَحَدٍhiçbiriمِّنْهُمْonlarınوَنَحْنُve bizلَهُۥO'naمُسْلِمُونَteslim olanlarız

Deyin ki: "Biz Allah'a, bize indirilene (Kur'an'a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Musa ve İsa'ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab'lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَّيْسَٱلْبِرَّiyilikأَنçevirmenizتُوَلُّوا۟وُجُوهَكُمْyüzleriniziقِبَلَtarafınaٱلْمَشْرِقِdoğuوَٱلْمَغْرِبِve batıوَلَٰكِنَّfakatٱلْبِرَّiyilikمَنْkişininءَامَنَinanmasıdırبِٱللَّهِAllah'aوَٱلْيَوْمِve gününeٱلْءَاخِرِوَٱلْمَلَٰٓئِكَةِve meleklereوَٱلْكِتَٰبِve Kitabaوَٱلنَّبِيِّۦنَve peygamberlereوَءَاتَىve vermesidirٱلْمَالَmalınıعَلَىٰsevdiğiحُبِّهِۦذَوِىyakınlaraٱلْقُرْبَىٰوَٱلْيَتَٰمَىٰve yetimlereوَٱلْمَسَٰكِينَve yoksullaraوَٱبْنَveٱلسَّبِيلِyolda kalmışlaraوَٱلسَّآئِلِينَve dilencilereوَفِىveٱلرِّقَابِkölelereوَأَقَامَve kılmasıdırٱلصَّلَوٰةَnamazıوَءَاتَىve vermesidirٱلزَّكَوٰةَzekatıوَٱلْمُوفُونَyerine getirmeleridirبِعَهْدِهِمْandlaşmalarınıإِذَاzamanعَٰهَدُوا۟وَٱلصَّٰبِرِينَve sabrederlerفِىsıkıntıdaٱلْبَأْسَآءِوَٱلضَّرَّآءِve hastalıktaوَحِينَve zamanındaٱلْبَأْسِأُو۟لَٰٓئِكَişte onlarٱلَّذِينَkimselerdirصَدَقُوا۟وَأُو۟لَٰٓئِكَve işte onlarهُمُonlardırٱلْمُتَّقُونَmuttakiler

İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah'a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
كَانَidiٱلنَّاسُinsanlarأُمَّةًümmetوَٰحِدَةًbir tekفَبَعَثَsonra gönderdiٱللَّهُAllahٱلنَّبِيِّۦنَpeygamberleriمُبَشِّرِينَmüjdecilerوَمُنذِرِينَve uyarıcılar olarakوَأَنزَلَve indirdiمَعَهُمُonlarla beraberٱلْكِتَٰبَKitabıبِٱلْحَقِّhak olarakلِيَحْكُمَhükmetmek üzereبَيْنَarasındaٱلنَّاسِinsanlarفِيمَا(konularda)ٱخْتَلَفُوا۟anlaşmazlığa düştükleriفِيهِوَمَاveٱخْتَلَفَanlaşmazlığa düştü(ler)فِيهِo(Kitap hakkı)ndaإِلَّاdışındaٱلَّذِينَkendilerineأُوتُوهُ(Kitap) verilmiş olanlarمِنۢsonraبَعْدِمَاkendilerine geldiktenجَآءَتْهُمُٱلْبَيِّنَٰتُaçık delillerبَغْيًۢاsırf kıskançlıktan ötürüبَيْنَهُمْفَهَدَىbunun üzerine ilettiٱللَّهُAllahٱلَّذِينَkimseleriءَامَنُوا۟iman edenلِمَاayrılığa düştükleriٱخْتَلَفُوا۟فِيهِkendisindeمِنَgerçeğeٱلْحَقِّبِإِذْنِهِۦوَٱللَّهُAllahيَهْدِىiletirمَنkimseyiيَشَآءُdilediğiإِلَىٰyolaصِرَٰطٍمُّسْتَقِيمٍdoğru

İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi. Kendilerine apaçık ayetler geldikten sonra o konuda ancak; kitap verilenler, aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenleri, kendi izniyle, onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Allah, dilediğini doğru yola iletir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَلَمْgörmedin mi?تَرَإِلَىileri gelenleriniٱلْمَلَإِمِنۢoğullarınınبَنِىٓإِسْرَٰٓءِيلَİsrailمِنۢsonraبَعْدِمُوسَىٰٓMusa'danإِذْhaniقَالُوا۟demişlerdiلِنَبِىٍّPeygamberlerineلَّهُمُonlarٱبْعَثْgönderلَنَاbizeمَلِكًاbir hükümdarنُّقَٰتِلْ(onun önderliğinde) savaşalımفِىyolundaسَبِيلِٱللَّهِقَالَdediهَلْolurmu ki?عَسَيْتُمْإِنeğerكُتِبَyazılınca (farz kılınınca)عَلَيْكُمُsizeٱلْقِتَالُsavaşأَلَّاsavaşmazsanızتُقَٰتِلُوا۟قَالُوا۟dediler kiوَمَاbizlerلَنَآأَلَّاneden savaşmayalımنُقَٰتِلَفِىyolundaسَبِيلِٱللَّهِAllahوَقَدْoysaأُخْرِجْنَاbiz çıkarılıp sürüldükمِنyurtlarımızdanدِيَٰرِنَاوَأَبْنَآئِنَافَلَمَّاfakatكُتِبَyazılıncaعَلَيْهِمُkendilerineٱلْقِتَالُsavaşتَوَلَّوْا۟yüz çevirdilerإِلَّاhariçقَلِيلًاpek azıمِّنْهُمْوَٱللَّهُAllahعَلِيمٌۢbilirبِٱلظَّٰلِمِينَzalimleri

Musa'dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, "Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım" demişlerdi. O, "Ya üzerinize savaş farz kılındığı halde, savaşmayacak olursanız?" demişti. Onlar, "Yurdumuzdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz halde Allah yolunda niye savaşmayalım" diye cevap vermişlerdi. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَve dedi kiلَهُمْonlaraنَبِيُّهُمْpeygamberleriإِنَّgerçektenٱللَّهَAllahقَدْelbetteبَعَثَgönderdiلَكُمْsizeطَالُوتَTalut'uمَلِكًاقَالُوٓا۟dediler kiأَنَّىٰnasılيَكُونُolabilirلَهُonunٱلْمُلْكُhükümdarlık (mülk)عَلَيْنَاbizim üzerimizeوَنَحْنُbizأَحَقُّdaha layıkızبِٱلْمُلْكِhükümdarlığaمِنْهُondanوَلَمْve verilmemiştirيُؤْتَسَعَةًgenişlikمِّنَmaldanٱلْمَالِقَالَdediإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahٱصْطَفَىٰهُonu (hükümdar) seçtiعَلَيْكُمْsizin üzerinizeوَزَادَهُۥve onun artırdıبَسْطَةًgücünüفِىbilgisininٱلْعِلْمِوَٱلْجِسْمِوَٱللَّهُAllahيُؤْتِىverirمُلْكَهُۥmülkünüمَنkimseyeيَشَآءُوَٱللَّهُAllah(ın)وَٰسِعٌ(lutfu) geniştirعَلِيمٌ(O herşeyi) bilendir

Peygamberleri onlara, "Allah, size Talut'u hükümdar olarak gönderdi" dedi. Onlar, "O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha layığız. Ona zenginlik de verilmemiştir" dediler. Peygamberleri şöyle dedi: "Şüphesiz Allah, onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı." Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَve dedi kiلَهُمْonlaraنَبِيُّهُمْpeygamberleriإِنَّmuhakkakءَايَةَalametiمُلْكِهِۦٓonun hükümdarlığınınأَنsize gelmesidirيَأْتِيَكُمُٱلتَّابُوتُ(Allah'ın Ahid sandığı) Tabut'unفِيهِonun içindeسَكِينَةٌbir huzur bulunanمِّنRabbinizdenرَّبِّكُمْوَبَقِيَّةٌve bir kalıntıمِّمَّاgeriye bıraktığındanتَرَكَءَالُailesininمُوسَىٰMusaوَءَالُve ailesininهَٰرُونَHarunتَحْمِلُهُtaşıdığıٱلْمَلَٰٓئِكَةُإِنَّşüphesizفِىbundaذَٰلِكَلَءَايَةًلَّكُمْsizin içinإِنeğerكُنتُمisenizمُّؤْمِنِينَinanan kimseler

Peygamberleri onlara şöyle dedi: "Onun hükümdarlığının alameti, size o sandığın gelmesidir. Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Musa ailesinin, Harun ailesinin geriye bıraktığından kalıntılar vardır. Onu melekler taşımaktadır. Eğer inanmış kimselerseniz, bunda şüphesiz sizin için kesin bir delil vardır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi