KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

KELİME DOSYASI

ٱسْتَضْعَفُ

eziyordu · ezilen(ler) · zayıf görülen · beni hırpaladılar

Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com

Kullanım
8
Ayet
8
Sure
3

Kök: ضعف

Ayetlerdeki kullanımlar

Vurgulu kelimeler bu kelime grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.

8 ayetin ilk 8 tanesi
قَالَdedilerٱلْمَلَأُileri gelenlerٱلَّذِينَonlar kiٱسْتَكْبَرُوا۟büyüklük taslıyorlarمِنkavmindenقَوْمِهِۦلِلَّذِينَkimselerٱسْتُضْعِفُوا۟zayıf görülenلِمَنْkimselere (karşı)ءَامَنَinananمِنْهُمْiçlerindenأَتَعْلَمُونَsiz biliyor musunuz?أَنَّgerçektenصَٰلِحًاSalih'inمُّرْسَلٌgönderildiğiniمِّنtarafındanرَّبِّهِۦقَالُوٓا۟dedilerإِنَّاdoğrusu bizبِمَآgönderileneأُرْسِلَبِهِۦonunlaمُؤْمِنُونَinananlarız

Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, küçük görülüp ezilen inanmışlara, "Siz, Salih'in, Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu (sahiden) biliyor musunuz?" dediler. Onlar da, "Biz şüphesiz onunla gönderilene inananlarız" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَوْرَثْنَاve mirasçı kıldıkٱلْقَوْمَmilletiٱلَّذِينَolanكَانُوا۟يُسْتَضْعَفُونَhor görülüp ezilmekteمَشَٰرِقَdoğularınaٱلْأَرْضِyerinوَمَغَٰرِبَهَاve batılarınaٱلَّتِىöyle kiبَٰرَكْنَاbereketlendirdikفِيهَاوَتَمَّتْve tam yerine geldiكَلِمَتُ(verdiği) sözüرَبِّكَRabbininٱلْحُسْنَىٰgüzelعَلَىٰüzerineبَنِىٓoğullarıإِسْرَٰٓءِيلَİsrailبِمَاyüzündenصَبَرُوا۟وَدَمَّرْنَاve yıktıkمَاşeyleriكَانَyapageldiğiيَصْنَعُفِرْعَوْنُFir'avn'ınوَقَوْمُهُۥve kavmininوَمَاveكَانُوا۟olduklarıيَعْرِشُونَyükselttiyor (sarayları)

Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti. Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini yerle bir ettik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَمَّاzamanرَجَعَdöndü(ğü)مُوسَىٰٓMusaإِلَىٰkavmineقَوْمِهِۦغَضْبَٰنَkızgınأَسِفًاve üzgün bir haldeقَالَdediبِئْسَمَاne kötü işler yaptınız?خَلَفْتُمُونِىarkamdanمِنۢbenden sonraبَعْدِىٓأَعَجِلْتُمْacele mi ettiniz?أَمْرَemrini (beklemeyip)رَبِّكُمْوَأَلْقَىve yere attıٱلْأَلْوَاحَlevhalarıوَأَخَذَve tuttuبِرَأْسِbaşınıأَخِيهِkardeşininيَجُرُّهُۥٓçekmeye başladıإِلَيْهِقَالَ(Kardeşi) dediٱبْنَoğluأُمَّanamınإِنَّgerçektenٱلْقَوْمَbu insanlarٱسْتَضْعَفُونِىbeni hırpaladılarوَكَادُوا۟ve az dahaيَقْتُلُونَنِىbeni öldürüyorlardıفَلَاgüldürmeتُشْمِتْبِىَüstümeٱلْأَعْدَآءَdüşmanlarıوَلَاaslaتَجْعَلْنِىbeni tutmaمَعَberaberٱلْقَوْمِbu kavimleٱلظَّٰلِمِينَzalim

Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi. (Öfkesinden) levhaları attı ve kardeşinin saçından tuttu, onu kendine doğru çekmeye başladı. (Kardeşi) "Ey anam oğlu" dedi, "Kavim beni güçsüz buldu. Az kalsın beni öldürüyorlardı. Sen de bana böyle davranarak düşmanları sevindirme. Beni o zalimler topluluğu ile bir tutma."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizفِرْعَوْنَFir'avnعَلَاululandı (zorbalığa kalktı)فِىyeryüzündeٱلْأَرْضِوَجَعَلَve böldüأَهْلَهَاhalkınıشِيَعًاçeşitli gruplaraيَسْتَضْعِفُeziyorduطَآئِفَةًbir zümreyiمِّنْهُمْonlardanيُذَبِّحُkesiyorduأَبْنَآءَهُمْoğullarınıوَيَسْتَحْىِۦve sağ bırakıyorduنِسَآءَهُمْإِنَّهُۥçünkü oكَانَidiمِنَbozgunculardanٱلْمُفْسِدِينَ

Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَنُرِيدُbiz istiyordukأَنlutfetmeyiنَّمُنَّعَلَىüzerineٱلَّذِينَkimselerٱسْتُضْعِفُوا۟ezilen(ler)فِىo yerdeٱلْأَرْضِوَنَجْعَلَهُمْve onları yapmayıأَئِمَّةًönderlerوَنَجْعَلَهُمُve onları kılmayıٱلْوَٰرِثِينَmirasçı

Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَdediler kiٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkar eden(ler)لَنbiz inanmayızنُّؤْمِنَبِهَٰذَاbuٱلْقُرْءَانِKur'an'aوَلَاne deبِٱلَّذِىşeyeبَيْنَellerinde olanيَدَيْهِوَلَوْşayetتَرَىٰٓsen bir görsenإِذِolduğundaٱلظَّٰلِمُونَzalimleriمَوْقُوفُونَtutuklanmışعِندَhuzurundaرَبِّهِمْRablerininيَرْجِعُatarlarkenبَعْضُهُمْbir kısmıإِلَىٰdiğerineبَعْضٍٱلْقَوْلَsözيَقُولُdiyorlarٱلَّذِينَkimselerٱسْتُضْعِفُوا۟zayıf düşürülen(ler)لِلَّذِينَkimselereٱسْتَكْبَرُوا۟büyüklük taslayan(lara)لَوْلَآolmasaydınızأَنتُمْsizلَكُنَّاelbette biz olurdukمُؤْمِنِينَinanan insanlar

İnkar edenler, "Biz bu Kur'an'a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız" dediler. Zalimler, Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman hallerini bir görsen! Birbirlerine laf çevirip dururlar. Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, "Siz olmasaydınız, biz mutlaka iman eden kimseler olurduk" derler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdedi(ler) kiٱلَّذِينَkimselerٱسْتَكْبَرُوا۟büyüklük taslayan(lar)لِلَّذِينَkimselereٱسْتُضْعِفُوٓا۟zayıf düşürülen(lere)أَنَحْنُbiz mi?صَدَدْنَٰكُمْengelledikعَنِhidayettenٱلْهُدَىٰبَعْدَsonraإِذْsize geldiktenجَآءَكُمبَلْhayırكُنتُمsiz kendinizمُّجْرِمِينَsuç işliyordunuz

Büyüklük taslayanlar, zayıf ve güçsüz görülenlere, "Size hidayet geldikten sonra, biz mi sizi ondan alıkoyduk? Hayır, suçlu olanlar sizlerdiniz" derler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَve dedi(ler)ٱلَّذِينَkimselerٱسْتُضْعِفُوا۟zayıf düşürülen(ler)لِلَّذِينَkimselereٱسْتَكْبَرُوا۟büyüklük taslayan(lara)بَلْhayırمَكْرُhileler (kuruyordunuz)ٱلَّيْلِgeceوَٱلنَّهَارِve gündüzإِذْbize emrediyordunuzتَأْمُرُونَنَآأَنinkar etmemiziنَّكْفُرَبِٱللَّهِAllah'ıوَنَجْعَلَve koşmamızıلَهُۥٓO'naأَندَادًاوَأَسَرُّوا۟ve içlerinde gizledilerٱلنَّدَامَةَpişmanlıklarınıلَمَّاgördüklerindeرَأَوُا۟ٱلْعَذَابَazabıوَجَعَلْنَاbiz de geçirdikٱلْأَغْلَٰلَdemir halkalarفِىٓboyunlarınaأَعْنَاقِٱلَّذِينَkimselerinكَفَرُوا۟هَلْmı?يُجْزَوْنَcezalandırılacaklarإِلَّاbaşkasıylaمَاşeylerdenكَانُوا۟olduklarıيَعْمَلُونَyapıyor(lar)

Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, "Hayır, bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah'ı inkar etmemizi ve O'na eşler koşmamızı emrediyordunuz" derler. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Biz de inkar edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi