KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

2. SURE · 286 AYET · 6116 KELİME

Bakara

البقرة

Kelime bağlantısı sözlüğe, İncele düğmesi dil bilgisi ve açıklamalara açılır.

ٱلَّذِينَonlar kiيُؤْمِنُونَinanırlarبِٱلْغَيْبِgaybde(gizlide)وَيُقِيمُونَve kılarlarٱلصَّلَوٰةَnamazlarınıوَمِمَّاve şeydenرَزَقْنَٰهُمْkendilerini rızıklandırdığımızيُنفِقُونَinfak ederler

Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلَّذِينَve onlar kiيُؤْمِنُونَiman ederlerبِمَآşeyeأُنزِلَindirilenإِلَيْكَsanaوَمَآve şeyeأُنزِلَindirilenمِنsenden önceقَبْلِكَوَبِٱلْءَاخِرَةِهُمْonlarيُوقِنُونَkesinlikle inanırlar

Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّelbetteٱلَّذِينَkiكَفَرُوا۟inkar edenlerسَوَآءٌeşittirعَلَيْهِمْonlaraءَأَنذَرْتَهُمْonları uyarmanأَمْyadaلَمْuyarmasan daتُنذِرْهُمْلَاinanmazlarيُؤْمِنُونَ

Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
خَتَمَmühürlemiştirٱللَّهُAllahعَلَىٰüzeriniقُلُوبِهِمْkalblerininوَعَلَىٰve üzeriniسَمْعِهِمْوَعَلَىٰٓve üzerineأَبْصَٰرِهِمْgözlerininغِشَٰوَةٌوَلَهُمْOnlar için vardırعَذَابٌbir azabعَظِيمٌbüyük

Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمِنَveٱلنَّاسِinsanlardanمَنöyleleri deيَقُولُderlerءَامَنَّاinandıkبِٱللَّهِAllahaوَبِٱلْيَوْمِve gününeٱلْءَاخِرِوَمَاolmadıkları haldeهُمonlarبِمُؤْمِنِينَinanıyor

İnsanlardan, inanmadıkları halde, "Allah'a ve ahiret gününe inandık" diyenler de vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يُخَٰدِعُونَaldatmağa çalışırlarٱللَّهَAllah'ıوَٱلَّذِينَve kimseleriءَامَنُوا۟inananوَمَاaldatamazlarيَخْدَعُونَإِلَّآbaşkasınıأَنفُسَهُمْkendilerindenوَمَاdeğillerيَشْعُرُونَfarkında

Bunlar Allah'ı ve mü'minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فِىonların kablerindeقُلُوبِهِممَّرَضٌhastalık vardırفَزَادَهُمُartırmıştırٱللَّهُAllahمَرَضًاوَلَهُمْonlara vardırعَذَابٌbir azabأَلِيمٌۢacıبِمَاötürüكَانُوا۟olduklarındanيَكْذِبُونَyalancı

Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاzamanقِيلَdenildiğiلَهُمْonlaraلَاyapmayınتُفْسِدُوا۟bozgunculukفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِقَالُوٓا۟derlerإِنَّمَاsadeceنَحْنُbizمُصْلِحُونَdüzelticileriz

Bunlara, "Yeryüzünde fesat çıkarmayın" denildiğinde, "Biz ancak ıslah edicileriz!" derler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاzamanقِيلَdenildiğiلَهُمْonlaraءَامِنُوا۟iman edinكَمَآgibiءَامَنَinandıklarıٱلنَّاسُinsanlarınقَالُوٓا۟derlerأَنُؤْمِنُinanır mıyız?كَمَآgibiءَامَنَinandığıٱلسُّفَهَآءُأَلَآiyi bilin kiإِنَّهُمْdoğrusu onlardırهُمُonlarٱلسُّفَهَآءُasıl beyinsizlerوَلَٰكِنfakatلَّاdeğildirيَعْلَمُونَbilenlerden

Onlara, "İnsanların inandıkları gibi siz de inanın" denildiğinde ise, "Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?" derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاzamanلَقُوا۟rastladıklarıٱلَّذِينَkimselereءَامَنُوا۟inananقَالُوٓا۟derlerءَامَنَّاinandıkوَإِذَاve zamanخَلَوْا۟yalnız kaldıklarıإِلَىٰileشَيَٰطِينِهِمْşeytanlarıقَالُوٓا۟derlerإِنَّاşüphesiz bizمَعَكُمْsizinle beraberizإِنَّمَاelbette sadeceنَحْنُbizمُسْتَهْزِءُونَ(onlarla) alay ediyoruz

İman edenlerle karşılaştıkları zaman, "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, "Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz" derler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱللَّهُAllahيَسْتَهْزِئُalay ederبِهِمْkendileriyleوَيَمُدُّهُمْve onları bırakırفِىiçindeطُغْيَٰنِهِمْtaşkınlarıيَعْمَهُونَbocalayıp dururlar

Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlarٱلَّذِينَsatın aldılarٱشْتَرَوُا۟ٱلضَّلَٰلَةَsapıklığıبِٱلْهُدَىٰhidayet karşılığındaفَمَاetmediرَبِحَتkârتِّجَٰرَتُهُمْticaretleriوَمَاve değildirكَانُوا۟olanlardanمُهْتَدِينَdoğru yolu bulan

İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَثَلُهُمْOnların durumuكَمَثَلِdurumu gibidirٱلَّذِىkişininٱسْتَوْقَدَyakanنَارًاateşفَلَمَّآne zaman kiأَضَآءَتْaydınlatırمَاçevresiniحَوْلَهُۥذَهَبَgiderdiٱللَّهُAllahبِنُورِهِمْonların nurunuوَتَرَكَهُمْve onları bıraktıفِىiçindeظُلُمَٰتٍkaranlıklarلَّاdeğildirيُبْصِرُونَgörenlerden

Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَوْya da (onlar)كَصَيِّبٍboşanan yağmur gibiمِّنَgöktenٱلسَّمَآءِفِيهِiçindeظُلُمَٰتٌkaranlıklarوَرَعْدٌve gök gürlemesiوَبَرْقٌve şimşek (ler)يَجْعَلُونَtıkarlarأَصَٰبِعَهُمْparmaklarınıفِىٓiçineءَاذَانِهِمkulaklarıمِّنَyıldırım seslerindenٱلصَّوَٰعِقِحَذَرَkorkusuylaٱلْمَوْتِوَٱللَّهُoysa Allahمُحِيطٌۢtamamen kuşatmıştırبِٱلْكَٰفِرِينَinkarcıları

Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kafirleri çepeçevre kuşatmıştır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَكَادُneredeyseٱلْبَرْقُşimşekيَخْطَفُkapıverecekأَبْصَٰرَهُمْكُلَّمَآzamanأَضَآءَaydınlattığıلَهُمonlarıمَّشَوْا۟yürürlerفِيهِo(nun ışığı)ndaوَإِذَآzamanأَظْلَمَkaranlık çöktüğüعَلَيْهِمْüzerlerineقَامُوا۟وَلَوْeğerشَآءَdileseydiٱللَّهُAllahلَذَهَبَelbette götürürdüبِسَمْعِهِمْişitmeleriniوَأَبْصَٰرِهِمْإِنَّŞüphesizٱللَّهَAllah'ınعَلَىٰüzerineكُلِّherشَىْءٍşeyقَدِيرٌgücü yeter

Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEy!ٱلنَّاسُinsanlarٱعْبُدُوا۟kulluk edinرَبَّكُمُRabbinizeٱلَّذِىo ki;خَلَقَكُمْsizi yarattıوَٱلَّذِينَve o ki;مِنsizden öncekileriقَبْلِكُمْلَعَلَّكُمْbelkiتَتَّقُونَkorunursunuz

Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلَّذِىO (Rabb) kiجَعَلَkıldıلَكُمُsizin içinٱلْأَرْضَyeriفِرَٰشًاdöşekوَٱلسَّمَآءَve göğüبِنَآءًbinaوَأَنزَلَve indirdiمِنَgöktenٱلسَّمَآءِمَآءًsuفَأَخْرَجَçıkardıبِهِۦonunlaمِنَçeşitli ürünlerdenٱلثَّمَرَٰتِرِزْقًاrızık olarakلَّكُمْفَلَاöyleyseتَجْعَلُوا۟koşmayınلِلَّهِAllah'aأَندَادًاeşler (denk)وَأَنتُمْve siz deتَعْلَمُونَbile bile

O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah'a ortaklar koşmayın.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِنeğerكُنتُمْisenizفِىiçindeرَيْبٍşüpheمِّمَّاsana indirdiğimizdenنَزَّلْنَاعَلَىٰkulumuz (Muhammed)eعَبْدِنَافَأْتُوا۟haydi getirinبِسُورَةٍbir sureمِّنonun gibiمِّثْلِهِۦوَٱدْعُوا۟ve çağırınشُهَدَآءَكُمşahitleriniziمِّنbaşkadanدُونِٱللَّهِAllahإِنeğerكُنتُمْisenizصَٰدِقِينَdoğru

Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah'tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin).

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَإِنyok eğerلَّمْyapmadınızsaتَفْعَلُوا۟وَلَنki aslaتَفْعَلُوا۟yapamayacaksınızفَٱتَّقُوا۟o halde sakınınٱلنَّارَateştenٱلَّتِىkiوَقُودُهَاonun yakıtıٱلنَّاسُinsanlarوَٱلْحِجَارَةُأُعِدَّتْhazırlanmışلِلْكَٰفِرِينَinkarcılar için

Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَبَشِّرِve müjdeleٱلَّذِينَkimseleriءَامَنُوا۟inananوَعَمِلُوا۟ve işleyenٱلصَّٰلِحَٰتِsalih işlerأَنَّmuhakkakلَهُمْonlar için vardırجَنَّٰتٍcennetlerتَجْرِىakanمِنaltlarındanتَحْتِهَاٱلْأَنْهَٰرُكُلَّمَاherرُزِقُوا۟rızıklandırıldıklarındaمِنْهَاonlardakiمِنmeyvedenثَمَرَةٍرِّزْقًاقَالُوا۟derlerهَٰذَاBuٱلَّذِىşeydirرُزِقْنَاrızıklandığımızمِنdaha öncedenقَبْلُوَأُتُوا۟verilmiştirبِهِۦonlaraمُتَشَٰبِهًاوَلَهُمْOnlar için vardırفِيهَآoradaأَزْوَٰجٌeşlerمُّطَهَّرَةٌوَهُمْve onlarفِيهَاoradaخَٰلِدُونَebedi kalacaklardır

İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, "Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!" diyecekler. Halbuki bu rızık onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّٱللَّهَAllahلَاdeğildirيَسْتَحْىِۦٓçekinecekأَنmisal vermektenيَضْرِبَمَثَلًاbir örneğiمَّاgibiبَعُوضَةًbir sivrisineğiفَمَاhatta olanıفَوْقَهَافَأَمَّاgerçektenٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inananفَيَعْلَمُونَbilirlerأَنَّهُkesinlikle oٱلْحَقُّhaktır (gerçektir)مِنRablerindenرَّبِّهِمْوَأَمَّاve iseٱلَّذِينَedenlerكَفَرُوا۟inkarفَيَقُولُونَderler kiمَاذَآneyiأَرَادَistedi (kasdetti)ٱللَّهُAllahبِهَٰذَاbuمَثَلًايُضِلُّsaptırırبِهِۦonunlaكَثِيرًاbir çoğunuوَيَهْدِىve yine yola getirirبِهِۦonunlaكَثِيرًاوَمَاsaptırmazيُضِلُّبِهِۦٓonunlaإِلَّاbaşkasınıٱلْفَٰسِقِينَfasıklardan

Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, "Allah, örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?" derler. (Allah) onunla birçoklarını saptırır, birçoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلَّذِينَonlar kiيَنقُضُونَbozarlarعَهْدَ(verdikleri) sözüٱللَّهِAllah'aمِنۢsonradanبَعْدِمِيثَٰقِهِۦsöz verip bağlandıktanوَيَقْطَعُونَve keserlerمَآşeyiأَمَرَemrettiğiٱللَّهُAllah'ınبِهِۦٓkendisiyleأَنbirleştirmesiniيُوصَلَوَيُفْسِدُونَve bozgunculuk yaparlarفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِأُو۟لَٰٓئِكَişteهُمُonlardırٱلْخَٰسِرُونَziyana uğrayanlar

Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlaki bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
كَيْفَnasılتَكْفُرُونَinkar edersinizبِٱللَّهِAllah'aوَكُنتُمْsiz ikenأَمْوَٰتًاölülerفَأَحْيَٰكُمْثُمَّsonraيُمِيتُكُمْöldürecekثُمَّsonraيُحْيِيكُمْdiriltecekثُمَّsonraإِلَيْهِO'naتُرْجَعُونَdöndürüleceksiniz

Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En sonunda O'na döndürüleceksiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
هُوَOٱلَّذِىkiخَلَقَyarattıلَكُمsizin içinمَّاneفِىvarsaٱلْأَرْضِyeryüzündeجَمِيعًاhepsiniثُمَّsonraٱسْتَوَىٰٓyöneldiإِلَىgökeٱلسَّمَآءِفَسَوَّىٰهُنَّonları düzenlediسَبْعَyediسَمَٰوَٰتٍوَهُوَve Oبِكُلِّherشَىْءٍşeyiعَلِيمٌbilir

O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْbir zamanlarقَالَdedi kiرَبُّكَRabbinلِلْمَلَٰٓئِكَةِmeleklereإِنِّىşüphesiz benجَاعِلٌyaratacağımفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِخَلِيفَةًقَالُوٓا۟dediler (melekler)أَتَجْعَلُmi yaratacaksın?فِيهَاoradaمَنkimseيُفْسِدُbozgunculuk yapanفِيهَاoradaوَيَسْفِكُdökenٱلدِّمَآءَkanوَنَحْنُoysa bizنُسَبِّحُtesbih ediyorبِحَمْدِكَseni överekوَنُقَدِّسُve takdis ediyoruzلَكَقَالَdediإِنِّىٓşüphesiz benأَعْلَمُbilirimمَاşeyleriلَاdeğilsinizتَعْلَمُونَsiz biliyor

Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz." demişler. Allah da, "Ben sizin bilmediğinizi bilirim" demişti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَعَلَّمَve öğrettiءَادَمَAdem'eٱلْأَسْمَآءَisimleriكُلَّهَاbütünثُمَّsonraعَرَضَهُمْonları sunupعَلَىmeleklereٱلْمَلَٰٓئِكَةِفَقَالَve dediأَنۢبِـُٔونِىbana söyleyinبِأَسْمَآءِisimleriniهَٰٓؤُلَآءِonlarınإِنeğerكُنتُمْisenizصَٰدِقِينَdoğru kimseler

Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dediler kiسُبْحَٰنَكَSeni tesbih ederizلَاyokturعِلْمَbilgimizلَنَآbizimإِلَّاbaşkaمَاşeydenعَلَّمْتَنَآإِنَّكَşüphesiz senأَنتَsenٱلْعَلِيمُbilensinٱلْحَكِيمُhakim olansın

Melekler, "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَ(Allah) dedi kiيَٰٓـَٔادَمُey Ademأَنۢبِئْهُمbunlara haber verبِأَسْمَآئِهِمْفَلَمَّآne zaman kiأَنۢبَأَهُمbunlara haber verinceبِأَسْمَآئِهِمْonların isimleriniقَالَ(Allah) dedi kiأَلَمْdeğil miydim?أَقُلsize demişلَّكُمْsizeإِنِّىٓşüphesiz benأَعْلَمُbilirimغَيْبَgayblarınıٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلْأَرْضِve yerinوَأَعْلَمُve bilirimمَاşeyleriتُبْدُونَsizin açıkladıklarınızوَمَاve şeyleriكُنتُمْolduğunuzتَكْتُمُونَgizlemekte

Allah, şöyle dedi: "Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, "Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْhaniقُلْنَاdemiştikلِلْمَلَٰٓئِكَةِMeleklereٱسْجُدُوا۟secde edinلِءَادَمَفَسَجَدُوٓا۟hemen secde ettilerإِلَّآhariçإِبْلِيسَİblisأَبَىٰkaçındıوَٱسْتَكْبَرَve kibirlendiوَكَانَve olduمِنَinkarcılardanٱلْكَٰفِرِينَ

Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kafirlerden olmuştu.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقُلْنَاve dedik kiيَٰٓـَٔادَمُey Ademٱسْكُنْoturunأَنتَsenوَزَوْجُكَve eşinٱلْجَنَّةَcennetteوَكُلَاve yeyinمِنْهَاondanرَغَدًاbol bolحَيْثُyerdeشِئْتُمَاdilediğinizوَلَاyaklaşmayınتَقْرَبَاهَٰذِهِşuٱلشَّجَرَةَağacaفَتَكُونَاolursunuzمِنَzalimlerdenٱلظَّٰلِمِينَ

Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَأَزَلَّهُمَاonlar(ın ayağın)ı kaydırdıٱلشَّيْطَٰنُşeytanعَنْهَاoradanفَأَخْرَجَهُمَاçıkardıمِمَّاyerdenكَانَاbulunduklarıفِيهِوَقُلْنَاve dedik kiٱهْبِطُوا۟ininبَعْضُكُمْkiminizلِبَعْضٍkiminizeعَدُوٌّوَلَكُمْsizin için vardırفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِمُسْتَقَرٌّkalmakوَمَتَٰعٌve nimetإِلَىٰbir süreحِينٍ

Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır" dedik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَتَلَقَّىٰٓderken aldıءَادَمُAdemمِنRabbindenرَّبِّهِۦكَلِمَٰتٍkelimelerفَتَابَtevbesini kabul ettiعَلَيْهِإِنَّهُۥşüphesizهُوَOٱلتَّوَّابُtevbeyi çok kabul edendirٱلرَّحِيمُçok esirgeyendir

Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb'ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz O, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْنَاdedikٱهْبِطُوا۟ininمِنْهَاoradanجَمِيعًافَإِمَّاzamanيَأْتِيَنَّكُمsize geldiğiمِّنِّىbendenهُدًىbir hidayetفَمَنkimlerتَبِعَuyarsaهُدَاىَbenim hidayetimeفَلَاartık yokturخَوْفٌbir korkuعَلَيْهِمْonlaraوَلَاve olmazlarهُمْonlarيَحْزَنُونَüzülenlerden

"İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir" dedik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلَّذِينَve kimselerكَفَرُوا۟inkar edenوَكَذَّبُوا۟ve yalanlayanبِـَٔايَٰتِنَآayetlerimiziأُو۟لَٰٓئِكَişte onlarأَصْحَٰبُhalkıdırٱلنَّارِهُمْonlarفِيهَاoradaخَٰلِدُونَebedi kalacaklardır

İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰبَنِىٓey oğullarıإِسْرَٰٓءِيلَİsrailٱذْكُرُوا۟hatırlayınنِعْمَتِىَni'metleriٱلَّتِىٓo ki;أَنْعَمْتُni'metlendirdimعَلَيْكُمْsizleriوَأَوْفُوا۟ve tutunبِعَهْدِىٓbana verdiğiniz sözüأُوفِben de tutayımبِعَهْدِكُمْsize verdiğim sözüوَإِيَّٰىَve sadece bendenفَٱرْهَبُونِkorkun

Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَءَامِنُوا۟ve inanınبِمَآşeyeأَنزَلْتُindirdiğimمُصَدِّقًاdoğrulayıcı olarakلِّمَاbulunanıمَعَكُمْsizin yanınızdaوَلَاve olmayınتَكُونُوٓا۟أَوَّلَilkكَافِرٍۭinkar edenبِهِۦوَلَاve satmayınتَشْتَرُوا۟بِـَٔايَٰتِىbenim ayetlerimiثَمَنًاbedeleقَلِيلًاazıcıkوَإِيَّٰىَve bendenفَٱتَّقُونِsakının

Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Onu inkar edenlerin ilki olmayın. Ayetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَتَأْمُرُونَٱلنَّاسَinsanlaraبِٱلْبِرِّiyiliğiوَتَنسَوْنَunutuyorsunuz daأَنفُسَكُمْkendiniziوَأَنتُمْve sizتَتْلُونَokuduğunuz haldeٱلْكِتَٰبَأَفَلَاhâlâتَعْقِلُونَaklınızı kullanmıyor musunuz?

Siz Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱسْتَعِينُوا۟yardım dileyinبِٱلصَّبْرِsabırlaوَٱلصَّلَوٰةِوَإِنَّهَاşüphesiz buلَكَبِيرَةٌağır gelirإِلَّاbaşkasınaعَلَىsaygı gösterenlerdenٱلْخَٰشِعِينَ

Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰبَنِىٓey oğullarıإِسْرَٰٓءِيلَİsrailٱذْكُرُوا۟hatırlayınنِعْمَتِىَni'metimiٱلَّتِىٓkiأَنْعَمْتُni'metlendirdimعَلَيْكُمْsiziوَأَنِّىve şüphesizفَضَّلْتُكُمْsizi üstün kıldımعَلَىüzerineٱلْعَٰلَمِينَalemler

Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle aleme üstün kıldığımı hatırlayın.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱتَّقُوا۟ve sakınınيَوْمًاgündenلَّاcezalandırılmazتَجْزِىنَفْسٌhiç kimseعَنkimseden(günahından)نَّفْسٍشَيْـًٔاbir şeyوَلَاkabul edilmezيُقْبَلُمِنْهَاkimsedenشَفَٰعَةٌşefaat daوَلَاve alınmazيُؤْخَذُمِنْهَاondanعَدْلٌfidye deوَلَاve yapılamazهُمْonlaraيُنصَرُونَhiçbir yardım

Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz. Onlara yardım da edilmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْhaniنَجَّيْنَٰكُمsizi kurtarmıştıkمِّنْailesindenءَالِفِرْعَوْنَFir'avnيَسُومُونَكُمْonlar size reva görüyorسُوٓءَen kötüsünüٱلْعَذَابِazabınيُذَبِّحُونَboğazlayıpأَبْنَآءَكُمْoğullarınızıوَيَسْتَحْيُونَsağ bırakıyorlardıنِسَآءَكُمْوَفِىve vardıذَٰلِكُمbunda sizin içinبَلَآءٌbir imtihanمِّنRabbinizdenرَّبِّكُمْعَظِيمٌbüyük

Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْhaniفَرَقْنَاyarmıştık;بِكُمُsizin içinٱلْبَحْرَdeniziفَأَنجَيْنَٰكُمْsizi kurtarmışوَأَغْرَقْنَآve boğmuştukءَالَailesiniفِرْعَوْنَFir'avnوَأَنتُمْve siz deتَنظُرُونَgörüyordunuz

Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْhaniوَٰعَدْنَاsözleşmiştikمُوسَىٰٓMusa ileأَرْبَعِينَkırkلَيْلَةًgece içinثُمَّsonraٱتَّخَذْتُمُsiz (tanrı) edinmiştinizٱلْعِجْلَbuzağıyıمِنۢonun ardındanبَعْدِهِۦوَأَنتُمْve sizظَٰلِمُونَzalimlerdiniz

Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْve haniقَالَdemişti kiمُوسَىٰMusaلِقَوْمِهِۦkavmineيَٰقَوْمِey kavmimإِنَّكُمْşüphesiz sizlerظَلَمْتُمْzulmettinizأَنفُسَكُمkendinizeبِٱتِّخَاذِكُمُ(tanrı) edinmekleٱلْعِجْلَbuzağıyıفَتُوبُوٓا۟gelin tevbe edin deإِلَىٰyaratıcınızaبَارِئِكُمْفَٱقْتُلُوٓا۟ve öldürünأَنفُسَكُمْnefisleriniziذَٰلِكُمْbuخَيْرٌdaha iyidirلَّكُمْsizin içinعِندَkatındaبَارِئِكُمْyaratıcınızفَتَابَtevbenizi kabul buyurmuş olurعَلَيْكُمْإِنَّهُۥşüphesizهُوَOٱلتَّوَّابُtevbeyi çok kabul edendirٱلرَّحِيمُmerhametlidir

Musa, kavmine dedi ki: "Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْve haniقُلْتُمْdemiştinizيَٰمُوسَىٰey MusaلَنinanmayızنُّؤْمِنَلَكَsanaحَتَّىٰkadarنَرَىgörünceyeٱللَّهَAllah'ıجَهْرَةًaçıkçaفَأَخَذَتْكُمُderhal sizi yakalamıştıٱلصَّٰعِقَةُyıldırım gürültüsüوَأَنتُمْsiz deتَنظُرُونَbunu görüyordunuz

Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَظَلَّلْنَاve gölgelendirdikعَلَيْكُمُüstünüzeٱلْغَمَامَbulutuوَأَنزَلْنَاve indirdikعَلَيْكُمُsizeٱلْمَنَّkudret helvasıوَٱلسَّلْوَىٰكُلُوا۟yeyinمِنgüzelliklerdenطَيِّبَٰتِمَاşeyleriرَزَقْنَٰكُمْوَمَاve değildiظَلَمُونَاbize zulmediyorوَلَٰكِنamaكَانُوٓا۟idilerأَنفُسَهُمْkendilerineيَظْلِمُونَzulmetmekteler

Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) bize zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْhaniقُلْنَاdemiştik kiٱدْخُلُوا۟girinهَٰذِهِşuٱلْقَرْيَةَkenteفَكُلُوا۟yeyinمِنْهَاoradanحَيْثُyerdeشِئْتُمْdilediğinizرَغَدًاbol bolوَٱدْخُلُوا۟girinٱلْبَابَkapıdanسُجَّدًاsecde ederekوَقُولُوا۟ve deyinحِطَّةٌhitta (ya Rabbi bizi affet)نَّغْفِرْbiz de bağışlayalımلَكُمْsizinخَطَٰيَٰكُمْوَسَنَزِيدُve daha fazlasını vereceğizٱلْمُحْسِنِينَgüzel davrananlara

Hani, "Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve "hıtta!" (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz" demiştik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَبَدَّلَfakat değiştirdilerٱلَّذِينَonlar kiظَلَمُوا۟zalimlerقَوْلًاbir sözleغَيْرَbaşkaٱلَّذِىsöylenendenقِيلَلَهُمْkendilerineفَأَنزَلْنَاbiz de indirdikعَلَىüzerineٱلَّذِينَzulmedenlerinظَلَمُوا۟رِجْزًاbir azabمِّنَgöktenٱلسَّمَآءِبِمَاdolayıكَانُوا۟yaptıklarıيَفْسُقُونَkötülüklerden

Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle, o zalimlere gökten bir azap indirdik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذِٱسْتَسْقَىٰsu istemiştiمُوسَىٰMusaلِقَوْمِهِۦkavmi içinفَقُلْنَاdemiştikٱضْرِبvurبِّعَصَاكَasanlaٱلْحَجَرَفَٱنفَجَرَتْfışkırmıştıمِنْهُondanٱثْنَتَاon ikiعَشْرَةَعَيْنًاقَدْelbetteعَلِمَbilmiştiكُلُّbütünأُنَاسٍinsanlarمَّشْرَبَهُمْكُلُوا۟yeyinوَٱشْرَبُوا۟ve içinمِنrızkındanرِّزْقِٱللَّهِAllah'ınوَلَاve (başkalarına) saldırmayınتَعْثَوْا۟فِىyeryüzündeٱلْأَرْضِمُفْسِدِينَbozgunculuk yaparak

Hani, Musa kavmi için su dilemişti. Biz de, "Asanı kayaya vur" demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı bilmişti. "Allah'ın rızkından yiyin, için. Yalnız, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın" demiştik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْhaniقُلْتُمْsiz demiştiniz kiيَٰمُوسَىٰey Musaلَنaslaنَّصْبِرَbiz dayanamayızعَلَىٰyemeğeطَعَامٍوَٰحِدٍbirفَٱدْعُdu'a etلَنَاbizim içinرَبَّكَRabbineيُخْرِجْçıkarsınلَنَاbizeمِمَّاşeylerdenتُنۢبِتُbitirdiğiٱلْأَرْضُyerinمِنۢsebzesindenبَقْلِهَاوَقِثَّآئِهَاve acurundanوَفُومِهَاve sarımsağındanوَعَدَسِهَاve mercimeğindenوَبَصَلِهَاقَالَdedi kiأَتَسْتَبْدِلُونَdeğiştirmek mi istiyorsunuz?ٱلَّذِىolanıهُوَoأَدْنَىٰdaha aşağıبِٱلَّذِىolanlaهُوَoخَيْرٌٱهْبِطُوا۟ininمِصْرًاbir şehreفَإِنَّşüphesizلَكُمsizin için vardırمَّاşeylerسَأَلْتُمْوَضُرِبَتْve vurulduعَلَيْهِمُüzerlerineٱلذِّلَّةُalçaklıkوَٱلْمَسْكَنَةُve yoksulluk (damgası)وَبَآءُوve uğradılarبِغَضَبٍbir gazabaمِّنَAllahtanٱللَّهِذَٰلِكَişte buبِأَنَّهُمْşüphesiz öyleكَانُوا۟olduيَكْفُرُونَ(çünkü) inkar ediyorlarبِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınوَيَقْتُلُونَve öldürüyorlardıٱلنَّبِيِّۦنَpeygamberleriبِغَيْرِetmediği haldeٱلْحَقِّذَٰلِكَişte buبِمَاsebebiyledirعَصَوا۟isyan etmeleriوَّكَانُوا۟ve olduklarıيَعْتَدُونَsınırı aşmış

Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin" demiştiniz. O da size, "İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var" demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah'ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah'ın ayetlerini inkar ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَinananlarءَامَنُوا۟وَٱلَّذِينَve yahudilerهَادُوا۟وَٱلنَّصَٰرَىٰve hıristiyanlarوَٱلصَّٰبِـِٔينَve sabiilerمَنْkimءَامَنَinanırsaبِٱللَّهِAllah'aوَٱلْيَوْمِve gününeٱلْءَاخِرِوَعَمِلَve yaparsaصَٰلِحًاiyi işlerفَلَهُمْonlar için vardırأَجْرُهُمْmükafatlarıعِندَkatındaرَبِّهِمْrablerininوَلَاve yokturخَوْفٌkorkuعَلَيْهِمْonlaraوَلَاve yokturهُمْonlaraيَحْزَنُونَhüzün

Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiilerden (her bir grubun kendi şeriatında) "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükafat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır" (diye hükmedilmiştir).

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْhaniأَخَذْنَاalmıştıkمِيثَٰقَكُمْsizin sözünüzüوَرَفَعْنَاve kaldırmıştıkفَوْقَكُمُüzerinizeٱلطُّورَdağıخُذُوا۟tutunمَآşeyiءَاتَيْنَٰكُمsize verdiğimizبِقُوَّةٍkuvvetleوَٱذْكُرُوا۟ve hatırlayınمَاşeyiفِيهِiçinde olanلَعَلَّكُمْbelki de sizتَتَّقُونَkorunursunuz

Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tur dağını da tepenize dikmiş ve "Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab'ı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün (gafil olmayın)" demiştik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ثُمَّsonraتَوَلَّيْتُمdönmüştünüzمِّنۢardındanبَعْدِذَٰلِكَفَلَوْلَاeğer olmasaydıفَضْلُiyiliğiٱللَّهِAllah'ınعَلَيْكُمْsizeوَرَحْمَتُهُۥve merhametiلَكُنتُمelbette olurdunuzمِّنَziyana uğrayanlardanٱلْخَٰسِرِينَ

Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah'ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı, herhalde ziyana uğrayanlardan olurdunuz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْve elbetteعَلِمْتُمُbilmişsinizdirٱلَّذِينَhaddi aşanlarıٱعْتَدَوْا۟مِنكُمْiçinizdenفِىcumartesi günündeٱلسَّبْتِفَقُلْنَاişte dedik kiلَهُمْonlaraكُونُوا۟olunقِرَدَةًmaymunlarخَٰسِـِٔينَaşağılık

Şüphesiz siz, içinizden Cumartesi yasağını çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, "Aşağılık maymunlar olun" demiştik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَجَعَلْنَٰهَاve bunu yaptıkنَكَٰلًاibretlik bir cezaلِّمَاşey içinبَيْنَarasındaki (önündeki)يَدَيْهَاonların iki eliوَمَاve şey (için)خَلْفَهَاardından gelenوَمَوْعِظَةًve bir öğütلِّلْمُتَّقِينَmüttakiler için

Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْhaniقَالَdemiştiمُوسَىٰMusaلِقَوْمِهِۦٓkavmineإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahيَأْمُرُكُمْsize emrediyorأَنkesmeniziتَذْبَحُوا۟بَقَرَةًقَالُوٓا۟dedilerأَتَتَّخِذُنَاbizimle ediyor musun?هُزُوًاقَالَdediأَعُوذُsığınırımبِٱللَّهِAllah'aأَنْolmaktanأَكُونَمِنَcahillerdenٱلْجَٰهِلِينَ

Hani Musa kavmine, "Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor" demişti. Onlar da, "Sen bizimle eğleniyor musun?" demişlerdi. Musa, "Kendini bilmez cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım" demişti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dedilerٱدْعُdu'a etلَنَاbizim içinرَبَّكَRabbineيُبَيِّنaçıklasınلَّنَاbizeمَاne olduğunuهِىَقَالَdedi kiإِنَّهُۥşüphesiz Oيَقُولُdiyor kiإِنَّهَاgerçekten oبَقَرَةٌbir inektirلَّاolmayanفَارِضٌyaşlıوَلَاve olmayanبِكْرٌkörpeعَوَانٌۢorta yaşlıبَيْنَarasındaذَٰلِكَفَٱفْعَلُوا۟haydi yapınمَاşeyiتُؤْمَرُونَsize emredilen

"Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın." dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi arası bir sığırdır. Haydi, emrolunduğunuz işi yapın."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dediler kiٱدْعُdu'a etلَنَاbizim içinرَبَّكَRabbineيُبَيِّنaçıklasınلَّنَاbizeمَاnedirلَوْنُهَاقَالَdedi kiإِنَّهُۥşüphesiz Oيَقُولُdiyorإِنَّهَاgerçekten oبَقَرَةٌbir inektirصَفْرَآءُsarı rengindeفَاقِعٌparlakلَّوْنُهَاonun rengiتَسُرُّsevinç verirٱلنَّٰظِرِينَbakanlara

Onlar, "Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın" dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan bir sığırdır" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dediler kiٱدْعُdu'a etلَنَاbizim içinرَبَّكَRabbineيُبَيِّنaçıklasınلَّنَاbizeمَاnasıl bir şey olduğunuهِىَonunإِنَّziraٱلْبَقَرَo inekتَشَٰبَهَbenzer geldiعَلَيْنَاbizeوَإِنَّآama mutlaka bizإِنeğerشَآءَdilerseٱللَّهُAllahلَمُهْتَدُونَhidayeti buluruz

"Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın. Çünkü sığırlar, bizce, birbirlerine benzemektedir. Ama Allah dilerse elbet buluruz" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdedi kiإِنَّهُۥşüphesiz Oيَقُولُşöyle diyorإِنَّهَاgerçekten oبَقَرَةٌbir inektirلَّاolmayanذَلُولٌboyundurluk altındaتُثِيرُsürmek içinٱلْأَرْضَyeriوَلَاve sulamazتَسْقِىٱلْحَرْثَekinمُسَلَّمَةٌkusursuzلَّاyokturشِيَةَhiçbir alacasıفِيهَاقَالُوا۟dedilerٱلْـَٰٔنَişte şimdiجِئْتَgetirdinبِٱلْحَقِّفَذَبَحُوهَاve boğazladılar onuوَمَاaz dahaكَادُوا۟يَفْعَلُونَyapmayacaklardı

Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır." Onlar, "İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin" dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْhaniقَتَلْتُمْsiz öldürmüştünüzنَفْسًاbir adamفَٱدَّٰرَْٰٔتُمْbirbirinizle atışmıştınızفِيهَاوَٱللَّهُoysa Allahمُخْرِجٌortaya çıkarıcıdırمَّاşeyiكُنتُمْolduğunuzتَكْتُمُونَgizlemiş

Hani, bir kimseyi öldürmüştünüz de suçu birbirinizin üstüne atmıştınız. Halbuki Allah, gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَقُلْنَاdedik kiٱضْرِبُوهُvurun ona (öldürülene)بِبَعْضِهَاكَذَٰلِكَişte böyleceيُحْىِdiriltirٱللَّهُAllahٱلْمَوْتَىٰölüleriوَيُرِيكُمْve size gösterirءَايَٰتِهِۦayetleriniلَعَلَّكُمْumulur kiتَعْقِلُونَdüşünürsünüz

"Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun" dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye mucizelerini de size böyle gösterir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ثُمَّsonra yineقَسَتْkatılaştıقُلُوبُكُمkalblerinizمِّنۢardındanبَعْدِذَٰلِكَbununفَهِىَşimdi onlarكَٱلْحِجَارَةِtaş gibiأَوْhattaأَشَدُّdaha daقَسْوَةًوَإِنَّçünküمِنَöyle taşٱلْحِجَارَةِلَمَاvar kiيَتَفَجَّرُfışkırırمِنْهُiçindenٱلْأَنْهَٰرُوَإِنَّve şüphesizمِنْهَاöylesi deلَمَاvar kiيَشَّقَّقُçatlayıverir deفَيَخْرُجُçıkarمِنْهُondanٱلْمَآءُوَإِنَّve şüphesizمِنْهَاondanلَمَاöylesi de var kiيَهْبِطُaşağı yuvarlanırمِنْkorkusundanخَشْيَةِٱللَّهِوَمَاve değildirٱللَّهُAllahبِغَٰفِلٍgafilعَمَّاyaptıklarınızdanتَعْمَلُونَ

Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah, yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَفَتَطْمَعُونَأَنkiيُؤْمِنُوا۟inanacaklarلَكُمْsizeوَقَدْoysaكَانَvardı kiفَرِيقٌbir grupمِّنْهُمْbunlardanيَسْمَعُونَişitirlerdi deكَلَٰمَsözünüٱللَّهِAllah'ınثُمَّsonraيُحَرِّفُونَهُۥonu değiştirirlerdiمِنۢardındanبَعْدِمَاdüşünüp akıl erdirdiktenعَقَلُوهُوَهُمْve onlarيَعْلَمُونَbildikleri halde

Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden birtakımı, Allah'ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif ederlerdi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاzamanلَقُوا۟rastladıklarıٱلَّذِينَkimselerleءَامَنُوا۟inananقَالُوٓا۟derlerءَامَنَّاinandıkوَإِذَاzamanخَلَاyalnız kaldıklarıبَعْضُهُمْonların bazısıإِلَىٰbazısınaبَعْضٍقَالُوٓا۟derlerأَتُحَدِّثُونَهُمonlara haber mi veriyorsunuzبِمَاşeyleriفَتَحَaçtığıٱللَّهُAllah'ınعَلَيْكُمْsizeلِيُحَآجُّوكُمsizin aleyhinizde delil olarak kullansınlarبِهِۦonuعِندَkatındaرَبِّكُمْأَفَلَاAklınızı kullanmıyor musunuz?تَعْقِلُونَ

Onlar iman edenlerle karşılaşınca, "İman ettik" derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: "Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah'ın (Tevrat'ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمِنْهُمْonların içinde vardırأُمِّيُّونَümmilerلَاbilmezlerيَعْلَمُونَٱلْكِتَٰبَKitabıإِلَّآdışındaأَمَانِىَّkuruntularıوَإِنْonlarهُمْإِلَّاsadeceيَظُنُّونَzannediyorlar

Bunların bir de ümmi takımı vardır; Kitab'ı (Tevrat'ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَوَيْلٌvay halineلِّلَّذِينَo kimselerin kiيَكْتُبُونَyazıyorlarٱلْكِتَٰبَKitabıبِأَيْدِيهِمْelleriyleثُمَّsonraيَقُولُونَdiyorlarهَٰذَاbuمِنْkatındandırعِندِٱللَّهِAllahلِيَشْتَرُوا۟satmak içinبِهِۦonuثَمَنًاparayaقَلِيلًافَوَيْلٌvay halineلَّهُمonlarınمِّمَّاötürüكَتَبَتْyazdığındanأَيْدِيهِمْellerininوَوَيْلٌvay halineلَّهُمonlarınمِّمَّاötürüيَكْسِبُونَkazandıklarından

Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab'ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, "Bu, Allah'ın katındandır" derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların haline! Vay kazandıklarından dolayı onların haline!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالُوا۟Bir de dediler kiلَنaslaتَمَسَّنَاbize dokunmayacaktırٱلنَّارُateşإِلَّآdışındaأَيَّامًاgünمَّعْدُودَةًقُلْDe kiأَتَّخَذْتُمْaldınız mı?عِندَkatındaٱللَّهِAllahعَهْدًاbir söz (bu hususta)فَلَنöyleyseيُخْلِفَdönmezٱللَّهُAllahعَهْدَهُۥٓأَمْyoksaتَقُولُونَsöylüyorsunuzعَلَىhakkındaٱللَّهِAllahمَاbir şeyلَاbilmediğinizتَعْلَمُونَ

Bir de dediler ki: "Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır." Sen onlara de ki: "Siz bunun için Allah'tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah'a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
بَلَىٰevetمَنkimكَسَبَkazanırسَيِّئَةًbir günahوَأَحَٰطَتْve kuşatmış olursaبِهِۦkendisiniخَطِيٓـَٔتُهُۥsuçuفَأُو۟لَٰٓئِكَişte onlarأَصْحَٰبُhalkıdırٱلنَّارِهُمْonlarفِيهَاoradaخَٰلِدُونَsürekli kalacaklardır

Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inananوَعَمِلُوا۟ve yapanlarٱلصَّٰلِحَٰتِyararlı işlerأُو۟لَٰٓئِكَişte onlar daأَصْحَٰبُhalkıdırٱلْجَنَّةِهُمْonlarفِيهَاoradaخَٰلِدُونَsürekli kalacaklardır

İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْve haniأَخَذْنَاbiz almıştıkمِيثَٰقَbir sözبَنِىٓoğullarındanإِسْرَٰٓءِيلَİsrailلَاkulluk etmeyeceksinizتَعْبُدُونَإِلَّاbaşkasınaٱللَّهَAllah'tanوَبِٱلْوَٰلِدَيْنِve anaya-babayaإِحْسَانًاiyilik edeceksinizوَذِىveٱلْقُرْبَىٰyakınlaraوَٱلْيَتَٰمَىٰve yetimlereوَٱلْمَسَٰكِينِve yoksullaraوَقُولُوا۟ve söyleyinلِلنَّاسِinsanlaraحُسْنًاgüzel sözوَأَقِيمُوا۟ve kılınٱلصَّلَوٰةَnamazıوَءَاتُوا۟ve verinٱلزَّكَوٰةَzekatıثُمَّsonraتَوَلَّيْتُمْdöndünüzإِلَّاhariçقَلِيلًاpek azınızمِّنكُمْsizden olanوَأَنتُمve sizمُّعْرِضُونَyüz çeviriyorsunuz

Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz" diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْhaniأَخَذْنَاalmıştıkمِيثَٰقَكُمْsizden kesin sözلَاdökmeyeceksinizتَسْفِكُونَدِمَآءَكُمْbirbirinizin kanınıوَلَاçıkarmayacaksınızتُخْرِجُونَأَنفُسَكُمbirbiriniziمِّنyurtlarınızdanدِيَٰرِكُمْثُمَّsonraأَقْرَرْتُمْkabul etmiştinizوَأَنتُمْve sizتَشْهَدُونَşahidsiniz

Hani, "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız" diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hala şahitlik etmektesiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ثُمَّAmaأَنتُمْsizهَٰٓؤُلَآءِöldürüyorsunuzتَقْتُلُونَأَنفُسَكُمْbirbiriniziوَتُخْرِجُونَve çıkarıyorsunuzفَرِيقًاbir grubuمِّنكُمsizdenمِّنyurtlarındanدِيَٰرِهِمْتَظَٰهَرُونَbirleşiyorsunuzعَلَيْهِمonlara karşıبِٱلْإِثْمِgünahوَٱلْعُدْوَٰنِve düşmanlıklaوَإِنve eğerيَأْتُوكُمْsize geldiklerindeأُسَٰرَىٰesir olarakتُفَٰدُوهُمْfidyelerini veriyorsunuzوَهُوَve oمُحَرَّمٌyasaklanmış ikenعَلَيْكُمْsizeإِخْرَاجُهُمْأَفَتُؤْمِنُونَyoksa siz inanıyorsunuz daبِبَعْضِbir kısmınaٱلْكِتَٰبِKitabınوَتَكْفُرُونَinkar mı ediyorsunuzبِبَعْضٍفَمَاnedir?جَزَآءُcezasıمَنkimseninيَفْعَلُyapanذَٰلِكَbunuمِنكُمْsizdenإِلَّاbaşkaخِزْىٌrezil olmaktanفِىhayatındaٱلْحَيَوٰةِٱلدُّنْيَاوَيَوْمَve günündeٱلْقِيَٰمَةِkıyametيُرَدُّونَonlar itilirlerإِلَىٰٓen şiddetlisineأَشَدِّٱلْعَذَابِوَمَاdeğildirٱللَّهُAllahبِغَٰفِلٍgafilعَمَّاyaptıklarınızdanتَعْمَلُونَ

Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab'ın (Tevrat'ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlarٱلَّذِينَkimselerdirٱشْتَرَوُا۟satın alanٱلْحَيَوٰةَhayatınıٱلدُّنْيَاdünyaبِٱلْءَاخِرَةِفَلَاhiç hafifletilmezيُخَفَّفُعَنْهُمُonlardanٱلْعَذَابُazabوَلَاve hiçهُمْonlaraيُنصَرُونَyardım edilmez

Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْve andolsunءَاتَيْنَاverdikمُوسَىMusa'yaٱلْكِتَٰبَKitabıوَقَفَّيْنَاbirbiri ardınca gönderdikمِنۢarkasındanبَعْدِهِۦبِٱلرُّسُلِوَءَاتَيْنَاve verdikعِيسَىÎsa'yaٱبْنَoğluمَرْيَمَMeryemٱلْبَيِّنَٰتِaçık delillerوَأَيَّدْنَٰهُve onu destekledikبِرُوحِRuh ile (Ruh'ül-Kudüs)ٱلْقُدُسِأَفَكُلَّمَاöyle mi?جَآءَكُمْsize gelseرَسُولٌۢbir peygamberبِمَاşey ileلَاistemediğiتَهْوَىٰٓأَنفُسُكُمُcanınızın;ٱسْتَكْبَرْتُمْbüyüklük taslayarakفَفَرِيقًاkiminiكَذَّبْتُمْyalanlayacakوَفَرِيقًاkimini deتَقْتُلُونَöldüreceksiniz

Andolsun, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya mucizeler verdik. Onu Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالُوا۟ve dedilerقُلُوبُنَاkalblerimizغُلْفٌۢبَلbilakisلَّعَنَهُمُonları la'netlemiştirٱللَّهُAllahبِكُفْرِهِمْinkarlarından dolayıفَقَلِيلًاartık çok azمَّاinanırlarيُؤْمِنُونَ

"Kalplerimiz muhafazalıdır" dediler. Öyle değil. İnkarları sebebiyle Allah onları lanetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَمَّاNe zaman kiجَآءَهُمْonlara geldiكِتَٰبٌbir Kitap (Kur'an)مِّنْkatındanعِندِٱللَّهِAllahمُصَدِّقٌdoğrulayıcıلِّمَاşeyiمَعَهُمْyanlarında bulunan (Tevrat)ıوَكَانُوا۟ve idilerمِنdaha önceقَبْلُيَسْتَفْتِحُونَyardım istedikleriعَلَىkarşıٱلَّذِينَkimselereكَفَرُوا۟inkar edenفَلَمَّاne zamanجَآءَهُمkendilerine gelinceمَّاşeyعَرَفُوا۟o bildikleri (Kur'an)كَفَرُوا۟inkar ettilerبِهِۦفَلَعْنَةُartık la'netiٱللَّهِAllah'ınعَلَىüzerine olsun!ٱلْكَٰفِرِينَinkarcıların

Kendilerine ellerindekini (Tevrat'ı) tasdik eden bir kitap (Kur'an) gelince onu inkar ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkarcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat'tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkar ettiler. Allah'ın laneti inkarcıların üzerine olsun.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
بِئْسَمَاne kötüdürٱشْتَرَوْا۟sattıkları şeyبِهِۦٓonunlaأَنفُسَهُمْkendileriniأَنiçinيَكْفُرُوا۟inkar etmekبِمَآşeyiأَنزَلَindirdiğiٱللَّهُAllah'ınبَغْيًاçekemeyerekأَن(vahiy) indirmesiniيُنَزِّلَٱللَّهُAllah'ınمِنlutfundanفَضْلِهِۦعَلَىٰüzerineمَنkimseninيَشَآءُdilediğiمِنْkullarındanعِبَادِهِۦفَبَآءُوuğradılarبِغَضَبٍgazabعَلَىٰüstüneغَضَبٍوَلِلْكَٰفِرِينَve inkar edenler içinعَذَابٌbir azab vardırمُّهِينٌalçaltıcı

Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah'ın, kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkar etmeleri ne kötüdür! Bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. İnkar edenlere alçaltıcı bir azap vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاzamanقِيلَdenildiğiلَهُمْonlaraءَامِنُوا۟inanınبِمَآşeyeأَنزَلَindirdiğiٱللَّهُAllah'ınقَالُوا۟derlerنُؤْمِنُinanırızبِمَآşeyeأُنزِلَindirilenعَلَيْنَاbizeوَيَكْفُرُونَve inkar ederlerبِمَاşeyiوَرَآءَهُۥondan sonra gelenوَهُوَhalbuki oٱلْحَقُّhaktırمُصَدِّقًاdoğrulayanلِّمَاşeyiمَعَهُمْقُلْde kiفَلِمَneden?تَقْتُلُونَöldürüyordunuzأَنۢبِيَآءَpeygamberleriniٱللَّهِAllah'ınمِنdaha önceقَبْلُإِنgerçektenكُنتُمidiysenizمُّؤْمِنِينَinanıyor

Onlara, "Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) iman edin" denilince, "Biz sadece bize indirilene (Tevrat'a) inanırız" deyip, ondan sonra geleni (Kur'an'ı) inkar ederler. Halbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat'ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki: "Eğer inanan kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْجَآءَكُمsize gelmiştiمُّوسَىٰMusaبِٱلْبَيِّنَٰتِapaçık delillerleثُمَّsonraٱتَّخَذْتُمُ(ilah) edinmiştinizٱلْعِجْلَbuzağıyıمِنۢardındanبَعْدِهِۦوَأَنتُمْve sizظَٰلِمُونَzalimler olarak

Andolsun, Musa size açık mucizeler getirmişti de, arkasından sizler nefislerinize zulüm ederek buzağıyı ilah edinmiştiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْhani bir zamanأَخَذْنَاalmıştıkمِيثَٰقَكُمْkesin sözünüzüوَرَفَعْنَاve kaldırmıştıkفَوْقَكُمُüzerinizeٱلطُّورَTur(dağın)ıخُذُوا۟tutunمَآşeyiءَاتَيْنَٰكُمsize verdiğimizبِقُوَّةٍkuvvetleوَٱسْمَعُوا۟قَالُوا۟dedilerسَمِعْنَاdinledikوَعَصَيْنَاve isyan ettikوَأُشْرِبُوا۟ve içirildiفِىkalblerineقُلُوبِهِمُٱلْعِجْلَbuzağı (sevgisi)بِكُفْرِهِمْقُلْde kiبِئْسَمَاne kötü şeyيَأْمُرُكُمsize emrediyorبِهِۦٓonunlaإِيمَٰنُكُمْimanınızإِنeğerكُنتُمisenizمُّؤْمِنِينَinanan kimseler

Hani, Tur'u tepenize dikerek sizden söz almıştık, "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın; ona kulak verin" demiştik. Onlar, "Dinledik, karşı geldik" demişlerdi. İnkarları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. Onlara de ki: (Tevrat'a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiإِنeğerكَانَتْiseلَكُمُsize aitٱلدَّارُyurduٱلْءَاخِرَةُعِندَkatındaٱللَّهِAllahخَالِصَةًgerçektenمِّن(değil de)دُونِbaşkasınınٱلنَّاسِinsanlardanفَتَمَنَّوُا۟haydi temenni edinٱلْمَوْتَölümüإِنeğerكُنتُمْisenizصَٰدِقِينَsözünüzde doğru

De ki: "Eğer (iddia ettiğiniz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (cennet) diğer insanlar için değil de, yalnız sizinse ve doğru söyleyenler iseniz haydi ölümü temenni edin!"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَنfakat (ölümü) istemezlerيَتَمَنَّوْهُأَبَدًۢاaslaبِمَاdolayıقَدَّمَتْyapıp sunduğu işlerdenأَيْدِيهِمْوَٱللَّهُAllahعَلِيمٌۢbilirبِٱلظَّٰلِمِينَzalimleri

Fakat kendi elleriyle önceden yaptıkları işler yüzünden ölümü hiçbir zaman temenni edemezler. Allah, o zalimleri hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَتَجِدَنَّهُمْonları bulursunأَحْرَصَen düşkünüٱلنَّاسِinsanlarınعَلَىٰhayataحَيَوٰةٍوَمِنَkimselerdenٱلَّذِينَأَشْرَكُوا۟يَوَدُّisterأَحَدُهُمْher biriلَوْolsaيُعَمَّرُyaşatılmasınıأَلْفَbinسَنَةٍyılوَمَاve değildirهُوَoبِمُزَحْزِحِهِۦonu uzaklaştıracakمِنَazabdanٱلْعَذَابِأَنoysaيُعَمَّرَوَٱللَّهُAllahبَصِيرٌۢgörüyorبِمَاşeyleriيَعْمَلُونَyaptıkları

Andolsun, sen onların, yaşamaya, bütün insanlardan; hatta Allah'a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl yaşamak ister. Halbuki uzun yaşamak, onları azaptan kurtaracak değildir. Allah, onların bütün işlediklerini görür.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiمَنkimكَانَise (bilsin ki)عَدُوًّاdüşmandırلِّجِبْرِيلَCebrail'eفَإِنَّهُۥşüphesiz oنَزَّلَهُۥonu indirmiştirعَلَىٰkalbineقَلْبِكَبِإِذْنِizniyleٱللَّهِAllah'ınمُصَدِّقًاdoğrulayıcı olarakلِّمَاkendinden öncekileriبَيْنَيَدَيْهِوَهُدًىve hidayetوَبُشْرَىٰve müjdeciلِلْمُؤْمِنِينَinananlar için

De ki: "Her kim Cebrail'e düşman ise, bilsin ki o, Allah'ın izni ile Kur'an'ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü'minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَنkimكَانَiseعَدُوًّاdüşmanلِّلَّهِAllah'aوَمَلَٰٓئِكَتِهِۦve meleklerineوَرُسُلِهِۦve resullerineوَجِبْرِيلَve Cebrail'eوَمِيكَىٰلَve Mikail'eفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllah daعَدُوٌّdüşmanıdırلِّلْكَٰفِرِينَinkar edenlerin

Her kim Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail'e ve Mikail'e düşman olursa bilsin ki, Allah da inkar edenlerin düşmanıdır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَوَكُلَّمَاne zamanعَٰهَدُوا۟anlaştılarsaعَهْدًاahitleنَّبَذَهُۥonu bozdularفَرِيقٌbir grupمِّنْهُمبَلْzatenأَكْثَرُهُمْçoklarıلَاinanmazlarيُؤْمِنُونَ

Onlar ne zaman bir antlaşma yaptılarsa, içlerinden birtakımı o antlaşmayı bozmadı mı? Zaten onların çoğu iman etmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَمَّاne zamanجَآءَهُمْonlara geldiyseرَسُولٌbir elçiمِّنْkatındanعِندِٱللَّهِAllah'ınمُصَدِّقٌdoğrulayanلِّمَاşeyleriمَعَهُمْyanlarındakiنَبَذَattılarفَرِيقٌbir gurupمِّنَkendilerineٱلَّذِينَأُوتُوا۟verilenlerdenٱلْكِتَٰبَkitapكِتَٰبَkitabıٱللَّهِAllah'ınوَرَآءَarkasınaظُهُورِهِمْsırtlarınınكَأَنَّهُمْsanki gibiلَاbilmiyorlarmışيَعْلَمُونَ

Onlara, Allah katından ellerinde bulunan Kitab'ı (Tevrat'ı) doğrulayıcı bir peygamber gelince, kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, sanki bilmiyorlarmış gibi Allah'ın Kitab'ını (Tevrat'ı) arkalarına attılar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱتَّبَعُوا۟ve uydularمَاşeyeتَتْلُوا۟uydurduğuٱلشَّيَٰطِينُşeytanlarınعَلَىٰhakkındaمُلْكِmülküسُلَيْمَٰنَوَمَاküfre girmediكَفَرَسُلَيْمَٰنُSüleymanوَلَٰكِنَّfakatٱلشَّيَٰطِينَşeytanlarكَفَرُوا۟küfre girdilerيُعَلِّمُونَöğreterekٱلنَّاسَinsanlaraٱلسِّحْرَsihriوَمَآve şeyiأُنزِلَindirilenعَلَىiki meleğeٱلْمَلَكَيْنِبِبَابِلَBabil'deهَٰرُوتَHarutوَمَٰرُوتَوَمَاonlar öğretmezlerdiيُعَلِّمَانِمِنْhiç kimseyeأَحَدٍحَتَّىٰdemedikçeيَقُولَآإِنَّمَاşüphesizنَحْنُbizفِتْنَةٌfitneyizفَلَاsakın küfre girmeyinتَكْفُرْفَيَتَعَلَّمُونَfakat öğreniyorlardıمِنْهُمَاbunlardanمَاşeyiيُفَرِّقُونَayıranبِهِۦonunlaبَيْنَarasınıٱلْمَرْءِeşiوَزَوْجِهِۦوَمَاve değildirهُمama onlarبِضَآرِّينَzarar veriyorبِهِۦonunlaمِنْhiç kimseyeأَحَدٍإِلَّاbaşkaبِإِذْنِiznindenٱللَّهِوَيَتَعَلَّمُونَonlar öğreniyorlardıمَاşeyiيَضُرُّهُمْzarar verenوَلَاdeğilيَنفَعُهُمْوَلَقَدْandolsunعَلِمُوا۟gayet iyi biliyorlardı kiلَمَنِkimseninٱشْتَرَىٰهُonu satın alanمَاyokturلَهُۥonunفِىahiretteٱلْءَاخِرَةِمِنْbir nasibiخَلَٰقٍوَلَبِئْسَve ne kötüdürمَاşeyشَرَوْا۟sattıklarıبِهِۦٓonunlaأَنفُسَهُمْلَوْkeşkeكَانُوا۟(bunu) bilselerdi!يَعْلَمُونَ

"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil'deki Harut ve Marut adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Halbuki o iki melek, "Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme" demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Halbuki onlar, Allah'ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَوْve eğerأَنَّهُمْşüphesiz onlarءَامَنُوا۟iman etselerوَٱتَّقَوْا۟ve sakınmış olsalardıلَمَثُوبَةٌsevabıمِّنْkatındanعِندِٱللَّهِAllah'ınخَيْرٌلَّوْkeşkeكَانُوا۟idiيَعْلَمُونَbilseler

Eğer onlar iman edip Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınmış olsalardı, Allah katında kazanacakları sevap kendileri için daha hayırlı olacaktı. Keşke bilselerdi!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inanan(lar)لَاdemeyinتَقُولُوا۟رَٰعِنَاRa'ina (bizi gözet yahut: kaba söz)وَقُولُوا۟deyinٱنظُرْنَاunzurna (bize bak)وَٱسْمَعُوا۟وَلِلْكَٰفِرِينَve kafirler için vardırعَذَابٌbir azabأَلِيمٌacı

Ey iman edenler! "Ra'ina (bizi gözet)" demeyin, "unzurna (bize bak)" deyin ve dinleyin. Kafirler için acıklı bir azap vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَّاarzu etmezlerيَوَدُّٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkar eden(ler)مِنْehlindenأَهْلِٱلْكِتَٰبِkitabوَلَاve müşriklerdenٱلْمُشْرِكِينَأَنindirilmesiniيُنَزَّلَعَلَيْكُمsizeمِّنْhiçbirخَيْرٍhayırمِّنRabbinizdenرَّبِّكُمْوَٱللَّهُoysa Allahيَخْتَصُّtahsis ederبِرَحْمَتِهِۦrahmetiniمَنkimseyeيَشَآءُوَٱللَّهُAllahذُوsahibidirٱلْفَضْلِlutufٱلْعَظِيمِbüyük

Ne Kitab ehlinden inkar edenler ve ne de Allah'a ortak koşanlar, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. Oysa Allah, rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah, büyük lütuf sahibidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَانَنسَخْbiz neshedersekمِنْ(bir parça)ءَايَةٍayetiأَوْveyaنُنسِهَاonu unutturursakنَأْتِgetiririzبِخَيْرٍdaha iyisiniمِّنْهَآondanأَوْya daمِثْلِهَآأَلَمْbilmez misin?تَعْلَمْأَنَّşüphesizٱللَّهَAllah'ınعَلَىٰher şeyeكُلِّشَىْءٍقَدِيرٌgücü yeter

Biz herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah'ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَلَمْbilmez misin?تَعْلَمْأَنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَهُۥonundurمُلْكُmülküٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلْأَرْضِوَمَاve yokturلَكُمsizeمِّنbaşkaدُونِٱللَّهِAllah'tanمِنhiçbirوَلِىٍّkoruyucuوَلَاve (ne de)نَصِيرٍbir yardımcı

Bilmez misin ki, göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Sizin için Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَمْyoksaتُرِيدُونَarzu (mu) ediyorsunuz?أَنistekte bulunmayıتَسْـَٔلُوا۟رَسُولَكُمْrasulunüzdenكَمَاgibiسُئِلَistedikleriمُوسَىٰMusa'danمِنdaha önceقَبْلُوَمَنve kimيَتَبَدَّلِdeğiştirirseٱلْكُفْرَinkarıبِٱلْإِيمَٰنِimanaفَقَدْşüphesiz (o)ضَلَّsapıtmıştırسَوَآءَdümdüzٱلسَّبِيلِyolu

Yoksa daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru yoldan sapmış olur.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَدَّisterlerكَثِيرٌbir çoğuمِّنْehlindenأَهْلِٱلْكِتَٰبِkitapلَوْşayetيَرُدُّونَكُمsizi döndürmekمِّنۢsonraبَعْدِإِيمَٰنِكُمْimanınızdanكُفَّارًاkafirler olarakحَسَدًاhasetleمِّنْiçlerindekiعِندِأَنفُسِهِممِّنۢsonraبَعْدِمَاapaçık belli olduktanتَبَيَّنَلَهُمُonlaraٱلْحَقُّفَٱعْفُوا۟affedinوَٱصْفَحُوا۟hoş görünحَتَّىٰkadarيَأْتِىَgetirinceyeٱللَّهُAllahبِأَمْرِهِۦٓإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَلَىٰherكُلِّشَىْءٍşeyeقَدِيرٌgücü yetendir

Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz şimdilik, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedin, hoşgörün. Şüphesiz Allah, gücü her şeye hakkıyla yetendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَقِيمُوا۟ve kılınٱلصَّلَوٰةَnamazıوَءَاتُوا۟ve verinٱلزَّكَوٰةَوَمَاne kiتُقَدِّمُوا۟ne gönderirsinizلِأَنفُسِكُمkendiniz içinمِّنْhayırdanخَيْرٍتَجِدُوهُbulursunuzعِندَkatındaٱللَّهِإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahبِمَاşeyleriتَعْمَلُونَyaptıklarınızبَصِيرٌgörür

Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالُوا۟ve dedilerلَنasla giremezيَدْخُلَٱلْجَنَّةَcenneteإِلَّاbaşkasıمَنkimsedenكَانَolanهُودًاYahudiأَوْveyahutنَصَٰرَىٰتِلْكَişte buأَمَانِيُّهُمْقُلْde kiهَاتُوا۟getirinبُرْهَٰنَكُمْdeliliniziإِنeğerكُنتُمْisenizصَٰدِقِينَdoğru

Bir de; "Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet'e girmeyecek" dediler. Bu, onların kuruntuları! De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
بَلَىٰhayırمَنْkimأَسْلَمَteslim ederseوَجْهَهُۥyüzünüلِلَّهِAllah'aوَهُوَve oمُحْسِنٌişini güzel yaparakفَلَهُۥٓonunأَجْرُهُۥmükafatıعِندَyanındadırرَبِّهِۦRabbininوَلَاve yokturخَوْفٌkorkuعَلَيْهِمْonlaraوَلَاve yokturهُمْonlaraيَحْزَنُونَüzülmek

Hayır, öyle değil! Kim "ihsan" derecesine yükselerek özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَتِve dediler kiٱلْيَهُودُYahudilerلَيْسَتِdeğillerٱلنَّصَٰرَىٰHıristiyanlarعَلَىٰüzerindeشَىْءٍbir şey (temel)وَقَالَتِve dediler kiٱلنَّصَٰرَىٰHıristiyanlar daلَيْسَتِdeğildirlerٱلْيَهُودُYahudilerعَلَىٰüzerindeشَىْءٍbir şey (temel)وَهُمْoysa onlarيَتْلُونَokuyorlarٱلْكِتَٰبَكَذَٰلِكَböyleceقَالَsöyledilerٱلَّذِينَkimselerلَاbilmeyen(ler)يَعْلَمُونَمِثْلَbenzeriniقَوْلِهِمْفَٱللَّهُartık Allahيَحْكُمُhüküm verecektirبَيْنَهُمْaralarındaيَوْمَgünüٱلْقِيَٰمَةِkıyametفِيمَاşey hakkındaكَانُوا۟olduklarıفِيهِondaيَخْتَلِفُونَihtilaf halinde

Yahudiler, "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller" dediler. Hıristiyanlar da, "Yahudiler bir temel üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi Kitab'ı okuyorlar. (Kitab'ı) bilmeyenler de tıpkı bunların söyledikleri gibi demişti. Artık onların aralarında uyuşamadıkları davada, kıyamet gününde hükmü Allah verecektir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَنْve kim olabilirأَظْلَمُdaha zalimمِمَّنkimsedenمَّنَعَmen edenمَسَٰجِدَmescidlerindeٱللَّهِAllah'ınأَنanılmasınaيُذْكَرَفِيهَاiçindeٱسْمُهُۥismininوَسَعَىٰve çalışandanفِىonların harabolmasınaخَرَابِهَآأُو۟لَٰٓئِكَişteمَاyokturكَانَolmalarıلَهُمْonlar içinأَنgirmeleriيَدْخُلُوهَآإِلَّاdışındaخَآئِفِينَلَهُمْonlar için vardırفِىdünyadaٱلدُّنْيَاخِزْىٌrezillikوَلَهُمْve vardırفِىahiretteٱلْءَاخِرَةِعَذَابٌazapعَظِيمٌbüyük bir

Allah'ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. Böyleleri oralara (eğer girerlerse) ancak korka korka girebilmelidirler. Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلِلَّهِve Allah'ındırٱلْمَشْرِقُdoğu daوَٱلْمَغْرِبُفَأَيْنَمَاnereyeتُوَلُّوا۟dönersenizفَثَمَّoradadırوَجْهُyüzü (zatı)ٱللَّهِإِنَّşüphesizٱللَّهَAllah'(ın)وَٰسِعٌ(rahmeti ve ni'meti) boldurعَلِيمٌ(her şeyi) bilendir

Doğu da, Batı da (tüm yeryüzü) Allah'ındır. Nereye dönerseniz Allah'ın yüzü işte oradadır. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالُوا۟ve dediler kiٱتَّخَذَedindiٱللَّهُAllahوَلَدًاسُبْحَٰنَهُۥبَلbilakisلَّهُۥonundurمَاne varsaفِىgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِوَٱلْأَرْضِكُلٌّhepsiلَّهُۥO'naقَٰنِتُونَboyun eğmiştir

"Allah, çocuk edindi" dediler. O, bundan uzaktır. Hayır! Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ındır. Hepsi O'na boyun eğmiştir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
بَدِيعُ(O) yaratıcısıdırٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلْأَرْضِوَإِذَاzamanقَضَىٰٓhükmettiğiأَمْرًاbir işe (şeye)فَإِنَّمَاşüphesiz sadeceيَقُولُderلَهُۥonaكُنolفَيَكُونُhemen oluverir

O, gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Bir işe hükmetti mi ona sadece "ol" der, o da hemen oluverir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَdediler kiٱلَّذِينَkimselerلَاbilmeyen(ler)يَعْلَمُونَلَوْلَاdeğil miydi?يُكَلِّمُنَاbizimle konuşmalıٱللَّهُAllahأَوْya daتَأْتِينَآbize gelmeliءَايَةٌكَذَٰلِكَişte böyleقَالَsöyle(mişler)diٱلَّذِينَkimselerمِنonlardan önceki(ler de)قَبْلِهِممِّثْلَbenzeriniقَوْلِهِمْتَشَٰبَهَتْbirbirine benzediقُلُوبُهُمْقَدْelbetteبَيَّنَّاiyice açıkladıkٱلْءَايَٰتِلِقَوْمٍkavimler içinيُوقِنُونَbilmek isteyen

Bilmeyenler, "Allah bizimle konuşsa, ya da bize bir mucize gelse ya!" derler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişti. Onların kalpleri (anlayışları) birbirine benziyor. Biz ayetleri, kesin olarak inanacak bir toplum için açıkladık.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّآdoğrusu bizأَرْسَلْنَٰكَseni gönderdikبِٱلْحَقِّgerçekleبَشِيرًاmüjdeleyiciوَنَذِيرًاوَلَاdeğilsinتُسْـَٔلُsen sorumluعَنْhalkındanأَصْحَٰبِٱلْجَحِيمِcehennem

Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَنve olmazlarتَرْضَىٰrazıعَنكَsendenٱلْيَهُودُ(ne) yahudilerوَلَا(ne de)ٱلنَّصَٰرَىٰhıristiyanlarحَتَّىٰkadarتَتَّبِعَsen uyuncayaمِلَّتَهُمْقُلْde kiإِنَّşüphesizهُدَىhidayetiٱللَّهِAllah'ınهُوَodurٱلْهُدَىٰوَلَئِنِeğerٱتَّبَعْتَuyarsanأَهْوَآءَهُمonların arzularınaبَعْدَsonraٱلَّذِىsana gelenجَآءَكَمِنَilimdenٱلْعِلْمِمَاyokturلَكَsanaمِنَAllah'tanٱللَّهِمِنhiçوَلِىٍّbir dostوَلَاve hiçنَصِيرٍbir yardımcı

Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: "Allah'ın yolu asıl doğru yoldur." Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah'tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلَّذِينَkimselerءَاتَيْنَٰهُمُkendilerine verdiğimizٱلْكِتَٰبَKitabıيَتْلُونَهُۥonu okuyanlarحَقَّdoğru birتِلَاوَتِهِۦٓokuyuşlaأُو۟لَٰٓئِكَişte onlarيُؤْمِنُونَinananlardırبِهِۦوَمَنve kimيَكْفُرْinkar ederseبِهِۦonuفَأُو۟لَٰٓئِكَişteهُمُonlarٱلْخَٰسِرُونَziyana uğrayanlardır

Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inanırlar. Onu inkar edenlere gelince, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰبَنِىٓEy oğullarıإِسْرَٰٓءِيلَİsrailٱذْكُرُوا۟hatırlayınنِعْمَتِىَni'metiٱلَّتِىٓverdiğimأَنْعَمْتُعَلَيْكُمْsizeوَأَنِّىgerçektenفَضَّلْتُكُمْsizi üstün kıldığımıعَلَىüzerineٱلْعَٰلَمِينَalemler

Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle aleme üstün tuttuğumu hatırlayın.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱتَّقُوا۟sakınınيَوْمًاşu günden (ki)لَّاcezasını çekmezتَجْزِىنَفْسٌkimseعَنkimseninنَّفْسٍشَيْـًٔاbir şeyleوَلَاve kabul edilmezيُقْبَلُمِنْهَاondanعَدْلٌfidyeوَلَاona fayda vermezتَنفَعُهَاشَفَٰعَةٌşefaatوَلَاonlaraهُمْيُنصَرُونَyardım da edilmez

Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir taraftan yardım göremeyeceği günden sakının.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذِٱبْتَلَىٰٓimtihan ettiği;إِبْرَٰهِۦمَİbrahim'iرَبُّهُۥRabbiبِكَلِمَٰتٍkelimelerleفَأَتَمَّهُنَّقَالَ(Allah) dedi kiإِنِّىşüphesiz benجَاعِلُكَseni yapacağımلِلنَّاسِinsanlar içinإِمَامًاقَالَ(İbrahim) dedi kiوَمِنbenim soyumdan daذُرِّيَّتِىقَالَbuyurduلَاulaşmazيَنَالُعَهْدِىahdimٱلظَّٰلِمِينَzalimlere

Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder yapacağım." İbrahim de, "Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)" demişti. Bunun üzerine Rabbi, "Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz" demişti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْhaniجَعَلْنَاbiz kıldıkٱلْبَيْتَBeyt'i (Ka'be'yi)مَثَابَةًtoplanma yeriلِّلنَّاسِinsanlaraوَأَمْنًاve güven yeriوَٱتَّخِذُوا۟siz de edininمِنmakamındanمَّقَامِإِبْرَٰهِۦمَİbrahim'inمُصَلًّىوَعَهِدْنَآve emretmiştikإِلَىٰٓİbrahim'eإِبْرَٰهِۦمَوَإِسْمَٰعِيلَve İsma'il'eأَنtemizlemesiniطَهِّرَابَيْتِىَev'imiلِلطَّآئِفِينَtavaf edenler içinوَٱلْعَٰكِفِينَibadete kapananlarوَٱلرُّكَّعِve rüku edenlerٱلسُّجُودِsecde edenler

Hani, biz Kabe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle emretmiştik: "Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rüku ve secde edenler için evimi (Kabe'yi) tertemiz tutun."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْve haniقَالَdemişti kiإِبْرَٰهِۦمُİbrahimرَبِّRabbimٱجْعَلْkılهَٰذَاbuبَلَدًاşehriءَامِنًاgüvenliوَٱرْزُقْve rızıklandırأَهْلَهُۥhalkınıمِنَürünlerleٱلثَّمَرَٰتِمَنْkimseleriءَامَنَinananمِنْهُمonlardanبِٱللَّهِAllah'aوَٱلْيَوْمِve gününeٱلْءَاخِرِقَالَ(Rabbi) buyurdu kiوَمَنkimseyiكَفَرَinkar edenفَأُمَتِّعُهُۥonu geçindiririmقَلِيلًاaz bir (süre)ثُمَّsonraأَضْطَرُّهُۥٓonu mahkum ederimإِلَىٰazabınaعَذَابِٱلنَّارِوَبِئْسَve ne kötüٱلْمَصِيرُdönüş yeridir

Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah da, "İnkar edeni bile az bir süre, (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır; sonra onu cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. Ne kötü varılacak yerdir orası!" demişti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْve haniيَرْفَعُyükseltiyorduإِبْرَٰهِۦمُİbrahimٱلْقَوَاعِدَtemelleriniمِنَEv'inٱلْبَيْتِوَإِسْمَٰعِيلُİsma'il'(le beraber)رَبَّنَاRabbi'imizتَقَبَّلْkabul buyurمِنَّآإِنَّكَkuşkusuz senأَنتَ(yalnız) senٱلسَّمِيعُişitensinٱلْعَلِيمُbilensin

Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kabe'nin) temellerini yükseltiyor, "Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin" diyorlardı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
رَبَّنَاRabbimizوَٱجْعَلْنَاbizi yapمُسْلِمَيْنِteslim olanlardanلَكَsanaوَمِنneslimizden deذُرِّيَّتِنَآأُمَّةًbir ümmet (çıkar)مُّسْلِمَةًteslim olanلَّكَsanaوَأَرِنَاve bize gösterمَنَاسِكَنَاibadet yollarımızıوَتُبْve tevbemizi kabul etعَلَيْنَآإِنَّكَşüphesiz senأَنتَ(ancak) sensinٱلتَّوَّابُtevbeleri kabul edenٱلرَّحِيمُçok merhametli olan

"Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi kabul et. Çünkü sen, tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametli olansın."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
رَبَّنَاRabbimizوَٱبْعَثْgönderفِيهِمْonlaraرَسُولًاbir elçiمِّنْهُمْkendi içlerindenيَتْلُوا۟okuyacakعَلَيْهِمْkendilerineءَايَٰتِكَsenin ayetleriniوَيُعَلِّمُهُمُve onlara öğretecekٱلْكِتَٰبَKitabıوَٱلْحِكْمَةَve hikmetiوَيُزَكِّيهِمْإِنَّكَşüphesiz sensinأَنتَyalnız senٱلْعَزِيزُAziz olanٱلْحَكِيمُHakim olan

"Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın. Şüphesiz, sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَنve kim kiيَرْغَبُyüz çevirirعَنmilletinden (dininden)مِّلَّةِإِبْرَٰهِۦمَİbrahim'inإِلَّاbaşkaمَنkimseenسَفِهَsefih kılanنَفْسَهُۥوَلَقَدِAndolsun kiٱصْطَفَيْنَٰهُbiz onu seçmiştikفِىdünyadaٱلدُّنْيَاوَإِنَّهُۥve şüphesiz oفِىahirette deٱلْءَاخِرَةِلَمِنَsalihlerdendirٱلصَّٰلِحِينَ

Kendini bilmeyenden başka İbrahim'in dininden kim yüz çevirir? Andolsun, biz İbrahim'i bu dünyada seçkin kıldık. Şüphesiz o ahirette de iyilerdendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَوَصَّىٰve vasiyyet ettiبِهَآbunuإِبْرَٰهِۦمُİbrahimبَنِيهِkendi oğullarınaوَيَعْقُوبُve Ya'kub daيَٰبَنِىَّEy oğullarımإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahٱصْطَفَىٰseçtiلَكُمُsizin içinٱلدِّينَbu diniفَلَاöyleyse ölmeyinتَمُوتُنَّإِلَّاbaşka (bir şekilde)وَأَنتُمsizlerمُّسْلِمُونَmüslümanlar olmaktan

İbrahim, bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da öyle: "Oğullarım! Allah, sizin için bu dini (İslam'ı) seçti. Siz de ancak müslümanlar olarak ölün" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَمْyoksaكُنتُمْsizشُهَدَآءَşahit miydinizإِذْzamanحَضَرَgeldiğiيَعْقُوبَYa'kub'aٱلْمَوْتُölüm haliإِذْo zamanقَالَ(Ya'kub) dedi kiلِبَنِيهِoğullarınaمَاneyeتَعْبُدُونَkulluk edeceksinizمِنۢbenden sonraبَعْدِىقَالُوا۟dediler kiنَعْبُدُkulluk edeceğizإِلَٰهَكَsenin tanrınaوَإِلَٰهَve tanrısınaءَابَآئِكَatalarınإِبْرَٰهِۦمَİbrahimوَإِسْمَٰعِيلَve İsma'ilوَإِسْحَٰقَve İshak'ınإِلَٰهًاTanrı'sınaوَٰحِدًاtekوَنَحْنُve bizلَهُۥO'naمُسْلِمُونَteslim olanlarız

Yoksa siz Yakub'un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, "Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?" dediği, onların da, "Senin ilahına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın ilahı olan tek bir ilaha ibadet edeceğiz; bizler O'na boyun eğmiş müslümanlarız." dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
تِلْكَonlarأُمَّةٌbir ümmettiقَدْelbetteخَلَتْلَهَاkendilerineمَاşeylerكَسَبَتْonların kazandıklarıوَلَكُمsize aittirمَّاşeylerكَسَبْتُمْوَلَاsiz sorulmazsınızتُسْـَٔلُونَعَمَّاşeydenكَانُوا۟olduklarıيَعْمَلُونَonların yapıyor

Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالُوا۟ve dedilerكُونُوا۟olun kiهُودًاYahudiأَوْveyaنَصَٰرَىٰhıristiyanتَهْتَدُوا۟قُلْde kiبَلْbilakis (uyarız)مِلَّةَmilletine (dinine)إِبْرَٰهِۦمَİbrahim'inحَنِيفًاوَمَاO değildiكَانَمِنَortak koşanlardanٱلْمُشْرِكِينَ

(Yahudiler) "Yahudi olun" ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız" dediler. De ki: "Hayır, hakka yönelen İbrahim'in dinine uyarız. O, Allah'a ortak koşanlardan değildi."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُولُوٓا۟deyinءَامَنَّاinandıkبِٱللَّهِAllah'aوَمَآve şeyeأُنزِلَindirilenإِلَيْنَاbizeوَمَآve şeyeأُنزِلَindirilenإِلَىٰٓİbrahim'eإِبْرَٰهِۦمَوَإِسْمَٰعِيلَve İsma'il'eوَإِسْحَٰقَve İshak'aوَيَعْقُوبَve Ya'kub'aوَٱلْأَسْبَاطِve torunlarınaوَمَآve şeyeأُوتِىَverilenمُوسَىٰMusa'yaوَعِيسَىٰve Îsa'yaوَمَآve şeyeأُوتِىَverilenٱلنَّبِيُّونَpeygamberlereمِنRablerindenرَّبِّهِمْلَاayırım yapmayızنُفَرِّقُبَيْنَarasındaأَحَدٍhiçbiriمِّنْهُمْonlarınوَنَحْنُve bizلَهُۥO'naمُسْلِمُونَteslim olanlarız

Deyin ki: "Biz Allah'a, bize indirilene (Kur'an'a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Musa ve İsa'ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab'lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَإِنْeğerءَامَنُوا۟iman ederlerseبِمِثْلِgibiمَآsizin iman ettiğinizءَامَنتُمبِهِۦonaفَقَدِelbetteٱهْتَدَوا۟وَّإِنeğerتَوَلَّوْا۟dönerlerseفَإِنَّمَاmutlakaهُمْonlarفِىiçineشِقَاقٍفَسَيَكْفِيكَهُمُonlara karşı sana yeterٱللَّهُوَهُوَve Oٱلسَّمِيعُişitendirٱلْعَلِيمُbilendir

Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar; yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. Allah, onlara karşı seni koruyacaktır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
صِبْغَةَboyası (ile boyan)ٱللَّهِوَمَنْve kimdirأَحْسَنُdaha güzeliمِنَAllah'tanٱللَّهِصِبْغَةًوَنَحْنُve biz ancakلَهُۥO'naعَٰبِدُونَkulluk ederiz

"Biz, Allah'ın boyasıyla boyanmışızdır. Boyası Allah'ınkinden daha güzel olan kimdir? Biz ona ibadet edenleriz" (deyin).

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْsöyle (onlara)أَتُحَآجُّونَنَاbizimle tartışıyor musunuz?فِىhakkındaٱللَّهِAllahوَهُوَO ikenرَبُّنَاbizim de Rabbimizوَرَبُّكُمْsizin de Rabbinizوَلَنَآbizimdirأَعْمَٰلُنَاbizim yaptıklarımızوَلَكُمْsizindirأَعْمَٰلُكُمْsizin yaptıklarınızوَنَحْنُve bizلَهُۥO'naمُخْلِصُونَgönülden bağlananlarız

Onlara de ki: "Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Halbuki O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz size aittir. Biz O'na gönülden bağlanmış kimseleriz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَمْyoksaتَقُولُونَsöylüyor(mu)sunuzإِنَّşüphesizإِبْرَٰهِۦمَİbrahimوَإِسْمَٰعِيلَve İsma'ilوَإِسْحَٰقَve İshakوَيَعْقُوبَve Ya'kubوَٱلْأَسْبَاطَve torunlarınınكَانُوا۟olduklarınıهُودًاyahudiأَوْyahutنَصَٰرَىٰقُلْde kiءَأَنتُمْsiz miأَعْلَمُdaha iyi bilirsinizأَمِyoksaٱللَّهُوَمَنْve kimdirأَظْلَمُdaha zalimمِمَّنkimsedenكَتَمَgizleyenشَهَٰدَةًşahitliğiعِندَهُۥyanında bulunanمِنَtarafındanٱللَّهِوَمَاve değildirٱللَّهُAllahبِغَٰفِلٍgafilعَمَّاyaptıklarınızdanتَعْمَلُونَ

Yoksa siz, "İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler" mi diyorsunuz? De ki: "Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?" Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
تِلْكَİşte onlarأُمَّةٌbir ümmettiقَدْkiخَلَتْلَهَاonlarındırمَاşeylerكَسَبَتْkazandıklarıوَلَكُمve sizindirمَّاşeylerكَسَبْتُمْوَلَاsorulmazsınızتُسْـَٔلُونَعَمَّاşeylerdenكَانُوا۟olduklarıيَعْمَلُونَonların yapıyor

Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
سَيَقُولُٱلسُّفَهَآءُbazı beyinsizlerمِنَinsanlardanٱلنَّاسِمَاnedirوَلَّىٰهُمْonları çevirenعَنkıblelerindenقِبْلَتِهِمُٱلَّتِىo kiكَانُوا۟bulunurlarعَلَيْهَاقُلde kiلِّلَّهِAllah'ındırٱلْمَشْرِقُdoğuوَٱلْمَغْرِبُيَهْدِىO iletirمَنkimseyiيَشَآءُdilediğini (dileyeni)إِلَىٰyolaصِرَٰطٍمُّسْتَقِيمٍdoğru

Birtakım kendini bilmez insanlar, "Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da, Batı da Allah'ındır. Allah, dilediği kimseyi doğru yola iletir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَكَذَٰلِكَve böyleceجَعَلْنَٰكُمْsizi kıldıkأُمَّةًbir ümmetوَسَطًاvasatلِّتَكُونُوا۟olmanız içinشُهَدَآءَşahitعَلَىinsanlaraٱلنَّاسِوَيَكُونَve olması içinٱلرَّسُولُrasulün (de)عَلَيْكُمْsizeشَهِيدًاوَمَاve yap(ma)dıkجَعَلْنَاٱلْقِبْلَةَbir kıbleٱلَّتِىolduğunuzuكُنتَعَلَيْهَآüzerindeإِلَّاsadece (yaptık)لِنَعْلَمَbilmek içinمَنkimseyiيَتَّبِعُuyanٱلرَّسُولَElçi'yeمِمَّنkimsedenيَنقَلِبُgeriye dönenعَلَىٰüzerindeعَقِبَيْهِوَإِنve elbetteكَانَتْağır gelirلَكَبِيرَةًإِلَّاbaşkasınaعَلَىkimseyeٱلَّذِينَهَدَىyol gösterdiğiٱللَّهُوَمَاdeğildirكَانَAllahٱللَّهُلِيُضِيعَzayi edecekإِيمَٰنَكُمْإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahبِٱلنَّاسِinsanlaraلَرَءُوفٌşefkatlidirرَّحِيمٌmerhametlidir

Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet yaptık. Her ne kadar Allah'ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz, yönelmekte olduğun ciheti ancak; Resul'e tabi olanlarla, gerisingeriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَدْelbetteنَرَىٰgörüyoruzتَقَلُّبَçevrilip durduğunuوَجْهِكَyüzününفِىdoğruٱلسَّمَآءِفَلَنُوَلِّيَنَّكَelbette seni döndüreceğizقِبْلَةًbir kıbleyeتَرْضَىٰهَافَوَلِّ(Bundan böyle) çevirوَجْهَكَyüzünüشَطْرَtarafınaٱلْمَسْجِدِMescid-iٱلْحَرَامِوَحَيْثُve neredeمَاolursanızكُنتُمْفَوَلُّوا۟çevirinوُجُوهَكُمْyüzleriniziشَطْرَهُۥوَإِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerأُوتُوا۟verilenٱلْكِتَٰبَkitapلَيَعْلَمُونَelbette bilirlerأَنَّهُbununٱلْحَقُّbir gerçek olduğunuمِنRablerindenرَّبِّهِمْوَمَاdeğildirٱللَّهُAllahبِغَٰفِلٍhabersizعَمَّاonların yaptıklarındanيَعْمَلُونَ

(Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü hep onun yönüne çevirin. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَئِنْve eğerأَتَيْتَsen getirsenٱلَّذِينَkimselereأُوتُوا۟verilenٱلْكِتَٰبَKitapبِكُلِّher türlüءَايَةٍayetiمَّاdeğildirتَبِعُوا۟uyacakقِبْلَتَكَوَمَآve değilsinأَنتَsen (de)بِتَابِعٍuyacakقِبْلَتَهُمْوَمَاve değildirبَعْضُهُمonların bazısıبِتَابِعٍuymazlarقِبْلَةَkıblesineبَعْضٍوَلَئِنِve eğerٱتَّبَعْتَuyarsanأَهْوَآءَهُمonların keyiflerineمِّنۢsonradenبَعْدِمَاşey(den)جَآءَكَsana gelenمِنَilimdenٱلْعِلْمِإِنَّكَşüphesiz senإِذًاo takdirdeلَّمِنَzalimlerden (olursun)ٱلظَّٰلِمِينَ

Andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلَّذِينَkimselerءَاتَيْنَٰهُمُkendilerine verdiğimizٱلْكِتَٰبَKitapيَعْرِفُونَهُۥonu tanırlarكَمَاgibiيَعْرِفُونَtanıdıklarıأَبْنَآءَهُمْوَإِنَّve (yine) elbetteفَرِيقًاbir grupمِّنْهُمْonlardanلَيَكْتُمُونَgizlerlerٱلْحَقَّgerçeğiوَهُمْonlarيَعْلَمُونَbildikleri (halde)

Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Böyle iken içlerinden birtakımı bile bile gerçeği gizlerler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلِكُلٍّher (ümmetin) vardırوِجْهَةٌbir yönüهُوَo(nun)مُوَلِّيهَافَٱسْتَبِقُوا۟O halde koşunٱلْخَيْرَٰتِأَيْنَneredeمَاolsanızتَكُونُوا۟يَأْتِgetirirبِكُمُsiziٱللَّهُAllahجَمِيعًاإِنَّkuşkusuzٱللَّهَAllahعَلَىٰüzerineكُلِّherشَىْءٍşeyقَدِيرٌkadirdir

Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Haydi, hep hayırlara koşun, yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz, Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمِنْveحَيْثُneredenخَرَجْتَçıkarsan (yola)فَوَلِّçevirوَجْهَكَyüzünüشَطْرَtarafınaٱلْمَسْجِدِMescid-iٱلْحَرَامِوَإِنَّهُۥbu elbetteلَلْحَقُّbir gerçektirمِنRabbindenرَّبِّكَوَمَاve değildirٱللَّهُAllahبِغَٰفِلٍhabersizعَمَّاyaptıklarınızdanتَعْمَلُونَ

(Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, (namazda) Mescid-i Haram'a doğru dön. Bu, elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. Allah, sizin işlediklerinizden asla habersiz değildir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمِنْveحَيْثُneredenخَرَجْتَçıkarsan (yola)فَوَلِّçevirوَجْهَكَyüzünüشَطْرَdoğruٱلْمَسْجِدِMescid-iٱلْحَرَامِوَحَيْثُve neredeمَاolursanızكُنتُمْفَوَلُّوا۟çevirinوُجُوهَكُمْyüzünüzüشَطْرَهُۥo yanaلِئَلَّاdiyeيَكُونَolmasınلِلنَّاسِhiç kimseninعَلَيْكُمْaleyhinizdeحُجَّةٌbir deliliإِلَّاbaşkasınınٱلَّذِينَkimselerdenظَلَمُوا۟zalim olanمِنْهُمْonlardanفَلَاonlardan çekinmeyinتَخْشَوْهُمْوَٱخْشَوْنِىbenden çekininوَلِأُتِمَّve tamamlayayımنِعْمَتِىni'metimiعَلَيْكُمْsizeوَلَعَلَّكُمْumulur kiتَهْتَدُونَhidayete erersiniz

(Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir. (Ey mü'minler!) Siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü Mescid-i Haram'a doğru çevirin ki, zalimlerin dışındaki insanların elinde (size karşı) bir koz olmasın. Zalimlerden korkmayın, benden korkun. Böylece size nimetlerimi tamamlayayım ve doğru yolu bulasınız.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
كَمَآgibiأَرْسَلْنَاgönderdiğimizفِيكُمْkendi içinizdenرَسُولًاbir Elçiمِّنكُمْsizden olanيَتْلُوا۟okuyanعَلَيْكُمْsizeءَايَٰتِنَاayetlerimiziوَيُزَكِّيكُمْve sizi temizleyenوَيُعَلِّمُكُمُve size öğretenٱلْكِتَٰبَKitabıوَٱلْحِكْمَةَve hikmetiوَيُعَلِّمُكُمve size öğretenمَّاşeyleriلَمْolduğunuzتَكُونُوا۟تَعْلَمُونَbilmiyor

Nitekim kendi aranızdan, size ayetlerimizi okuyan, sizi her kötülükten arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inananٱسْتَعِينُوا۟(Allah'tan) yardım isteyinبِٱلصَّبْرِsabır ileوَٱلصَّلَوٰةِإِنَّmuhakkak kiٱللَّهَAllahمَعَberaberdirٱلصَّٰبِرِينَsabredenlerle

Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاdemeyinتَقُولُوا۟لِمَنkimselereيُقْتَلُöldürülenفِىyolundaسَبِيلِٱللَّهِAllahأَمْوَٰتٌۢبَلْbilakisأَحْيَآءٌonlar diridirlerوَلَٰكِنamaلَّاolmazsınızتَشْعُرُونَsiz farkında

Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَنَبْلُوَنَّكُمandolsun sizi imtihan edeceğizبِشَىْءٍşeylerleمِّنَ(gibi)ٱلْخَوْفِkorkuوَٱلْجُوعِve açlıkوَنَقْصٍve noksanlığıمِّنَmallarınızınٱلْأَمْوَٰلِوَٱلْأَنفُسِve canlarınızınوَٱلثَّمَرَٰتِوَبَشِّرِve müjdeleٱلصَّٰبِرِينَsabredenleri

Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلَّذِينَonlar kiإِذَآzamanأَصَٰبَتْهُمonlara eriştiğiمُّصِيبَةٌbir belaقَالُوٓا۟derlerإِنَّاşüphesiz bizلِلَّهِAllah içinizوَإِنَّآve şüphesiz bizإِلَيْهِO'naرَٰجِعُونَdöneceğiz

Onlar; başlarına bir musibet gelince, "Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz" derler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أُو۟لَٰٓئِكَİşteعَلَيْهِمْhep onlar içindirصَلَوَٰتٌbağışlamalarمِّنRablerindenرَّبِّهِمْوَرَحْمَةٌوَأُو۟لَٰٓئِكَve işteهُمُonlardırٱلْمُهْتَدُونَdoğru yolu bulanlar

İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّٱلصَّفَاSafaوَٱلْمَرْوَةَve MerveمِنnişanlarındandırشَعَآئِرِٱللَّهِفَمَنْkimحَجَّhaccederٱلْبَيْتَEv'iأَوِya daٱعْتَمَرَömre yaparsaفَلَاyokturجُنَاحَhiçbir günahعَلَيْهِkendisineأَنtavaf etmesindeيَطَّوَّفَبِهِمَاوَمَنve kimتَطَوَّعَkendiliğinden yaparsaخَيْرًاbir iyilikفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahشَاكِرٌkarşılığını verirعَلِيمٌ(yaptığını) bilir

Şüphesiz Safa ile Merve, Allah'ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kabe'yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse, bunda bir günah yoktur. Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allah onu bilir, karşılığını verir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّdoğrusuٱلَّذِينَkimselerيَكْتُمُونَgizleyenمَآşeyleriأَنزَلْنَاindirdiğimizمِنَaçık delillerdenٱلْبَيِّنَٰتِوَٱلْهُدَىٰve hidayetiمِنۢsonraبَعْدِمَاbiz açıkça belirttiktenبَيَّنَّٰهُلِلنَّاسِinsanlaraفِىKitaptaٱلْكِتَٰبِأُو۟لَٰٓئِكَişte onlaraيَلْعَنُهُمُla'net ederٱللَّهُAllahوَيَلْعَنُهُمُve la'net ederٱللَّٰعِنُونَbütün la'net edebilenler

İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayeti Kitap'ta açıklamamızdan sonra onları gizleyenler var ya, işte onlara hem Allah lanet eder, hem de bütün lanet etme konumunda olanlar lanet eder.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِلَّاancak hariçٱلَّذِينَ(kimseler)تَابُوا۟tevbe edipوَأَصْلَحُوا۟uslananlarوَبَيَّنُوا۟ve (gerçeği) açıklayanlarفَأُو۟لَٰٓئِكَişte onlarأَتُوبُtevbelerini kabul ederimعَلَيْهِمْوَأَنَاçünkü benٱلتَّوَّابُtevbeyi çok kabul edenimٱلرَّحِيمُçok esirgeyenim

Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar (lanetlenmekten) kurtulmuşlardır. Çünkü ben onların tövbelerini kabul ederim. Zira ben tövbeleri çok kabul edenim, çok merhamet edenim.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّdoğrusuٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkar edip teوَمَاتُوا۟ölenوَهُمْve onlarكُفَّارٌkafir olarakأُو۟لَٰٓئِكَişteعَلَيْهِمْonların üstünedirلَعْنَةُla'netiٱللَّهِAllah'ınوَٱلْمَلَٰٓئِكَةِve meleklerinوَٱلنَّاسِve insanlarınأَجْمَعِينَtüm

Fakat ayetlerimizi inkar etmiş ve kafir olarak ölmüşlere gelince, işte Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onların üstünedir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizفِىyaratılışındaخَلْقِٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلْأَرْضِve yerinوَٱخْتِلَٰفِve değişmesindeٱلَّيْلِgeceوَٱلنَّهَارِve gündüzünوَٱلْفُلْكِve gemilerdeٱلَّتِىtaşıyıp gidenتَجْرِىفِىdenizdeٱلْبَحْرِبِمَاşeyleriيَنفَعُfaydasına olanٱلنَّاسَinsanlarınوَمَآindiripأَنزَلَٱللَّهُAllah'ınمِنَgöktenٱلسَّمَآءِمِنsuمَّآءٍفَأَحْيَاdirilterekبِهِonunlaٱلْأَرْضَyeriبَعْدَsonraمَوْتِهَاöldüktenوَبَثَّyaymasındaفِيهَاoradaمِنher çeşittenكُلِّدَآبَّةٍcanlıyıوَتَصْرِيفِve evirip çevirmesindeٱلرِّيَٰحِrüzgarlarıوَٱلسَّحَابِve bulutlarıٱلْمُسَخَّرِemre hazır bekleyenبَيْنَarasındaٱلسَّمَآءِyerوَٱلْأَرْضِve gökلَءَايَٰتٍلِّقَوْمٍbir topluluk içinيَعْقِلُونَdüşünen

Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah'ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgarları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمِنَİnsanlardanٱلنَّاسِمَنkimiيَتَّخِذُtutarمِنbaşkaدُونِٱللَّهِAllah'tanأَندَادًاeşlerيُحِبُّونَهُمْonları severlerكَحُبِّsever gibiٱللَّهِوَٱلَّذِينَ(kimseler)ءَامَنُوٓا۟inanan(lar)أَشَدُّen çokحُبًّاseverlerلِّلَّهِوَلَوْkeşkeيَرَىgörselerdiٱلَّذِينَ(kimseler)ظَلَمُوٓا۟zulmedenlerإِذْzamanيَرَوْنَgördükleriٱلْعَذَابَazabıأَنَّgerçektenٱلْقُوَّةَkuvvetinلِلَّهِAllah'a aittirجَمِيعًاbütünüyleوَأَنَّve gerçektenٱللَّهَAllah'ınشَدِيدُşiddetlidirٱلْعَذَابِazabı

İnsanlar arasında Allah'ı bırakıp da O'na ortak koşanlar vardır. Onları, Allah'ı severcesine severler. Mü'minlerin Allah'a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah'ın olduğunu ve Allah'ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِذْişteتَبَرَّأَuzak durdularٱلَّذِينَkimselerٱتُّبِعُوا۟uyulanمِنَkimselerdenٱلَّذِينَٱتَّبَعُوا۟uyanوَرَأَوُا۟gördülerٱلْعَذَابَazabıوَتَقَطَّعَتْkesildiبِهِمُonlarınٱلْأَسْبَابُbağları

Kendilerine uyulanlar o gün azabı görünce, kendilerine uyanlardan uzaklaşacaklar, aralarındaki bütün bağlar kopacaktır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَve şöyle dedilerٱلَّذِينَkimselerٱتَّبَعُوا۟uyanلَوْkeşkeأَنَّbizim için (mümkün olsaydı)لَنَاكَرَّةًbir dönüş (dünyaya)فَنَتَبَرَّأَuzak dursaydıkمِنْهُمْonlardanكَمَاgibiتَبَرَّءُوا۟uzak durduklarıمِنَّاكَذَٰلِكَböyleceيُرِيهِمُonlara gösterirٱللَّهُAllahأَعْمَٰلَهُمْbütün fiilleriniحَسَرَٰتٍhasretler (pişmanlık kaynağı olarak)عَلَيْهِمْوَمَاve değildirهُمonlarبِخَٰرِجِينَçıkacakمِنَateştenٱلنَّارِ

Uyanlar şöyle derler: "Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsaydık." Böylece Allah, onlara işledikleri fiilleri pişmanlık kaynağı olarak gösterir. Onlar ateşten çıkacak da değillerdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلنَّاسُinsanlarكُلُوا۟yeyinمِمَّاşeylerdenفِىbulunanٱلْأَرْضِyeryüzündeحَلَٰلًاhelalطَيِّبًاtemizوَلَاve izlemeyinتَتَّبِعُوا۟خُطُوَٰتِadımlarınıٱلشَّيْطَٰنِإِنَّهُۥçünkü oلَكُمْsizinعَدُوٌّdüşmanınızdırمُّبِينٌapaçık

Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّمَاdaimaيَأْمُرُكُمO size emrederبِٱلسُّوٓءِkötülükوَٱلْفَحْشَآءِve hayasızlığıوَأَنve söylemeniziتَقُولُوا۟عَلَىhakkındaٱللَّهِAllahمَاşeyleriلَاbilmediğinizتَعْلَمُونَ

O, size ancak kötülüğü, hayasızlığı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاzamanقِيلَdendiğiلَهُمُonlaraٱتَّبِعُوا۟uyunمَآşeyeأَنزَلَindirdiğiٱللَّهُAllah'ınقَالُوا۟derlerبَلْhayır bilakisنَتَّبِعُuyarızمَآşeye (yola)أَلْفَيْنَاbiz bulduğumuzعَلَيْهِüzerindeءَابَآءَنَآأَوَلَوْolsalarda mı?كَانَءَابَآؤُهُمْonların atalarıلَاdüşünmeyenيَعْقِلُونَشَيْـًٔاbir şeyوَلَاve doğru yolu bulamayanيَهْتَدُونَ

Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun!" denildiğinde, "Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!" derler. Peki ama, ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَثَلُdurumuٱلَّذِينَkimselerinكَفَرُوا۟inkar edenكَمَثَلِhaline benzerٱلَّذِىkimseninيَنْعِقُhaykıranبِمَاşeylere(hayvanlara)لَاbir şey işitmeyenيَسْمَعُإِلَّاbaşkaدُعَآءًçağırmadanوَنِدَآءًصُمٌّۢsağırdırlarبُكْمٌdilsizdirlerعُمْىٌkördürlerفَهُمْonun için onlarلَاdüşünmezlerيَعْقِلُونَ

İnkar edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkar edenlerin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile hayvanların durumu gibidir. Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı anlamazlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inananlarكُلُوا۟yeyinمِنiyilerindenطَيِّبَٰتِمَاne kiرَزَقْنَٰكُمْsize rızık olarak verdikوَٱشْكُرُوا۟ve şükredinلِلَّهِAllah'aإِنeğerكُنتُمْisenizإِيَّاهُyalnızca onaتَعْبُدُونَ(ona) tapıyor

Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah'a kulluk ediyorsanız, size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah'a şükredin.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّمَاşüphesizحَرَّمَharam kıldıعَلَيْكُمُsizeٱلْمَيْتَةَleşوَٱلدَّمَve kanوَلَحْمَve etiniٱلْخِنزِيرِdomuzوَمَآve şeyleriأُهِلَّkesilenبِهِۦadınaلِغَيْرِbaşkasıٱللَّهِفَمَنِama kimٱضْطُرَّmecbur kalırsaغَيْرَsaldırmaksızınبَاغٍوَلَاve sınırı aşmaksızınعَادٍفَلَآyokturإِثْمَgünahعَلَيْهِإِنَّmuhakkak kiٱللَّهَAllahغَفُورٌçok bağışlayandırرَّحِيمٌçok esirgeyendir

Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah'tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Şüphesiz, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerيَكْتُمُونَgizleyenمَآbir şeyأَنزَلَindirdiğiٱللَّهُAllah'ınمِنَKitaptanٱلْكِتَٰبِوَيَشْتَرُونَve satanlarبِهِۦonuثَمَنًاparayaقَلِيلًاأُو۟لَٰٓئِكَişte onlarمَاbir şeyيَأْكُلُونَyemezlerفِىkarınlarınaبُطُونِهِمْإِلَّاbaşkaٱلنَّارَateştenوَلَاonlara konuşmayacakيُكَلِّمُهُمُٱللَّهُAllahيَوْمَgünüٱلْقِيَٰمَةِKıyametوَلَاve onları temizlemeyecektirيُزَكِّيهِمْوَلَهُمْve onlar için vardırعَذَابٌbir azabأَلِيمٌacıklı

Allah'ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya); işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Kıyamet günü Allah, onlarla ne konuşacak, ne de onları arıtacaktır. Onlar için elem dolu bir azap vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أُو۟لَٰٓئِكَonlarٱلَّذِينَkimselerdirٱشْتَرَوُا۟satın alanٱلضَّلَٰلَةَsapıklığıبِٱلْهُدَىٰhidayet karşılığındaوَٱلْعَذَابَve azabبِٱلْمَغْفِرَةِفَمَآne kadarأَصْبَرَهُمْcesaretlidirlerعَلَىkarşıٱلنَّارِateşe

İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı, bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!)

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ذَٰلِكَişte böyleبِأَنَّgerçektenٱللَّهَAllahنَزَّلَindirmiştirٱلْكِتَٰبَKitabıبِٱلْحَقِّوَإِنَّve elbetteٱلَّذِينَkimselerٱخْتَلَفُوا۟ayrılığa düşenفِىKitaptaٱلْكِتَٰبِلَفِىiçindedirlerشِقَاقٍۭanlaşmazlıkبَعِيدٍderin bir

Bu (azab) da, Allah'ın, Kitab'ı hak olarak indirmiş olması (ve onların bunu inkar etmesi) sebebiyledir. Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise derin bir ayrılık içindedirler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَّيْسَٱلْبِرَّiyilikأَنçevirmenizتُوَلُّوا۟وُجُوهَكُمْyüzleriniziقِبَلَtarafınaٱلْمَشْرِقِdoğuوَٱلْمَغْرِبِve batıوَلَٰكِنَّfakatٱلْبِرَّiyilikمَنْkişininءَامَنَinanmasıdırبِٱللَّهِAllah'aوَٱلْيَوْمِve gününeٱلْءَاخِرِوَٱلْمَلَٰٓئِكَةِve meleklereوَٱلْكِتَٰبِve Kitabaوَٱلنَّبِيِّۦنَve peygamberlereوَءَاتَىve vermesidirٱلْمَالَmalınıعَلَىٰsevdiğiحُبِّهِۦذَوِىyakınlaraٱلْقُرْبَىٰوَٱلْيَتَٰمَىٰve yetimlereوَٱلْمَسَٰكِينَve yoksullaraوَٱبْنَveٱلسَّبِيلِyolda kalmışlaraوَٱلسَّآئِلِينَve dilencilereوَفِىveٱلرِّقَابِkölelereوَأَقَامَve kılmasıdırٱلصَّلَوٰةَnamazıوَءَاتَىve vermesidirٱلزَّكَوٰةَzekatıوَٱلْمُوفُونَyerine getirmeleridirبِعَهْدِهِمْandlaşmalarınıإِذَاzamanعَٰهَدُوا۟وَٱلصَّٰبِرِينَve sabrederlerفِىsıkıntıdaٱلْبَأْسَآءِوَٱلضَّرَّآءِve hastalıktaوَحِينَve zamanındaٱلْبَأْسِأُو۟لَٰٓئِكَişte onlarٱلَّذِينَkimselerdirصَدَقُوا۟وَأُو۟لَٰٓئِكَve işte onlarهُمُonlardırٱلْمُتَّقُونَmuttakiler

İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah'a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟iman edenlerكُتِبَfarz kılındıعَلَيْكُمُsizeٱلْقِصَاصُkısasفِىöldürmelerdeٱلْقَتْلَىٱلْحُرُّhürبِٱلْحُرِّhür ileوَٱلْعَبْدُköleبِٱلْعَبْدِköle ileوَٱلْأُنثَىٰkadınبِٱلْأُنثَىٰفَمَنْkimseعُفِىَaffedilenلَهُۥkendisiمِنْtarafındanأَخِيهِkardeşiشَىْءٌbir şeyفَٱتِّبَاعٌۢartık uymalıdırبِٱلْمَعْرُوفِörfeوَأَدَآءٌve (diyeti) ödemelidirإِلَيْهِonaبِإِحْسَٰنٍذَٰلِكَbuتَخْفِيفٌbir hafifletmeمِّنtarafındanرَّبِّكُمْRabbinizوَرَحْمَةٌفَمَنِartk kimٱعْتَدَىٰhaddi aşarsaبَعْدَsonraذَٰلِكَbundanفَلَهُۥonun için vardırعَذَابٌbir azabأَلِيمٌacıklı

Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren kimse, kardeşi (öldürülenin varisi, velisi) tarafından affedilirse, aklın ve dinin gereklerine uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem dolu bir azap vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
كُتِبَyazıldı (farz kılındı)عَلَيْكُمْsizeإِذَاzamanحَضَرَgeldiğiأَحَدَكُمُbirinizeٱلْمَوْتُölümإِنeğerتَرَكَbırakacaksaخَيْرًاbir hayır (mal)ٱلْوَصِيَّةُvasiyyet etmekلِلْوَٰلِدَيْنِanaya babayaوَٱلْأَقْرَبِينَve yakınlaraبِٱلْمَعْرُوفِحَقًّاbir haktır (borçtur)عَلَىüzerineٱلْمُتَّقِينَmuttakiler

Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah'a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَمَنۢartık kimبَدَّلَهُۥ(vasiyyeti) değiştirirseبَعْدَمَاسَمِعَهُۥişittiktenفَإِنَّمَآelbetteإِثْمُهُۥgünahıعَلَىüzerinedirٱلَّذِينَkimselerinيُبَدِّلُونَهُۥٓإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahسَمِيعٌişitendirعَلِيمٌbilendir

Her kim işittikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı ancak onu değiştirenlerin boynunadır. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَمَنْher kim deخَافَkorkar daمِنvasiyyet edendenمُّوصٍجَنَفًاhata(sından)أَوْveyaإِثْمًاgünah(ından)فَأَصْلَحَve düzeltirseبَيْنَهُمْaralarınıفَلَآyokturإِثْمَgünahعَلَيْهِإِنَّelbetteٱللَّهَAllahغَفُورٌbağışlayandırرَّحِيمٌesirgeyendir

Vasiyet edenin hataya meyletmesinden ve günaha girmesinden korkan bir kimse, (tarafların) aralarını düzeltirse ona hiçbir günah yoktur. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟iman edenكُتِبَyazıldıعَلَيْكُمُsizin üzerinize deٱلصِّيَامُoruçكَمَاgibiكُتِبَyazıldığıعَلَىüzerineٱلَّذِينَkimselerمِنsizden önceki(ler)قَبْلِكُمْلَعَلَّكُمْumulur ki sizتَتَّقُونَkorunursunuz

Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَيَّامًاgünlerdirمَّعْدُودَٰتٍفَمَنkimكَانَolursaمِنكُمsizdenمَّرِيضًاhastaأَوْveyaعَلَىٰseferdeسَفَرٍفَعِدَّةٌsayısınca tutarمِّنْgünlerdeأَيَّامٍأُخَرَوَعَلَىve (lazımdır)ٱلَّذِينَkimselerinيُطِيقُونَهُۥona (güç) dayanan(lar)فِدْيَةٌfidye vermesiطَعَامُdoyuracakمِسْكِينٍفَمَنartık kimتَطَوَّعَgönüldenخَيْرًاbir iyilik yaparsaفَهُوَoخَيْرٌhayırlıdırلَّهُۥوَأَنveتَصُومُوا۟oruç tutmanızخَيْرٌdaha hayırlıdırلَّكُمْإِنeğerكُنتُمْsizتَعْلَمُونَbilirseniz

Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
شَهْرُayıرَمَضَانَramazanٱلَّذِىٓkiأُنزِلَindirilmiştirفِيهِondaٱلْقُرْءَانُKur'anهُدًىhidayet olarakلِّلنَّاسِinsanlaraوَبَيِّنَٰتٍve açıklayıcıمِّنَhidayetiٱلْهُدَىٰوَٱلْفُرْقَانِفَمَنkimشَهِدَşahit olursaمِنكُمُiçinizdenٱلشَّهْرَo ayaفَلْيَصُمْهُوَمَنkimكَانَolurمَرِيضًاhastaأَوْyahutعَلَىٰüzere olursaسَفَرٍseferفَعِدَّةٌsayısınca tutsunمِّنْgünlerdeأَيَّامٍأُخَرَيُرِيدُisterٱللَّهُAllahبِكُمُsizin içinٱلْيُسْرَkolaylıkوَلَاistemezيُرِيدُبِكُمُsizin içinٱلْعُسْرَgüçlükوَلِتُكْمِلُوا۟ve tamamlamanızı (ister)ٱلْعِدَّةَsayıyıوَلِتُكَبِّرُوا۟ve yüceltmenizi (ister)ٱللَّهَAllah'ıعَلَىٰdolayıمَاsize doğru yolu gösterdiğindenهَدَىٰكُمْوَلَعَلَّكُمْve umulur ki sizتَشْكُرُونَşükredersiniz

(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur'an'ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa, onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah'ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاve ne zamanسَأَلَكَsana sorar(lar)saعِبَادِىkullarımعَنِّىbendenفَإِنِّىşüphesiz benقَرِيبٌأُجِيبُkarşılık veririmدَعْوَةَdu'asınaٱلدَّاعِdu'a edeninإِذَاzamanدَعَانِفَلْيَسْتَجِيبُوا۟O halde onlar da karşılık versinlerلِىbanaوَلْيُؤْمِنُوا۟inansınlar kiبِىbanaلَعَلَّهُمْböylece onlarيَرْشُدُونَdoğru yola erişirler

Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أُحِلَّhelal kılındıلَكُمْsizeلَيْلَةَgecesiٱلصِّيَامِoruçٱلرَّفَثُyaklaşmakإِلَىٰkadınlarınızaنِسَآئِكُمْهُنَّonlarلِبَاسٌelbisenizdirلَّكُمْsizinوَأَنتُمْve siz deلِبَاسٌelbisesisinizلَّهُنَّعَلِمَbildiٱللَّهُAllahأَنَّكُمْgerçekten sizكُنتُمْolduğunuzuتَخْتَانُونَyazık ediyorsunuzأَنفُسَكُمْkendinizeفَتَابَtevbenizi kabul ettiعَلَيْكُمْsizdenوَعَفَاve affettiعَنكُمْفَٱلْـَٰٔنَartık şimdiبَٰشِرُوهُنَّonlara yaklaşınوَٱبْتَغُوا۟ve arayınمَاşeyleriكَتَبَyaz(ıp takdir etmiş ol)duğuٱللَّهُAllah'ınلَكُمْوَكُلُوا۟ve yiyinوَٱشْرَبُوا۟ve içinحَتَّىٰkadarيَتَبَيَّنَayırdelinceyeلَكُمُsizceٱلْخَيْطُiplikٱلْأَبْيَضُbeyazمِنَipliktenٱلْخَيْطِٱلْأَسْوَدِsiyahمِنَşafağınٱلْفَجْرِثُمَّsonraأَتِمُّوا۟tamamlayınٱلصِّيَامَorucuإِلَىdekٱلَّيْلِوَلَا(kadınlara) yaklaşmayınتُبَٰشِرُوهُنَّوَأَنتُمْsizعَٰكِفُونَibadete çekilmiş ikenفِىmescidlerdeٱلْمَسَٰجِدِتِلْكَbunlarحُدُودُsınırlarıdırٱللَّهِAllah'ınفَلَاbunlara yaklaşmayınتَقْرَبُوهَاكَذَٰلِكَişte böyleيُبَيِّنُaçıklar kiٱللَّهُAllahءَايَٰتِهِۦayetleriniلِلنَّاسِinsanlaraلَعَلَّهُمْumulur kiيَتَّقُونَkorunup sakınırlar

Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah'ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikafta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, ayetlerini insanlara böylece açıklar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاyemeyinتَأْكُلُوٓا۟أَمْوَٰلَكُمmallarınızıبَيْنَكُمaranızdaبِٱلْبَٰطِلِbatıl (sebepler) ileوَتُدْلُوا۟ve atmayınبِهَآonlarıإِلَىhakimler(in önün)eٱلْحُكَّامِلِتَأْكُلُوا۟yemeniz içinفَرِيقًاbir kısmınıمِّنْmallarındanأَمْوَٰلِٱلنَّاسِinsanlarınبِٱلْإِثْمِgünah bir biçimdeوَأَنتُمْve sizتَعْلَمُونَbildiğiniz halde

Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hakimlere (rüşvet olarak) vermeyin.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَسْـَٔلُونَكَعَنِhilallerdenٱلْأَهِلَّةِقُلْde kiهِىَonlarمَوَٰقِيتُvakit ölçüleridirلِلنَّاسِinsanlar içinوَٱلْحَجِّوَلَيْسَve değildirٱلْبِرُّiyilikبِأَنgirmekتَأْتُوا۟ٱلْبُيُوتَevlereمِنarkalarındanظُهُورِهَاوَلَٰكِنَّfakatٱلْبِرَّiyilikمَنِkişininٱتَّقَىٰوَأْتُوا۟ve girinٱلْبُيُوتَevlereمِنْkapılarındanأَبْوَٰبِهَاوَٱتَّقُوا۟ve sakınınٱللَّهَAllah'tanلَعَلَّكُمْumulur kiتُفْلِحُونَkurtuluşa erersiniz

Sana, hilalleri soruyorlar. De ki: "Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. Ama iyi davranış, takva sahibi (Allah'a karşı gelmekten sakınan) insanın davranışıdır. Evlere kapılarından girin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَٰتِلُوا۟ve savaşınفِىyolundaسَبِيلِٱللَّهِAllahٱلَّذِينَkimselerleيُقَٰتِلُونَكُمْsizinle savaşan(lar)وَلَاaşırı gitmeyinتَعْتَدُوٓا۟إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَاsevmezيُحِبُّٱلْمُعْتَدِينَaşırı gidenleri

Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda siz de savaşın. Ancak aşırı gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱقْتُلُوهُمْve onları öldürünحَيْثُneredeثَقِفْتُمُوهُمْyakalarsanızوَأَخْرِجُوهُمve onları çıkarınمِّنْyer(Mekke)denحَيْثُأَخْرَجُوكُمْوَٱلْفِتْنَةُve fitneأَشَدُّdaha kötüdürمِنَadam öldürmektenٱلْقَتْلِوَلَاonlarla savaşmayınتُقَٰتِلُوهُمْعِندَyanındaٱلْمَسْجِدِMescid-iٱلْحَرَامِHaramحَتَّىٰkadarيُقَٰتِلُوكُمْsizinle savaşıncayaفِيهِفَإِنfakat eğerقَٰتَلُوكُمْonlar sizinle savaşırlarsaفَٱقْتُلُوهُمْكَذَٰلِكَböyledirجَزَآءُcezasıٱلْكَٰفِرِينَkafirlerin

Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke'den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır. Yalnız, Mescid-i Haram yanında, onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. Kafirlerin cezası böyledir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَٰتِلُوهُمْonlarla savaşınحَتَّىٰkadarلَاkalmayıncayaتَكُونَفِتْنَةٌfitneوَيَكُونَve oluncaya (kadar)ٱلدِّينُdinلِلَّهِفَإِنِeğerٱنتَهَوْا۟(saldırılarına) son verirlerseفَلَاartık olmazعُدْوَٰنَdüşmanlıkإِلَّاbaşkasınaعَلَىzalimlerdenٱلظَّٰلِمِينَ

Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa, artık düşmanlık yalnız zalimlere karşıdır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلشَّهْرُayıٱلْحَرَامُharamبِٱلشَّهْرِaya karşılıktırٱلْحَرَامِharamوَٱلْحُرُمَٰتُve hürmetlerقِصَاصٌفَمَنِkim;ٱعْتَدَىٰsaldırırsaعَلَيْكُمْsizeفَٱعْتَدُوا۟siz de saldırınعَلَيْهِonaبِمِثْلِgibiمَاsaldırdığıٱعْتَدَىٰعَلَيْكُمْوَٱتَّقُوا۟korkunٱللَّهَAllah'tanوَٱعْلَمُوٓا۟bilin kiأَنَّgerçektenٱللَّهَAllahمَعَberaberdirٱلْمُتَّقِينَmuttakilerle

Haram ay, haram aya karşılıktır. Hürmetler (saygı gösterilmesi gereken şeyler) kısas kuralına tabidir. O halde kim size saldırırsa, size saldırdığı gibi siz de ona saldırın, (fakat ileri gitmeyin). Allah'a karşı gelmekten sakının ve bilin ki, Allah kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَنفِقُوا۟infak edinفِىyolundaسَبِيلِٱللَّهِAllahوَلَاkendinizi atmayınتُلْقُوا۟بِأَيْدِيكُمْkendi ellerinizleإِلَىtehlikeyeٱلتَّهْلُكَةِوَأَحْسِنُوٓا۟إِنَّdoğrusuٱللَّهَAllahيُحِبُّseverٱلْمُحْسِنِينَiyilik edenleri

(Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَتِمُّوا۟ve tamamlayınٱلْحَجَّhaccıوَٱلْعُمْرَةَve ömreyiلِلَّهِفَإِنْeğerأُحْصِرْتُمْengellenmiş olursanızفَمَاşeyi (kesin)ٱسْتَيْسَرَkolayınıza gelenمِنَkurbandanٱلْهَدْىِوَلَاtıraş etmeyinتَحْلِقُوا۟رُءُوسَكُمْbaşlarınızıحَتَّىٰkadarيَبْلُغَvarıncayaٱلْهَدْىُkurbanمَحِلَّهُۥفَمَنkim (varsa)كَانَolanمِنكُمiçinizdenمَّرِيضًاhastaأَوْya daبِهِۦٓbulunanأَذًىbir rahatsızlığıمِّنbaşındanرَّأْسِهِۦفَفِدْيَةٌfidye (versin)مِّنoruçtanصِيَامٍأَوْveyaصَدَقَةٍsadakadanأَوْveyaنُسُكٍفَإِذَآzamanأَمِنتُمْgüvene kavuştuğunuzفَمَنkimseتَمَتَّعَfaydalanmak isteyenبِٱلْعُمْرَةِömre ileإِلَىkadarٱلْحَجِّhac (zamanın)aفَمَاşeyi (kessin)ٱسْتَيْسَرَkolayına geleniمِنَkurbandanٱلْهَدْىِفَمَنkimseلَّمْ(kurban) bulamayanيَجِدْفَصِيَامُoruç tutarثَلَٰثَةِüçأَيَّامٍgünفِىhacdaٱلْحَجِّوَسَبْعَةٍve yedi günإِذَاzamanرَجَعْتُمْتِلْكَböyleceعَشَرَةٌon (gündür)كَامِلَةٌذَٰلِكَbuلِمَنkimseler içindirلَّمْolmayanlarيَكُنْأَهْلُهُۥailesiحَاضِرِىhazırٱلْمَسْجِدِMescid-iٱلْحَرَامِوَٱتَّقُوا۟sakınınٱللَّهَAllah'tanوَٱعْلَمُوٓا۟ve bilin kiأَنَّgerçektenٱللَّهَAllah'ınشَدِيدُşiddetlidirٱلْعِقَابِcezası

Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. Bu kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorunda kalır)sa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen kurbanı keser. Kurban bulamayan kimse üçü hacda, yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar. Bu (durum), ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir. Allah'a karşı gelmekten sakının ve Allah'ın cezasının çetin olduğunu bilin.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلْحَجُّHacأَشْهُرٌaylardadırمَّعْلُومَٰتٌفَمَنkimفَرَضَfarz ederse (kendisine)فِيهِنَّonda (o aylarda)ٱلْحَجَّhaccıفَلَاyokturرَفَثَkadına yaklaşmakوَلَاve yokturفُسُوقَgünaha sapmakوَلَاyokturجِدَالَkavga etmekفِىhacdaٱلْحَجِّوَمَاne varsaتَفْعَلُوا۟yaptığınızمِنْiyiliktenخَيْرٍيَعْلَمْهُonu bilirٱللَّهُوَتَزَوَّدُوا۟ve yanınıza azık alınفَإِنَّşüphesizخَيْرَen hayırlısıٱلزَّادِazığınٱلتَّقْوَىٰوَٱتَّقُونِve benden sakınınيَٰٓأُو۟لِىEy sahipleriٱلْأَلْبَٰبِakıl

Hac (ayları), bilinen aylardır. Kim o aylarda hacca başlarsa, artık ona hacda cinsel ilişki, günaha sapmak, kavga etmek yoktur. Siz ne hayır yaparsanız, Allah onu bilir. (Ahiret için) azık toplayın. Kuşkusuz, azığın en hayırlısı takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma)dır. Ey akıl sahipleri, bana karşı gelmekten sakının.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَيْسَyokturعَلَيْكُمْsizin içinجُنَاحٌbir günahأَنaramanızdaتَبْتَغُوا۟فَضْلًاlutfunuمِّنRabbinizinرَّبِّكُمْفَإِذَآzamanأَفَضْتُمayrılıp akın ettiğinizمِّنْArafattanعَرَفَٰتٍفَٱذْكُرُوا۟anın (hatırlayın)ٱللَّهَAllah'ıعِندَyanındaٱلْمَشْعَرِMeş'ar-iٱلْحَرَامِوَٱذْكُرُوهُO'nu anınكَمَاgibiهَدَىٰكُمْsizi hidayet ettiğiوَإِنveكُنتُمsiz idinizمِّنO'ndan önceقَبْلِهِۦلَمِنَsapıklardanٱلضَّآلِّينَ

(Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizin lütuf ve keremini istemekte size bir günah yoktur. Arafat'tan ayrılıp (sel gibi Müzdelife'ye) akın ettiğinizde, Meş'ar-i Haram'da Allah'ı zikredin. Onu, size gösterdiği gibi zikredin. Doğrusu siz onun yol göstermesinden önce yolunu şaşırmışlardan idiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ثُمَّsonraأَفِيضُوا۟siz de akın edinمِنْyerdenحَيْثُأَفَاضَakın ettiğiٱلنَّاسُinsanlarınوَٱسْتَغْفِرُوا۟ve mağfiret dileyinٱللَّهَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahغَفُورٌGafurdurرَّحِيمٌRahimdir

Sonra insanların akın ettiği yerden siz de akın edin ve Allah'tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَإِذَاzamanقَضَيْتُمbitirinceمَّنَٰسِكَكُمْibadetleriniziفَٱذْكُرُوا۟anınٱللَّهَAllah'ıكَذِكْرِكُمْandığınız gibiءَابَآءَكُمْatalarınızıأَوْveyaأَشَدَّdaha kuvvetliذِكْرًافَمِنَinsanlardanٱلنَّاسِمَنkimiيَقُولُder kiرَبَّنَآRabbimizءَاتِنَاbize verفِىdünyadaٱلدُّنْيَاوَمَاve yokturلَهُۥonunفِىahiretteٱلْءَاخِرَةِمِنْhiçbirخَلَٰقٍnasibi

Hac ibadetinizi bitirdiğinizde, artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan da kuvvetli bir anışla Allah'ı anın. İnsanlardan, "Ey Rabbimiz! Bize (vereceğini) bu dünyada ver" diyenler vardır. Bunların ahirette bir nasibi yoktur.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمِنْهُمve onlardanمَّنkimi deيَقُولُderkiرَبَّنَآRabbimizءَاتِنَاbize verفِىdünyada daٱلدُّنْيَاحَسَنَةًgüzellikوَفِىahirette deٱلْءَاخِرَةِحَسَنَةًgüzellikوَقِنَاve bizi koruعَذَابَazabındanٱلنَّارِateş

Onlardan, "Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru" diyenler de vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱذْكُرُوا۟ٱللَّهَAllah'ıفِىٓgünlerdeأَيَّامٍمَّعْدُودَٰتٍفَمَنkimتَعَجَّلَacele ederseفِىiki gün içindeيَوْمَيْنِفَلَآyokturإِثْمَgünahعَلَيْهِonaوَمَنve kimتَأَخَّرَgeri kalırsaفَلَآyokturإِثْمَgünahعَلَيْهِلِمَنِkimse içinٱتَّقَىٰوَٱتَّقُوا۟korkunٱللَّهَAllah'tanوَٱعْلَمُوٓا۟ve bilin kiأَنَّكُمْşüphesiz sizإِلَيْهِO'nun huzurunaتُحْشَرُونَtoplanacaksınız

Sayılı günlerde Allah'ı anın (telbiye ve tekbir getirin). Kim iki gün içinde acele edip (Mina'dan Mekke'ye) dönerse, ona günah yoktur. Kim geri kalırsa, ona da günah yoktur. Bu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar içindir. Allah'a karşı gelmekten sakının ve onun huzurunda toplanacağınızı bilin.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمِنَinsanlardanٱلنَّاسِمَنkimininيُعْجِبُكَsenin hoşuna giderقَوْلُهُۥsözüفِىdairٱلْحَيَوٰةِhayatınaٱلدُّنْيَاdünyaوَيُشْهِدُve şahid tutarٱللَّهَAllah'ıعَلَىٰolanaمَافِىkalbindeقَلْبِهِۦوَهُوَoysa oأَلَدُّen azılısıdırٱلْخِصَامِhasımların

İnsanlardan öylesi de vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah'ı şahit tutar. Halbuki o, düşmanlıkta en amansız olandır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاzamanتَوَلَّىٰdöndüğüسَعَىٰçalışırفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِلِيُفْسِدَbozgunculuğaفِيهَاoradaوَيُهْلِكَve yok etmeğeٱلْحَرْثَekinوَٱلنَّسْلَوَٱللَّهُAllahلَاsevmezيُحِبُّٱلْفَسَادَbozgunculuğu

O, (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa, ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاve zamanقِيلَdendiğiلَهُonaٱتَّقِkorkٱللَّهَAllah'tanأَخَذَتْهُkendisini sürüklerٱلْعِزَّةُgururuبِٱلْإِثْمِفَحَسْبُهُۥartık ona yeterجَهَنَّمُوَلَبِئْسَve ne kötüٱلْمِهَادُbir yataktır o

Ona "Allah'tan kork" denildiği zaman, gururu onu daha da günaha sürükler. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. O ne kötü yataktır!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمِنَinsanlardanٱلنَّاسِمَنöylesi var kiيَشْرِىsatarنَفْسَهُkendisiniٱبْتِغَآءَaramak içinمَرْضَاتِrızasınıٱللَّهِوَٱللَّهُAllah daرَءُوفٌۢçok şefkatlidirبِٱلْعِبَادِkullar(ın)a

İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah'ın rızasını kazanmak için kendini feda eder. Allah, kullarına çok şefkatlidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimelerءَامَنُوا۟iman eden(ler)ٱدْخُلُوا۟girinفِىislama (veya barışa)ٱلسِّلْمِكَآفَّةًhepiniz birlikteوَلَاizlemeyinتَتَّبِعُوا۟خُطُوَٰتِadımlarınıٱلشَّيْطَٰنِإِنَّهُۥçünkü oلَكُمْsizeعَدُوٌّdüşmandırمُّبِينٌapaçık

Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe (İslam'a) girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَإِنeğerزَلَلْتُمkayarsanızمِّنۢsonraبَعْدِمَاsize geldiktenجَآءَتْكُمُٱلْبَيِّنَٰتُaçık delillerفَٱعْلَمُوٓا۟bilin kiأَنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَزِيزٌdaima üstündürحَكِيمٌhüküm ve hikmet sahibidir

Size apaçık deliller geldikten sonra, eğer yine de yan çizerseniz, bilin ki Allah, gerçekten mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
هَلْmı?يَنظُرُونَgözlüyorlarإِلَّآgelmesiniأَنيَأْتِيَهُمُٱللَّهُAllah'ınفِىiçindeظُلَلٍgölgelerمِّنَbuluttanٱلْغَمَامِوَٱلْمَلَٰٓئِكَةُve meleklerinوَقُضِىَve bitirilmesiniٱلْأَمْرُوَإِلَى(halbuki)ٱللَّهِAllah'aتُرْجَعُdöndürülürٱلْأُمُورُbütün işler

Onlar (böyle davranmakla), bulut gölgeleri içinde Allah'ın (azabının) ve meleklerin kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Halbuki bütün işler Allah'a döndürülür.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
سَلْsorبَنِىٓoğullarınaإِسْرَٰٓءِيلَİsrailكَمْniceءَاتَيْنَٰهُمonlara verdikمِّنْayetlerdenءَايَةٍۭبَيِّنَةٍوَمَنve kimيُبَدِّلْdeğiştirirseنِعْمَةَni'metiniٱللَّهِAllah'ınمِنۢsonraبَعْدِمَاgeldiktenجَآءَتْهُفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllah'ınشَدِيدُçetindirٱلْعِقَابِcezası

İsrailoğullarına sor; biz onlara nice açık mucizeler verdik. Kendisine geldikten sonra kim Allah'ın nimetini değiştirirse, (bilsin ki) şüphesiz Allah, cezası pek çetin olandır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
زُيِّنَsüslü gösterildiلِلَّذِينَkimselereكَفَرُوا۟inkar edenlereٱلْحَيَوٰةُhayatıٱلدُّنْيَاdünyaوَيَسْخَرُونَve alay ederlerمِنَkimselerleٱلَّذِينَءَامَنُوا۟وَٱلَّذِينَve kimselerleٱتَّقَوْا۟takva sahipleriفَوْقَهُمْonlardan üstündürlerيَوْمَgünündeٱلْقِيَٰمَةِوَٱللَّهُAllahيَرْزُقُrızık verirمَنkimseyeيَشَآءُdilediğiبِغَيْرِhesapsızحِسَابٍ

İnkar edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise, kıyamet günü bunların üstündedir. Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
كَانَidiٱلنَّاسُinsanlarأُمَّةًümmetوَٰحِدَةًbir tekفَبَعَثَsonra gönderdiٱللَّهُAllahٱلنَّبِيِّۦنَpeygamberleriمُبَشِّرِينَmüjdecilerوَمُنذِرِينَve uyarıcılar olarakوَأَنزَلَve indirdiمَعَهُمُonlarla beraberٱلْكِتَٰبَKitabıبِٱلْحَقِّhak olarakلِيَحْكُمَhükmetmek üzereبَيْنَarasındaٱلنَّاسِinsanlarفِيمَا(konularda)ٱخْتَلَفُوا۟anlaşmazlığa düştükleriفِيهِوَمَاveٱخْتَلَفَanlaşmazlığa düştü(ler)فِيهِo(Kitap hakkı)ndaإِلَّاdışındaٱلَّذِينَkendilerineأُوتُوهُ(Kitap) verilmiş olanlarمِنۢsonraبَعْدِمَاkendilerine geldiktenجَآءَتْهُمُٱلْبَيِّنَٰتُaçık delillerبَغْيًۢاsırf kıskançlıktan ötürüبَيْنَهُمْفَهَدَىbunun üzerine ilettiٱللَّهُAllahٱلَّذِينَkimseleriءَامَنُوا۟iman edenلِمَاayrılığa düştükleriٱخْتَلَفُوا۟فِيهِkendisindeمِنَgerçeğeٱلْحَقِّبِإِذْنِهِۦوَٱللَّهُAllahيَهْدِىiletirمَنkimseyiيَشَآءُdilediğiإِلَىٰyolaصِرَٰطٍمُّسْتَقِيمٍdoğru

İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi. Kendilerine apaçık ayetler geldikten sonra o konuda ancak; kitap verilenler, aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenleri, kendi izniyle, onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Allah, dilediğini doğru yola iletir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَمْyoksaحَسِبْتُمْsandınız (mı)أَنkiتَدْخُلُوا۟gireceksinizٱلْجَنَّةَcenneteوَلَمَّاbaşınıza gelmedenيَأْتِكُممَّثَلُdurumuٱلَّذِينَgeçenlerinخَلَوْا۟مِنsizden önceقَبْلِكُممَّسَّتْهُمُonlara dokunmuştuٱلْبَأْسَآءُsıkıntıوَٱلضَّرَّآءُve yoksullukوَزُلْزِلُوا۟ve sarsılmışlardı kiحَتَّىٰnihayetيَقُولَdiyorlardıٱلرَّسُولُpeygamberوَٱلَّذِينَve kimselerءَامَنُوا۟inananمَعَهُۥonunla birlikteمَتَىٰne zamanنَصْرُyardımıٱللَّهِأَلَآİyi bilin kiإِنَّşüphesizنَصْرَyardımıٱللَّهِAllah'ınقَرِيبٌyakındır

Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü'minler, "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki, Allah'ın yardımı pek yakındır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَسْـَٔلُونَكَsana soruyorlarمَاذَاneيُنفِقُونَقُلْde kiمَآşeyأَنفَقْتُمvereceğinizمِّنْhayırdanخَيْرٍفَلِلْوَٰلِدَيْنِana-baba içindirوَٱلْأَقْرَبِينَve yakınlarوَٱلْيَتَٰمَىٰve öksüzlerوَٱلْمَسَٰكِينِve yoksullarوَٱبْنِve yolda kalmış(lar)ٱلسَّبِيلِوَمَاve neتَفْعَلُوا۟yaparsanızمِنْhayırdanخَيْرٍفَإِنَّmuhakkakٱللَّهَAllahبِهِۦonunla birlikteعَلِيمٌbilir

Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
كُتِبَyazıldı (farz kılındı)عَلَيْكُمُsizeٱلْقِتَالُsavaşوَهُوَhalbuki oكُرْهٌhoşunuza gitmezلَّكُمْوَعَسَىٰٓolur ki bazenأَنhoşlanmadığınızتَكْرَهُوا۟شَيْـًٔاbir şeyوَهُوَoخَيْرٌhayırlıdırلَّكُمْوَعَسَىٰٓve olur kiأَنhoşlandığınızتُحِبُّوا۟شَيْـًٔاbir şey (de)وَهُوَoشَرٌّkötüdürلَّكُمْوَٱللَّهُAllahيَعْلَمُbilirوَأَنتُمْsiz iseلَاbilmezsinizتَعْلَمُونَ

Savaş, hoşunuza gitmediği halde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَسْـَٔلُونَكَsana soruyorlarعَنِayındaٱلشَّهْرِٱلْحَرَامِharamقِتَالٍsavaşmaktanفِيهِقُلْde kiقِتَالٌsavaşفِيهِO (aylar)daكَبِيرٌوَصَدٌّve alıkoymakعَنyolundanسَبِيلِٱللَّهِAllahوَكُفْرٌۢve inkar etmekبِهِۦO'nuوَٱلْمَسْجِدِve Mescid-iٱلْحَرَامِHaram(dan)وَإِخْرَاجُsürüp çıkarmakأَهْلِهِۦhalkınıمِنْهُondan (Mekke'den)أَكْبَرُdaha büyük (bir günahtır)عِندَyanındaٱللَّهِوَٱلْفِتْنَةُve fitneأَكْبَرُdaha büyük(bir günah)tırمِنَöldürmektenٱلْقَتْلِوَلَاvazgeçmezlerيَزَالُونَيُقَٰتِلُونَكُمْsizinle savaşmaktanحَتَّىٰkadarيَرُدُّوكُمْsizi döndürünceyeعَنdininizdenدِينِكُمْإِنِeğerٱسْتَطَٰعُوا۟وَمَنve kimيَرْتَدِدْdönerمِنكُمْsizdenعَنdinindenدِينِهِۦفَيَمُتْve ölürseوَهُوَve oكَافِرٌkafir olarakفَأُو۟لَٰٓئِكَişteحَبِطَتْboşa çıkmıştırأَعْمَٰلُهُمْonların bütün yaptıklarıفِىdünyada (da)ٱلدُّنْيَاوَٱلْءَاخِرَةِوَأُو۟لَٰٓئِكَve onlarأَصْحَٰبُhalkıdırٱلنَّارِهُمْve onlarفِيهَاoradaخَٰلِدُونَsürekli kalacaklardır

Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kafir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّmuhakkakٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟iman edenlerوَٱلَّذِينَve kimselerهَاجَرُوا۟ve hicret edenlerوَجَٰهَدُوا۟ve cihat edenlerفِىyolundaسَبِيلِٱللَّهِAllahأُو۟لَٰٓئِكَişte onlarيَرْجُونَumarlarرَحْمَتَrahmetiniٱللَّهِوَٱللَّهُAllahغَفُورٌçok bağışlayanرَّحِيمٌçok merhamet edendir

İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَسْـَٔلُونَكَعَنِşaraptanٱلْخَمْرِوَٱلْمَيْسِرِقُلْde kiفِيهِمَآo ikisinde vardırإِثْمٌgünahكَبِيرٌbüyükوَمَنَٰفِعُve bazı yararlarلِلنَّاسِinsanlar içinوَإِثْمُهُمَآfakat onların günahıأَكْبَرُdaha büyüktürمِنyararındanنَّفْعِهِمَاوَيَسْـَٔلُونَكَve sana soruyorlarمَاذَاneيُنفِقُونَinfak edecekleriniقُلِde kiٱلْعَفْوَكَذَٰلِكَböyleيُبَيِّنُaçıklıyorٱللَّهُAllahلَكُمُsizeٱلْءَايَٰتِلَعَلَّكُمْumulur kiتَتَفَكَّرُونَdüşünürsünüz

Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: "Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahiri) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür." Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "İhtiyaçtan arta kalanı." Allah, size ayetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فِى(hakkında)ٱلدُّنْيَاdünyaوَٱلْءَاخِرَةِوَيَسْـَٔلُونَكَve sana soruyarlarعَنِöksüzlerdenٱلْيَتَٰمَىٰقُلْde kiإِصْلَاحٌıslah etmekلَّهُمْonları(n durumlarını)خَيْرٌوَإِنve eğerتُخَالِطُوهُمْonlara karışırsanızفَإِخْوَٰنُكُمْوَٱللَّهُAllahيَعْلَمُbilirٱلْمُفْسِدَbozanıمِنَıslah edendenٱلْمُصْلِحِوَلَوْve eğerشَآءَdileseydiٱللَّهُAllahلَأَعْنَتَكُمْإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَزِيزٌdaima üstündürحَكِيمٌhüküm ve hikmet sahibidir

Dünya ve ahiret hakkında düşünesiniz, diye böyle yapıyor. Bir de sana yetimleri soruyorlar. De ki: "Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Eğer onlara karışıp (birlikte yaşar)sanız (sakıncası yok). (Onlar da) sizin kardeşlerinizdir. Allah, bozguncuyu yapıcı olandan ayırır. Allah, dileseydi sizi zora sokardı. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاevlenmeyinتَنكِحُوا۟ٱلْمُشْرِكَٰتِmüşrik (Allah'a ortak koşan) kadınlarlaحَتَّىٰkadarيُؤْمِنَّوَلَأَمَةٌbir cariyeمُّؤْمِنَةٌinananخَيْرٌdaha hayırlıdırمِّنortak koşan (hür) kadındanمُّشْرِكَةٍوَلَوْve eğerأَعْجَبَتْكُمْوَلَاevlendirmeyinتُنكِحُوا۟ٱلْمُشْرِكِينَortak koşan erkeklerleحَتَّىٰkadarيُؤْمِنُوا۟وَلَعَبْدٌve bir köleمُّؤْمِنٌinananخَيْرٌdaha hayırlıdırمِّنmüşrik erkektenمُّشْرِكٍوَلَوْeğerأَعْجَبَكُمْأُو۟لَٰٓئِكَ(Zira) onlarيَدْعُونَçağırıyorlarإِلَىateşeٱلنَّارِوَٱللَّهُAllah iseيَدْعُوٓا۟çağırıyorإِلَىcenneteٱلْجَنَّةِوَٱلْمَغْفِرَةِve mağfireteبِإِذْنِهِۦوَيُبَيِّنُve açıklarءَايَٰتِهِۦayetleriniلِلنَّاسِinsanlaraلَعَلَّهُمْumulur kiيَتَذَكَّرُونَdüşünürler

İman etmedikleri sürece Allah'a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. Allah'a ortak koşan kadın hoşunuza gitse de, mü'min bir cariye Allah'a ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır. İman etmedikleri sürece Allah'a ortak koşan erkeklerle, kadınlarınızı evlendirmeyin. Allah'a ortak koşan hür erkek hoşunuza gitse de; iman eden bir köle, Allah'a ortak koşan bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar ateşe çağırırlar, Allah ise izniyle, cennete ve bağışlanmaya çağırır. O, insanlara ayetlerini açıklar ki, öğüt alıp düşünsünler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَيَسْـَٔلُونَكَve sana soruyorlarعَنِadet görmedenٱلْمَحِيضِقُلْde kiهُوَoأَذًىeziyettirفَٱعْتَزِلُوا۟çekilinٱلنِّسَآءَkadınlardanفِىsüresinceٱلْمَحِيضِوَلَاonlara yaklaşmayınتَقْرَبُوهُنَّحَتَّىٰkadarيَطْهُرْنَفَإِذَاzamanتَطَهَّرْنَtemizlendikleriفَأْتُوهُنَّonlara varınمِنْyerdenحَيْثُأَمَرَكُمُsize emrettiğiٱللَّهُإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahيُحِبُّseverٱلتَّوَّٰبِينَtevbe edenleriوَيُحِبُّve severٱلْمُتَطَهِّرِينَtemizlenenleri

Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: "O bir ezadır (rahatsızlıktır). Ay halinde kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah'ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever, çok temizlenenleri sever."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
نِسَآؤُكُمْkadınlarınızحَرْثٌbir tarladırلَّكُمْsizin içinفَأْتُوا۟varınحَرْثَكُمْtarlanızaأَنَّىٰbiçimdeشِئْتُمْوَقَدِّمُوا۟ve hazırlık yapınلِأَنفُسِكُمْوَٱتَّقُوا۟ve sakınınٱللَّهَAllah'tanوَٱعْلَمُوٓا۟ve bilin kiأَنَّكُمşüphesiz sizمُّلَٰقُوهُوَبَشِّرِve müjdele;ٱلْمُؤْمِنِينَİnananları

Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. Ekinliğinize dilediğiniz biçimde varın. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak) güzel davranışlar takdim edin. Allah'a karşı gelmekten sakının ve her halde onun huzuruna varacağınızı bilin. (Ey Muhammed!) Mü'minleri müjdele.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاkılmayınتَجْعَلُوا۟ٱللَّهَAllah'ıعُرْضَةًengelلِّأَيْمَٰنِكُمْyeminlerinizeأَنiyilik etmenizeتَبَرُّوا۟وَتَتَّقُوا۟ve sakınmanızaوَتُصْلِحُوا۟ve düzetmeyeبَيْنَarasınıٱلنَّاسِوَٱللَّهُAllahسَمِيعٌişitendirعَلِيمٌbilendir

İyilik etmemek, takvaya sarılmamak, insanlar arasını ıslah etmemek yolundaki yeminlerinize Allah'ı siper yapmayın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَّاsizi sorumlu tutmazيُؤَاخِذُكُمُٱللَّهُAllahبِٱللَّغْوِkasıtsızفِىٓdolayıأَيْمَٰنِكُمْyeminlerinizdenوَلَٰكِنfakatيُؤَاخِذُكُمsorumlu tutarبِمَاdolayıكَسَبَتْkazandığındanقُلُوبُكُمْوَٱللَّهُAllahغَفُورٌbağışlayandırحَلِيمٌhalimdir

Allah, sizi kasıtsız yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz, fakat sizi kalplerinizin kazandığı (bile bile yaptığınız) yeminlerden sorumlu tutar. Allah, çok bağışlayandır, halimdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لِّلَّذِينَkimseler içinيُؤْلُونَyaklaşmamağa yemin edenlerمِنkadınlarınaنِّسَآئِهِمْتَرَبُّصُbekleme (hakkı) vardırأَرْبَعَةِdörtأَشْهُرٍفَإِنeğerفَآءُو(o süre içinde) dönerlerseفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahغَفُورٌbağışlayanرَّحِيمٌmerhamet edendir

Eşlerine yaklaşmamağa yemin edenler için dört ay bekleme süresi vardır. Eğer (bu süre içinde) dönerlerse, şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلْمُطَلَّقَٰتُboşanmış kadınlarيَتَرَبَّصْنَgözetlerlerبِأَنفُسِهِنَّkendileriniثَلَٰثَةَüçقُرُوٓءٍوَلَاhelal olmazيَحِلُّلَهُنَّkendilerineأَنgizlemeleriيَكْتُمْنَمَاyarattığınıخَلَقَٱللَّهُAllah'ınفِىٓkendi rahimlerindeأَرْحَامِهِنَّإِنeğerكُنَّidiyselerيُؤْمِنَّinanıyorبِٱللَّهِAllah'aوَٱلْيَوْمِve gününeٱلْءَاخِرِوَبُعُولَتُهُنَّkocalarıأَحَقُّhak sahibidirlerبِرَدِّهِنَّonları geri almağaفِىbu aradaذَٰلِكَإِنْeğerأَرَادُوٓا۟isterlerseإِصْلَٰحًاوَلَهُنَّ(kadınların) vardırمِثْلُgibiٱلَّذِى(erkeklerin) kendileri üzerindekiعَلَيْهِنَّبِٱلْمَعْرُوفِوَلِلرِّجَالِerkeklerin (hakları)عَلَيْهِنَّonlar (kadınlar) üzerindeدَرَجَةٌوَٱللَّهُAllahعَزِيزٌazizdirحَكِيمٌhakimdir

Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helal olmaz. Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. Kadınların, yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلطَّلَٰقُboşamaمَرَّتَانِفَإِمْسَاكٌۢya tutmak (lazım)dırبِمَعْرُوفٍiyilikleأَوْya daتَسْرِيحٌۢsalıvermekبِإِحْسَٰنٍوَلَاhelal değildirيَحِلُّلَكُمْsizeأَنgeri almanızتَأْخُذُوا۟مِمَّآşeylerdenءَاتَيْتُمُوهُنَّonlara verdiğinizشَيْـًٔاbir şeyإِلَّآbaşkaأَنeğerيَخَافَآkorkarlarsaأَلَّاkoruyamamaktanيُقِيمَاحُدُودَsınırlarınıٱللَّهِفَإِنْeğerخِفْتُمْkorkarsanızأَلَّاkoruyamamaktanيُقِيمَاحُدُودَsınırlarınıٱللَّهِAllah'ınفَلَاyokturجُنَاحَbir günahعَلَيْهِمَاikisine deفِيمَا(kadının ayrılmak için verdiği)ٱفْتَدَتْfidyeبِهِۦتِلْكَişte bunlarحُدُودُsınırlarıdırٱللَّهِAllah'ınفَلَاsakın bunları aşmayınتَعْتَدُوهَاوَمَنve kim(ler)يَتَعَدَّaşarsaحُدُودَsınırlarınıٱللَّهِAllah'ınفَأُو۟لَٰٓئِكَişteهُمُonlarٱلظَّٰلِمُونَzalimlerdir

(Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah'ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız, sizin için helal olmaz. Eğer onlar Allah'ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz, o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır. Sakın bunları aşmayın. Allah'ın koyduğu sınırları kim aşarsa, onlar zalimlerin ta kendileridir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَإِنeğerطَلَّقَهَا(erkek) yine boşarsaفَلَاhelal olmazتَحِلُّلَهُۥonaمِنۢartık bundan sonraبَعْدُحَتَّىٰkadarتَنكِحَ(kadın) nikahlanıncayaزَوْجًاkocayaغَيْرَهُۥفَإِنeğerطَلَّقَهَاO (vardığı adam) da boşarsaفَلَاyokturجُنَاحَbir günahعَلَيْهِمَآkendilerineأَنtekrar birbirlerine dönmelerindeيَتَرَاجَعَآإِنeğerظَنَّآinanırlarsaأَنkoruyacaklarınaيُقِيمَاحُدُودَsınırlarınıٱللَّهِوَتِلْكَişte bunlarحُدُودُsınırlarıdırٱللَّهِAllah'ınيُبَيِّنُهَاaçıklamaktadırلِقَوْمٍbir toplum içinيَعْلَمُونَbilen

Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa, kadın, onun dışında bir başka kocayla nikahlanmadıkça ona helal olmaz. (Bu koca da) onu boşadığı takdirde, onlar (kadın ile ilk kocası) Allah'ın koyduğu ölçüleri gözetebileceklerine inanıyorlarsa tekrar birbirlerine dönüp evlenmelerinde bir günah yoktur. İşte bunlar Allah'ın, anlayan bir toplum için açıkladığı ölçüleridir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاzamanطَلَّقْتُمُboşadığınızٱلنِّسَآءَkadınlarıفَبَلَغْنَulaştıklarındaأَجَلَهُنَّ(iddetlerinin) sonunaفَأَمْسِكُوهُنَّya onları tutunبِمَعْرُوفٍiyilikleأَوْya daسَرِّحُوهُنَّbırakınبِمَعْرُوفٍوَلَاonları (yanınızda) tutmayınتُمْسِكُوهُنَّضِرَارًاzarar vermek içinلِّتَعْتَدُوا۟وَمَنkimيَفْعَلْyaparsaذَٰلِكَbunuفَقَدْmuhakkakظَلَمَzulmetmiştirنَفْسَهُۥوَلَاedinmeyinتَتَّخِذُوٓا۟ءَايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınهُزُوًاوَٱذْكُرُوا۟düşününنِعْمَتَni'metiniٱللَّهِAllah'ınعَلَيْكُمْsize olanوَمَآindirdikleriniأَنزَلَعَلَيْكُمsizeمِّنَKitaptanٱلْكِتَٰبِوَٱلْحِكْمَةِve Hikmet(ten)يَعِظُكُمsize öğüt vermek içinبِهِۦوَٱتَّقُوا۟ve korkunٱللَّهَAllah'tanوَٱعْلَمُوٓا۟ve bilin kiأَنَّşüphesizٱللَّهَAllahبِكُلِّherشَىْءٍşeyiعَلِيمٌbilir

Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları tutmayın. Bunu kim yaparsa kendine zulmetmiş olur. Sakın Allah'ın ayetlerini eğlenceye almayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini, size öğüt vermek için indirdiği Kitab'ı ve hikmeti hatırlayın. Allah'a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاve zamanطَلَّقْتُمُboşadığınızٱلنِّسَآءَkadınlarıفَبَلَغْنَulaştıklarındaأَجَلَهُنَّ(iddetlerinin) sonunaفَلَاengel olmayınتَعْضُلُوهُنَّأَنevlenmelerineيَنكِحْنَأَزْوَٰجَهُنَّ(eski) kocalarıylaإِذَاtakdirdeتَرَٰضَوْا۟anlaştıklarıبَيْنَهُمkendi aralarındaبِٱلْمَعْرُوفِذَٰلِكَbuيُوعَظُverilen bir öğüttürبِهِۦonunlaمَنkimseyeكَانَolanمِنكُمْiçinizdenيُؤْمِنُinananبِٱللَّهِAllah'aوَٱلْيَوْمِve gününeٱلْءَاخِرِذَٰلِكُمْbuأَزْكَىٰdaha iyiلَكُمْsizin içinوَأَطْهَرُوَٱللَّهُAllahيَعْلَمُbilirوَأَنتُمْve sizلَاbilmezsinizتَعْلَمُونَ

Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde, eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. Bununla içinizden Allah'a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلْوَٰلِدَٰتُيُرْضِعْنَemzirirlerأَوْلَٰدَهُنَّçocuklarınıحَوْلَيْنِiki yılكَامِلَيْنِلِمَنْkimse içinأَرَادَisteyenأَنtamamlamakيُتِمَّٱلرَّضَاعَةَوَعَلَىüzerinedirٱلْمَوْلُودِbabanınلَهُۥ(çocuk kendisine ait olan)رِزْقُهُنَّonların yiyecekleriوَكِسْوَتُهُنَّve giyecekleriبِٱلْمَعْرُوفِلَاyükümlü tutulmazتُكَلَّفُنَفْسٌhiç kimseإِلَّاbaşkaوُسْعَهَالَاzarara sokulmasınتُضَآرَّوَٰلِدَةٌۢ(ne) anneبِوَلَدِهَاçocuğu yüzündenوَلَاve (ne de)مَوْلُودٌbabaلَّهُۥ(çocuğun aidolduğu)بِوَلَدِهِۦوَعَلَىve üzerindeٱلْوَارِثِmirasçınınمِثْلُaynı (yükümlülük var)dırذَٰلِكَفَإِنْeğerأَرَادَاisterlerseفِصَالًاsütten kesmekعَنrızalarıylaتَرَاضٍمِّنْهُمَاkendi aralarındaوَتَشَاوُرٍve danışarakفَلَاyokturجُنَاحَgünahعَلَيْهِمَاوَإِنْeğerأَرَدتُّمْistersenizأَن(sütannesi tutup) emzirtmekتَسْتَرْضِعُوٓا۟أَوْلَٰدَكُمْçocuklarınızıفَلَاyine yokturجُنَاحَbir günahعَلَيْكُمْüzerinizeإِذَاsonraسَلَّمْتُمverdiktenمَّآşeyi (ücreti)ءَاتَيْتُمverdiğinizبِٱلْمَعْرُوفِوَٱتَّقُوا۟ve korkunٱللَّهَAllah'tanوَٱعْلَمُوٓا۟ve bilin kiأَنَّşüphesizٱللَّهَAllahبِمَاher şeyiتَعْمَلُونَyaptığınızبَصِيرٌgörmektedir

-Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya aittir. Hiçbir kimseye gücünün üstünde bir yük ve sorumluluk teklif edilmez. -Hiçbir anne ve hiçbir baba çocuğu sebebiyle zarara uğratılmasın- (Baba ölmüşse) mirasçı da aynı şeyle sorumludur. Eğer (anne ve baba) kendi aralarında danışıp anlaşarak (iki yıl dolmadan) çocuğu sütten kesmek isterlerse, onlara günah yoktur. Eğer çocuklarınızı (bir sütanneye) emzirtmek isterseniz, örfe uygun olarak vereceğiniz ücreti güzelce ödediğiniz takdirde size bir günah yoktur. Allah'a karşı gelmekten sakının ve bilin ki, Allah, yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلَّذِينَkimselerinيُتَوَفَّوْنَölen(ler)مِنكُمْiçinizdenوَيَذَرُونَgeriye bıraktıklarıأَزْوَٰجًاeşleriيَتَرَبَّصْنَ(bekleyip) gözetlerlerبِأَنفُسِهِنَّkendileriniأَرْبَعَةَdörtأَشْهُرٍayوَعَشْرًافَإِذَاzamanبَلَغْنَbitirdiğiأَجَلَهُنَّsüreleriniفَلَاyokturجُنَاحَbir günahعَلَيْكُمْsizeفِيمَاyapmalarındaفَعَلْنَفِىٓiçinأَنفُسِهِنَّkendileriبِٱلْمَعْرُوفِوَٱللَّهُAllahبِمَاyaptıklarınızdanتَعْمَلُونَخَبِيرٌhaberdardır

İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru olanı yapmalarında size bir günah yoktur. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاyokturجُنَاحَbir günahعَلَيْكُمْsizeفِيمَاüstü kapalı biçimde bildirmenizdenعَرَّضْتُمبِهِۦonaمِنْevlenme isteğiniziخِطْبَةِٱلنِّسَآءِkadınlaraأَوْyahutأَكْنَنتُمْgizlemenizdenفِىٓiçinizdeأَنفُسِكُمْعَلِمَbilirٱللَّهُAllahأَنَّكُمْşüphesiz sizinسَتَذْكُرُونَهُنَّonları anacağınızıوَلَٰكِنfakatلَّاsakın onlarla sözleşmeyinتُوَاعِدُوهُنَّسِرًّاgizli(buluşma)yaإِلَّآdışındaأَنsöylemenizتَقُولُوا۟قَوْلًاbir sözمَّعْرُوفًاوَلَاve kalkışmayınتَعْزِمُوا۟عُقْدَةَakdine (kıymaya)ٱلنِّكَاحِnikahحَتَّىٰkadarيَبْلُغَulaşıncayaٱلْكِتَٰبُyazılanın (iddetinin)أَجَلَهُۥوَٱعْلَمُوٓا۟ve bilin kiأَنَّşüphesizٱللَّهَAllahيَعْلَمُbilirمَاşeyiفِىٓiçinizden geçenأَنفُسِكُمْفَٱحْذَرُوهُوَٱعْلَمُوٓا۟ve yine bilin kiأَنَّşüphesizٱللَّهَAllahغَفُورٌbağışlayandırحَلِيمٌhalimdir

(Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda sizin için bir günah yoktur. Allah biliyor ki, siz onlara (bunu er geç mutlaka) söyleyeceksiniz. Meşru sözler söylemeniz dışında sakın onlarla gizliden gizliye buluşma yönünde sözleşmeyin. Bekleme müddeti bitinceye kadar da nikah yapmaya kalkışmayın. Şunu da bilin ki, Allah içinizden geçeni hakkıyla bilir. Onun için Allah'a karşı gelmekten sakının ve yine şunu da bilin ki Allah gerçekten çok bağışlayandır, halimdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَّاyokturجُنَاحَbir günahعَلَيْكُمْsizeإِنeğerطَلَّقْتُمُboşarsınızٱلنِّسَآءَkadınlarıمَاhenüz dokunmadanلَمْتَمَسُّوهُنَّأَوْya daتَفْرِضُوا۟belirlemedenلَهُنَّonlaraفَرِيضَةًوَمَتِّعُوهُنَّve onları faydalandırsınعَلَىeli geniş olanٱلْمُوسِعِقَدَرُهُۥkendi gücü nisbetindeوَعَلَىeli dar olan daٱلْمُقْتِرِقَدَرُهُۥkendi gücü nisbetindeمَتَٰعًۢاbir geçimlikleبِٱلْمَعْرُوفِحَقًّاbu bir borçturعَلَىüzerineٱلْمُحْسِنِينَiyilik edenlerin

Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre, eli dar olan da gücüne göre olmak üzere- onlara, aklın ve dinin gereklerine uygun olarak müt'a verin. Bu, iyilik yapanlar üzerinde bir borçtur.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِنve eğerطَلَّقْتُمُوهُنَّonları boşarsanızمِنönceقَبْلِأَنhenüz dokunmadanتَمَسُّوهُنَّوَقَدْtakdirdeفَرَضْتُمْ(bir mehir) tesbit ettiğinizلَهُنَّonlar içinفَرِيضَةًvermeniz gerekirفَنِصْفُyarısınıمَاşeyin (mehrin)فَرَضْتُمْtesbit ettiğinizإِلَّآhariçأَن(kadının) vazgeçmesiيَعْفُونَأَوْveyaيَعْفُوَا۟vazgeçmesiٱلَّذِىkimsenin (erkeğin)بِيَدِهِۦelinde olanعُقْدَةُakdiٱلنِّكَاحِوَأَن(erkekler) sizin affetmenizتَعْفُوٓا۟أَقْرَبُdaha yakındırلِلتَّقْوَىٰوَلَاunutmayınتَنسَوُا۟ٱلْفَضْلَiyilik etmeyiبَيْنَكُمْإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahبِمَاşeyleriتَعْمَلُونَyaptıklarınızبَصِيرٌgörür

Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız, tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Ancak kadının, ya da nikah bağı elinde bulunanın (kocanın, paylarından) vazgeçmesi başka. Bununla birlikte (ey erkekler), sizin vazgeçmeniz takvaya (Allah'a karşı gelmekten sakınmaya) daha yakındır. Aranızda iyilik yapmayı da unutmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَإِنْeğerخِفْتُمْ(bir tehlikeden) korkarsanızفَرِجَالًاyayaأَوْyahutرُكْبَانًافَإِذَآzaman daأَمِنتُمْgüvene kavuştuğunuzفَٱذْكُرُوا۟anınٱللَّهَAllah'ıكَمَاşekildeعَلَّمَكُمsize öğrettiğiمَّاşeyleriلَمْolmadığınızتَكُونُوا۟تَعْلَمُونَbiliyor

Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız, namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. Güvenliğe kavuşunca da, Allah'ı, daha önce bilmediğiniz ve onun size öğrettiği şekilde anın (namazı normal vakitlerdeki gibi kılın).

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلَّذِينَve kimselerيُتَوَفَّوْنَölenمِنكُمْiçinizdenوَيَذَرُونَve geriye bırakan(erkek)lerأَزْوَٰجًاeşlerوَصِيَّةًvasiyyet etsinlerلِّأَزْوَٰجِهِمeşlerininمَّتَٰعًاgeçimlerinin sağlanmasınıإِلَىkadarٱلْحَوْلِbir yılaغَيْرَ(evlerinden) çıkarılmadanإِخْرَاجٍفَإِنْşayetخَرَجْنَkendileri çıkarlarsaفَلَاyokturجُنَاحَbir günahعَلَيْكُمْsizin içinفِىbir şeyمَافَعَلْنَyapmalarındaفِىٓhakkındaأَنفُسِهِنَّkendileriمِنuygun olanıمَّعْرُوفٍوَٱللَّهُAllahعَزِيزٌdaima üstündürحَكِيمٌhüküm ve hikmet sahibidir

İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama onlar (kendiliklerinden) çıkarlarsa, artık onların meşru biçimde kendileri ile ilgili olarak işlediklerinden dolayı size bir günah yoktur. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلِلْمُطَلَّقَٰتِve boşanmış kadınlarınمَتَٰعٌۢgeçimlerini sağlamakبِٱلْمَعْرُوفِحَقًّاbir haktır (borçtur)عَلَىüzerineٱلْمُتَّقِينَmüttakiler

Boşanmış kadınların örfe göre geçimlerinin sağlanması onların hakkıdır. Bu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir borçtur.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَلَمْتَرَإِلَىkimseleriٱلَّذِينَخَرَجُوا۟çıkanlarıمِنyurtlarındanدِيَٰرِهِمْوَهُمْve onlarأُلُوفٌbinlerce kişi ikenحَذَرَkorkusuylaٱلْمَوْتِölümفَقَالَdemiştiلَهُمُonlaraٱللَّهُAllahمُوتُوا۟Ölün!ثُمَّsonraأَحْيَٰهُمْإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَذُوsahibidirفَضْلٍikramعَلَىkarşıٱلنَّاسِinsanlaraوَلَٰكِنَّamaأَكْثَرَçoğuٱلنَّاسِinsanlarınلَاşükretmezlerيَشْكُرُونَ

Binlerce kişi oldukları halde, ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenleri görmedin mi? Allah, onlara "ölün" dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı lütuf ve ikram sahibidir. Ama insanların çoğu şükretmezler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَّنkimdirذَاo kimseٱلَّذِىيُقْرِضُborç olarak verecekٱللَّهَAllah'aقَرْضًاbir borcuحَسَنًاgüzelفَيُضَٰعِفَهُۥarttırması karşılığndaلَهُۥٓonaأَضْعَافًاfazlasıylaكَثِيرَةًوَٱللَّهُAllahيَقْبِضُ(rızkı) kısar daوَيَبْصُۜطُaçar daوَإِلَيْهِve hep O'naتُرْجَعُونَdöndürüleceksiniz

Kimdir Allah'a güzel bir borç verecek o kimse ki, Allah da o borcu kendisine kat kat ödesin. (Rızkı) Allah daraltır ve genişletir. Ancak O'na döndürüleceksiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَلَمْgörmedin mi?تَرَإِلَىileri gelenleriniٱلْمَلَإِمِنۢoğullarınınبَنِىٓإِسْرَٰٓءِيلَİsrailمِنۢsonraبَعْدِمُوسَىٰٓMusa'danإِذْhaniقَالُوا۟demişlerdiلِنَبِىٍّPeygamberlerineلَّهُمُonlarٱبْعَثْgönderلَنَاbizeمَلِكًاbir hükümdarنُّقَٰتِلْ(onun önderliğinde) savaşalımفِىyolundaسَبِيلِٱللَّهِقَالَdediهَلْolurmu ki?عَسَيْتُمْإِنeğerكُتِبَyazılınca (farz kılınınca)عَلَيْكُمُsizeٱلْقِتَالُsavaşأَلَّاsavaşmazsanızتُقَٰتِلُوا۟قَالُوا۟dediler kiوَمَاbizlerلَنَآأَلَّاneden savaşmayalımنُقَٰتِلَفِىyolundaسَبِيلِٱللَّهِAllahوَقَدْoysaأُخْرِجْنَاbiz çıkarılıp sürüldükمِنyurtlarımızdanدِيَٰرِنَاوَأَبْنَآئِنَافَلَمَّاfakatكُتِبَyazılıncaعَلَيْهِمُkendilerineٱلْقِتَالُsavaşتَوَلَّوْا۟yüz çevirdilerإِلَّاhariçقَلِيلًاpek azıمِّنْهُمْوَٱللَّهُAllahعَلِيمٌۢbilirبِٱلظَّٰلِمِينَzalimleri

Musa'dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, "Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım" demişlerdi. O, "Ya üzerinize savaş farz kılındığı halde, savaşmayacak olursanız?" demişti. Onlar, "Yurdumuzdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz halde Allah yolunda niye savaşmayalım" diye cevap vermişlerdi. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَve dedi kiلَهُمْonlaraنَبِيُّهُمْpeygamberleriإِنَّgerçektenٱللَّهَAllahقَدْelbetteبَعَثَgönderdiلَكُمْsizeطَالُوتَTalut'uمَلِكًاقَالُوٓا۟dediler kiأَنَّىٰnasılيَكُونُolabilirلَهُonunٱلْمُلْكُhükümdarlık (mülk)عَلَيْنَاbizim üzerimizeوَنَحْنُbizأَحَقُّdaha layıkızبِٱلْمُلْكِhükümdarlığaمِنْهُondanوَلَمْve verilmemiştirيُؤْتَسَعَةًgenişlikمِّنَmaldanٱلْمَالِقَالَdediإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahٱصْطَفَىٰهُonu (hükümdar) seçtiعَلَيْكُمْsizin üzerinizeوَزَادَهُۥve onun artırdıبَسْطَةًgücünüفِىbilgisininٱلْعِلْمِوَٱلْجِسْمِوَٱللَّهُAllahيُؤْتِىverirمُلْكَهُۥmülkünüمَنkimseyeيَشَآءُوَٱللَّهُAllah(ın)وَٰسِعٌ(lutfu) geniştirعَلِيمٌ(O herşeyi) bilendir

Peygamberleri onlara, "Allah, size Talut'u hükümdar olarak gönderdi" dedi. Onlar, "O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha layığız. Ona zenginlik de verilmemiştir" dediler. Peygamberleri şöyle dedi: "Şüphesiz Allah, onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı." Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَve dedi kiلَهُمْonlaraنَبِيُّهُمْpeygamberleriإِنَّmuhakkakءَايَةَalametiمُلْكِهِۦٓonun hükümdarlığınınأَنsize gelmesidirيَأْتِيَكُمُٱلتَّابُوتُ(Allah'ın Ahid sandığı) Tabut'unفِيهِonun içindeسَكِينَةٌbir huzur bulunanمِّنRabbinizdenرَّبِّكُمْوَبَقِيَّةٌve bir kalıntıمِّمَّاgeriye bıraktığındanتَرَكَءَالُailesininمُوسَىٰMusaوَءَالُve ailesininهَٰرُونَHarunتَحْمِلُهُtaşıdığıٱلْمَلَٰٓئِكَةُإِنَّşüphesizفِىbundaذَٰلِكَلَءَايَةًلَّكُمْsizin içinإِنeğerكُنتُمisenizمُّؤْمِنِينَinanan kimseler

Peygamberleri onlara şöyle dedi: "Onun hükümdarlığının alameti, size o sandığın gelmesidir. Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Musa ailesinin, Harun ailesinin geriye bıraktığından kalıntılar vardır. Onu melekler taşımaktadır. Eğer inanmış kimselerseniz, bunda şüphesiz sizin için kesin bir delil vardır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّاne zaman kiفَصَلَayrıldığındaطَالُوتُTalutبِٱلْجُنُودِordularlaقَالَdedi kiإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahمُبْتَلِيكُمsizi deneyecektirبِنَهَرٍbir ırmaklaفَمَنkimشَرِبَiçerseمِنْهُondanفَلَيْسَdeğildirمِنِّىbendenوَمَنve kimلَّمْondan tadmazsaيَطْعَمْهُفَإِنَّهُۥşüphesiz oمِنِّىٓbendendir;إِلَّاdışındaمَنِkimseninٱغْتَرَفَavuçlayanغُرْفَةًۢbir avuçبِيَدِهِۦفَشَرِبُوا۟hepsi içtilerمِنْهُondanإِلَّاhariçقَلِيلًاpek azıمِّنْهُمْفَلَمَّاnihayetجَاوَزَهُۥ(ırmağı) geçinceهُوَo (Talut)وَٱلَّذِينَve kimselerءَامَنُوا۟iman edenمَعَهُۥberaberindekilerقَالُوا۟dedilerلَاgücümüz yokطَاقَةَلَنَاbizimٱلْيَوْمَbugünبِجَالُوتَCalut'aوَجُنُودِهِۦقَالَdediٱلَّذِينَkimselerيَظُنُّونَkanaat getirenأَنَّهُمelbette onlarınمُّلَٰقُوا۟kavuşacaklarınaٱللَّهِAllah'aكَمniceمِّنtoplulukفِئَةٍقَلِيلَةٍaz olanغَلَبَتْgalib gelmiştirفِئَةًtopluluğaكَثِيرَةًۢçok olanبِإِذْنِizniyleٱللَّهِوَٱللَّهُAllahمَعَberaberdirٱلصَّٰبِرِينَsabredenlerle

Talut, ordu ile hareket edince, "Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka." dedi. İçlerinden pek azı hariç, hepsi ırmaktan içtiler. Talut ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince, (geride kalanlar) "Bugün bizim Calut'a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok." dediler. Allah'a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: "Allah'ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. Allah, sabredenlerle beraberdir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَمَّاne zamanبَرَزُوا۟karşılaşsalarلِجَالُوتَCalutوَجُنُودِهِۦve askerleriyleقَالُوا۟şöyle dedilerرَبَّنَآRabbimizأَفْرِغْdökعَلَيْنَاüzerimizeصَبْرًاsabırوَثَبِّتْve sağlam tutأَقْدَامَنَاayaklarımızıوَٱنصُرْنَاve bize yardım etعَلَىkarşıٱلْقَوْمِtopluluğunaٱلْكَٰفِرِينَkafirler

(Talut'un askerleri) Calut ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kafir kavme karşı bize yardım et."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَهَزَمُوهُمderken onları bozdularبِإِذْنِizniyleٱللَّهِAllah'ınوَقَتَلَve öldürdüدَاوُۥدُDavudجَالُوتَCalut'uوَءَاتَىٰهُve ona (Davud'a) verdiٱللَّهُAllahٱلْمُلْكَhükümdarlıkوَٱلْحِكْمَةَve hikmetوَعَلَّمَهُۥve ona öğrettiمِمَّاşeyleriيَشَآءُوَلَوْلَاeğerدَفْعُsavmasaydıٱللَّهِAllahٱلنَّاسَinsanlarınبَعْضَهُمbir kısmınıبِبَعْضٍbir kısmıyleلَّفَسَدَتِbozulurduٱلْأَرْضُdünyaوَلَٰكِنَّfakatٱللَّهَAllahذُوsahibidirفَضْلٍlutufعَلَىkarşıٱلْعَٰلَمِينَbütün alemlere

Derken, Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud, Calut'u öldürdü. Allah, ona (Davud'a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini öğretti. Eğer Allah'ın; insanların bir kısmıyla diğerlerini savması olmasaydı, yeryüzü bozulurdu. Ancak Allah, bütün alemlere karşı lütuf sahibidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
تِلْكَbunlarءَايَٰتُayetleridirٱللَّهِAllah'ınنَتْلُوهَاokuyoruz (açıklıyoruz)عَلَيْكَsanaبِٱلْحَقِّوَإِنَّكَelbette senلَمِنَgönderilenlerdensinٱلْمُرْسَلِينَ

İşte bunlar Allah'ın ayetleridir. Biz onları sana hak olarak okuyoruz. Şüphesiz sen, Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerdensin.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
تِلْكَٱلرُّسُلُelçiler kiفَضَّلْنَاüstün kıldıkبَعْضَهُمْkiminiعَلَىٰkarşıبَعْضٍمِّنْهُمonlardanمَّنkimineكَلَّمَkonuştuٱللَّهُوَرَفَعَve yükselttiبَعْضَهُمْkimini deدَرَجَٰتٍوَءَاتَيْنَاve verdikعِيسَىÎsa'yaٱبْنَoğluمَرْيَمَMeryemٱلْبَيِّنَٰتِaçık delillerوَأَيَّدْنَٰهُve onu destekledikبِرُوحِRuh ileٱلْقُدُسِوَلَوْve eğerشَآءَdileseydiٱللَّهُAllahمَاöldürmezlerdiٱقْتَتَلَٱلَّذِينَkimseleri (milletleri)مِنۢonların arkasından gelenبَعْدِهِممِّنۢsonraبَعْدِمَاgelmiş olduktanجَآءَتْهُمُٱلْبَيِّنَٰتُaçık delillerوَلَٰكِنِfakatٱخْتَلَفُوا۟anlaşmazlığa düştülerفَمِنْهُمonlardanمَّنْkimileriءَامَنَinandıوَمِنْهُمve onlardanمَّنkimi deكَفَرَوَلَوْeğerشَآءَdileseydiٱللَّهُAllahمَاbirbirlerini öldürmezlerdiٱقْتَتَلُوا۟وَلَٰكِنَّamaٱللَّهَAllahيَفْعَلُyaparمَاşeyiيُرِيدُdilediği

İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah'ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa'ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasından gelen (millet)ler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler. Onlardan inananlar da vardı, inkar edenler de. Yine Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Lakin Allah dilediğini yapar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوٓا۟inanan(lar)أَنفِقُوا۟infak edinمِمَّاsize verdiğimiz rızıktanرَزَقْنَٰكُممِّنönceقَبْلِأَنgelmezdenيَأْتِىَيَوْمٌgünلَّاolmadığıبَيْعٌalışverişinفِيهِiçindeوَلَاve hiçbirخُلَّةٌdostluğunوَلَاve hiçbirشَفَٰعَةٌوَٱلْكَٰفِرُونَve kafirlerهُمُta kendileridirٱلظَّٰلِمُونَzalimlerin

Ey iman edenler! Hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İnkar edenler ise zalimlerin ta kendileridir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱللَّهُAllah (ki)لَآyokturإِلَٰهَtanrıإِلَّاbaşkaهُوَO'ndanٱلْحَىُّdaima diridirٱلْقَيُّومُلَاO'nu tutmazتَأْخُذُهُۥسِنَةٌne bir uyuklamaوَلَاve ne deنَوْمٌلَّهُۥO'nundurمَاneفِىvarsaٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerdeوَمَاve neفِىvarsaٱلْأَرْضِمَنkimdirذَاkiٱلَّذِىيَشْفَعُşefaat edebilirعِندَهُۥٓkendisinin katındaإِلَّاdışındaبِإِذْنِهِۦيَعْلَمُbilirمَاolanıبَيْنَonların önündeأَيْدِيهِمْوَمَاve olanıخَلْفَهُمْوَلَاkavrayamazlarيُحِيطُونَبِشَىْءٍhiçbir şeyمِّنْO'nun ilmindenعِلْمِهِۦٓإِلَّاdışındaبِمَاşeylerشَآءَوَسِعَkaplamıştırكُرْسِيُّهُO'nun KürsüsüٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriوَٱلْأَرْضَوَلَاO'na ağır gelmezيَـُٔودُهُۥحِفْظُهُمَاوَهُوَOٱلْعَلِىُّyücedirٱلْعَظِيمُbüyüktür

Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O'nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O'na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَآyokturإِكْرَاهَzorlamaفِىDindeٱلدِّينِقَدelbetteتَّبَيَّنَseçilip belli olmuşturٱلرُّشْدُdoğrulukمِنَsapıklıktanٱلْغَىِّفَمَنkimيَكْفُرْinkar ederبِٱلطَّٰغُوتِtağut (şeytan)ıوَيُؤْمِنۢve inanırsaبِٱللَّهِAllah'aفَقَدِmuhakkak ki oٱسْتَمْسَكَyapışmıştırبِٱلْعُرْوَةِbir kulpaٱلْوُثْقَىٰsağlamلَاkopmayanٱنفِصَامَلَهَاوَٱللَّهُسَمِيعٌişitendirعَلِيمٌbilendir

Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde, kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱللَّهُAllahوَلِىُّdostudurٱلَّذِينَkimselerinءَامَنُوا۟inananlarınيُخْرِجُهُمonları çıkarırمِّنَkaranlıklardanٱلظُّلُمَٰتِإِلَىaydınlığaٱلنُّورِوَٱلَّذِينَkimselerinكَفَرُوٓا۟inkar edenأَوْلِيَآؤُهُمُdostları daٱلطَّٰغُوتُtağutturيُخْرِجُونَهُم(O da) onları çıkarırمِّنَaydınlıktanٱلنُّورِإِلَىkaranlıklaraٱلظُّلُمَٰتِأُو۟لَٰٓئِكَİşte onlarأَصْحَٰبُhalkıdırٱلنَّارِهُمْonlarفِيهَاoradaخَٰلِدُونَebedi kalacaklardır

Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kafirlerin velileri ise tağuttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedi kalırlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَلَمْgörmedin mi?تَرَإِلَىkimseyiٱلَّذِىحَآجَّtartışanإِبْرَٰهِۦمَİbrahim'leفِىhakkındaرَبِّهِۦٓRabbiأَنْdiyeءَاتَىٰهُkendisine verdiٱللَّهُAllahٱلْمُلْكَhükümdarlıkإِذْzamanقَالَdediğiإِبْرَٰهِۦمُİbrahimرَبِّىَbenim Rabbimٱلَّذِىkiيُحْىِۦyaşatırوَيُمِيتُve öldürürقَالَdediأَنَا۠ben deأُحْىِۦyaşatırوَأُمِيتُقَالَdedi kiإِبْرَٰهِۦمُİbrahimفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahيَأْتِىgetirirبِٱلشَّمْسِgüneşiمِنَdoğudanٱلْمَشْرِقِفَأْتِsen de getirبِهَاonuمِنَbatıdanٱلْمَغْرِبِفَبُهِتَşaşırıp kaldıٱلَّذِىkimse (o adam)كَفَرَوَٱللَّهُAllahلَاdoğru yola iletmezيَهْدِىٱلْقَوْمَtoplumuٱلظَّٰلِمِينَzalim

Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, "Benim Rabbim diriltir, öldürür." demiş; o da, "Ben de diriltir, öldürürüm" demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, "Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir" deyince, kafir şaşırıp kaldı. Zaten Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَوْyahutكَٱلَّذِىşu kimse gibi kiمَرَّuğramıştıعَلَىٰbir kasabayaقَرْيَةٍوَهِىَo kimseخَاوِيَةٌ(duvarları) yığılmışعَلَىٰüstüneعُرُوشِهَاçatılarıقَالَdedi kiأَنَّىٰnasılيُحْىِۦdiriltecekهَٰذِهِbunuٱللَّهُAllahبَعْدَsonraمَوْتِهَافَأَمَاتَهُkendisini öldürüpٱللَّهُAllah (da)مِا۟ئَةَyüzعَامٍseneثُمَّsonraبَعَثَهُۥقَالَdediكَمْne kadarلَبِثْتَقَالَdediلَبِثْتُkaldımيَوْمًاbir günأَوْya daبَعْضَbirazı (kadar)يَوْمٍقَالَ(Allah) dediبَلbilakisلَّبِثْتَkaldınمِا۟ئَةَyüzعَامٍyılفَٱنظُرْbakإِلَىٰyiyeceğineطَعَامِكَوَشَرَابِكَve içeceğineلَمْbozulmamışيَتَسَنَّهْوَٱنظُرْve bakإِلَىٰeşeğineحِمَارِكَوَلِنَجْعَلَكَseni kılalım diyeءَايَةًbir ibretلِّلنَّاسِوَٱنظُرْve bakإِلَىkemiklereٱلْعِظَامِكَيْفَnasılنُنشِزُهَاonları birbiri üstüne koyuyorثُمَّsonraنَكْسُوهَاonlara giydiriyoruzلَحْمًافَلَمَّاbu işlerتَبَيَّنَaçıkça belli oluncaلَهُۥonaقَالَdedi kiأَعْلَمُbiliyorum kiأَنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَلَىٰher şeyeكُلِّشَىْءٍقَدِيرٌkadirdir

Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti. Bunun üzerine, Allah onu öldürüp yüzyıl ölü bıraktı, sonra diriltti ve ona sordu: "Ne kadar (ölü) kaldın?" O, "Bir gün veya bir günden daha az kaldım" diye cevap verdi. Allah, şöyle dedi: "Hayır, yüz sene kaldın. Böyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! (Böyle yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. (Eşeğin) kemikler(in)e de bak, nasıl onları bir araya getiriyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" Kendisine bütün bunlar apaçık belli olunca, şöyle dedi: "Şimdi, biliyorum ki; şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْve bir zamanقَالَdemiştiإِبْرَٰهِۦمُİbrahimرَبِّRabbimأَرِنِىbana gösterكَيْفَnasılتُحْىِdirilttiğiniٱلْمَوْتَىٰقَالَ(Allah) dediأَوَلَمْyoksaتُؤْمِنقَالَ(İbrahim) dedi kiبَلَىٰHayır (inandım)وَلَٰكِنfakatلِّيَطْمَئِنَّtatmin olması içinقَلْبِىقَالَdediفَخُذْo halde tutأَرْبَعَةًdördünüمِّنَkuşlardanٱلطَّيْرِفَصُرْهُنَّonları alıştırإِلَيْكَkendineثُمَّsonraٱجْعَلْkoyعَلَىٰüzerineكُلِّherجَبَلٍdağınمِّنْهُنَّonlardanجُزْءًاbir parçaثُمَّsonraٱدْعُهُنَّonları (kendine) çağırيَأْتِينَكَsana geleceklerسَعْيًاوَٱعْلَمْbil kiأَنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَزِيزٌdaima üstünحَكِيمٌhüküm ve hikmet sahibidir

Hani İbrahim, "Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için" demişti. "Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Sana uçarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَّثَلُdurumuٱلَّذِينَkimselerinيُنفِقُونَinfak edenler(in)أَمْوَٰلَهُمْmallarınıفِىyolundaسَبِيلِٱللَّهِAllahكَمَثَلِdurumu gibidirحَبَّةٍbir tohumunأَنۢبَتَتْverenسَبْعَyediسَنَابِلَbaşakفِىherكُلِّسُنۢبُلَةٍbaşağındaمِّا۟ئَةُyüzحَبَّةٍوَٱللَّهُAllahيُضَٰعِفُkat kat verirلِمَنkimseyeيَشَآءُوَٱللَّهُAllah(ın)وَٰسِعٌ(lutfu) geniştirعَلِيمٌ(O) bilendir

Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah, dilediğine kat kat verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلَّذِينَkimselerيُنفِقُونَinfak edenأَمْوَٰلَهُمْmallarınıفِىyolundaسَبِيلِٱللَّهِAllahثُمَّsonraلَاardındanيُتْبِعُونَمَآşeyleriأَنفَقُوا۟verdikleriمَنًّاbaşa kakmayanوَلَآve eziyet etmeyenlerinأَذًىلَّهُمْvardırأَجْرُهُمْödülleriعِندَkatındaرَبِّهِمْRableriوَلَاyokturخَوْفٌkorkuعَلَيْهِمْonlaraوَلَاve onlarهُمْيَحْزَنُونَüzülmeyeceklerdir

Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab'leri katında mükafatları vardır. Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَوْلٌمَّعْرُوفٌgüzelوَمَغْفِرَةٌve affetmekخَيْرٌiyidirمِّنsadakadanصَدَقَةٍيَتْبَعُهَآpeşinden gelenأَذًىوَٱللَّهُAllahغَنِىٌّzengindirحَلِيمٌhalimdir

Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟iman edenlerلَاboşa çıkarmayınتُبْطِلُوا۟صَدَقَٰتِكُمsadakalarınızıبِٱلْمَنِّbaşa kakmaklaوَٱلْأَذَىٰve eziyet etmekleكَٱلَّذِىgibiيُنفِقُinfak edenمَالَهُۥmalınıرِئَآءَgösteriş içinٱلنَّاسِinsanlaraوَلَاinanmayanيُؤْمِنُبِٱللَّهِAllah'aوَٱلْيَوْمِve gününeٱلْءَاخِرِفَمَثَلُهُۥöylesinin durumuكَمَثَلِbenzer kiصَفْوَانٍşu kayayaعَلَيْهِüzerinde bulunanتُرَابٌtoprakفَأَصَابَهُۥona isabet etttiğindeوَابِلٌbir sağnak (yağmur)فَتَرَكَهُۥonu bırakırصَلْدًالَّا(Böyleleri) elde edemezlerيَقْدِرُونَعَلَىٰhiçbirشَىْءٍşeyمِّمَّاşeylerdenكَسَبُوا۟وَٱللَّهُAllahلَاdoğru yola iletmezيَهْدِىٱلْقَوْمَtoplumunuٱلْكَٰفِرِينَkafirler

Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kafirler topluluğunu hidayete erdirmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَثَلُdurumu daٱلَّذِينَkimselerinيُنفِقُونَinfak edenأَمْوَٰلَهُمُmallarınıٱبْتِغَآءَkazanmakمَرْضَاتِrızasınıٱللَّهِAllah'ınوَتَثْبِيتًاve kökleştirmek içinمِّنْkendilerindekini (imanı)أَنفُسِهِمْكَمَثَلِbenzerجَنَّةٍۭbir bahçeyeبِرَبْوَةٍtepe üzerinde bulunanأَصَابَهَاdeğinceوَابِلٌbol yağmurفَـَٔاتَتْverenأُكُلَهَاürününüضِعْفَيْنِiki katفَإِنeğerلَّمْdeğmese bileيُصِبْهَاوَابِلٌyağmurفَطَلٌّوَٱللَّهُAllahبِمَاşeyleriتَعْمَلُونَyaptıklarınızبَصِيرٌgörmektedir

Allah'ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin durumu gibidir ki, bol yağmur alınca iki kat ürün verir. Bol yağmur almasa bile ona çiseleme yeter. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَيَوَدُّister mi ki?أَحَدُكُمْbirinizأَنolmasınıتَكُونَلَهُۥkendisininجَنَّةٌbir bahçesiمِّنhurmalardanنَّخِيلٍوَأَعْنَابٍve üzümler(den)تَجْرِىakanمِنaltındanتَحْتِهَاٱلْأَنْهَٰرُırmaklarلَهُۥbulunanفِيهَاiçindeمِنher çeşitكُلِّٱلثَّمَرَٰتِmeyvasıوَأَصَابَهُve kendisine geldiğindeٱلْكِبَرُihtiyarlıkوَلَهُۥve onunذُرِّيَّةٌve çocuklarının bulunduğuضُعَفَآءُacizفَأَصَابَهَآisabet etsinإِعْصَارٌbirden bir kasırgaفِيهِonlaraنَارٌateşliفَٱحْتَرَقَتْكَذَٰلِكَböyleceيُبَيِّنُaçıklıyorٱللَّهُAllahلَكُمُsizeٱلْءَايَٰتِلَعَلَّكُمْumulurkiتَتَفَكَّرُونَdüşünürsünüz

Herhangi biriniz ister mi ki, içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu, içinden ırmaklar akan, hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi olsun; himayeye muhtaç çocukları var iken ihtiyarlık gelip kendisine çatsın; derken bağı ateşli (yıldırımlı) bir kasırga vursun da orası yanıversin? Allah, düşünesiniz diye size ayetlerini böyle açıklıyor.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوٓا۟iman eden(ler)أَنفِقُوا۟infak edinمِنiyilerindenطَيِّبَٰتِمَاşeylerinكَسَبْتُمْkazandıklarınızوَمِمَّآve şeylerdenأَخْرَجْنَاçıkardığımızلَكُمsizin içinمِّنَyerdenٱلْأَرْضِوَلَاkalkışmayınتَيَمَّمُوا۟ٱلْخَبِيثَkötü şeyleriمِنْهُsadaka vermeyeتُنفِقُونَkendinize alamayacağınızوَلَسْتُمبِـَٔاخِذِيهِbaşka şekildeإِلَّآgöz yummadanأَنتُغْمِضُوا۟ondanفِيهِوَٱعْلَمُوٓا۟şüphesizأَنَّAllahٱللَّهَzengindirغَنِىٌّövülmüştürحَمِيدٌ

Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki Allah, her bakımdan zengindir, övülmeye layıktır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلشَّيْطَٰنُşeytanيَعِدُكُمُsize vaad ederٱلْفَقْرَfakirliğiوَيَأْمُرُكُمve size emrederبِٱلْفَحْشَآءِوَٱللَّهُAllah iseيَعِدُكُمsize va'adediyorمَّغْفِرَةًbağışlamaمِّنْهُkendi tarafındanوَفَضْلًاوَٱللَّهُşüphesiz Allah'ınوَٰسِعٌ(lutfu) geniştirعَلِيمٌ(O) bilendir

Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size, çirkinliği ve hayasızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet va'dediyor. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يُؤْتِىverirٱلْحِكْمَةَHikmetiمَنkimseyeيَشَآءُوَمَنve kimseيُؤْتَverilenٱلْحِكْمَةَHikmetفَقَدْelbetteأُوتِىَverilmiştirخَيْرًاhayırكَثِيرًاوَمَاbunu anlamazيَذَّكَّرُإِلَّآbaşkasıأُو۟لُوا۟sahiplerindenٱلْأَلْبَٰبِakıl

Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَآve neأَنفَقْتُمinfak edersenizمِّنnafaka olarakنَّفَقَةٍأَوْveyaنَذَرْتُم(ne) adarsanızمِّنadak olarakنَّذْرٍفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahيَعْلَمُهُۥوَمَاyokturلِلظَّٰلِمِينَzalimler içinمِنْhiçbirأَنصَارٍyardımcı

Allah yolunda her ne harcar veya her ne adarsanız, şüphesiz Allah onu bilir. Zulmedenlerin yardımcıları yoktur.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنeğerتُبْدُوا۟açıktan verirsenizٱلصَّدَقَٰتِsadakalarıفَنِعِمَّاne güzeldirهِىَوَإِنeğerتُخْفُوهَاonları gizlerوَتُؤْتُوهَاve verirsenizٱلْفُقَرَآءَfakirlereفَهُوَbuخَيْرٌdaha iyidirلَّكُمْوَيُكَفِّرُve kapatırعَنكُمsizdenمِّنbir kısmınıسَيِّـَٔاتِكُمْوَٱللَّهُAllahبِمَاşeylerdenتَعْمَلُونَyaptıklarınızخَبِيرٌhaberdardır

Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da keffaret olur. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَّيْسَعَلَيْكَsenin üzerineهُدَىٰهُمْonları hidayet etmekوَلَٰكِنَّfakatٱللَّهَAllah'tırيَهْدِىdoğru yola iletenمَنkimseyiيَشَآءُوَمَاverdiğinizتُنفِقُوا۟مِنْherخَيْرٍhayırفَلِأَنفُسِكُمْوَمَاinfak edemezsinizتُنفِقُونَإِلَّاdışındaٱبْتِغَآءَkazanmak içinوَجْهِ(yüzü) rızasınıٱللَّهِوَمَاve neتُنفِقُوا۟versenizمِنْhayırdanخَيْرٍيُوَفَّtastamam verilirإِلَيْكُمْsizeوَأَنتُمْve sizلَاaslaتُظْلَمُونَzulmedilmezsiniz

Onları hidayete erdirmek sana ait değildir. Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Hayır olarak ne harcarsanız, kendiniz içindir. Zaten siz ancak Allah'ın rızasını kazanmak için harcarsınız. Hayır olarak her ne harcarsanız -hiç hakkınız yenmeden- karşılığı size tastamam ödenir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لِلْفُقَرَآءِ(Sadakalar) fakirler içindirٱلَّذِينَkimseler (için)أُحْصِرُوا۟kapanıp kalanفِىyolundaسَبِيلِٱللَّهِAllahلَاyokturيَسْتَطِيعُونَgüçleriضَرْبًاgezmeyeفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِيَحْسَبُهُمُonları sanırlarٱلْجَاهِلُbilmeyenlerأَغْنِيَآءَzenginمِنَdolayıٱلتَّعَفُّفِutangaçlıklarındanتَعْرِفُهُمonları tanırsınبِسِيمَٰهُمْsimalarındanلَاistemezlerيَسْـَٔلُونَٱلنَّاسَinsanlardanإِلْحَافًاوَمَاne varsaتُنفِقُوا۟yaptığınızمِنْhayırdan;خَيْرٍفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahبِهِۦonuعَلِيمٌbilir

(Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için), bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan arsızca (bir şey) istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلَّذِينَo kimseler kiيُنفِقُونَinfak edenlerأَمْوَٰلَهُمmallarınıبِٱلَّيْلِgeceوَٱلنَّهَارِve gündüzسِرًّاgizliوَعَلَانِيَةًve açıkفَلَهُمْvardırأَجْرُهُمْödülüعِندَyanındaرَبِّهِمْRableriوَلَاyokturخَوْفٌkorkuعَلَيْهِمْonlaraوَلَاve onlarهُمْيَحْزَنُونَüzülmeyeceklerdir

Mallarını gece gündüz; gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya, onların Rableri katında mükafatları vardır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلَّذِينَo kimseler kiيَأْكُلُونَyerlerٱلرِّبَوٰا۟Riba (faiz)لَاkalkamazlarيَقُومُونَإِلَّاancakكَمَاgibiيَقُومُkalkarlarٱلَّذِىkimseيَتَخَبَّطُهُçarptığıٱلشَّيْطَٰنُşeytanınمِنَdokunupٱلْمَسِّذَٰلِكَbuبِأَنَّهُمْonlarınقَالُوٓا۟demelerindendirإِنَّمَاşüphesizٱلْبَيْعُalışveriş deمِثْلُgibidirٱلرِّبَوٰا۟وَأَحَلَّoysa helal kılmıştırٱللَّهُAllahٱلْبَيْعَalış-verişiوَحَرَّمَve haram kılmıştırٱلرِّبَوٰا۟فَمَنkimeجَآءَهُۥgelir deمَوْعِظَةٌbir öğütمِّنRabbindenرَّبِّهِۦفَٱنتَهَىٰ(ribadan) vazgeçerseفَلَهُۥkendisinindirمَاne varsaسَلَفَgeçmişteوَأَمْرُهُۥٓve işi deإِلَىkalmıştırٱللَّهِوَمَنْkimعَادَtekrar (ribaya) dönerseفَأُو۟لَٰٓئِكَonlarأَصْحَٰبُhalkıdırٱلنَّارِهُمْonlarفِيهَاoradaخَٰلِدُونَebedi kalacaklardır

Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Alışveriş de faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah'a kalmıştır. (Allah, onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedi kalacaklardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَمْحَقُmahvederٱللَّهُAllahٱلرِّبَوٰا۟ribayıوَيُرْبِىve artırırٱلصَّدَقَٰتِوَٱللَّهُAllahلَاsevmezيُحِبُّكُلَّhiçbirكَفَّارٍinkarcılarıأَثِيمٍgünahkar

Allah, faiz malını mahveder, sadakaları ise artırır (bereketlendirir). Allah, hiçbir günahkar nankörü sevmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟iman edenوَعَمِلُوا۟ve işler yapanlarٱلصَّٰلِحَٰتِsalih (güzel)وَأَقَامُوا۟ve kılanlarٱلصَّلَوٰةَnamazıوَءَاتَوُا۟ve verenlerٱلزَّكَوٰةَzekatıلَهُمْişte onlarınأَجْرُهُمْödülleriعِندَyanındadırرَبِّهِمْRableriوَلَاyokturخَوْفٌkorkuعَلَيْهِمْonlaraوَلَاve onlarهُمْيَحْزَنُونَüzülmeyeceklerdir

Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟iman eden(ler)ٱتَّقُوا۟korkunٱللَّهَAllah'tanوَذَرُوا۟ve bırakın (almayın)مَاne varsaبَقِىَgeri kalanمِنَribadanٱلرِّبَوٰٓا۟إِنeğerكُنتُمidiysenizمُّؤْمِنِينَinanıyor

Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz, faizden geriye kalanı bırakın.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَإِنeğerلَّمْböyle yapmazsanızتَفْعَلُوا۟فَأْذَنُوا۟bilinبِحَرْبٍsavaşa açıldığınıمِّنَ(tarafından)ٱللَّهِAllahوَرَسُولِهِۦوَإِنve eğerتُبْتُمْtevbe edersenizفَلَكُمْsizindirرُءُوسُanaأَمْوَٰلِكُمْmalınızلَاne haksızlık edersinizتَظْلِمُونَوَلَاne de haksızlığa uğratılırsınızتُظْلَمُونَ

Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Resulüyle savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, anaparalarınız sizindir. Böylece siz ne başkalarına haksızlık etmiş olursunuz, ne de başkaları size haksızlık etmiş olur.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِنeğer (borçlu)كَانَiseذُو(içinde)عُسْرَةٍdarlıkفَنَظِرَةٌbeklemek (lazımdır)إِلَىٰkadarمَيْسَرَةٍوَأَنve eğerتَصَدَّقُوا۟sadaka olarak bağışlarsanızخَيْرٌdaha hayırlıdırلَّكُمْإِنeğerكُنتُمْbilirsenizتَعْلَمُونَ

Eğer borçlu darlık içindeyse, ona eli genişleyinceye kadar mühlet verin. Eğer bilirseniz, (borcu) sadaka olarak bağışlamanız, sizin için daha hayırlıdır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱتَّقُوا۟sakınınيَوْمًاşu gündenتُرْجَعُونَdöndürüleceğinizفِيهِondaإِلَىAllah'aٱللَّهِثُمَّsonraتُوَفَّىٰtastamam verilecektirكُلُّherنَفْسٍkişiyeمَّاneكَسَبَتْkazandıysaوَهُمْve onlaraلَاhaksızlık edilmeyecektirيُظْلَمُونَ

Öyle bir günden sakının ki, o gün hepiniz Allah'a döndürülüp götürüleceksiniz. Sonra herkese kazandığı amellerin karşılığı verilecek ve onlara asla haksızlık yapılmayacaktır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوٓا۟iman eden(ler)إِذَاzamanتَدَايَنتُمbirbirinize verdiğinizبِدَيْنٍborçإِلَىٰٓkadarأَجَلٍsüreyeمُّسَمًّىbelirli birفَٱكْتُبُوهُوَلْيَكْتُبve yazsınبَّيْنَكُمْaranızdaكَاتِبٌۢbir yazıcıبِٱلْعَدْلِوَلَاkaçınmasın (yazsın)يَأْبَكَاتِبٌyazıcıأَنyazmaktanيَكْتُبَكَمَاşekildeعَلَّمَهُkendisine öğrettiğiٱللَّهُفَلْيَكْتُبْyazdırsınوَلْيُمْلِلِyazdırsınٱلَّذِىkimseعَلَيْهِüzerindeٱلْحَقُّhak olan (borçlu)وَلْيَتَّقِkorksunٱللَّهَAllah'tanرَبَّهُۥRabbi olanوَلَاeksik etmesinيَبْخَسْمِنْهُondan (borcundan)شَيْـًٔافَإِنeğerكَانَiseٱلَّذِىkimseعَلَيْهِborçlu olanٱلْحَقُّسَفِيهًاaklı ermezأَوْyahutضَعِيفًاzayıfأَوْya daلَاgüç yetiremiyecekيَسْتَطِيعُأَنkendisi yazdırmayaيُمِلَّهُوَoفَلْيُمْلِلْyazdırsınوَلِيُّهُۥonun velisiبِٱلْعَدْلِوَٱسْتَشْهِدُوا۟şahid tutunشَهِيدَيْنِiki şahidiمِنerkeklerinizdenرِّجَالِكُمْفَإِنeğerلَّمْyoksaيَكُونَارَجُلَيْنِiki erkekفَرَجُلٌ(o zaman) bir erkekوَٱمْرَأَتَانِiki kadınمِمَّنkimseتَرْضَوْنَrazı olduğunuzمِنَşahidlerdenٱلشُّهَدَآءِأَنta kiتَضِلَّşaşırırsaإِحْدَىٰهُمَاkadınlardan biriفَتُذَكِّرَhatırlatması içinإِحْدَىٰهُمَاbiriٱلْأُخْرَىٰوَلَاkaçınmasınlarيَأْبَٱلشُّهَدَآءُşahidlerإِذَاzamanمَاbir şeyeدُعُوا۟وَلَاüşenmeyinتَسْـَٔمُوٓا۟أَنyazmaktanتَكْتُبُوهُصَغِيرًاaz olsunأَوْveyaكَبِيرًاçok olsunإِلَىٰٓkadarأَجَلِهِۦذَٰلِكُمْbuأَقْسَطُdaha adaletliعِندَkatındaٱللَّهِAllahوَأَقْوَمُve daha sağlamلِلشَّهَٰدَةِşahidlik içinوَأَدْنَىٰٓve daha elverişlidirأَلَّاkuşkulanmamanız içinتَرْتَابُوٓا۟إِلَّآancakأَنolursaتَكُونَتِجَٰرَةًticaretحَاضِرَةًpeşinتُدِيرُونَهَاhemen alıp vereceğinizبَيْنَكُمْaranızdaفَلَيْسَyokturعَلَيْكُمْüzerinizeجُنَاحٌbir günahأَلَّاötürüتَكْتُبُوهَاوَأَشْهِدُوٓا۟ve şahid tutunإِذَاzaman daتَبَايَعْتُمْوَلَاasla zarar verilmesinيُضَآرَّكَاتِبٌyazana daوَلَاveشَهِيدٌوَإِنeğerتَفْعَلُوا۟(bir zarar) yaparsanızفَإِنَّهُۥşüphesizفُسُوقٌۢkötülük olurبِكُمْوَٱتَّقُوا۟korkunٱللَّهَوَيُعَلِّمُكُمُve size öğretiyorٱللَّهُوَٱللَّهُAllahبِكُلِّherشَىْءٍşeyiعَلِيمٌbilir

Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah'tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin. Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkarca bir davranış olur. Allah'a karşı gelmekten sakının. Allah, size öğretiyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِنكُنتُمْolur daعَلَىٰseferdeسَفَرٍوَلَمْbulamazsanızتَجِدُوا۟كَاتِبًاyazacak biriniفَرِهَٰنٌrehinler (yeter)مَّقْبُوضَةٌفَإِنْeğerأَمِنَgüvenirsenizبَعْضُكُمbirinizبَعْضًاdiğerinizeفَلْيُؤَدِّödesinٱلَّذِىkimseٱؤْتُمِنَkendisine güvenilenأَمَٰنَتَهُۥemanetiniوَلْيَتَّقِve korksunٱللَّهَAllah'tanرَبَّهُۥوَلَاgizlemeyinتَكْتُمُوا۟ٱلشَّهَٰدَةَوَمَنve kimseيَكْتُمْهَاonu gizleyenفَإِنَّهُۥٓşüphesiz oءَاثِمٌgünahkardırقَلْبُهُۥوَٱللَّهُAllahبِمَاşeyleriتَعْمَلُونَyaptıklarınızعَلِيمٌbilir

Eğer yolculukta olur da bir yazıcı bulamazsanız, o zaman alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz kendisine güvenilen kimse emanetini (borcunu) ödesin ve Rabbi Allah'tan sakınsın. Bir de şahitliği gizlemeyin. Kim şahitliği gizlerse, şüphesiz onun kalbi günahkardır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لِّلَّهِAllah'ındırمَاneفِىvarsaٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerdeوَمَاve neفِىvarsaٱلْأَرْضِوَإِنve eğerتُبْدُوا۟açıklasanız daمَاşeyiفِىٓiçlerinizdekiأَنفُسِكُمْأَوْveyaتُخْفُوهُgizleseniz deيُحَاسِبْكُمsizi hesaba çekerبِهِonunlaٱللَّهُفَيَغْفِرُbağışlarلِمَنkimseyiيَشَآءُdilediğiوَيُعَذِّبُazabederمَنkimseyiيَشَآءُوَٱللَّهُAllahعَلَىٰherكُلِّشَىْءٍşeyeقَدِيرٌkadirdir

Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de Allah sizi, onunla sorguya çeker de dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ءَامَنَinandıٱلرَّسُولُResulبِمَآşeyeأُنزِلَindirilenإِلَيْهِkendisineمِنRabbindenرَّبِّهِۦوَٱلْمُؤْمِنُونَكُلٌّhepsiءَامَنَinandıبِٱللَّهِAllah'aوَمَلَٰٓئِكَتِهِۦve meleklerineوَكُتُبِهِۦve Kitaplarınaوَرُسُلِهِۦve peygamberlerineلَاayırdetmeyiz (dediler)نُفَرِّقُبَيْنَarasınıأَحَدٍhiçbiriniمِّنO'nun elçilerindenرُّسُلِهِۦوَقَالُوا۟ve dediler kiسَمِعْنَاİşittikوَأَطَعْنَاغُفْرَانَكَbağışlamanı dilerizرَبَّنَاRabbimizوَإِلَيْكَsanadırٱلْمَصِيرُdönüş(ümüz)

Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü'minler de (iman ettiler). Her biri; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: "Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz." Şöyle de dediler: "İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَاteklif etmezيُكَلِّفُٱللَّهُAllahنَفْسًاkimseyeإِلَّاbaşkasınıوُسْعَهَالَهَا(herkesin) kendineمَاşeyكَسَبَتْkazandığıوَعَلَيْهَاve aleyhinedirمَاşey (kötülük)ٱكْتَسَبَتْرَبَّنَاRabbimizلَاbizi sorumlu tutmaتُؤَاخِذْنَآإِنeğerنَّسِينَآunutursakأَوْya daأَخْطَأْنَارَبَّنَاRabbimizوَلَاyük yüklemeتَحْمِلْعَلَيْنَآbizeإِصْرًاağırكَمَاgibiحَمَلْتَهُۥyüklediğinعَلَىüzerineٱلَّذِينَbizden öncekilerinمِنقَبْلِنَارَبَّنَاRabbimizوَلَاbize yüklemeتُحَمِّلْنَامَاşeyleriلَاgücümüzün yetmediğimizطَاقَةَلَنَاbizimبِهِۦوَٱعْفُve affetعَنَّاbiziوَٱغْفِرْbağışlaلَنَاbiziوَٱرْحَمْنَآأَنتَsenمَوْلَىٰنَاbizim sahibimizsinفَٱنصُرْنَاbize yardım eyleعَلَىkarşıٱلْقَوْمِtoplumunaٱلْكَٰفِرِينَkafirler

Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): "Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlamızsın. Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi