KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

KELİME DOSYASI

طَيْر

kuş · kuşlar · bir kuş · kuşları

Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com

Kullanım
19
Ayet
17
Sure
14

Kök: طير

Ayetlerdeki kullanımlar

Vurgulu kelimeler bu kelime grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.

17 ayetin ilk 8 tanesi
وَإِذْve bir zamanقَالَdemiştiإِبْرَٰهِۦمُİbrahimرَبِّRabbimأَرِنِىbana gösterكَيْفَnasılتُحْىِdirilttiğiniٱلْمَوْتَىٰقَالَ(Allah) dediأَوَلَمْyoksaتُؤْمِنقَالَ(İbrahim) dedi kiبَلَىٰHayır (inandım)وَلَٰكِنfakatلِّيَطْمَئِنَّtatmin olması içinقَلْبِىقَالَdediفَخُذْo halde tutأَرْبَعَةًdördünüمِّنَkuşlardanٱلطَّيْرِفَصُرْهُنَّonları alıştırإِلَيْكَkendineثُمَّsonraٱجْعَلْkoyعَلَىٰüzerineكُلِّherجَبَلٍdağınمِّنْهُنَّonlardanجُزْءًاbir parçaثُمَّsonraٱدْعُهُنَّonları (kendine) çağırيَأْتِينَكَsana geleceklerسَعْيًاوَٱعْلَمْbil kiأَنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَزِيزٌdaima üstünحَكِيمٌhüküm ve hikmet sahibidir

Hani İbrahim, "Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için" demişti. "Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Sana uçarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَرَسُولًاve bir elçi (şöyle diyen)إِلَىٰoğullarınaبَنِىٓإِسْرَٰٓءِيلَİsrailأَنِّىbenقَدْdoğrusuجِئْتُكُمsize getirdimبِـَٔايَةٍbir mu'cizeمِّنRabbinizdenرَّبِّكُمْأَنِّىٓbenأَخْلُقُyaratırımلَكُمsizin içinمِّنَçamurdanٱلطِّينِكَهَيْـَٔةِşeklinde bir şeyٱلطَّيْرِkuşفَأَنفُخُüflerimفِيهِonaفَيَكُونُhemen oluverirطَيْرًۢاbir kuşبِإِذْنِizniyleٱللَّهِوَأُبْرِئُve iyileştiririmٱلْأَكْمَهَkörüوَٱلْأَبْرَصَve alacalıyıوَأُحْىِve diriltirimٱلْمَوْتَىٰölüleriبِإِذْنِizniyleٱللَّهِوَأُنَبِّئُكُمve size haber veririmبِمَاneتَأْكُلُونَyediğiniziوَمَاve neتَدَّخِرُونَbiriktirdiğiniziفِىevlerinizdeبُيُوتِكُمْإِنَّelbetteفِىbundaذَٰلِكَلَءَايَةًلَّكُمْsizin içinإِنeğerكُنتُمisenizمُّؤْمِنِينَinanıyor

Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): "Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah'ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah'ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü'minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِذْhaniقَالَdemişti kiٱللَّهُAllahيَٰعِيسَىEy ÎsaٱبْنَoğluمَرْيَمَMeryemٱذْكُرْhatırlaنِعْمَتِىni'metimiعَلَيْكَsana olanوَعَلَىٰve olanوَٰلِدَتِكَanneneإِذْhaniأَيَّدتُّكَseni desteklemiştimبِرُوحِRuh ileٱلْقُدُسِl-Kudüsتُكَلِّمُkonuşuyordunٱلنَّاسَinsanlarlaفِىbeşikte ikenٱلْمَهْدِوَكَهْلًاوَإِذْhaniعَلَّمْتُكَsana öğrettimٱلْكِتَٰبَKitabıوَٱلْحِكْمَةَve hikmetiوَٱلتَّوْرَىٰةَve Tevrat'ıوَٱلْإِنجِيلَوَإِذْhaniتَخْلُقُyaratıyorمِنَçamurdanٱلطِّينِكَهَيْـَٔةِşeklinde bir şeyٱلطَّيْرِkuşبِإِذْنِىbenim iznimleفَتَنفُخُüflüyordunفِيهَاiçineفَتَكُونُoluyorduطَيْرًۢاkuşبِإِذْنِىوَتُبْرِئُve iyileştiriyordunٱلْأَكْمَهَanadan doğma körüوَٱلْأَبْرَصَve alacalıyıبِإِذْنِىوَإِذْve haniتُخْرِجُçıkarıyordunٱلْمَوْتَىٰölüleriبِإِذْنِىوَإِذْve haniكَفَفْتُsavmıştımبَنِىٓoğullarınıإِسْرَٰٓءِيلَİsrailعَنكَsendenإِذْzamanجِئْتَهُمsen onlara getirdiğinبِٱلْبَيِّنَٰتِaçık delillerفَقَالَdemiştiٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkar eden(ler)مِنْهُمْiçlerindenإِنْbuهَٰذَآإِلَّاbaşka bir şey değilسِحْرٌbir büyüdenمُّبِينٌapaçık

O gün Allah, şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlara konuşuyordun. Hani, sana kitabı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i de öğretmiştim. Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun, benim iznimle hemen bir kuş oluyordu. Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Hani sen, İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman, ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkar edenler, "Bu, ancak açık bir büyüdür" demişlerdi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَدَخَلَve girdiمَعَهُonunla beraberٱلسِّجْنَzindanaفَتَيَانِقَالَdedi kiأَحَدُهُمَآonlardan biriإِنِّىٓşüphesiz benأَرَىٰنِىٓ(düşümde) görüyorumأَعْصِرُsıktığımıخَمْرًاوَقَالَve dediٱلْءَاخَرُإِنِّىٓben deأَرَىٰنِىٓgörüyorum kiأَحْمِلُtaşıyorumفَوْقَüstündeرَأْسِىbaşımınخُبْزًاekmekتَأْكُلُyiyorٱلطَّيْرُkuşlarمِنْهُنَبِّئْنَاbize haber verبِتَأْوِيلِهِۦٓإِنَّاzira bizنَرَىٰكَseni görüyoruzمِنَgüzel davrananlardanٱلْمُحْسِنِينَ

Onunla beraber zindana iki delikanlı daha girdi. Biri, "Ben rüyamda şaraplık üzüm sıktığımı gördüm" dedi. Diğeri, "Ben de rüyamda başımın üzerinde, kuşların yediği bir ekmek taşıdığımı gördüm. Bize bunun yorumunu haber ver. Şüphesiz biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰصَىٰحِبَىِٱلسِّجْنِzindanأَمَّآikinizden birinizأَحَدُكُمَافَيَسْقِىyine sunacakرَبَّهُۥefendisineخَمْرًاوَأَمَّاdiğeri iseٱلْءَاخَرُفَيُصْلَبُasılacakفَتَأْكُلُyiyecekٱلطَّيْرُkuşlarمِنonun başındanرَّأْسِهِۦقُضِىَkesinleşmiştirٱلْأَمْرُişٱلَّذِىhakkındaفِيهِتَسْتَفْتِيَانِsorduğunuz

"Ey zindan arkadaşlarım! (Rüyanızın yorumuna gelince,) biriniz efendisine şarap sunacak, diğeri ise asılacak ve kuşlar başından yiyecektir. Yorumunu sorduğunuz iş böylece kesinleşmiştir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَلَمْbakmadılar mı?يَرَوْا۟إِلَىkuşlaraٱلطَّيْرِمُسَخَّرَٰتٍO'nun emrine boyun eğdirilmişفِىboşluğundaجَوِّٱلسَّمَآءِgöğünمَاyokturيُمْسِكُهُنَّonları tutanإِلَّاbaşkaٱللَّهُإِنَّşüphesizفِىvardırذَٰلِكَbundaلَءَايَٰتٍلِّقَوْمٍbir kavim içinيُؤْمِنُونَinanan

Gökyüzünde Allah'ın emrine boyun eğerek uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları gökte ancak Allah tutar. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَفَهَّمْنَٰهَاonu bellettikسُلَيْمَٰنَوَكُلًّاve hepsineءَاتَيْنَاverdikحُكْمًاhükümdarlıkوَعِلْمًاوَسَخَّرْنَاve boyun eğdirdikمَعَonunla beraberدَاوُۥدَDavud'aٱلْجِبَالَdağlarıيُسَبِّحْنَtesbih edenوَٱلطَّيْرَوَكُنَّاve bizفَٰعِلِينَ(bunları) yaparız

Biz hüküm vermeyi Süleyman'a kavratmıştık. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. Davud ile birlikte, Allah'ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. Bunları yapan biz idik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
حُنَفَآءَhanifler olunلِلَّهِAllah'ıغَيْرَortak koşmadanمُشْرِكِينَبِهِۦوَمَنve kimيُشْرِكْortak koşarsaبِٱللَّهِAllah'aفَكَأَنَّمَاsanki gibidirخَرَّdüşmüşمِنَgöktenٱلسَّمَآءِفَتَخْطَفُهُve kendisini kapıyorٱلطَّيْرُkuşأَوْveyaتَهْوِىsürüklüyorبِهِonuٱلرِّيحُrüzgarفِىbir yereمَكَانٍسَحِيقٍuzak

Allah'a yönelen, O'na ortak koşmayan kimseler (olun). Kim Allah'a ortak koşarsa, sanki gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere sürüklüyor gibidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi