"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil'deki Harut ve Marut adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Halbuki o iki melek, "Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme" demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Halbuki onlar, Allah'ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi!
Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.comKELİME DOSYASI
شَرَ
satar · satan(lar) · sattıkları · ve onu sattılar
Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com
- Kullanım
- 4
- Ayet
- 4
- Sure
- 3
Kök: شري
Ayetlerdeki kullanımlar
Vurgulu kelimeler bu kelime grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.
4 ayetin ilk 4 tanesi
وَٱتَّبَعُوا۟ve uydularمَاşeyeتَتْلُوا۟uydurduğuٱلشَّيَٰطِينُşeytanlarınعَلَىٰhakkındaمُلْكِmülküسُلَيْمَٰنَوَمَاküfre girmediكَفَرَسُلَيْمَٰنُSüleymanوَلَٰكِنَّfakatٱلشَّيَٰطِينَşeytanlarكَفَرُوا۟küfre girdilerيُعَلِّمُونَöğreterekٱلنَّاسَinsanlaraٱلسِّحْرَsihriوَمَآve şeyiأُنزِلَindirilenعَلَىiki meleğeٱلْمَلَكَيْنِبِبَابِلَBabil'deهَٰرُوتَHarutوَمَٰرُوتَوَمَاonlar öğretmezlerdiيُعَلِّمَانِمِنْhiç kimseyeأَحَدٍحَتَّىٰdemedikçeيَقُولَآإِنَّمَاşüphesizنَحْنُbizفِتْنَةٌfitneyizفَلَاsakın küfre girmeyinتَكْفُرْفَيَتَعَلَّمُونَfakat öğreniyorlardıمِنْهُمَاbunlardanمَاşeyiيُفَرِّقُونَayıranبِهِۦonunlaبَيْنَarasınıٱلْمَرْءِeşiوَزَوْجِهِۦوَمَاve değildirهُمama onlarبِضَآرِّينَzarar veriyorبِهِۦonunlaمِنْhiç kimseyeأَحَدٍإِلَّاbaşkaبِإِذْنِiznindenٱللَّهِوَيَتَعَلَّمُونَonlar öğreniyorlardıمَاşeyiيَضُرُّهُمْzarar verenوَلَاdeğilيَنفَعُهُمْوَلَقَدْandolsunعَلِمُوا۟gayet iyi biliyorlardı kiلَمَنِkimseninٱشْتَرَىٰهُonu satın alanمَاyokturلَهُۥonunفِىahiretteٱلْءَاخِرَةِمِنْbir nasibiخَلَٰقٍوَلَبِئْسَve ne kötüdürمَاşeyشَرَوْا۟sattıklarıبِهِۦٓonunlaأَنفُسَهُمْلَوْkeşkeكَانُوا۟(bunu) bilselerdi!يَعْلَمُونَ
وَمِنَinsanlardanٱلنَّاسِمَنöylesi var kiيَشْرِىsatarنَفْسَهُkendisiniٱبْتِغَآءَaramak içinمَرْضَاتِrızasınıٱللَّهِوَٱللَّهُAllah daرَءُوفٌۢçok şefkatlidirبِٱلْعِبَادِkullar(ın)a
İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah'ın rızasını kazanmak için kendini feda eder. Allah, kullarına çok şefkatlidir.
Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.comفَلْيُقَٰتِلْفِىyolundaسَبِيلِٱللَّهِAllahٱلَّذِينَkimselerيَشْرُونَsatan(lar)ٱلْحَيَوٰةَhayatınıٱلدُّنْيَاdünyaبِٱلْءَاخِرَةِوَمَنve kimيُقَٰتِلْsavaşır daفِىyolundaسَبِيلِٱللَّهِAllahفَيُقْتَلْöldürülürأَوْveyaيَغْلِبْgalib gelirseفَسَوْفَyakındaنُؤْتِيهِbiz ona vereceğizأَجْرًاbir mükafatعَظِيمًاbüyük
O halde, dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse, biz ona büyük bir mükafat vereceğiz.
Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.comوَشَرَوْهُve onu sattılarبِثَمَنٍۭbir pahayaبَخْسٍdüşükدَرَٰهِمَparayaمَعْدُودَةٍbirkaçوَكَانُوا۟ve idilerفِيهِona karşıمِنَisteksizٱلزَّٰهِدِينَ
Onu ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Zaten ona değer vermiyorlardı.
Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com