KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

KELİME DOSYASI

جُند

ordu · ordular · adamları · askerler

Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com

Kullanım
29
Ayet
27
Sure
18

Kök: جند

Ayetlerdeki kullanımlar

Vurgulu kelimeler bu kelime grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.

27 ayetin ilk 8 tanesi
فَلَمَّاne zaman kiفَصَلَayrıldığındaطَالُوتُTalutبِٱلْجُنُودِordularlaقَالَdedi kiإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahمُبْتَلِيكُمsizi deneyecektirبِنَهَرٍbir ırmaklaفَمَنkimشَرِبَiçerseمِنْهُondanفَلَيْسَdeğildirمِنِّىbendenوَمَنve kimلَّمْondan tadmazsaيَطْعَمْهُفَإِنَّهُۥşüphesiz oمِنِّىٓbendendir;إِلَّاdışındaمَنِkimseninٱغْتَرَفَavuçlayanغُرْفَةًۢbir avuçبِيَدِهِۦفَشَرِبُوا۟hepsi içtilerمِنْهُondanإِلَّاhariçقَلِيلًاpek azıمِّنْهُمْفَلَمَّاnihayetجَاوَزَهُۥ(ırmağı) geçinceهُوَo (Talut)وَٱلَّذِينَve kimselerءَامَنُوا۟iman edenمَعَهُۥberaberindekilerقَالُوا۟dedilerلَاgücümüz yokطَاقَةَلَنَاbizimٱلْيَوْمَbugünبِجَالُوتَCalut'aوَجُنُودِهِۦقَالَdediٱلَّذِينَkimselerيَظُنُّونَkanaat getirenأَنَّهُمelbette onlarınمُّلَٰقُوا۟kavuşacaklarınaٱللَّهِAllah'aكَمniceمِّنtoplulukفِئَةٍقَلِيلَةٍaz olanغَلَبَتْgalib gelmiştirفِئَةًtopluluğaكَثِيرَةًۢçok olanبِإِذْنِizniyleٱللَّهِوَٱللَّهُAllahمَعَberaberdirٱلصَّٰبِرِينَsabredenlerle

Talut, ordu ile hareket edince, "Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka." dedi. İçlerinden pek azı hariç, hepsi ırmaktan içtiler. Talut ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince, (geride kalanlar) "Bugün bizim Calut'a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok." dediler. Allah'a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: "Allah'ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. Allah, sabredenlerle beraberdir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَمَّاne zamanبَرَزُوا۟karşılaşsalarلِجَالُوتَCalutوَجُنُودِهِۦve askerleriyleقَالُوا۟şöyle dedilerرَبَّنَآRabbimizأَفْرِغْdökعَلَيْنَاüzerimizeصَبْرًاsabırوَثَبِّتْve sağlam tutأَقْدَامَنَاayaklarımızıوَٱنصُرْنَاve bize yardım etعَلَىkarşıٱلْقَوْمِtopluluğunaٱلْكَٰفِرِينَkafirler

(Talut'un askerleri) Calut ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kafir kavme karşı bize yardım et."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ثُمَّsonraأَنزَلَindirdiٱللَّهُAllahسَكِينَتَهُۥsekinetiniعَلَىٰüzerineرَسُولِهِۦElçisininوَعَلَىve üzerineٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlerinوَأَنزَلَve indirdiجُنُودًاaskerlerلَّمْsizin görmediğinizتَرَوْهَاوَعَذَّبَve azab ettiٱلَّذِينَolanlaraكَفَرُوا۟وَذَٰلِكَişte budurجَزَآءُcezasıٱلْكَٰفِرِينَkafirlerin

Sonra Allah, Resulü ile mü'minler üzerine kendi katından güven duygusu ve huzur indirdi. Bir de sizin göremediğiniz ordular indirdi ve inkar edenlere azap verdi. İşte bu, inkarcıların cezasıdır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِلَّاeğerتَنصُرُوهُsiz ona yardım etmezsenizفَقَدْiyi bilin kiنَصَرَهُona yardım etmiştiٱللَّهُAllahإِذْhaniأَخْرَجَهُ(Mekke'den) çıkardıklarındaٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkar eden(ler)ثَانِىَikincisiydiٱثْنَيْنِiki kişidenإِذْikenهُمَاikisiفِىmağaradaٱلْغَارِإِذْhaniيَقُولُdiyorduلِصَٰحِبِهِۦarkadaşınaلَاüzülmeتَحْزَنْإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahمَعَنَافَأَنزَلَ(İşte o zaman) indirdiٱللَّهُAllahسَكِينَتَهُۥsekinesiniعَلَيْهِonun üzerineوَأَيَّدَهُۥve onu desteklediبِجُنُودٍaskerlerleلَّمْsizin görmediğinizتَرَوْهَاوَجَعَلَve kıldıكَلِمَةَsözünüٱلَّذِينَkimselerinكَفَرُوا۟inanmayan(ların)ٱلسُّفْلَىٰوَكَلِمَةُve sözü iseٱللَّهِAllah'ınهِىَoٱلْعُلْيَاوَٱللَّهُve Allahعَزِيزٌdaima üstündürحَكِيمٌhüküm ve hikmet sahibidir

Eğer siz ona (Peygamber'e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkar edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke'den) çıkardıkları zaman, ona bizzat Allah yardım etmişti. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Hani o arkadaşına, "Üzülme, çünkü Allah bizimle beraber" diyordu. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş, sizin kendilerini görmediğiniz birtakım ordularla onu desteklemiş, böylece inkar edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah'ın sözü ise en yücedir. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَجَٰوَزْنَابِبَنِىٓoğullarınıإِسْرَٰٓءِيلَİsrailٱلْبَحْرَdenizdenفَأَتْبَعَهُمْonların peşlerine düştülerفِرْعَوْنُFiravunوَجُنُودُهُۥve askerleri deبَغْيًاtaşkınlıklaوَعَدْوًاحَتَّىٰٓsonundaإِذَآzamanأَدْرَكَهُonu yakaladığıٱلْغَرَقُboğulmaقَالَdediءَامَنتُiman ettimأَنَّهُۥelbetteلَآolmadığınaإِلَٰهَilahإِلَّاbaşkaٱلَّذِىٓkimsedenءَامَنَتْiman ettiğiبِهِۦkendisineبَنُوٓا۟oğullarınınإِسْرَٰٓءِيلَİsrailوَأَنَا۠ve ben deمِنَMüslümanlardanımٱلْمُسْلِمِينَ

İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken, "İsrailoğulları'nın iman ettiğinden başka hiçbir ilah olmadığına inandım. Ben de müslümanlardanım" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiمَنkimكَانَiseفِىiçindeٱلضَّلَٰلَةِsapıklıkفَلْيَمْدُدْsüre versinلَهُonaٱلرَّحْمَٰنُRahmanمَدًّاحَتَّىٰٓnihayet;إِذَاzamanرَأَوْا۟gördükleriمَاşeyleriيُوعَدُونَva'dedildikleriإِمَّاyaٱلْعَذَابَazabıوَإِمَّاveyaٱلسَّاعَةَ(duruşma) sa'ati(ni)فَسَيَعْلَمُونَbileceklerdirمَنْkiminهُوَoشَرٌّdaha kötüdürمَّكَانًاmekanıوَأَضْعَفُve daha zayıftırجُندًاadamları

(Ey Muhammed!) De ki: "Kim sapıklık içinde ise Rahman onlara, istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı, ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَأَتْبَعَهُمْonların ardına düştüفِرْعَوْنُFir'avnبِجُنُودِهِۦaskerleriyleفَغَشِيَهُمörttü (boğdu)مِّنَdenizdenٱلْيَمِّمَاşeyغَشِيَهُمْonları örten

Bunun üzerine Firavun askerleriyle birlikte onların peşine düştü de, deniz onları görülmedik bir şekilde kuşatıp yuttu.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi