KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

KELİME DOSYASI

تَبَيَّنَ

anlaşıldı ki · belli olunca · ayırdelinceye · onu araştırın

Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com

Kullanım
18
Ayet
17
Sure
10

Kök: بين

Ayetlerdeki kullanımlar

Vurgulu kelimeler bu kelime grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.

17 ayetin ilk 8 tanesi
وَدَّisterlerكَثِيرٌbir çoğuمِّنْehlindenأَهْلِٱلْكِتَٰبِkitapلَوْşayetيَرُدُّونَكُمsizi döndürmekمِّنۢsonraبَعْدِإِيمَٰنِكُمْimanınızdanكُفَّارًاkafirler olarakحَسَدًاhasetleمِّنْiçlerindekiعِندِأَنفُسِهِممِّنۢsonraبَعْدِمَاapaçık belli olduktanتَبَيَّنَلَهُمُonlaraٱلْحَقُّفَٱعْفُوا۟affedinوَٱصْفَحُوا۟hoş görünحَتَّىٰkadarيَأْتِىَgetirinceyeٱللَّهُAllahبِأَمْرِهِۦٓإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَلَىٰherكُلِّشَىْءٍşeyeقَدِيرٌgücü yetendir

Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz şimdilik, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedin, hoşgörün. Şüphesiz Allah, gücü her şeye hakkıyla yetendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أُحِلَّhelal kılındıلَكُمْsizeلَيْلَةَgecesiٱلصِّيَامِoruçٱلرَّفَثُyaklaşmakإِلَىٰkadınlarınızaنِسَآئِكُمْهُنَّonlarلِبَاسٌelbisenizdirلَّكُمْsizinوَأَنتُمْve siz deلِبَاسٌelbisesisinizلَّهُنَّعَلِمَbildiٱللَّهُAllahأَنَّكُمْgerçekten sizكُنتُمْolduğunuzuتَخْتَانُونَyazık ediyorsunuzأَنفُسَكُمْkendinizeفَتَابَtevbenizi kabul ettiعَلَيْكُمْsizdenوَعَفَاve affettiعَنكُمْفَٱلْـَٰٔنَartık şimdiبَٰشِرُوهُنَّonlara yaklaşınوَٱبْتَغُوا۟ve arayınمَاşeyleriكَتَبَyaz(ıp takdir etmiş ol)duğuٱللَّهُAllah'ınلَكُمْوَكُلُوا۟ve yiyinوَٱشْرَبُوا۟ve içinحَتَّىٰkadarيَتَبَيَّنَayırdelinceyeلَكُمُsizceٱلْخَيْطُiplikٱلْأَبْيَضُbeyazمِنَipliktenٱلْخَيْطِٱلْأَسْوَدِsiyahمِنَşafağınٱلْفَجْرِثُمَّsonraأَتِمُّوا۟tamamlayınٱلصِّيَامَorucuإِلَىdekٱلَّيْلِوَلَا(kadınlara) yaklaşmayınتُبَٰشِرُوهُنَّوَأَنتُمْsizعَٰكِفُونَibadete çekilmiş ikenفِىmescidlerdeٱلْمَسَٰجِدِتِلْكَbunlarحُدُودُsınırlarıdırٱللَّهِAllah'ınفَلَاbunlara yaklaşmayınتَقْرَبُوهَاكَذَٰلِكَişte böyleيُبَيِّنُaçıklar kiٱللَّهُAllahءَايَٰتِهِۦayetleriniلِلنَّاسِinsanlaraلَعَلَّهُمْumulur kiيَتَّقُونَkorunup sakınırlar

Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah'ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikafta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, ayetlerini insanlara böylece açıklar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَآyokturإِكْرَاهَzorlamaفِىDindeٱلدِّينِقَدelbetteتَّبَيَّنَseçilip belli olmuşturٱلرُّشْدُdoğrulukمِنَsapıklıktanٱلْغَىِّفَمَنkimيَكْفُرْinkar ederبِٱلطَّٰغُوتِtağut (şeytan)ıوَيُؤْمِنۢve inanırsaبِٱللَّهِAllah'aفَقَدِmuhakkak ki oٱسْتَمْسَكَyapışmıştırبِٱلْعُرْوَةِbir kulpaٱلْوُثْقَىٰsağlamلَاkopmayanٱنفِصَامَلَهَاوَٱللَّهُسَمِيعٌişitendirعَلِيمٌbilendir

Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde, kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَوْyahutكَٱلَّذِىşu kimse gibi kiمَرَّuğramıştıعَلَىٰbir kasabayaقَرْيَةٍوَهِىَo kimseخَاوِيَةٌ(duvarları) yığılmışعَلَىٰüstüneعُرُوشِهَاçatılarıقَالَdedi kiأَنَّىٰnasılيُحْىِۦdiriltecekهَٰذِهِbunuٱللَّهُAllahبَعْدَsonraمَوْتِهَافَأَمَاتَهُkendisini öldürüpٱللَّهُAllah (da)مِا۟ئَةَyüzعَامٍseneثُمَّsonraبَعَثَهُۥقَالَdediكَمْne kadarلَبِثْتَقَالَdediلَبِثْتُkaldımيَوْمًاbir günأَوْya daبَعْضَbirazı (kadar)يَوْمٍقَالَ(Allah) dediبَلbilakisلَّبِثْتَkaldınمِا۟ئَةَyüzعَامٍyılفَٱنظُرْbakإِلَىٰyiyeceğineطَعَامِكَوَشَرَابِكَve içeceğineلَمْbozulmamışيَتَسَنَّهْوَٱنظُرْve bakإِلَىٰeşeğineحِمَارِكَوَلِنَجْعَلَكَseni kılalım diyeءَايَةًbir ibretلِّلنَّاسِوَٱنظُرْve bakإِلَىkemiklereٱلْعِظَامِكَيْفَnasılنُنشِزُهَاonları birbiri üstüne koyuyorثُمَّsonraنَكْسُوهَاonlara giydiriyoruzلَحْمًافَلَمَّاbu işlerتَبَيَّنَaçıkça belli oluncaلَهُۥonaقَالَdedi kiأَعْلَمُbiliyorum kiأَنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَلَىٰher şeyeكُلِّشَىْءٍقَدِيرٌkadirdir

Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti. Bunun üzerine, Allah onu öldürüp yüzyıl ölü bıraktı, sonra diriltti ve ona sordu: "Ne kadar (ölü) kaldın?" O, "Bir gün veya bir günden daha az kaldım" diye cevap verdi. Allah, şöyle dedi: "Hayır, yüz sene kaldın. Böyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! (Böyle yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. (Eşeğin) kemikler(in)e de bak, nasıl onları bir araya getiriyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" Kendisine bütün bunlar apaçık belli olunca, şöyle dedi: "Şimdi, biliyorum ki; şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوٓا۟inanan(lar)إِذَاzamanضَرَبْتُمْsavaşa çıktığınızفِىyolundaسَبِيلِٱللَّهِAllahفَتَبَيَّنُوا۟iyi anlayın dinleyin'وَلَاdemeyinتَقُولُوا۟لِمَنْkimseyeأَلْقَىٰٓverenإِلَيْكُمُsizeٱلسَّلَٰمَselamلَسْتَsen değilsinمُؤْمِنًاmü'minتَبْتَغُونَgözeterekعَرَضَgeçici menfaatiniٱلْحَيَوٰةِhayatınınٱلدُّنْيَاdünyaفَعِندَçünkü yanındaٱللَّهِAllah'ınمَغَانِمُganimetler vardırكَثِيرَةٌكَذَٰلِكَböyle idinizكُنتُمsiz deمِّنöncedenقَبْلُفَمَنَّlutfettiٱللَّهُAllahعَلَيْكُمْsizeفَتَبَيَّنُوٓا۟إِنَّçünküٱللَّهَAllahكَانَşeyleriبِمَاتَعْمَلُونَyaptıklarınızخَبِيرًاhaber almaktadır

Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, gerekli araştırmayı yapın. Size selam veren kimseye, dünya hayatının geçici menfaatine (ganimete) göz dikerek, "Sen mü'min değilsin" demeyin. Allah katında pek çok ganimetler vardır. Daha önce siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu (müslüman oldunuz). Onun için iyice araştırın. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَنkim deيُشَاقِقِkarşı gelirٱلرَّسُولَElçi'yeمِنۢsonraبَعْدِمَاbelli olduktanتَبَيَّنَلَهُkendisineٱلْهُدَىٰdoğru yolوَيَتَّبِعْve uyarsaغَيْرَbaşkasınaسَبِيلِyolundanٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlerinنُوَلِّهِۦonu yöneltirizمَاdöndüğü (yola)تَوَلَّىٰوَنُصْلِهِۦve sokarızجَهَنَّمَوَسَآءَتْne kötüمَصِيرًاbir gidiş yeridir

Kim, kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar, mü'minlerin yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir varış yeridir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يُجَٰدِلُونَكَseninle tartışıyorlardıفِىdairٱلْحَقِّhakkaبَعْدَمَاتَبَيَّنَortaya çıktıktanكَأَنَّمَاgibiيُسَاقُونَsürülüyorlarmışإِلَىölümeٱلْمَوْتِوَهُمْve onlarيَنظُرُونَgözleri göre göre

Gerçek apaçık ortaya çıktıktan sonra, sanki göz göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi seninle o konuda tartışıyorlardı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
عَفَاaffetsinٱللَّهُAllahعَنكَseniلِمَniçinأَذِنتَizin verdinلَهُمْonlaraحَتَّىٰkadarيَتَبَيَّنَiyice belli olanaلَكَsanaٱلَّذِينَkimselerصَدَقُوا۟doğru söyleyen(ler)وَتَعْلَمَve öğreninceyeٱلْكَٰذِبِينَyalan söyleyenler

Allah, seni affetsin! Doğru söyleyenler sana iyice belli olup, yalancıları bilinceye kadar beklemeden niçin onlara izin verdin?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi