KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

KELİME DOSYASI

تَقَبَّلَ

kabul eder · kabul buyur · kabul ederiz · kabul edilmiş

Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com

Kullanım
10
Ayet
8
Sure
6

Kök: قبل

Ayetlerdeki kullanımlar

Vurgulu kelimeler bu kelime grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.

8 ayetin ilk 8 tanesi
وَإِذْve haniيَرْفَعُyükseltiyorduإِبْرَٰهِۦمُİbrahimٱلْقَوَاعِدَtemelleriniمِنَEv'inٱلْبَيْتِوَإِسْمَٰعِيلُİsma'il'(le beraber)رَبَّنَاRabbi'imizتَقَبَّلْkabul buyurمِنَّآإِنَّكَkuşkusuz senأَنتَ(yalnız) senٱلسَّمِيعُişitensinٱلْعَلِيمُbilensin

Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kabe'nin) temellerini yükseltiyor, "Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin" diyorlardı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِذْhaniقَالَتِdemişti kiٱمْرَأَتُkarısıعِمْرَٰنَİmran'ınرَبِّRabbimإِنِّىşüphesiz benنَذَرْتُadadımلَكَsanaمَاolanıفِىkarnımdaبَطْنِىمُحَرَّرًاtam hür olarakفَتَقَبَّلْkabul buyurمِنِّىٓإِنَّكَşüphesizأَنتَsenٱلسَّمِيعُişitensinٱلْعَلِيمُbilensin

Hani, İmran'ın karısı, "Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin" demişti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَتَقَبَّلَهَاkabul buyurdu onuرَبُّهَاRabbiبِقَبُولٍkabulle (şekilde)حَسَنٍgüzel birوَأَنۢبَتَهَاve onu yetiştirdiنَبَاتًاbir bitki (gibi)حَسَنًاgüzelوَكَفَّلَهَاve onun bakımını üstlendiزَكَرِيَّاكُلَّمَاherدَخَلَgirdiğindeعَلَيْهَاonun yanınaزَكَرِيَّاZekeriyyaٱلْمِحْرَابَmihrabaوَجَدَbulurduعِندَهَاyanındaرِزْقًاقَالَderdiيَٰمَرْيَمُEy Meryemأَنَّىٰnereden?لَكِsanaهَٰذَاقَالَتْ(O da) derdiهُوَBuمِنْkatındanعِندِٱللَّهِإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahيَرْزُقُrızık verirمَنkimseyeيَشَآءُdilediğiبِغَيْرِolmaksızınحِسَابٍhesap

Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya'yı da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. "Meryem! Bu sana nereden geldi?" derdi. O da "Bu, Allah katından" diye cevap verirdi. Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱتْلُعَلَيْهِمْonlaraنَبَأَhaberiniٱبْنَىْiki oğlununءَادَمَAdemبِٱلْحَقِّgerçek olarakإِذْhaniقَرَّبَاsunmuşlardıقُرْبَانًاbirer kurbanفَتُقُبِّلَkabul edilmişمِنْbirindenأَحَدِهِمَاوَلَمْkabul edilmemiştiيُتَقَبَّلْمِنَötekindenٱلْءَاخَرِقَالَdemiştiلَأَقْتُلَنَّكَقَالَdediإِنَّمَاsadeceيَتَقَبَّلُkabul ederٱللَّهُAllahمِنَkorunanlardanٱلْمُتَّقِينَ

(Ey Muhammed!) Onlara, Adem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, "Andolsun seni mutlaka öldüreceğim" demişti. Öteki, "Allah, ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder" demişti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkar eden(ler)لَوْeğerأَنَّşüphesizلَهُمkendilerinin olsaمَّاolanlarınفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِجَمِيعًاhepsiوَمِثْلَهُۥve onun bir katı dahaمَعَهُۥonunla beraberلِيَفْتَدُوا۟fidye verselerبِهِۦonuمِنْazabına karşılıkعَذَابِيَوْمِgünününٱلْقِيَٰمَةِkıyametمَاkabul edilmezتُقُبِّلَمِنْهُمْوَلَهُمْve onlar için vardırعَذَابٌbir azabأَلِيمٌacıklı

Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kafirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiأَنفِقُوا۟sadaka verinطَوْعًاgönüllüأَوْveyaكَرْهًاgönülsüzلَّنkabul edilmeyecektirيُتَقَبَّلَمِنكُمْإِنَّكُمْçünkü sizكُنتُمْoldunuzقَوْمًاbir kavimفَٰسِقِينَyoldan çıkan

Yine de ki: "İster gönüllü, ister gönülsüz olarak harcayın, sizden asla kabul olunmayacaktır. Çünkü siz fasık bir topluluksunuz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أُو۟لَٰٓئِكَonlarٱلَّذِينَöyle kişilerdir kiنَتَقَبَّلُkabul ederizعَنْهُمْonlardanأَحْسَنَen iyisiniمَاyaptıklarınınعَمِلُوا۟وَنَتَجَاوَزُve geçerizعَنonların kötülüklerindenسَيِّـَٔاتِهِمْفِىٓarasındadırlarأَصْحَٰبِhalkıٱلْجَنَّةِوَعْدَsözdürٱلصِّدْقِdoğruٱلَّذِىolunanكَانُوا۟يُوعَدُونَkendilerine va'd

İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va'ddir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi