KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

3. SURE · 200 AYET · 3481 KELİME

Âl-i İmrân

آل عمران

Kelime bağlantısı sözlüğe, İncele düğmesi dil bilgisi ve açıklamalara açılır.

نَزَّلَindirdiعَلَيْكَsanaٱلْكِتَٰبَKitabıبِٱلْحَقِّhak ileمُصَدِّقًاdoğrulayıcı olarakلِّمَاkendinden öncekiniبَيْنَيَدَيْهِوَأَنزَلَve indirmiştiٱلتَّوْرَىٰةَTevratوَٱلْإِنجِيلَve İncil'i de

(3-4) O, sana Kitab'ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat'ı ve İncil'i insanlar için birer hidayet olarak indirmişti. Furkan'ı da indirdi. Şüphesiz, Allah'ın ayetlerini inkar edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مِنdaha önceقَبْلُهُدًىyol gösterici olarakلِّلنَّاسِinsanlaraوَأَنزَلَve indirdiٱلْفُرْقَانَإِنَّmuhakkak kiٱلَّذِينَkimselereكَفَرُوا۟inkar edenبِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınلَهُمْonlara vardırعَذَابٌbir azabشَدِيدٌوَٱللَّهُAllahعَزِيزٌdaima üstündürذُوöc alandırٱنتِقَامٍ

(3-4) O, sana Kitab'ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat'ı ve İncil'i insanlar için birer hidayet olarak indirmişti. Furkan'ı da indirdi. Şüphesiz, Allah'ın ayetlerini inkar edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
هُوَO'durٱلَّذِىsizi şekillendirenيُصَوِّرُكُمْفِىrahimlerdeٱلْأَرْحَامِكَيْفَgibiيَشَآءُلَآyokturإِلَٰهَtanrıإِلَّاbaşkaهُوَO'ndanٱلْعَزِيزُazizdirٱلْحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibidir

O, sizi rahimlerde, dilediği gibi şekillendirendir. O'ndan başka ilah yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
هُوَOٱلَّذِىٓindirdiأَنزَلَعَلَيْكَsanaٱلْكِتَٰبَKitabıمِنْهُOnunءَايَٰتٌ(bazı) ayetleriمُّحْكَمَٰتٌmuhkemdir (ki)هُنَّonlarأُمُّanasıdırٱلْكِتَٰبِKitabınوَأُخَرُve diğerleri deمُتَشَٰبِهَٰتٌفَأَمَّاolanlarٱلَّذِينَkalblerindeفِىقُلُوبِهِمْزَيْغٌeğrilikفَيَتَّبِعُونَardına düşerlerمَاolanlarınınتَشَٰبَهَmüteşabihمِنْهُonunٱبْتِغَآءَçıkarmak içinٱلْفِتْنَةِfitneوَٱبْتِغَآءَve bulmak içinتَأْوِيلِهِۦوَمَاoysaيَعْلَمُbilmezتَأْوِيلَهُۥٓonun te'viliniإِلَّاbaşka kimseٱللَّهُوَٱلرَّٰسِخُونَileri gidenlerفِىilimdeٱلْعِلْمِيَقُولُونَderlerءَامَنَّاinandıkبِهِۦOnaكُلٌّhepsiمِّنْkatındandırعِندِرَبِّنَاوَمَاdüşünüp öğüt almazيَذَّكَّرُإِلَّآbaşkasıأُو۟لُوا۟sahiplerindenٱلْأَلْبَٰبِsağduyu

O, sana Kitab'ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı ayetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih ayetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır" derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
رَبَّنَاRabbimizلَاeğriltmeتُزِغْقُلُوبَنَاkalblerimiziبَعْدَsonraإِذْbizi doğru yola ilettiktenهَدَيْتَنَاوَهَبْve verلَنَاbizeمِنkatındanلَّدُنكَرَحْمَةًإِنَّكَkuşkusuz senأَنتَyalnız senٱلْوَهَّابُçok bağış yapansın

(Onlar şöyle yakarırlar): "Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
رَبَّنَآRabbimizإِنَّكَsen mutlakaجَامِعُtoplayacaksınٱلنَّاسِinsanlarıلِيَوْمٍbir gündeلَّاasla şüphe olmayanرَيْبَفِيهِإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَاdönmezيُخْلِفُٱلْمِيعَادَsözünden

"Rabbimiz! Şüphesiz sen, hakkında şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın. Şüphesiz Allah va'dinden dönmez."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkar eden(ler)لَنyarar sağlamazتُغْنِىَعَنْهُمْonlaraأَمْوَٰلُهُمْmallarıوَلَآne deأَوْلَٰدُهُمçocuklarıمِّنَkarşıٱللَّهِAllah'aشَيْـًٔاوَأُو۟لَٰٓئِكَişteهُمْonlarوَقُودُyakıtıdırlarٱلنَّارِateşin

Şüphesiz, inkar edenlere, ne malları, ne de evlatları Allah'a karşı hiçbir fayda sağlar. Onlar ateşin yakıtıdırlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
كَدَأْبِdurumu gibiءَالِailesininفِرْعَوْنَFir'avnوَٱلَّذِينَve kimselerinمِنonlardan öncekiقَبْلِهِمْكَذَّبُوا۟onlar da yalanladılarبِـَٔايَٰتِنَاayetlerimiziفَأَخَذَهُمُonları yakaladıٱللَّهُAllahبِذُنُوبِهِمْوَٱللَّهُAllah'ınشَدِيدُçetindirٱلْعِقَابِcezası

(Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah, azabı çok şiddetli olandır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلsöyleلِّلَّذِينَkimselereكَفَرُوا۟inkar edenlereسَتُغْلَبُونَyenileceksinizوَتُحْشَرُونَve sürüleceksinizإِلَىٰcehennemeجَهَنَّمَوَبِئْسَ(orası) ne kötüٱلْمِهَادُbir döşektir

İnkar edenlere de ki: "Siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena yataktır!"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَدْmuhakakكَانَsizin için vardırلَكُمْءَايَةٌbir ibretفِىşu iki topluluktaفِئَتَيْنِٱلْتَقَتَافِئَةٌbir toplulukتُقَٰتِلُçarpışıyorduفِىyolundaسَبِيلِٱللَّهِAllahوَأُخْرَىٰöteki deكَافِرَةٌnankördüيَرَوْنَهُمonları görüyorlardıمِّثْلَيْهِمْkendilerinin iki katıرَأْىَgörüşüyleٱلْعَيْنِوَٱللَّهُAllahيُؤَيِّدُdesteklerبِنَصْرِهِۦyardımıyleمَنkimseyiيَشَآءُإِنَّelbetteفِىbundaذَٰلِكَلَعِبْرَةًbir ibret vardırلِّأُو۟لِىolanlar içinٱلْأَبْصَٰرِgözleri

Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kafirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
زُيِّنَsüslü (cazip) gösterildiلِلنَّاسِinsanlaraحُبُّaşırı düşkünlükٱلشَّهَوَٰتِzevklereمِنَkadınlardanٱلنِّسَآءِوَٱلْبَنِينَve oğullardanوَٱلْقَنَٰطِيرِve kantarlarcaٱلْمُقَنطَرَةِyığılmışمِنَaltındanٱلذَّهَبِوَٱلْفِضَّةِve gümüştenوَٱلْخَيْلِve atlardanٱلْمُسَوَّمَةِsalmaوَٱلْأَنْعَٰمِdavarlardanوَٱلْحَرْثِذَٰلِكَbunlar (sadece)مَتَٰعُgeçimidirٱلْحَيَوٰةِhayatınınٱلدُّنْيَاوَٱللَّهُAllah'ınعِندَهُۥyanındadırحُسْنُgüzelٱلْمَـَٔابِvarılacak yer

Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah'ın katındadır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْأَؤُنَبِّئُكُمsize söyleyeyim mi?بِخَيْرٍdaha iyisiniمِّنbunlardanذَٰلِكُمْلِلَّذِينَkorunanlar için vardırٱتَّقَوْا۟عِندَkatındaرَبِّهِمْRableriجَنَّٰتٌcennetlerتَجْرِىakanمِنaltlarındanتَحْتِهَاٱلْأَنْهَٰرُırmaklarخَٰلِدِينَsürekli kalacaklarıفِيهَاiçindeوَأَزْوَٰجٌve eşlerمُّطَهَّرَةٌtertemizوَرِضْوَٰنٌve rızasıمِّنَAllah'ınٱللَّهِوَٱللَّهُAllahبَصِيرٌۢgörürبِٱلْعِبَادِkullarını

De ki: "Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah'ın rızası vardır." Allah, kullarını hakkıyla görendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلَّذِينَ(onlar ki)يَقُولُونَderlerرَبَّنَآRabbimizإِنَّنَآgerçekten bizءَامَنَّاinandıkفَٱغْفِرْbağışlaلَنَاbizdenذُنُوبَنَاgünahlarımızıوَقِنَاve bizi koruعَذَابَazabındanٱلنَّارِateş

(16-17) (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah'tan) bağışlanma dileyenlerdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلصَّٰبِرِينَsabredenlerوَٱلصَّٰدِقِينَve sadık olanlarوَٱلْقَٰنِتِينَve gönülden itaat edenlerوَٱلْمُنفِقِينَve infak edenlerوَٱلْمُسْتَغْفِرِينَve istiğfar edenlerبِٱلْأَسْحَارِseherlerde

(16-17) (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah'tan) bağışlanma dileyenlerdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
شَهِدَşahiddir (ki)ٱللَّهُAllahأَنَّهُۥşüphesizلَآyokturإِلَٰهَtanrıإِلَّاbaşkaهُوَO'ndanوَٱلْمَلَٰٓئِكَةُve meleklerوَأُو۟لُوا۟ve sahipleriٱلْعِلْمِilimقَآئِمًۢاgözetenبِٱلْقِسْطِلَآyokturإِلَٰهَtanrıإِلَّاbaşkaهُوَO'ndanٱلْعَزِيزُazizdirٱلْحَكِيمُhakimdir

Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilah olmadığına adaletle şahitlik ettiler. O'ndan başka ilah yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلدِّينَdinعِندَkatındaٱللَّهِAllahٱلْإِسْلَٰمُوَمَاayrılığa düşmedilerٱخْتَلَفَٱلَّذِينَkimselerأُوتُوا۟verilmiş olanٱلْكِتَٰبَKitapإِلَّاbaşka (bir sebeple)مِنۢsonraبَعْدِمَاgeldiktenجَآءَهُمُٱلْعِلْمُilimبَغْيًۢاaşırılıklarıبَيْنَهُمْوَمَنve kimيَكْفُرْinkar ederseبِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınفَإِنَّ(bilsin ki) şüphesizٱللَّهَAllahسَرِيعُçabuk görendirٱلْحِسَابِhesabı

Şüphesiz Allah katında din İslam'dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah'ın ayetlerini inkar ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَإِنْeğerحَآجُّوكَseninle tartışmaya girişirlerseفَقُلْde kiأَسْلَمْتُben teslim ettimوَجْهِىَözümüلِلَّهِAllah'aوَمَنِve kimselerٱتَّبَعَنِوَقُلve de kiلِّلَّذِينَkendilerineأُوتُوا۟verilenlereٱلْكِتَٰبَKitapوَٱلْأُمِّيِّۦنَve ümmilereءَأَسْلَمْتُمْفَإِنْeğerأَسْلَمُوا۟İslam olurlarsaفَقَدِmuhakkakٱهْتَدَوا۟وَّإِنyok eğerتَوَلَّوْا۟dönerlerseفَإِنَّمَاartıkعَلَيْكَsana düşenٱلْبَلَٰغُوَٱللَّهُAllahبَصِيرٌۢgörmektedirبِٱلْعِبَادِkulları(nın yaptıkları)nı

Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah'a teslim ettim." Kendilerine kitap verilenlere ve ümmilere de ki: "Siz de İslam'ı kabul ettiniz mi?" Eğer İslam'a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah, kullarını hakkıyla görendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerيَكْفُرُونَinkar eden(ler)بِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınوَيَقْتُلُونَve öldürenlerٱلنَّبِيِّۦنَpeygamberleriبِغَيْرِolmaksızınحَقٍّhakوَيَقْتُلُونَve öldürenler (var ya)ٱلَّذِينَkimseleriيَأْمُرُونَemredenبِٱلْقِسْطِadaletleمِنَarasındaٱلنَّاسِinsanlarفَبَشِّرْهُمonlara müjdeleبِعَذَابٍbir azabıأَلِيمٍacı

Allah'ın ayetlerini inkar edenler, Peygamberleri haksız yere öldürenler, insanlardan adaleti emredenleri öldürenler var ya, onları elem dolu bir azap ile müjdele.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أُو۟لَٰٓئِكَböyleceٱلَّذِينَboşa çıkmıştırحَبِطَتْأَعْمَٰلُهُمْonların yaptıklarıفِىdünyadaٱلدُّنْيَاوَٱلْءَاخِرَةِوَمَاve yokturلَهُمonlarınمِّنhiçbirنَّٰصِرِينَyardımcıları

Onlar, amelleri, dünyada da, ahirette de boşa gitmiş kimselerdir. Onların hiç yardımcıları da yoktur.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَلَمْgörmedin mi?تَرَإِلَىkimseleriٱلَّذِينَأُوتُوا۟verilmiş olanنَصِيبًاbir (nasip) payمِّنَKitaptanٱلْكِتَٰبِيُدْعَوْنَçağırılıyorlar daإِلَىٰKitabınaكِتَٰبِٱللَّهِAllah'ınلِيَحْكُمَhüküm versin diyeبَيْنَهُمْaralarındaثُمَّsonraيَتَوَلَّىٰdönüyorlarفَرِيقٌbir toplulukمِّنْهُمْonlardanوَهُمve onlarمُّعْرِضُونَyüz çeviriyorlar

Kendilerine Kitap'tan bir pay verilenleri görmüyor musun ki, aralarında hüküm vermesi için Allah'ın Kitabına çağrılıyorlar da sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyor.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ذَٰلِكَbu (hareketleri)بِأَنَّهُمْonlarınقَالُوا۟demelerindendirلَنbize dokunmayacakتَمَسَّنَاٱلنَّارُateşإِلَّآbaşkaأَيَّامًاbirkaç gündenمَّعْدُودَٰتٍوَغَرَّهُمْve onları yanıltmıştırفِىdinlerindeدِينِهِممَّاşeylerكَانُوا۟olduklarıيَفْتَرُونَuyduruyor

Bunun sebebi, onların, "Bize, ateş sadece sayılı günlerde dokunacaktır." demeleridir. Uydurageldikleri şeyler dinleri konusunda kendilerini aldatmıştır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَكَيْفَpeki nasıl (olacak)?إِذَاzamanجَمَعْنَٰهُمْtopladığımızلِيَوْمٍbir gün içinلَّاhiç şüphe olmayanرَيْبَفِيهِkendisindeوَوُفِّيَتْve tastamam verilipكُلُّherنَفْسٍinsanınمَّاkazandığıكَسَبَتْوَهُمْve onlarınلَاaslaيُظْلَمُونَzulme uğratılmadığı

Bakalım, kendilerini o geleceğinde hiç şüphe olmayan gün için bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese kazandığı tamamen ödendiği vakit, halleri nice olacaktır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلِde kiٱللَّهُمَّAllah'ımمَٰلِكَsahibisinٱلْمُلْكِmülkünتُؤْتِىsen verirsinٱلْمُلْكَmülküمَنkimseyeتَشَآءُdilediğinوَتَنزِعُve alırsınٱلْمُلْكَmülküمِمَّنkimsedenتَشَآءُdilediğinوَتُعِزُّve yükseltirsinمَنkimseyiتَشَآءُdilediğinوَتُذِلُّve alçaltırsınمَنkimseyiتَشَآءُبِيَدِكَsenin elindedirٱلْخَيْرُإِنَّكَşüphesiz senعَلَىٰherكُلِّشَىْءٍşeyeقَدِيرٌkadirsin

De ki: "Ey mülkün sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
تُولِجُsokarsınٱلَّيْلَgeceyiفِىgündüzeٱلنَّهَارِوَتُولِجُve sokarsınٱلنَّهَارَgündüzüفِىgeceyeٱلَّيْلِوَتُخْرِجُve çıkarırsınٱلْحَىَّdiriyiمِنَölüdenٱلْمَيِّتِوَتُخْرِجُve çıkarırsınٱلْمَيِّتَölüyüمِنَdiridenٱلْحَىِّوَتَرْزُقُve rızıklandırırsınمَنkimseyiتَشَآءُdilediğinبِغَيْرِolmaksızınحِسَابٍhesap

"Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü geceye sokarsın. Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَّاedinmesinيَتَّخِذِٱلْمُؤْمِنُونَMü'minlerٱلْكَٰفِرِينَkafirleriأَوْلِيَآءَdostمِنbırakıpدُونِٱلْمُؤْمِنِينَوَمَنve kimيَفْعَلْyaparsaذَٰلِكَböyleفَلَيْسَkalmaz (değildir)مِنَAllah ileٱللَّهِفِىbir şey (dostluğu)شَىْءٍإِلَّآancak başkaأَنkorunmanızتَتَّقُوا۟مِنْهُمْonlardanتُقَىٰةًوَيُحَذِّرُكُمُve sizi sakındırırٱللَّهُAllahنَفْسَهُۥوَإِلَىve Allah'adırٱللَّهِٱلْمَصِيرُdönüş

Mü'minler, mü'minleri bırakıp inkarcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah, asıl sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Çünkü dönüş Allah'adır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiإِنeğerتُخْفُوا۟gizlesenizمَاolanıفِىgöğüslerinizdeصُدُورِكُمْأَوْveyaتُبْدُوهُaçığa vursanız onuيَعْلَمْهُonu bilirٱللَّهُوَيَعْلَمُve bilirمَاolanıفِىgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِوَمَاve olanıفِىyerdeٱلْأَرْضِوَٱللَّهُAllahعَلَىٰherكُلِّشَىْءٍşeyeقَدِيرٌkadirdir

De ki: "İçinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerdeki her şeyi, yerdeki her şeyi de bilir. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَوْمَO günتَجِدُbulacaktırكُلُّherنَفْسٍnefisمَّاşeyleriعَمِلَتْyaptığıمِنْhayırdanخَيْرٍمُّحْضَرًاhazırوَمَاve şeyleriعَمِلَتْişlediğiمِنkötülüktenسُوٓءٍتَوَدُّisterلَوْkeşke olsaأَنَّonunla (kötülükle)بَيْنَهَاوَبَيْنَهُۥٓkendisi arasındaأَمَدًۢاbir mesafeبَعِيدًاوَيُحَذِّرُكُمُve sizi sakındırıyorٱللَّهُAllahنَفْسَهُۥوَٱللَّهُAllahرَءُوفٌۢşefkatlidirبِٱلْعِبَادِkulllarına

Herkesin yaptığı iyiliği ve yaptığı kötülüğü hazır bulacağı günde kişi, kötülükleri ile kendi arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Yine Allah, sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Allah, kullarını çok esirgeyicidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiإِنeğerكُنتُمْsizتُحِبُّونَseviyorsanızٱللَّهَAllah'ıفَٱتَّبِعُونِىbana uyun kiيُحْبِبْكُمُsizi sevsinٱللَّهُAllah daوَيَغْفِرْve bağışlasınلَكُمْsizinذُنُوبَكُمْوَٱللَّهُAllahغَفُورٌbağışlayandırرَّحِيمٌesirgeyendir

De ki: "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiأَطِيعُوا۟ita'at edinٱللَّهَAllah'aوَٱلرَّسُولَفَإِنeğerتَوَلَّوْا۟dönerlerseفَإِنَّmuhakkak kiٱللَّهَAllahلَاsevmezيُحِبُّٱلْكَٰفِرِينَkafirleri

De ki: "Allah'a ve Peygamber'e itaat edin." Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kafirleri sevmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّٱللَّهَAllahٱصْطَفَىٰٓseçip üstün kıldıءَادَمَAdem'iوَنُوحًاve Nuh'uوَءَالَve ailesiniإِبْرَٰهِيمَİbrahimوَءَالَve ailesiniعِمْرَٰنَİmranعَلَىüzerineٱلْعَٰلَمِينَalemler

(33-34) Şüphesiz Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip alemlere üstün kıldı. Allah, her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ذُرِّيَّةًۢtüreyen nesil(ler)dirبَعْضُهَاbazısı (birbirinden)مِنۢbazısındanبَعْضٍوَٱللَّهُAllahسَمِيعٌişitendirعَلِيمٌbilendir

(33-34) Şüphesiz Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip alemlere üstün kıldı. Allah, her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِذْhaniقَالَتِdemişti kiٱمْرَأَتُkarısıعِمْرَٰنَİmran'ınرَبِّRabbimإِنِّىşüphesiz benنَذَرْتُadadımلَكَsanaمَاolanıفِىkarnımdaبَطْنِىمُحَرَّرًاtam hür olarakفَتَقَبَّلْkabul buyurمِنِّىٓإِنَّكَşüphesizأَنتَsenٱلسَّمِيعُişitensinٱلْعَلِيمُbilensin

Hani, İmran'ın karısı, "Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin" demişti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّاne zaman kiوَضَعَتْهَاonu doğuruncaقَالَتْşöyle söylediرَبِّRabbimإِنِّىşüphesiz benوَضَعْتُهَآonu doğurdumأُنثَىٰbir kızوَٱللَّهُAllahأَعْلَمُbilirkenبِمَا(onun) neوَضَعَتْdoğurduğunuوَلَيْسَve değildirٱلذَّكَرُerkekكَٱلْأُنثَىٰوَإِنِّىdoğrusu benسَمَّيْتُهَاona adını verdimمَرْيَمَMeryemوَإِنِّىٓşüphesiz benأُعِيذُهَاonu ısmarlıyorumبِكَsanaوَذُرِّيَّتَهَاve soyunuمِنَşeytan(ın şerri)ndenٱلشَّيْطَٰنِٱلرَّجِيمِkovulmuş

Onu doğurunca, "Rabbim!" dedi, "Onu kız doğurdum." -Oysa Allah, onun ne doğurduğunu daha iyi bilir- "Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan senin korumana bırakıyorum."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَتَقَبَّلَهَاkabul buyurdu onuرَبُّهَاRabbiبِقَبُولٍkabulle (şekilde)حَسَنٍgüzel birوَأَنۢبَتَهَاve onu yetiştirdiنَبَاتًاbir bitki (gibi)حَسَنًاgüzelوَكَفَّلَهَاve onun bakımını üstlendiزَكَرِيَّاكُلَّمَاherدَخَلَgirdiğindeعَلَيْهَاonun yanınaزَكَرِيَّاZekeriyyaٱلْمِحْرَابَmihrabaوَجَدَbulurduعِندَهَاyanındaرِزْقًاقَالَderdiيَٰمَرْيَمُEy Meryemأَنَّىٰnereden?لَكِsanaهَٰذَاقَالَتْ(O da) derdiهُوَBuمِنْkatındanعِندِٱللَّهِإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahيَرْزُقُrızık verirمَنkimseyeيَشَآءُdilediğiبِغَيْرِolmaksızınحِسَابٍhesap

Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya'yı da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. "Meryem! Bu sana nereden geldi?" derdi. O da "Bu, Allah katından" diye cevap verirdi. Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
هُنَالِكَoradaدَعَاdu'a ettiزَكَرِيَّاZekeriyyaرَبَّهُۥقَالَdedi kiرَبِّRabbimهَبْverلِىbanaمِنkatındanلَّدُنكَذُرِّيَّةًbir nesilطَيِّبَةًإِنَّكَşüphesiz senسَمِيعُişitensinٱلدُّعَآءِdu'ayı

Orada Zekeriya Rabbine dua etti: "Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَنَادَتْهُona seslendilerٱلْمَلَٰٓئِكَةُmeleklerوَهُوَve O (Zekeriyya)قَآئِمٌdurupيُصَلِّىnamaz kılarkenفِىmabeddeٱلْمِحْرَابِأَنَّşüphesizٱللَّهَAllahيُبَشِّرُكَsana müjdelerبِيَحْيَىٰYahya'yıمُصَدِّقًۢاdoğrulayıcıبِكَلِمَةٍbir kelimeyiمِّنَAllahtanٱللَّهِوَسَيِّدًاve efendiوَحَصُورًاve nefsine hakimوَنَبِيًّاve bir peygamber olacakمِّنَiyilerdenٱلصَّٰلِحِينَ

Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, "Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler" diye seslendiler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdedi kiرَبِّRabbimأَنَّىٰnasıl?يَكُونُolurلِىbenimغُلَٰمٌoğlumوَقَدْhalbukiبَلَغَنِىَbana gelip çatmışٱلْكِبَرُihtiyarlıkوَٱمْرَأَتِىve karım daعَاقِرٌقَالَ(Allah) dediكَذَٰلِكَöyle (ama)ٱللَّهُAllahيَفْعَلُyaparمَاşeyiيَشَآءُdilediği

Zekeriya, "Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?" dedi. Allah, "Öyledir, ama Allah dilediğini yapar" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdedi diرَبِّRabbimٱجْعَلo halde verلِّىٓbanaءَايَةًقَالَ(Allah) dedi kiءَايَتُكَsenin alametinأَلَّاkonuşamamandırتُكَلِّمَٱلنَّاسَinsanlarlaثَلَٰثَةَüçأَيَّامٍgünإِلَّاbaşkaرَمْزًاوَٱذْكُرve anرَّبَّكَRabbiniكَثِيرًاçokوَسَبِّحْve (O'nu) tesbih etبِٱلْعَشِىِّakşamوَٱلْإِبْكَٰرِve sabah

Zekeriya, "Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alamet ver" dedi. Allah da şöyle dedi: "Senin için alamet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak işaretleşebilmendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْbir zamanقَالَتِdemişti kiٱلْمَلَٰٓئِكَةُMeleklerيَٰمَرْيَمُEy MeryemإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahٱصْطَفَىٰكِseni seçtiوَطَهَّرَكِve temizlediوَٱصْطَفَىٰكِve seni üstün kıldıعَلَىٰüzerineنِسَآءِkadınlarıٱلْعَٰلَمِينَdünyaların

Hani melekler, "Ey Meryem! Allah, seni seçti. Seni tertemiz yaptı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ذَٰلِكَbunlarمِنْhaberlerindendirأَنۢبَآءِٱلْغَيْبِgörünmez aleminنُوحِيهِvahyettiğimizإِلَيْكَوَمَاsen değildinكُنتَلَدَيْهِمْonların yanındaإِذْzamanيُلْقُونَattıklarıأَقْلَٰمَهُمْ(kur'a) oklarınıأَيُّهُمْhangisiيَكْفُلُkefil olacak (diye)مَرْيَمَMeryem'eوَمَاsen değildinكُنتَلَدَيْهِمْyanlarındaإِذْzamanيَخْتَصِمُونَbirbirleriyle çekiştikleri

(Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu konuda) tartışırlarken de yanlarında değildin.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِذْhaniقَالَتِdemiştiٱلْمَلَٰٓئِكَةُMeleklerيَٰمَرْيَمُEy MeryemإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahيُبَشِّرُكِseni müjdeliyorبِكَلِمَةٍbir kelime ileمِّنْهُkendisindenٱسْمُهُonun adıٱلْمَسِيحُMesih'dirعِيسَىÎsaٱبْنُoğluمَرْيَمَMeryemوَجِيهًاyüzdedir (şereflidir)فِىdünyadaٱلدُّنْيَاوَٱلْءَاخِرَةِوَمِنَve (Allah'a) yakın olanlardandırٱلْمُقَرَّبِينَ

Hani melekler şöyle demişti: "Ey Meryem! Allah, seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih'tir. Dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah'a çok yakın olanlardandır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَتْdedi kiرَبِّRabbimأَنَّىٰnasılيَكُونُolurلِىbenimوَلَدٌçocuğumوَلَمْbana dokunmamışkenيَمْسَسْنِىبَشَرٌقَالَdediكَذَٰلِكِböyledirٱللَّهُAllahيَخْلُقُyaratırمَاşeyiيَشَآءُإِذَاzamanقَضَىٰٓistediğiأَمْرًاbir şey(in olmasını)فَإِنَّمَاsadeceيَقُولُderلَهُۥonaكُنol'فَيَكُونُo da oluverir

(Meryem), "Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?" dedi. Allah, "Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece "ol" der, o da hemen oluverir" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَرَسُولًاve bir elçi (şöyle diyen)إِلَىٰoğullarınaبَنِىٓإِسْرَٰٓءِيلَİsrailأَنِّىbenقَدْdoğrusuجِئْتُكُمsize getirdimبِـَٔايَةٍbir mu'cizeمِّنRabbinizdenرَّبِّكُمْأَنِّىٓbenأَخْلُقُyaratırımلَكُمsizin içinمِّنَçamurdanٱلطِّينِكَهَيْـَٔةِşeklinde bir şeyٱلطَّيْرِkuşفَأَنفُخُüflerimفِيهِonaفَيَكُونُhemen oluverirطَيْرًۢاbir kuşبِإِذْنِizniyleٱللَّهِوَأُبْرِئُve iyileştiririmٱلْأَكْمَهَkörüوَٱلْأَبْرَصَve alacalıyıوَأُحْىِve diriltirimٱلْمَوْتَىٰölüleriبِإِذْنِizniyleٱللَّهِوَأُنَبِّئُكُمve size haber veririmبِمَاneتَأْكُلُونَyediğiniziوَمَاve neتَدَّخِرُونَbiriktirdiğiniziفِىevlerinizdeبُيُوتِكُمْإِنَّelbetteفِىbundaذَٰلِكَلَءَايَةًلَّكُمْsizin içinإِنeğerكُنتُمisenizمُّؤْمِنِينَinanıyor

Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): "Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah'ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah'ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü'minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمُصَدِّقًاve doğrulayıcı olarakلِّمَاşeyiبَيْنَbenden önce gelenيَدَىَّمِنَTevrat'ıٱلتَّوْرَىٰةِوَلِأُحِلَّve helal kılmak içinلَكُمsizeبَعْضَbazıٱلَّذِىşeyleriحُرِّمَharam kılınanعَلَيْكُمْوَجِئْتُكُمve size getirdimبِـَٔايَةٍbir mu'cizeمِّنRabbinizdenرَّبِّكُمْفَٱتَّقُوا۟o halde korkunٱللَّهَAllah'tanوَأَطِيعُونِve bana ita'at edin

"Benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize de getirdim. Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّآأَحَسَّsezdiعِيسَىٰÎsaمِنْهُمُonlardanٱلْكُفْرَinkarıقَالَdedi kiمَنْkimlerأَنصَارِىٓbana yardımcı olacakإِلَى(yolunda)ٱللَّهِقَالَdedilerٱلْحَوَارِيُّونَHavarilerنَحْنُBizأَنصَارُyardımcılarıyızٱللَّهِAllah(yolun)unءَامَنَّاinandıkبِٱللَّهِAllah'aوَٱشْهَدْşahid olبِأَنَّاbizمُسْلِمُونَmüslümanlarız

İsa, onların inkarlarını sezince, "Allah yolunda yardımcılarım kim?" dedi. Havariler, "Biziz Allah yolunun yardımcıları. Allah'a iman ettik. Şahit ol, biz müslümanlarız" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
رَبَّنَآRabbimizءَامَنَّاinandıkبِمَآşeyeأَنزَلْتَsenin indirdiğinوَٱتَّبَعْنَاve uydukٱلرَّسُولَelçiyeفَٱكْتُبْنَاbizi yazمَعَberaberٱلشَّٰهِدِينَşahidlerle

"Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik ve Peygamber'e uyduk. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenlerle beraber yaz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِذْhaniقَالَdemiştiٱللَّهُAllahيَٰعِيسَىٰٓEy Îsaإِنِّىelbette benمُتَوَفِّيكَsenin canını alacağımوَرَافِعُكَve seni yükselteceğimإِلَىَّbanaوَمُطَهِّرُكَve seni temizleyeceğimمِنَkimselerdenٱلَّذِينَكَفَرُوا۟inkar edenوَجَاعِلُve tutacağımٱلَّذِينَkimseleriٱتَّبَعُوكَsana uyanفَوْقَüstündeٱلَّذِينَkimselerimكَفَرُوٓا۟inkar edenإِلَىٰkadarيَوْمِgününeٱلْقِيَٰمَةِثُمَّsonraإِلَىَّbana olacaktırمَرْجِعُكُمْdönüşünüzفَأَحْكُمُben hükmedeceğimبَيْنَكُمْaranızdaفِيمَاşeyler (hakkında)كُنتُمْsizinفِيهِondaتَخْتَلِفُونَayrılığa düştüğünüz

Hani Allah şöyle buyurmuştu: "Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkar edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَأَمَّاgelinceٱلَّذِينَkimselereكَفَرُوا۟inkar edenفَأُعَذِّبُهُمْonlara azabedeceğimعَذَابًاazaplaشَدِيدًاşiddetliفِىdünyada daٱلدُّنْيَاوَٱلْءَاخِرَةِوَمَاolmayacaktırلَهُمonlarınمِّنhiçbirنَّٰصِرِينَyardımcıları da

"İnkar edenlere gelince, onlara dünyada da, ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim. Onların hiç yardımcıları da olmayacaktır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَمَّاgelinceٱلَّذِينَkimselereءَامَنُوا۟inananوَعَمِلُوا۟ve yapanlaraٱلصَّٰلِحَٰتِiyi şeylerفَيُوَفِّيهِمْ(Allah) tam olarak verecektirأُجُورَهُمْوَٱللَّهُAllahلَاsevmezيُحِبُّٱلظَّٰلِمِينَzalimleri

"İman edip salih ameller işleyenlere gelince, Allah onların mükafatlarını tastamam verecektir. Allah, zalimleri sevmez."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizمَثَلَdurumuعِيسَىٰÎsa'nınعِندَyanındaٱللَّهِAllah'ınكَمَثَلِdurumu gibidirءَادَمَخَلَقَهُۥOnu yarattıمِنtopraktanتُرَابٍثُمَّsonraقَالَdedi kiلَهُۥonaكُنOl!فَيَكُونُve oldu

Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona "ol" dedi. O da hemen oluverdi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَمَنْkimحَآجَّكَseninle tartışmaya kalkarsaفِيهِoun hakkındaمِنۢsonraبَعْدِمَاşeylerdenجَآءَكَsana gelenمِنَilimdenٱلْعِلْمِفَقُلْde kiتَعَالَوْا۟gelinنَدْعُçağıralımأَبْنَآءَنَاoğullarımızıوَأَبْنَآءَكُمْve oğullarınızıوَنِسَآءَنَاve kadınlarımızı;وَنِسَآءَكُمْve kadınlarınızıوَأَنفُسَنَاve kendimiziوَأَنفُسَكُمْve kendiniziثُمَّsonraنَبْتَهِلْgönülden la'netle du'a edelim deفَنَجْعَلatalım (kılalım)لَّعْنَتَla'netiniٱللَّهِAllah'ınعَلَىüstüneٱلْكَٰذِبِينَyalancıların

Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah'ın lanetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizهَٰذَاbudurلَهُوَ(Îsa hakkındaki) oٱلْقَصَصُkıssa (öykü)ٱلْحَقُّوَمَاyokturمِنْhiçbirإِلَٰهٍtanrıإِلَّاbaşkaٱللَّهُوَإِنَّve elbetteٱللَّهَAllahلَهُوَOٱلْعَزِيزُazizdir (kesin galib)ٱلْحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibidir

Şüphesiz bu (İsa hakkındaki) gerçek kıssadır. Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiيَٰٓأَهْلَEy ehliٱلْكِتَٰبِKitapتَعَالَوْا۟gelinإِلَىٰbir kelimeyeكَلِمَةٍسَوَآءٍۭeşit olanبَيْنَنَاbizim aramızdaوَبَيْنَكُمْve sizin aranızdaأَلَّاibadet etmeyelimنَعْبُدَإِلَّاbaşkasınaٱللَّهَAllah'tanوَلَاortak koşmayalımنُشْرِكَبِهِۦO'naشَيْـًٔاhiçbirşeyiوَلَاedinmeyelimيَتَّخِذَبَعْضُنَاbazımızبَعْضًاbazımızıأَرْبَابًاtanrılarمِّنbaşkaدُونِٱللَّهِفَإِنeğerتَوَلَّوْا۟yüz çevirirlerseفَقُولُوا۟deyinٱشْهَدُوا۟şahid olunبِأَنَّاşüphesiz bizمُسْلِمُونَmüslümanlarız

De ki: "Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah'a ibadet edelim. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilah edinmesin." Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahit olun, biz müslümanlarız."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَهْلَey ehliٱلْكِتَٰبِKitapلِمَnedenتُحَآجُّونَtartışıyorsunuzفِىٓhakkındaإِبْرَٰهِيمَİbrahimوَمَآoysa indirilmiştirأُنزِلَتِٱلتَّوْرَىٰةُTevratوَٱلْإِنجِيلُve İncilإِلَّاancakمِنۢondan sonraبَعْدِهِۦٓأَفَلَاdüşünmüyor musunuz?تَعْقِلُونَ

Ey kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz. Oysa Tevrat da, İncil de ondan sonra indirilmiştir. Siz hiç düşünmüyor musunuz?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
هَٰٓأَنتُمْişte sizهَٰٓؤُلَآءِböylesinizحَٰجَجْتُمْtartışıyorsunuzفِيمَاolan şeyلَكُمsizinبِهِۦonun (hakkında)عِلْمٌbiraz bilginizفَلِمَama neden?تُحَآجُّونَtartışıyorsunuzفِيمَاhakkındaلَيْسَolmayanلَكُمsizinبِهِۦonun (hakkında)عِلْمٌوَٱللَّهُAllahيَعْلَمُbilirوَأَنتُمْve sizلَاbilmezsinizتَعْلَمُونَ

İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَاdeğildiكَانَإِبْرَٰهِيمُİbrahimيَهُودِيًّاyahudiوَلَاne deنَصْرَانِيًّاhıristiyanوَلَٰكِنfakatكَانَidiحَنِيفًاdosdoğruمُّسْلِمًاbir müslümanوَمَاve değildiكَانَمِنَmüşriklerdenٱلْمُشْرِكِينَ

İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah'ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir müslümandı. Allah'a ortak koşanlardan da değildi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّdoğrusuأَوْلَىen yakın olanıٱلنَّاسِinsanlarınبِإِبْرَٰهِيمَİbrahim'eلَلَّذِينَkimselerdirٱتَّبَعُوهُona uyan(lar)وَهَٰذَاve buٱلنَّبِىُّpeygamberوَٱلَّذِينَve kimselerdirءَامَنُوا۟وَٱللَّهُAllah daوَلِىُّdostudurٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlerin

Şüphesiz, insanların İbrahim'e en yakın olanı, elbette ona uyanlar, bir de bu peygamber (Muhammed) ve mü'minlerdir. Allah da mü'minlerin dostudur.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَدَّتistedi kiطَّآئِفَةٌbir grupمِّنْehlindenأَهْلِٱلْكِتَٰبِKitapلَوْeğerيُضِلُّونَكُمْsizi saptırsınlarوَمَاoysaيُضِلُّونَsaptırıyorlarإِلَّآsadeceأَنفُسَهُمْkendileriniوَمَاfarkında değillerيَشْعُرُونَ

Kitap ehlinden bir grup sizi saptırabilmeyi çok arzu etti. Oysa sadece kendilerini saptırıyorlar, fakat farkına varmıyorlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَهْلَEy ehliٱلْكِتَٰبِKitapلِمَniçinتَلْبِسُونَkarıştırıyorsunuzٱلْحَقَّhakkıبِٱلْبَٰطِلِbatıllaوَتَكْتُمُونَve gizliyorsunuzٱلْحَقَّgerçeğiوَأَنتُمْve sizتَعْلَمُونَbildiğiniz halde

Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batılla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَتve dedi kiطَّآئِفَةٌbir grupمِّنْehlindenأَهْلِٱلْكِتَٰبِKitapءَامِنُوا۟inanınبِٱلَّذِىٓolanaأُنزِلَindirilmişعَلَىüzerineٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inanan(lara)وَجْهَönündeٱلنَّهَارِgününوَٱكْفُرُوٓا۟ve inkar edinءَاخِرَهُۥsonundaلَعَلَّهُمْbelki onlarيَرْجِعُونَdönerler

Kitap ehlinden bir grup, "Mü'minlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkar edin, belki onlar (size bakarak) dönerler" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاve güvenmeyinتُؤْمِنُوٓا۟إِلَّاbaşkasınaلِمَنkimsedenتَبِعَuyanدِينَكُمْsizin dininizeقُلْde kiإِنَّşüphesizٱلْهُدَىٰHidayetهُدَىhidayetidirٱللَّهِAllah'ınأَنverilmesinden (mi?)يُؤْتَىٰٓأَحَدٌbirineمِّثْلَbenzerininمَآşeyinأُوتِيتُمْsize verilenأَوْveyaيُحَآجُّوكُمْ(aleyhinize) deliller getireceklerinden (mi?)عِندَhuzurundaرَبِّكُمْقُلْde kiإِنَّşüphesizٱلْفَضْلَLutufبِيَدِelindedirٱللَّهِAllah'ınيُؤْتِيهِonu verirمَنkimseyeيَشَآءُوَٱللَّهُAllah'ınوَٰسِعٌ(lutfu) geniştirعَلِيمٌ(O her şeyi) bilendir

"Sizin dininize uyandan başkasına inanmayın" (dediler). De ki: "Şüphesiz hidayet, Allah'ın hidayetidir. Birine, size verilenin benzerinin verilmesinden veya Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getireceklerinden ötürü mü (böyle söylüyorsunuz)?" De ki: "Lütuf Allah'ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمِنْأَهْلِٱلْكِتَٰبِKitapمَنْöylesi (vardır ki)إِنeğerتَأْمَنْهُona emanet bıraksanبِقِنطَارٍyüklerle malيُؤَدِّهِۦٓonu öderإِلَيْكَsanaوَمِنْهُمve onlardanمَّنْöylesi (de vardır ki)إِنeğerتَأْمَنْهُona versenبِدِينَارٍbir dinarلَّاonu ödemezيُؤَدِّهِۦٓإِلَيْكَsanaإِلَّاbaşka türlüمَاsürekliدُمْتَعَلَيْهِbaşınaقَآئِمًاذَٰلِكَbuبِأَنَّهُمْonların (içindir)قَالُوا۟dedikleriلَيْسَyokturعَلَيْنَاbizeفِىkarşıٱلْأُمِّيِّۦنَümmilereسَبِيلٌbir yol (sorumluluk)وَيَقُولُونَve söylüyorlarعَلَىkarşıٱللَّهِAllah'aٱلْكَذِبَyalanوَهُمْve onlarيَعْلَمُونَbile bile

"Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, "Ümmilere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur" demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
بَلَىٰHayırمَنْkimأَوْفَىٰyerine getirirبِعَهْدِهِۦsözünüوَٱتَّقَىٰve (günahtan) korunursaفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllah (da)يُحِبُّseverٱلْمُتَّقِينَkorunanları

Hayır! (Gerçek, onların dediği değil.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, şüphesiz Allah da sakınanları sever.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimseler (var ya)يَشْتَرُونَsatanlarبِعَهْدِverdikleri sözüٱللَّهِAllah'aوَأَيْمَٰنِهِمْve yeminleriniثَمَنًاparayaقَلِيلًاaz birأُو۟لَٰٓئِكَişteلَاyokturخَلَٰقَbir payıلَهُمْonlarınفِىahiretteٱلْءَاخِرَةِوَلَاonlara konuşmayacakيُكَلِّمُهُمُٱللَّهُAllahوَلَاbakmayacakيَنظُرُإِلَيْهِمْonlaraيَوْمَgünüٱلْقِيَٰمَةِkıyametوَلَاve onları yüceltmeyecektirيُزَكِّيهِمْوَلَهُمْve onlar için vardırعَذَابٌbir azabأَلِيمٌacıklı

Şüphesiz, Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِنَّve şüphesizمِنْهُمْonlardanلَفَرِيقًاbir grup (var ki)يَلْوُۥنَeğip bükerlerأَلْسِنَتَهُمdilleriniبِٱلْكِتَٰبِKitaplaلِتَحْسَبُوهُsiz sanasınız diyeمِنَKitaptanٱلْكِتَٰبِوَمَا(halbuki) yokturهُوَoمِنَKitaptaٱلْكِتَٰبِوَيَقُولُونَve derlerهُوَoمِنْkatındandırعِندِٱللَّهِAllahوَمَاoysa değildirهُوَoمِنْkatındanعِندِٱللَّهِAllahوَيَقُولُونَve söylerlerعَلَىkarşıٱللَّهِAllah'aٱلْكَذِبَyalanوَهُمْve onlarيَعْلَمُونَbile bile

Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki, Kitab'dan olmadığı halde Kitab'dan sanasınız diye (okudukları) Kitap'tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve, "Bu, Allah katındandır" derler. Halbuki o, Allah katından değildir. Bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَاmümkün değildirكَانَلِبَشَرٍhiçbir insanınأَنona vermesinden (sonra)يُؤْتِيَهُٱللَّهُAllahٱلْكِتَٰبَKitapوَٱلْحُكْمَhüküm (hikmet)وَٱلنُّبُوَّةَve peygamberlikثُمَّsonra (o kalksın)يَقُولَdemesiلِلنَّاسِinsanlaraكُونُوا۟olunعِبَادًاkul(lar)لِّىbanaمِنbırakıpدُونِٱللَّهِAllah'ıوَلَٰكِنfakat (der ki)كُونُوا۟olunرَبَّٰنِيِّۦنَRabbe halis kullarبِمَاşeyler gereğinceكُنتُمْolduğunuzتُعَلِّمُونَokuyorٱلْكِتَٰبَKitapوَبِمَاveكُنتُمْolduğunuzتَدْرُسُونَöğretiyor

Allah'ın, kendisine Kitab'ı, hükmü (hikmeti) ve peygamberliği verdiği hiçbir insanın, "Allah'ı bırakıp bana kullar olun" demesi düşünülemez. Fakat (şöyle öğüt verir:) "Öğretmekte ve derinlemesine incelemekte olduğunuz Kitap uyarınca rabbaniler (Allah'ın istediği örnek ve dindar kullar) olun."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاve size emretmezيَأْمُرَكُمْأَنdiyeتَتَّخِذُوا۟edininٱلْمَلَٰٓئِكَةَMelekleriوَٱلنَّبِيِّۦنَve peygamberleriأَرْبَابًاأَيَأْمُرُكُمsize emreder mi?بِٱلْكُفْرِinkar etmeyiبَعْدَsonraإِذْolduktanأَنتُمsizمُّسْلِمُونَmüslümanlar

Onun size, "Melekleri ve peygamberleri ilahlar edinin." diye emretmesi de düşünülemez. Siz müslüman olduktan sonra, o size hiç inkarı emreder mi?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْve ne zamanأَخَذَalmıştıٱللَّهُAllahمِيثَٰقَşöyle sözٱلنَّبِيِّۦنَpeygamberlerdenلَمَآelbetteءَاتَيْتُكُمsize verdimمِّنKitapكِتَٰبٍوَحِكْمَةٍve hikmetثُمَّsonraجَآءَكُمْgeldiğindeرَسُولٌbir peygamberمُّصَدِّقٌdoğrulayıcıلِّمَاbulunan(Kitap)ıمَعَكُمْyanınızdaلَتُؤْمِنُنَّmutlaka inanacakبِهِۦonaوَلَتَنصُرُنَّهُۥقَالَdemiştiءَأَقْرَرْتُمْbunu kabul ettiniz mi?وَأَخَذْتُمْve aldınız mı?عَلَىٰüzerinizeذَٰلِكُمْbu husustaإِصْرِىقَالُوٓا۟dedilerأَقْرَرْنَاقَالَdediفَٱشْهَدُوا۟o halde tanık olunوَأَنَا۠ben deمَعَكُمsizinle beraberمِّنَtanık olanlardanımٱلشَّٰهِدِينَ

Hani, Allah peygamberlerden, "Andolsun, size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz" diye söz almış ve, "Bunu kabul ettiniz mi; verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?" demişti. Onlar, "Kabul ettik" demişlerdi. Allah da, "Öyleyse şahid olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım" demişti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَفَغَيْرَbaşkasını mıدِينِdinindenٱللَّهِAllah'ınيَبْغُونَarıyorlarوَلَهُۥٓoysa O'naأَسْلَمَteslim olmuşturمَنolanların hepsiفِىgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِوَٱلْأَرْضِve yerdeطَوْعًاisteyerekوَكَرْهًاve(ya) istemeyerekوَإِلَيْهِve O'naيُرْجَعُونَdöndürüleceklerdir

Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez O'na boyun eğmişken ve O'na döndürülüp götürülecekken onlar Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiءَامَنَّاinandıkبِٱللَّهِAllah'aوَمَآşeyeأُنزِلَindirilenعَلَيْنَاbizeوَمَآve şeyeأُنزِلَindirilenعَلَىٰٓİbrahim'eإِبْرَٰهِيمَوَإِسْمَٰعِيلَve İsma'il'eوَإِسْحَٰقَve İshak'aوَيَعْقُوبَve Ya'kub'aوَٱلْأَسْبَاطِve sıbtlaraوَمَآve şeyeأُوتِىَverilenمُوسَىٰMusa'yaوَعِيسَىٰve Îsa'yaوَٱلنَّبِيُّونَve peygamberlereمِنtarafındanرَّبِّهِمْRableriلَاayırım yapmayızنُفَرِّقُبَيْنَarasındaأَحَدٍhiçbirininمِّنْهُمْonlarوَنَحْنُve bizلَهُۥO'naمُسْلِمُونَteslim olanlarız

De ki: "Allah'a, bize indirilene (Kur'an'a), İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve Yakuboğullarına indirilene, Musa'ya, İsa'ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz O'na teslim olanlarız."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَنve kimيَبْتَغِararsaغَيْرَbaşkaٱلْإِسْلَٰمِİslam'danدِينًاbir dinفَلَن(bilsin ki) aslaيُقْبَلَ(o din) kabul edilmeyecekمِنْهُondanوَهُوَve oفِىahiretteٱلْءَاخِرَةِمِنَkaybedenlerden olacaktırٱلْخَٰسِرِينَ

Kim İslam'dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
كَيْفَnasılيَهْدِىyol gösterirٱللَّهُAllahقَوْمًاbir toplumaكَفَرُوا۟inkar edenبَعْدَsonraإِيمَٰنِهِمْİman ettiktenوَشَهِدُوٓا۟ve gördüktenأَنَّgerçektenٱلرَّسُولَResul'ünحَقٌّhak olduğunuوَجَآءَهُمُve kendilerine geldiktenٱلْبَيِّنَٰتُوَٱللَّهُAllahلَاdoğru yola iletmezيَهْدِىٱلْقَوْمَtoplumuٱلظَّٰلِمِينَzalim

İman ettikten, Peygamberin hak olduğuna şahitlik ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra inkar eden bir toplumu Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah, zalim toplumu doğru yola iletmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أُو۟لَٰٓئِكَişteجَزَآؤُهُمْonların cezasıأَنَّgerçektenعَلَيْهِمْonların üzerine olmasıdırلَعْنَةَla'netiٱللَّهِAllah'ınوَٱلْمَلَٰٓئِكَةِve meleklerinوَٱلنَّاسِve insanlarınأَجْمَعِينَhepsinin

İşte onların cezası; Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lanetinin üzerlerine olmasıdır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِلَّاdışındaٱلَّذِينَkimselerتَابُوا۟tevbe edenمِنۢsonraبَعْدِذَٰلِكَondanوَأَصْلَحُوا۟ve uslananlarفَإِنَّçünküٱللَّهَAllahغَفُورٌçok bağışlayanرَّحِيمٌçok esirgeyendir

Ancak bundan sonra tövbe edip kendilerini düzeltenler müstesnadır. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَonlar kiكَفَرُوا۟inkar ettilerبَعْدَsonraإِيمَٰنِهِمْinandıktanثُمَّsonraٱزْدَادُوا۟arttıكُفْرًاinkarlarıلَّنkabul edilmeyecektirتُقْبَلَتَوْبَتُهُمْonların tevbeleriوَأُو۟لَٰٓئِكَve işteهُمُonlarٱلضَّآلُّونَsapıkların ta kendileridir

Şüphesiz iman ettikten sonra inkar eden, sonra da inkarda ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar sapıkların ta kendileridir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkar edenوَمَاتُوا۟ve ölenlerوَهُمْve onlarكُفَّارٌkafir olarakفَلَنkabul edilmeyecektirيُقْبَلَمِنْhiçbirindenأَحَدِهِممِّلْءُdolusuٱلْأَرْضِdünyaذَهَبًاaltınوَلَوِve olsa dahiٱفْتَدَىٰfidye vermişبِهِۦٓأُو۟لَٰٓئِكَişteلَهُمْonlar için vardırعَذَابٌbir azabأَلِيمٌacıklıوَمَاve yokturلَهُمonlarınمِّنhiçbirنَّٰصِرِينَyardımcıları

Şüphesiz inkar edip kafir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَنaslaتَنَالُوا۟eremezsinizٱلْبِرَّiyiliğeحَتَّىٰkadarتُنفِقُوا۟(Allah için) harcayıncayaمِمَّاşeylerdenتُحِبُّونَوَمَاve ne ki?تُنفِقُوا۟harcarsanızمِنherhangi birشَىْءٍşeydenفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahبِهِۦonuعَلِيمٌbilir

Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
كُلُّٱلطَّعَامِyiyeceklerكَانَidiحِلًّاhelalلِّبَنِىٓoğullarınaإِسْرَٰٓءِيلَİsrailإِلَّاdışındaمَاşeylerحَرَّمَharam kıldığıإِسْرَٰٓءِيلُİsrail'inعَلَىٰkendisineنَفْسِهِۦمِنönceقَبْلِأَنindirilmedenتُنَزَّلَٱلتَّوْرَىٰةُقُلْde kiفَأْتُوا۟getirinبِٱلتَّوْرَىٰةِTevrat'ıفَٱتْلُوهَآve okuyunإِنeğerكُنتُمْisenizصَٰدِقِينَdoğru

Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in (Yakub'un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat'ı getirip okuyun."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَمَنِartık kimٱفْتَرَىٰuydurursaعَلَىhakkındaٱللَّهِAllahٱلْكَذِبَbir yalanمِنۢsonra daبَعْدِذَٰلِكَbundanفَأُو۟لَٰٓئِكَişteهُمُonlarٱلظَّٰلِمُونَzalimlerdir

Artık bundan sonra Allah'a karşı kim yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiصَدَقَdoğru söylediٱللَّهُفَٱتَّبِعُوا۟öyle ise uyunمِلَّةَdinineإِبْرَٰهِيمَİbrahimحَنِيفًاhanif (Allah'ı birleyici) olarakوَمَا(O) değilكَانَidiمِنَortak koşanlardanٱلْمُشْرِكِينَ

De ki: "Allah, doğru söylemiştir. Öyle ise hakka yönelen İbrahim'in dinine uyun. O, Allah'a ortak koşanlardan değildi."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّdoğrusuأَوَّلَilkبَيْتٍevوُضِعَ(ma'bed olarak) kurulanلِلنَّاسِinsanlaraلَلَّذِىolandırبِبَكَّةَMekke'deمُبَارَكًاuğur bereketlidir'وَهُدًىve hidayet kaynağıdırلِّلْعَٰلَمِينَalemlere

Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke'de, alemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Ka'be'dir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فِيهِonda vardırءَايَٰتٌۢdelillerبَيِّنَٰتٌaçık açıkمَّقَامُMakamıإِبْرَٰهِيمَوَمَنve kimدَخَلَهُۥona girseكَانَgüvene ererءَامِنًاوَلِلَّهِAllah'ın bir hakkıdırعَلَىüzerindeٱلنَّاسِinsanlarحِجُّ(gidip) haccetmesiٱلْبَيْتِEv'eمَنِherkesinٱسْتَطَاعَgücü yetenإِلَيْهِonunسَبِيلًاوَمَنve kimكَفَرَnankörlük ederseفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahغَنِىٌّzengindirعَنِbütün alemlerdenٱلْعَٰلَمِينَ

Onda apaçık deliller, Makam-ı İbrahim vardır. Oraya kim girerse, güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkar ederse (bu hakkı tanınmazsa), şüphesiz Allah bütün alemlerden müstağnidir. (Kimseye muhtaç değildir, her şey O'na muhtaçtır.)

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiيَٰٓأَهْلَEy ehliٱلْكِتَٰبِKitapلِمَneden?تَكْفُرُونَinkar ediyorsunuzبِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınوَٱللَّهُAllahشَهِيدٌtanık ikenعَلَىٰşeylereمَاتَعْمَلُونَyaptığınız

De ki: "Ey kitab ehli! Allah, yaptıklarınızı görüp dururken Allah'ın ayetlerini niçin inkar ediyorsunuz?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiيَٰٓأَهْلَEy ehliٱلْكِتَٰبِKitapلِمَniçin?تَصُدُّونَçevirmeğe çalışıyorsunuzعَنyolundanسَبِيلِٱللَّهِAllahمَنْkimseleriءَامَنَinananتَبْغُونَهَاgöstermeğe yeltenerekعِوَجًاeğriوَأَنتُمْve sizشُهَدَآءُوَمَاdeğildirٱللَّهُAllahبِغَٰفِلٍhabersizعَمَّاyaptıklarınızdanتَعْمَلُونَ

De ki: "Ey kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde, niçin Allah'ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah'ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوٓا۟inanan(lar)إِنşayetتُطِيعُوا۟uyarsanızفَرِيقًاgrubaمِّنَherhangi birٱلَّذِينَkimselerdenأُوتُوا۟verilen(ler)ٱلْكِتَٰبَKitapيَرُدُّوكُمsizi döndürürlerبَعْدَsonraإِيمَٰنِكُمْimanınızdanكَٰفِرِينَkafir olarak

Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kafir yaparlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَكَيْفَve nasıl?تَكْفُرُونَinkar edersinizوَأَنتُمْve üstelik sizeتُتْلَىٰokunmaktaعَلَيْكُمْsizeءَايَٰتُayetleriٱللَّهِAllah'ınوَفِيكُمْve aranızda ikenرَسُولُهُۥوَمَنve kimيَعْتَصِمsarılırsaبِٱللَّهِAllah'aفَقَدْmuhakkak ki oهُدِىَiletilmiştirإِلَىٰyolaصِرَٰطٍمُّسْتَقِيمٍdoğru

Size Allah'ın ayetleri okunup dururken ve Allah'ın Resulü de aranızda iken dönüp nasıl inkar edersiniz? Kim Allah'a sımsıkı bağlanırsa, kesinlikle o, doğru yola iletilmiştir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inanan(lar)ٱتَّقُوا۟korkunٱللَّهَAllah'tanحَقَّhakkıylaتُقَاتِهِۦO'na yaraşır biçimdeوَلَاölmeyinتَمُوتُنَّإِلَّاdışındaوَأَنتُمsizمُّسْلِمُونَmüslümanlar olmak

Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa, öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱعْتَصِمُوا۟ve yapışınبِحَبْلِipineٱللَّهِAllah'ınجَمِيعًاtoplucaوَلَاayrılmayınتَفَرَّقُوا۟وَٱذْكُرُوا۟ve hatırlayınنِعْمَتَni'metiniٱللَّهِAllah'ınعَلَيْكُمْsize olanإِذْhaniكُنتُمْsiz idinizأَعْدَآءًbirbirinize düşmanفَأَلَّفَ(Allah) uzlaştırdıبَيْنَarasınıقُلُوبِكُمْkalblerinizinفَأَصْبَحْتُم(haline) geldinizبِنِعْمَتِهِۦٓO'un ni'metiyleإِخْوَٰنًاkardeşlerوَكُنتُمْsiz bulunuyordunuzعَلَىٰkenarında;شَفَاحُفْرَةٍbir çukurunمِّنَateştenٱلنَّارِفَأَنقَذَكُم(Allah) sizi kurtardıمِّنْهَاكَذَٰلِكَböyleيُبَيِّنُaçıklıyorٱللَّهُAllahلَكُمْsizeءَايَٰتِهِۦayetleriniلَعَلَّكُمْumulur kiتَهْتَدُونَyola gelirsiniz

Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلْتَكُنolsunمِّنكُمْiçinizdenأُمَّةٌbir toplulukيَدْعُونَçağıranإِلَىhayraٱلْخَيْرِوَيَأْمُرُونَve emredenبِٱلْمَعْرُوفِiyiliğiوَيَنْهَوْنَve men'edenعَنِkötülüktenٱلْمُنكَرِوَأُو۟لَٰٓئِكَişteهُمُonlarٱلْمُفْلِحُونَkurtuluşa erenlerdir

Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاolmayınتَكُونُوا۟كَٱلَّذِينَgibiتَفَرَّقُوا۟bölünüpوَٱخْتَلَفُوا۟ve ihtilaf edenlerمِنۢsonradanبَعْدِمَاkendilerine geldiktenجَآءَهُمُٱلْبَيِّنَٰتُوَأُو۟لَٰٓئِكَişte onlarلَهُمْ(evet) onlar için vardırعَذَابٌbir azabعَظِيمٌbüyük

Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَوْمَO günتَبْيَضُّağarırوُجُوهٌ(bazı) yüzlerوَتَسْوَدُّkararırوُجُوهٌفَأَمَّاo zamanٱلَّذِينَkimselereٱسْوَدَّتْkararanوُجُوهُهُمْyüzleriأَكَفَرْتُمinkar ettiniz ha? (denilir)بَعْدَsonraإِيمَٰنِكُمْinanmanızdanفَذُوقُوا۟öyle ise tadınٱلْعَذَابَazabıبِمَاkarşılıkكُنتُمْetmenizeتَكْفُرُونَinkar

O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, "İmanınızdan sonra inkar ettiniz, öyle mi? Öyle ise inkar etmenize karşılık azabı tadın" denilir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
تِلْكَişte onlarءَايَٰتُayetleridirٱللَّهِAllah'ınنَتْلُوهَاonları okuyoruzعَلَيْكَsanaبِٱلْحَقِّوَمَاAllahٱللَّهُيُرِيدُistemezظُلْمًاzulmetmekلِّلْعَٰلَمِينَalemlere

İşte bunlar Allah'ın, sana hak olarak okuduğumuz ayetleridir. Allah, alemlere hiç zulüm etmek istemez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلِلَّهِAllah'ındırمَاolanlarفِىgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِوَمَاve olanlarفِىyerdeٱلْأَرْضِوَإِلَىve Allah'aٱللَّهِتُرْجَعُdöndürülürٱلْأُمُورُbütün işler

Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. Bütün işler ancak Allah'a döndürülür.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
كُنتُمْsiz oldunuzخَيْرَen hayırlıأُمَّةٍbir ümmetأُخْرِجَتْçıkarılmışلِلنَّاسِinsanlar içinتَأْمُرُونَemrediyorsunuzبِٱلْمَعْرُوفِiyiliğiوَتَنْهَوْنَmen'ediyorsunuzعَنِkötülüktenٱلْمُنكَرِوَتُؤْمِنُونَve inanıyorsunuzبِٱللَّهِوَلَوْeğerءَامَنَinanmış olsaydıأَهْلُehliٱلْكِتَٰبِKitapلَكَانَelbette olurduخَيْرًاhayırlıلَّهُممِّنْهُمُonlardanٱلْمُؤْمِنُونَinananlar da varوَأَكْثَرُهُمُama çoklarıٱلْفَٰسِقُونَyoldan çıkmışlardır

Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah'a iman edersiniz. Kitap ehli de inansalardı elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan iman edenler de var. Ama pek çoğu fasık kimselerdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَنsize zarar veremezlerيَضُرُّوكُمْإِلَّآdışındaأَذًىوَإِنeğerيُقَٰتِلُوكُمْsizinle savaşsalar (bile)يُوَلُّوكُمُsize dönüp kaçarlarٱلْأَدْبَارَarkalarınıثُمَّsonraلَاonlara yardım da edilmezيُنصَرُونَ

Onlar size eziyetten başka bir zarar veremezler. Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra onlara yardım da edilmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ضُرِبَتْvurulmuşturعَلَيْهِمُonlaraٱلذِّلَّةُalçaklık (damgası)أَيْنَneredeمَاbulunsalarثُقِفُوٓا۟إِلَّاancak hariçبِحَبْلٍahdine (ipine)مِّنَAllah'ınٱللَّهِوَحَبْلٍve ahdine (ipine)مِّنَ(inanan) insanlarınٱلنَّاسِوَبَآءُوve uğradılarبِغَضَبٍgazabınaمِّنَAllah'ınٱللَّهِوَضُرِبَتْve vurulduعَلَيْهِمُüzerlerineٱلْمَسْكَنَةُذَٰلِكَböyledirبِأَنَّهُمْçünkü onlarكَانُوا۟inkar ediyorlarيَكْفُرُونَبِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınوَيَقْتُلُونَöldürüyorlardıٱلْأَنۢبِيَآءَpeygamberleriبِغَيْرِhaksız yereحَقٍّذَٰلِكَböyledirبِمَاçünküعَصَوا۟isyan etmişlerdiوَّكَانُوا۟ve haddi aşıyorlardıيَعْتَدُونَ

Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ve (mü'min) insanların güvencesine sığınmadıkça kendilerini zillet kaplamıştır. Onlar Allah'ın gazabına uğradılar ve yoksulluk onları kapladı. Bunun sebebi onların; Allah'ın ayetlerini inkar ediyor ve peygamberleri haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmekte ve (Allah'ın koyduğu) sınırları çiğnemekte oluşları idi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَيْسُوا۟سَوَآءًمِّنْehlindenأَهْلِٱلْكِتَٰبِKitapأُمَّةٌbir topluluk vardırقَآئِمَةٌayakta duranيَتْلُونَokuyarakءَايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınءَانَآءَsaatlerindeٱلَّيْلِgeceوَهُمْve onlarيَسْجُدُونَsecdeye kapanırlar

Onların (Kitap ehlinin) hepsi bir değildir. Kitap ehli içinde, gece saatlerinde ayakta duran, secdeye kapanarak Allah'ın ayetlerini okuyan bir topluluk da vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يُؤْمِنُونَinanırlarبِٱللَّهِAllah'aوَٱلْيَوْمِve gününeٱلْءَاخِرِوَيَأْمُرُونَve emrederبِٱلْمَعْرُوفِiyiliğiوَيَنْهَوْنَve men'ederlerعَنِkötülüktenٱلْمُنكَرِوَيُسَٰرِعُونَve koşarlarفِىhayır işlerineٱلْخَيْرَٰتِوَأُو۟لَٰٓئِكَişte onlarمِنَiyilerdendirٱلصَّٰلِحِينَ

Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar. İyiliği emrederler. Kötülükten men ederler, hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar salihlerdendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاve şeylerيَفْعَلُوا۟yapacaklarıمِنْiyiliktenخَيْرٍفَلَنinkar edilmeyecektirيُكْفَرُوهُوَٱللَّهُŞüphesiz Allahعَلِيمٌۢbilmektedirبِٱلْمُتَّقِينَ(günahlardan) korunanları

Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkar eden(ler)لَنyarar sağlamayacaktırتُغْنِىَعَنْهُمْonlaraأَمْوَٰلُهُمْmallarıوَلَآne deأَوْلَٰدُهُمevladlarıمِّنَkarşıٱللَّهِAllah'aشَيْـًٔاوَأُو۟لَٰٓئِكَve onlarأَصْحَٰبُhalkıdırٱلنَّارِهُمْonlarفِيهَاoradaخَٰلِدُونَsürekli kalacaklardır

İnkar edenlerin ne malları ne evlatları, onlara Allah'a karşı bir yarar sağlar. İşte onlar cehennemliktirler. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَثَلُdurumuمَاşeylerin (malların)يُنفِقُونَharcadıklarıفِىbuهَٰذِهِٱلْحَيَوٰةِdünyaٱلدُّنْيَاhayatındaكَمَثَلِbenzerرِيحٍbir rüzgaraفِيهَاkendisineصِرٌّdondurucuأَصَابَتْvurupحَرْثَekinineقَوْمٍbir topluluğunظَلَمُوٓا۟zulmedenأَنفُسَهُمْnefislerineفَأَهْلَكَتْهُوَمَاonlara zulmetmediظَلَمَهُمُٱللَّهُAllahوَلَٰكِنْfakatأَنفُسَهُمْonlar kendi kendilerineيَظْلِمُونَzulmediyorlardı

Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın durumu gibidir. Allah, onlara zulmetmedi. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inanan(lar)لَاedinmeyinتَتَّخِذُوا۟بِطَانَةًkendinize dostمِّنkendinizden başkasınıدُونِكُمْلَاonlar sizi geri durmazlarيَأْلُونَكُمْخَبَالًاbozmaktanوَدُّوا۟isterlerمَاşeyleriعَنِتُّمْsize sıkıntı verecekقَدْdoğrusuبَدَتِtaşmaktadırٱلْبَغْضَآءُöfkeمِنْonların ağızlarındanأَفْوَٰهِهِمْوَمَاşeyler (kin) iseتُخْفِىgizledikleriصُدُورُهُمْgöğüslerindeأَكْبَرُقَدْelbetteبَيَّنَّاaçıkladıkلَكُمُsizeٱلْءَايَٰتِإِنeğerكُنتُمْisenizتَعْقِلُونَdüşünüyor

Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size ayetleri açıkladık.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
هَٰٓأَنتُمْişte sizأُو۟لَآءِöyle kimselersiniz kiتُحِبُّونَهُمْonları seversinizوَلَاhalbuki onlar sizi sevmezlerيُحِبُّونَكُمْوَتُؤْمِنُونَve inanırsınızبِٱلْكِتَٰبِKitabınكُلِّهِۦhepsineوَإِذَاzamanلَقُوكُمْsizinle karşılaştıklarıقَالُوٓا۟derlerءَامَنَّاinandıkوَإِذَاve zamanخَلَوْا۟yalnız kaldıklarıعَضُّوا۟ısırırlarعَلَيْكُمُsize karşıٱلْأَنَامِلَparmak uçlarınıمِنَöfkedenٱلْغَيْظِقُلْde kiمُوتُوا۟ölünبِغَيْظِكُمْإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَلِيمٌۢbilirبِذَاتِözünüٱلصُّدُورِgöğüslerin

İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz halde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman "inandık" derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden ölün!" Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنeğerتَمْسَسْكُمْsize dokunsaحَسَنَةٌbir iyilikتَسُؤْهُمْonları tasalandırırوَإِنve eğerتُصِبْكُمْsize dokunsaسَيِّئَةٌbir kötülükيَفْرَحُوا۟sevinirlerبِهَاوَإِنeğerتَصْبِرُوا۟sabrederوَتَتَّقُوا۟ve korunursanızلَاsize zarar vermezيَضُرُّكُمْكَيْدُهُمْonların tuzağıشَيْـًٔاإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahبِمَاşeyleriيَعْمَلُونَonların yaptıklarıمُحِيطٌkuşatmıştır

Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْhaniغَدَوْتَsen erkendenمِنْailendenأَهْلِكَتُبَوِّئُayrılmıştınٱلْمُؤْمِنِينَmü'minleriمَقَٰعِدَyerleştiriyordunلِلْقِتَالِوَٱللَّهُAllah daسَمِيعٌişitendiعَلِيمٌbilendi

Hani sen mü'minleri (Uhud'da) savaş mevzilerine yerleştirmek için, sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِذْo vakitهَمَّتyüz tutmuştuطَّآئِفَتَانِiki takımمِنكُمْsizdenأَنkorkup bozulmayaتَفْشَلَاوَٱللَّهُhalbuki AllahوَلِيُّهُمَاوَعَلَىAllah'aٱللَّهِفَلْيَتَوَكَّلِdayansınlarٱلْمُؤْمِنُونَinananlar

Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْnitekimنَصَرَكُمُsize yardım etmiştiٱللَّهُAllahبِبَدْرٍBedir'deوَأَنتُمْve sizأَذِلَّةٌفَٱتَّقُوا۟O halde korkunٱللَّهَAllah'tanلَعَلَّكُمْumulur kiتَشْكُرُونَşükredersiniz

Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir'de yardım etmişti. O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِذْO zamanتَقُولُsen diyordunلِلْمُؤْمِنِينَmü'minlereأَلَنsize yetmez mi?يَكْفِيَكُمْأَنsize yardım etmesiيُمِدَّكُمْرَبُّكُمRabbinizinبِثَلَٰثَةِüçءَالَٰفٍbinمِّنَmelek ileٱلْمَلَٰٓئِكَةِمُنزَلِينَindirilmiş

Hani sen mü'minlere, "Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?" diyordun.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
بَلَىٰٓإِنeğerتَصْبِرُوا۟sabredersenizوَتَتَّقُوا۟ve korunursanızوَيَأْتُوكُمüzerinize gelselerمِّنonlar ansızınفَوْرِهِمْهَٰذَاşu (anda)يُمْدِدْكُمْsize yardım ederرَبُّكُمRabbinizبِخَمْسَةِbeşءَالَٰفٍbinمِّنَmelekleٱلْمَلَٰٓئِكَةِمُسَوِّمِينَnişanlı

Evet, sabrettiğiniz ve Allah'a karşı gelmekten sakındığınız takdirde; onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاonu yapmazجَعَلَهُٱللَّهُAllahإِلَّاancak (yapar)بُشْرَىٰmüjde olsun diyeلَكُمْsizeوَلِتَطْمَئِنَّve güven bulsun diyeقُلُوبُكُمkalblerinizبِهِۦوَمَاve yokturٱلنَّصْرُyardımإِلَّاancak( vardır)مِنْkatındaعِندِٱللَّهِAllahٱلْعَزِيزِdaima galibٱلْحَكِيمِhüküm ve hikmet sahibi

Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Yardım ve zafer ancak mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah katındadır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لِيَقْطَعَkessin diyeطَرَفًاbir kısmınıمِّنَkimselerdenٱلَّذِينَكَفَرُوٓا۟inkar eden(ler)أَوْyahutيَكْبِتَهُمْve perişan etsin deفَيَنقَلِبُوا۟dönüp gitsinler diyeخَآئِبِينَumutsuz olarak

Bir de Allah bunu, inkar edenlerden bir kısmını helak etsin veya perişan etsin de umutsuz olarak dönüp gitsinler diye yaptı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَيْسَyokturلَكَseninمِنَo konudaٱلْأَمْرِشَىْءٌ(yapacağın) bir şeyأَوْyaيَتُوبَ(Allah) tevbelerini kabul ederعَلَيْهِمْonlarınأَوْya daيُعَذِّبَهُمْonlara azab ederفَإِنَّهُمْşüphesiz onlar (diye)ظَٰلِمُونَzalimlerdir

Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya tövbelerini kabul edip onları affeder, ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلِلَّهِve Allah'ındırمَاolanlarفِىgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِوَمَاve olanlarفِىyerdeٱلْأَرْضِيَغْفِرُ(O) bağışlarلِمَنkimseyiيَشَآءُdilediğiوَيُعَذِّبُve azabederمَنdimseyeيَشَآءُوَٱللَّهُAllahغَفُورٌçok bağışlayanرَّحِيمٌçok esirgeyendir

Göklerdeki her şey ve yerdeki her şey Allah'ındır. O, dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inanan(lar)لَاyemeyinتَأْكُلُوا۟ٱلرِّبَوٰٓا۟ribaأَضْعَٰفًاkat katمُّضَٰعَفَةًوَٱتَّقُوا۟ve korkunٱللَّهَAllah'tanلَعَلَّكُمْumulur kiتُفْلِحُونَkurtuluşa erersiniz

Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَسَارِعُوٓا۟إِلَىٰbir bağışlanmayaمَغْفِرَةٍمِّنRabbinizdenرَّبِّكُمْوَجَنَّةٍve cenneteعَرْضُهَاgenişliğiٱلسَّمَٰوَٰتُgöklerleوَٱلْأَرْضُve yer kadar olanأُعِدَّتْhazırlanmışلِلْمُتَّقِينَkorunanlar için

Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلَّذِينَonlar kiيُنفِقُونَinfak ederlerفِىbolluktaٱلسَّرَّآءِوَٱلضَّرَّآءِve darlıktaوَٱلْكَٰظِمِينَyutkunurlarٱلْغَيْظَöfke(lerin)iوَٱلْعَافِينَve affederlerعَنِinsanlarıٱلنَّاسِوَٱللَّهُAllah daيُحِبُّseverٱلْمُحْسِنِينَgüzel davrananları

Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلَّذِينَve onlarإِذَاzamanفَعَلُوا۟yaptıklarıفَٰحِشَةًbir kötülükأَوْya daظَلَمُوٓا۟zulmettikleriأَنفُسَهُمْnefislerineذَكَرُوا۟hatırlayarakٱللَّهَAllah'ıفَٱسْتَغْفَرُوا۟bağışlanmasını dilerlerلِذُنُوبِهِمْgünahlarınınوَمَنve kimيَغْفِرُbağışlayabilirٱلذُّنُوبَgünahlarıإِلَّاbaşkaٱللَّهُAllah'tanوَلَمْve onlar ısrar etmezlerيُصِرُّوا۟عَلَىٰşeylerde (hatalarında)مَافَعَلُوا۟yaptıklarıوَهُمْonlarيَعْلَمُونَbile bile

Yine onlar, çirkin bir iş yaptıkları, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah'tan başka günahları kim bağışlar- ve bile bile işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أُو۟لَٰٓئِكَişteجَزَآؤُهُمonların mükafatıمَّغْفِرَةٌbağışlanmaمِّنtarafındanرَّبِّهِمْRableriوَجَنَّٰتٌve cennetlerdirتَجْرِىakanمِنaltlarındanتَحْتِهَاٱلْأَنْهَٰرُırmaklarخَٰلِدِينَsürekli kalırlarفِيهَاوَنِعْمَve ne güzeldirأَجْرُücretiٱلْعَٰمِلِينَçalışanların

İşte onların mükafatı Rab'leri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan cennetlerdir ki orada ebedi kalacaklardır. (Allah yolunda) çalışanların mükafatı ne güzeldir!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَدْşüphesizخَلَتْuygulanmıştırمِنsizden önce deقَبْلِكُمْسُنَنٌyasalarفَسِيرُوا۟dolaşınفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِفَٱنظُرُوا۟ve görünكَيْفَnasılكَانَolduğunuعَٰقِبَةُsonununٱلْمُكَذِّبِينَyalanlayıcıların

Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنeğerيَمْسَسْكُمْsize dokunduysaقَرْحٌbir yaraفَقَدْmuhakkakمَسَّdokunmuştuٱلْقَوْمَo topluluğa daقَرْحٌbir yaraمِّثْلُهُۥوَتِلْكَişte oٱلْأَيَّامُgünlerنُدَاوِلُهَاbiz onları çeviririzبَيْنَarasındaٱلنَّاسِinsanlarوَلِيَعْلَمَ(bu) bilmesi içindirٱللَّهُAllah'ınٱلَّذِينَkimseleriءَامَنُوا۟inanan(ları)وَيَتَّخِذَve edinmesi içindirمِنكُمْsizdenشُهَدَآءَوَٱللَّهُAllahلَاsevmezيُحِبُّٱلظَّٰلِمِينَzalimleri

Eğer siz (Uhud'da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir'de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَمْyoksaحَسِبْتُمْsiz sandınızأَنgireceğiniziتَدْخُلُوا۟ٱلْجَنَّةَcenneteوَلَمَّاbilmedenيَعْلَمِٱللَّهُAllahٱلَّذِينَkimseleriجَٰهَدُوا۟cihad edenleriمِنكُمْiçinizdenوَيَعْلَمَ(sınayıp) bilmedenٱلصَّٰبِرِينَsabredenleri

Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْandolsun kiكُنتُمْsizتَمَنَّوْنَarzuluyordunuzٱلْمَوْتَölümüمِنönceقَبْلِأَنonunla karşılaşmadanتَلْقَوْهُفَقَدْişteرَأَيْتُمُوهُonu gördünüzوَأَنتُمْve sizتَنظُرُونَbakıp duruyorsunuz

Andolsun, siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاve değildirمُحَمَّدٌMuhammedإِلَّاbaşka (bir şey)رَسُولٌbir elçiقَدْmuhakkakخَلَتْgelip geçmiştirمِنondan önce deقَبْلِهِٱلرُّسُلُأَفَإِي۟نeğer şimdiمَّاتَo ölürأَوْveyaقُتِلَöldürülürseٱنقَلَبْتُمْgeriye mi döneceksiniz?عَلَىٰٓüzerindeأَعْقَٰبِكُمْوَمَنkimيَنقَلِبْgeriye dönerseعَلَىٰüzerindeعَقِبَيْهِökçesiفَلَنziyan veremezيَضُرَّٱللَّهَAllah'aشَيْـًٔاوَسَيَجْزِىve mükafatlandıracaktırٱللَّهُAllahٱلشَّٰكِرِينَşükredenleri

Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisin geriye dönerse, Allah'a hiçbir zarar veremez. Allah, şükredenleri mükafatlandıracaktır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاve yokturكَانَhiçbir kişi içinلِنَفْسٍأَنölmekتَمُوتَإِلَّاolmadanبِإِذْنِizniٱللَّهِAllah'ınكِتَٰبًاyazılmıştırمُّؤَجَّلًاوَمَنve kimيُرِدْisterseثَوَابَsevabını (menfaatini)ٱلدُّنْيَاdünyaنُؤْتِهِۦkendisine veririzمِنْهَاondanوَمَنve kimيُرِدْisterseثَوَابَsevabınıٱلْءَاخِرَةِنُؤْتِهِۦkendisine veririzمِنْهَاوَسَنَجْزِىve mükafatlandıracağızٱلشَّٰكِرِينَşükredenleri

Hiçbir kimse Allah'ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini isterse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret mükafatını isterse, ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükafatlandıracağız.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَكَأَيِّنnice var kiمِّنdenنَّبِىٍّقَٰتَلَçarpıştılarمَعَهُۥkendileriyle beraberرِبِّيُّونَRabbani (erenler)كَثِيرٌbirçokفَمَاyılmadılarوَهَنُوا۟لِمَآşeylerdenأَصَابَهُمْbaşlarında gelenفِىyolundaسَبِيلِٱللَّهِAllahوَمَاzayıflık göstermedilerضَعُفُوا۟وَمَاboyun eğmedilerٱسْتَكَانُوا۟وَٱللَّهُAllahيُحِبُّseverٱلصَّٰبِرِينَsabredenleri

Nice peygamberler var ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar, zaafa düşmediler, boyun eğmediler. Allah, sabredenleri sever.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاve değildiكَانَsözleriقَوْلَهُمْإِلَّآbaşkaأَنdemelerindenقَالُوا۟رَبَّنَاRabbimizٱغْفِرْbağışlaلَنَاbizimذُنُوبَنَاgünahlarımızıوَإِسْرَافَنَاve taşkınlığımızıفِىٓişimizdeأَمْرِنَاوَثَبِّتْve sağlam tutأَقْدَامَنَاayaklarımızıوَٱنصُرْنَاbize yardım eyleعَلَىkarşıٱلْقَوْمِtoplumunaٱلْكَٰفِرِينَkafirler

Onların sözleri ancak, "Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sağlam tut. Kafir topluma karşı bize yardım et" demekten ibaretti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَـَٔاتَىٰهُمُonlara verdiٱللَّهُAllah (da)ثَوَابَkarşılığınıٱلدُّنْيَاdünyaوَحُسْنَve en güzeliniثَوَابِkarşılığının;ٱلْءَاخِرَةِوَٱللَّهُ(çünkü) Allahيُحِبُّseverٱلْمُحْسِنِينَgüzel davrananları

Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiretin güzel mükafatını verdi. Allah, güzel davrananları sever.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوٓا۟inanan(lar)إِنeğerتُطِيعُوا۟ita'at edersenizٱلَّذِينَkimselereكَفَرُوا۟inkar eden(lere)يَرُدُّوكُمْsizi çevirirlerعَلَىٰٓüzereأَعْقَٰبِكُمْarkanız (küfre)فَتَنقَلِبُوا۟o zaman dönersinizخَٰسِرِينَkaybedenlere

Ey iman edenler! Siz eğer kafir olanlara uyarsanız sizi gerisin geriye (küfre) çevirirler de büsbütün hüsrana uğrarsınız.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
سَنُلْقِىsalacağızفِىkalblerineقُلُوبِٱلَّذِينَkimselerinكَفَرُوا۟inkar edenlerinٱلرُّعْبَkorkuبِمَآdolayıأَشْرَكُوا۟ortak koştuklarındanبِٱللَّهِAllah'aمَاşeyleriلَمْindirmediğiيُنَزِّلْبِهِۦkendilerineسُلْطَٰنًاوَمَأْوَىٰهُمُve gidecekleri yer deٱلنَّارُوَبِئْسَne kötüdürمَثْوَىvaracağı yerٱلظَّٰلِمِينَzalimlerin

Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah'a ortak koştuklarından dolayı; inkar edenlerin kalplerine korku salacağız. Barınakları da cehennemdir. Zalimlerin kalacakları yer ne kötüdür.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْelbetteصَدَقَكُمُsize doğruladıٱللَّهُAllahوَعْدَهُۥٓ(yardım) va'diniإِذْsüreceتَحُسُّونَهُمonları öldürdüğünüzبِإِذْنِهِۦحَتَّىٰٓnihayetإِذَاnezaman kiفَشِلْتُمْsiz korktunuzوَتَنَٰزَعْتُمْve (birbirinizle) çekiştinizفِىhakkındaٱلْأَمْرِ(verilen) emirوَعَصَيْتُمve isyan ettinizمِّنۢsonraبَعْدِمَآsize gösterdiktenأَرَىٰكُممَّاşey(galibiyet)iتُحِبُّونَمِنكُمsizdenمَّنkiminizيُرِيدُistiyorduٱلدُّنْيَاdünyayıوَمِنكُمve sizdenمَّنkiminizيُرِيدُistiyorduٱلْءَاخِرَةَثُمَّsonraصَرَفَكُمْ(Allah) geri çevirdiعَنْهُمْonlardanلِيَبْتَلِيَكُمْوَلَقَدْandolsun kiعَفَاbağışladıعَنكُمْوَٱللَّهُAllahذُوsahibidirفَضْلٍlütufعَلَىkarşıٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlere

Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za'f gösterdiniz. (Peygamber'in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü'minlere karşı çok lütufkardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِذْتُصْعِدُونَboyuna uzaklaşıyordunuzوَلَاdönüp bakmıyordunuzتَلْوُۥنَعَلَىٰٓhiç kimseyeأَحَدٍوَٱلرَّسُولُve Elçiيَدْعُوكُمْsizi çağırırkenفِىٓarkanızdanأُخْرَىٰكُمْفَأَثَٰبَكُمْbundan dolayı size verdiغَمًّۢاgamبِغَمٍّgam üstüneلِّكَيْلَاdiyeتَحْزَنُوا۟üzülmeyesinizعَلَىٰşeyeمَافَاتَكُمْelinizden gidenوَلَاvwمَآşeyeأَصَٰبَكُمْوَٱللَّهُAllahخَبِيرٌۢhaberdardırبِمَاşeylerdenتَعْمَلُونَyaptıklarınız(dan)

Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene, ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ثُمَّsonraأَنزَلَindirdiعَلَيْكُمsizeمِّنۢardındanبَعْدِٱلْغَمِّo üzüntününأَمَنَةًbir güvenنُّعَاسًاbir uykuيَغْشَىٰbürüyenطَآئِفَةًbir kısmınızıمِّنكُمْوَطَآئِفَةٌve bir kısmınız daقَدْdoğrusuأَهَمَّتْهُمْkaygısına düşmüştüأَنفُسُهُمْkendi canlarınınيَظُنُّونَbir zanda bulunuyorlarبِٱللَّهِAllah'a karşıغَيْرَhaksızٱلْحَقِّظَنَّzannı (gibi)ٱلْجَٰهِلِيَّةِيَقُولُونَdiyorlardıهَلvar mıلَّنَاbizeمِنَbu iştenٱلْأَمْرِمِنhiçbirشَىْءٍقُلْde kiإِنَّşüphesizٱلْأَمْرَişكُلَّهُۥbütünüyleلِلَّهِيُخْفُونَonlar gizliyorlarفِىٓiçlerindeأَنفُسِهِممَّاşeyleriلَاaçıklayamadıklarıيُبْدُونَلَكَيَقُولُونَdiyorlar kiلَوْşayetكَانَolsaydıلَنَاbizeمِنَbu iştenٱلْأَمْرِشَىْءٌbir şey (fayda)مَّاöldürülmezdikقُتِلْنَاهَٰهُنَاقُلde kiلَّوْşayetكُنتُمْolsaydınızفِىevlerinizde dahiبُيُوتِكُمْلَبَرَزَmutlaka boylardıٱلَّذِينَolanlarكُتِبَyazılmışعَلَيْهِمُüzerineٱلْقَتْلُöldürülme(si)إِلَىٰyatacakları yeriمَضَاجِعِهِمْوَلِيَبْتَلِىَve denemesi içindirٱللَّهُAllah'ınمَاolanıفِىiçindeصُدُورِكُمْgöğüslerinizوَلِيُمَحِّصَve açığa çıkarması içindirمَاolanıفِىiçindeقُلُوبِكُمْوَٱللَّهُAllahعَلِيمٌۢbilirبِذَاتِözünüٱلصُّدُورِgöğüslerin

Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah'a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; "Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok" diyorlardı. De ki: "Bütün iş, Allah'ındır." Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: "Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik." De ki: "Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimseleriتَوَلَّوْا۟yüz çevirip gidenمِنكُمْiçinizdenيَوْمَgünٱلْتَقَىkarşılaştığıٱلْجَمْعَانِiki topluluğunإِنَّمَاşüphesizٱسْتَزَلَّهُمُ(yoldan) kaydırmak istemiştiٱلشَّيْطَٰنُşeytanبِبَعْضِbazıمَاdolayıكَسَبُوا۟وَلَقَدْama elbetteعَفَاaffettiٱللَّهُAllahعَنْهُمْإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahغَفُورٌçok bağışlayandırحَلِيمٌhalimdir

İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip kaçanları, şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inananlarلَاolmayınتَكُونُوا۟كَٱلَّذِينَkimseler (gibi)كَفَرُوا۟inkar eden(ler)وَقَالُوا۟ve diyenler (gibi)لِإِخْوَٰنِهِمْkardeşleri içinإِذَاzamanضَرَبُوا۟sefere çıktıklarıفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِأَوْya daكَانُوا۟savaşa çıktıklarıغُزًّىلَّوْeğerكَانُوا۟olsalardıعِندَنَاbizim yanımızdaمَاölmezlerdiمَاتُوا۟وَمَاve öldürülmezlerdiقُتِلُوا۟لِيَجْعَلَyaparٱللَّهُAllahذَٰلِكَbu (düşünce ve sözlerini)حَسْرَةًbir dertفِىkalblerindeقُلُوبِهِمْوَٱللَّهُAllahtırيُحْىِۦyaşatanوَيُمِيتُوَٱللَّهُAllahبِمَاşeyleriتَعْمَلُونَyaptıklarınızبَصِيرٌgörmektedir

Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, "Onlar bizim yanımızda olsalardı, ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi" diyen inkarcılar gibi olmayın. Allah, bunu (bu düşünceyi) onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah, yaşatır ve öldürür. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَئِنeğerقُتِلْتُمْöldürülürفِىyolundaسَبِيلِٱللَّهِAllahأَوْya daمُتُّمْölürsenizلَمَغْفِرَةٌbağışlaması vardırمِّنَAllah'ınٱللَّهِوَرَحْمَةٌve rahmetiخَيْرٌdaha hayırlıdırمِّمَّاşeylerdenيَجْمَعُونَonların topladıkları

Andolsun, eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah'ın bağışlaması ve rahmeti onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَبِمَاsebebiyleرَحْمَةٍrahmetiمِّنَAllah'ınٱللَّهِلِنتَsen yumuşak davrandınلَهُمْوَلَوْeğerكُنتَolsaydınفَظًّاkabaغَلِيظَkatıٱلْقَلْبِyürekliلَٱنفَضُّوا۟dağılır giderlerdi'مِنْçevrendenحَوْلِكَفَٱعْفُöyleyse affetعَنْهُمْonlarıوَٱسْتَغْفِرْve mağfiret dileلَهُمْonlar içinوَشَاوِرْهُمْve onlara danışفِىişiniٱلْأَمْرِفَإِذَاzamanعَزَمْتَkarar verdiğinفَتَوَكَّلْdayanعَلَىAllah'aٱللَّهِإِنَّelbetteٱللَّهَAllahيُحِبُّseverٱلْمُتَوَكِّلِينَkendine dayanıp güvenenleri

Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah'tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah'a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنeğerيَنصُرْكُمُsize yardım ederseٱللَّهُAllahفَلَاartık yokturغَالِبَyenecekلَكُمْوَإِنve eğerيَخْذُلْكُمْsizi yüz üstü bırakırsaفَمَنkimdirذَاkimseٱلَّذِىيَنصُرُكُمsize yardım edebilecekمِّنۢO'ndan sonraبَعْدِهِۦوَعَلَىve Allah'aٱللَّهِفَلْيَتَوَكَّلِdayansınlarٱلْمُؤْمِنُونَMü'minler

Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü'minler, ancak Allah'a tevekkül etsinler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاve değildirكَانَolur şeyلِنَبِىٍّbir peygamberinأَنhiyanet etmesiيَغُلَّوَمَنve kimيَغْلُلْhıyanet ederseيَأْتِgetirirبِمَاşeyiغَلَّhıyanet ettiğiيَوْمَgünüٱلْقِيَٰمَةِثُمَّsonraتُوَفَّىٰtastamam verilirكُلُّherنَفْسٍkişiyeمَّاne kiكَسَبَتْkazandıوَهُمْve onlarلَاhiçbir haksızlığa uğratılmazlarيُظْلَمُونَ

Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Kim hıyanet ederse, kıyamet günü, hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَفَمَنِhiç olur mu?ٱتَّبَعَuyanرِضْوَٰنَrızasınaٱللَّهِAllah'ınكَمَنۢkimse gibiبَآءَuğrayanبِسَخَطٍhışmınaمِّنَAllah'ınٱللَّهِوَمَأْوَىٰهُve yeriجَهَنَّمُوَبِئْسَne kötüٱلْمَصِيرُsonuçtur orası

Allah'ın rızasına uyan kimse, Allah'ın gazabına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? O, ne kötü varılacak yerdir!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَقَدْandolsun kiمَنَّlutufta bulunduٱللَّهُAllahعَلَىkarşıٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlereإِذْgöndermekleبَعَثَفِيهِمْkendilerineرَسُولًاbir elçiمِّنْkendi içlerindenأَنفُسِهِمْيَتْلُوا۟okuyanعَلَيْهِمْonlaraءَايَٰتِهِۦ(Allah'ın) ayetleriniوَيُزَكِّيهِمْve kendilerini yüceltenوَيُعَلِّمُهُمُve kendilerine öğretenٱلْكِتَٰبَKitapوَٱلْحِكْمَةَve hikmetiوَإِنbulunuyorlarkenكَانُوا۟مِنdaha önceقَبْلُلَفِىiçindeضَلَٰلٍbir sapıklıkمُّبِينٍaçık

Andolsun, Allah, mü'minlere kendi içlerinden; onlara ayetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَوَلَمَّآiçin mi?أَصَٰبَتْكُمsize geldiğiمُّصِيبَةٌbir belaقَدْdoğrusuأَصَبْتُمonların başlarına getirdiğiniz haldeمِّثْلَيْهَاonun iki katınıقُلْتُمْdedinizأَنَّىٰnereden (başımıza geldi)هَٰذَاقُلْde kiهُوَO (bela)مِنْkendinizdendirعِندِأَنفُسِكُمْإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَلَىٰüzerineكُلِّherشَىْءٍşeyقَدِيرٌkadirdir

Onların (müşriklerin) başına (Bedir'de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud'da) sizin başınıza geldiğinde, "Bu, nereden başımıza geldi?" dediniz, öyle mi? De ki: "O (musibet), kendinizdendir." Şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَآve şeyأَصَٰبَكُمْsizin başınıza gelenيَوْمَgünٱلْتَقَىkarşılaştığıٱلْجَمْعَانِiki topluluğunفَبِإِذْنِancak izniyledirٱللَّهِAllah'ınوَلِيَعْلَمَve bilmesi içindirٱلْمُؤْمِنِينَinananları

(166-167) İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah'ın izniyledir. Bu da mü'minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), "Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin" denildi de onlar, "Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلِيَعْلَمَve bilmesi içindirٱلَّذِينَkimseleriنَافَقُوا۟وَقِيلَdendiği haldeلَهُمْonlaraتَعَالَوْا۟gelinقَٰتِلُوا۟savaşınفِىyolundaسَبِيلِٱللَّهِAllahأَوِya daٱدْفَعُوا۟قَالُوا۟dedilerلَوْeğerنَعْلَمُbilseydikقِتَالًاsavaş (olacağını)لَّٱتَّبَعْنَٰكُمْهُمْonlarلِلْكُفْرِküfreيَوْمَئِذٍo günأَقْرَبُyakın idilerمِنْهُمْondanلِلْإِيمَٰنِيَقُولُونَsöylüyorlarبِأَفْوَٰهِهِمağızlarıylaمَّاolmayanıلَيْسَفِىiçindeقُلُوبِهِمْوَٱللَّهُhalbuki Allahأَعْلَمُçok iyi bilmektedirبِمَاşeyiيَكْتُمُونَiçlerinde sakladıkları

(166-167) İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah'ın izniyledir. Bu da mü'minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), "Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin" denildi de onlar, "Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلَّذِينَkimselereقَالُوا۟diyen(lere)لِإِخْوَٰنِهِمْkardeşleri içinوَقَعَدُوا۟(Savaştan geri kalıp) oturarakلَوْeğerأَطَاعُونَاbizim sözümüzü tutsalardıمَاöldürülmezlerdiقُتِلُوا۟قُلْde kiفَٱدْرَءُوا۟haydi savınعَنْkendinizdenأَنفُسِكُمُٱلْمَوْتَölümüإِنeğerكُنتُمْisenizصَٰدِقِينَdoğrulardan

(Onlar), kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için, "Eğer bize uysalardı, öldürülmezlerdi" diyen kimselerdir. De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاsanmaتَحْسَبَنَّٱلَّذِينَkimseleriقُتِلُوا۟öldürülenleriفِىyolundaسَبِيلِٱللَّهِAllahأَمْوَٰتًۢابَلْbilakisأَحْيَآءٌ(onlar) diridirlerعِندَkatındaرَبِّهِمْRableriيُرْزَقُونَrızıklanmaktadırlar

(169-170) Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَرِحِينَsevinirlerبِمَآşeylerdenءَاتَىٰهُمُkendilerine verdikleriٱللَّهُAllah'ınمِنlutfundanفَضْلِهِۦوَيَسْتَبْشِرُونَve müjdelemek isterlerبِٱلَّذِينَkimselereلَمْhenüz yetişemeyen(lere)يَلْحَقُوا۟بِهِمkendilerineمِّنْarkalarındanخَلْفِهِمْأَلَّاkorku olmadığınaخَوْفٌعَلَيْهِمْonlaraوَلَاonlarınهُمْيَحْزَنُونَüzüntüye uğramayacaklarına

(169-170) Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَسْتَبْشِرُونَبِنِعْمَةٍni'metiniمِّنَAllah'ınٱللَّهِوَفَضْلٍve lutfunuوَأَنَّve muhakkakٱللَّهَAllah'ınلَاzayi etmeyeceğiniيُضِيعُأَجْرَecriniٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlerin

(Şehitler) Allah'ın nimetine, keremine ve Allah'ın, mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلَّذِينَO(mü'mi)nler kiٱسْتَجَابُوا۟çağrısına uydularلِلَّهِAllah'ınوَٱلرَّسُولِve Elçininمِنۢsonra bileبَعْدِمَآne kiأَصَابَهُمُisabet ettiٱلْقَرْحُلِلَّذِينَonlar için vardırأَحْسَنُوا۟güzel davrananlarمِنْهُمْonlardanوَٱتَّقَوْا۟ve korunanlar içinأَجْرٌbir ecirعَظِيمٌpek büyük

Onlar yaralandıktan sonra Allah'ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükafat vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلَّذِينَonlar kiقَالَdeyinceلَهُمُkendilerineٱلنَّاسُhalkإِنَّelbetteٱلنَّاسَ(Düşman) İnsanlarقَدْmuhakkakجَمَعُوا۟(ordu) toplamışlarلَكُمْsize karşıفَٱخْشَوْهُمْonlardan korkunفَزَادَهُمْ(bu söz) onların artırdıإِيمَٰنًاimanınıوَقَالُوا۟ve dediler kiحَسْبُنَاbize yeterٱللَّهُAllahوَنِعْمَve ne güzelٱلْوَكِيلُvekildir

Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, "İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun" dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَٱنقَلَبُوا۟geri döndülerبِنِعْمَةٍbir ni'metleمِّنَAllahtanٱللَّهِوَفَضْلٍve bolluklaلَّمْkendilerine dokunmadıيَمْسَسْهُمْسُوٓءٌhiçbir kötülükوَٱتَّبَعُوا۟ve uydularرِضْوَٰنَrızasınaٱللَّهِوَٱللَّهُAllahذُوsahibidirفَضْلٍlutufعَظِيمٍbüyük

Bundan dolayı Allah'tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah, büyük lütuf sahibidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّمَاşüphesizذَٰلِكُمُişte oٱلشَّيْطَٰنُşeytanيُخَوِّفُsizi korkutuyorأَوْلِيَآءَهُۥkendi dostlarındanفَلَاonlardan korkmayınتَخَافُوهُمْوَخَافُونِbenden korkunإِنeğerكُنتُمisenizمُّؤْمِنِينَinanmış

O şeytan sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. Onlardan korkmayın, eğer mü'min iseniz, benden korkun.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاseni üzmesinيَحْزُنكَٱلَّذِينَkimselerيُسَٰرِعُونَkoşan(lar)فِىinkaraٱلْكُفْرِإِنَّهُمْelbette onlarلَنzarar veremezlerيَضُرُّوا۟ٱللَّهَAllah'aشَيْـًٔايُرِيدُistiyorٱللَّهُAllahأَلَّاkoymamakيَجْعَلَلَهُمْonlaraحَظًّاhiçbir nasipفِىahiretteٱلْءَاخِرَةِوَلَهُمْve onlar için vardırعَذَابٌbir azabعَظِيمٌbüyük

Küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar, Allah'a hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah, onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. Onlar için büyük azap vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerٱشْتَرَوُا۟satın alan(lar)ٱلْكُفْرَinkarıبِٱلْإِيمَٰنِiman karşılığındaلَنzarar vermezlerيَضُرُّوا۟ٱللَّهَAllah'aشَيْـًٔاhiçbirوَلَهُمْve onlar için vardırعَذَابٌbir azabأَلِيمٌacıklı

İman karşılığında küfrü satın alanlar Allah'a hiçbir zarar veremezler. Onlar için elem verici bir azap vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاsanmasınlarيَحْسَبَنَّٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوٓا۟inkar edenlerأَنَّمَاkiنُمْلِىsüre vermemizلَهُمْkendilerineخَيْرٌhayırlıdırلِّأَنفُسِهِمْإِنَّمَاbiz süre veriyoruzنُمْلِىلَهُمْonlaraلِيَزْدَادُوٓا۟artırsınlar diyeإِثْمًاوَلَهُمْve onlar için vardırعَذَابٌbir azabمُّهِينٌalçaltıcı

İnkar edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin, sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz, onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَّاdeğildirكَانَٱللَّهُAllahلِيَذَرَbırakacakٱلْمُؤْمِنِينَmü'minleriعَلَىٰ(şu) üzerindeمَآbulunduğunuzأَنتُمْsizinعَلَيْهِ(hal) üzereحَتَّىٰkadarيَمِيزَayırıncayaٱلْخَبِيثَpis olanıمِنَtemizdenٱلطَّيِّبِوَمَاve değildirكَانَٱللَّهُAllahلِيُطْلِعَكُمْsizi vâkıf kılacakعَلَىüzerineٱلْغَيْبِgaybوَلَٰكِنَّfakatٱللَّهَAllahيَجْتَبِىseçerمِنelçilerindenرُّسُلِهِۦمَنkimiيَشَآءُفَـَٔامِنُوا۟o halde inanınبِٱللَّهِAllah'aوَرُسُلِهِۦوَإِنeğerتُؤْمِنُوا۟inanırوَتَتَّقُوا۟ve korunursanızفَلَكُمْsizin için vardırأَجْرٌbir mükafatعَظِيمٌbüyük

Allah, pisi temizden ayırıncaya kadar mü'minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). O halde, Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükafat vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاsanmasınlarيَحْسَبَنَّٱلَّذِينَkimselerيَبْخَلُونَcimrilik eden(ler)بِمَآne kiءَاتَىٰهُمُkendilerine vermiştirٱللَّهُAllahمِنlütfundanفَضْلِهِۦهُوَoخَيْرًاhayırlıdırلَّهُمبَلْ(hayır) bilakisهُوَoشَرٌّşerlidirلَّهُمْسَيُطَوَّقُونَboyunlarına dolandırılacaktırمَاşeylerبَخِلُوا۟cimrilik ettikleriبِهِۦonunlaيَوْمَgünüٱلْقِيَٰمَةِوَلِلَّهِAllah'ındırمِيرَٰثُmirasıٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلْأَرْضِوَٱللَّهُAllahبِمَاne kiتَعْمَلُونَyapıyorsunuzخَبِيرٌhaber alandır

Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir şerdir. Cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَّقَدْdoğrusuسَمِعَişittiٱللَّهُAllahقَوْلَsözünüٱلَّذِينَkimselerinقَالُوٓا۟diyen(lerin)إِنَّmuhakkakٱللَّهَAllahفَقِيرٌfakirdirوَنَحْنُve bizأَغْنِيَآءُسَنَكْتُبُyazacağızمَاşeyleriقَالُوا۟onların dedikleriوَقَتْلَهُمُve öldürmeleriniٱلْأَنۢبِيَآءَpeygamberleriبِغَيْرِhaksız yereحَقٍّوَنَقُولُve diyeceğizذُوقُوا۟tadınعَذَابَazabınıٱلْحَرِيقِyangın

Allah; "Şüphesiz, Allah fakirdir, biz zenginiz" diyenlerin sözünü elbette duydu. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacağız ve, "Tadın yangın azabını!" diyeceğiz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ذَٰلِكَbuبِمَاkarşılığıdırقَدَّمَتْyapıp öne sürdürdüğününأَيْدِيكُمْsizin ellerinizinوَأَنَّve şüphesizٱللَّهَAllahلَيْسَasla değildirبِظَلَّامٍzulmediciلِّلْعَبِيدِkullara

"Bu, kendi ellerinizin (önceden yapıp) gönderdiklerinin karşılığıdır." Allah, kullara asla zulmedici değildir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلَّذِينَonlar kiقَالُوٓا۟dedilerإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَهِدَand verdiإِلَيْنَآbizeأَلَّاinanmayalımنُؤْمِنَلِرَسُولٍhiçbir elçiye;حَتَّىٰkadarيَأْتِيَنَاbize getirinceyeبِقُرْبَانٍbir kurbanتَأْكُلُهُyiyeceğiٱلنَّارُقُلْde kiقَدْelbetteجَآءَكُمْsize gelmiştiرُسُلٌelçilerمِّنbenden önceقَبْلِىبِٱلْبَيِّنَٰتِaçık delillerleوَبِٱلَّذِىve bu dediğinizleقُلْتُمْفَلِمَniçinقَتَلْتُمُوهُمْonları öldürdünüzإِنeğerكُنتُمْidiysenizصَٰدِقِينَdoğru

Onlar, "Allah, bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti" dediler. De ki: "Benden önce size nice peygamberler, açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. Eğer doğru söyleyenler iseniz, niçin onları öldürdünüz?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَإِنeğerكَذَّبُوكَseni yalanladılarsaفَقَدْdoğrusuكُذِّبَyalanlanmıştıرُسُلٌpeygamberler deمِّنsenden önceقَبْلِكَجَآءُوgetirenبِٱلْبَيِّنَٰتِaçık delillerوَٱلزُّبُرِhikmetli sahifelerوَٱلْكِتَٰبِve Kitabıٱلْمُنِيرِaydınlatıcı

Eğer seni yalanladılarsa, senden önce açık delilleri, hikmetli sayfaları ve aydınlatıcı kitabı getiren peygamberler de yalanlanmıştı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
كُلُّherنَفْسٍcanذَآئِقَةُtadacaktırٱلْمَوْتِوَإِنَّمَاşüphesizتُوَفَّوْنَsize eksiksiz verilecektirأُجُورَكُمْecirlerinizيَوْمَgünüٱلْقِيَٰمَةِفَمَنkim ki hemenزُحْزِحَçekilip kurtarılırعَنِateş(in elin)denٱلنَّارِوَأُدْخِلَve sokulursaٱلْجَنَّةَcenneteفَقَدْişte oفَازَوَمَاve değildirٱلْحَيَوٰةُhayatıٱلدُّنْيَآdünyaإِلَّاbaşka bir şeyمَتَٰعُzevktenٱلْغُرُورِaldatıcı

Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَتُبْلَوُنَّفِىٓhususundaأَمْوَٰلِكُمْmallarınızوَأَنفُسِكُمْve canlarınızوَلَتَسْمَعُنَّve (sözler) duyacaksınızمِنَkendilerineٱلَّذِينَأُوتُوا۟verilenlerdenٱلْكِتَٰبَKitapمِنsizden önceقَبْلِكُمْوَمِنَkimselerdenٱلَّذِينَأَشْرَكُوٓا۟ortak koşan(lar)أَذًىinciticiكَثِيرًاوَإِنamaتَصْبِرُوا۟sabrederوَتَتَّقُوا۟ve korunursanızفَإِنَّşüphesizذَٰلِكَişte bunlarمِنْyapmağa değerعَزْمِٱلْأُمُورِişlerdendir

Andolsun, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْhaniأَخَذَalmıştıٱللَّهُAllahمِيثَٰقَsözٱلَّذِينَkendilerineأُوتُوا۟verilenlerdenٱلْكِتَٰبَKitapلَتُبَيِّنُنَّهُۥonu mutlaka açıklayacaksınızلِلنَّاسِinsanlaraوَلَاgizlemeyeceksinizتَكْتُمُونَهُۥفَنَبَذُوهُfakat onlar (verdikleri sözü) attılarوَرَآءَardınaظُهُورِهِمْsırtlarınınوَٱشْتَرَوْا۟ve aldılarبِهِۦkarşılığındaثَمَنًاbir paraقَلِيلًافَبِئْسَne kötüمَاşeyيَشْتَرُونَsatın alıyorlar

Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, "Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz" diye sağlam söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü, arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَاsanmaتَحْسَبَنَّٱلَّذِينَkimseleriيَفْرَحُونَsevinenبِمَآo ettiklerineأَتَوا۟وَّيُحِبُّونَve sevenlerinأَنövülmeyiيُحْمَدُوا۟بِمَاşeylerleلَمْyapmadıklarıيَفْعَلُوا۟فَلَاve zannetmeتَحْسَبَنَّهُمبِمَفَازَةٍkurtulacaklarınıمِّنَazabdanٱلْعَذَابِوَلَهُمْonlar için vardırعَذَابٌbir azabأَلِيمٌacıklı

Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için elem dolu bir azap vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّelbetteفِىyaratılışındaخَلْقِٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلْأَرْضِve yerinوَٱخْتِلَٰفِve gidip gelişindeٱلَّيْلِgeceninوَٱلنَّهَارِve gündüzünلَءَايَٰتٍلِّأُو۟لِىsahipleri içinٱلْأَلْبَٰبِsağduyu

Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için elbette ibretler vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلَّذِينَonlar kiيَذْكُرُونَanarlarٱللَّهَAllah'ıقِيَٰمًاayaktaوَقُعُودًاve oturarakوَعَلَىٰve üzerineجُنُوبِهِمْyanlarıوَيَتَفَكَّرُونَve düşünürlerفِىhakkındaخَلْقِyaratılışıٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلْأَرْضِve yerinرَبَّنَاRabbimiz (derler)مَاyaratmadınخَلَقْتَهَٰذَاbunuبَٰطِلًاboş yereسُبْحَٰنَكَsen yücesinفَقِنَاbizi koruعَذَابَazabındanٱلنَّارِateş

Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. "Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru" derler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
رَبَّنَآRabbimizإِنَّكَşüphesiz senمَنkimiتُدْخِلِsokarsanٱلنَّارَateşeفَقَدْmuhakkak kiأَخْزَيْتَهُۥوَمَاyokturلِلظَّٰلِمِينَzalimlerinمِنْhiçbirأَنصَارٍyardımcıları

"Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan, onu rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
رَّبَّنَآRabbimizإِنَّنَاşüphesiz bizسَمِعْنَاişittikمُنَادِيًاbir davetçiيُنَادِىçağıranلِلْإِيمَٰنِimanaأَنْinanın (diyerek)ءَامِنُوا۟بِرَبِّكُمْRabbinizeفَـَٔامَنَّارَبَّنَاRabbimizفَٱغْفِرْbağışlaلَنَاbizimذُنُوبَنَاgünahlarımızıوَكَفِّرْve örtعَنَّاkötülüklerimiziسَيِّـَٔاتِنَاوَتَوَفَّنَاve canımızı alمَعَberaberٱلْأَبْرَارِiyilerle

"Rabbimiz! Biz, 'Rabbinize iman edin' diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle beraber al."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
رَبَّنَاRabbimizوَءَاتِنَاve bize verمَاşeyiوَعَدتَّنَاva'dettiğinعَلَىٰelçilerineرُسُلِكَوَلَاbizi rezil perişan etme'تُخْزِنَايَوْمَgünüٱلْقِيَٰمَةِإِنَّكَzira senلَاcaymazsınتُخْلِفُٱلْمِيعَادَverdiğin sözden

"Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize va'dettiklerini ver bize. Kıyamet günü bizi rezil etme. Şüphesiz sen, va'dinden dönmezsin."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَٱسْتَجَابَve karşılık verdiلَهُمْonlaraرَبُّهُمْRableriأَنِّىelbette benلَآzayi etmeyeceğimأُضِيعُعَمَلَişiniعَٰمِلٍ(hiçbir) çalışanınمِّنكُمsizdenمِّنerkekذَكَرٍأَوْveyaأُنثَىٰبَعْضُكُمhepinizمِّنۢbirbirinizdensinizبَعْضٍفَٱلَّذِينَkimselerهَاجَرُوا۟göç eden(ler)وَأُخْرِجُوا۟ve çıkarılanlarمِنyurtlarındanدِيَٰرِهِمْوَأُوذُوا۟ve işkence edilenlerفِىbenim yolumdaسَبِيلِىوَقَٰتَلُوا۟ve vuruşanlarوَقُتِلُوا۟ve öldürülenlerلَأُكَفِّرَنَّelbette örteceğimعَنْهُمْonlarınسَيِّـَٔاتِهِمْkötülükleriniوَلَأُدْخِلَنَّهُمْve onları sokacağımجَنَّٰتٍcennetlereتَجْرِىakanمِنaltlarındanتَحْتِهَاٱلْأَنْهَٰرُırmaklarثَوَابًاbir karşılık olarakمِّنْkatındanعِندِٱللَّهِوَٱللَّهُAllahعِندَهُۥkatındadırحُسْنُen güzeliٱلثَّوَابِkarşılıkların

Rableri, onlara şu karşılığı verdi: "Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun, günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükafat olmak üzere, onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Mükafatın en güzeli Allah katındadır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَٰكِنِfakatٱلَّذِينَkimselereٱتَّقَوْا۟korkan(lara)رَبَّهُمْRablerindenلَهُمْvardırجَنَّٰتٌcennetlerتَجْرِىakanمِنaltlarındanتَحْتِهَاٱلْأَنْهَٰرُırmaklarخَٰلِدِينَebedi kalacaklarفِيهَاoradaنُزُلًاağırlanacaklardırمِّنْtarafındanعِندِٱللَّهِوَمَاbulunanlar iseعِندَyanındaٱللَّهِAllahخَيْرٌdaha hayırlıdırلِّلْأَبْرَارِiyiler için

Fakat Rablerine karşı gelmekten sakınanlar için, Allah katından bir konaklama yeri olarak, içinde ebedi kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah katında olan şeyler iyiler için daha hayırlıdır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِنَّdoğrusuمِنْehlindenأَهْلِٱلْكِتَٰبِKitapلَمَنöyleleri var kiيُؤْمِنُinanırlarبِٱللَّهِAllah'aوَمَآve şeyeأُنزِلَindirileneإِلَيْكُمْsizeوَمَآve şeyeأُنزِلَindirileneإِلَيْهِمْkendilerineخَٰشِعِينَsaygılıdırlarلِلَّهِAllah'a karşıلَاsatmazlarيَشْتَرُونَبِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınثَمَنًاparayaقَلِيلًاأُو۟لَٰٓئِكَonlarınلَهُمْvardırأَجْرُهُمْödülleriعِندَkatındaرَبِّهِمْإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahسَرِيعُçabuk görendirٱلْحِسَابِhesabı

Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah'a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah'a derinden saygı duyarak inanırlar. Allah'ın ayetlerini az bir değere satmazlar. Onlar var ya, işte onların, Rableri katında mükafatları vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inanan(lar)ٱصْبِرُوا۟sabredinوَصَابِرُوا۟ve sabırda direninوَرَابِطُوا۟ve savaşa hazırlıklı uyanık bulunun'وَٱتَّقُوا۟ve korkunٱللَّهَAllah'tanلَعَلَّكُمْumulur kiتُفْلِحُونَbaşarıya eresiniz

Ey iman edenler! Sabredin. Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin. (Cihat için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi