KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

KELİME DOSYASI

أَفْوَٰه

ağızları · ağızlariyle · ağızlarıyla · ağızlarıyle

Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com

Kullanım
12
Ayet
12
Sure
9

Kök: فوه

Ayetlerdeki kullanımlar

Vurgulu kelimeler bu kelime grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.

12 ayetin ilk 8 tanesi
يَٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inanan(lar)لَاedinmeyinتَتَّخِذُوا۟بِطَانَةًkendinize dostمِّنkendinizden başkasınıدُونِكُمْلَاonlar sizi geri durmazlarيَأْلُونَكُمْخَبَالًاbozmaktanوَدُّوا۟isterlerمَاşeyleriعَنِتُّمْsize sıkıntı verecekقَدْdoğrusuبَدَتِtaşmaktadırٱلْبَغْضَآءُöfkeمِنْonların ağızlarındanأَفْوَٰهِهِمْوَمَاşeyler (kin) iseتُخْفِىgizledikleriصُدُورُهُمْgöğüslerindeأَكْبَرُقَدْelbetteبَيَّنَّاaçıkladıkلَكُمُsizeٱلْءَايَٰتِإِنeğerكُنتُمْisenizتَعْقِلُونَdüşünüyor

Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size ayetleri açıkladık.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلِيَعْلَمَve bilmesi içindirٱلَّذِينَkimseleriنَافَقُوا۟وَقِيلَdendiği haldeلَهُمْonlaraتَعَالَوْا۟gelinقَٰتِلُوا۟savaşınفِىyolundaسَبِيلِٱللَّهِAllahأَوِya daٱدْفَعُوا۟قَالُوا۟dedilerلَوْeğerنَعْلَمُbilseydikقِتَالًاsavaş (olacağını)لَّٱتَّبَعْنَٰكُمْهُمْonlarلِلْكُفْرِküfreيَوْمَئِذٍo günأَقْرَبُyakın idilerمِنْهُمْondanلِلْإِيمَٰنِيَقُولُونَsöylüyorlarبِأَفْوَٰهِهِمağızlarıylaمَّاolmayanıلَيْسَفِىiçindeقُلُوبِهِمْوَٱللَّهُhalbuki Allahأَعْلَمُçok iyi bilmektedirبِمَاşeyiيَكْتُمُونَiçlerinde sakladıkları

(166-167) İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah'ın izniyledir. Bu da mü'minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), "Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin" denildi de onlar, "Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاٱلرَّسُولُElçiلَاseni üzmesinيَحْزُنكَٱلَّذِينَkimselerيُسَٰرِعُونَyarış eden(ler)فِىküfürdeٱلْكُفْرِمِنَonlar kiٱلَّذِينَقَالُوٓا۟derlerءَامَنَّاinandıkبِأَفْوَٰهِهِمْağızlariyleوَلَمْinanmamış ikenتُؤْمِنقُلُوبُهُمْوَمِنَve arasındaٱلَّذِينَolanlarهَادُوا۟سَمَّٰعُونَkulak verirlerلِلْكَذِبِyalanaسَمَّٰعُونَkulak verirlerلِقَوْمٍbir kavmeءَاخَرِينَbaşkaلَمْsana gelmemiş olanيَأْتُوكَيُحَرِّفُونَonlar kaydırırlarٱلْكَلِمَkelimeleriمِنۢbazısınınبَعْدِمَوَاضِعِهِۦيَقُولُونَderlerإِنْeğerأُوتِيتُمْsize verilirseهَٰذَاbuفَخُذُوهُalınوَإِنve eğerلَّمْverilmezseتُؤْتَوْهُفَٱحْذَرُوا۟وَمَنve biriniيُرِدِisterseٱللَّهُAllahفِتْنَتَهُۥşaşırtmakفَلَنsen yapamazsınتَمْلِكَلَهُۥonun içinمِنَkarşıٱللَّهِAllah'aشَيْـًٔاأُو۟لَٰٓئِكَişte onlarٱلَّذِينَo kimseler kiلَمْistememiştirيُرِدِٱللَّهُAllahأَنtemizlemesiniيُطَهِّرَقُلُوبَهُمْلَهُمْonlar için vardırفِىdünyadaٱلدُّنْيَاخِزْىٌوَلَهُمْve onlar için vardırفِىahirette deٱلْءَاخِرَةِعَذَابٌbir azabعَظِيمٌbüyük

Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları halde, ağızlarıyla "İnandık" diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler, sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: "Eğer size şu hüküm verilirse, onu tutun. O verilmezse sakının." Allah, kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah'a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah'ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir. Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
كَيْفَnasıl?وَإِنeğerيَظْهَرُوا۟onlar galib gelselerdiعَلَيْكُمْsizeلَاneيَرْقُبُوا۟gözetirlerdiفِيكُمْsizin hakkınızdaإِلًّاbir yakınlıkوَلَاne deذِمَّةًيُرْضُونَكُمsizi razı ederlerبِأَفْوَٰهِهِمْağızlarıylaوَتَأْبَىٰfakat (sizi) istemezقُلُوبُهُمْkalbleriوَأَكْثَرُهُمْve çokları daفَٰسِقُونَyoldan çıkmışlardır

Onların bir ahdi nasıl olabilir ki! Eğer onlar size üstün gelselerdi, sizin hakkınızda ne akrabalık (bağlarını), ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirlerdi. Ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye çalışıyorlar, oysa kalpleri buna karşı çıkıyor. Onların pek çoğu fasık kimselerdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَتِve dediler kiٱلْيَهُودُYahudilerعُزَيْرٌUzeyrٱبْنُoğludurٱللَّهِAllah'ınوَقَالَتِve dedilerٱلنَّصَٰرَىHıristiyanlarٱلْمَسِيحُMesihٱبْنُoğludurٱللَّهِذَٰلِكَbuقَوْلُهُمonların sözleridirبِأَفْوَٰهِهِمْيُضَٰهِـُٔونَbenzetiyorlarقَوْلَsözlerineٱلَّذِينَkimselerinكَفَرُوا۟inkar edenlerinمِنöncedenقَبْلُقَٰتَلَهُمُonları kahretsinٱللَّهُأَنَّىٰnasıl daيُؤْفَكُونَçevriliyorlar

Yahudiler, "Üzeyr, Allah'ın oğludur" dediler. Hıristiyanlar ise, "İsa Mesih, Allah'ın oğludur" dediler. Bu, onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkar etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah, onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يُرِيدُونَistiyorlarأَنsöndürmekيُطْفِـُٔوا۟نُورَnurunuٱللَّهِAllah'ınبِأَفْوَٰهِهِمْağızlariyleوَيَأْبَىhalbuki istemezٱللَّهُAllahإِلَّآbaşkasınıأَنtamamlamaktanيُتِمَّنُورَهُۥnurunuوَلَوْşayetكَرِهَhoşlanmasa daٱلْكَٰفِرُونَkafirler

Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler hoşlanmasalar da Allah, nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَلَمْsize gelmedi mi?يَأْتِكُمْنَبَؤُا۟haberiٱلَّذِينَkimselerinمِنsizden öncekilerinقَبْلِكُمْقَوْمِkavimlerininنُوحٍNuhوَعَادٍve Adوَثَمُودَوَٱلَّذِينَve kimselerinمِنۢonlardan sonra gelenبَعْدِهِمْلَاonları kimse bilmezيَعْلَمُهُمْإِلَّاbaşkaٱللَّهُجَآءَتْهُمْonlara getirdiرُسُلُهُمelçileriبِٱلْبَيِّنَٰتِkanıtlarفَرَدُّوٓا۟fakat koydularأَيْدِيَهُمْonlar elleriniفِىٓağızlarınaأَفْوَٰهِهِمْوَقَالُوٓا۟ve dediler kiإِنَّاmuhakkak bizكَفَرْنَاtanımayızبِمَآşeyiأُرْسِلْتُمsizinle gönderilenبِهِۦonunlaوَإِنَّاve bizلَفِىiçindeyizشَكٍّbir kuşkuمِّمَّاşeye karşıتَدْعُونَنَآbizi çağırdığınızإِلَيْهِonaمُرِيبٍderin

Sizden önceki Nuh, Ad, ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah'tan başkası bilmez- haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp, "Biz sizinle gönderileni inkar ediyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَّاyokturلَهُمonlarınبِهِۦbu husustaمِنْhiçbirعِلْمٍbilgisiوَلَاve yokturلِءَابَآئِهِمْكَبُرَتْne büyük (küstahça)كَلِمَةًsözتَخْرُجُçıkıyorمِنْağızlarındanأَفْوَٰهِهِمْإِنonlar söylemiyorlarيَقُولُونَإِلَّاbaşka bir şeyكَذِبًاyalandan

Bu konuda ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ne büyük bir söz (bu) ağızlarından çıkan! Onlar ancak yalan söylüyorlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi