KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

5. SURE · 120 AYET · 2804 KELİME

Mâide

المائدة

Kelime bağlantısı sözlüğe, İncele düğmesi dil bilgisi ve açıklamalara açılır.

يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوٓا۟inanan(lar)أَوْفُوا۟yerine getirinبِٱلْعُقُودِأُحِلَّتْhelal kılındıلَكُمsizin içinبَهِيمَةُdört ayaklıٱلْأَنْعَٰمِhayvanlarإِلَّاdışındakiمَاoku(nup açıkla)nacak olanlarınيُتْلَىٰعَلَيْكُمْsizeغَيْرَhelal saymamak şartiyleمُحِلِّىٱلصَّيْدِavlanmayıوَأَنتُمْsizحُرُمٌإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahيَحْكُمُhükmünü verirمَاneيُرِيدُistediği

Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin. İhramlı iken avlanmayı helal saymamanız kaydıyla, okunacak (bildirilecek) olanlardan başka hayvanlar, size helal kılındı. Şüphesiz Allah istediği hükmü verir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inanan(lar)لَاsaygısızlık etmeyinتُحِلُّوا۟شَعَٰٓئِرَişaretlerineٱللَّهِAllah'ınوَلَاveٱلشَّهْرَayaٱلْحَرَامَharamوَلَاveٱلْهَدْىَkurbanaوَلَاveٱلْقَلَٰٓئِدَgerdanlık(lı kurban)laraوَلَآveءَآمِّينَgelenlereٱلْبَيْتَBeyt-iٱلْحَرَامَHaram'aيَبْتَغُونَarzu ederekفَضْلًاlutfunuمِّنRablerininرَّبِّهِمْوَرِضْوَٰنًاوَإِذَاve zamanحَلَلْتُمْihramdan çıktığınızفَٱصْطَادُوا۟وَلَاsizi itmesinيَجْرِمَنَّكُمْشَنَـَٔانُbeslediğiniz kinقَوْمٍbir topluma karşıأَنdolayıصَدُّوكُمْsizi çevirdiklerindenعَنِMescid-iٱلْمَسْجِدِٱلْحَرَامِHaram'danأَنsuç işlemeğeتَعْتَدُوا۟وَتَعَاوَنُوا۟ve yardımlaşınعَلَىüzerindeٱلْبِرِّiyilikوَٱلتَّقْوَىٰوَلَاyardımlaşmayınتَعَاوَنُوا۟عَلَىüzerindeٱلْإِثْمِgünahوَٱلْعُدْوَٰنِوَٱتَّقُوا۟ve korkunٱللَّهَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllah'ınشَدِيدُçetindirٱلْعِقَابِazabı

Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Ka'be'ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. Sizi Mescid-i Haram'dan alıkoydular diye birtakımlarına beslediğiniz kin, sakın ha sizi, haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah'ın cezası çok şiddetlidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
حُرِّمَتْharam kılındıعَلَيْكُمُsizeٱلْمَيْتَةُleşوَٱلدَّمُve kanوَلَحْمُve etiٱلْخِنزِيرِdomuzوَمَآve şeylerأُهِلَّboğazlananلِغَيْرِbaşkası adınaٱللَّهِAllah'tanبِهِۦO'naوَٱلْمُنْخَنِقَةُve boğulmuşوَٱلْمَوْقُوذَةُve vurulmuşوَٱلْمُتَرَدِّيَةُve yukarıdan düşmüşوَٱلنَّطِيحَةُve boynuzlanmışوَمَآve şeyler (havyanlar)أَكَلَyediğiٱلسَّبُعُcanavarınإِلَّاhariçمَاsizin kestiklerinizذَكَّيْتُمْوَمَاve şeylerذُبِحَboğazlananعَلَىüzerineٱلنُّصُبِdikili taşlarوَأَنve kısmet (şans) aramanızتَسْتَقْسِمُوا۟بِٱلْأَزْلَٰمِذَٰلِكُمْbunlarفِسْقٌٱلْيَوْمَbugün artıkيَئِسَumudu kesmişlerdirٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkar eden(ler)مِنsizin dininizdenدِينِكُمْفَلَاonlardan korkmayınتَخْشَوْهُمْوَٱخْشَوْنِٱلْيَوْمَbugünأَكْمَلْتُolgunlaştırdımلَكُمْsizin içinدِينَكُمْdininiziوَأَتْمَمْتُve tamamladımعَلَيْكُمْsizeنِعْمَتِىni'metimiوَرَضِيتُve razı oldumلَكُمُsizin içinٱلْإِسْلَٰمَİslam'aدِينًافَمَنِkimٱضْطُرَّdaralırsaفِىaçlıktanمَخْمَصَةٍغَيْرَistekle yönelmedenمُتَجَانِفٍلِّإِثْمٍفَإِنَّdoğrusuٱللَّهَAllahغَفُورٌbağışlayandırرَّحِيمٌesirgeyendir

Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar üzerinde boğazlanan hayvanlar, bir de fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. İşte bütün bunlar fısk (Allah'a itaatten kopmak)tır. Bugün kafirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'ı seçtim. Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır, günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَسْـَٔلُونَكَsana soruyarlarمَاذَآneyinأُحِلَّhelal kılındığınıلَهُمْقُلْde kiأُحِلَّhelal kılındıلَكُمُsizeٱلطَّيِّبَٰتُوَمَاyetiştirdiğinizعَلَّمْتُممِّنَhayvanlarınٱلْجَوَارِحِمُكَلِّبِينَavcıتُعَلِّمُونَهُنَّöğreterekمِمَّاsize öğrettiğindenعَلَّمَكُمُٱللَّهُفَكُلُوا۟yeyinمِمَّآşeylerdenأَمْسَكْنَtuttuklarıعَلَيْكُمْsizin içinوَٱذْكُرُوا۟ve anınٱسْمَadınıٱللَّهِAllah'ınعَلَيْهِوَٱتَّقُوا۟korkunٱللَّهَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahسَرِيعُçabuk görendirٱلْحِسَابِhesabı

(Ey Muhammed!) Sana, kendilerine nelerin helal kılındığını soruyorlar. De ki: "Size temiz ve hoş olan şeyler, bir de Allah'ın size verdiği yeteneklerle eğitip alıştırdığınız avcı hayvanların tuttuğu (avlar) helal kılındı. Onların sizin için tuttuklarından yiyin. Onu (av için) salarken üzerine Allah'ın adını anın (besmele çekin). Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلْيَوْمَbugünأُحِلَّhelal kılındıلَكُمُsizeٱلطَّيِّبَٰتُوَطَعَامُve yemeğiٱلَّذِينَkendilerineأُوتُوا۟verilenlerinٱلْكِتَٰبَKitapحِلٌّhelalلَّكُمْsizeوَطَعَامُكُمْsizin yemeğiniz deحِلٌّhelaldirلَّهُمْوَٱلْمُحْصَنَٰتُve namuslu kadınlarمِنَinanan kadınlardanٱلْمُؤْمِنَٰتِوَٱلْمُحْصَنَٰتُve namuslu kadınlarمِنَkendilerineٱلَّذِينَأُوتُوا۟verilenlerdenٱلْكِتَٰبَKitapمِنsizden önceقَبْلِكُمْإِذَآzamanءَاتَيْتُمُوهُنَّverdiğinizأُجُورَهُنَّmehirleriniمُحْصِنِينَiffetli kişiler olarakغَيْرَzinadan kaçınanمُسَٰفِحِينَوَلَاve tutmayanمُتَّخِذِىٓأَخْدَانٍوَمَنve kimيَكْفُرْinkar ederseبِٱلْإِيمَٰنِimânıفَقَدْmuhakkakحَبِطَboşa çıkmıştırعَمَلُهُۥonun ameliوَهُوَve oفِىahiretteٱلْءَاخِرَةِمِنَkaybedenlerdendirٱلْخَٰسِرِينَ

Bu gün size temiz ve hoş şeyler helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helal, sizin yiyecekleriniz de onlara helaldir. Mü'min kadınlardan iffetli olanlarla, daha önce kendilerine kitap verilenlerden olan iffetli kadınlar da, mehirlerini vermeniz kaydıyla; evlenmek, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helaldir. Her kim de inanılması gerekenleri inkar ederse, bütün işlediği boşa gider. Ahirette de o, ziyana uğrayanlardandır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوٓا۟inanan(lar)إِذَاzamanقُمْتُمْdur(mak iste)diğinizإِلَىnamazaٱلصَّلَوٰةِفَٱغْسِلُوا۟yıkayınوُجُوهَكُمْyüzleriniziوَأَيْدِيَكُمْve elleriniziإِلَىkadarٱلْمَرَافِقِdirseklereوَٱمْسَحُوا۟ve meshedinبِرُءُوسِكُمْbaşlarınızıوَأَرْجُلَكُمْve ayaklarınızıإِلَىkadarٱلْكَعْبَيْنِوَإِنve eğerكُنتُمْisenizجُنُبًاcünüpفَٱطَّهَّرُوا۟وَإِنeğerكُنتُمisenizمَّرْضَىٰٓhastaأَوْyahutعَلَىٰüzerindeسَفَرٍseyahatأَوْyahutجَآءَgelmişseأَحَدٌbirinizمِّنكُمsizdenمِّنَtuvalettenٱلْغَآئِطِأَوْya daلَٰمَسْتُمُdokunmuşsaٱلنِّسَآءَkadınlaraفَلَمْveتَجِدُوا۟bulamamışsanızمَآءًsuفَتَيَمَّمُوا۟teyemmüm edinصَعِيدًاtoprağaطَيِّبًاtemizفَٱمْسَحُوا۟ve sürünبِوُجُوهِكُمْyüzlerinizeوَأَيْدِيكُمve ellerinizeمِّنْهُمَاistemiyorيُرِيدُٱللَّهُAllahلِيَجْعَلَçıkarmakعَلَيْكُمsizeمِّنْhiçbirحَرَجٍgüçlükوَلَٰكِنfakatيُرِيدُistiyorلِيُطَهِّرَكُمْsizi temizlemekوَلِيُتِمَّve tamamlamakنِعْمَتَهُۥni'metiniعَلَيْكُمْsize olanلَعَلَّكُمْumulur kiتَشْكُرُونَşükredersiniz

Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz, iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah, size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat O, sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱذْكُرُوا۟ve hatırlayınنِعْمَةَni'metiniٱللَّهِAllah'ınعَلَيْكُمْsize olanوَمِيثَٰقَهُve sözünüٱلَّذِىöyle kiوَاثَقَكُمverdinizبِهِۦٓO'naإِذْhaniقُلْتُمْdemiştinizسَمِعْنَاişittikوَأَطَعْنَاوَٱتَّقُوا۟korkunٱللَّهَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَلِيمٌۢbilirبِذَاتِözünüٱلصُّدُورِgöğüslerin

Allah'ın üzerinizdeki nimetini ve "işittik, itaat ettik" dediğinizde ona verdiğiniz ve sizi kendisiyle bağladığı sağlam sözü hatırlayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inanan(lar)كُونُوا۟olunقَوَّٰمِينَ(hakkı) ayakta tutanلِلَّهِAllah içinشُهَدَآءَşahidlik edenlerبِٱلْقِسْطِوَلَاsizi saptırmasınيَجْرِمَنَّكُمْشَنَـَٔانُduyduğunuz kinقَوْمٍbir topluluğaعَلَىٰٓkarşıأَلَّاadalettenتَعْدِلُوا۟ٱعْدِلُوا۟adil davranınهُوَbuأَقْرَبُdaha yakındırلِلتَّقْوَىٰوَٱتَّقُوا۟korkunٱللَّهَإِنَّkuşkusuzٱللَّهَAllahخَبِيرٌۢhaber almaktadırبِمَاşeyleriتَعْمَلُونَyaptıklarınız

Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun. Bu, Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَعَدَva'detmiştirٱللَّهُAllahٱلَّذِينَkimselereءَامَنُوا۟inanan(lara)وَعَمِلُوا۟ve yapanlaraٱلصَّٰلِحَٰتِلَهُمonlarındırمَّغْفِرَةٌbağışlamaوَأَجْرٌve mükafatعَظِيمٌbüyük

Allah, iman edip salih ameller işleyenler hakkında, "Onlar için bir bağışlama ve büyük bir mükafat vardır" diye vaatte bulunmuştur.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inanan(lar)ٱذْكُرُوا۟hatırlayınنِعْمَتَni'metiniٱللَّهِAllah'ınعَلَيْكُمْsize olanإِذْhaniهَمَّyeltenmiştiقَوْمٌbir toplulukأَنuzatmağa (saldırmaya)يَبْسُطُوٓا۟إِلَيْكُمْsizeأَيْدِيَهُمْelleriniفَكَفَّ(Allah) çekmiştiأَيْدِيَهُمْonların elleriniعَنكُمْوَٱتَّقُوا۟korkunٱللَّهَوَعَلَىveٱللَّهِAllah'aفَلْيَتَوَكَّلِdayansınlarٱلْمُؤْمِنُونَMü'minler

Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavüze) kalkışmıştı da, Allah (buna engel olmuş) onların ellerini sizden çekmişti. Allah'a karşı gelmekten sakının. Mü'minler yalnız Allah'a tevekkül etsinler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْأَخَذَalmıştıٱللَّهُAllahمِيثَٰقَsözبَنِىٓoğullarındanإِسْرَٰٓءِيلَİsrailوَبَعَثْنَاve göndermiştikمِنْهُمُiçlerindenٱثْنَىْiki (on iki)عَشَرَon (on iki)نَقِيبًاوَقَالَdemişti kiٱللَّهُAllahإِنِّىşüphesiz benمَعَكُمْلَئِنْeğerأَقَمْتُمُkılarsanızٱلصَّلَوٰةَnamazıوَءَاتَيْتُمُve verirsenizٱلزَّكَوٰةَzekatıوَءَامَنتُمve inanırsanızبِرُسُلِىelçilerimeوَعَزَّرْتُمُوهُمْve onlara yardım edersenizوَأَقْرَضْتُمُve borç verirsenizٱللَّهَAllah'aقَرْضًاbir borçحَسَنًاgüzelلَّأُكَفِّرَنَّelbette örterimعَنكُمْsizinسَيِّـَٔاتِكُمْgünahlarınızıوَلَأُدْخِلَنَّكُمْve sizi sokarımجَنَّٰتٍcennetlereتَجْرِىakanمِنaltlarındanتَحْتِهَاٱلْأَنْهَٰرُفَمَنkimكَفَرَinkar ederseبَعْدَsonraذَٰلِكَbundanمِنكُمْsizdenفَقَدْmuhakkakضَلَّsapmış olurسَوَآءَdüzٱلسَّبِيلِyoldan

Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah, şöyle demişti: "Sizinle beraberim. Andolsun eğer namazı kılar, zekatı verir ve elçilerime inanır, onları desteklerseniz, (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah'a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kim inkar ederse, mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَبِمَاsebebiyleنَقْضِهِمbozmalarıمِّيثَٰقَهُمْsözleriniلَعَنَّٰهُمْonları la'netledikوَجَعَلْنَاve yaptıkقُلُوبَهُمْkalbleriniقَٰسِيَةًيُحَرِّفُونَkaydırıyorlarٱلْكَلِمَkelimeleriعَنyerlerindenمَّوَاضِعِهِۦوَنَسُوا۟ve unuttularحَظًّاpay almayıمِّمَّاşeydenذُكِّرُوا۟öğütlenenبِهِۦوَلَاaslaتَزَالُdaimaتَطَّلِعُmuttali olursunعَلَىٰüzerinde (olduklarına)خَآئِنَةٍhainlikمِّنْهُمْonlardanإِلَّاhariçقَلِيلًاpek azıمِّنْهُمْفَٱعْفُyine de affetعَنْهُمْonlarıوَٱصْفَحْإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahيُحِبُّseverٱلْمُحْسِنِينَgüzel davrananları

İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç, onların daima bir hainliğini görüyorsun. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Çünkü Allah, iyilik yapanları sever.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمِنَveٱلَّذِينَkimselerinقَالُوٓا۟diyen(lerin)إِنَّاbizنَصَٰرَىٰٓhıristiyanızأَخَذْنَاalmıştıkمِيثَٰقَهُمْsözünüفَنَسُوا۟ama unuttularحَظًّاpay almayıمِّمَّاşeydenذُكِّرُوا۟öğütlenenبِهِۦkendilerineفَأَغْرَيْنَاbu yüzden saldıkبَيْنَهُمُaralarınaٱلْعَدَاوَةَdüşmanlıkوَٱلْبَغْضَآءَve kinإِلَىٰkadarيَوْمِgününeٱلْقِيَٰمَةِوَسَوْفَve yakındaيُنَبِّئُهُمُonlara haber verecektirٱللَّهُAllahبِمَاşeyleriكَانُوا۟olduklarıيَصْنَعُونَyapmakta

"Biz hıristiyanız" diyenlerden de sağlam söz almıştık. Ama onlar da akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını unuttular. Bu sebeple, biz de aralarına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kini salıverdik. Allah, ne yapmakta olduklarını onlara bildirecek!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَهْلَEy ehliٱلْكِتَٰبِKitapقَدْmuhakkakجَآءَكُمْsize geldiرَسُولُنَاelçimizيُبَيِّنُaçıklıyorلَكُمْsizeكَثِيرًاçoğunuمِّمَّاşeylerinكُنتُمْolduğunuzتُخْفُونَgizlemişمِنَKitaptanٱلْكِتَٰبِوَيَعْفُوا۟vaz geçiyorعَنçoğundanكَثِيرٍقَدْgerçektenجَآءَكُمsize gelmiştirمِّنَAllahtanٱللَّهِنُورٌbir nurوَكِتَٰبٌve bir Kitapمُّبِينٌaçık

Ey kitap ehli! Artık size elçimiz (Muhammed) gelmiştir. O, kitabınızdan gizleyip durduğunuz gerçeklerden birçoğunu sizlere açıklıyor, birçoğunu da affediyor. İşte size Allah'tan bir nur ve apaçık bir kitap (Kur'an) gelmiştir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَهْدِىiletirبِهِonunlaٱللَّهُAllahمَنِkimseleriٱتَّبَعَuyanرِضْوَٰنَهُۥrızasınaسُبُلَyollarınaٱلسَّلَٰمِesenlikوَيُخْرِجُهُمve onları çıkarırمِّنَkaranlıklardanٱلظُّلُمَٰتِإِلَىaydınlığaٱلنُّورِبِإِذْنِهِۦkendi izniyleوَيَهْدِيهِمْve iletirإِلَىٰbir yolaصِرَٰطٍمُّسْتَقِيمٍdosdoğru

Allah, onunla rızası peşinde olanları selamet yollarına iletir ve onları izniyle, karanlıklardan aydınlığa çıkarıp kendilerini dosdoğru bir yola iletir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَّقَدْandolsunكَفَرَküfre gitmişlerdirٱلَّذِينَkimselerقَالُوٓا۟diyen(ler)إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahهُوَoٱلْمَسِيحُMesih'tirٱبْنُoğluمَرْيَمَقُلْde kiفَمَنöyle ise kimيَمْلِكُsahipseمِنَkarşıٱللَّهِAllah'aشَيْـًٔاbir şeyeإِنْeğerأَرَادَisterseأَنhelak etmekيُهْلِكَٱلْمَسِيحَMesih'iٱبْنَoğluمَرْيَمَMeryemوَأُمَّهُۥve annesiniوَمَنve kimseleriفِىyeryüzündekiٱلْأَرْضِجَمِيعًاوَلِلَّهِAllah'ındırمُلْكُmülküٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerdeوَٱلْأَرْضِve yerdeوَمَاve bulunanlarınبَيْنَهُمَايَخْلُقُyaratırمَاdilediğiniيَشَآءُوَٱللَّهُAllahعَلَىٰheكُلِّشَىْءٍşeyiقَدِيرٌyapabilendir

Andolsun, "Allah, Meryem oğlu Mesih'tir", diyenler kesinlikle kafir oldular. De ki: "Şayet Allah, Meryem oğlu Mesih'i, onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese, Allah'a karşı kim ne yapabilir? Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah'ındır. Dilediğini yaratır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَتِve dedilerٱلْيَهُودُYahudilerوَٱلنَّصَٰرَىٰve hıristiyanlarنَحْنُbizأَبْنَٰٓؤُا۟oğullarıyızٱللَّهِAllah'ınوَأَحِبَّٰٓؤُهُۥقُلْde kiفَلِمَo halde niçinيُعَذِّبُكُمsize azabediyorبِذُنُوبِكُمبَلْhayırأَنتُمsiz deبَشَرٌbirer insansınızمِّمَّنْO'nun yaratıklarındanخَلَقَيَغْفِرُbağışlarلِمَنkimseyiيَشَآءُdilediğiوَيُعَذِّبُve azabederمَنkimseyeيَشَآءُوَلِلَّهِAllah'ındırمُلْكُmülküٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلْأَرْضِve yerinوَمَاbulunan herşeyinبَيْنَهُمَاوَإِلَيْهِO'nadırٱلْمَصِيرُdönüş de

(Bir de) yahudiler ve hıristiyanlar, "Biz Allah'ın oğulları ve sevgili kullarıyız" dediler. De ki: "Öyleyse (Allah) size neden günahlarınız sebebiyle azap ediyor? Hayır, siz de O'nun yarattıklarından bir beşersiniz." (Allah) dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunanların da hükümranlığı Allah'ındır. Dönüş de ancak O'nadır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَهْلَEy ehliٱلْكِتَٰبِKitapقَدْmuhakkakجَآءَكُمْsize geldiرَسُولُنَاElçimizيُبَيِّنُgerçekleri açıklıyanلَكُمْsizeعَلَىٰarasının kesildiği sıradaفَتْرَةٍمِّنَelçilerinٱلرُّسُلِأَنdemeyesinizتَقُولُوا۟مَاbize gelmediجَآءَنَامِنۢbir müjdeleyiciبَشِيرٍوَلَاve ne deنَذِيرٍفَقَدْişteجَآءَكُمsize geldiبَشِيرٌmüjdeleyiciوَنَذِيرٌوَٱللَّهُAllahعَلَىٰherكُلِّشَىْءٍşeyeقَدِيرٌkadirdir

Ey kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada, "Bize ne müjdeleyici bir peygamber geldi, ne de bir uyarıcı" demeyesiniz diye, işte size (hakikatı) açıklayan elçimiz (Muhammed) geldi. (Evet,) size bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْve haniقَالَdemiştiمُوسَىٰMusaلِقَوْمِهِۦkavmineيَٰقَوْمِEy kavmimٱذْكُرُوا۟hatırlayınنِعْمَةَni'metiniٱللَّهِAllah'ınعَلَيْكُمْsize olanإِذْzira (O)جَعَلَvar ettiفِيكُمْaranızdaأَنۢبِيَآءَpeygamberlerوَجَعَلَكُمve sizi yaptıمُّلُوكًاkrallarوَءَاتَىٰكُمve size verdiمَّاşeyleriلَمْvermediğiيُؤْتِأَحَدًاhiç kimseyeمِّنَdünyalardaٱلْعَٰلَمِينَ

Hani Musa, kavmine demişti ki: "Ey kavmim! Allah'ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani içinizden peygamberler çıkarmıştı. Sizi hükümdarlar kılmıştı ve (diğer) toplumlardan hiçbirine vermediğini size vermişti."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰقَوْمِEy kavmimٱدْخُلُوا۟girinٱلْأَرْضَtoprağaٱلْمُقَدَّسَةَKutsalٱلَّتِىkiكَتَبَyaz(ıp nasibet)diğiٱللَّهُAllah'ınلَكُمْsizeوَلَاdönmeyinتَرْتَدُّوا۟عَلَىٰٓarkanızaأَدْبَارِكُمْفَتَنقَلِبُوا۟yoksa dönersinizخَٰسِرِينَkaybedenlere

"Ey kavmim! Allah'ın size yazdığı kutsal toprağa girin. Sakın ardınıza dönmeyin. Yoksa ziyana uğrayanlar olursunuz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dediler kiيَٰمُوسَىٰٓEy Musaإِنَّşüphesizفِيهَاorada vardırقَوْمًاbir milletجَبَّارِينَzorbaوَإِنَّاve şüphesiz bizلَنoraya girmeyizنَّدْخُلَهَاحَتَّىٰkadarيَخْرُجُوا۟onlar çıkıncayaمِنْهَاoradanفَإِنeğerيَخْرُجُوا۟çıkarlarsaمِنْهَاoradanفَإِنَّاo zaman bizدَٰخِلُونَgireriz

Dediler ki: "Ey Musa! O (dediğin) topraklarda gayet güçlü, zorba bir millet var. Onlar oradan çıkmadıkça, biz oraya asla giremeyiz. Eğer oradan çıkarlarsa, biz de gireriz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdedi kiرَجُلَانِiki adamمِنَkimselerdenٱلَّذِينَيَخَافُونَkorkanlar(dan)أَنْعَمَni'met verdiğiٱللَّهُAllah'ınعَلَيْهِمَاkendilerineٱدْخُلُوا۟girinعَلَيْهِمُonların üzerineٱلْبَابَkapıdanفَإِذَاeğerدَخَلْتُمُوهُgirersenizفَإِنَّكُمْmuhakkak ki sizغَٰلِبُونَوَعَلَىveٱللَّهِAllah'aفَتَوَكَّلُوٓا۟dayanınإِنeğerكُنتُمisenizمُّؤْمِنِينَinanıyor

Korkanların içinden Allah'ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti: "Onların üzerine kapıdan girin. Oraya girdiniz mi artık siz kuşkusuz galiplersiniz. Eğer mü'minler iseniz, yalnızca Allah'a tevekkül edin."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dediler kiيَٰمُوسَىٰٓEy Musaإِنَّاşüphesiz bizلَنoraya girmeyizنَّدْخُلَهَآأَبَدًاaslaمَّاonlar olduğu süreceدَامُوا۟فِيهَافَٱذْهَبْgidinأَنتَsenوَرَبُّكَve Rabbinفَقَٰتِلَآsavaşınإِنَّاşüphesiz bizهَٰهُنَاburadaقَٰعِدُونَoturuyoruz

Dediler ki: "Ey Musa! Onlar orada bulundukça, biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin, onlarla savaşın. Biz burada oturacağız."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdediرَبِّYa Rabbiإِنِّىelbette benلَآmalik değilimأَمْلِكُإِلَّاbaşkasınaنَفْسِىkendimdenوَأَخِىفَٱفْرُقْayırبَيْنَنَاaramızıوَبَيْنَve arasınıٱلْقَوْمِtoplumunٱلْفَٰسِقِينَyoldan çıkmış

Musa, "Ey Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebilirim. Artık bizimle, o yoldan çıkmışların arasını ayır" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَ(Allah) buyurdu kiفَإِنَّهَاşüphesiz orasıمُحَرَّمَةٌyasaklandıعَلَيْهِمْأَرْبَعِينَkırkسَنَةًيَتِيهُونَşaşkın şaşkın dolaşacaklarفِىo yerdeٱلْأَرْضِفَلَاsen üzülmeتَأْسَعَلَىüzerineٱلْقَوْمِtoplumٱلْفَٰسِقِينَyoldan çıkmış

Allah, şöyle dedi: "O halde, orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır. Bu süre içinde yeryüzünde şaşkın şaşkın dönüp dolaşacaklar. Artık böyle yoldan çıkmış kavme üzülme."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱتْلُعَلَيْهِمْonlaraنَبَأَhaberiniٱبْنَىْiki oğlununءَادَمَAdemبِٱلْحَقِّgerçek olarakإِذْhaniقَرَّبَاsunmuşlardıقُرْبَانًاbirer kurbanفَتُقُبِّلَkabul edilmişمِنْbirindenأَحَدِهِمَاوَلَمْkabul edilmemiştiيُتَقَبَّلْمِنَötekindenٱلْءَاخَرِقَالَdemiştiلَأَقْتُلَنَّكَقَالَdediإِنَّمَاsadeceيَتَقَبَّلُkabul ederٱللَّهُAllahمِنَkorunanlardanٱلْمُتَّقِينَ

(Ey Muhammed!) Onlara, Adem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, "Andolsun seni mutlaka öldüreceğim" demişti. Öteki, "Allah, ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder" demişti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَئِنۢandolsun eğerبَسَطتَsen uzatırsanإِلَىَّbanaيَدَكَeliniلِتَقْتُلَنِىbeni öldürmek içinمَآbenأَنَا۠بِبَاسِطٍuzatmamيَدِىَelimiإِلَيْكَsanaلِأَقْتُلَكَإِنِّىٓçünkü benأَخَافُkorkarımٱللَّهَAllah'tanرَبَّRabbiٱلْعَٰلَمِينَalemlerin

"Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Çünkü ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنِّىٓbenأُرِيدُisterim kiأَنsen yüklenipتَبُوٓأَبِإِثْمِىbenim günahımıوَإِثْمِكَve kendi günahınıفَتَكُونَolasınمِنْhalkındanأَصْحَٰبِٱلنَّارِوَذَٰلِكَve budurجَزَٰٓؤُا۟cezasıٱلظَّٰلِمِينَzalimlerin

"Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın. İşte bu zalimlerin cezasıdır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَطَوَّعَتْçağırdıلَهُۥonuنَفْسُهُۥnefsiقَتْلَöldürmeyeأَخِيهِkardeşiniفَقَتَلَهُۥve onu öldürdüفَأَصْبَحَböylece olduمِنَziyana uğrayanlardanٱلْخَٰسِرِينَ

Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de (nefsine uyarak) onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَبَعَثَderken gönderdiٱللَّهُAllahغُرَابًاbir kargaيَبْحَثُeşeleyenفِىyeriٱلْأَرْضِلِيُرِيَهُۥona göstermek içinكَيْفَnasılيُوَٰرِىgömeceğiniسَوْءَةَcesediniأَخِيهِقَالَdediيَٰوَيْلَتَىٰٓey! yazık banaأَعَجَزْتُaciz miyimأَنْben olmayaأَكُونَمِثْلَgibiهَٰذَاşuٱلْغُرَابِkargaفَأُوَٰرِىَgömmektenسَوْءَةَcesediniأَخِىفَأَصْبَحَve olduمِنَpişman olanlardanٱلنَّٰدِمِينَ

Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten aciz miyim ben?" dedi. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مِنْsebepleأَجْلِذَٰلِكَişte buكَتَبْنَاyazdıkعَلَىٰüzerineبَنِىٓoğullarınaإِسْرَٰٓءِيلَİsrailأَنَّهُۥşüphesizمَنkimقَتَلَöldürürseنَفْسًۢاbir canıبِغَيْرِolmaksızınنَفْسٍbir cana karşılıkأَوْya daفَسَادٍbozgunculuğa karşıفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِفَكَأَنَّمَاsanki gibidirقَتَلَöldürmüşٱلنَّاسَinsanlarıجَمِيعًاbütünوَمَنْve kim deأَحْيَاهَاonu yaşatırsaفَكَأَنَّمَآgibi olurأَحْيَاyaşatmışٱلنَّاسَinsanlarıجَمِيعًاوَلَقَدْve andolsunجَآءَتْهُمْonlara getirdilerرُسُلُنَاelçilerimizبِٱلْبَيِّنَٰتِaçık delillerثُمَّamaإِنَّmuhakkakكَثِيرًاçoğuمِّنْهُمonlardanبَعْدَsonra daذَٰلِكَbundanفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِلَمُسْرِفُونَisraf etmektedirler

Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitap'ta) şunu yazdık: "Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır. Andolsun ki, onlara resullerimiz apaçık deliller (mucize ve ayetler) getirdiler. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hala) yeryüzünde aşırı gitmektedir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّمَاşüphesizجَزَٰٓؤُا۟cezasıٱلَّذِينَkimselerinيُحَارِبُونَsavaşanların;ٱللَّهَAllahوَرَسُولَهُۥve elçisiyleوَيَسْعَوْنَve çalışanlarınفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِفَسَادًاbozgunculuk yapmağaأَنöldürülmeleriيُقَتَّلُوٓا۟أَوْveyaيُصَلَّبُوٓا۟asılmalarıأَوْyadaتُقَطَّعَkesilmesiأَيْدِيهِمْellerininوَأَرْجُلُهُمve ayaklarınınمِّنْçaprazخِلَٰفٍأَوْveyaيُنفَوْا۟sürülmeleridirمِنَbulundukları yerdenٱلْأَرْضِذَٰلِكَbuلَهُمْonlar içinخِزْىٌbir rezilliktirفِىdünyadaٱلدُّنْيَاوَلَهُمْonlara vardırفِىÂhirette iseٱلْءَاخِرَةِعَذَابٌbir azabعَظِيمٌbüyük

Allah'a ve Resulüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut o yerden sürülmeleridir. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِلَّاhariçٱلَّذِينَkimselerتَابُوا۟tevbe eden(ler)مِنönceقَبْلِأَنele geçirmenizdenتَقْدِرُوا۟عَلَيْهِمْفَٱعْلَمُوٓا۟bilin kiأَنَّmuhakkakٱللَّهَAllahغَفُورٌbağışlayandırرَّحِيمٌesirgeyendir

Ancak onları ele geçirmenizden önce tövbe edenler bunun dışındadırlar. Artık Allah'ın çok bağışlayıcı, çok merhamet edici olduğunu bilin.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inanan(lar)ٱتَّقُوا۟korkunٱللَّهَAllah'tanوَٱبْتَغُوٓا۟ve arayınإِلَيْهِO'naٱلْوَسِيلَةَyolوَجَٰهِدُوا۟ve cihadedinفِىO'nun yolundaسَبِيلِهِۦلَعَلَّكُمْumulur kiتُفْلِحُونَkurtuluşa erersiniz

Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının, O'na yaklaşmaya vesile arayın ve O'nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkar eden(ler)لَوْeğerأَنَّşüphesizلَهُمkendilerinin olsaمَّاolanlarınفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِجَمِيعًاhepsiوَمِثْلَهُۥve onun bir katı dahaمَعَهُۥonunla beraberلِيَفْتَدُوا۟fidye verselerبِهِۦonuمِنْazabına karşılıkعَذَابِيَوْمِgünününٱلْقِيَٰمَةِkıyametمَاkabul edilmezتُقُبِّلَمِنْهُمْوَلَهُمْve onlar için vardırعَذَابٌbir azabأَلِيمٌacıklı

Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kafirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يُرِيدُونَisterlerأَنçıkmakيَخْرُجُوا۟مِنَateştenٱلنَّارِوَمَاve değillerdirهُمonlarبِخَٰرِجِينَçıkacakمِنْهَاوَلَهُمْve onlar için vardırعَذَابٌbir azabمُّقِيمٌsürekli

Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. Onlara sürekli bir azap vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلسَّارِقُve hırsızlık eden erkeğinوَٱلسَّارِقَةُve hırsızlık eden kadınınفَٱقْطَعُوٓا۟kesinأَيْدِيَهُمَاelleriniجَزَآءًۢbir ceza olarakبِمَاkarşılıkكَسَبَاyaptıklarınaنَكَٰلًاibret vericiمِّنَAllahtanٱللَّهِوَٱللَّهُve Allahعَزِيزٌdaima üstündürحَكِيمٌhüküm ve hikmet sahibidir

Yaptıklarına bir karşılık ve Allah'tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَمَنkimتَابَtevbe ederمِنۢsonraبَعْدِظُلْمِهِۦyaptığı haksızlıktanوَأَصْلَحَve uslanırsaفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahيَتُوبُtevbesini kabul ederعَلَيْهِإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahغَفُورٌbağışlayanرَّحِيمٌacıyandır

Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz, Allah onun tövbesini kabul eder. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَلَمْbilmez misin kiتَعْلَمْأَنَّşüphesizٱللَّهَAllah'aلَهُۥaittirمُلْكُmülküٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلْأَرْضِve yerinيُعَذِّبُazabederمَنkimseyeيَشَآءُdilediğiوَيَغْفِرُve bağışlarلِمَنkimseyiيَشَآءُوَٱللَّهُAllahعَلَىٰüzerineكُلِّherشَىْءٍşeyقَدِيرٌkadirdir

Bilmez misin ki, göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'a aittir. O, dilediğine azap eder, dilediğini de bağışlar. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاٱلرَّسُولُElçiلَاseni üzmesinيَحْزُنكَٱلَّذِينَkimselerيُسَٰرِعُونَyarış eden(ler)فِىküfürdeٱلْكُفْرِمِنَonlar kiٱلَّذِينَقَالُوٓا۟derlerءَامَنَّاinandıkبِأَفْوَٰهِهِمْağızlariyleوَلَمْinanmamış ikenتُؤْمِنقُلُوبُهُمْوَمِنَve arasındaٱلَّذِينَolanlarهَادُوا۟سَمَّٰعُونَkulak verirlerلِلْكَذِبِyalanaسَمَّٰعُونَkulak verirlerلِقَوْمٍbir kavmeءَاخَرِينَbaşkaلَمْsana gelmemiş olanيَأْتُوكَيُحَرِّفُونَonlar kaydırırlarٱلْكَلِمَkelimeleriمِنۢbazısınınبَعْدِمَوَاضِعِهِۦيَقُولُونَderlerإِنْeğerأُوتِيتُمْsize verilirseهَٰذَاbuفَخُذُوهُalınوَإِنve eğerلَّمْverilmezseتُؤْتَوْهُفَٱحْذَرُوا۟وَمَنve biriniيُرِدِisterseٱللَّهُAllahفِتْنَتَهُۥşaşırtmakفَلَنsen yapamazsınتَمْلِكَلَهُۥonun içinمِنَkarşıٱللَّهِAllah'aشَيْـًٔاأُو۟لَٰٓئِكَişte onlarٱلَّذِينَo kimseler kiلَمْistememiştirيُرِدِٱللَّهُAllahأَنtemizlemesiniيُطَهِّرَقُلُوبَهُمْلَهُمْonlar için vardırفِىdünyadaٱلدُّنْيَاخِزْىٌوَلَهُمْve onlar için vardırفِىahirette deٱلْءَاخِرَةِعَذَابٌbir azabعَظِيمٌbüyük

Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları halde, ağızlarıyla "İnandık" diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler, sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: "Eğer size şu hüküm verilirse, onu tutun. O verilmezse sakının." Allah, kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah'a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah'ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir. Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
سَمَّٰعُونَkulak verirlerلِلْكَذِبِyalanaأَكَّٰلُونَyerlerلِلسُّحْتِفَإِنeğerجَآءُوكَsana gelirlerseفَٱحْكُمhüküm verبَيْنَهُمْaralarındaأَوْyadaأَعْرِضْyüz çevirعَنْهُمْوَإِنeğerتُعْرِضْyüz çevirirsenعَنْهُمْonlardanفَلَنaslaيَضُرُّوكَsana zarar veremezlerشَيْـًٔاوَإِنْve eğerحَكَمْتَhüküm verirsenفَٱحْكُمhüküm verبَيْنَهُمaralarındaبِٱلْقِسْطِإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahيُحِبُّseverٱلْمُقْسِطِينَadalet yapanları

Onlar, yalanı çok dinleyen, haramı çok yiyenlerdir. Eğer sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Onlardan yüz çevirecek olursan, sana asla hiçbir zarar veremezler. Eğer hükmedecek olursan, aralarında adaletle hükmet. Çünkü Allah, adil davrananları sever.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَكَيْفَve nasılيُحَكِّمُونَكَseni hakem yapıyorlarوَعِندَهُمُyanlarında dururkenٱلتَّوْرَىٰةُTevratفِيهَاiçinde bulunanحُكْمُhükmüٱللَّهِAllah'ınثُمَّsonraيَتَوَلَّوْنَdönüyorlarمِنۢsonra daبَعْدِذَٰلِكَوَمَآdeğillerdirأُو۟لَٰٓئِكَonlarبِٱلْمُؤْمِنِينَinanıyor

Yanlarında, içinde Allah'ın hükmü bulunan Tevrat varken nasıl oluyor da seni hakem yapıyorlar, sonra bunun ardından verdiğin hükümden yüz çeviriyorlar? İşte onlar (kendi kitaplarına da, sana da) inanmış değillerdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّآgerçektenأَنزَلْنَاbiz indirdikٱلتَّوْرَىٰةَTevrat'ıفِيهَاonda vardırهُدًىyol göstermeوَنُورٌيَحْكُمُhüküm verirlerdiبِهَاonunlaٱلنَّبِيُّونَpeygamberlerٱلَّذِينَöyle kiأَسْلَمُوا۟İslam olmuşلِلَّذِينَkimselereهَادُوا۟yahudi(lere)وَٱلرَّبَّٰنِيُّونَve Rabbanilereوَٱلْأَحْبَارُve alimlereبِمَاdolayıٱسْتُحْفِظُوا۟korumakla görevlendirildiklerindenمِنKitabınıكِتَٰبِٱللَّهِAllah'ınوَكَانُوا۟idilerعَلَيْهِonun üzerineشُهَدَآءَفَلَاkorkmayınتَخْشَوُا۟ٱلنَّاسَinsanlardanوَٱخْشَوْنِbenden korkunوَلَاve satmayınتَشْتَرُوا۟بِـَٔايَٰتِىbenim ayetlerimiثَمَنًاbir parayaقَلِيلًاوَمَنve kimلَّمْhükmetmezseيَحْكُمبِمَآileأَنزَلَindirdiğiٱللَّهُAllah'ınفَأُو۟لَٰٓئِكَişteهُمُonlarٱلْكَٰفِرُونَkafirlerdir

Şüphesiz Tevrat'ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah'a) teslim olmuş nebiler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb'e adamış kimseler ile alimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah'ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat'ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu halde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve ayetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَكَتَبْنَاve yazdıkعَلَيْهِمْonlaraفِيهَآondaأَنَّmukakkakٱلنَّفْسَcanaبِٱلنَّفْسِcanوَٱلْعَيْنَve gözeبِٱلْعَيْنِgözوَٱلْأَنفَve burunaبِٱلْأَنفِburunوَٱلْأُذُنَve kulağaبِٱلْأُذُنِkulakوَٱلسِّنَّve dişeبِٱلسِّنِّdişوَٱلْجُرُوحَve yaralaraقِصَاصٌفَمَنkimتَصَدَّقَbağışlarsaبِهِۦbunuفَهُوَoكَفَّارَةٌkeffaret olurلَّهُۥوَمَنve kimلَّمْhükmetmezseيَحْكُمبِمَآileأَنزَلَindirdiğiٱللَّهُAllah'ınفَأُو۟لَٰٓئِكَişteهُمُonlarٱلظَّٰلِمُونَzalimlerdir

Onda (Tevrat'ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş kısas edilir. Yaralar da kısasa tabidir. Kim de bu hakkını bağışlar, sadakasına sayarsa o, kendisi için keffaret olur. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, zalimlerin ta kendileridir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَفَّيْنَاve gönderdikعَلَىٰٓüzerineءَاثَٰرِهِمonların ardındanبِعِيسَىÎsa'yıٱبْنِoğluمَرْيَمَMeryemمُصَدِّقًاdoğrulayıcı olarakلِّمَاolanبَيْنَellerindeيَدَيْهِمِنَTevrat'ıٱلتَّوْرَىٰةِوَءَاتَيْنَٰهُve ona verdikٱلْإِنجِيلَİncil'iفِيهِiçinde bulunanهُدًىyol göstermeوَنُورٌve nurوَمُصَدِّقًاve doğrulayanلِّمَاolanبَيْنَellerindeيَدَيْهِمِنَTevrat'ıٱلتَّوْرَىٰةِوَهُدًىve yol göstericiوَمَوْعِظَةًve öğütلِّلْمُتَّقِينَkorunanlar için

O peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa'yı, önündeki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona, içerisinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat'ı doğrulayan, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici ve bir öğüt olarak İncil'i verdik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلْيَحْكُمْhükmetsinlerأَهْلُsahipleriٱلْإِنجِيلِİncilبِمَآileأَنزَلَindirdiğiٱللَّهُAllah'ınفِيهِوَمَنve kimلَّمْhükmetmezseيَحْكُمبِمَآilrأَنزَلَindirdiğiٱللَّهُAllah'ınفَأُو۟لَٰٓئِكَişteهُمُonlarٱلْفَٰسِقُونَfasıklardır

İncil ehli Allah'ın onda indirdiği ile hükmetsin. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, fasıkların ta kendileridir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَنزَلْنَآve indirdikإِلَيْكَsanaٱلْكِتَٰبَKitabıبِٱلْحَقِّgerçekleمُصَدِّقًاdoğrulayıcıلِّمَاbulunanبَيْنَellerindeيَدَيْهِمِنَKitabıٱلْكِتَٰبِوَمُهَيْمِنًاve kollayıp koruyucu olarakعَلَيْهِفَٱحْكُمartık hükmetبَيْنَهُمonların aralarındaبِمَآileأَنزَلَindirdiğiٱللَّهُوَلَاve uymaتَتَّبِعْأَهْوَآءَهُمْonların keyiflerineعَمَّاsana gelenجَآءَكَمِنَgerçek(ten ayrılıp)ٱلْحَقِّلِكُلٍّher biriniz içinجَعَلْنَاbelirledikمِنكُمْsizdenشِرْعَةًbir şeri'atوَمِنْهَاجًاوَلَوْve eğerشَآءَisteseydiٱللَّهُAllahلَجَعَلَكُمْhepinizi yapardıأُمَّةًümmetوَٰحِدَةًbir tekوَلَٰكِنfakatلِّيَبْلُوَكُمْsizi sınamak istediفِىileمَآءَاتَىٰكُمْفَٱسْتَبِقُوا۟öyleyse koşunٱلْخَيْرَٰتِإِلَىAllah'adırٱللَّهِمَرْجِعُكُمْdönüşüجَمِيعًاhepinizinفَيُنَبِّئُكُمO size haber verecektirبِمَاşeyleriكُنتُمْolduğunuzفِيهِondaتَخْتَلِفُونَayrılığa düşmüş

(Ey Muhammed!) Sana da o Kitab'ı (Kur'an'ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah'ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp da onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَنِveٱحْكُمhükmetبَيْنَهُمaralarındaبِمَآileأَنزَلَindirdiğiٱللَّهُAllah'ınوَلَاuymaتَتَّبِعْأَهْوَآءَهُمْonların keyiflerineوَٱحْذَرْهُمْve onlardan sakınأَنseni şaşırtmalarındanيَفْتِنُوكَعَنۢbir kısmındanبَعْضِمَآşeylerinأَنزَلَindirdiğiٱللَّهُAllah'ınإِلَيْكَفَإِنeğerتَوَلَّوْا۟dönerlerseفَٱعْلَمْbil kiأَنَّمَاşüphesizيُرِيدُistiyorٱللَّهُAllahأَنonları felakete uğratmakيُصِيبَهُمبِبَعْضِbazıذُنُوبِهِمْوَإِنَّve şüphesizكَثِيرًاçoğuمِّنَinsanlardanٱلنَّاسِلَفَٰسِقُونَyoldan çıkmışlardır

Aralarında, Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur'an'ın bazı hükümlerinden) seni şaşırtmalarından sakın. Eğer yüz çevirirlerse, bil ki şüphesiz Allah, bazı günahları sebebiyle onları bir musibete çarptırmak istiyor. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَفَحُكْمَhükmünü mü?ٱلْجَٰهِلِيَّةِcahiliyyeيَبْغُونَوَمَنْkim olabilir?أَحْسَنُdaha güzelمِنَAllahtanٱللَّهِحُكْمًاhüküm verenلِّقَوْمٍbir toplum içinيُوقِنُونَiyi bilen

Onlar hala cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Kesin olarak inanacak bir toplum için, kimin hükmü Allah'ınkinden daha güzeldir?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inanan(lar)لَاedinmeyinتَتَّخِذُوا۟ٱلْيَهُودَyahudileriوَٱلنَّصَٰرَىٰٓve hıristiyanlarıأَوْلِيَآءَبَعْضُهُمْonların bır kısmıأَوْلِيَآءُvelileridirبَعْضٍوَمَنve kimيَتَوَلَّهُمonları kendine veli yaparsaمِّنكُمْsizdenفَإِنَّهُۥmukakkak oمِنْهُمْإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَاdoğru yola iletmezيَهْدِىٱلْقَوْمَtoplumuٱلظَّٰلِمِينَzalim

Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَتَرَىgörürsünٱلَّذِينَbulunanlarınفِىقُلُوبِهِمkalblerindeمَّرَضٌhastalıkيُسَٰرِعُونَkoştuklarınıفِيهِمْonların arasınaيَقُولُونَdiyerekنَخْشَىٰٓkorkuyoruzأَنbize gelmesindenتُصِيبَنَادَآئِرَةٌفَعَسَىbelkiٱللَّهُAllahأَنgetirir deيَأْتِىَبِٱلْفَتْحِfetihأَوْya daأَمْرٍbir işمِّنْkendi katındanعِندِهِۦفَيُصْبِحُوا۟onlar olurlarعَلَىٰüzerineمَآşeylerأَسَرُّوا۟gizledikleriفِىٓiçindeأَنفُسِهِمْnefisleriنَٰدِمِينَpişmanlık

İşte kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanların, "Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz" diyerek onların arasında koşup durduklarını görürsün. Ama Allah, yakın bir fetih veya katından bir emir getirir ve onlar içlerinde gizledikleri şeye (nifaka) pişman olurlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَيَقُولُve derlerٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوٓا۟inanan(lar)أَهَٰٓؤُلَآءِbunlar mı oٱلَّذِينَkimselerأَقْسَمُوا۟yemin edenlerبِٱللَّهِAllah'aجَهْدَgüçlüأَيْمَٰنِهِمْإِنَّهُمْkesinlikleلَمَعَكُمْحَبِطَتْboşa çıkmıştırأَعْمَٰلُهُمْbütün çabalarıفَأَصْبَحُوا۟olmuşlardırخَٰسِرِينَkaybedenlerden

(O zaman) iman edenler derler ki: "Sizinle beraber olduklarına dair var güçleriyle Allah'a yemin edenler şunlar mı?" Bunların çabaları boşa çıkmıştır. Böylece ziyan edenler olmuşlardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inanan(lar)مَنkimيَرْتَدَّdönerseمِنكُمْsizdenعَنdinindenدِينِهِۦفَسَوْفَyakındaيَأْتِىgetirecektirٱللَّهُAllahبِقَوْمٍbir toplumuيُحِبُّهُمْonları sevenوَيُحِبُّونَهُۥٓonlar da O'nu severlerأَذِلَّةٍalçak gönüllüdürlerعَلَىkarşıٱلْمُؤْمِنِينَMü'minlereأَعِزَّةٍonurlu ve şiddetlidirlerعَلَىkarşıٱلْكَٰفِرِينَkafirlereيُجَٰهِدُونَcihad ederlerفِىyolundaسَبِيلِٱللَّهِAllahوَلَاkorkmazlarيَخَافُونَلَوْمَةَkınamasındanلَآئِمٍذَٰلِكَbuفَضْلُbir lutfudurٱللَّهِAllah'ınيُؤْتِيهِonu verirمَنkimseyeيَشَآءُوَٱللَّهُAllah'(ın)وَٰسِعٌ(lutfu) geniştirعَلِيمٌbilendir

Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler. Onlar mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah'ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّمَاancakوَلِيُّكُمُsizin velinizٱللَّهُAllah(tır)وَرَسُولُهُۥve Elçisi(dir)وَٱلَّذِينَve mü'minlerdirءَامَنُوا۟ٱلَّذِينَöyle kiيُقِيمُونَkılanٱلصَّلَوٰةَnamazlarınıوَيُؤْتُونَve verenٱلزَّكَوٰةَzekatlarınıوَهُمْve onlarرَٰكِعُونَrüku'a varan

Sizin dostunuz ancak Allah'tır, Resulüdür ve Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekatı veren mü'minlerdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَنve kimيَتَوَلَّdost tutarsaٱللَّهَAllah'ıوَرَسُولَهُۥve Elçisiniوَٱلَّذِينَve kimseleriءَامَنُوا۟mü'minleriفَإِنَّyalnızحِزْبَtaraftarlarıdırٱللَّهِAllah'ınهُمُonlardırٱلْغَٰلِبُونَgalib gelecek olanlar

Kim Allah'ı, O'nun peygamberini ve inananları dost edinirse, bilsin ki şüphesiz Allah taraftarları galiplerin ta kendileridir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inanan(lar)لَاedinmeyinتَتَّخِذُوا۟ٱلَّذِينَkimseleriٱتَّخَذُوا۟edinen(leri)دِينَكُمْdininiziهُزُوًاeğlenceوَلَعِبًاve oyunمِّنَkimselerdenٱلَّذِينَأُوتُوا۟verilenler(den)ٱلْكِتَٰبَKitapمِنsizden önceقَبْلِكُمْوَٱلْكُفَّارَve kafirlerdenأَوْلِيَآءَوَٱتَّقُوا۟ve korkunٱللَّهَAllah'tanإِنeğerكُنتُمisenizمُّؤْمِنِينَinanıyor

Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kafirleri dost edinmeyin. Eğer mü'minler iseniz Allah'a karşı gelmekten sakının.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاve zamanنَادَيْتُمْçağırıldığınızإِلَىnamazaٱلصَّلَوٰةِٱتَّخَذُوهَاonu yerine koydularهُزُوًاeğlenceوَلَعِبًاذَٰلِكَişte buبِأَنَّهُمْoldukları içindirقَوْمٌbir toplulukلَّاdüşüncesizيَعْقِلُونَ

Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. Bu, şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiيَٰٓأَهْلَEy ehliٱلْكِتَٰبِKitapهَلْhoşlanmıyorsunuzتَنقِمُونَمِنَّآbizdenإِلَّآsadeceأَنْdiye (mi?)ءَامَنَّاiman ediyoruzبِٱللَّهِAllah'aوَمَآve indirileneأُنزِلَإِلَيْنَاbizeوَمَآve şeyeأُنزِلَindirilenمِنbizden önceقَبْلُوَأَنَّoysaأَكْثَرَكُمْsizin çoğunuzفَٰسِقُونَyoldan çıkmıştır

De ki: "Ey kitap ehli! Sadece Allah'a, bize indirilene ve daha önce indirilmiş olan (ilahi kitap)lara inandığımızdan ve çoğunuzun da fasıklar olmasından ötürü bizden hoşlanmıyorsunuz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiهَلْsize söyleyeyim mi?أُنَبِّئُكُمبِشَرٍّdaha kötüsünüمِّنbundanذَٰلِكَمَثُوبَةًcezasıعِندَkatındaٱللَّهِمَنkim(ler)eلَّعَنَهُla'net etmişseٱللَّهُAllahوَغَضِبَve gazab etmişseعَلَيْهِonlaraوَجَعَلَve yapmışsaمِنْهُمُkimlerdenٱلْقِرَدَةَmaymunlarوَٱلْخَنَازِيرَve domuzlarوَعَبَدَve tapanlarٱلطَّٰغُوتَأُو۟لَٰٓئِكَişte onlarınشَرٌّdaha kötüdürمَّكَانًاyeriوَأَضَلُّve daha çok sapmışlardırعَنdüzسَوَآءِٱلسَّبِيلِyoldan

De ki: "Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar, Allah'ın lanetlediği ve gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar ve domuzlar çıkardığı kimseler ile şeytanlara tapan kimselerdir. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاve zamanجَآءُوكُمْsize geldikleriقَالُوٓا۟derler kiءَامَنَّاinandıkوَقَدoysa muhakkakدَّخَلُوا۟girmişlerdirبِٱلْكُفْرِküfürleوَهُمْyine onlarقَدْmuhakkakخَرَجُوا۟çıkmışlardırبِهِۦوَٱللَّهُAllahأَعْلَمُdaha iyi bilirبِمَاşeyleriكَانُوا۟olduklarıيَكْتُمُونَgizliyor

(Yanınıza) küfürle girip yine (yanınızdan) küfürle çıktıkları halde, size geldiklerinde "İnandık" dediler. Allah, onların saklamakta oldukları şeyi daha iyi bilir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَتَرَىٰve görürsünكَثِيرًاçoğununمِّنْهُمْonlardanيُسَٰرِعُونَ(birbirleriyle) yarıştıklarınıفِىgünahtaٱلْإِثْمِوَٱلْعُدْوَٰنِve düşmanlıktaوَأَكْلِهِمُve yemedeٱلسُّحْتَلَبِئْسَne kötüdürمَاşeyكَانُوا۟olduklarıيَعْمَلُونَyapmakta

Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta, haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَوْلَاgerekmez miydi?يَنْهَىٰهُمُmenetmeleriٱلرَّبَّٰنِيُّونَRabbanilerinوَٱلْأَحْبَارُve hahamlarınعَنonlarıv sözleriniقَوْلِهِمُٱلْإِثْمَgünahوَأَكْلِهِمُve yemelerini;ٱلسُّحْتَلَبِئْسَne kötüdürمَاşeyكَانُوا۟olduklarıيَصْنَعُونَyapmakta

Bunları, din adamları ve bilginler günah söz söylemekten ve haram yemekten sakındırsalardı ya! Yapmakta oldukları şey ne kötüdür!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَتِve dedilerٱلْيَهُودُyahudilerيَدُeliٱللَّهِAllah'ınمَغْلُولَةٌغُلَّتْbağlandıأَيْدِيهِمْkendi elleriوَلُعِنُوا۟ve la'netlendilerبِمَاötürüقَالُوا۟بَلْhayırيَدَاهُO'nun iki eli deمَبْسُوطَتَانِaçıktırيُنفِقُverirكَيْفَnasılيَشَآءُوَلَيَزِيدَنَّve andolsun artıracaktırكَثِيرًاçoğununمِّنْهُمonlarınمَّآşeyeأُنزِلَindirilenإِلَيْكَsanaمِنRabbindenرَّبِّكَطُغْيَٰنًاazgınlığınıوَكُفْرًاوَأَلْقَيْنَاbiz atmışızdırبَيْنَهُمُonların aralarınaٱلْعَدَٰوَةَdüşmanlıkوَٱلْبَغْضَآءَve kinإِلَىٰkadarيَوْمِgününeٱلْقِيَٰمَةِكُلَّمَآne zamanأَوْقَدُوا۟yakmışlarsaنَارًاbir ateşلِّلْحَرْبِsavaş içinأَطْفَأَهَاonu söndürmüştürٱللَّهُوَيَسْعَوْنَve koşarlarفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِفَسَادًاوَٱللَّهُAllah daلَاsevmezيُحِبُّٱلْمُفْسِدِينَbozguncuları

Bir de Yahudiler, "Allah'ın eli bağlıdır" dediler. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Hayır, O'nun iki eli de açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, sana Rabbinden indirilen (Kur'an) onlardan birçoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır. Biz onların arasına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. Her ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. Allah, bozguncuları sevmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَوْeğerأَنَّkiأَهْلَehliٱلْكِتَٰبِKitapءَامَنُوا۟inansalardıوَٱتَّقَوْا۟ve korunsalardıلَكَفَّرْنَاörterdikعَنْهُمْonlarınسَيِّـَٔاتِهِمْkötülükleriniوَلَأَدْخَلْنَٰهُمْve onları sokardıkجَنَّٰتِcennetlereٱلنَّعِيمِni'meti bol

Eğer kitap ehli iman etseler ve Allah'a karşı gelmekten sakınsalardı, muhakkak onların kötülüklerini örterdik ve onları Naim cennetlerine koyardık.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَوْve eğerأَنَّهُمْonlarأَقَامُوا۟gereğince uygulasalardıٱلتَّوْرَىٰةَTevrat'ıوَٱلْإِنجِيلَve İncil'iوَمَآve ne kiأُنزِلَindirildiإِلَيْهِمkendilerineمِّنRablerindenرَّبِّهِمْلَأَكَلُوا۟muhakkak ki yerlerdiمِنüstlerindenفَوْقِهِمْوَمِنveتَحْتِaltındanأَرْجُلِهِممِّنْهُمْiçlerinde vardırأُمَّةٌbir ümmetمُّقْتَصِدَةٌوَكَثِيرٌama çoğuمِّنْهُمْonlardanسَآءَne kötüمَاişlerيَعْمَلُونَyapıyorlar

Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rableri tarafından kendilerine indirileni (Kur'an'ı) gereğince uygulasalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (bol bol rızık) yiyeceklerdi. Onlardan orta yolu tutan bir zümre vardır. Ama onların birçoğunun yaptığı ne kötüdür!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاٱلرَّسُولُElçiبَلِّغْduyurمَآşeyiأُنزِلَindirilenإِلَيْكَsanaمِنRabbindenرَّبِّكَوَإِنve eğerلَّمْbunu yapmazsanتَفْعَلْفَمَاduyurmamış olursunبَلَّغْتَرِسَالَتَهُۥوَٱللَّهُAllahيَعْصِمُكَseni korurمِنَinsanlardanٱلنَّاسِإِنَّdoğrusuٱللَّهَAllahلَاyola iletmezيَهْدِىٱلْقَوْمَtoplumunuٱلْكَٰفِرِينَkafirler

Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O'nun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah, seni insanlardan korur. Şüphesiz Allah, kafirler topluluğunu hidayete erdirmeyecektir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiيَٰٓأَهْلَEy ehliٱلْكِتَٰبِKitapلَسْتُمْsiz değilsinizعَلَىٰüzerindeشَىْءٍbir şey (esas)حَتَّىٰkadarتُقِيمُوا۟uygulayıncayaٱلتَّوْرَىٰةَTevrat'ıوَٱلْإِنجِيلَve İncil'iوَمَآve şeyiأُنزِلَindirilenإِلَيْكُمsizeمِّنRabbi'nizdenرَّبِّكُمْوَلَيَزِيدَنَّve artıracaktırكَثِيرًاçoğununمِّنْهُمonlardanمَّآşeyأُنزِلَindirilenإِلَيْكَsanaمِنRabbindenرَّبِّكَطُغْيَٰنًاazgınlıkوَكُفْرًافَلَاsen üzülmeتَأْسَعَلَىiçinٱلْقَوْمِtoplumuٱلْكَٰفِرِينَo kafirler

De ki: "Ey Kitap ehli! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni (Kur'an'ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz." Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur'an, onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. Öyle ise o kafirler toplumu için üzülme.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inanan(lar)وَٱلَّذِينَve kimselerهَادُوا۟yahudiler(den)وَٱلصَّٰبِـُٔونَve sabiiler(den)وَٱلنَّصَٰرَىٰve hıristiyanlar(dan)مَنْkimselerءَامَنَinananبِٱللَّهِAllah'aوَٱلْيَوْمِve gününeٱلْءَاخِرِوَعَمِلَve yapanlaraصَٰلِحًاiyi işlerفَلَاyokturخَوْفٌkorkuعَلَيْهِمْonlaraوَلَاve yokturهُمْonlaraيَحْزَنُونَüzüntü

Şüphesiz inananlar (müslümanlar) ile Yahudiler, Sabiiler ve Hıristiyanlardan (her bir grubun kendi şeriatında) "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için hiçbir korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır" (diye hükmedilmiştir.)

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَقَدْandolsunأَخَذْنَاbiz almıştıkمِيثَٰقَsözبَنِىٓoğullarındanإِسْرَٰٓءِيلَİsrailوَأَرْسَلْنَآve göndermiştikإِلَيْهِمْonlaraرُسُلًاكُلَّمَاne zamanجَآءَهُمْonlara getirdiyseرَسُولٌۢbir elçiبِمَاbir şeyلَاistemediğiتَهْوَىٰٓأَنفُسُهُمْcanlarınınفَرِيقًاbir kısmınıكَذَّبُوا۟yalanladılarوَفَرِيقًاve bir kısmını daيَقْتُلُونَöldürüyorlardı

Andolsun, İsrailoğullarından sağlam söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. Fakat her ne zaman bir Peygamber, onlara nefislerinin hoşlanmadığı bir hükmü getirdiyse; onlardan bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَحَسِبُوٓا۟ve sandılarأَلَّاolmayacakتَكُونَفِتْنَةٌbir fitneفَعَمُوا۟kör oldularوَصَمُّوا۟ve sağır kesildilerثُمَّsonraتَابَtevbesini kabul ettiٱللَّهُAllahعَلَيْهِمْonlarınثُمَّsonra yineعَمُوا۟körوَصَمُّوا۟ve sağır kesildilerكَثِيرٌçoklarıمِّنْهُمْوَٱللَّهُAllahبَصِيرٌۢgörüyorبِمَاne kiيَعْمَلُونَyapıyorlar

(Bu yaptıklarında) bir bela olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra (tövbe ettiler), Allah da onların tövbesini kabul etti. Sonra yine onlardan çoğu kör ve sağır kesildiler. Allah, onların yaptıklarını hakkıyla görendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَقَدْandolsunكَفَرَkafir olmuşlardırٱلَّذِينَkimselerقَالُوٓا۟diyen(ler)إِنَّancakٱللَّهَAllahهُوَoٱلْمَسِيحُMesih'tirٱبْنُoğluمَرْيَمَوَقَالَhalbuki demişti kiٱلْمَسِيحُMesihيَٰبَنِىٓEy oğullarıإِسْرَٰٓءِيلَİsrailٱعْبُدُوا۟kulluk edinٱللَّهَAllah'aرَبِّىbenim Rabbimوَرَبَّكُمْإِنَّهُۥziraمَنkimيُشْرِكْortak koşarsaبِٱللَّهِAllah'aفَقَدْmuhakkak kiحَرَّمَharam etmiştirٱللَّهُAllahعَلَيْهِonaٱلْجَنَّةَcennetiوَمَأْوَىٰهُve onun varacağı yerٱلنَّارُوَمَاve yokturلِلظَّٰلِمِينَzalimlerinمِنْhiçأَنصَارٍyardımcıları

Andolsun, "Allah, Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler kesinlikle kafir oldu. Oysa Mesih şöyle demişti: "Ey İsrailoğulları! Yalnız, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin. Kim Allah'a ortak koşarsa, artık, Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَّقَدْelbetteكَفَرَkafir olmuşlardırٱلَّذِينَkimselerقَالُوٓا۟diyen(ler)إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahثَالِثُüçüncüsüdürثَلَٰثَةٍوَمَاoysa yokturمِنْhiçbirإِلَٰهٍilahإِلَّآbaşkaإِلَٰهٌilahtanوَٰحِدٌوَإِنeğerلَّمْvazgeçmezlerseيَنتَهُوا۟عَمَّاşeylerdenيَقُولُونَdedikleriلَيَمَسَّنَّelbette dokunacaktırٱلَّذِينَkimselereكَفَرُوا۟inkar eden(lere)مِنْهُمْonlardanعَذَابٌbir azabأَلِيمٌacıklı

Andolsun, "Allah, üçün üçüncüsüdür" diyenler kafir oldu. Halbuki bir tek ilahtan başka hiçbir ilah yoktur. Eğer dediklerinden vazgeçmezlerse, andolsun onlardan inkar edenlere elbette, elem dolu bir azap dokunacaktır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَّاdeğildirٱلْمَسِيحُMesihٱبْنُoğluمَرْيَمَMeryemإِلَّاancakرَسُولٌbir elçidirقَدْmuhakkakخَلَتْgelip geçmiştirمِنondan önce deقَبْلِهِٱلرُّسُلُelçilerوَأُمُّهُۥve annesi deصِدِّيقَةٌكَانَاikisi deيَأْكُلَانِyerlerdiٱلطَّعَامَٱنظُرْbakكَيْفَnasılنُبَيِّنُaçıklıyoruzلَهُمُonlaraٱلْءَايَٰتِثُمَّsonraٱنظُرْbakأَنَّىٰnasılيُؤْفَكُونَçevriliyorlar

Meryem oğlu Mesih, sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. (Nasıl ilah olabilirler?) İkisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara ayetlerimizi nasıl açıklıyoruz. Sonra bak ki, nasıl da (haktan) çevriliyorlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiأَتَعْبُدُونَmi tapıyorsunuz?مِنbırakıpدُونِٱللَّهِAllah'ıمَاşeylereلَاgücü yetmeyenيَمْلِكُلَكُمْsizeضَرًّاzarar vermeyeوَلَاveنَفْعًاوَٱللَّهُAllahهُوَodur kiٱلسَّمِيعُişitendirٱلْعَلِيمُbilendir

(Ey Muhammed!) De ki: "Allah'ı bırakıp da, sizin için ne bir zarara ne de bir yarara gücü yeten şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiيَٰٓأَهْلَEy ehliٱلْكِتَٰبِKitapلَاaşırılığa dalmayınتَغْلُوا۟فِىdininizdeدِينِكُمْغَيْرَhaksız yereٱلْحَقِّوَلَاve uymayınتَتَّبِعُوٓا۟أَهْوَآءَkeyiflerineقَوْمٍbir milletinقَدْkesin olarakضَلُّوا۟sapmışمِنöncedenقَبْلُوَأَضَلُّوا۟ve saptırmışكَثِيرًاbirçoğunu daوَضَلُّوا۟ve şaşmışعَنdoğrusundanسَوَآءِٱلسَّبِيلِyolun

De ki: "Ey Kitap ehli! Hakkın dışına çıkarak dininizde aşırı gitmeyin. Daha önce sapmış, birçoklarını da saptırmış ve dümdüz yoldan da şaşmış bir milletin arzu ve keyiflerine uymayın."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لُعِنَla'net edilmiştirٱلَّذِينَkimselereكَفَرُوا۟inkar edenمِنۢoğullarındanبَنِىٓإِسْرَٰٓءِيلَİsrailعَلَىٰileلِسَانِdiliدَاوُۥدَDavudوَعِيسَىve Îsaٱبْنِoğluمَرْيَمَذَٰلِكَbuبِمَاsebebiyledirعَصَوا۟isyan etmeleriوَّكَانُوا۟ve (sebebiyledir)يَعْتَدُونَsaldırmaları

İsrailoğullarından inkar edenler, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lanetlendi. Bu, onların isyan etmeleri ve hadlerini aşıyor olmalarından ötürüydü.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
تَرَىٰgörürsünكَثِيرًاçoğununمِّنْهُمْonlardanيَتَوَلَّوْنَdostluk ettikleriniٱلَّذِينَkimselerleكَفَرُوا۟لَبِئْسَne kötüdürمَا(yapıp) gönderdiğiقَدَّمَتْلَهُمْkendileri içinأَنفُسُهُمْnefislerininأَنgazabetmiştirسَخِطَٱللَّهُAllahعَلَيْهِمْonlaraوَفِىve içindeٱلْعَذَابِazabهُمْonlarخَٰلِدُونَsürekli kalacaklardır

Onlardan birçoğunun inkar edenleri dost edindiklerini görürsün. Andolsun ki kendileri için önceden (ahirete) gönderdikleri şey; Allah'ın onlara gazap etmesi ne kötüdür! Onlar azap içinde ebedi kalıcıdırlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَوْeğerكَانُوا۟olsalardıيُؤْمِنُونَinanıyorبِٱللَّهِAllah'aوَٱلنَّبِىِّPeygambereوَمَآve şeyeأُنزِلَindirilenإِلَيْهِonaمَاonları edinmezlerdiٱتَّخَذُوهُمْأَوْلِيَآءَveliوَلَٰكِنَّamaكَثِيرًاçoğuمِّنْهُمْonlardanفَٰسِقُونَyoldan çıkmışlardır

Eğer Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilene (Kur'an'a) inanıyor olsalardı, onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi. Fakat onlardan birçoğu fasık kimselerdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَتَجِدَنَّأَشَدَّen yamanٱلنَّاسِinsanlar içerisindeعَدَٰوَةًdüşman olarakلِّلَّذِينَkimselereءَامَنُوا۟inanan(lara)ٱلْيَهُودَyahudileriوَٱلَّذِينَkimseleriأَشْرَكُوا۟وَلَتَجِدَنَّve bulursunأَقْرَبَهُمen yakınları daمَّوَدَّةًsevgiceلِّلَّذِينَkimselereءَامَنُوا۟inanan(lara)ٱلَّذِينَkimseleriقَالُوٓا۟diyenleriإِنَّاbizنَصَٰرَىٰذَٰلِكَçünküبِأَنَّşüphesizمِنْهُمْonların içlerinde vardırقِسِّيسِينَkeşişlerوَرُهْبَانًاve rahiplerوَأَنَّهُمْve onlarلَاbüyüklük taslamazlarيَسْتَكْبِرُونَ

(Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin kesinlikle Yahudiler ile Allah'a ortak koşanlar olduğunu görürsün. Yine onların iman edenlere sevgi bakımından en yakınının da "Biz hıristiyanlarız" diyenler olduğunu mutlaka görürsün. Çünkü onların içinde keşişler ve rahipler vardır. Onlar büyüklük de taslamazlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاve zamanسَمِعُوا۟dinledikleriمَآşeyiأُنزِلَindirilenإِلَىElçi'yeٱلرَّسُولِتَرَىٰٓgörürsünأَعْيُنَهُمْgözlerininتَفِيضُdolup taştığınıمِنَyaşlaٱلدَّمْعِمِمَّاdolayıعَرَفُوا۟tanımalarındanمِنَgerçekleriٱلْحَقِّيَقُولُونَderler kiرَبَّنَآRabbimizءَامَنَّاinandıkفَٱكْتُبْنَاbizi yazمَعَberaberٱلشَّٰهِدِينَşahidlerle

Peygamber'e indirileni (Kur'an'ı) dinledikleri zaman hakkı tanımalarından dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. "Ey Rabbimiz! İnandık. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenler (Muhammed'in ümmeti) ile beraber yaz" derler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاve neden?لَنَاbizلَاinanmayalımنُؤْمِنُبِٱللَّهِAllah'aوَمَاve neden?جَآءَنَاbize gelenمِنَgerçeğeٱلْحَقِّوَنَطْمَعُumarkenأَنbizi katmasınıيُدْخِلَنَارَبُّنَاRabbimizinمَعَarasınaٱلْقَوْمِtoplumlarٱلصَّٰلِحِينَiyi

"Rabbimizin, bizi salihler topluluğuyla beraber (cennete) koymasını umarken, Allah'a ve bize gelen gerçeğe ne diye inanmayalım?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَأَثَٰبَهُمُonlara verdiٱللَّهُAllahبِمَاdolayıقَالُوا۟sözlerindenجَنَّٰتٍcennetlerتَجْرِىakanمِنaltlarındanتَحْتِهَاٱلْأَنْهَٰرُırmaklarخَٰلِدِينَebedi kalacaklarıفِيهَاوَذَٰلِكَişte budurجَزَآءُmükafatıٱلْمُحْسِنِينَgüzel davrananların

Dedikleri bu söze karşılık Allah onlara, devamlı kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetleri mükafat olarak verdi. İşte bu, iyilik yapanların mükafatıdır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inanan(lar)لَاharam etmeyinتُحَرِّمُوا۟طَيِّبَٰتِgüzel ve temiz şeyleriمَآne kiأَحَلَّhelal kıldıٱللَّهُAllahلَكُمْsizeوَلَاveتَعْتَدُوٓا۟إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَاsevmezيُحِبُّٱلْمُعْتَدِينَsınırı aşanları

Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz nimetleri (kendinize) haram etmeyin ve (Allah'ın koyduğu) sınırları aşmayın. Çünkü Allah, haddi aşanları sevmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَكُلُوا۟ve yeyinمِمَّاsize verdiği rızıklardanرَزَقَكُمُٱللَّهُAllah'ınحَلَٰلًاhelalطَيِّبًاوَٱتَّقُوا۟korkunٱللَّهَAllah'tanٱلَّذِىٓo kiأَنتُمsizبِهِۦkendisineمُؤْمِنُونَinanıyorsunuz

Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden helal, iyi ve temiz olarak yiyin ve kendisine inanmakta olduğunuz Allah'a karşı gelmekten sakının.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَاsizi sorumlu tutmazيُؤَاخِذُكُمُٱللَّهُAllahبِٱللَّغْوِlağvdan ötürüفِىٓyeminlerinizdekiأَيْمَٰنِكُمْوَلَٰكِنfakatيُؤَاخِذُكُمsizi sorumlu tutarبِمَاötürüعَقَّدتُّمُbilerek yaptığınızٱلْأَيْمَٰنَفَكَفَّٰرَتُهُۥٓbunun keffaretiإِطْعَامُyedirmektirعَشَرَةِonمَسَٰكِينَfakiriمِنْorta derecesindenأَوْسَطِمَاne kiتُطْعِمُونَyediriyorsunuzأَهْلِيكُمْailenizeأَوْyahutكِسْوَتُهُمْonları giydirmektirأَوْya daتَحْرِيرُhürriyete kavuşturmaktırرَقَبَةٍفَمَنkimse iseلَّمْbulamayanيَجِدْفَصِيَامُoruç tutsunثَلَٰثَةِüçأَيَّامٍذَٰلِكَişte budurكَفَّٰرَةُkeffaretiأَيْمَٰنِكُمْyeminlerinizinإِذَاzamanحَلَفْتُمْوَٱحْفَظُوٓا۟ve koruyunأَيْمَٰنَكُمْكَذَٰلِكَböyleceيُبَيِّنُaçıklıyorٱللَّهُAllahلَكُمْsizeءَايَٰتِهِۦayetleriniلَعَلَّكُمْumulur kiتَشْكُرُونَşükredersiniz

Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkanı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah, size ayetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوٓا۟inanan(lar)إِنَّمَاşüphesizٱلْخَمْرُşarapوَٱلْمَيْسِرُve kumarوَٱلْأَنصَابُve dikili taşlarوَٱلْأَزْلَٰمُve şans oklarıرِجْسٌ(birer) pisliktirمِّنْişiعَمَلِٱلشَّيْطَٰنِşeytanفَٱجْتَنِبُوهُbunlardan kaçınınلَعَلَّكُمْumulur kiتُفْلِحُونَkurtuluşa eresiniz

Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّمَاşüphesizيُرِيدُistiyorٱلشَّيْطَٰنُşeytanأَنsokmakيُوقِعَبَيْنَكُمُaranızaٱلْعَدَٰوَةَdüşmanlıkوَٱلْبَغْضَآءَve kinفِىşarap ileٱلْخَمْرِوَٱلْمَيْسِرِve kumar ileوَيَصُدَّكُمْve sizi alakoymakعَنanmaktanذِكْرِٱللَّهِAllah'ıوَعَنِve namazdanٱلصَّلَوٰةِفَهَلْartık değil mi?أَنتُمsizمُّنتَهُونَvazgeçtiniz

Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَطِيعُوا۟ve ita'at edinٱللَّهَAllah'aوَأَطِيعُوا۟ve ita'at edinٱلرَّسُولَElçi'yeوَٱحْذَرُوا۟فَإِنeğerتَوَلَّيْتُمْdönersenizفَٱعْلَمُوٓا۟bilin kiأَنَّمَاşüphesizعَلَىٰdüşenرَسُولِنَاelçimizeٱلْبَلَٰغُduyurmaktırٱلْمُبِينُaçıkça

Öyleyse Allah'a itaat edin, peygambere itaat edin ve Allah'a karşı gelmekten sakının. Şayet yüz çevirirseniz bilmiş olun ki, elçimize düşen sadece apaçık tebliğdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَيْسَyokturعَلَىüzerineٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inananlarوَعَمِلُوا۟ve yapanlaraٱلصَّٰلِحَٰتِiyi işlerجُنَاحٌbir günahفِيمَاötürüطَعِمُوٓا۟yediklerindenإِذَاbundan böyleمَاtakdirdeٱتَّقَوا۟korunduklarıوَّءَامَنُوا۟ve inandıklarıوَعَمِلُوا۟ve yaptıklarıٱلصَّٰلِحَٰتِiyi işlerثُمَّsonra (yine)ٱتَّقَوا۟korunduklarıوَّءَامَنُوا۟ve inandıklarıثُمَّve yineٱتَّقَوا۟korunduklarıوَّأَحْسَنُوا۟وَٱللَّهُAllahيُحِبُّseverٱلْمُحْسِنِينَgüzel davrananları

İman edip salih ameller işleyenlere; Allah'a karşı gelmekten sakındıkları, iman ettikleri ve salih amel işledikleri, sonra Allah'a karşı gelmekten sakındıkları ve iman ettikleri, sonra yine Allah'a karşı gelmekten sakındıkları ve iyilik ettikleri takdirde, daha önce tatmış olduklarından dolayı bir günah yoktur. Allah, iyilik edenleri sever.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inanan(lar)لَيَبْلُوَنَّكُمُsizi denerٱللَّهُAllahبِشَىْءٍbir kısımمِّنَav'laٱلصَّيْدِتَنَالُهُۥٓerişeceğiأَيْدِيكُمْellerinizinوَرِمَاحُكُمْve mızraklarınızınلِيَعْلَمَbilmek içinٱللَّهُAllahمَنkiminيَخَافُهُۥkendisiden korktuğunuبِٱلْغَيْبِفَمَنِkim kiٱعْتَدَىٰsaldırıda bulunursaبَعْدَsonraذَٰلِكَbundanفَلَهُۥonun için vardırعَذَابٌbir azabأَلِيمٌacıklı

Ey iman edenler! Andolsun, Allah sizleri, ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği av(lar) ile elbette deneyecek ki, görmediği halde kendisinden korkanı ayırıp meydana çıkarsın. Kim bundan (bu açıklamadan) sonra haddini tecavüz ederse, ona elem dolu bir azap vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inanan(lar)لَاöldürmeyinتَقْتُلُوا۟ٱلصَّيْدَavوَأَنتُمْve sizحُرُمٌوَمَنve kimقَتَلَهُۥonu öldürürseمِنكُمsizdenمُّتَعَمِّدًاkasdenفَجَزَآءٌcezası vardırمِّثْلُdengi olanمَاöldürdüğüقَتَلَمِنَhayvandanٱلنَّعَمِيَحْكُمُkarar vereceğiبِهِۦonaذَوَاiki kişininعَدْلٍadilمِّنكُمْiçinizdenهَدْيًۢاbir kurbanبَٰلِغَvaracakٱلْكَعْبَةِKa'be'yeأَوْyahutكَفَّٰرَةٌkeffaretiطَعَامُyedirmeمَسَٰكِينَyoksullaraأَوْya daعَدْلُdenkذَٰلِكَbunaصِيَامًاoruçturلِّيَذُوقَtatması içinوَبَالَvebaliniأَمْرِهِۦعَفَاaffetmiştirٱللَّهُAllahعَمَّاolanıسَلَفَوَمَنْve kimعَادَdüşmanlık ederseفَيَنتَقِمُöc alırٱللَّهُAllahمِنْهُوَٱللَّهُAllahعَزِيزٌdaima galiptirذُوsahibidirٱنتِقَامٍintikam

Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza), Ka'be'ye ulaştırılmak üzere, öldürdüğünün dengi olup, içinizden iki adil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan; veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret; yahut onun dengi oruç tutmaktır. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Allah, geçmiştekileri affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أُحِلَّhelal kılındıلَكُمْsizeصَيْدُavıٱلْبَحْرِdeniz;وَطَعَامُهُۥve yiyeceğiمَتَٰعًاgeçimlik olarakلَّكُمْsizeوَلِلسَّيَّارَةِوَحُرِّمَve yasaklandıعَلَيْكُمْsizeصَيْدُavıٱلْبَرِّkaraمَاolduğunuz süreceدُمْتُمْحُرُمًاوَٱتَّقُوا۟korkunٱللَّهَAllah'tanٱلَّذِىٓo kiإِلَيْهِhuzurunaتُحْشَرُونَtoplanacaksınız

Sizin için de yolcular için de bir geçimlik olmak üzere deniz avı yapmak ve deniz ürünlerini yemek sizlere helal kılındı. Kara avı ise ihramlı olduğunuz sürece size haram kılındı. Huzurunda toplanacağınız Allah'a karşı gelmekten sakının.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
جَعَلَٱللَّهُAllahٱلْكَعْبَةَKa'be'yiٱلْبَيْتَBeyt-iٱلْحَرَامَHaram'ıقِيَٰمًاbir durakلِّلنَّاسِinsanlar içinوَٱلشَّهْرَve ayı (kıldı)ٱلْحَرَامَharamوَٱلْهَدْىَve kurbanıوَٱلْقَلَٰٓئِدَذَٰلِكَböyleceلِتَعْلَمُوٓا۟anlayasınız diyeأَنَّşüphesizٱللَّهَAllah'ınيَعْلَمُbildiğiniمَاolanlarıفِىgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِوَمَاve olanlarıفِىyerdeٱلْأَرْضِوَأَنَّve şüphesizٱللَّهَAllah'ınبِكُلِّherشَىْءٍşeyiعَلِيمٌbildiğini

Allah; Ka'be'yi, o saygıdeğer evi, haram ayı, hac kurbanını ve (bu kurbanlara takılı) gerdanlıkları insanlar(ın din ve dünyaları) için ayakta kalma (ve canlanma) sebebi kıldı. Bunlar, göklerde ve yerde ne varsa hepsini Allah'ın bildiğini ve Allah'ın (zaten) her şeyi hakkıyla bilmekte olduğunu bilmeniz içindir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَّاüzerine düşenعَلَىٱلرَّسُولِElçi'ninإِلَّاsadeceٱلْبَلَٰغُوَٱللَّهُAllahيَعْلَمُbilirمَاşeyleriتُبْدُونَaçığa vurduğunuzوَمَاve şeyleriتَكْتُمُونَgizlediğiniz

Peygamberin üzerine düşen ancak tebliğdir. Allah, sizin açıkladığınızı da, gizlediğinizi de bilir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلde kiلَّاolmazيَسْتَوِىeşitٱلْخَبِيثُmurdar ileوَٱلطَّيِّبُtemizوَلَوْve şayetأَعْجَبَكَhoşuna gitse deكَثْرَةُçokluğuٱلْخَبِيثِفَٱتَّقُوا۟o halde korkunٱللَّهَAllah'tanيَٰٓأُو۟لِىey sahipleriٱلْأَلْبَٰبِsağduyuلَعَلَّكُمْumulur kiتُفْلِحُونَkurtuluşa erersiniz

(Ey Muhammed!) De ki: "Pis ile temiz bir olmaz. Pisin çokluğu hoşuna gitse bile." Ey akıl sahipleri! Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inanan(lar)لَاsormayınتَسْـَٔلُوا۟عَنْhakkındaأَشْيَآءَşeylerإِنeğerتُبْدَaçıklandığındaلَكُمْsizeتَسُؤْكُمْhoşunuza gitmeyecekوَإِنve eğerتَسْـَٔلُوا۟sorarsanızعَنْهَاonlarıحِينَvakitيُنَزَّلُindirildiğiٱلْقُرْءَانُKur'anتُبْدَaçıklanırلَكُمْsizeعَفَاaffetmiştirٱللَّهُAllahعَنْهَاوَٱللَّهُAllahغَفُورٌbağışlayandırحَلِيمٌhalimdir

Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde, sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. Eğer Kur'an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. (Halbuki) Allah onları bağışlamıştır. Allah, çok bağışlayandır, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَاyapmamıştırجَعَلَٱللَّهُAllahمِنۢneبَحِيرَةٍbahîreوَلَاve neسَآئِبَةٍsâibeوَلَاve neوَصِيلَةٍvasîleوَلَاve neحَامٍوَلَٰكِنَّfakatٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkar eden(ler)يَفْتَرُونَuyduruyorlarعَلَىkarşıٱللَّهِAllah'aٱلْكَذِبَوَأَكْثَرُهُمْve çokları daلَاakıl erdiremiyorlarيَعْقِلُونَ

Allah, ne "Bahire", ne "Saibe", ne "Vasile", ne de "Ham" diye bir şey meşru kılmamıştır. Fakat, inkar edenler Allah'a karşı yalan uyduruyorlar. Zaten çoklarının aklı da ermez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاve zamanقِيلَdendiğiلَهُمْonlaraتَعَالَوْا۟gelinإِلَىٰşeyeمَآأَنزَلَindirdiğiٱللَّهُAllah'ınوَإِلَىveٱلرَّسُولِElçi'yeقَالُوا۟derler kiحَسْبُنَاbize yeterمَاşeyوَجَدْنَاbulduğumuzعَلَيْهِüzerindeءَابَآءَنَآأَوَلَوْolsa da mı?كَانَbabalarıءَابَآؤُهُمْلَاbilmeyenيَعْلَمُونَشَيْـًٔاhiçbir şeyوَلَاveيَهْتَدُونَdoğru yolu bulamayan

Onlara, "Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) ve Peygamber'e gelin" denildiğinde onlar, "Babalarımızı üzerinde bulduğumuz din bize yeter" derler. Peki ya babaları bir şey bilmiyor ve doğru yolu bulamamış olsalar da mı?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inanan(lar)عَلَيْكُمْsiz (bakın)أَنفُسَكُمْلَاsize zarar vermezيَضُرُّكُممَّنkimseضَلَّsapanإِذَاtakdirdeٱهْتَدَيْتُمْإِلَىAllah'adırٱللَّهِمَرْجِعُكُمْdönüşünüzجَمِيعًاhepinizinفَيُنَبِّئُكُمO size haber verecektirبِمَاşeyiكُنتُمْolduğunuzتَعْمَلُونَyapmış

Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltin. Siz doğru yolda olursanız, yoldan sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O zaman Allah, size yaptıklarınızı haber verecektir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inananlarشَهَٰدَةُşahidlik etsinبَيْنِكُمْaranızdaإِذَاzamanحَضَرَgeldiğiأَحَدَكُمُbirinizeٱلْمَوْتُölümحِينَsırasındaٱلْوَصِيَّةِvasiyyetٱثْنَانِikiذَوَاkişiعَدْلٍadilمِّنكُمْiçinizdenأَوْya daءَاخَرَانِdiğer iki kişi (şahidlik etsin)مِنْsizden olmayanغَيْرِكُمْإِنْeğerأَنتُمْsizضَرَبْتُمْyolculuk ederkenفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِفَأَصَٰبَتْكُمve başınıza gelmişseمُّصِيبَةُmusibetiٱلْمَوْتِتَحْبِسُونَهُمَاonları tutarsınızمِنۢsonraبَعْدِٱلصَّلَوٰةِnamazdanفَيُقْسِمَانِyemin etsinlerبِٱللَّهِAllah'aإِنِeğerٱرْتَبْتُمْkuşkulanırsanızلَاsatmayacağızنَشْتَرِىبِهِۦonu (yeminimizi)ثَمَنًاhiçbir parayaوَلَوْve eğerكَانَolsaذَاakraba daقُرْبَىٰوَلَاveنَكْتُمُgizlemeyeceğizشَهَٰدَةَşahidliğiniٱللَّهِAllah'ınإِنَّآyoksa biz elbetteإِذًاo zamanلَّمِنَkimselerden oluruzٱلْءَاثِمِينَ

Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse, sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. Eğer şüphe ederseniz, onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına, "Akraba da olsa, şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. Gizlediğimiz takdirde, şüphesiz günahkarlardan oluruz" diye yemin ederler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَإِنْeğerعُثِرَanlaşılırsaعَلَىٰٓonlarınأَنَّهُمَاٱسْتَحَقَّآişledikleriإِثْمًاbir günahفَـَٔاخَرَانِbaşka iki kişiيَقُومَانِgeçerمَقَامَهُمَاonların yerineمِنَkendisineٱلَّذِينَٱسْتَحَقَّhaksızlık edilenlerdenعَلَيْهِمُonların üzerineٱلْأَوْلَيَٰنِdaha layıkفَيُقْسِمَانِyemin ederlerبِٱللَّهِAllah'aلَشَهَٰدَتُنَآmutlaka bizim şahidliğimizأَحَقُّdaha doğrudurمِنonların şahidliğindenشَهَٰدَتِهِمَاوَمَاbiz (hakka) tecavüz etmedikٱعْتَدَيْنَآإِنَّآyoksa biz elbetteإِذًاo zamanلَّمِنَoluruzٱلظَّٰلِمِينَzalimlerden

(Eğer sonradan) o iki kişinin günaha girdikleri (yalan söyledikleri) anlaşılırsa, o zaman, bu öncelikli şahitlerin zarar verdiği kimselerden olan başka iki adam, onların yerine geçer ve "Allah'a yemin ederiz ki, bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden elbette daha gerçektir. Biz hakkı da çiğneyip geçmedik. Çünkü o takdirde, biz elbette zalimlerden oluruz" diye yemin ederler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ذَٰلِكَbudurأَدْنَىٰٓen uygun olanأَنyapmalarınaيَأْتُوا۟بِٱلشَّهَٰدَةِşahidliğiعَلَىٰüzerineوَجْهِهَآgereğiأَوْyahutيَخَافُوٓا۟korkmalarınaأَنreddedilmesindenتُرَدَّأَيْمَٰنٌۢyeminlerinبَعْدَsonraأَيْمَٰنِهِمْوَٱتَّقُوا۟korkunٱللَّهَAllah'tanوَٱسْمَعُوا۟وَٱللَّهُAllahلَاdoğru yola iletmezيَهْدِىٱلْقَوْمَtopluluğuٱلْفَٰسِقِينَyoldan çıkan

Bu (usul), şahitliği layıkıyla yerine getirmeleri ve yeminlerinden sonra başka yeminlere başvurulacağından endişe etmelerini sağlamak için en uygun çaredir. Allah'a karşı gelmekten sakının ve dinleyin. Allah, fasık toplumu doğruya iletmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَوْمَيَجْمَعُtoplayacağıٱللَّهُAllahٱلرُّسُلَElçileriفَيَقُولُderlerمَاذَآne?أُجِبْتُمْقَالُوا۟derlerلَاbilgimiz yokعِلْمَلَنَآإِنَّكَyalnız sensinأَنتَsenعَلَّٰمُbilenٱلْغُيُوبِgizlileri

Allah'ın, peygamberleri toplayıp "siz(den sonra davetiniz)e ne derece uyuldu?" diyeceği, onların da, "Bizim hiçbir bilgimiz yok. Gaybleri hakkıyla bilen ancak sensin" diyecekleri günü hatırlayın.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِذْhaniقَالَdemişti kiٱللَّهُAllahيَٰعِيسَىEy ÎsaٱبْنَoğluمَرْيَمَMeryemٱذْكُرْhatırlaنِعْمَتِىni'metimiعَلَيْكَsana olanوَعَلَىٰve olanوَٰلِدَتِكَanneneإِذْhaniأَيَّدتُّكَseni desteklemiştimبِرُوحِRuh ileٱلْقُدُسِl-Kudüsتُكَلِّمُkonuşuyordunٱلنَّاسَinsanlarlaفِىbeşikte ikenٱلْمَهْدِوَكَهْلًاوَإِذْhaniعَلَّمْتُكَsana öğrettimٱلْكِتَٰبَKitabıوَٱلْحِكْمَةَve hikmetiوَٱلتَّوْرَىٰةَve Tevrat'ıوَٱلْإِنجِيلَوَإِذْhaniتَخْلُقُyaratıyorمِنَçamurdanٱلطِّينِكَهَيْـَٔةِşeklinde bir şeyٱلطَّيْرِkuşبِإِذْنِىbenim iznimleفَتَنفُخُüflüyordunفِيهَاiçineفَتَكُونُoluyorduطَيْرًۢاkuşبِإِذْنِىوَتُبْرِئُve iyileştiriyordunٱلْأَكْمَهَanadan doğma körüوَٱلْأَبْرَصَve alacalıyıبِإِذْنِىوَإِذْve haniتُخْرِجُçıkarıyordunٱلْمَوْتَىٰölüleriبِإِذْنِىوَإِذْve haniكَفَفْتُsavmıştımبَنِىٓoğullarınıإِسْرَٰٓءِيلَİsrailعَنكَsendenإِذْzamanجِئْتَهُمsen onlara getirdiğinبِٱلْبَيِّنَٰتِaçık delillerفَقَالَdemiştiٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkar eden(ler)مِنْهُمْiçlerindenإِنْbuهَٰذَآإِلَّاbaşka bir şey değilسِحْرٌbir büyüdenمُّبِينٌapaçık

O gün Allah, şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlara konuşuyordun. Hani, sana kitabı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i de öğretmiştim. Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun, benim iznimle hemen bir kuş oluyordu. Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Hani sen, İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman, ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkar edenler, "Bu, ancak açık bir büyüdür" demişlerdi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْve haniأَوْحَيْتُvahyetmiştimإِلَىHavarilereٱلْحَوَارِيِّۦنَأَنْinanmalarınıءَامِنُوا۟بِىbanaوَبِرَسُولِىve elçimeقَالُوٓا۟demişlerdiءَامَنَّاinandıkوَٱشْهَدْşahid olبِأَنَّنَاbizimمُسْلِمُونَmüslümanlar olduğumuza

Hani bir de, "Bana ve Peygamberime iman edin" diye havarilere ilham etmiştim. Onlar da "İman ettik. Bizim müslüman olduğumuza sen de şahit ol" demişlerdi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِذْhaniقَالَdemişlerdi kiٱلْحَوَارِيُّونَHavarilerيَٰعِيسَىEy ÎsaٱبْنَoğluمَرْيَمَMeryemهَلْgücü yetermi?يَسْتَطِيعُرَبُّكَRabbininأَنindirmeyeيُنَزِّلَعَلَيْنَاbizeمَآئِدَةًbir sofraمِّنَgöktenٱلسَّمَآءِقَالَ(Îsa) dediٱتَّقُوا۟korkunٱللَّهَAllah'tanإِنeğerكُنتُمisenizمُّؤْمِنِينَinanıyor

Hani havariler de, "Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi. İsa da, "Eğer mü'minler iseniz, Allah'a karşı gelmekten sakının" demişti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dedilerنُرِيدُistiyoruzأَنyemeyiنَّأْكُلَمِنْهَاondanوَتَطْمَئِنَّve iyice yatışmasınıقُلُوبُنَاkalblerimizinوَنَعْلَمَve bilmeyiأَنkesinlikleقَدْصَدَقْتَنَاbize doğru söylediğiniوَنَكُونَve olmayıعَلَيْهَاbunaمِنَbizzat şahitٱلشَّٰهِدِينَ

Onlar, "İstiyoruz ki ondan yiyelim, kalplerimiz yatışsın. Senin bize doğru söylediğini bilelim ve ona, (gözü ile) görmüş şahitlerden olalım" demişlerdi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdediعِيسَىÎsaٱبْنُoğluمَرْيَمَMeryemٱللَّهُمَّAllah'ımرَبَّنَآRabbimizأَنزِلْindirعَلَيْنَاbizim üzerimizeمَآئِدَةًbir sofraمِّنَgöktenٱلسَّمَآءِتَكُونُolsunلَنَاbizim içinعِيدًاbir bayramلِّأَوَّلِنَاöncemiz içinوَءَاخِرِنَاve sonramız içinوَءَايَةًve bir mu'cize (olsun)مِّنكَوَٱرْزُقْنَاbizi rızıklandırوَأَنتَve senخَيْرُen hayırlısısınٱلرَّٰزِقِينَrızık verenlerin

Meryem oğlu İsa, "Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki; önce gelenlerimize (zamanımızdaki dindaşlarımıza) ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve senden (gelen) bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَbuyurdu kiٱللَّهُAllahإِنِّىbenمُنَزِّلُهَاonu indireceğimعَلَيْكُمْفَمَنama kimيَكْفُرْinkar ederseبَعْدُondan sonraمِنكُمْsizdenفَإِنِّىٓbenأُعَذِّبُهُۥona azab ederimعَذَابًاbir azaplaلَّآazab etmediğimأُعَذِّبُهُۥٓأَحَدًاhiç kimseyeمِّنَdünyalardaٱلْعَٰلَمِينَ

Allah da, "Ben onu size indireceğim. Ama ondan sonra sizden her kim inkar ederse, artık ben ona kainatta hiçbir kimseye etmeyeceğim azabı ederim" demişti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْve yineقَالَdemişti kiٱللَّهُAllahيَٰعِيسَىEy ÎsaٱبْنَoğluمَرْيَمَMeryemءَأَنتَsen mi?قُلْتَdedinلِلنَّاسِinsanlaraٱتَّخِذُونِىbeni edininوَأُمِّىَve annemiإِلَٰهَيْنِiki tanrıمِنbaşkaدُونِٱللَّهِقَالَdedi kiسُبْحَٰنَكَsen yücesinمَاdeğildirيَكُونُلِىٓbenim (haddime)أَنْsöylemekأَقُولَمَاbir şeyiلَيْسَolmayanلِىbenim içinبِحَقٍّإِنeğerكُنتُolsaydımقُلْتُهُۥdemişفَقَدْmuhakkakعَلِمْتَهُۥتَعْلَمُsen bilirsinمَاolanıفِىbenim nefsimdeنَفْسِىوَلَآveأَعْلَمُben bilmemمَاolanıفِىsenin nefsindeنَفْسِكَإِنَّكَşüphesiz senأَنتَsensinعَلَّٰمُbilenٱلْغُيُوبِgizlileri

Allah, kıyamet günü şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara, Allah'ı bırakarak beni ve anamı iki ilah edinin, dedin?" İsa da şöyle diyecek: "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarım. Hakkım olmayan bir şeyi söylemem, benim için söz konusu olamaz. Eğer ben onu söylemiş olsaydım, elbette sen bunu bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin, ama ben sende olanı bilemem. Şüphesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَاben söylemedimقُلْتُلَهُمْonlaraإِلَّاbaşkaمَآşeydenأَمَرْتَنِىbana emrettiğinبِهِۦٓonuأَنِkulluk edinٱعْبُدُوا۟ٱللَّهَAllah'aرَبِّىbenim Rabbimوَرَبَّكُمْوَكُنتُidimعَلَيْهِمْonlar üzerineشَهِيدًاşahidمَّاolduğum süreceدُمْتُفِيهِمْفَلَمَّاfakatتَوَفَّيْتَنِىsen beni vefat ettirinceكُنتَsen oldunأَنتَsenٱلرَّقِيبَgözetleyenعَلَيْهِمْوَأَنتَve senعَلَىٰüzerineكُلِّherشَىْءٍşeyشَهِيدٌşahitsin

"Ben onlara, sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin (dedim.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit (ve örnek) idim. Ama beni içlerinden aldığında, artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen, her şeye hakkıyla şahitsin."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنeğerتُعَذِّبْهُمْonlara azabedersenفَإِنَّهُمْşüphesiz onlarعِبَادُكَوَإِنve eğerتَغْفِرْbağışlarsanلَهُمْonlarıفَإِنَّكَşüphesiz senأَنتَyalnız senٱلْعَزِيزُdaima üstünsünٱلْحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibisin

"Eğer onlara azap edersen, şüphe yok ki onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, yine şüphe yok ki sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَbuyurduٱللَّهُAllahهَٰذَاbuيَوْمُgündürيَنفَعُfayda sağlayacağıٱلصَّٰدِقِينَsadıklaraصِدْقُهُمْلَهُمْonlar için vardırجَنَّٰتٌcennetlerتَجْرِىakanمِنaltlarındanتَحْتِهَاٱلْأَنْهَٰرُırmaklarخَٰلِدِينَkalacaklarıفِيهَآiçindeأَبَدًارَّضِىَrazı olmuşturٱللَّهُAllahعَنْهُمْonlardanوَرَضُوا۟onlar da razı olmuşlardırعَنْهُذَٰلِكَişte budurٱلْفَوْزُbaşarıٱلْعَظِيمُbüyük

Allah, şöyle diyecek: "Bugün, doğrulara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür." Onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler vardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte bu büyük başarıdır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لِلَّهِAllah'ındırمُلْكُmülküٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلْأَرْضِve yerinوَمَاve ne varsaفِيهِنَّوَهُوَve Oعَلَىٰüzerineكُلِّherشَىْءٍşeyقَدِيرٌۢkadirdir

Göklerin, yerin ve bunlardaki her şeyin hükümranlığı yalnızca Allah'ındır. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi