KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

11. SURE · 123 AYET · 1917 KELİME

Hûd

هود

Kelime bağlantısı sözlüğe, İncele düğmesi dil bilgisi ve açıklamalara açılır.

الٓركِتَٰبٌbir Kitap'tırأُحْكِمَتْsağlamlaştırılmışءَايَٰتُهُۥayetleriثُمَّsonraفُصِّلَتْetraflıca açıklanmışمِنtarafındanلَّدُنْحَكِيمٍhikmet sahibiخَبِيرٍve her şeyden haberdar

(1-2) Elif Lam Ra. Bu Kur'an; ayetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz, sağlam ve açık) kılınmış, sonra da Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır. (De ki:) "Şüphesiz ben size O'nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَلَّاöyle kiتَعْبُدُوٓا۟kulluk etmeyinإِلَّاbaşkasınaٱللَّهَإِنَّنِىşüphesiz benلَكُمsizeمِّنْهُO'nun tarafındanنَذِيرٌbir uyarıcıyımوَبَشِيرٌve müjdeleyiciyim

(1-2) Elif Lam Ra. Bu Kur'an; ayetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz, sağlam ve açık) kılınmış, sonra da Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır. (De ki:) "Şüphesiz ben size O'nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَنِveٱسْتَغْفِرُوا۟bağışlanma dileyinرَبَّكُمْRabbinizdenثُمَّsonraتُوبُوٓا۟tevbe edinإِلَيْهِO'naيُمَتِّعْكُمsizi yararlandırsınمَّتَٰعًاnimetlerdenحَسَنًاgüzelإِلَىٰٓbir süreye kadarأَجَلٍمُّسَمًّىbelirliوَيُؤْتِve versinكُلَّherذِىsahibineفَضْلٍihsanفَضْلَهُۥوَإِنve eğerتَوَلَّوْا۟yüz çevirirsenizفَإِنِّىٓgerçekten benأَخَافُkorkarımعَلَيْكُمْsizin hakkınızdaعَذَابَazabındanيَوْمٍbir gününكَبِيرٍbüyük

Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra da O'na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَلَآiyi bilin kiإِنَّهُمْonlarيَثْنُونَbükerlerصُدُورَهُمْgöğüsleriniلِيَسْتَخْفُوا۟gizlenmek içinمِنْهُأَلَاyine iyi bilin kiحِينَne zamanيَسْتَغْشُونَbürünselerثِيَابَهُمْelbiselerineيَعْلَمُbilirمَاşeyleriيُسِرُّونَgizledikleriوَمَاve şeyleriيُعْلِنُونَإِنَّهُۥşüphesiz Oعَلِيمٌۢbilendirبِذَاتِolanıٱلصُّدُورِgönüllerde

İyi bilin ki onlar, O'ndan gizlenmek için kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. Yine iyi bilin ki, elbiselerine büründükleri zaman bile, Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَامِنhiçbirدَآبَّةٍcanlıفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِإِلَّاait olmayanعَلَىٱللَّهِAllah'aرِزْقُهَاrızkıوَيَعْلَمُve O bilirمُسْتَقَرَّهَاonun karar kıldığı yeriوَمُسْتَوْدَعَهَاكُلٌّ(bunların) hepsiفِىbir Kitap'tadırكِتَٰبٍمُّبِينٍapaçık

Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah'a ait olmasın. Her birinin (dünyada) duracakları yeri de, (öldükten sonra) emaneten konulacakları yeri de O bilir. Bunların hepsi açık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı)dır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَهُوَve O'durٱلَّذِىyaratanخَلَقَٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriوَٱلْأَرْضَve yeriفِىiçindeسِتَّةِaltıأَيَّامٍgünوَكَانَikenعَرْشُهُۥO'nun Arş'ıعَلَىüzerindeٱلْمَآءِsuلِيَبْلُوَكُمْsizi denemek içinأَيُّكُمْhanginizinأَحْسَنُdaha güzel (olduğunu)عَمَلًاوَلَئِنve şayetقُلْتَonlara dersenإِنَّكُمşüphesiz sizمَّبْعُوثُونَdiriltileceksinizمِنۢsonraبَعْدِٱلْمَوْتِölümdenلَيَقُولَنَّhemen derlerٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوٓا۟inkar eden(ler)إِنْdeğildirهَٰذَآbuإِلَّاbaşkaسِحْرٌbir sihirdenمُّبِينٌapaçık

O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş'ı su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Böyle iken "Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz" desen, inkarcılar "Mutlaka bu, apaçık bir büyüdür" derler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَئِنْve şayetأَخَّرْنَاgeciktirsekعَنْهُمُonlardanٱلْعَذَابَazabıإِلَىٰٓiçinأُمَّةٍbir süreمَّعْدُودَةٍsayılıلَّيَقُولُنَّmutlaka derlerمَاnedir?يَحْبِسُهُۥٓأَلَاhaberiniz olsun kiيَوْمَgünيَأْتِيهِمْo geldiğiلَيْسَdeğildirمَصْرُوفًاgeri çevrilecekعَنْهُمْkendilerindenوَحَاقَve kuşatırبِهِمonlarıمَّاşeyكَانُوا۟olduklarıبِهِۦonuيَسْتَهْزِءُونَalaya alıyor(lar)

Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka "Onu ne alıkoyuyor?" derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَئِنْşayetأَذَقْنَاtattırsakٱلْإِنسَٰنَinsanaمِنَّاkatımızdanرَحْمَةًbir rahmetثُمَّsonraنَزَعْنَٰهَاonu geri alsakمِنْهُondanإِنَّهُۥo hemen olurلَيَـُٔوسٌümitsizكَفُورٌbir nankör

Eğer insana tarafımızdan bir rahmet (nimet) tattırır da, sonra bunu ondan çekip alırsak, şüphesiz o ümitsiz ve nankör oluverir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَئِنْve şayetأَذَقْنَٰهُona tattırırsakنَعْمَآءَbir nimetبَعْدَsonraضَرَّآءَbir darlıktanمَسَّتْهُkendisine dokunanلَيَقُولَنَّmutlaka derذَهَبَgittiٱلسَّيِّـَٔاتُkötülüklerعَنِّىٓإِنَّهُۥşüphesiz oلَفَرِحٌşımarıkفَخُورٌve böbürlenendir

Ama kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra, ona bir nimet tattırırsak mutlaka, "Kötülükler benden gitti" diyecektir. Çünkü o, şımarık ve böbürlenen biridir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِلَّاancak hariçtirٱلَّذِينَkimselerصَبَرُوا۟sabreden(ler)وَعَمِلُوا۟ve ameller işleyenlerٱلصَّٰلِحَٰتِsalihأُو۟لَٰٓئِكَişteلَهُمonlara vardırمَّغْفِرَةٌbağışlanmaوَأَجْرٌve ecirكَبِيرٌbüyük

Ancak sabredip salih amel işleyenler böyle değildir. İşte onlar için bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَعَلَّكَbelki deتَارِكٌۢbırakacaksınبَعْضَbir kısmınıمَاvahyedileninيُوحَىٰٓإِلَيْكَsanaوَضَآئِقٌۢve daralacakبِهِۦonunlaصَدْرُكَgöğsünأَنdolayıيَقُولُوا۟demelerindenلَوْلَآdeğil miydi?أُنزِلَindirilmeliعَلَيْهِonaكَنزٌbir hazineأَوْveyaجَآءَgelmeliمَعَهُۥberaberindeمَلَكٌإِنَّمَآancakأَنتَsenنَذِيرٌوَٱللَّهُAllah iseعَلَىٰüzerineكُلِّherشَىْءٍşeyوَكِيلٌvekildir

(Ey Muhammed!) Belki de sen, (müşriklerin) "Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!" demelerinden dolayı sana vahyolunanlardan bir kısmını göz ardı edeceksin ve o yüzden göğsün daralacak. Fakat sen, ancak bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَمْyoksaيَقُولُونَdiyorlar mı?ٱفْتَرَىٰهُقُلْde kiفَأْتُوا۟getirinبِعَشْرِon (tane)سُوَرٍsureمِّثْلِهِۦonun benzeriمُفْتَرَيَٰتٍuydurulmuşوَٱدْعُوا۟ve çağırınمَنِgücünüzyeteniٱسْتَطَعْتُممِّنbaşkaدُونِٱللَّهِAllah'tanإِنeğerكُنتُمْisenizصَٰدِقِينَdoğru sözlü

Yoksa "onu (Kur'an'ı) uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Allah'tan başka gücünüzün yettiklerini de (yardıma) çağırıp, siz de onun gibi uydurma on sure getirin."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَإِلَّمْeğerيَسْتَجِيبُوا۟cevap veremezlerseلَكُمْsizeفَٱعْلَمُوٓا۟bilin kiأَنَّمَآdoğrusu oأُنزِلَindirilmiştirبِعِلْمِilmiyleٱللَّهِAllah'ınوَأَنve şüphesizلَّآyokturإِلَٰهَilahإِلَّاbaşkaهُوَفَهَلْartık olur musunuz?أَنتُمsizeمُّسْلِمُونَMüslüman

Eğer size (bu konuda) cevap veremedilerse, bilin ki o (Kur'an) ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir ve O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Artık müslüman oluyor musunuz?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَنkimlerكَانَisterseيُرِيدُٱلْحَيَوٰةَhayatınıٱلدُّنْيَاdünyaوَزِينَتَهَاve süsünüنُوَفِّkarşılıklarını tam veririzإِلَيْهِمْonlaraأَعْمَٰلَهُمْyaptıklarınınفِيهَاoradaوَهُمْve onlaraفِيهَاoradaلَاbir noksanlık yapılmazيُبْخَسُونَ

Kim yalnız dünya hayatını ve onun zinetini isterse, biz onlara yaptıklarının karşılığını orada tastamam öderiz. Orada onlar bir eksikliğe uğratılmazlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أُو۟لَٰٓئِكَbunlarٱلَّذِينَkimselerdirلَيْسَolmayanلَهُمْkendileri içinفِىahiretteٱلْءَاخِرَةِإِلَّاbaşka bir şeyٱلنَّارُوَحَبِطَve boşa gitmiştirمَاişledikleriصَنَعُوا۟فِيهَاoradaوَبَٰطِلٌve geçersizdirمَّاolduklarıكَانُوا۟يَعْمَلُونَyapmakta

İşte onlar, kendileri için ahirette ateşten başka bir şey olmayan kimselerdir. (Dünyada) yaptıkları şeyler, orada boşa gitmiştir. Zaten bütün yapmakta oldukları da boş şeylerdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَفَمَنkimse gibi midir?كَانَolanعَلَىٰüzereبَيِّنَةٍaçık bir delilمِّنRabbindenرَّبِّهِۦوَيَتْلُوهُve onu izleyenشَاهِدٌbir şahitمِّنْهُO'nun tarafındanوَمِنveقَبْلِهِۦondan önceكِتَٰبُkitabı (elinde bulunan)مُوسَىٰٓMusa'nınإِمَامًاbir rehberوَرَحْمَةًأُو۟لَٰٓئِكَişte bunlarيُؤْمِنُونَiman ederlerبِهِۦوَمَنve kimيَكْفُرْinkar ederseبِهِۦonuمِنَtopluluklardanٱلْأَحْزَابِفَٱلنَّارُateştirمَوْعِدُهُۥفَلَاhiç olmaتَكُفِىiçindeمِرْيَةٍşüpheمِّنْهُإِنَّهُşüphesiz buٱلْحَقُّbir gerçektirمِنRabbindenرَّبِّكَوَلَٰكِنَّancakأَكْثَرَçoğuٱلنَّاسِinsanlarınلَاiman etmezlerيُؤْمِنُونَ

Rabbi katından açık bir delile dayanan kimse, yalnız dünyalık isteyen kimse gibi midir? Kaldı ki, bu delili Rabbinden bir şahit (Kur'an) ve bir de ondan (Kur'an'dan) önce bir önder ve bir rahmet olarak (indirilmiş olan) Musa'nın kitabı (Tevrat) desteklemektedir. İşte bunlar ona (Kur'an'a) inanırlar. Gruplardan her kim onu inkar ederse, ateş onun varacağı yerdir. Ondan hiç şüphen olmasın. Şüphesiz o, Rabbin tarafından (bildirilmiş) gerçektir. Fakat insanların çoğu inanmazlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَنْkim olabilir?أَظْلَمُdaha zalimمِمَّنِkimsedenٱفْتَرَىٰuyduranعَلَىkarşıٱللَّهِAllah'aكَذِبًاأُو۟لَٰٓئِكَbunlarيُعْرَضُونَsunulurlarعَلَىٰüzerineرَبِّهِمْRabblerineوَيَقُولُve derlerٱلْأَشْهَٰدُşahitlerهَٰٓؤُلَآءِişte bunlardırٱلَّذِينَkimselerكَذَبُوا۟yalan söyleyen(ler)عَلَىٰkarşıرَبِّهِمْأَلَاhaberiniz olsunلَعْنَةُlanetiٱللَّهِAllah'ınعَلَىüzerinedirٱلظَّٰلِمِينَzalimlerin

Kim Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? İşte bunlar, Rablerine arz edilecekler ve şahitler de, "Rablerine karşı yalan söyleyenler işte bunlardır" diyeceklerdir. Biliniz ki, Allah'ın laneti zalimler üzerinedir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلَّذِينَonlarيَصُدُّونَalıkoyarعَنyolundanسَبِيلِٱللَّهِAllah'ınوَيَبْغُونَهَاve onda ararlarعِوَجًاçarpıklıkوَهُمve onlar (ararlar)بِٱلْءَاخِرَةِهُمْonlarكَٰفِرُونَinkar edenlerdir

Onlar (halkı) Allah yolundan alıkoyan ve onu eğri ve çelişkili göstermek isteyen kimselerdir. Hem de onlar ahireti inkar edenlerin ta kendileridir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أُو۟لَٰٓئِكَonlarلَمْdeğillerdirيَكُونُوا۟مُعْجِزِينَaciz bırakacakفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِوَمَاyokturكَانَonlarınلَهُممِّنbaşkaدُونِٱللَّهِAllah'tanمِنْdostlarıأَوْلِيَآءَيُضَٰعَفُkat kat artırılırلَهُمُonlar içinٱلْعَذَابُمَاonlarكَانُوا۟يَسْتَطِيعُونَgüç yetiremezlerdiٱلسَّمْعَişitmeyeوَمَاveكَانُوا۟onlarيُبْصِرُونَgöremezlerdi

Onlar yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakabilecek değillerdir. Onların Allah'tan başka sığınabilecekleri bir yardımcıları da yoktur. Azap onlar için kat kat artırılacaktır. Çünkü onlar (gerçekleri) işitmeğe tahammül edemiyorlar, hem de görmüyorlardı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlarٱلَّذِينَkimselerdirخَسِرُوٓا۟zarara sokan(lardır)أَنفُسَهُمْkendileriniوَضَلَّve kaybolmuşturعَنْهُمyanlarındanمَّاşeylerكَانُوا۟uydurduklarıيَفْتَرُونَ

İşte bunlar, kendilerini ziyana uğratan kimselerdir. Uydurmakta oldukları şeyler de kendilerini yüz üstü bırakıp kaybolup gitmiştir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesiz kiٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟iman eden(ler)وَعَمِلُوا۟ve işleyenlerٱلصَّٰلِحَٰتِiyi işlerوَأَخْبَتُوٓا۟ve gönülden boyun eğenlerإِلَىٰRabblerineرَبِّهِمْأُو۟لَٰٓئِكَişte onlarأَصْحَٰبُehlidirlerٱلْجَنَّةِهُمْonlarفِيهَاoradaخَٰلِدُونَkalıcıdırlar

İman edip, salih ameller işleyen ve Rablerine gönülden bağlananlara gelince, işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَثَلُٱلْفَرِيقَيْنِiki topluluğunكَٱلْأَعْمَىٰkörün durumu gibidirوَٱلْأَصَمِّve sağırınوَٱلْبَصِيرِve göreninوَٱلسَّمِيعِهَلْmidir?يَسْتَوِيَانِikisi eşitمَثَلًاأَفَلَاİbret almıyor musunuz?تَذَكَّرُونَ

Bu iki zümrenin durumu, kör ve sağır ile gören ve işiten kimseler gibidir. Bunların durumları hiç birbirlerine denk olur mu? Hala düşünmez misiniz?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْve andolsunأَرْسَلْنَاgöndermiştikنُوحًاNuh'uإِلَىٰkendi kavmineقَوْمِهِۦٓإِنِّىşüphesiz benلَكُمْsizin içinنَذِيرٌbir uyarıcıyımمُّبِينٌapaçık

Andolsun, biz Nuh'u kavmine peygamber olarak gönderdik. Onlara şöyle dedi: "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَنdiyeلَّاkulluk etmeyinتَعْبُدُوٓا۟إِلَّاbaşkasınaٱللَّهَإِنِّىٓşüphesiz benأَخَافُkorkuyorumعَلَيْكُمْsizin hakkınızdaعَذَابَazabındanيَوْمٍbir gününأَلِيمٍacıklı

"Allah'tan başkasına ibadet ve kulluk etmeyin. Doğrusu ben sizin adınıza elem dolu bir günün azabından korkuyorum."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَقَالَdediler kiٱلْمَلَأُileri gelenleriٱلَّذِينَinkar edenكَفَرُوا۟مِنkavmindenقَوْمِهِۦمَاbiz seni görmüyoruzنَرَىٰكَإِلَّاbaşkaبَشَرًاbir insandanمِّثْلَنَاbizim gibiوَمَاveنَرَىٰكَgörmüyoruzٱتَّبَعَكَsana uyduğunuإِلَّاbaşkasınınٱلَّذِينَolandanهُمْkendisiأَرَاذِلُنَاen aşağılıklarımızبَادِىَsığ (görüşlü)ٱلرَّأْىِ(sığ) görüşlüوَمَاveنَرَىٰgörmüyoruzلَكُمْsizinعَلَيْنَاbize karşıمِنhiçفَضْلٍۭüstünlüğünüzüبَلْaksineنَظُنُّكُمْzannediyoruz ki sizكَٰذِبِينَyalancılarsınız

Kavminin inkar eden ileri gelenleri, "Biz, senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdedi kiيَٰقَوْمِEy kavmimأَرَءَيْتُمْNe dersiniz?إِنeğerكُنتُben isemعَلَىٰüzereبَيِّنَةٍbir delilمِّنRabbimdenرَّبِّىوَءَاتَىٰنِىve bana vermişseرَحْمَةًbir rahmetمِّنْkatındanعِندِهِۦفَعُمِّيَتْbu gizli bırakılmış iseعَلَيْكُمْsizeأَنُلْزِمُكُمُوهَاbiz sizi zorlayacak mıyız?وَأَنتُمْsizلَهَاonuكَٰرِهُونَistemediğiniz halde

Nuh dedi ki: "Ey Kavmim! Söyleyin bakalım; şayet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O, kendi katından bana bir rahmet vermiş de siz ona karşı kör kalmışsanız, onu istemediğiniz halde, biz sizi ona zorlayacak mıyız?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَيَٰقَوْمِve Ey kavmimلَآsizden istemiyorumأَسْـَٔلُكُمْعَلَيْهِbunun karşılığındaمَالًاإِنْbenim ecrimأَجْرِىَإِلَّاyalnızcaعَلَىaittirٱللَّهِوَمَآve değilimأَنَا۠benبِطَارِدِkovacakٱلَّذِينَkimseleriءَامَنُوٓا۟إِنَّهُمşüphesiz onlarمُّلَٰقُوا۟kavuşacaklardırرَبِّهِمْRabblerineوَلَٰكِنِّىٓancak benأَرَىٰكُمْsizi görüyorumقَوْمًاbir topluluk olarakتَجْهَلُونَcahillik eden

"Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Benim mükafatım ancak Allah'a aittir. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da değilim. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَآben demiyorumأَقُولُلَكُمْsizeعِندِىbenim yanımdadırخَزَآئِنُhazineleriٱللَّهِAllah'ınوَلَآveأَعْلَمُbilmiyorumٱلْغَيْبَgaybıوَلَآveأَقُولُdemiyorumإِنِّىşüphesiz benمَلَكٌmeleğim (diye)وَلَآveأَقُولُdiyememلِلَّذِينَkimseler içinتَزْدَرِىٓküçük gördükleriأَعْيُنُكُمْgözlerinizinلَنonlara vermeyecektirيُؤْتِيَهُمُٱللَّهُAllahخَيْرًاٱللَّهُAllahأَعْلَمُdaha iyi bilirبِمَاolanıفِىٓiçlerindeأَنفُسِهِمْإِنِّىٓben gerçektenإِذًاo zamanلَّمِنَkimselerden olurumٱلظَّٰلِمِينَzulmeden

Size ben, "Allah'ın hazineleri yanımdadır", demiyorum; gaybı da bilmem. "Ben bir meleğim" de demiyorum. Sizin hor gördüğünüz kimseler için, "Allah, onlara asla hiçbir hayır vermez" de diyemem. Allah, onların içlerindekini daha iyi bilir. Böyle bir şey söylersem, o zaman ben gerçekten zalimlerden olurum.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dediler kiيَٰنُوحُEy Nuhقَدْmuhakkakجَٰدَلْتَنَاbizimle tartıştınفَأَكْثَرْتَçok ileri gittinجِدَٰلَنَاbizimle tartışmandaفَأْتِنَاgetir bakalımبِمَاşeyiتَعِدُنَآbize vaadettiğinإِنeğerكُنتَisenمِنَdoğru sözlülerdenٱلصَّٰدِقِينَ

Dediler ki: "Ey Nuh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı getir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاveيَنفَعُكُمْsize yarar vermezنُصْحِىٓöğüdümإِنْeğerأَرَدتُّistesem deأَنْöğüt vermekأَنصَحَلَكُمْsizeإِنeğerكَانَAllahٱللَّهُيُرِيدُdilerseأَنsizi azgınlığa düşürmeyiيُغْوِيَكُمْهُوَOرَبُّكُمْsizin Rabbinizdirوَإِلَيْهِve O'naتُرْجَعُونَdöndürüleceksiniz

Ben size öğüt vermek istesem de, eğer Allah sizi azdırmak istemişse, öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve O'na döndürüleceksiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَمْyoksaيَقُولُونَdiyorlar (mı?)ٱفْتَرَىٰهُقُلْde kiإِنِeğerٱفْتَرَيْتُهُۥonu ben uydurduysamفَعَلَىَّbenim üzerimedirإِجْرَامِىsuçumوَأَنَا۠ancak benبَرِىٓءٌuzağımمِّمَّاsizin suçlarınızdanتُجْرِمُونَ

(Ey Muhammed!) Yoksa "Onu (Kur'an'ı) kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eğer onu uydurmuşsam, suçum bana aittir. Ben de sizin işlemekte olduğunuz suçlardan uzağım."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأُوحِىَvahyolunduإِلَىٰNuh'aنُوحٍأَنَّهُۥgerçektenلَنkimse iman etmeyecekيُؤْمِنَمِنkavmindenقَوْمِكَإِلَّاdışındaمَنkimselerinقَدْ(şimdiye kadar)ءَامَنَiman edenفَلَاüzülmeتَبْتَئِسْبِمَاdolayıكَانُوا۟onların yaptıklarındanيَفْعَلُونَ

Nuh'a vahyolundu ki: "Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka, artık hiç kimse iman etmeyecek. O halde, onların yapmakta oldukları şeylerden dolayı üzülme."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱصْنَعِve yapٱلْفُلْكَgemiyiبِأَعْيُنِنَاbizim gözetimimiz altındaوَوَحْيِنَاve vahyimizleوَلَاbana hitap (dua) etmeتُخَٰطِبْنِىفِىhakkındaٱلَّذِينَkimselerظَلَمُوٓا۟إِنَّهُمonlarمُّغْرَقُونَsuda boğulacaklardır

"Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme. Çünkü onlar suda boğulacaklardır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَيَصْنَعُve yapıyorduٱلْفُلْكَgemiyiوَكُلَّمَاve ne zamanمَرَّyanından geçseعَلَيْهِonunمَلَأٌileri gelenlerمِّنkavmindenقَوْمِهِۦسَخِرُوا۟alay ediyorlardıمِنْهُقَالَdedi kiإِنeğerتَسْخَرُوا۟alay edersenizمِنَّاbizimleفَإِنَّاmuhakkak biz deنَسْخَرُalay edeceğizمِنكُمْsizinleكَمَاgibiتَسْخَرُونَsizin alay ettiğiniz

(Nuh) gemiyi yapıyordu. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: "Bizimle alay ediyorsanız, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَسَوْفَyakındaتَعْلَمُونَbileceksinizمَنkimeيَأْتِيهِgeleceğiniعَذَابٌazabınيُخْزِيهِrezil ediciوَيَحِلُّve ineceğiniعَلَيْهِbaşınaعَذَابٌazabınمُّقِيمٌkalıcı

Artık, geldiği kimseyi rezil eden azabın kime geleceğini, kimin üzerine sürekli bir azabın ineceğini ileride anlayacaksınız.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
حَتَّىٰٓsonundaإِذَاzamanجَآءَgeldiğiأَمْرُنَاemrimizوَفَارَve kaynadığındaٱلتَّنُّورُtandırقُلْنَاdedik kiٱحْمِلْbindirفِيهَاonaمِنher şeydenكُلٍّزَوْجَيْنِçiftiٱثْنَيْنِikişerوَأَهْلَكَve aileniإِلَّاdışındakiمَنolanlarسَبَقَöncedenعَلَيْهِaleyhlerineٱلْقَوْلُhüküm verilmişوَمَنْveءَامَنَوَمَآveءَامَنَzaten iman etmemiştiمَعَهُۥٓonunla beraberإِلَّاdışındaقَلِيلٌçok az kimse

Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nuh'a dedik ki: "Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki ailen ile iman edenleri ona yükle." Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَٱرْكَبُوا۟haydi bininفِيهَاonaبِسْمِadıyladırٱللَّهِAllah'ınمَجْر۪ىٰهَاyüzmesi deوَمُرْسَىٰهَآإِنَّşüphesizرَبِّىRabbimلَغَفُورٌbağışlayıcıdırرَّحِيمٌrahmet edicidir

(Nuh), "Binin ona. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَهِىَ(Gemi)تَجْرِىgeçirirkenبِهِمْonlarıفِىiçindenمَوْجٍdalgalarınكَٱلْجِبَالِdağlar gibi;وَنَادَىٰve seslendiنُوحٌNuhٱبْنَهُۥoğlunaوَكَانَve o (idi)فِىbir kenardaمَعْزِلٍيَٰبُنَىَّEy oğulcağızımٱرْكَبgel binمَّعَنَاbizimle birlikteوَلَاتَكُنolmaمَّعَberaberٱلْكَٰفِرِينَkâfirlerle

Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nuh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna, "Yavrucuğum, bizimle beraber sen de bin, inkarcılarla birlikte olma" diye seslendi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَ(O) dedi kiسَـَٔاوِىٓsığınacağımإِلَىٰbir dağaجَبَلٍيَعْصِمُنِىo beni korurمِنَsudanٱلْمَآءِقَالَdedi kiلَاyokturعَاصِمَkurtulacakٱلْيَوْمَbugünمِنْemrindenأَمْرِٱللَّهِAllah'ınإِلَّاdışındaمَنkimselerinرَّحِمَوَحَالَbu sırada girdiبَيْنَهُمَاaralarınaٱلْمَوْجُbir dalgaفَكَانَve o da olduمِنَboğulanlardanٱلْمُغْرَقِينَ

O, "Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım" dedi. Nuh, "Bugün Allah'ın rahmet ettikleri hariç, O'nun azabından korunacak hiç kimse yoktur" dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقِيلَve denildiيَٰٓأَرْضُey yerٱبْلَعِىçekمَآءَكِsuyunuوَيَٰسَمَآءُve ey gökأَقْلِعِىsen de tutوَغِيضَve çekildiٱلْمَآءُsuوَقُضِىَve bitirildiٱلْأَمْرُişوَٱسْتَوَتْve oturduعَلَىüzerineٱلْجُودِىِّوَقِيلَve denildiبُعْدًاyok olsunلِّلْقَوْمِtopluluğuٱلظَّٰلِمِينَzalimler

"Ey yeryüzü! Yut suyunu. Ey gök! Tut suyunu" denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi de Cudi'ye oturdu ve "Zalimler topluluğu, Allah'ın rahmetinden uzak olsun!" denildi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَنَادَىٰve seslendiنُوحٌNuhرَّبَّهُۥRabbineفَقَالَve dedi kiرَبِّRabbimإِنَّşüphesizٱبْنِىoğlumمِنْbenim ailemdendirأَهْلِىوَإِنَّve şüphesizوَعْدَكَsenin vaadinٱلْحَقُّhaktırوَأَنتَve senأَحْكَمُen iyi hükmedenisinٱلْحَٰكِمِينَhükmedenlerin

Nuh, Rabbine seslenip şöyle dedi: "Rabbim! Şüphesiz oğlum da ailemdendir. Senin va'din elbette gerçektir. Sen de hükmedenlerin en iyi hükmedenisin."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَ(Allah) dedi kiيَٰنُوحُey Nuhإِنَّهُۥşüphesiz oلَيْسَdeğildirمِنْsenin ailendenأَهْلِكَإِنَّهُۥelbette oعَمَلٌbir iş yapmıştıغَيْرُolmayanصَٰلِحٍفَلَاbenden istemeتَسْـَٔلْنِمَاbir şeyiلَيْسَolmayanلَكَseninبِهِۦhakkındaعِلْمٌإِنِّىٓşüphesiz benأَعِظُكَseni sakındırıyorumأَنolmanıتَكُونَمِنَbilgisizlerdenٱلْجَٰهِلِينَ

Allah, "Ey Nuh! O, asla senin ailenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O halde, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben, sana cahillerden olmamanı öğütlerim" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdediرَبِّRabbimإِنِّىٓmuhakkak benأَعُوذُsığınırımبِكَsanaأَنْsenden istemektenأَسْـَٔلَكَمَاbir şeyiلَيْسَolmayanلِىbenimبِهِۦhakkındaعِلْمٌوَإِلَّاeğerتَغْفِرْbağışlamazsanلِىbeniوَتَرْحَمْنِىٓve bana rahmet etmezsenأَكُنolurumمِّنَhüsrana uğrayanlardanٱلْخَٰسِرِينَ

Nuh, "Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan, şüphesiz ziyana uğrayanlardan olurum" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قِيلَdenildi kiيَٰنُوحُey Nuhٱهْبِطْinبِسَلَٰمٍselam ileمِّنَّاbizdenوَبَرَكَٰتٍve bereketlerleعَلَيْكَsanaوَعَلَىٰٓve üzerineأُمَمٍümmetlerمِّمَّنolanlardanمَّعَكَوَأُمَمٌve (bazı) ümmetlereسَنُمَتِّعُهُمْgeçimlik vereceğizثُمَّsonraيَمَسُّهُمonlara dokunacaktırمِّنَّاbizdenعَذَابٌbir azapأَلِيمٌacıklı

Ona denildi ki: "Ey Nuh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. Daha birtakım ümmetler de olacak ki, biz onları (dünyada) yararlandıracağız. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
تِلْكَbunlarمِنْhaberlerindendirأَنۢبَآءِٱلْغَيْبِgaybنُوحِيهَآvahyettiğimizإِلَيْكَمَاdeğildinكُنتَsenتَعْلَمُهَآonu biliyorأَنتَ(ne) senوَلَاve ne deقَوْمُكَsenin kavminمِنönceقَبْلِهَٰذَافَٱصْبِرْإِنَّşüphesizٱلْعَٰقِبَةَsonuçلِلْمُتَّقِينَtakva sahiplerinindir

İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun, ne de kavmin. O halde sabret. Çünkü (iyi) sonuç, Allah'a karşı gelmekten sakınanların olacaktır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِلَىٰve (kavmin)eعَادٍAdأَخَاهُمْkardeşleriهُودًاقَالَdedi kiيَٰقَوْمِey kavmimٱعْبُدُوا۟kulluk edinٱللَّهَAllah'aمَاyokturلَكُمsizin içinمِّنْhiç birإِلَٰهٍilahغَيْرُهُۥٓإِنْsizأَنتُمْإِلَّاancakمُفْتَرُونَyalan uyduranlarsınız

Ad kavmine de kardeşleri Hud'u gönderdik. Hud, şöyle dedi: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. O'ndan başka sizin hiçbir ilahınız yoktur. Siz, sadece iftira ediyorsunuz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰقَوْمِEy kavmimلَآsizden istemiyorumأَسْـَٔلُكُمْعَلَيْهِbunun içinأَجْرًاإِنْbenim ücretimأَجْرِىَإِلَّاyalnızcaعَلَىaittirٱلَّذِىbeni yaratanaفَطَرَنِىٓأَفَلَاakıl etmiyor musunuz?تَعْقِلُونَ

"Ey kavmim! Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, ancak beni yaratana aittir. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَيَٰقَوْمِve Ey kavmimٱسْتَغْفِرُوا۟bağışlanma dileyinرَبَّكُمْRabbinizdenثُمَّsonraتُوبُوٓا۟tevbe edinإِلَيْهِO'naيُرْسِلِgöndersinٱلسَّمَآءَgöktenعَلَيْكُمüzerinizeمِّدْرَارًاbolca yağmurوَيَزِدْكُمْve katsınقُوَّةًgüçإِلَىٰgücünüzeقُوَّتِكُمْوَلَاyüz çevirmeyinتَتَوَلَّوْا۟مُجْرِمِينَsuçlular olarak

"Ey kavmim! Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na tövbe edin ki, üzerinize bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. Günahkarlar olarak yüz çevirmeyin."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dediler kiيَٰهُودُEy Hudمَاsen bize getirmedinجِئْتَنَابِبَيِّنَةٍbir belgeوَمَاve değilizنَحْنُbizبِتَارِكِىٓbırakacakءَالِهَتِنَاilahlarımızıعَنsenin sözünleقَوْلِكَوَمَاve değilizنَحْنُbizلَكَsanaبِمُؤْمِنِينَinanacak

Dediler ki: "Ey Hud! Sen bize açık bir mucize getirmedin. Biz de senin sözünle ilahlarımızı bırakacak değiliz. Biz sana iman edecek de değiliz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنdiyoruz kiنَّقُولُإِلَّاsadeceٱعْتَرَىٰكَseni çarpmışبَعْضُbazılarıءَالِهَتِنَاilahlarımızdanبِسُوٓءٍقَالَdedi kiإِنِّىٓşüphesiz benأُشْهِدُşahit tutuyorumٱللَّهَAllah'ıوَٱشْهَدُوٓا۟ve şahid olunأَنِّىelbette benبَرِىٓءٌuzağımمِّمَّاortak koştuklarınızdanتُشْرِكُونَ

(54-55) Biz sadece şunu söyleriz: "Seni, ilahlarımızdan biri fena çarpmış." Hud, dedi ki: "İşte ben Allah'ı şahit tutuyorum. Siz de şahit olun ki, ben sizin Allah'ı bırakıp da O'na ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Haydi hepiniz toptan bana tuzak kurun, sonra da bana göz açtırmayın."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مِنO'ndan başkaدُونِهِۦفَكِيدُونِىhaydi bana tuzak kurunجَمِيعًاhep birlikteثُمَّsonraلَاbana hiç göz açtırmayınتُنظِرُونِ

(54-55) Biz sadece şunu söyleriz: "Seni, ilahlarımızdan biri fena çarpmış." Hud, dedi ki: "İşte ben Allah'ı şahit tutuyorum. Siz de şahit olun ki, ben sizin Allah'ı bırakıp da O'na ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Haydi hepiniz toptan bana tuzak kurun, sonra da bana göz açtırmayın."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنِّىşüphesiz benتَوَكَّلْتُgüvendimعَلَىAllah'aٱللَّهِرَبِّىbenim RabbimوَرَبِّكُممَّاyokturمِنhiçbirدَآبَّةٍcanlıإِلَّاkiهُوَO'nun (Allah)ءَاخِذٌۢtutmadığıبِنَاصِيَتِهَآإِنَّşüphesizرَبِّىRabbimعَلَىٰüzeredirصِرَٰطٍyolمُّسْتَقِيمٍdoğru

"İşte ben, hem benim, hem sizin Rabbiniz olan Allah'a dayandım. Yeryüzünde bulunan hiçbir canlı yoktur ki, Allah, onun perçeminden tutmuş olmasın. Şüphesiz Rabbim dosdoğru bir yol üzerindedir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَإِنeğerتَوَلَّوْا۟yüz çevirirsenizفَقَدْartıkأَبْلَغْتُكُمsize tebliğ ettimمَّآşeyiأُرْسِلْتُbenimle gönderilenبِهِۦٓsizeإِلَيْكُمْوَيَسْتَخْلِفُve yerinize yerleştirirرَبِّىRabbimقَوْمًاbir toplulukغَيْرَكُمْsizden başkaوَلَاveتَضُرُّونَهُۥO'na zarar da veremezsinizشَيْـًٔاإِنَّşüphesizرَبِّىRabbimعَلَىٰherكُلِّشَىْءٍşeyiحَفِيظٌkoruyandır

"Eğer yüz çevirirseniz; bilin ki ben, benimle gönderileni size tebliğ ettim. Rabbim (dilerse) sizden başka bir kavmi sizin yerinize getirir ve siz O'na bir zarar veremezsiniz. Şüphesiz Rabbim, her şeyi koruyup gözetendir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَمَّاve ne zaman kiجَآءَgelinceأَمْرُنَاemrimizنَجَّيْنَاkurtardıkهُودًاHud'uوَٱلَّذِينَve kimseleriءَامَنُوا۟iman eden(leri)مَعَهُۥberaberindekiبِرَحْمَةٍbir rahmetleمِّنَّاbizdenوَنَجَّيْنَٰهُمve onları korudukمِّنْbir azaptanعَذَابٍغَلِيظٍkaskatı

Helak emrimiz gelince, Hud'u ve beraberindeki iman etmiş olanları, tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları ağır bir azaptan kurtardık.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَتِلْكَve işte buعَادٌجَحَدُوا۟inkar ettiبِـَٔايَٰتِayetleriniرَبِّهِمْRabblerininوَعَصَوْا۟ve karşı geldilerرُسُلَهُۥpeygamberlerineوَٱتَّبَعُوٓا۟ve uydularأَمْرَemrineكُلِّherجَبَّارٍzorbanınعَنِيدٍinatçı

İşte Ad kavmi! Rablerinin ayetlerini inkar ettiler. O'nun peygamberlerine karşı geldiler ve inatçı her zorbanın emrine uydular!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأُتْبِعُوا۟ve uğradılarفِىbuهَٰذِهِٱلدُّنْيَاdünyadaلَعْنَةًlaneteوَيَوْمَve günündeٱلْقِيَٰمَةِأَلَآiyi bilin kiإِنَّşüphesizعَادًاAd (halkı)كَفَرُوا۟inkar ettilerرَبَّهُمْأَلَاdikkat edinبُعْدًاuzak olsunلِّعَادٍAdقَوْمِkavmiهُودٍHud'un

Onlar, hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar. Biliniz ki Ad kavmi, Rablerini inkar etti. (Yine) biliniz ki Hud'un kavmi Ad, Allah'ın rahmetinden uzaklaştı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِلَىٰثَمُودَSemud halkınaأَخَاهُمْkardeşleriصَٰلِحًاقَالَşöyle dediيَٰقَوْمِey kavmimٱعْبُدُوا۟kulluk edinٱللَّهَAllah'aمَاyokturلَكُمsizinمِّنْilahınızإِلَٰهٍغَيْرُهُۥهُوَOأَنشَأَكُمsizi yarattıمِّنَyerdenٱلْأَرْضِوَٱسْتَعْمَرَكُمْve size ömür sürdürdüفِيهَاoradaفَٱسْتَغْفِرُوهُO'ndan bağışlanma dileyinثُمَّsonraتُوبُوٓا۟tevbe edinإِلَيْهِإِنَّmuhakkak kiرَبِّىRabbimقَرِيبٌyakındırمُّجِيبٌkabul edendir

Semud kavmine de kardeşleri Salih'i peygamber gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka hiçbir ilahınız yok. O, sizi yeryüzünden (topraktan) yarattı ve sizi oranın imarında görevli (ve buna donanımlı) kıldı. Öyle ise O'ndan bağışlanma dileyin; sonra da O'na tövbe edin. Şüphesiz Rabbim yakındır ve dualara cevap verendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dediler kiيَٰصَٰلِحُEy Salihقَدْdoğrusuكُنتَsen idinفِينَاaramızdaمَرْجُوًّاümit beslenen biriقَبْلَönceهَٰذَآأَتَنْهَىٰنَآbizi men mi ediyorsun?أَنtapmaktanنَّعْبُدَمَاtaptıklarınaيَعْبُدُءَابَآؤُنَاbabalarımızınوَإِنَّنَاdoğrusu bizلَفِىiçindeyizشَكٍّşüpheمِّمَّاşeydenتَدْعُونَآbizi çağırdığınإِلَيْهِkendisineمُرِيبٍtereddütlü

Onlar şöyle dediler: "Ey Salih! Bundan önce sen, aramızda ümit beslenen bir kimseydin. Şimdi babalarımızın taptıklarına tapmamızı bize yasaklıyor musun? Şüphesiz, biz senin bizi çağırdığın şeyden derin bir şüphe içindeyiz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdedi kiيَٰقَوْمِey kavmimأَرَءَيْتُمْNe dersiniz?إِنeğerكُنتُben isemعَلَىٰüzereبَيِّنَةٍapaçık bir belgeمِّنRabbimdenرَّبِّىوَءَاتَىٰنِىve O bana vermişseمِنْهُkendindenرَحْمَةًbir rahmetفَمَنkimيَنصُرُنِىbana yardım edebilir?مِنَkarşıٱللَّهِAllah'aإِنْeğerعَصَيْتُهُۥفَمَاolmazتَزِيدُونَنِىbana bir katkınızغَيْرَbaşkaتَخْسِيرٍkaybımı artırmaktan

Salih, dedi ki: "Ey kavmim! Söyleyin bakayım, eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermişse, O'na karşı geldiğim takdirde beni Allah'tan kim koruyabilir? Demek ki, zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَيَٰقَوْمِve Ey kavmimهَٰذِهِۦşuنَاقَةُdişi devesiٱللَّهِAllah'ınلَكُمْsizin içinءَايَةًbir mucizedirفَذَرُوهَاonu bırakınتَأْكُلْotlasınفِىٓtoprağındaأَرْضِٱللَّهِAllah'ınوَلَاona dokundurmayınتَمَسُّوهَابِسُوٓءٍbir kötülükفَيَأْخُذَكُمْyoksa sizi yakalarعَذَابٌbir azapقَرِيبٌyakın

"Ey kavmim! İşte size mucize olarak Allah'ın dişi bir devesi. Bırakın onu, Allah'ın arzında yayılıp otlasın. Ona kötülük dokundurmayın, yoksa sizi yakın bir azap yakalar."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَعَقَرُوهَاyine de onu kestilerفَقَالَ(bunun üzerine) dedi kiتَمَتَّعُوا۟yaşayınفِىyurdunuzdaدَارِكُمْثَلَٰثَةَüçأَيَّامٍذَٰلِكَişte buوَعْدٌbir vaaddirغَيْرُyalanlanmayacakمَكْذُوبٍ

Derken onu kestiler. Salih, dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. (Sonra helak olacaksınız.) İşte bu, yalanlanamayacak bir tehdittir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّاnihayetجَآءَgelinceأَمْرُنَاemrimizنَجَّيْنَاkurtardıkصَٰلِحًاSalih'iوَٱلَّذِينَve kimseleriءَامَنُوا۟iman eden(leri)مَعَهُۥberaberindekiبِرَحْمَةٍbir rahmetleمِّنَّاbizdenوَمِنْveخِزْىِaşağılığındanيَوْمِئِذٍإِنَّmuhakkak kiرَبَّكَsenin RabbinهُوَOٱلْقَوِىُّgüçlüdürٱلْعَزِيزُmutlak üstündür

(Helak) emrimiz geldiğinde Salih'i ve beraberindeki iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmetle helaktan ve o günün rezilliğinden kurtardık. Şüphesiz Rabbin mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
كَأَنsankiلَّمْhiç yaşamamışlardıيَغْنَوْا۟فِيهَآأَلَآiyi bilin kiإِنَّşüphesizثَمُودَا۟Semud (halkı)كَفَرُوا۟inkar ettilerرَبَّهُمْأَلَاdikkat edinبُعْدًاuzak olsunلِّثَمُودَSemud halkı

Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Biliniz ki Semud kavmi Rablerini inkar etti. (Yine) biliniz ki Semud kavmi Allah'ın rahmetinden uzaklaştı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْve andolsunجَآءَتْgeldilerرُسُلُنَآelçilerimizإِبْرَٰهِيمَİbrahim'eبِٱلْبُشْرَىٰmüjdeyleقَالُوا۟dedilerسَلَٰمًاقَالَ(O da) dediسَلَٰمٌفَمَاve hemenلَبِثَأَنgetirdiجَآءَبِعِجْلٍbir buzağıحَنِيذٍkızartılmış

Andolsun, elçilerimiz (melekler), İbrahim'e müjde getirip "Selam sana!" dediler. O, "Size de selam" dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّاne zaman kiرَءَآgörünceأَيْدِيَهُمْellerininلَاuzanmadığınıتَصِلُإِلَيْهِonaنَكِرَهُمْonlardan hoşlanmadıوَأَوْجَسَve içine düştüمِنْهُمْonlardan dolayıخِيفَةًقَالُوا۟dediler kiلَاkorkmaتَخَفْإِنَّآbizأُرْسِلْنَآgönderildikإِلَىٰkavmineقَوْمِلُوطٍLut

Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. Dediler ki: "Korkma, çünkü biz Lut kavmine gönderildik."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱمْرَأَتُهُۥve karısı daقَآئِمَةٌayaktaydıفَضَحِكَتْve bunun üzerine güldüفَبَشَّرْنَٰهَاbiz de ona müjdeledikبِإِسْحَٰقَİshak'ıوَمِنveوَرَآءِardındanإِسْحَٰقَİshak'ınيَعْقُوبَYa'kub'u

İbrahim'in karısı ayakta idi. (Bu sözleri duyunca) güldü. Ona da İshak'ı müjdeledik; İshak'ın arkasından da Yakub'u.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَتْdedi kiيَٰوَيْلَتَىٰٓey vay halimeءَأَلِدُben doğuracak mıyım?وَأَنَا۠ben böyleعَجُوزٌkocamış bir kadın ikenوَهَٰذَاve şuبَعْلِىkocam daشَيْخًاإِنَّgerçektenهَٰذَاbuلَشَىْءٌbir şeydirعَجِيبٌşaşırtıcı

Karısı, "Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu, çok şaşılacak bir şey!" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوٓا۟dedilerأَتَعْجَبِينَşaşıyor musun?مِنْişineأَمْرِٱللَّهِرَحْمَتُrahmetiٱللَّهِAllah'ınوَبَرَكَٰتُهُۥve bereketleriعَلَيْكُمْsizin üzerinizedirأَهْلَ(ey) halkıٱلْبَيْتِإِنَّهُۥşüphesiz Oحَمِيدٌövgüye layıktırمَّجِيدٌlütfu bol olandır

Melekler, "Allah'ın emrine mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O, övülmeye layıktır, şanı yücedir." dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّاne zaman kiذَهَبَgidinceعَنْİbrahimdenإِبْرَٰهِيمَٱلرَّوْعُkorkuوَجَآءَتْهُve kendisine gelinceٱلْبُشْرَىٰmüjdeيُجَٰدِلُنَاbizimle tartışmaya giriştiفِىhakkındaقَوْمِkavmiلُوطٍLut

İbrahim'in korkusu gidip, kendisine müjde gelince Lut kavmi hakkında bizim (elçilerimiz)le tartışmaya başladı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓإِبْرَٰهِيمُEy İbrahimأَعْرِضْvazgeçعَنْbundanهَٰذَآإِنَّهُۥdoğrusu oقَدْelbetteجَآءَgelmiştirأَمْرُemriرَبِّكَوَإِنَّهُمْve onlaraءَاتِيهِمْgelmektedirعَذَابٌbir azapغَيْرُgeri çevrilmeyecekمَرْدُودٍ

Elçilerimiz, "Ey İbrahim bundan vazgeç! Çünkü Rabbinin emri kesin olarak gelmiştir. Şüphesiz onlara geri döndürülemeyecek bir azap gelecektir" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَمَّاve ne zaman kiجَآءَتْgelinceرُسُلُنَاElçilerimizلُوطًاLut'aسِىٓءَkaygılandıبِهِمْonlardanوَضَاقَve göğsüne bastıبِهِمْonlardanذَرْعًاbir sıkıntıوَقَالَve dedi kiهَٰذَاbuيَوْمٌbir gündürعَصِيبٌçetin

Elçilerimiz Lut'a gelince onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve "Bu çok zor bir gün" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَجَآءَهُۥve geldiقَوْمُهُۥkavmiيُهْرَعُونَkoşarakإِلَيْهِonaوَمِنve daha önceقَبْلُكَانُوا۟işliyorlardıيَعْمَلُونَٱلسَّيِّـَٔاتِقَالَdedi kiيَٰقَوْمِey kavmimهَٰٓؤُلَآءِşunlarبَنَاتِىkızlarımdırهُنَّonlarأَطْهَرُdaha temizdirلَكُمْفَٱتَّقُوا۟korkunٱللَّهَAllah'tanوَلَاveتُخْزُونِbeni rezil etmeyinفِىarasındaضَيْفِىٓأَلَيْسَyok mudur?مِنكُمْiçinizdeرَجُلٌbir adamرَّشِيدٌaklı başında

Kavmi, (konuklarıyla çirkin ilişkide bulunmak üzere) ona doğru koşa koşa geldiler. Zaten onlar önceden de bu tür çirkin işleri yapıyorlardı. Lut, dedi ki: "Ey Kavmim! İşte kızlarım. Onlar(la nikahlanmanız) sizin için daha temizdir. Allah'a karşı gelmekten sakının ve konuklarıma karşı beni rezil etmeyin. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dediler kiلَقَدْmuhakkakعَلِمْتَsen bilirsin kiمَاyokturلَنَاbizimفِىsenin kızlarındaبَنَاتِكَمِنْhiç birحَقٍّhakkımızوَإِنَّكَve senلَتَعْلَمُiyi bilirsinمَاşeyiنُرِيدُbizim istediğimiz

Onlar, "İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dediler kiيَٰلُوطُey Lutإِنَّاşüphesiz bizرُسُلُelçileriyizرَبِّكَRabbininلَنilişemeyeceklerيَصِلُوٓا۟إِلَيْكَفَأَسْرِyürüبِأَهْلِكَailenle birlikteبِقِطْعٍbir vaktindeمِّنَgeceninٱلَّيْلِوَلَاveيَلْتَفِتْgeriye dönüp bakmasınمِنكُمْsizdenأَحَدٌhiç kimseإِلَّاancak hariçٱمْرَأَتَكَإِنَّهُۥşüphesizمُصِيبُهَاonun başına gelecektirمَآşeylerأَصَابَهُمْإِنَّşüphesizمَوْعِدَهُمُonlara vaadedilen vakitٱلصُّبْحُأَلَيْسَdeğil mi?ٱلصُّبْحُsabahبِقَرِيبٍyakın

Konukları şöyle dedi: "Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse ardına bakmasın. Ancak karın müstesna. (Onu bırak.) Çünkü onların (kavminin) başına gelecek olan azap, onun başına da gelecektir. Onların azabla buluşma zamanı sabahtır. Sabah yakın değil midir?!"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّاne zaman kiجَآءَgelinceأَمْرُنَاemrimizجَعَلْنَاçevirdikعَٰلِيَهَاüstünüسَافِلَهَاaltınaوَأَمْطَرْنَاve yağdırdıkعَلَيْهَاüzerineحِجَارَةًtaşlarمِّنbalçıktan pişirilmişسِجِّيلٍمَّنضُودٍbirbirini izleyen

(82-83) (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مُّسَوَّمَةًişaretlenmiş (taşlar)عِندَkatındanرَبِّكَوَمَاve değildirهِىَbunlarمِنَzalimlerdenٱلظَّٰلِمِينَبِبَعِيدٍuzak

(82-83) (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِلَىٰمَدْيَنَMedyen'eأَخَاهُمْkardeşleriشُعَيْبًاقَالَdedi kiيَٰقَوْمِey kavmimٱعْبُدُوا۟kulluk edinٱللَّهَAllah'aمَاyokturلَكُمsizeمِّنْhiç birإِلَٰهٍilahغَيْرُهُۥوَلَاveتَنقُصُوا۟eksik tutmayınٱلْمِكْيَالَölçüyüوَٱلْمِيزَانَإِنِّىٓşüphesiz benأَرَىٰكُمsizi görüyorumبِخَيْرٍbolluk içindeوَإِنِّىٓve benأَخَافُkorkuyorumعَلَيْكُمْsizin hakkınızdaعَذَابَazabındanيَوْمٍbir gününمُّحِيطٍçepeçevre kuşatıcı

Medyen halkına da kardeşleri Şu'ayb'ı peygamber gönderdik. O, şöyle dedi: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka hiçbir ilahınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَيَٰقَوْمِve ey kavmimأَوْفُوا۟tam yapınٱلْمِكْيَالَölçüyüوَٱلْمِيزَانَve tartıyıبِٱلْقِسْطِوَلَاveتَبْخَسُوا۟eksik vermeyinٱلنَّاسَinsanların;أَشْيَآءَهُمْeşyalarınıوَلَاveتَعْثَوْا۟karışıklık çıkarmayınفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِمُفْسِدِينَbozguncular olarak

"Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. İnsanların eşyalarını (mallarını ve haklarını) eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
بَقِيَّتُbıraktıklarıٱللَّهِAllah'ınخَيْرٌdaha hayırlıdırلَّكُمْsizin içinإِنeğerكُنتُمisenizمُّؤْمِنِينَوَمَآve değilimأَنَا۠benعَلَيْكُمsizin üzerinizeبِحَفِيظٍbir koruyucu

"Eğer inanan kimselerseniz Allah'ın bıraktığı helal kazanç sizin için daha hayırlıdır. Ben sizin başınızda bir bekçi değilim."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟onlar (şöyle) dedilerيَٰشُعَيْبُEy Şuaybأَصَلَوٰتُكَnamazın mı?تَأْمُرُكَsana emrediyorأَنbırakmamızıنَّتْرُكَمَاşeyleriيَعْبُدُtaptıklarıءَابَآؤُنَآbabalarımızınأَوْyahutأَنyapmaktan vazgeçmemiziنَّفْعَلَفِىٓmallarımızdaأَمْوَٰلِنَامَاşeyiنَشَٰٓؤُا۟إِنَّكَdoğrusu senلَأَنتَbirisinٱلْحَلِيمُyufka yürekliٱلرَّشِيدُakıllı

Dediler ki: "Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptığını, yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor. Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdedi kiيَٰقَوْمِEy kavmimأَرَءَيْتُمْsöyleyin bakalımإِنeğerكُنتُben isemعَلَىٰüzereبَيِّنَةٍaçık bir belgeمِّنRabbimdenرَّبِّىوَرَزَقَنِىve beni rızıklandırmışsaمِنْهُkendi katındanرِزْقًاbir rızıklaحَسَنًاوَمَآveأُرِيدُistemiyorumأَنْsize aykırı hareket etmekأُخَالِفَكُمْإِلَىٰşeylerdeمَآأَنْهَىٰكُمْsizi menettiğimعَنْهُإِنْistiyorumأُرِيدُإِلَّاancakٱلْإِصْلَٰحَıslah etmekمَاgücümün yettiğinceٱسْتَطَعْتُوَمَاve yokturتَوْفِيقِىٓbir başarımإِلَّاbaşkaبِٱللَّهِعَلَيْهِO'naتَوَكَّلْتُgüvendimوَإِلَيْهِve O'naأُنِيبُgönülden yönelirim

Şu'ayb, şöyle dedi: "Ey kavmim! Söyleyin bakayım, ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse!. Ben size yasakladığımı kendim yapmak istemiyorum. Ben sadece gücüm yettiğince (sizi) düzeltmek istiyorum. Başarım ancak Allah'ın yardımı iledir. Ben sadece O'na tevekkül ettim ve sadece O'na yöneliyorum."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَيَٰقَوْمِEy kavmimلَاsizi musibete uğratmasınيَجْرِمَنَّكُمْشِقَاقِىٓbana karşı gelmenizأَنisabet edeninيُصِيبَكُممِّثْلُbenzerininمَآşeylerinأَصَابَbaşlarına gelenقَوْمَkavmininنُوحٍNuhأَوْyahutقَوْمَkavmininهُودٍHudأَوْveyaقَوْمَkavmininصَٰلِحٍوَمَاve değildirقَوْمُkavmiلُوطٍLutمِّنكُمsizdenبِبَعِيدٍuzak

"Ey Kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız, Nuh kavminin veya Hud kavminin yahut Salih kavminin başına gelenin benzeri gibi bir felaketi sakın sizin de başınıza getirmesin. (Ve unutmayın ki) Lut kavmi sizden uzak değildir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱسْتَغْفِرُوا۟ve bağışlanma dileyinرَبَّكُمْRabbinizdenثُمَّsonraتُوبُوٓا۟tevbe edinإِلَيْهِإِنَّgerçektenرَبِّىbenim Rabbimرَحِيمٌçok rahmet edendirوَدُودٌçok sevendir

"Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na tövbe edin. Şüphesiz Rabbim çok merhametlidir, çok sevendir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dediler kiيَٰشُعَيْبُEy Şuaybمَاbiz anlamıyoruzنَفْقَهُكَثِيرًاçoğunuمِّمَّاşeylerinتَقُولُsenin söylediğinوَإِنَّاve bizلَنَرَىٰكَseni görüyoruzفِينَاiçimizdeضَعِيفًاوَلَوْلَاşayetرَهْطُكَyakın çevren olmasaydıلَرَجَمْنَٰكَوَمَآve yokturأَنتَseninعَلَيْنَاbize karşıبِعَزِيزٍbir üstünlüğün

Dediler ki: "Ey Şu'ayb! Dediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Hem biz seni aramızda zayıf görüyoruz. Eğer kabilen olmasaydı, seni taşa tutardık. Zaten sen bizce itibarlı biri değilsin."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdedi kiيَٰقَوْمِEy kavmimأَرَهْطِىٓyakın çevremأَعَزُّdaha mı üstündürعَلَيْكُمsizceمِّنَAllahtanٱللَّهِوَٱتَّخَذْتُمُوهُonu bıraktınızوَرَآءَكُمْarkanızdaظِهْرِيًّاإِنَّşüphesizرَبِّىRabbimبِمَاşeyleriتَعْمَلُونَyaptıklarınızمُحِيطٌkuşatmıştır

Şu'ayb, şöyle dedi: "Ey kavmim! Benim kabilem sizce Allah'tan daha itibarlı mı ki, O'na sırt çevirdiniz. Şüphesiz Rabbim sizin yaptıklarınızı kuşatmıştır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَيَٰقَوْمِEy kavmimٱعْمَلُوا۟yapınعَلَىٰimkanınızın elverdiğiniمَكَانَتِكُمْإِنِّىben deعَٰمِلٌسَوْفَyakındaتَعْلَمُونَbileceksinizمَنkimeيَأْتِيهِgeleceğiniعَذَابٌazabınيُخْزِيهِaşağılatıcıوَمَنْve kiminهُوَoكَٰذِبٌوَٱرْتَقِبُوٓا۟gözetleyinإِنِّىben deمَعَكُمْsizinle birlikteرَقِيبٌgözetliyorum

"Ey Kavmim! Elinizden geleni yapın. Şüphesiz ben de (elimden geleni) yapacağım. Rezil edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. Gözleyin. Şüphesiz ben de sizinle beraber gözlüyorum."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَمَّاne zaman kiجَآءَgelinceأَمْرُنَاemrimizنَجَّيْنَاkurtardıkشُعَيْبًاŞuayb'ıوَٱلَّذِينَve kimseleriءَامَنُوا۟iman eden(leri)مَعَهُۥonunla birlikteبِرَحْمَةٍbir rahmetleمِّنَّاtarafımızdanوَأَخَذَتِve aldıٱلَّذِينَkimseleriظَلَمُوا۟zulmeden(leri)ٱلصَّيْحَةُbir çığlıkفَأَصْبَحُوا۟ve kaldılarفِىyurtlarındaدِيَٰرِهِمْجَٰثِمِينَdiz çökmüç olarak

(Azap) emrimiz gelince, Şu'ayb'ı ve onunla birlikte iman edenleri, katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunç (uğultulu) ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
كَأَنsankiلَّمْhiç yaşamamışlardıيَغْنَوْا۟فِيهَآأَلَاiyi bilin kiبُعْدًاuzaklaştırıldıلِّمَدْيَنَMedyen (halkı)كَمَاgibiبَعِدَتْuzaklaştırıldığıثَمُودُSemud (halkı)

Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Biliniz ki Semud kavmi Allah'ın rahmetinden uzaklaştığı gibi Medyen halkı da uzaklaştı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْve andolsunأَرْسَلْنَاgönderdikمُوسَىٰMusa'yıبِـَٔايَٰتِنَاayetlerimizleوَسُلْطَٰنٍve bir belgeyleمُّبِينٍapaçık

(96-97) Andolsun, biz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun'un emrine uydular. Halbuki Firavun'un emri doğru değildi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِلَىٰFiravun'aفِرْعَوْنَوَمَلَإِي۟هِۦve adamlarınaفَٱتَّبَعُوٓا۟onlar uydularأَمْرَbuyruğunaفِرْعَوْنَوَمَآve değildiأَمْرُbuyruğuفِرْعَوْنَFiravun'unبِرَشِيدٍdoğruya yöneltici

(96-97) Andolsun, biz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun'un emrine uydular. Halbuki Firavun'un emri doğru değildi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَقْدُمُöncülük ederekقَوْمَهُۥkavmineيَوْمَgünüٱلْقِيَٰمَةِkıyametفَأَوْرَدَهُمُsürüklerٱلنَّارَوَبِئْسَne fenaٱلْوِرْدُbir yerdirٱلْمَوْرُودُvardıkları yer

Firavun, kıyamet gününde kavminin önüne geçecek ve onları ateşe götürecektir. Ne kötü varış yeridir orası!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأُتْبِعُوا۟onlar uğratıldılarفِىburadaهَٰذِهِۦلَعْنَةًlaneteوَيَوْمَve günündeٱلْقِيَٰمَةِبِئْسَne kötüٱلرِّفْدُbir bağıştırٱلْمَرْفُودُverilen bu bağış

Onlar, hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar. Ne kötü destektir onlara verilen destek!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ذَٰلِكَişte buمِنْhaberlerindendirأَنۢبَآءِٱلْقُرَىٰo şehirlerinنَقُصُّهُۥanlattıklarımızعَلَيْكَمِنْهَاonlardan bazılarıقَآئِمٌayaktadırlarوَحَصِيدٌ(bazıları ise) tamamen silinmiştir

(Ey Muhammed!) Bunlar o memleketlerin haberlerinden bazılarıdır. Onları sana anlatıyoruz. Onlardan ayakta duranlar da var, yıkılıp gidenler de.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاbiz onlara zulmetmedikظَلَمْنَٰهُمْوَلَٰكِنamaظَلَمُوٓا۟onlar zulmettilerأَنفُسَهُمْفَمَآsağlayamadıأَغْنَتْعَنْهُمْkendilerineءَالِهَتُهُمُonların ilahlarıٱلَّتِىtaptıklarıيَدْعُونَمِنbaşkaدُونِٱللَّهِAllah'tanمِنhiç birشَىْءٍşeyلَّمَّاne zaman kiجَآءَgelinceأَمْرُemriرَبِّكَوَمَاbir işe yaramadıزَادُوهُمْartırmaktanغَيْرَbaşkaتَتْبِيبٍkayıplarını

Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin azap emri gelince, Allah'ı bırakıp da taptıkları ilahları kendilerine hiçbir fayda sağlamadı. İlahları onların sadece ziyanlarını artırdı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَكَذَٰلِكَişte böyledirأَخْذُyakalamasıرَبِّكَRabbininإِذَآzamanأَخَذَyakaladığıٱلْقُرَىٰşehirleriوَهِىَve oظَٰلِمَةٌإِنَّşüphesizأَخْذَهُۥٓO'nun yakalamasıأَلِيمٌpek acıشَدِيدٌpek şiddetlidir

Zulme sapmış memleketlerin halkını yakaladığında, Rabbinin yakalaması işte böyledir! Şüphesiz O'nun yakalaması can yakıcı ve şiddetlidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizفِىvardırذَٰلِكَbundaلَءَايَةًلِّمَنْkimse içinخَافَkorkanعَذَابَazabındanٱلْءَاخِرَةِذَٰلِكَişte Oيَوْمٌbir gündürمَّجْمُوعٌtoplanacağıلَّهُondaٱلنَّاسُinsanlarınوَذَٰلِكَve Oيَوْمٌbir gündürمَّشْهُودٌherkesin tanık olacağı

Şüphesiz, ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. Bu, insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. Bu, herkesin toplanıp bir araya geleceği bir gündür.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَوْمَO günيَأْتِgelinceلَاkonuşamazتَكَلَّمُنَفْسٌhiç kimseإِلَّاdışındaبِإِذْنِهِۦفَمِنْهُمْonlardan kimiشَقِىٌّbedbahtttırوَسَعِيدٌ(kimi de) mutludur

O gün geldiği zaman Allah'ın izni olmadan hiçbir kimse konuşamaz. Onlardan mutsuz (cehennemlik) olanlar da vardır, mutlu (cennetlik) olanlar da.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
خَٰلِدِينَonlar sürekli kalıcıdırlarفِيهَاoradaمَاdurdukçaدَامَتِٱلسَّمَٰوَٰتُgöklerوَٱلْأَرْضُve yerإِلَّاdışındaمَاkimselerشَآءَdiledikleriرَبُّكَإِنَّşüphesizرَبَّكَRabbinفَعَّالٌyapandırلِّمَاdilediğiniيُرِيدُ

Onlar, gökler ve yerler durdukça orada ebedi olarak kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Şüphesiz Rabbin istediğini yapandır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَمَّاٱلَّذِينَkimselerسُعِدُوا۟mutlu olan(lar)فَفِىiçindedirlerٱلْجَنَّةِcennetخَٰلِدِينَonlar sürekli kalıcıdırlarفِيهَاoradaمَاdurdukçaدَامَتِٱلسَّمَٰوَٰتُgöklerوَٱلْأَرْضُve yerإِلَّاdışındaمَاdiledikleriشَآءَرَبُّكَعَطَآءًbir lütufturغَيْرَolmaksızınمَجْذُوذٍkesinti

Mutlu olanlara gelince, gökler ve yerler durdukça içinde ebedi kalmak üzere cennettedirler. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Bu, onlara ardı kesilmez bir lütuf olarak verilmiştir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَاo haldeتَكُolmasınفِىhiçbirمِرْيَةٍtereddüdمِّمَّاhakkındaيَعْبُدُtaptıklarıهَٰٓؤُلَآءِمَاonlar tapmazlarيَعْبُدُونَإِلَّاbaşkasınaكَمَاgibi olandanيَعْبُدُtaptıklarıءَابَآؤُهُمbabalarınınمِّنdaha önceقَبْلُوَإِنَّاşüphesiz bizلَمُوَفُّوهُمْvereceğizنَصِيبَهُمْonların paylarınıغَيْرَolmadanمَنقُوصٍeksik

(Ey Muhammed!) Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. Onlar sadece, daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. Şüphesiz biz onlara (azaptan) paylarını eksiksiz olarak tastamam vereceğiz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْve andolsunءَاتَيْنَاverdikمُوسَىMusa'yaٱلْكِتَٰبَKitab'ıفَٱخْتُلِفَayrılığa düşüldüفِيهِوَلَوْلَاeğer olmasaydıكَلِمَةٌbir sözسَبَقَتْönceden geçmişمِنtarafındanرَّبِّكَRabbinلَقُضِىَhüküm verilirdiبَيْنَهُمْوَإِنَّهُمْşüphesiz onlarلَفِىiçindedirlerشَكٍّbir tereddütمِّنْهُbunun hakkındaمُرِيبٍgocundurucu

Andolsun, biz Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) vermiştik de onun hakkında ayrılığa düşülmüştü. Eğer daha önce Rabbinin bir sözü geçmemiş olsaydı, elbette aralarında hüküm verilirdi. Onlar da (müşrikler de) o Kur'an hakkında derin bir şüphe içindedirler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِنَّve şüphesizكُلًّاtümününلَّمَّاtastamam verecektirلَيُوَفِّيَنَّهُمْرَبُّكَRabbinأَعْمَٰلَهُمْإِنَّهُۥşüphesiz Oبِمَاşeylerdenيَعْمَلُونَyaptıklarıخَبِيرٌhaberdardır

Şüphesiz Rabbin onların her birine, yaptıklarının karşılığını tastamam verecektir. Şüphesiz Rabbin onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَٱسْتَقِمْdosdoğru olunكَمَآgibiأُمِرْتَemrolunduğunوَمَنve kimselerتَابَtevbe edenمَعَكَseninle birlikteوَلَاveتَطْغَوْا۟إِنَّهُۥşüphesiz Oبِمَاşeyleriتَعْمَلُونَyaptıklarınızبَصِيرٌgörmektedir

Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاveتَرْكَنُوٓا۟meyletmeyinإِلَىkimselereٱلَّذِينَظَلَمُوا۟zulmeden(lere)فَتَمَسَّكُمُyoksa size dokunurٱلنَّارُateşوَمَاve yokturلَكُمsizin içinمِّنbaşkaدُونِٱللَّهِAllah'tanمِنْhiçbirأَوْلِيَآءَdost(lar)ثُمَّsonraلَاaslaتُنصَرُونَyardım göremezsiniz

Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَقِمِve kılٱلصَّلَوٰةَnamazطَرَفَىِiki tarafındaٱلنَّهَارِgündüzünوَزُلَفًاve yakın vakitlerindeمِّنَgeceninٱلَّيْلِإِنَّşüphesizٱلْحَسَنَٰتِiyiliklerيُذْهِبْنَgiderirٱلسَّيِّـَٔاتِذَٰلِكَbuذِكْرَىٰbir öğüttürلِلذَّٰكِرِينَibret alanlara

(Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَوْلَاdeğil miydi?كَانَbulunmalıمِنَnesillerdenٱلْقُرُونِمِنsizden öncekiقَبْلِكُمْأُو۟لُوا۟sahipleriبَقِيَّةٍfaziletيَنْهَوْنَalıkoyanعَنِfesattanٱلْفَسَادِفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِإِلَّاdışındaقَلِيلًاçok azıمِّمَّنْkendileriniأَنجَيْنَاkurtardığımızمِنْهُمْوَٱتَّبَعَpeşine takıldılarٱلَّذِينَkimselerظَلَمُوا۟zulmedenlerمَآbulundukları refahınأُتْرِفُوا۟فِيهِiçindeوَكَانُوا۟ve oldularمُجْرِمِينَsuçlu kimseler

Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkar kimseler oldular.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَوْve eğerشَآءَdileseydiرَبُّكَRabbinلَجَعَلَyapardıٱلنَّاسَinsanlarıأُمَّةًümmetوَٰحِدَةًوَلَاama halaيَزَالُونَdurmazlarمُخْتَلِفِينَihtilaf etmekten

(118-119) Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, "Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım" sözü kesinleşti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِلَّاhariçمَنkimselerرَّحِمَrahmet ettiğiرَبُّكَوَلِذَٰلِكَzaten bunun içinخَلَقَهُمْوَتَمَّتْve yerine gelmiştirكَلِمَةُsözüرَبِّكَRabbininلَأَمْلَأَنَّandolsun dolduracağımجَهَنَّمَcehennemiمِنَcinlerdenٱلْجِنَّةِوَٱلنَّاسِve insanlar(dan)أَجْمَعِينَtamamen

(118-119) Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, "Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım" sözü kesinleşti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَكُلًّاher şeyiنَّقُصُّanlatıyoruzعَلَيْكَsanaمِنْhaberlerindenأَنۢبَآءِٱلرُّسُلِPeygamberlerinمَاolanنُثَبِّتُsağlamlaştıracakبِهِۦonunlaفُؤَادَكَوَجَآءَكَve sana gelmiştirفِىbundaهَٰذِهِٱلْحَقُّbir hakوَمَوْعِظَةٌve bir öğütوَذِكْرَىٰve bir uyarıلِلْمُؤْمِنِينَmü'minler için

(Ey Muhammed!) Peygamberlerin haberlerinden, kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz. Bunlarda, sana hak, mü'minlere de bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلِلَّهِve Allah'a aittirغَيْبُgaybıٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلْأَرْضِve yerinوَإِلَيْهِve O'naيُرْجَعُdöndürülürٱلْأَمْرُişlerكُلُّهُۥbütünفَٱعْبُدْهُ(öyleyse) O'na kulluk etوَتَوَكَّلْve dayanعَلَيْهِوَمَاve değildirرَبُّكَRabbinبِغَٰفِلٍhabersizعَمَّاyaptıklarınızdanتَعْمَلُونَ

Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah'a mahsustur. Bütün işler O'na döndürülür. Öyle ise O'na kulluk et ve O'na tevekkül et. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi