KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

10. SURE · 109 AYET · 1833 KELİME

Yûnus

يونس

Kelime bağlantısı sözlüğe, İncele düğmesi dil bilgisi ve açıklamalara açılır.

أَكَانَmı geldi?لِلنَّاسِinsanlaraعَجَبًاtuhafأَنْvahyetmemizأَوْحَيْنَآإِلَىٰbir adamaرَجُلٍمِّنْهُمْiçlerindenأَنْdiyeأَنذِرِuyarsınٱلنَّاسَinsanlarıوَبَشِّرِve müjdelesinٱلَّذِينَkimselereءَامَنُوٓا۟iman edenlereأَنَّ(ki) şüphesizلَهُمْonlar için vardırقَدَمَmakamıصِدْقٍdoğrulukعِندَkatındaرَبِّهِمْقَالَdediler kiٱلْكَٰفِرُونَkâfirlerإِنَّşüphesizهَٰذَاbuلَسَٰحِرٌbir büyücüdürمُّبِينٌapaçık

İçlerinden bir adama insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kafirler, "Bu elbette apaçık bir sihirbazdır" dediler?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizرَبَّكُمُsizin RabbinizٱللَّهُAllah'tırٱلَّذِىkiخَلَقَyarattıٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriوَٱلْأَرْضَve yeriفِىaltıسِتَّةِأَيَّامٍgündeثُمَّsonraٱسْتَوَىٰkuşattıعَلَىArş'ıٱلْعَرْشِيُدَبِّرُdüzene koyduٱلْأَمْرَمَاyokturمِنkimseشَفِيعٍşefaat edecekإِلَّاdışındaمِنۢO'nun izniبَعْدِإِذْنِهِۦذَٰلِكُمُişte budurٱللَّهُAllahرَبُّكُمْRabbiniz olanفَٱعْبُدُوهُأَفَلَاDüşünüp öğüt almaz mısınız?تَذَكَّرُونَ

Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş'a kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah'tır. O'nun izni olmaksızın, hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte O, Rabbiniz Allah'tır. O halde O'na kulluk edin. Hala düşünmüyor musunuz?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِلَيْهِO'nadırمَرْجِعُكُمْdönüşüجَمِيعًاوَعْدَvaadiٱللَّهِAllah'ınحَقًّاإِنَّهُۥO'durيَبْدَؤُا۟ilk kez başlatanٱلْخَلْقَyaratmayıثُمَّsonraيُعِيدُهُۥonu tekrarlayanلِيَجْزِىَkarşılıklarını vermek üzereٱلَّذِينَkimselereءَامَنُوا۟iman eden(lere)وَعَمِلُوا۟ve ameller işleyen(lere)ٱلصَّٰلِحَٰتِsalihبِٱلْقِسْطِوَٱلَّذِينَve kiimselereكَفَرُوا۟inkâr eden(lere)لَهُمْvardırشَرَابٌbir içecekمِّنْkaynar sudanحَمِيمٍوَعَذَابٌve bir azapأَلِيمٌۢacıklıبِمَاdolayıكَانُوا۟olmalarındanيَكْفُرُونَinkâr ediyor(lar)

Hepinizin dönüşü ancak O'nadır. Allah, bunu bir gerçek olarak va'detmiştir. Şüphesiz O, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra, iman edip salih ameller işleyenleri adaletle mükafatlandırmak için onu (yaratmayı) tekrar eder. Kafirlere gelince, inkar etmekte olduklarından dolayı, onlar için kaynar sudan bir içki ve elem dolu bir azap vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
هُوَO'durٱلَّذِىyapanجَعَلَٱلشَّمْسَgüneşiضِيَآءًbir ışıkوَٱلْقَمَرَve ayıنُورًاbir nurوَقَدَّرَهُۥve düzenleyenمَنَازِلَbelli menzillere göreلِتَعْلَمُوا۟bilmeniz içinعَدَدَsayısınıٱلسِّنِينَyıllarınوَٱلْحِسَابَمَاyaratmamıştırخَلَقَٱللَّهُAllahذَٰلِكَbütün bunlarıإِلَّاdışındaبِٱلْحَقِّيُفَصِّلُetraflıca açıklıyorٱلْءَايَٰتِلِقَوْمٍbir topluluk içinيَعْلَمُونَbilen

O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah, bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. O, ayetlerini, bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizفِىardarda gelmesindeٱخْتِلَٰفِٱلَّيْلِgeceوَٱلنَّهَارِve gündüzünوَمَاyarattıklarındaخَلَقَٱللَّهُAllah'ınفِىgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِوَٱلْأَرْضِve yerdeلَءَايَٰتٍلِّقَوْمٍbir topluluk içinيَتَّقُونَsakınan

Şüphesiz gece ve gündüzün ard arda değişmesinde, Allah'ın göklerde ve yeryüzünde yarattığı şeylerde, Allah'a karşı gelmekten sakınan bir toplum için pek çok deliller vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerلَاummayan(lar)يَرْجُونَلِقَآءَنَاbize kavuşmayıوَرَضُوا۟ve razı olan(lar)بِٱلْحَيَوٰةِhayatınaٱلدُّنْيَاdünyaوَٱطْمَأَنُّوا۟ve gönüllerini kaptıran(lar)بِهَاonaوَٱلَّذِينَve olanlarهُمْonlarعَنْbizim ayetlerimizdenءَايَٰتِنَاغَٰفِلُونَgafil(ler)

(7-8) Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile ayetlerimizden gafil olanlar var ya; işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden, varacakları yer ateştir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أُو۟لَٰٓئِكَişte bunlarınمَأْوَىٰهُمُvaracakları yerٱلنَّارُcehennemdirبِمَاkarşılıkكَانُوا۟olduklarınaيَكْسِبُونَkazanıyor(lar)

(7-8) Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile ayetlerimizden gafil olanlar var ya; işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden, varacakları yer ateştir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimseleriءَامَنُوا۟iman eden(leri)وَعَمِلُوا۟ve ameller işleyen(leri)ٱلصَّٰلِحَٰتِsalihيَهْدِيهِمْdoğru yola iletirرَبُّهُمRableriبِإِيمَٰنِهِمْتَجْرِىakarمِنonların altlarındanتَحْتِهِمُٱلْأَنْهَٰرُırmaklarفِىcennetlerindeجَنَّٰتِٱلنَّعِيمِnaim

(Fakat) iman edip salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları imanları sebebiyle, hidayete erdirir. Nimetlerle dolu cennetlerde altlarından ırmaklar akar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
دَعْوَىٰهُمْonların dualarıفِيهَاoradaسُبْحَٰنَكَsenin şanın pek yücedirٱللَّهُمَّEy Allah'ımوَتَحِيَّتُهُمْve dilekleri (de)فِيهَاaralarındakiسَلَٰمٌوَءَاخِرُve sonu (ise)دَعْوَىٰهُمْdualarınınأَنِhamdolsun'durٱلْحَمْدُلِلَّهِAllah'aرَبِّRabbiٱلْعَٰلَمِينَalemlerin

Bunların oradaki duaları, "Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah'ım!", aralarındaki esenlik dilekleri, "selam"; dualarının sonu ise, "Hamd alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur" sözleridir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَوْيُعَجِّلُacele verseydiٱللَّهُAllahلِلنَّاسِinsanlaraٱلشَّرَّkötülüğüٱسْتِعْجَالَهُمacele istemeleri gibiبِٱلْخَيْرِiyiliğiلَقُضِىَhemen bitmiş olurduإِلَيْهِمْonlarınأَجَلُهُمْفَنَذَرُböyle bırakırızٱلَّذِينَkimseleriلَاummayanlarıيَرْجُونَلِقَآءَنَاbize kavuşmayıفِىtaşkınlıkları içindeطُغْيَٰنِهِمْيَعْمَهُونَbocalar bir halde

Eğer Allah, insanlara onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecellerine hükmolunurdu. İşte biz, bize kavuşmayı ummayanları, kendi azgınlıkları içinde bocalar halde bırakırız.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاve ne zaman kiمَسَّdokunduğundaٱلْإِنسَٰنَinsanaٱلضُّرُّbir darlıkدَعَانَاbize dua ederلِجَنۢبِهِۦٓyan yatarkenأَوْveyaقَاعِدًاotururkenأَوْyahutقَآئِمًاayaktaفَلَمَّاancakكَشَفْنَاgiderdiğimizdeعَنْهُondanضُرَّهُۥdarlığınıمَرَّhareket ederكَأَنgibiلَّمْbize dua etmemişيَدْعُنَآإِلَىٰdarlıktan dolayıضُرٍّمَّسَّهُۥكَذَٰلِكَişte böyleزُيِّنَsüslü gösterilmiştirلِلْمُسْرِفِينَaşırıya gidenlereمَاşeylerكَانُوا۟olduklarıيَعْمَلُونَyapıyor(lar)

İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her halinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْve andolsunأَهْلَكْنَاhelak ettikٱلْقُرُونَnice nesilleriمِنsizden önceقَبْلِكُمْلَمَّاhaksızlık ettiklerindenظَلَمُوا۟وَجَآءَتْهُمْkendilerine geldiği haldeرُسُلُهُمpeygamberleriبِٱلْبَيِّنَٰتِapaçık delillerleوَمَاve iman etmeyecekleri içinكَانُوا۟لِيُؤْمِنُوا۟كَذَٰلِكَişte böyleنَجْزِىcezalandırırızٱلْقَوْمَtopluluğunuٱلْمُجْرِمِينَsuçlular

Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri halde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helak ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ثُمَّsonraجَعَلْنَٰكُمْsizi kıldıkخَلَٰٓئِفَhalifelerفِىyeryüzüneٱلْأَرْضِمِنۢonların ardındanبَعْدِهِمْلِنَنظُرَgörmek içinكَيْفَnelerتَعْمَلُونَyapacağınızı

Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاne zaman kiتُتْلَىٰokunduğundaعَلَيْهِمْonlaraءَايَاتُنَاayetlerimizبَيِّنَٰتٍقَالَderlerٱلَّذِينَkimselerلَاummayanlarيَرْجُونَلِقَآءَنَاbize kavuşmayıٱئْتِgetirبِقُرْءَانٍbir Kur'anغَيْرِbaşkaهَٰذَآbundanأَوْveyaبَدِّلْهُقُلْde kiمَا(sözkonusu) olamazيَكُونُلِىٓbenimأَنْonu değiştirmemأُبَدِّلَهُۥمِنtarafımdanتِلْقَآئِنَفْسِىٓإِنْben uyuyorumأَتَّبِعُإِلَّاancakمَاvahyedileneيُوحَىٰٓإِلَىَّإِنِّىٓşüphesiz benأَخَافُkorkarımإِنْkarşı gelirsemعَصَيْتُرَبِّىRabbimeعَذَابَazabındanيَوْمٍbir gününعَظِيمٍbüyük

Ayetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda, (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar, "Ya (bize) bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir" dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edecek olursam, elbette büyük bir günün azabından korkarım."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلde kiلَّوْşayetشَآءَdileseydiٱللَّهُAllahمَاbunu okumazdımتَلَوْتُهُۥعَلَيْكُمْsizeوَلَآve size hiç bildirmezdiأَدْرَىٰكُمبِهِۦفَقَدْelbetteلَبِثْتُgeçirdimفِيكُمْsizin aranızdaعُمُرًاbelli bir ömürمِّنdaha önceقَبْلِهِۦٓأَفَلَاhiç düşünmüyor musunuz?تَعْقِلُونَ

De ki: "Eğer Allah dileseydi, ben size onu okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben sizin aranızda bundan (Kur'an'ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Hiç düşünmüyor musunuz?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَمَنْkim olabilir?أَظْلَمُdaha zalimمِمَّنِkimsedenٱفْتَرَىٰuyduranعَلَىkarşıٱللَّهِAllah'aكَذِبًاyalanأَوْyahutكَذَّبَyalanlayandanبِـَٔايَٰتِهِۦٓإِنَّهُۥşüphesizلَاkurtuluşa eremezlerيُفْلِحُٱلْمُجْرِمُونَsuçlular

Artık, Allah'a karşı yalan uydurandan veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Şüphe yok ki (böyle) suçlular asla kurtuluşa ermezler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَيَعْبُدُونَve ibadet ediyorlarمِنbırakıpدُونِٱللَّهِAllah'ıمَاşeylereلَاhiçيَضُرُّهُمْbir zararı olmayanوَلَاveيَنفَعُهُمْyararı olmayanوَيَقُولُونَve diyorlar kiهَٰٓؤُلَآءِbunlarشُفَعَٰٓؤُنَاbizim şefaatçilerimizdirعِندَkatındaٱللَّهِقُلْde kiأَتُنَبِّـُٔونَbildiriyor musunuz?ٱللَّهَAllah'aبِمَاbir şeyiلَاbilmediğiيَعْلَمُفِىgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِوَلَاveفِىyerdeٱلْأَرْضِسُبْحَٰنَهُۥO münezzehtirوَتَعَٰلَىٰve yücedirعَمَّاortak koştuklarındanيُشْرِكُونَ

Allah'ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve "İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır" diyorlar. De ki: "Siz, Allah'a göklerde ve yerde O'nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.".

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاveكَانَdeğildirٱلنَّاسُinsanlarإِلَّآancakأُمَّةًbir ümmettirوَٰحِدَةًtekفَٱخْتَلَفُوا۟وَلَوْلَاeğer olmasaydıكَلِمَةٌbir takdirسَبَقَتْönceden belirlenmişمِنRabbin tarafındanرَّبِّكَلَقُضِىَkesin hüküm verilirdiبَيْنَهُمْaralarındaفِيمَاşeylerdeفِيهِondaيَخْتَلِفُونَayrılığa düştükleri

İnsanlar (başlangıçta tevhit inancına bağlı) tek bir ümmet idiler; sonra ayrılığa düştüler. Eğer (azabın ertelenmesiyle ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında derhal hüküm verilir (işleri bitirilir)di.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَيَقُولُونَve diyorlarلَوْلَآkeşkeأُنزِلَindirilseعَلَيْهِonaءَايَةٌbir mucizeمِّنRabbindenرَّبِّهِۦفَقُلْde kiإِنَّمَاancakٱلْغَيْبُgaybلِلَّهِAllah'ındırفَٱنتَظِرُوٓا۟bekleyinإِنِّىelbette ben deمَعَكُمsizinle birlikteمِّنَbekleyenlerdenimٱلْمُنتَظِرِينَ

"Ona (peygambere) Rabbinden bir mucize indirilse ya!" diyorlar. De ki: "Gayb ancak Allah'ındır. Bekleyin, şüphesiz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim!"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَآve zamanأَذَقْنَاtattırdığımızٱلنَّاسَinsanlaraرَحْمَةًgenişlikمِّنۢsonraبَعْدِضَرَّآءَbir darlıktanمَسَّتْهُمْkendilerine dokunanإِذَاhemenلَهُمonların vardırمَّكْرٌhileleriفِىٓhakkındaءَايَاتِنَاقُلِde kiٱللَّهُAllahأَسْرَعُdaha hızlıdırمَكْرًاإِنَّşüphesizرُسُلَنَاelçilerimizيَكْتُبُونَyazmaktadırlarمَاsizin hileleriniziتَمْكُرُونَ

Kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra, insanlara bir rahmet (ferahlık ve mutluluk) tattırdığımız zaman, bir de bakarsın ki ayetlerimiz hakkında onların bir tuzakları (birtakım tertipleri ve asılsız iddiaları) vardır. De ki: "Allah, daha çabuk tuzak kurar." Şüphesiz elçilerimiz (melekler) kurmakta olduğunuz tuzakları yazıyorlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
هُوَO'durٱلَّذِىsizi gezdirenيُسَيِّرُكُمْفِىkaradaٱلْبَرِّوَٱلْبَحْرِحَتَّىٰٓhattaإِذَاzamanكُنتُمْolduğunuzفِىgemideٱلْفُلْكِوَجَرَيْنَve yürüttüğü (zaman)بِهِمbununlaبِرِيحٍbir rüzgârınطَيِّبَةٍtatlıوَفَرِحُوا۟ve neşelendikleri sıradaبِهَاonların bununla;جَآءَتْهَاbirden çıkıpرِيحٌbir fırtınaعَاصِفٌsertوَجَآءَهُمُve geldiğindeٱلْمَوْجُdalgalarمِنherكُلِّمَكَانٍyöndenوَظَنُّوٓا۟ve kanaat getirdiklerindeأَنَّهُمْmuhakkak onlarأُحِيطَkuşatıldıklarınaبِهِمْدَعَوُا۟dua etmeye başlarlarٱللَّهَAllah'aمُخْلِصِينَhas kılarakلَهُO'naٱلدِّينَdiniلَئِنْeğerأَنجَيْتَنَاbizi kurtarırsanمِنْbundanهَٰذِهِۦلَنَكُونَنَّelbette olacağızمِنَşükredenlerdenٱلشَّٰكِرِينَ

O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgarla seyrettiği, yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allah'a has kılarak "Andolsun, eğer bizi bundan kurtarırsan, mutlaka şükredenlerden olacağız" diye Allah'a yalvarırlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّآne zaman kiأَنجَىٰهُمْkurtarır onlarıإِذَاhemenهُمْonlarيَبْغُونَtaşkınlık etmeye başlarlarفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِبِغَيْرِhaksız yereٱلْحَقِّيَٰٓأَيُّهَاEyٱلنَّاسُinsanlarإِنَّمَاgerçekteبَغْيُكُمْtaşkınlığınızعَلَىٰٓaleyhinize olanأَنفُسِكُممَّتَٰعَgeçici zevkleridirٱلْحَيَوٰةِhayatınınٱلدُّنْيَاثُمَّsonraإِلَيْنَاbizedirمَرْجِعُكُمْdönüşünüzفَنُنَبِّئُكُمve size bildiririzبِمَاşeyiكُنتُمْolduğunuzتَعْمَلُونَyapıyor

Fakat onları kurtarınca, bir de bakarsın ki yeryüzünde haksız yere taşkınlık yapıyorlar. Ey İnsanlar! Sizin taşkınlığınız, sırf kendi aleyhinizedir. (Bununla) sadece dünya hayatının yararını elde edersiniz. Sonunda dönüşünüz bizedir. (Biz de) bütün yaptıklarınızı size haber vereceğiz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّمَاancakمَثَلُörneğiٱلْحَيَوٰةِhayatınınٱلدُّنْيَاdünyaكَمَآءٍsuya benzerأَنزَلْنَٰهُindirdiğimizمِنَgöktenٱلسَّمَآءِفَٱخْتَلَطَbirbirine karıştığıبِهِۦonunlaنَبَاتُbitkilerininٱلْأَرْضِyeryüzüمِمَّاöyle kiيَأْكُلُyerٱلنَّاسُinsanlarوَٱلْأَنْعَٰمُve hayvanlarحَتَّىٰٓsonuçtaإِذَآsıradaأَخَذَتِalıpٱلْأَرْضُyeryüzüزُخْرُفَهَاgüzelliğiniوَٱزَّيَّنَتْve süslendiğiوَظَنَّve sandıklarıأَهْلُهَآsahiplerininأَنَّهُمْgerçektenقَٰدِرُونَkadir olduklarınıعَلَيْهَآbunlaraأَتَىٰهَآgelirأَمْرُنَاemrimizلَيْلًاgeceأَوْveyaنَهَارًاgündüzفَجَعَلْنَٰهَاböylece onları çeviririzحَصِيدًاbiçilmiş haleكَأَنgibiلَّمْhiç yokmuşتَغْنَبِٱلْأَمْسِكَذَٰلِكَişte böyleنُفَصِّلُayrıntılı olarak açıklıyoruzٱلْءَايَٰتِلِقَوْمٍtopluluk içinيَتَفَكَّرُونَdüşünen

Dünya hayatının hali, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hali gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada, geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de, bunları, sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi, kökünden yolunmuş bir hale getiririz. İşte düşünen bir toplum için, ayetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لِّلَّذِينَأَحْسَنُوا۟iyilik eden(lere)ٱلْحُسْنَىٰdaha iyisiوَزِيَادَةٌوَلَاbürümezيَرْهَقُوُجُوهَهُمْonların yüzleriniقَتَرٌkaralıkوَلَاve aşağılıkذِلَّةٌأُو۟لَٰٓئِكَişte bunlarأَصْحَٰبُehlidirlerٱلْجَنَّةِهُمْonlarفِيهَاoradaخَٰلِدُونَsürekli kalıcıdırlar

Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedi kalacaklardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلَّذِينَkimselere gelinceكَسَبُوا۟kazanan(lara)ٱلسَّيِّـَٔاتِkötülüklerجَزَآءُceza verilirسَيِّئَةٍۭbir kötülüğeبِمِثْلِهَاaynıylaوَتَرْهَقُهُمْve bürürذِلَّةٌمَّاyokturلَهُمonlar içinمِّنَAllahtanٱللَّهِمِنْkurtaracakعَاصِمٍكَأَنَّمَآgibidirأُغْشِيَتْkaplanmışوُجُوهُهُمْyüzleriقِطَعًاparçalarıylaمِّنَbir geceninٱلَّيْلِمُظْلِمًاأُو۟لَٰٓئِكَbunlarأَصْحَٰبُehlidirlerٱلنَّارِهُمْonlarفِيهَاoradaخَٰلِدُونَsürekli kalıcıdırlar

Kötü işler yapmış olanlara gelince, bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. Onları Allah'(ın azabın)dan koruyacak hiçbir kimse de yoktur. Sanki yüzleri, karanlık geceden parçalarla örtülmüştür. İşte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَيَوْمَve o günنَحْشُرُهُمْonları biraraya toplarızجَمِيعًاtümünüثُمَّsonraنَقُولُderizلِلَّذِينَkimselereأَشْرَكُوا۟ortak koşan(lara)مَكَانَكُمْ(haydi) yerlerinize!أَنتُمْsizوَشُرَكَآؤُكُمْفَزَيَّلْنَاböylece ayırırızبَيْنَهُمْوَقَالَve (şöyle) derlerشُرَكَآؤُهُمkoştukları ortaklarمَّاsiz değildinizكُنتُمْإِيَّانَاbizeتَعْبُدُونَibadet ediyor

Onların hepsini bir araya toplayacağımız, sonra da Allah'a ortak koşanlara, "Siz de, ortaklarınız da yerinizde bekleyin" diyeceğimiz günü düşün. Artık onların (ortak koştuklarıyla) aralarını tamamen ayırırız ve ortak koştukları derler ki: "Siz bize ibadet etmiyordunuz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَكَفَىٰşimdi yeterبِٱللَّهِAllahشَهِيدًۢاşahit olarakبَيْنَنَاaramızdaوَبَيْنَكُمْve sizin aranızdaإِنşüphesizكُنَّاbiz idikعَنْsizin tapınmanızdanعِبَادَتِكُمْلَغَٰفِلِينَhabersiz

"Şimdi ise sizin bize tapınmanızdan habersiz olduğumuza dair sizinle bizim aramızda şahit olarak Allah yeter."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
هُنَالِكَişte oradaتَبْلُوا۟hesabını verirكُلُّherنَفْسٍcanمَّآönceden işlemiş olduğununأَسْلَفَتْوَرُدُّوٓا۟ve döndürülmüşlerdirإِلَىAllah'aٱللَّهِمَوْلَىٰهُمُmevlaları olanٱلْحَقِّوَضَلَّve kaybolmuşturعَنْهُمkendilerindenمَّاşeyler iseكَانُوا۟olduklarıيَفْتَرُونَuyduruyor(lar)

Orada herkes daha önce yaptığı şeyleri yoklayacak (ve kendi akıbetini öğrenecek), hepsi de gerçek sahipleri olan Allah'a döndürülecekler ve (ilah diye) uydurdukları şeyler (onları yüzüstü bırakıp) kendilerinden kaybolup gidecektir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiمَنkimdir?يَرْزُقُكُمsizi rızıklandıranمِّنَgöktenٱلسَّمَآءِوَٱلْأَرْضِve yerdenأَمَّنyahut kimdir?يَمْلِكُsahip olanٱلسَّمْعَkulaklaraوَٱلْأَبْصَٰرَve gözlereوَمَنve kimdir?يُخْرِجُçıkaranٱلْحَىَّdiriyiمِنَölüdenٱلْمَيِّتِوَيُخْرِجُve çıkaranٱلْمَيِّتَölüyüمِنَdiridenٱلْحَىِّوَمَنve kimdir?يُدَبِّرُdüzene koyanٱلْأَمْرَفَسَيَقُولُونَdiyeceklerٱللَّهُفَقُلْde kiأَفَلَاöyleyseتَتَّقُونَsakınmıyor musunuz?

De ki: "Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hakimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yürütüyor?" "Allah" diyecekler. De ki: "O halde, Allah'a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَذَٰلِكُمُişte budurٱللَّهُAllahرَبُّكُمُsizin Rabbiniz olanٱلْحَقُّفَمَاذَاne vardır?بَعْدَdışındaٱلْحَقِّgerçeğinإِلَّاbaşkaٱلضَّلَٰلُفَأَنَّىٰöyleyse nasıl?تُصْرَفُونَdöndürülüyorsunuz

İşte O, sizin gerçek Rabbiniz olan Allah'tır. Hak'tan sonra sadece sapıklık vardır. O halde, nasıl oluyor da (Hak'tan) döndürülüyorsunuz?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
كَذَٰلِكَböyleceحَقَّتْgerçekleşmiş olduكَلِمَتُsözüرَبِّكَRabbininعَلَىhakkındakiٱلَّذِينَkimselerفَسَقُوٓا۟yoldan çıkmış(lar)أَنَّهُمْonlarلَاiman etmezlerيُؤْمِنُونَ

Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki, "Onlar artık imana gelmezler" sözü, işte böylece gerçekleşmiştir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiهَلْvar mıdır?مِنsizin ortak koştuklarınızdanشُرَكَآئِكُممَّنbir kimseيَبْدَؤُا۟ilk kez gerçekleştiripٱلْخَلْقَyaratma işiniثُمَّsonraيُعِيدُهُۥقُلِde kiٱللَّهُAllahيَبْدَؤُا۟ilk kez gerçekleştiripٱلْخَلْقَyaratma işiniثُمَّsonraيُعِيدُهُۥفَأَنَّىٰartık nasıl?تُؤْفَكُونَçevriliyorsunuz

De ki: "Allah'a koştuğunuz ortaklarınızdan, başlangıçta yaratmayı yapacak, sonra onu tekrarlayacak kimse var mı?" De ki: "Allah, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrar eder. O halde, nasıl oluyor da (haktan) çevriliyorsunuz?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiهَلْvar mıdır?مِنsizin ortak koştuklarınızdanشُرَكَآئِكُممَّنbir kimseيَهْدِىٓiletecekإِلَىhakkaٱلْحَقِّقُلِde kiٱللَّهُAllahيَهْدِىiletirلِلْحَقِّأَفَمَنkimse mi?يَهْدِىٓiletenإِلَىhakkaٱلْحَقِّأَحَقُّdaha lâyıktırأَنuyulmayaيُتَّبَعَأَمَّنyoksa kimse mi?لَّاdoğru yolu bulamayanيَهِدِّىٓإِلَّآdışındaأَنkendisi yöneltilmesiيُهْدَىٰفَمَاne oluyorلَكُمْsizeكَيْفَnasılتَحْكُمُونَhüküm veriyorsunuz

De ki: "Allah'a koştuğunuz ortaklarınızdan hakka iletecek olan bir kimse var mı?" De ki: "Hakka Allah iletir." Öyle ise, hakka ileten mi uyulmaya daha layıktır, yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulamayan kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاveيَتَّبِعُuymamaktadırأَكْثَرُهُمْonların çoğuإِلَّاbaşkasınaظَنًّاإِنَّşüphesizٱلظَّنَّzan iseلَاkazandırmazيُغْنِىمِنَgerçek açısındanٱلْحَقِّشَيْـًٔاإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَلِيمٌۢbilmektedirبِمَاşeyleriيَفْعَلُونَonların yaptıkları

Onların çoğu ancak zannın ardından gider. Oysa zan, hak namına hiçbir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاveكَانَdeğildirهَٰذَاbuٱلْقُرْءَانُKur'anأَنuydurulmuşيُفْتَرَىٰمِنbaşkası tarafındanدُونِٱللَّهِAllah'tandırوَلَٰكِنve ancakتَصْدِيقَdoğrulayıcıdırٱلَّذِىarasındakiniبَيْنَيَدَيْهِiki eliوَتَفْصِيلَve açıklayıcıdırٱلْكِتَٰبِKitab'ıلَاşüphe yokturرَيْبَفِيهِondaمِنRabbi'ndendirرَّبِّٱلْعَٰلَمِينَalemlerin

Bu Kur'an, Allah'tan (indirilmiş olup) başkası tarafından uydurulmamıştır. Fakat o, kendinden öncekileri doğrulayıcı ve Kitab'ı (Allah'ın Levh-i Mahfuz'daki yazısını) açıklayıcı olarak, indirilmiştir. Bunda hiçbir şüphe yoktur. (O) alemlerin Rabbi tarafındandır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَمْyoksaيَقُولُونَdiyorlarٱفْتَرَىٰهُقُلْde kiفَأْتُوا۟getirinبِسُورَةٍbir sureمِّثْلِهِۦonun benzeriوَٱدْعُوا۟ve çağırınمَنِgücünüz yeteniٱسْتَطَعْتُممِّنbaşkaدُونِٱللَّهِAllah'tanإِنeğerكُنتُمْisenizصَٰدِقِينَdoğru sözlü

Yoksa onu (Muhammed kendisi) uydurdu mu diyorlar? De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi siz de onun benzeri bir sure getirin ve Allah'tan başka, çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
بَلْhayırكَذَّبُوا۟yalanladılarبِمَاşeyiلَمْkavrayamadıklarıيُحِيطُوا۟بِعِلْمِهِۦilminiوَلَمَّاveيَأْتِهِمْkendilerine gelmeyenتَأْوِيلُهُۥكَذَٰلِكَböyleكَذَّبَyalanlamışlardıٱلَّذِينَkimseler deمِنonlardan önceki(ler)قَبْلِهِمْفَٱنظُرْbir bakكَيْفَnasılكَانَolduğunaعَٰقِبَةُsonlarınınٱلظَّٰلِمِينَzalimlerin

Hayır öyle değil. Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine yorumu gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Kendilerinden öncekiler de (peygamberleri ve onlara indirilen kitapları) böyle yalanlamışlardı. Bak, o zalimlerin sonu nasıl oldu.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمِنْهُمve içlerinde vardırمَّنkimseيُؤْمِنُiman edenبِهِۦonaوَمِنْهُمve içlerinde vardırمَّنkimseلَّاiman etmeyen deيُؤْمِنُبِهِۦوَرَبُّكَve Rabbinأَعْلَمُdaha iyi bilirبِٱلْمُفْسِدِينَbozguncuları

İçlerinden öylesi var ki ona (Kur'an'a) inanır; yine onlardan öylesi de var ki ona inanmaz. Rabbin bozguncuları daha iyi bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِنve eğerكَذَّبُوكَseni yalanlarlarsaفَقُلde kiلِّىbanadırعَمَلِىbenim yaptığımوَلَكُمْve sizedirعَمَلُكُمْأَنتُمsizبَرِيٓـُٔونَuzaksınızمِمَّآbenim yaptığımdanأَعْمَلُوَأَنَا۠ve ben deبَرِىٓءٌuzağımمِّمَّاsizin yaptıklarınızdanتَعْمَلُونَ

Eğer onlar seni yalanlarlarsa, de ki: "Benim işim bana aittir; sizin işiniz de size. Siz benim yaptığımdan uzaksınız; ben de sizin yapmakta olduğunuz şeylerden uzağım (sorumlu değilim)."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمِنْهُمiçlerinde vardırمَّنkimselerيَسْتَمِعُونَdinleyenlerإِلَيْكَأَفَأَنتَsenتُسْمِعُduyurabilecek misin?ٱلصُّمَّsağırlaraوَلَوْüstelikكَانُوا۟akıl etmiyorlarsaلَايَعْقِلُونَ

Onlardan sana kulak verenler de vardır. Fakat sağırlara, hele akılları da ermiyorsa, sen mi işittireceksin?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمِنْهُمve onlardan vardırمَّنkimselerيَنظُرُbakan(lar)إِلَيْكَأَفَأَنتَsenتَهْدِىdoğru yola iletebilecek misin?ٱلْعُمْىَkörleriوَلَوْve eğerكَانُوا۟görmüyorlarsaلَايُبْصِرُونَ

İçlerinden sana bakanlar da vardır. Fakat körlere, hele gerçeği görmüyorlarsa, sen mi doğru yolu göstereceksin?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَاhaksızlık etmezيَظْلِمُٱلنَّاسَinsanlaraشَيْـًٔاhiçbirوَلَٰكِنَّancakٱلنَّاسَinsanlarأَنفُسَهُمْkendi kendilerineيَظْلِمُونَhaksızlık ederler

Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir şekilde zulmetmez; fakat insanlar kendilerine zulmederler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَيَوْمَve günيَحْشُرُهُمْonları toplayacağımızكَأَنsanki gibiلَّمْkalmamışlarيَلْبَثُوٓا۟إِلَّاbileسَاعَةًbir anı kadarمِّنَgündüzdenٱلنَّهَارِيَتَعَارَفُونَtanışırlarبَيْنَهُمْقَدْmuhakkakخَسِرَzarara uğramışlardırٱلَّذِينَkimselerكَذَّبُوا۟yalanlayan(lar)بِلِقَآءِkavuşmayıٱللَّهِAllah'aوَمَاveكَانُوا۟doğru yola girmeyenlerمُهْتَدِينَ

Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün, sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi, aralarında tanışırlar. Allah'a kavuşmayı yalan sayanlar, ziyana uğramış ve doğru yolu bulamamışlardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِمَّاveyaنُرِيَنَّكَsana göstersekبَعْضَbir kısmınıٱلَّذِىonlara vaadettiklerimizinنَعِدُهُمْأَوْya daنَتَوَفَّيَنَّكَseni vefat ettirsekفَإِلَيْنَاsonuçta bizedirمَرْجِعُهُمْonların dönüşüثُمَّsonraٱللَّهُAllahشَهِيدٌşahittirعَلَىٰüzerineمَاşeyيَفْعَلُونَonların yaptıkları

Onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) seni vefat ettirsek de sonunda onların dönüşü bizedir. Sonra, Allah onların yapmakta olduklarına da şahittir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلِكُلِّve hepsi için vardırأُمَّةٍümmetinرَّسُولٌفَإِذَاne zaman kiجَآءَgeldiğindeرَسُولُهُمْPeygamberleriقُضِىَhükmedilirبَيْنَهُمaralarındaبِٱلْقِسْطِadaletleوَهُمْve onlarلَاhaksızlığa uğratılmazlarيُظْلَمُونَ

Her ümmetin bir peygamberi vardır. Onların peygamberi geldiği (tebliğini yaptığı) zaman, aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلde kiلَّآben dokunduramamأَمْلِكُلِنَفْسِىkendimeضَرًّاbir zararوَلَاveyaنَفْعًاyararإِلَّاbaşkaمَاdilediğindenشَآءَٱللَّهُلِكُلِّhepsi için vardırأُمَّةٍümmetinأَجَلٌإِذَاzamanجَآءَgeldiğiأَجَلُهُمْecelleriفَلَاneيَسْتَـْٔخِرُونَöne alınırlarسَاعَةًوَلَاne deيَسْتَقْدِمُونَgeriye bırakılırlar

De ki: "Allah dilemedikçe, ben kendime bile ne bir zarar, ne de fayda verme gücüne sahibim. Her milletin bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiأَرَءَيْتُمْsöyleyin bakalımإِنْeğerأَتَىٰكُمْsize gelirseعَذَابُهُۥO'nun azabıبَيَٰتًاgece vaktiأَوْveyaنَهَارًاgündüzمَّاذَاne diyeيَسْتَعْجِلُacele ediyorlarمِنْهُbundaٱلْمُجْرِمُونَsuçlular

De ki: "Söyleyin bakalım, O'nun azabı size geceleyin veya gündüzün (ansızın) gelecek olsa, suçlular bunun hangisini acele isterler?!" (Bunların hiçbiri istenecek bir şey değildir.)

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَثُمَّ(ondan) sonra mı?إِذَاzaman kiمَاneوَقَعَgerçekleştiءَامَنتُمinanacaksınızبِهِۦٓءَآلْـَٰٔنَşimdi mi?وَقَدْelbetteكُنتُمsizبِهِۦonuتَسْتَعْجِلُونَacele istiyordunuz

(Onlara) "Azap gerçekleştikten sonra mı O'na iman ettiniz? Şimdi mi!? Oysa siz onu acele istiyordunuz" (denilecek).

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ثُمَّsonraقِيلَdenilirلِلَّذِينَkimselereظَلَمُوا۟zulmeden(lere)ذُوقُوا۟tadınعَذَابَazabıٱلْخُلْدِsonsuzهَلْmusunuz?تُجْزَوْنَcezalandırılıyorإِلَّاbaşkasıylaبِمَاolduklarınızdanكُنتُمْتَكْسِبُونَkazanıyor(lar)

Sonra da zulmedenlere, "Ebedi azabı tadın! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz" denilecektir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَيَسْتَنۢبِـُٔونَكَأَحَقٌّgerçek mi?هُوَقُلْde kiإِىevetوَرَبِّىٓRabbime yemin ederim kiإِنَّهُۥşüphesiz oلَحَقٌّوَمَآve değil(siniz)أَنتُمsizبِمُعْجِزِينَaciz bırakacak

"O (azap) gerçek midir?" diye senden haber soruyorlar. De ki: "Evet, Rabbime andolsun ki o elbette gerçektir. Siz (bu konuda Allah'ı) aciz kılacak değilsiniz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَوْve şayetأَنَّşüphesizلِكُلِّherنَفْسٍnefisظَلَمَتْzulmedenمَاne varsaفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِلَٱفْتَدَتْfidye olarak verirdiبِهِۦوَأَسَرُّوا۟ve açığa vururlarٱلنَّدَامَةَpişmanlıklarınıلَمَّاzamanرَأَوُا۟gördükleriٱلْعَذَابَوَقُضِىَve hüküm verilirبَيْنَهُمaralarındaبِٱلْقِسْطِوَهُمْve onlarلَاhaksızlığa uğratılmazlarيُظْلَمُونَ

(O gün) zulmetmiş olan herkes, eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa, kendini kurtarmak için onu fidye verir. Azabı gördüklerinde, için için derin bir pişmanlık duyarlar. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَلَآiyi bilin kiإِنَّşüphesizلِلَّهِAllah'ındırمَاolanların tümüفِىgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِوَٱلْأَرْضِأَلَآİyi bilin kiإِنَّşüphesizوَعْدَvaadettiğiٱللَّهِAllah'ınحَقٌّgerçektirوَلَٰكِنَّancakأَكْثَرَهُمْonların çoğuلَاbilmiyorlarيَعْلَمُونَ

Bilesiniz ki, göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. Yine bilesiniz ki, Allah'ın va'di haktır. Fakat onların çoğu bunu bilmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلنَّاسُinsanlarقَدْmuhakkakجَآءَتْكُمsize gelmiştirمَّوْعِظَةٌbir öğütمِّنRabbinizdenرَّبِّكُمْوَشِفَآءٌve bir şifaلِّمَاolanlar içinفِىgönüllerdeٱلصُّدُورِوَهُدًىve bir hidayetوَرَحْمَةٌve rahmetلِّلْمُؤْمِنِينَmü'minler için

Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifa ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur'an) geldi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiبِفَضْلِlütfuylaٱللَّهِAllah'ınوَبِرَحْمَتِهِۦve rahmetiyleفَبِذَٰلِكَişte bununlaفَلْيَفْرَحُوا۟sevinsinlerهُوَbuخَيْرٌhayırlıdırمِّمَّاşeylerdenيَجْمَعُونَbiriktirdikleri

De ki: "Ancak Allah'ın lütuf ve rahmetiyle, yalnız bunlarla sevinsinler. Bu, onların toplayıp durduklarından daha hayırlıdır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiأَرَءَيْتُمgörmüyor musunuz?مَّآindirdiğiniأَنزَلَٱللَّهُAllah'ınلَكُمsizeمِّنrızıktanرِّزْقٍفَجَعَلْتُمve sizin kıldığınızıمِّنْهُondanحَرَامًا(bir kısmını) haramوَحَلَٰلًا(bir kısmını) helalقُلْde kiءَآللَّهُAllah mı?أَذِنَizin verdiلَكُمْأَمْyoksaعَلَىkarşıٱللَّهِAllah'aتَفْتَرُونَiftira (mı) ediyorsunuz

De ki: "Allah'ın size indirdiği; sizin de, bir kısmını helal, bir kısmını haram kıldığınız rızıklar hakkında ne dersiniz?" De ki: "Bunun için Allah mı size izin verdi, yoksa Allah'a iftira mı ediyorsunuz?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاve nedir?ظَنُّzanlarıٱلَّذِينَkimselerinيَفْتَرُونَuyduranlarınعَلَىkarşıٱللَّهِAllah'aٱلْكَذِبَyalanيَوْمَgünü (hakkında)ٱلْقِيَٰمَةِإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَذُوsahibidirفَضْلٍlütufعَلَىkarşıٱلنَّاسِinsanlaraوَلَٰكِنَّve ancakأَكْثَرَهُمْonların çoğuلَاşükretmezlerيَشْكُرُونَ

Allah'a karşı yalan uyduranların, kıyamet günü hakkındaki zanları nedir? Şüphesiz Allah insanlara karşı çok lütufkardır, fakat onların çoğu (O'nun nimetlerine) şükretmezler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاve neتَكُونُolsanızفِىdurumdaشَأْنٍوَمَاve neتَتْلُوا۟okusanızمِنْهُonun hakkındaمِنKur'andanقُرْءَانٍوَلَاne neتَعْمَلُونَyapsanızمِنْyapılacaklardanعَمَلٍإِلَّاancakكُنَّاbizعَلَيْكُمْsizin üzerinizeشُهُودًاşahidizإِذْzamanتُفِيضُونَsiz daldığınızفِيهِوَمَاdeğildirيَعْزُبُgizliعَنRabbindenرَّبِّكَمِن(bir şey)مِّثْقَالِağırlığıncaذَرَّةٍzerreفِىyerdeٱلْأَرْضِوَلَاne deفِىgökteٱلسَّمَآءِوَلَآne deأَصْغَرَdaha küçüğüمِنbundanذَٰلِكَوَلَآve ne deأَكْبَرَdaha büyüğüإِلَّاancakفِىkitaptadırكِتَٰبٍمُّبِينٍapaçık

(Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun, ona dair Kur'an'dan ne okursan oku ve (ey insanlar, sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın, siz ona daldığınızda biz sizi mutlaka görürüz. Ne yerde, ne de gökte, zerre ağırlığınca, (hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun, hiçbir şey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz; hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı)dır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَهُمُonlar için vardırٱلْبُشْرَىٰmüjdelerفِىhayatındaٱلْحَيَوٰةِٱلدُّنْيَاdünyaوَفِىveٱلْءَاخِرَةِلَاolmazتَبْدِيلَdeğişmeلِكَلِمَٰتِsözlerindeٱللَّهِذَٰلِكَişteهُوَbuٱلْفَوْزُkurtuluşturٱلْعَظِيمُbüyük

Dünya hayatında da, ahirette de onlar için müjde vardır. Allah'ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. İşte bu büyük başarıdır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاseni üzmesinيَحْزُنكَقَوْلُهُمْإِنَّşüphesizٱلْعِزَّةَyücelikلِلَّهِAllah'ındırجَمِيعًاهُوَOٱلسَّمِيعُduyandırٱلْعَلِيمُbilendir

Onların (inkarcıların) sözleri seni üzmesin. Çünkü bütün güç Allah'ındır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَلَآiyi bilin kiإِنَّşüphesizلِلَّهِAllah'ındırمَنkim varsaفِىgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِوَمَنve kim varsaفِىyerdeٱلْأَرْضِوَمَاveيَتَّبِعُuymuyorlarٱلَّذِينَkimselerيَدْعُونَtapınan(lar)مِنbaşkalarınaدُونِٱللَّهِAllah'tanشُرَكَآءَإِنancakيَتَّبِعُونَonlar uyuyorlarإِلَّاsadeceٱلظَّنَّzannaوَإِنْveهُمْonlarإِلَّاsadeceيَخْرُصُونَsaçmalıyorlar

Bilesiniz ki göklerde kim var, yerde kim varsa, hep Allah'ındır. Allah'tan başkasına tapanlar (gerçekte) Allah'a koştukları ortaklara tabi olmuyorlar. Şüphesiz onlar ancak zanna uyuyorlar ve sadece yalan söylüyorlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
هُوَO'durٱلَّذِىo kiجَعَلَyaratanلَكُمُsizin içinٱلَّيْلَgeceyiلِتَسْكُنُوا۟dinlenmeniz içinفِيهِondaوَٱلنَّهَارَve gündüzüمُبْصِرًاإِنَّşüphesizفِىbundaذَٰلِكَلَءَايَٰتٍلِّقَوْمٍbir topluluk içinيَسْمَعُونَduyan

O, içinde dinlenesiniz diye geceyi sizin için (karanlık); gündüzü ise aydınlık kılandır. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dedilerٱتَّخَذَedindiٱللَّهُAllahوَلَدًاسُبْحَٰنَهُۥهُوَOٱلْغَنِىُّلَهُۥO'nundurمَاne varsaفِىgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِوَمَاve ne varsaفِىyerdeٱلْأَرْضِإِنْyokturعِندَكُمsizinمِّنhiçbirسُلْطَٰنٍۭdelilinizبِهَٰذَآأَتَقُولُونَsöylüyor musunuz?عَلَىhakkındaٱللَّهِAllahمَاşeyiلَاbilmediğinizتَعْلَمُونَ

"Allah, bir çocuk edindi" dediler. O, bundan uzaktır. O, her bakımdan sınırsız zengindir. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O'nundur. Bu konuda elinizde hiçbir delil de yoktur. Allah'a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَتَٰعٌbir geçim sürerlerفِىdünyadaٱلدُّنْيَاثُمَّsonraإِلَيْنَاbizedirمَرْجِعُهُمْdönüşleriثُمَّsonraنُذِيقُهُمُtattırırızٱلْعَذَابَazabıٱلشَّدِيدَşiddetliبِمَاdolayıكَانُوا۟olmalarındanيَكْفُرُونَinkâr ediyor(lar)

Onlar için dünyada (geçici) bir yararlanma vardır. Sonra dönüşleri bizedir. Sonra da, inkar etmekte olduklarına karşılık onlara şiddetli azabı tattıracağız.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱتْلُعَلَيْهِمْonlaraنَبَأَkıssasınıنُوحٍNuh'unإِذْhaniقَالَşöyle söylemiştiلِقَوْمِهِۦkavmineيَٰقَوْمِEy kavmimإِنeğerكَانَiseكَبُرَağırعَلَيْكُمsizeمَّقَامِىaranızda durmamوَتَذْكِيرِىve size hatırlatmamبِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınفَعَلَىbilin kiٱللَّهِAllah'aتَوَكَّلْتُgüvendimفَأَجْمِعُوٓا۟siz de toplanınأَمْرَكُمْişiniz hakkındaوَشُرَكَآءَكُمْortaklarınızlaثُمَّsonraلَاolmasınيَكُنْأَمْرُكُمْişinizعَلَيْكُمْkendi aranızdaغُمَّةًbir dertثُمَّsonraٱقْضُوٓا۟uygulayınإِلَىَّbana karşıوَلَاveتُنظِرُونِbana mühlet vermeyin

Nuh'un haberini onlara oku. Hani o, bir vakit kavmine şöyle demişti: "Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah'ın ayetleriyle öğüt vermem size ağır geliyorsa, (biliniz ki) ben sadece Allah'a dayanıp güvenmişim. Artık siz de (bana) ne yapacağınızı ortaklarınızla beraber kararlaştırın ki, işiniz size dert olmasın! Bundan sonra bana hükmünüzü uygulayın; bana mühlet de vermeyin!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَإِنeğerتَوَلَّيْتُمْyüz çevirirsenizفَمَاsizden istemiş değilimسَأَلْتُكُممِّنْhiç birأَجْرٍإِنْbenim ecrimأَجْرِىَإِلَّاancakعَلَىaittirٱللَّهِوَأُمِرْتُve ben emrolundumأَنْolmaklaأَكُونَمِنَMüslümanlardanٱلْمُسْلِمِينَ

Eğer yüz çeviriyorsanız, sizden zaten hiçbir ücret istemedim. Benim ücretim, ancak Allah'a aittir. Bana müslümanlardan olmam emredildi."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَكَذَّبُوهُyine de onu yalanladılarفَنَجَّيْنَٰهُancak biz onu kurtardıkوَمَنve olanlarıمَّعَهُۥonunla beraberفِىgemideٱلْفُلْكِوَجَعَلْنَٰهُمْve onları yaptıkخَلَٰٓئِفَhalifelerوَأَغْرَقْنَاve suda boğdukٱلَّذِينَkimseleriكَذَّبُوا۟yalanlayan(ları)بِـَٔايَٰتِنَافَٱنظُرْbir bakكَيْفَnasılكَانَolduğunaعَٰقِبَةُsonlarınınٱلْمُنذَرِينَuyarılanların

Onu yine de yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları ötekilerin yerine geçirdik. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Bak, uyarılan (fakat söz anlamayan)ların sonu nasıl oldu!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ثُمَّsonraبَعَثْنَاgönderdikمِنۢonun ardındanبَعْدِهِۦرُسُلًاpeygamberleriإِلَىٰkavimlerineقَوْمِهِمْفَجَآءُوهُمgetirdilerبِٱلْبَيِّنَٰتِaçık belgelerفَمَاancakكَانُوا۟onlarلِيُؤْمِنُوا۟inanmadılarبِمَاşeylereكَذَّبُوا۟yalanladıklarıبِهِۦonuمِنdaha önceقَبْلُكَذَٰلِكَişte böyleنَطْبَعُmühürlerizعَلَىٰüzeriniقُلُوبِkalpleriٱلْمُعْتَدِينَaşırı gidenlerin

Sonra, onun ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara apaçık mucizeler getirdiler. Fakat onlar önceden yalanlamakta oldukları şeye inanacak değillerdi. İşte biz haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ثُمَّsonraبَعَثْنَاgönderdikمِنۢonların ardındanبَعْدِهِممُّوسَىٰMusa'yıوَهَٰرُونَve Harun'uإِلَىٰFiravunaفِرْعَوْنَوَمَلَإِي۟هِۦve onun ileri gelenlerineبِـَٔايَٰتِنَاayetlerimizleفَٱسْتَكْبَرُوا۟ancak onlar büyüklendilerوَكَانُوا۟ve oldularقَوْمًاbir toplulukمُّجْرِمِينَsuçlu

Sonra bunların ardından Firavun ile ileri gelenlerine de Musa ve Harun'u mucizelerimizle gönderdik. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdediمُوسَىٰٓMusaأَتَقُولُونَböyle mi diyorsunuz?لِلْحَقِّgerçekلَمَّاzamanجَآءَكُمْأَسِحْرٌsihir midir?هَٰذَاbuوَلَاveيُفْلِحُkurtuluşa ermezlerٱلسَّٰحِرُونَsihirbazlar

Musa: "Size hak gelince, onun hakkında böyle mi diyorsunuz? Bu bir sihir midir? Oysa sihirbazlar, iflah olmazlar!" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوٓا۟dedilerأَجِئْتَنَاmi geldiniz?لِتَلْفِتَنَاbizi çevirmek içinعَمَّا(yol)danوَجَدْنَاbulduğumuzعَلَيْهِüzerindeءَابَآءَنَاatalarımızıوَتَكُونَve olmasıلَكُمَاikiniz içinٱلْكِبْرِيَآءُbüyüklüğünفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِوَمَا(fakat) değilizنَحْنُbizلَكُمَاsizeبِمُؤْمِنِينَiman edecek

Dediler ki: "Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hakimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّآzamanأَلْقَوْا۟attıklarıقَالَdedi kiمُوسَىٰMusaمَاşeylerجِئْتُمsizin getirdiğinizبِهِ(onunla)ٱلسِّحْرُإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahسَيُبْطِلُهُۥٓإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَاdüzeltmezيُصْلِحُعَمَلَişleriniٱلْمُفْسِدِينَbozguncuların

Sihirbazlar atacaklarını atınca, Musa dedi ki: "Sizin bu yaptığınız sihirdir. Allah, onu elbette boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah, bozguncuların işini düzeltmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَمَآolmadıءَامَنَiman edenلِمُوسَىٰٓMusa'yaإِلَّاbaşkaذُرِّيَّةٌbir genç takımdanمِّنkavmindenقَوْمِهِۦعَلَىٰkorkusuylaخَوْفٍمِّنFiravundanفِرْعَوْنَوَمَلَإِي۟هِمْve adamlarınınأَنkötülük etmeleriيَفْتِنَهُمْوَإِنَّve şüphesizفِرْعَوْنَFiravunلَعَالٍiyice büyüklenmiştiفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِوَإِنَّهُۥve şüphesiz oلَمِنَkimselerdendiٱلْمُسْرِفِينَçok aşırı giden

Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Musa'ya iman etmedi. Çünkü Firavun, o yerde zorba bir kişi idi. O, gerçekten aşırı gidenlerdendi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَve dedi kiمُوسَىٰMusaيَٰقَوْمِEy kavmimإِنeğerكُنتُمْsizءَامَنتُمiman ettiysenizبِٱللَّهِAllah'aفَعَلَيْهِO'naتَوَكَّلُوٓا۟güveninإِنeğerكُنتُمsizمُّسْلِمِينَteslim olduysanız

Musa, "Ey kavmim! Eğer siz gerçekten Allah'a iman etmişseniz, eğer O'na teslim olmuş kimseler iseniz, artık sadece O'na tevekkül edin" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَقَالُوا۟onlar da dediler kiعَلَىAllah'aٱللَّهِتَوَكَّلْنَاgüvendikرَبَّنَاRabbimizلَاbizi kılmaتَجْعَلْنَافِتْنَةًbir fitneلِّلْقَوْمِtopluluğu içinٱلظَّٰلِمِينَzalimler

Onlar da şöyle dediler: "Biz yalnız Allah'a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz, bizi zalimler topluluğunun baskı ve şiddetine maruz bırakma!"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَوْحَيْنَآve vahyettikإِلَىٰMusa'yaمُوسَىٰوَأَخِيهِve kardeşineأَنdiyeتَبَوَّءَاhazırlayınلِقَوْمِكُمَاkavminiz içinبِمِصْرَMısır'daبُيُوتًاevlerوَٱجْعَلُوا۟ve edinin (diye)بُيُوتَكُمْevleriniziقِبْلَةًibadethaneوَأَقِيمُوا۟ve kılın (diye)ٱلصَّلَوٰةَوَبَشِّرِve müjdeleٱلْمُؤْمِنِينَMü'minleri

Musa'ya ve kardeşine, "Kavminiz için Mısır'da (sığınak olarak) evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın. Namazı dosdoğru kılın. Mü'minleri müjdele" diye vahyettik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَve dedi kiمُوسَىٰMusaرَبَّنَآRabbimizإِنَّكَşüphesiz senءَاتَيْتَverdinفِرْعَوْنَFiravun'aوَمَلَأَهُۥve adamlarınaزِينَةًsüs(ler)وَأَمْوَٰلًاve mallarفِىhayatındaٱلْحَيَوٰةِٱلدُّنْيَاdünyaرَبَّنَاRabbimizلِيُضِلُّوا۟saptırmaları için mi?عَنsenin yolundanسَبِيلِكَرَبَّنَاRabbimizٱطْمِسْyok etعَلَىٰٓonların mallarınıأَمْوَٰلِهِمْوَٱشْدُدْve bağlaعَلَىٰüzeriniقُلُوبِهِمْkalplerininفَلَا(ki) iman etmesinlerيُؤْمِنُوا۟حَتَّىٰkadarيَرَوُا۟görünceyeٱلْعَذَابَazabıٱلْأَلِيمَacıklı

Musa, şöyle dedi: "Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun'a ve onun ileri gelenlerine, dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver, çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَ(Allah) dedi kiقَدْmuhakkakأُجِيبَتkabul edildiدَّعْوَتُكُمَاduanızفَٱسْتَقِيمَاdoğru yolda devam edinوَلَاveتَتَّبِعَآنِّuymayınسَبِيلَyollarınaٱلَّذِينَkimselerinلَاbilmeyen(lerin)يَعْلَمُونَ

Allah da, "Her ikinizin de duası kabul edildi. Öyleyse dürüst olmakta devam edin ve sakın bilmeyenlerin yolunda gitmeyin" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَجَٰوَزْنَابِبَنِىٓoğullarınıإِسْرَٰٓءِيلَİsrailٱلْبَحْرَdenizdenفَأَتْبَعَهُمْonların peşlerine düştülerفِرْعَوْنُFiravunوَجُنُودُهُۥve askerleri deبَغْيًاtaşkınlıklaوَعَدْوًاحَتَّىٰٓsonundaإِذَآzamanأَدْرَكَهُonu yakaladığıٱلْغَرَقُboğulmaقَالَdediءَامَنتُiman ettimأَنَّهُۥelbetteلَآolmadığınaإِلَٰهَilahإِلَّاbaşkaٱلَّذِىٓkimsedenءَامَنَتْiman ettiğiبِهِۦkendisineبَنُوٓا۟oğullarınınإِسْرَٰٓءِيلَİsrailوَأَنَا۠ve ben deمِنَMüslümanlardanımٱلْمُسْلِمِينَ

İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken, "İsrailoğulları'nın iman ettiğinden başka hiçbir ilah olmadığına inandım. Ben de müslümanlardanım" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَٱلْيَوْمَbugünنُنَجِّيكَkurtaracağızبِبَدَنِكَsenin bedeniniلِتَكُونَolman içinلِمَنْkimseler içinخَلْفَكَkendinden sonrakiءَايَةًوَإِنَّgerçekte iseكَثِيرًاçoğuمِّنَinsanlardanٱلنَّاسِعَنْayetlerimizdenءَايَٰتِنَالَغَٰفِلُونَhabersizdirler

Biz de bugün bedenini, arkandan geleceklere ibret olman için, kurtaracağız. Çünkü insanlardan birçoğu ayetlerimizden gerçekten habersizdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْandolsunبَوَّأْنَاyerleştirdikبَنِىٓoğullarınıإِسْرَٰٓءِيلَİsrailمُبَوَّأَbir yereصِدْقٍiyiوَرَزَقْنَٰهُمve onları rızıklandırdıkمِّنَtemiz şeylerleٱلطَّيِّبَٰتِفَمَاayrılığa düşmedilerٱخْتَلَفُوا۟حَتَّىٰkadarجَآءَهُمُkendilerine gelinceyeٱلْعِلْمُإِنَّşüphesizرَبَّكَRabbinيَقْضِىhükmünü verirبَيْنَهُمْaralarındaيَوْمَgünüٱلْقِيَٰمَةِkıyametفِيمَاhususlardaكَانُوا۟olduklarıفِيهِondaيَخْتَلِفُونَayrılığa düştükleri

Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَإِنeğerكُنتَisenفِىiçindeشَكٍّkuşkuمِّمَّآşeydenأَنزَلْنَآindirdiğimizإِلَيْكَsanaفَسْـَٔلِo halde sorٱلَّذِينَkimselereيَقْرَءُونَokuyan(lara)ٱلْكِتَٰبَkitapمِنsenden önceقَبْلِكَلَقَدْandolsun kiجَآءَكَsana geldiٱلْحَقُّgerçekمِنRabbindenرَّبِّكَفَلَاsakınتَكُونَنَّolmaمِنَşüpheye düşenlerdenٱلْمُمْتَرِينَ

Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen, senden önce Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmiştir. O halde, sakın şüphe edenlerden olma!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاve sakınتَكُونَنَّolmaمِنَkimselerdenٱلَّذِينَكَذَّبُوا۟yalanlayan(lar)بِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınفَتَكُونَyoksa olursunمِنَhüsrana uğrayanlardanٱلْخَٰسِرِينَ

Sakın Allah'ın ayetlerini yalanlayanlardan da olma! Yoksa zarara uğrayanlardan olursun.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerحَقَّتْkesinleşmiş olan(lar)عَلَيْهِمْhaklarındaكَلِمَتُsözüرَبِّكَRabbininلَاiman etmezlerيُؤْمِنُونَ

(96-97) Şüphesiz, haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar, kendilerine bütün mucizeler gelse bile, elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَوْbileجَآءَتْهُمْgelseكُلُّbütünءَايَةٍayetlerحَتَّىٰkadarيَرَوُا۟görünceyeٱلْعَذَابَazabıٱلْأَلِيمَacıklı

(96-97) Şüphesiz, haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar, kendilerine bütün mucizeler gelse bile, elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَوْلَاbulunsaydı ya!كَانَتْbir kasabaقَرْيَةٌءَامَنَتْiman edenفَنَفَعَهَآkendine yarar sağlayanإِيمَٰنُهَآimanıإِلَّاdışındaقَوْمَkavmininيُونُسَYunusلَمَّآne zaman kiءَامَنُوا۟iman ettilerكَشَفْنَاkaldırdıkعَنْهُمْüzerlerindenعَذَابَazabınıٱلْخِزْىِrezillikفِىhayatındaٱلْحَيَوٰةِٱلدُّنْيَاdünyaوَمَتَّعْنَٰهُمْve onları yararlandırdıkإِلَىٰbelli bir süreye kadarحِينٍ

Yunus'un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yunus'un kavmi) iman edince, dünya hayatında (sürüklenebilecekleri) rezillik azabını onlardan uzaklaştırmış ve onları belli bir zamana kadar yararlandırmıştık.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَوْve şayetشَآءَdileseydiرَبُّكَRabbinلَءَامَنَمَنkimselerفِىbulunanٱلْأَرْضِyeryüzündeكُلُّهُمْhepsiجَمِيعًاأَفَأَنتَsen mi?تُكْرِهُzorlayacaksınٱلنَّاسَinsanlarıحَتَّىٰkadarيَكُونُوا۟oluncayaمُؤْمِنِينَmü'min

Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekun iman ederlerdi. Böyle iken sen mi mü'min olsunlar diye, insanları zorlayacaksın?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاdeğildirكَانَmümkünلِنَفْسٍhiç kimseninأَنiman etmesiتُؤْمِنَإِلَّاdışındaبِإِذْنِizniٱللَّهِوَيَجْعَلُO gönderirٱلرِّجْسَiğrenç azabıعَلَىüzerlerineٱلَّذِينَkimselerinلَاakıl erdiremeyen(ler)يَعْقِلُونَ

Allah'ın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman edemez. Allah, azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلِde kiٱنظُرُوا۟bir bakınمَاذَاneler olduğunaفِىgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِوَٱلْأَرْضِوَمَاbir şey kazandırmazتُغْنِىٱلْءَايَٰتُوَٱلنُّذُرُve uyarılarعَنbir topluluğaقَوْمٍلَّاiman etmeyenيُؤْمِنُونَ

De ki: "Göklerde ve yerde neler var, bir baksanıza." Fakat ayetler ve uyarılar, inanmayan bir topluma hiçbir fayda sağlamaz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَهَلْmı?يَنتَظِرُونَbekliyorlarإِلَّاbaşkasınıمِثْلَbenzerindenأَيَّامِ(başlarına gelen) günlerinٱلَّذِينَgeçmiş olanlarınخَلَوْا۟مِنkendilerinden önceقَبْلِهِمْقُلْde kiفَٱنتَظِرُوٓا۟bekleyin bakalımإِنِّىşüphesiz ben deمَعَكُمsizinle birlikteمِّنَbekleyenlerdenimٱلْمُنتَظِرِينَ

Onlar sadece, kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen (azap dolu) günlerin benzerini mi bekliyorlar? De ki: "Bekleyin bakalım, ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ثُمَّSonraنُنَجِّىkurtarırızرُسُلَنَاpeygamberlerimiziوَٱلَّذِينَve kimseleriءَامَنُوا۟كَذَٰلِكَişte böyleحَقًّاbir haktırعَلَيْنَاüzerimizeنُنجِkurtarmakٱلْمُؤْمِنِينَMü'minleri

Sonra resullerimizi ve iman edenleri kurtarırız. (Ey Muhammed!) Aynı şekilde üzerimize bir hak olarak, inananları da kurtaracağız.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiيَٰٓأَيُّهَاEyٱلنَّاسُinsanlarإِنeğerكُنتُمْisenizفِىiçindeشَكٍّbir kuşkuمِّنbenim dinimdenدِينِىفَلَآ(bilin ki)أَعْبُدُben tapmıyorumٱلَّذِينَşeylereتَعْبُدُونَsizin taptıklarınızمِنbaşkaدُونِٱللَّهِAllah'tanوَلَٰكِنْancakأَعْبُدُkulluk ederimٱللَّهَAllah'aٱلَّذِىsizin canınızı alacak olanيَتَوَفَّىٰكُمْوَأُمِرْتُve ben emrolundumأَنْolmaklaأَكُونَمِنَmü'minlerdenٱلْمُؤْمِنِينَ

De ki: "Ey insanlar, eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz, bilin ki ben, Allah'ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat sizin canınızı alacak olan Allah'a kulluk ederim. Bana mü'minlerden olmam emrolundu."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَنْveأَقِمْçevirوَجْهَكَyüzünüلِلدِّينِdineحَنِيفًاhanif olanوَلَاveتَكُونَنَّolmaمِنَortak koşanlardanٱلْمُشْرِكِينَ

(105-106) Yine bana şöyle emredildi: "Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Sakın Allah'a ortak koşanlardan olma. Allah'ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zalimlerden olursun."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاveتَدْعُtapmaمِنbırakıpدُونِٱللَّهِAllah'ıمَاşeylereلَاsana yararı dokunmayanيَنفَعُكَوَلَاne deيَضُرُّكَفَإِنeğerفَعَلْتَböyle yaparsanفَإِنَّكَşüphesiz senإِذًاo zamanمِّنَzalimlerden olursunٱلظَّٰلِمِينَ

(105-106) Yine bana şöyle emredildi: "Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Sakın Allah'a ortak koşanlardan olma. Allah'ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zalimlerden olursun."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِنeğerيَمْسَسْكَsana verirseٱللَّهُAllahبِضُرٍّbir sıkıntıفَلَاyokturكَاشِفَgiderecekلَهُۥٓonuإِلَّاbaşkaهُوَوَإِنve eğerيُرِدْكَsenin için dilerseبِخَيْرٍbir iyilikفَلَاyokturرَآدَّgeri çevirecekلِفَضْلِهِۦيُصِيبُverirبِهِۦbunuمَنkimseyeيَشَآءُdilediğiمِنْkullarındanعِبَادِهِۦوَهُوَve Oٱلْغَفُورُbağışlayıcıdırٱلرَّحِيمُmerhamet edicidir

Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa, bil ki onu, O'ndan başka giderebilecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O'nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. O, bunu kullarından dilediğine eriştirir. O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiيَٰٓأَيُّهَاEyٱلنَّاسُinsanlarقَدْmuhakkakجَآءَكُمُsize gelmiştirٱلْحَقُّhakمِنRabbinizdenرَّبِّكُمْفَمَنِkimٱهْتَدَىٰhidayet bulursaفَإِنَّمَاşüphesizيَهْتَدِىhidayet bulmuşturلِنَفْسِهِۦوَمَنve kim deضَلَّsapıtırsa;فَإِنَّمَاşüphesizيَضِلُّsapıtmıştırعَلَيْهَاوَمَآdeğilimأَنَا۠benعَلَيْكُمsizin üzerinizeبِوَكِيلٍbir vekil

De ki: "Ey insanlar, size Rabbinizden gerçek (Kur'an) gelmiştir. Artık kim doğru yola girerse, ancak kendisi için girer. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Ben sizden sorumlu değilim."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱتَّبِعْuyمَاşeyeيُوحَىٰٓvahyedilenإِلَيْكَsanaوَٱصْبِرْve sabretحَتَّىٰkadarيَحْكُمَhükmünü verinceyeٱللَّهُوَهُوَve Oخَيْرُen hayırlısıdırٱلْحَٰكِمِينَhüküm verenlerin

(Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi