KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

28. SURE · 88 AYET · 1430 KELİME

Kasas

القصص

Kelime bağlantısı sözlüğe, İncele düğmesi dil bilgisi ve açıklamalara açılır.

نَتْلُوا۟okuyacağızعَلَيْكَsanaمِنbir parçayıنَّبَإِhaberindenمُوسَىٰMusaوَفِرْعَوْنَve Fir'avn'ınبِٱلْحَقِّgerçek olarakلِقَوْمٍbir toplum içinيُؤْمِنُونَinanan

İman eden bir kavm için Musa ile Firavun'un haberlerinden bir kısmını sana gerçek olarak anlatacağız.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizفِرْعَوْنَFir'avnعَلَاululandı (zorbalığa kalktı)فِىyeryüzündeٱلْأَرْضِوَجَعَلَve böldüأَهْلَهَاhalkınıشِيَعًاçeşitli gruplaraيَسْتَضْعِفُeziyorduطَآئِفَةًbir zümreyiمِّنْهُمْonlardanيُذَبِّحُkesiyorduأَبْنَآءَهُمْoğullarınıوَيَسْتَحْىِۦve sağ bırakıyorduنِسَآءَهُمْإِنَّهُۥçünkü oكَانَidiمِنَbozgunculardanٱلْمُفْسِدِينَ

Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَنُرِيدُbiz istiyordukأَنlutfetmeyiنَّمُنَّعَلَىüzerineٱلَّذِينَkimselerٱسْتُضْعِفُوا۟ezilen(ler)فِىo yerdeٱلْأَرْضِوَنَجْعَلَهُمْve onları yapmayıأَئِمَّةًönderlerوَنَجْعَلَهُمُve onları kılmayıٱلْوَٰرِثِينَmirasçı

Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَنُمَكِّنَve iktidara getirmeyiلَهُمْonlarıفِىo yerdeٱلْأَرْضِوَنُرِىَve göstermeyiفِرْعَوْنَFir'avn'aوَهَٰمَٰنَve Haman'aوَجُنُودَهُمَاve askerlerineمِنْهُمonlardanمَّاşeyiكَانُوا۟olduklarıيَحْذَرُونَkorkmuş

Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun'a, Haman'a ve ordularına, çekinegeldikleri şeyleri gösterelim.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَوْحَيْنَآve vahyettikإِلَىٰٓannesineأُمِّمُوسَىٰٓMusa'nınأَنْdiyeأَرْضِعِيهِفَإِذَاne zaman kiخِفْتِkorkarsanعَلَيْهِbaşına bir şey gelmesindenفَأَلْقِيهِonu bırakفِىsuyaٱلْيَمِّوَلَاveتَخَافِىkorkmaوَلَاveتَحْزَنِىٓإِنَّاelbette bizرَآدُّوهُonu tekrar geri vereceğizإِلَيْكِsanaوَجَاعِلُوهُve onu yapacağızمِنَelçilerdenٱلْمُرْسَلِينَ

Musa'nın annesine, "Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil'e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız" diye ilham ettik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَٱلْتَقَطَهُۥٓnihayet onu aldıءَالُailesiفِرْعَوْنَFir'avnلِيَكُونَolsunası içinلَهُمْkendilerineعَدُوًّاbir düşmanوَحَزَنًاإِنَّgerçektenفِرْعَوْنَFir'avnوَهَٰمَٰنَve Hamanوَجُنُودَهُمَاve askerleriكَانُوا۟yanılıyorlardıخَٰطِـِٔينَ

Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Şüphesiz Firavun, (veziri) Haman ve onların askerleri hata yapıyorlardı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَتِve dedi kiٱمْرَأَتُkarısıفِرْعَوْنَFir'avn'ınقُرَّتُaydınlığıعَيْنٍgözلِّىbana daوَلَكَلَاonu öldürmeyinتَقْتُلُوهُعَسَىٰٓbelkiأَنdiyeيَنفَعَنَآbize yararı dokunurأَوْya daنَتَّخِذَهُۥonu edinirizوَلَدًاevladوَهُمْve onlarلَاanlamıyorlardıيَشْعُرُونَ

Firavun'un karısı şöyle dedi: "Bana da, sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz." Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَصْبَحَve sabahladıفُؤَادُgönlüأُمِّannesininمُوسَىٰMusa'nınفَٰرِغًاإِنneredeyseكَادَتْلَتُبْدِىaçığa vuracaktıبِهِۦonuلَوْلَآeğer olmasaydıkأَنbiz iyice pekiştirmişرَّبَطْنَاعَلَىٰüzerineقَلْبِهَاonun kalbiلِتَكُونَolması içinمِنَinananlardanٱلْمُؤْمِنِينَ

Musa'nın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunu açıklayacaktı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَحَرَّمْنَاعَلَيْهِonaٱلْمَرَاضِعَsüt anneleriمِنdaha önceقَبْلُفَقَالَتْdedi kiهَلْsize göstereyimmi?أَدُلُّكُمْعَلَىٰٓhalkını (aile)أَهْلِبَيْتٍbir ev (aile)يَكْفُلُونَهُۥonun bakımını üstlenecekلَكُمْsizin içinوَهُمْve onlarلَهُۥonaنَٰصِحُونَöğüt verecek

Biz, daha önce onun, süt analarının sütünü emmemesini sağladık. Kız kardeşi, "Size onun bakımını, sizin adınıza üstlenecek ve ona içtenlik ve şefkatle davranacak bir aile göstereyim mi?" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَرَدَدْنَٰهُböylece onu geri verdikإِلَىٰٓannesineأُمِّهِۦكَىْiçinتَقَرَّaydın olmasıعَيْنُهَاgözüوَلَاveتَحْزَنَüzülmesin (diye)وَلِتَعْلَمَve bilmesi içinأَنَّşüphesiz kiوَعْدَva'diٱللَّهِAllah'ınحَقٌّhaktırوَلَٰكِنَّve fakatأَكْثَرَهُمْçoklarıلَاbilmezlerيَعْلَمُونَ

Böylece biz, anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin, Allah'ın va'dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَمَّاne zaman kiبَلَغَ(Musa) erişinceأَشُدَّهُۥgüçlü çağınaوَٱسْتَوَىٰٓve olgunlaşıncaءَاتَيْنَٰهُbiz ona verdikحُكْمًاhükümوَعِلْمًاوَكَذَٰلِكَişte böyleنَجْزِىmükafatlandırırızٱلْمُحْسِنِينَgüzel davrananları

Musa, olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca, biz ona ilim ve hikmet verdik. Biz, iyilik edenleri böyle mükafatlandırırız.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَدَخَلَve girdiٱلْمَدِينَةَşehreعَلَىٰbir sıradaحِينِغَفْلَةٍ(kendisinden) habersiz olduğuمِّنْhalkınınأَهْلِهَافَوَجَدَve bulduفِيهَاoradaرَجُلَيْنِiki adamıيَقْتَتِلَانِöldüresiye dövüşürlerkenهَٰذَاbiriمِنkendi taraftarlarındanشِيعَتِهِۦوَهَٰذَاve öbürü deمِنْdüşmanlarındanعَدُوِّهِۦفَٱسْتَغَٰثَهُ(Musa'dan) yardım istediٱلَّذِىolan kimseمِنkendi taraftarlarındanشِيعَتِهِۦعَلَىkarşıٱلَّذِىolanaمِنْdüşmanlarındanعَدُوِّهِۦفَوَكَزَهُۥbir yumruk indirdiمُوسَىٰMusaفَقَضَىٰişini bitirdiعَلَيْهِقَالَ(sonra) dedi kiهَٰذَاbuمِنْişindendirعَمَلِٱلشَّيْطَٰنِإِنَّهُۥo gerçektenعَدُوٌّbir düşmandırمُّضِلٌّşaşırtıcıمُّبِينٌapaçık

Musa, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Musa da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Musa, "Bu şeytanın işidir. O, gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdediرَبِّRabbimإِنِّىgerçekten benظَلَمْتُzulmettimنَفْسِىnefsimeفَٱغْفِرْbağışlaلِىbeniفَغَفَرَ(Allah) bağışladıلَهُۥٓإِنَّهُۥçünkü OهُوَOٱلْغَفُورُçok bağışlayandırٱلرَّحِيمُçok esirgeyendir

Musa, "Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Beni affet" dedi. Allah da onu affetti. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَأَصْبَحَsabahladıفِىşehirdeٱلْمَدِينَةِخَآئِفًاkorku içindeيَتَرَقَّبُgözetleyerekفَإِذَاbir de baktı kiٱلَّذِىkendisinden yardım isteyenٱسْتَنصَرَهُۥبِٱلْأَمْسِdünيَسْتَصْرِخُهُۥقَالَdediلَهُۥonaمُوسَىٰٓMusaإِنَّكَgerçekten senلَغَوِىٌّbir azgınsınمُّبِينٌbelli ki

Korkarak, etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. Musa da ona, "Belli ki sen azgın bir kimsesin" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّآnihayetأَنْisteyinceأَرَادَأَنyakalamakيَبْطِشَبِٱلَّذِىolanıهُوَoعَدُوٌّdüşmanلَّهُمَاikisine deقَالَdedi kiيَٰمُوسَىٰٓey Musaأَتُرِيدُbeni öldürmekmi istiyorsun?أَنتَقْتُلَنِىكَمَاgibiقَتَلْتَöldürdüğünنَفْسًۢاbir canıبِٱلْأَمْسِإِن(oysa)تُرِيدُistemiyorsunإِلَّآdışında bir şeyأَنolmakتَكُونَجَبَّارًاbir zorbaفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِوَمَاveتُرِيدُistemiyorsunأَنolmakتَكُونَمِنَarabuluculardanٱلْمُصْلِحِينَ

Musa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam, "Ey Musa! Dün birini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyorsun" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَجَآءَve geldiرَجُلٌbir adamمِّنْöbür ucundanأَقْصَاٱلْمَدِينَةِşehrinيَسْعَىٰkoşarakقَالَdediيَٰمُوسَىٰٓey Musaإِنَّşüphesiz kiٱلْمَلَأَileri gelenlerيَأْتَمِرُونَaralarında konuşuyorlarبِكَseniلِيَقْتُلُوكَseni öldürmek içinفَٱخْرُجْsen çık (git)إِنِّىelbette benلَكَsanaمِنَöğüt verenlerden(im)ٱلنَّٰصِحِينَ

Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi. "Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında senin durumunu görüşüyorlar. Şehirden hemen çık. Şüphesiz ben sana öğüt verenlerdenim" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَخَرَجَ(Musa) çıktıمِنْهَاoradanخَآئِفًاkorka korkaيَتَرَقَّبُقَالَdediرَبِّRabbimنَجِّنِىbeni kurtarمِنَkavimdenٱلْقَوْمِٱلظَّٰلِمِينَzalim

Musa, korku içinde etrafı gözetleyerek şehirden çıktı ve "Ey Rabbim! Beni bu zalim kavimden kurtar" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَمَّاne zaman kiتَوَجَّهَyönelinceتِلْقَآءَtarafınaمَدْيَنَMedyenقَالَdediعَسَىٰumarım kiرَبِّىٓRabbimأَنbeni iletirيَهْدِيَنِىسَوَآءَdoğruٱلسَّبِيلِyola

(Şehirden çıkıp) Medyen'e doğru yöneldiğinde, "Umarım Rabbim beni doğru yola iletir" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَمَّاne zaman kiوَرَدَvarıncaمَآءَsuyunaمَدْيَنَMedyenوَجَدَbulduعَلَيْهِonun başındaأُمَّةًbir grubuمِّنَinsanlardanٱلنَّاسِيَسْقُونَ(hayvanlarını) sularkenوَوَجَدَve bulduمِنonların gerisindeدُونِهِمُٱمْرَأَتَيْنِiki kızتَذُودَانِقَالَ(Musa) dediمَاnedir?خَطْبُكُمَاقَالَتَاdediler kiلَاbiz sulayamayızنَسْقِىحَتَّىٰkadarيُصْدِرَsulayıp çekilinceyeٱلرِّعَآءُوَأَبُونَاve babamız daشَيْخٌbir ihtiyardırكَبِيرٌbüyük

Medyen suyuna varınca, suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak için uğraşan iki kız gördü. Musa onlara, "(Koyunlarınızı burada tutmaktaki) maksadınız ne?" dedi. Onlar, "Çobanlar sulayıp çekilinceye kadar biz koyunlarımızı sulayamayız. Babamız ise çok yaşlı bir adamdır" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَسَقَىٰ(Musa) hemen suladıلَهُمَاonlarınkiniثُمَّsonraتَوَلَّىٰٓçekildiإِلَىgölgeyeٱلظِّلِّفَقَالَdediرَبِّRabbimإِنِّىdoğrusu benلِمَآne varsaأَنزَلْتَindireceğinإِلَىَّbanaمِنْhayırdanخَيْرٍفَقِيرٌmuhtacım

Bunun üzerine Musa onların koyunlarını suladı. Sonra gölgeye çekilip, "Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَجَآءَتْهُderken ona geldiإِحْدَىٰهُمَاo iki kızdan biriتَمْشِىyürüyerekعَلَىutana utanaٱسْتِحْيَآءٍقَالَتْdediإِنَّmuhakkahأَبِىbabamيَدْعُوكَseni çağırıyorلِيَجْزِيَكَödemek içinأَجْرَücretiniمَاsulamanınسَقَيْتَلَنَافَلَمَّاne zaman kiجَآءَهُۥ(Musa) ona gelinceوَقَصَّve anlatıncaعَلَيْهِonaٱلْقَصَصَhikayeyiقَالَdediلَاkorkmaتَخَفْنَجَوْتَkurtuldunمِنَo kavimdenٱلْقَوْمِٱلظَّٰلِمِينَzalim

Nihayet kızlardan biri utana utana yürüyerek ona gelip, "Bizim için koyunlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni çağırıyor" dedi. Musa, onun (Şu'ayb'ın) yanına gelip başından geçenleri ona anlatınca Şu'ayb, "Korkma, o zalim kavimden kurtuldun" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَتْdediإِحْدَىٰهُمَاo (kız)lardan biriيَٰٓأَبَتِey babacağımٱسْتَـْٔجِرْهُإِنَّmuhakkakخَيْرَen hayırlısıdırمَنِücretle tuttuklarınınٱسْتَـْٔجَرْتَٱلْقَوِىُّen güçlüsüdürٱلْأَمِينُen güveniliridir

Kızlardan biri, "Babacığım, onu ücretle tut. Herhalde ücretle tuttuklarının en hayırlısı, güçlü ve güvenilir olan bu adam olacaktır" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdedi kiإِنِّىٓelbetteأُرِيدُistiyorumأَنْsana nikahlamakأُنكِحَكَإِحْدَىbiriniٱبْنَتَىَّkızımdanهَٰتَيْنِşu ikiعَلَىٰٓkarşılığındaأَنbana hizmet etmenتَأْجُرَنِىثَمَٰنِىَsekizحِجَجٍفَإِنْeğerأَتْمَمْتَtamamlarsanعَشْرًاon(yıl)aفَمِنْartıkعِندِكَوَمَآben istememأُرِيدُأَنْzahmet vermekأَشُقَّعَلَيْكَسَتَجِدُنِىٓbeni bulacaksınإِنeğer (İnşallah)شَآءَdilerse (İnşallah)ٱللَّهُAllah (İnşallah)مِنَiyilerdenٱلصَّٰلِحِينَ

Şu'ayb, "Ben, sekiz yıl bana çalışmana karşılık, şu iki kızımdan birisini sana nikahlamak istiyorum. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan, o da senden olur. Ben seni zora koşmak da istemiyorum. İnşaallah beni salih kimselerden bulacaksın" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَ(Musa) dediذَٰلِكَbuبَيْنِىbenimle aramızdadırوَبَيْنَكَأَيَّمَاhangiٱلْأَجَلَيْنِsüreyiقَضَيْتُyerine getirsemفَلَاyokturعُدْوَٰنَdüşmanlıkعَلَىَّوَٱللَّهُAllahعَلَىٰkarşıمَاşeyeنَقُولُdediğimizوَكِيلٌvekildir

Musa, şöyle dedi: "Bu, seninle benim aramda bir iş. İki süreden hangisini tamamlarsam bana bir husumet yok. Allah, söylediklerimize vekildir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّاقَضَىٰbitirinceمُوسَىMusaٱلْأَجَلَsüreyiوَسَارَve yola çıkıncaبِأَهْلِهِۦٓailesiyleءَانَسَgördüمِن(sağ) yanındaجَانِبِٱلطُّورِTur'unنَارًاbir ateşقَالَdedi kiلِأَهْلِهِailesineٱمْكُثُوٓا۟siz durunإِنِّىٓbenءَانَسْتُgördümنَارًاbir ateşلَّعَلِّىٓbelkiءَاتِيكُمsize getiririmمِّنْهَاondanبِخَبَرٍbir haberأَوْyahutجَذْوَةٍbir kor (getiririm)مِّنَateştenٱلنَّارِلَعَلَّكُمْböyleceتَصْطَلُونَısınırsınız

Musa, süreyi tamamlayıp ailesiyle yola çıkınca, Tur tarafında bir ateş görmüş ve ailesine, "Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm, (oraya gidiyorum). Umarım oradan size bir haber ya da ısınmanız için ateşten bir kor getiririm" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّآne zaman kiأَتَىٰهَاoraya gelinceنُودِىَşöyle seslenildiمِنkıyısındanشَٰطِئِٱلْوَادِvadininٱلْأَيْمَنِsağdakiفِىyerdekiٱلْبُقْعَةِٱلْمُبَٰرَكَةِmübarekمِنَağaçtanٱلشَّجَرَةِأَنdiyeيَٰمُوسَىٰٓey Musaإِنِّىٓmuhakkak benأَنَاbenimٱللَّهُAllahرَبُّRabbiٱلْعَٰلَمِينَalemlerin

Musa, ateşin yanına gelince, o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: "Ey Musa! Şüphesiz ben, evet, ben alemlerin Rabbi olan Allah'ım."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَنْve diyeأَلْقِatعَصَاكَفَلَمَّاzamanرَءَاهَاgördüğünتَهْتَزُّ(asa'nın) titreştiğiniكَأَنَّهَاgibiجَآنٌّküçük bir yılanوَلَّىٰkaçtıمُدْبِرًاdönüpوَلَمْveيُعَقِّبْيَٰمُوسَىٰٓey Musaأَقْبِلْdönوَلَاveتَخَفْإِنَّكَelbette senمِنَgüvende olanlardansınٱلْءَامِنِينَ

"Değneğini (yere) at." (Musa, değneğini attı). Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. (Bu sefer şöyle seslenildi:) "Ey Musa! Beri gel, korkma. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱسْلُكْsokيَدَكَeliniفِىkoynunaجَيْبِكَتَخْرُجْçıksınبَيْضَآءَbembeyazمِنْolmaksızınغَيْرِسُوٓءٍbir kusurوَٱضْمُمْve çekإِلَيْكَkendineجَنَاحَكَkanadını (kollarını)مِنَkorkudan (açılan)ٱلرَّهْبِفَذَٰنِكَişte bunlarبُرْهَٰنَانِiki delildirمِنRabbindenرَّبِّكَإِلَىٰFir'avn'aفِرْعَوْنَوَمَلَإِي۟هِۦٓإِنَّهُمْçünkü onlarكَانُوا۟olmuşlardırقَوْمًاbir kavimفَٰسِقِينَyoldan çıkan

"Elini koynuna sok. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir halde çıksın. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). İşte bunlar, Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَخِىve kardeşimiهَٰرُونُHarunهُوَoأَفْصَحُdaha fasihtir (güzel konuşur)مِنِّىbendenلِسَانًاdil bakımındanفَأَرْسِلْهُonu gönderمَعِىَbenimle beraberرِدْءًاbir yardımcı olarakيُصَدِّقُنِىٓإِنِّىٓzira benأَخَافُkorkuyorumأَنdiyeيُكَذِّبُونِbeni yalanlayacakla

"Kardeşim Harun'un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da benimle birlikte, beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Çünkü ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَ(Allah) dedi kiسَنَشُدُّkuvvetlendireceğizعَضُدَكَsenin pazunuبِأَخِيكَkardeşinleوَنَجْعَلُve vereceğizلَكُمَاsizeسُلْطَٰنًاbir yetkiفَلَاaslaيَصِلُونَonlar erişemeyceklerإِلَيْكُمَابِـَٔايَٰتِنَآayetlerimiz sayesindeأَنتُمَاikinizوَمَنِve kimselerٱتَّبَعَكُمَاsize uyanٱلْغَٰلِبُونَüstün geleceksiniz

Allah, "Seni kardeşinle destekleyeceğiz ve size bir iktidar vereceğiz de ayetlerimiz sayesinde size (kötü bir amaçla) ulaşamayacaklar. Siz ve size uyanlar, galip gelecek olanlardır" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّاne zaman kiجَآءَهُمonlara gelinceمُّوسَىٰMusaبِـَٔايَٰتِنَاayetlerimizleبَيِّنَٰتٍaçık açıkقَالُوا۟dedilerمَاdeğildirهَٰذَآbuإِلَّاbaşka bir şeyسِحْرٌbir büyüdenمُّفْتَرًىuydurulmuşوَمَاveسَمِعْنَاişitmedikبِهَٰذَاböyle bir şeyفِىٓarasındaءَابَآئِنَاatalarımızٱلْأَوَّلِينَilk

Musa, onlara delillerimizi apaçık olarak getirince onlar, "Bu, ancak uydurulmuş bir sihirdir. Biz geçmiş atalarımızın zamanında böyle bir şeyin varlığını duymadık" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَve dedi kiمُوسَىٰMusaرَبِّىٓRabbimأَعْلَمُdaha iyi biliyorبِمَنkiminجَآءَgetirdiğiniبِٱلْهُدَىٰhidayetمِنْkendisinin yanındanعِندِهِۦوَمَنve kimeتَكُونُait olacağınıلَهُۥonunعَٰقِبَةُsonununٱلدَّارِإِنَّهُۥmuhakkak kiلَاolmazيُفْلِحُiflahٱلظَّٰلِمُونَzalimler

Musa, "Katından kimin hidayet getirdiğini ve bu yurdun (güzel) sonucunun kimin olacağını Rabbim daha iyi bilir. Doğrusu zalimler kurtuluşa eremezler" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَve dedi kiفِرْعَوْنُFir'avnيَٰٓأَيُّهَاeyٱلْمَلَأُileri gelenlerمَاbilmiyorumعَلِمْتُلَكُمsizin içinمِّنْhiçbirإِلَٰهٍbir tanrıغَيْرِىbenden başkaفَأَوْقِدْateş yakلِىbenim içinيَٰهَٰمَٰنُey Hâmânعَلَىüzerindeٱلطِّينِçamurunفَٱجْعَلve yapلِّىbanaصَرْحًاbir kuleلَّعَلِّىٓbelkiأَطَّلِعُçıkarımإِلَىٰٓtanrısınaإِلَٰهِمُوسَىٰMusa'nınوَإِنِّىçünkü benلَأَظُنُّهُۥsanıyorum ki oمِنَyalancılardandırٱلْكَٰذِبِينَ

Firavun, "Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilahınız olduğunu bilmiyorum. Ey Haman! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Musa'nın ilahına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱسْتَكْبَرَbüyüklük tasladılarهُوَO (Fir'avn)وَجُنُودُهُۥve askerleriفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِبِغَيْرِolmaksızınٱلْحَقِّhakkıوَظَنُّوٓا۟ve sandılarأَنَّهُمْkendilerininإِلَيْنَاbizeلَاdöndürülmeyecekleriniيُرْجَعُونَ

O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَأَخَذْنَٰهُbiz de onu tuttukوَجُنُودَهُۥve askerleriniفَنَبَذْنَٰهُمْve attıkفِىsuyaٱلْيَمِّفَٱنظُرْbakكَيْفَnasılكَانَolduعَٰقِبَةُsonuٱلظَّٰلِمِينَzalimlerin

Biz de onu ve askerlerini yakaladık ve onları denize attık (Orada boğuldular). Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَجَعَلْنَٰهُمْve biz onları yaptıkأَئِمَّةًönderlerيَدْعُونَçağıranإِلَىateşeٱلنَّارِوَيَوْمَve günüٱلْقِيَٰمَةِkıyametلَاaslaيُنصَرُونَyardım olunmazlar

Biz onları, ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü de kendilerine yardım edilmeyecektir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَتْبَعْنَٰهُمْve onların ardına taktıkفِىbuهَٰذِهِٱلدُّنْيَاdünyada;لَعْنَةًوَيَوْمَve günü iseٱلْقِيَٰمَةِkıyametهُمonlarمِّنَçirkinleştirilenlerdendirٱلْمَقْبُوحِينَ

Bu dünyada onları lanete uğrattık. Kıyamet gününde de onlar iğrenç kılınmış kimselerden olacaklardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْve andolsunءَاتَيْنَاbiz verdikمُوسَىMusa'yaٱلْكِتَٰبَKitabıمِنۢsonraبَعْدِمَآhelak ettiktenأَهْلَكْنَاٱلْقُرُونَnesilleriٱلْأُولَىٰilkبَصَآئِرَbir aydınlanma olanلِلنَّاسِinsanlar içinوَهُدًىve hidayet olanوَرَحْمَةًve rahmet olanلَّعَلَّهُمْbelki onlarيَتَذَكَّرُونَdüşünür öğüt alırlar

Andolsun, ilk nesilleri yok ettikten sonra Musa'ya -düşünüp ibret alsınlar diye- insanların kalp gözünü açan deliller ve bir hidayet rehberi, bir rahmet olarak Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاveكُنتَsen değildinبِجَانِبِtarafındaٱلْغَرْبِىِّbatıإِذْvakitقَضَيْنَآyaptığımızإِلَىٰMusa'yaمُوسَىٱلْأَمْرَo işiوَمَاveكُنتَdeğildinمِنَgörenlerdenٱلشَّٰهِدِينَ

(Ey Muhammed!) Musa'ya o emri verdiğimiz zaman sen (vadinin) batı tarafında değildin. (O olayı) görenlerden de değildin.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَٰكِنَّآfakat bizأَنشَأْنَاyarattıkقُرُونًاbirçok nesillerفَتَطَاوَلَgeçtiعَلَيْهِمُonların üzerindenٱلْعُمُرُوَمَاveكُنتَsen değildinثَاوِيًاoturmuşفِىٓarasındaأَهْلِhalkıمَدْيَنَMedyenتَتْلُوا۟okusaydınعَلَيْهِمْbunlaraءَايَٰتِنَاayetlerimiziوَلَٰكِنَّاlakinكُنَّاbizizمُرْسِلِينَelçi olarak gönderen

Fakat biz (Musa'dan sonra) birçok nesiller meydana getirdik. Üzerlerinden uzun çağlar geçti. Sen Medyen halkı arasında yaşıyor değildin, ayetlerimizi onlardan okuyup öğreniyor da değildin. Fakat biz (bu haberi) göndereniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاveكُنتَsen değildinبِجَانِبِyanındaٱلطُّورِTur'unإِذْzamanنَادَيْنَاseslendiğimizوَلَٰكِنfakatرَّحْمَةًbir rahmet olarakمِّنRabbindenرَّبِّكَلِتُنذِرَuyarasın diyeقَوْمًاtoplumuمَّآkendilerine gelmemiş olanأَتَىٰهُممِّنhiçنَّذِيرٍbir uyarıcıمِّنsenden önceقَبْلِكَلَعَلَّهُمْbelkiيَتَذَكَّرُونَdüşünüp öğüt alırlar

Yine biz (Musa'ya) seslendiğimiz zaman Tur'un yan tarafında da değildin. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak, senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmeyen bir kavmi, düşünüp öğüt alsınlar diye uyarman için (o haberleri) sana bildiriyoruz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَوْلَآkeşke olmasalardıأَنbaşlarına geldiği zamanتُصِيبَهُممُّصِيبَةٌۢbir felaketبِمَاyüzündenقَدَّمَتْyaptıkları (günahları)أَيْدِيهِمْkendi elleriyleفَيَقُولُوا۟diyeceklerرَبَّنَاRabbimizلَوْلَآkeşkeأَرْسَلْتَgönderseydinإِلَيْنَاbizeرَسُولًاbir elçiفَنَتَّبِعَuysaydıkءَايَٰتِكَayetlerineوَنَكُونَve olsaydıkمِنَmü'minlerdenٱلْمُؤْمِنِينَ

Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de, "Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de ayetlerine uysaydık ve mü'minlerden olsaydık" diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّاne zaman kiجَآءَهُمُonlara gelinceٱلْحَقُّhakمِنْkatımızdanعِندِنَاقَالُوا۟dedilerلَوْلَآdeğil miydi?أُوتِىَverilmeliمِثْلَbenzeriمَآneأُوتِىَverildiyseمُوسَىٰٓأَوَلَمْinkar etmemişler miydi?يَكْفُرُوا۟بِمَآşeyiأُوتِىَverilenمُوسَىٰMusa'yaمِنdaha önceقَبْلُقَالُوا۟dedilerسِحْرَانِiki büyü!تَظَٰهَرَاbirbirine destek olanوَقَالُوٓا۟ve dedilerإِنَّاelbette bizبِكُلٍّhepsiniكَٰفِرُونَinkar ederiz

Onlara katımızdan gerçek gelince, "Musa'ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi" dediler. Onlar daha önce Musa'ya verilen (mucize)leri inkar etmemişler miydi? Onlar, "İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor" dediler. "Biz hepsini inkar ediyoruz" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiفَأْتُوا۟o halde getirinبِكِتَٰبٍbir KitapمِّنْkatındanعِندِٱللَّهِAllahهُوَoأَهْدَىٰdaha doğru olanمِنْهُمَآbu ikisindenأَتَّبِعْهُben ona uyayımإِنeğerكُنتُمْisenizصَٰدِقِينَdoğru

De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah katından, doğruya bu ikisinden (Tevrat ve Kur'an'dan) daha çok ulaştıran bir kitap getirin de, ben ona uyayım."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَإِنeğerلَّمْcevap veremezlerseيَسْتَجِيبُوا۟لَكَsanaفَٱعْلَمْbil kiأَنَّمَاkesinlikleيَتَّبِعُونَonlar uyuyorlarأَهْوَآءَهُمْوَمَنْkim olabilir?أَضَلُّdaha sapıkمِمَّنِkimsedenٱتَّبَعَuyanهَوَىٰهُkendi keyfineبِغَيْرِolmadanهُدًىbir yol göstericiمِّنَAllahtanٱللَّهِإِنَّmuhakkak kiٱللَّهَAllahلَاdoğru yola iletmezيَهْدِىٱلْقَوْمَkavmiٱلظَّٰلِمِينَzalim

Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse, bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Kim, Allah'tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. Şüphesiz Allah, zalimler toplumunu doğruya iletmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاzamanيُتْلَىٰ(Kur'an) okunduğuعَلَيْهِمْonlaraقَالُوٓا۟derlerءَامَنَّاinandıkبِهِۦٓonaإِنَّهُkesinlikle oٱلْحَقُّbir haktırمِنRabbimizdenرَّبِّنَآإِنَّاzaten bizكُنَّاidikمِنondan önce deقَبْلِهِۦمُسْلِمِينَmüslümanlar

Kur'an kendilerine okunduğu zaman, "Ona inandık, şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. Şüphesiz biz ondan önce de müslümandık" derler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlaraيُؤْتَوْنَverilirأَجْرَهُمmükafatlarıمَّرَّتَيْنِiki kezبِمَاötürüصَبَرُوا۟sabretmelerindenوَيَدْرَءُونَve onlar savarlarبِٱلْحَسَنَةِiyilikleٱلسَّيِّئَةَkötülüğüوَمِمَّاve şeydenرَزَقْنَٰهُمْonları rızıklandırdığımızيُنفِقُونَinfak ederler

İşte onların, sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında, mükafatları kendilerine iki kez verilecektir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاve zamanسَمِعُوا۟işittikleriٱللَّغْوَboş sözأَعْرَضُوا۟yüz çevirirlerعَنْهُondanوَقَالُوا۟ve derlerلَنَآbizimdirأَعْمَٰلُنَاbizim işlerimizوَلَكُمْve sizindirأَعْمَٰلُكُمْsizin işlerinizسَلَٰمٌselamعَلَيْكُمْsize olsunلَاbiz istemeyizنَبْتَغِىٱلْجَٰهِلِينَcahilleri

Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve, "Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz de size. Selam olsun size (bizden size zarar gelmez). Biz cahilleri istemeyiz" derler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّكَşüphesiz senلَاdoğru yola iletemezsinتَهْدِىمَنْkimseyiأَحْبَبْتَsevdiğinوَلَٰكِنَّfakatٱللَّهَAllahيَهْدِىdoğru yola iletirمَنkimseyiيَشَآءُوَهُوَve Oأَعْلَمُdaha iyi bilirبِٱلْمُهْتَدِينَyola gelecek olanları

Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالُوٓا۟ve dediler kiإِنeğerنَّتَّبِعِbiz uyarsakٱلْهُدَىٰdoğru yolaمَعَكَseninle beraberنُتَخَطَّفْatılırızمِنْyurdumuzdanأَرْضِنَآأَوَلَمْbiz bir mekan vermedik mi?نُمَكِّنلَّهُمْonlaraحَرَمًاdokunulmazءَامِنًاgüvenliيُجْبَىٰٓtoplanıp getirildiğiإِلَيْهِonaثَمَرَٰتُürünlerininكُلِّherشَىْءٍşeyinرِّزْقًاbir rızık olarakمِّنkendi katımızdanلَّدُنَّاوَلَٰكِنَّfakatأَكْثَرَهُمْçoklarıلَاbilmezlerيَعْلَمُونَ

Onlar, "Sizinle beraber doğru yolu tutarsak, kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız" dediler. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak, her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı, saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَكَمْve nicesiniأَهْلَكْنَاhelak ettikمِنkent(ler)denقَرْيَةٍۭبَطِرَتْşımarmışمَعِيشَتَهَافَتِلْكَİşte şunlarمَسَٰكِنُهُمْonların meskenleriلَمْoralarda oturulmadıتُسْكَنمِّنۢonlardan sonraبَعْدِهِمْإِلَّاancakقَلِيلًاوَكُنَّاve biz oldukنَحْنُbizٱلْوَٰرِثِينَvarisler

Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helak etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk, biz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاveكَانَdeğildirرَبُّكَRabbinمُهْلِكَhelak ediciٱلْقُرَىٰülkeleriحَتَّىٰkadarيَبْعَثَgönderinceyeفِىٓ(ülkelerin) anasınaأُمِّهَارَسُولًاbir elçiيَتْلُوا۟okuyanعَلَيْهِمْonlaraءَايَٰتِنَاوَمَاveكُنَّاbiz değilizمُهْلِكِىhelak ediciٱلْقُرَىٰٓülkeleriإِلَّاolmadanوَأَهْلُهَاhalkıظَٰلِمُونَzalim

Rabbin, ülkelerin merkezi yerlerine, kendilerine ayetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe oraları helak edici değildir. Zaten biz, halkları zalim olmadıkça memleketleri helak etmeyiz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَآve neأُوتِيتُمsize verildiyseمِّنher şeydenشَىْءٍفَمَتَٰعُgeçimidirٱلْحَيَوٰةِhayatınınٱلدُّنْيَاdünyaوَزِينَتُهَاوَمَاolan iseعِندَyanındaٱللَّهِAllah'ınخَيْرٌdaha hayırlıdırوَأَبْقَىٰٓأَفَلَاaklınızı kullanmıyor musunuz?تَعْقِلُونَ

(Dünyalık olarak) size verilen her şey, dünya hayatının geçimliği ve süsüdür. Allah'ın katındaki ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hala aklınızı kullanmıyor musunuz?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَفَمَنkimse midir?وَعَدْنَٰهُkendisine vadettiğimizوَعْدًاbir sözحَسَنًاgüzelفَهُوَve oلَٰقِيهِmuhakkak ona kavuşacak olanكَمَنkimse gibiمَّتَّعْنَٰهُkendisine yaşattığımızمَتَٰعَgeçici zevkiniٱلْحَيَوٰةِhayatınınٱلدُّنْيَاdünyaثُمَّsonraهُوَoيَوْمَgünüٱلْقِيَٰمَةِkıyametمِنَgetirileceklerden olanٱلْمُحْضَرِينَ

Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız, sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَيَوْمَve o günيُنَادِيهِمْ(Allah) onlara seslenerekفَيَقُولُder kiأَيْنَnerede?شُرَكَآءِىَbenim ortaklarımٱلَّذِينَolduklarınıكُنتُمْتَزْعُمُونَzannettikleriniz

Allah'ın onlara seslenerek, "Hani benim, var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım?" diyeceği günü hatırla!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَderlerٱلَّذِينَolanlarحَقَّhakعَلَيْهِمُüzerlerineٱلْقَوْلُsözرَبَّنَاRabbimizهَٰٓؤُلَآءِşunlardırٱلَّذِينَkimselerأَغْوَيْنَآazdırdıklarımızأَغْوَيْنَٰهُمْonları azdırdıkكَمَاgibiغَوَيْنَاتَبَرَّأْنَآuzak olduğumuzuإِلَيْكَمَاzatenكَانُوٓا۟onlar değildiإِيَّانَاbizeيَعْبُدُونَtapanlardan

Haklarında azap hükmü gerçekleşenler, "Ey Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana döndük. Zaten (gerçekte) onlar bize tapmıyorlardı" diyeceklerdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقِيلَve denir kiٱدْعُوا۟çağırınشُرَكَآءَكُمْkoştuğunuz ortaklarıفَدَعَوْهُمْonları çağırırlarفَلَمْfakatيَسْتَجِيبُوا۟çağrısına cevap vermezlerلَهُمْbunlarınوَرَأَوُا۟ve karşılarında görürlerٱلْعَذَابَلَوْne olurduأَنَّهُمْonlarكَانُوا۟idiيَهْتَدُونَyola gelseler

Onlara, "Haydi ortaklarınızı çağırın!" denir. Onlar da çağırırlar fakat ortakları onlara cevap veremez. Azabı görürler. Keşke onlar (dünyada iken) doğru yola gelselerdi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَأَمَّاamaمَنkimتَابَtevbe ederseوَءَامَنَve inanırsaوَعَمِلَve yaparsaصَٰلِحًاiyi işفَعَسَىٰٓumulurأَنkiيَكُونَolurمِنَkurtuluşa erenlerdenٱلْمُفْلِحِينَ

Ama tövbe edip iman eden ve salih amel işleyen kimsenin kurtuluşa erenlerden olması umulur.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَرَبُّكَve Rabbinيَخْلُقُyaratırمَاneيَشَآءُdilerseوَيَخْتَارُمَاdeğildirكَانَلَهُمُonlara aitٱلْخِيَرَةُسُبْحَٰنَmünezzehtirٱللَّهِAllahوَتَعَٰلَىٰve yücedirعَمَّاşeylerdenيُشْرِكُونَortak koştukları

Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Onların ise seçim hakkı yoktur. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَهُوَve OٱللَّهُAllah'tırلَآolmayanإِلَٰهَtanrıإِلَّاbaşkaهُوَلَهُO'na mahsusturٱلْحَمْدُhamdفِىilk olanٱلْأُولَىٰوَٱلْءَاخِرَةِوَلَهُve O'nundurٱلْحُكْمُHükümوَإِلَيْهِve O'naتُرْجَعُونَdöndürüleceksiniz

O, Allah'tır. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Dünyada da ahirette de hamd O'na mahsustur. Hüküm yalnızca O'nundur. Kesinlikle O'na döndürüleceksiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiأَرَءَيْتُمْgördünüz mü?إِنeğerجَعَلَkılsaٱللَّهُAllahعَلَيْكُمُüzerinizeٱلَّيْلَgeceyiسَرْمَدًاsürekliإِلَىٰgününe kadarيَوْمِٱلْقِيَٰمَةِkıyametمَنْkimdir?إِلَٰهٌtanrıغَيْرُbaşkaٱللَّهِAllah'tanيَأْتِيكُمsize getirecekبِضِيَآءٍأَفَلَاişitmiyor musunuz?تَسْمَعُونَ

De ki: "Ne dersiniz? Allah, üzerinize geceyi kıyamete kadar sürekli kılsaydı, Allah'tan başka hangi ilah size bir aydınlık getirir? Hala duymayacak mısınız?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiأَرَءَيْتُمْbaksanızaإِنeğerجَعَلَkılsaٱللَّهُAllahعَلَيْكُمُüzerinizeٱلنَّهَارَgündüzüسَرْمَدًاsürekliإِلَىٰgününe kadarيَوْمِٱلْقِيَٰمَةِkıyametمَنْkimdir?إِلَٰهٌtanrıغَيْرُbaşkaٱللَّهِAllah'tanيَأْتِيكُمsize getirecekبِلَيْلٍgeceyiتَسْكُنُونَdinleneceğinizفِيهِأَفَلَاgörmüyor musunuz?تُبْصِرُونَ

De ki: "Ne dersiniz? Allah, üzerinize gündüzü kıyamete kadar sürekli kılsaydı, Allah'tan başka hangi ilah size içinde dinleneceğiniz bir gece getirebilir? Hala görmeyecek misiniz?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمِنrahmetinden dolayıرَّحْمَتِهِۦجَعَلَvar ettiلَكُمُsizin içinٱلَّيْلَgeceyiوَٱلنَّهَارَve gündüzüلِتَسْكُنُوا۟dinlenmeniz içinفِيهِondaوَلِتَبْتَغُوا۟ve aramanız içinمِنO'nun lutfundanفَضْلِهِۦوَلَعَلَّكُمْve umulur kiتَشْكُرُونَşükredersiniz

Allah, rahmetinden ötürü geceyi içinde dinlenesiniz; gündüzü de, lütfundan isteyesiniz ve şükredesiniz diye sizin için yarattı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَنَزَعْنَاve çıkarırızمِنher-tenكُلِّherأُمَّةٍشَهِيدًاbir şahidفَقُلْنَاve derizهَاتُوا۟getirinبُرْهَٰنَكُمْdeliliniziفَعَلِمُوٓا۟bilirler kiأَنَّkesinlikleٱلْحَقَّgerçekلِلَّهِAllah'a aittirوَضَلَّve sapıp giderعَنْهُمkendilerindenمَّاşeylerكَانُوا۟olduklarıيَفْتَرُونَuyduruyor(lar)

Her ümmetten bir şahit çıkarırız ve (kafirlere), "Kesin delilinizi getirin" deriz. Onlar da gerçeğin Allah'a ait olduğunu bilirler ve (Allah'a ortak diye) uydurdukları şeyler kendilerini yüzüstü bırakıp kaybolup gitmişlerdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّقَٰرُونَKarunكَانَidiمِنkavmindenقَوْمِمُوسَىٰMusa'nınفَبَغَىٰazgınlık ettiعَلَيْهِمْوَءَاتَيْنَٰهُve ona vermiştikمِنَhazinelerdenٱلْكُنُوزِمَآkiإِنَّmuhakkakمَفَاتِحَهُۥonun anahtarlarıلَتَنُوٓأُağır geliyorduبِٱلْعُصْبَةِbir topluluğaأُو۟لِىsahibiٱلْقُوَّةِkuvvetإِذْhaniقَالَdemişti kiلَهُۥonaقَوْمُهُۥkavmiلَاşımarmaتَفْرَحْإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَاsevmezيُحِبُّٱلْفَرِحِينَşımarıkları

Şüphesiz Karun, Musa'nın kavmindendi. Onlara karşı azgınlık etti. Biz ona, anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler verdik. Hani, kavmi kendisine şöyle demişti: "Böbürlenme! Çünkü Allah, böbürlenip şımaranları sevmez."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱبْتَغِve iste (ara)فِيمَآiçindeءَاتَىٰكَsana verdiğiٱللَّهُAllah'ınٱلدَّارَyurdunuٱلْءَاخِرَةَوَلَاveتَنسَunutmaنَصِيبَكَnasibiniمِنَdünyadanٱلدُّنْيَاوَأَحْسِنve iyilik etكَمَآgibiأَحْسَنَiyilik ettiğiٱللَّهُAllah'ınإِلَيْكَوَلَاveتَبْغِistemeٱلْفَسَادَbozgunculukفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِإِنَّçünküٱللَّهَAllahلَاsevmezيُحِبُّٱلْمُفْسِدِينَbozguncuları

"Allah'ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah'ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. Çünkü Allah, bozguncuları sevmez."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdedi kiإِنَّمَآşüphesizأُوتِيتُهُۥo bana verildiعَلَىٰsayesindeعِلْمٍbir bilgiعِندِىٓأَوَلَمْbilmedi mi kiيَعْلَمْأَنَّşüphesizٱللَّهَAllahقَدْelbetteأَهْلَكَhelak etmiştirمِنkendisinden öncekiقَبْلِهِۦمِنَarasıdaٱلْقُرُونِkuşaklarمَنْniceleriهُوَoأَشَدُّdaha güçlüمِنْهُkendisindenقُوَّةًkuvvet bakımındanوَأَكْثَرُve daha çokجَمْعًاوَلَاveيُسْـَٔلُsorulmazعَنgünahlarındanذُنُوبِهِمُٱلْمُجْرِمُونَsuçlulara

Karun, "Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir" dedi. O, Allah'ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helak etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir).

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَخَرَجَ(Karun) çıktıعَلَىٰkarşısınaقَوْمِهِۦkavmininفِىiçindeزِينَتِهِۦقَالَdedi(ler)ٱلَّذِينَkimselerيُرِيدُونَisteyen(ler)ٱلْحَيَوٰةَhayatınıٱلدُّنْيَاdünyaيَٰلَيْتَey keşkeلَنَاbize verilseydiمِثْلَbir benzeriمَآşeyinأُوتِىَverilenقَٰرُونُKarun'aإِنَّهُۥgerçekten onunلَذُوvardırحَظٍّşansıعَظِيمٍbüyük

Karun, zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzu edenler, "Keşke Karun'a verilen (servet) gibi bizim de (servetimiz) olsaydı. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَve dedi(ler)ٱلَّذِينَolanlarأُوتُوا۟verilmişٱلْعِلْمَbilgiوَيْلَكُمْyazık sizeثَوَابُsevabıٱللَّهِAllah'ınخَيْرٌdaha hayırlıdırلِّمَنْkimse içinءَامَنَinananوَعَمِلَve yapanصَٰلِحًاiyi işlerوَلَاveيُلَقَّىٰهَآbuna kavuşturulmazإِلَّاbaşkasıٱلصَّٰبِرُونَsabredenlerden

Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, "Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَخَسَفْنَاnihayet batırdıkبِهِۦonuوَبِدَارِهِve evini barkınıٱلْأَرْضَyereفَمَاolmadıكَانَلَهُۥonunمِنhiçbirفِئَةٍtopluluğuيَنصُرُونَهُۥona yardım edecekمِنkarşıدُونِٱللَّهِAllah'aوَمَاveكَانَdeğildiمِنَkendini kurtaranlardanٱلْمُنتَصِرِينَ

Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine batırdık. Allah'a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَصْبَحَve başladılarٱلَّذِينَve isteyenlerتَمَنَّوْا۟مَكَانَهُۥonun yerinde olmayıبِٱلْأَمْسِdünيَقُولُونَdemeğeوَيْكَأَنَّvay demek kiٱللَّهَAllahيَبْسُطُbollaştırıyorٱلرِّزْقَrızkıلِمَنkimseyeيَشَآءُdilediğiمِنْkullarındanعِبَادِهِۦوَيَقْدِرُلَوْلَآolmasaydıأَنlutfetmesiمَّنَّٱللَّهُAllah'ınعَلَيْنَاbizeلَخَسَفَyere batırırdıبِنَاوَيْكَأَنَّهُۥdemekki gerçektenلَاiflah olmazيُفْلِحُٱلْكَٰفِرُونَkafirler

Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, "Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah, bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki kafirler iflah olmayacak" demeye başladılar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
تِلْكَişteٱلدَّارُyurduٱلْءَاخِرَةُنَجْعَلُهَاonu veririzلِلَّذِينَkimselereلَاistemeyen(ler)يُرِيدُونَعُلُوًّاböbürlenmeyiفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِوَلَاve ne deفَسَادًاوَٱلْعَٰقِبَةُve sonuçلِلْمُتَّقِينَsakınanlarındır

İşte ahiret yurdu. Biz, onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. Sonuç, Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَنkimجَآءَgetirirseبِٱلْحَسَنَةِbir iyilikفَلَهُۥona vardırخَيْرٌdaha güzeliمِّنْهَاوَمَنve kimجَآءَgetirirseبِٱلسَّيِّئَةِkötülükفَلَاcezalandırılmazيُجْزَىٱلَّذِينَkimselerعَمِلُوا۟yapan(lar)ٱلسَّيِّـَٔاتِkötülükleriإِلَّاbaşkasıylaمَاşeylerdenكَانُوا۟olduklarıيَعْمَلُونَyapıyor(lar)

Kim bir iyilik getirirse, ona bundan daha hayırlısı vardır. Kim de bir kötülük getirirse, bilsin ki, kötülük işleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına çarptırılırlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِىkiفَرَضَgerekli kılanعَلَيْكَsanaٱلْقُرْءَانَKur'an'ıلَرَآدُّكَelbette seni döndürecektirإِلَىٰvarılacak yereمَعَادٍقُلde kiرَّبِّىٓRabbimأَعْلَمُbilirمَنkimجَآءَgetirmiştirبِٱلْهُدَىٰhidayetوَمَنْve kim;هُوَOفِىiçindedirضَلَٰلٍbir sapıklıkمُّبِينٍapaçık

Kur'an'ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. De ki: "Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاve değildinكُنتَsenتَرْجُوٓا۟umuyorأَنvahyolunacağınıيُلْقَىٰٓإِلَيْكَsanaٱلْكِتَٰبُKitabınإِلَّاancakرَحْمَةًbir rahmet olarakمِّنRabbindenرَّبِّكَفَلَاo haldeتَكُونَنَّolmaظَهِيرًاarkaلِّلْكَٰفِرِينَkafirlere

Sen, bu kitabın sana verileceğini ummuyordun. Ancak o, Rabbinden bir rahmet olarak sana verildi. Öyle ise kafirlere sakın arka çıkma.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاve sakınيَصُدُّنَّكَseni alıkoymasınlarعَنْayetlerindenءَايَٰتِٱللَّهِAllah'ınبَعْدَsonraإِذْindirildiktenأُنزِلَتْإِلَيْكَوَٱدْعُve da'vet etإِلَىٰRabbineرَبِّكَوَلَاveتَكُونَنَّolmaمِنَortak koşanlardanٱلْمُشْرِكِينَ

Allah'ın ayetleri sana indirildikten sonra, sakın seni onlardan çevirmesinler. Rabbine çağır ve sakın Allah'a ortak koşanlardan olma!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاveتَدْعُyalvarmaمَعَile beraberٱللَّهِAllahإِلَٰهًاbir tanrıyaءَاخَرَلَآyokturإِلَٰهَtanrıإِلَّاbaşkaهُوَكُلُّherشَىْءٍşeyهَالِكٌhelak olacaktırإِلَّاbaşkaوَجْهَهُۥلَهُO'nundurٱلْحُكْمُHükümوَإِلَيْهِve O'naتُرْجَعُونَdöndürüleceksiniz

Sen Allah ile beraber başka bir ilaha ibadet etme. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O'nun zatından başka her şey yok olacaktır. Hüküm yalnızca O'nundur ve kesinlikle O'na döndürüleceksiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi