KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

27. SURE · 93 AYET · 1151 KELİME

Neml

النمل

Kelime bağlantısı sözlüğe, İncele düğmesi dil bilgisi ve açıklamalara açılır.

ٱلَّذِينَonlar kiيُقِيمُونَkılarlarٱلصَّلَوٰةَnamazıوَيُؤْتُونَve verirlerٱلزَّكَوٰةَzekatıوَهُمve onlarبِٱلْءَاخِرَةِهُمْonlarيُوقِنُونَkesin olarak inanırlar

(2-3) Kur'an, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü'minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerinلَاinanmayanيُؤْمِنُونَبِٱلْءَاخِرَةِزَيَّنَّاsüslemişizdirلَهُمْkendilerineأَعْمَٰلَهُمْişleriniفَهُمْonlarيَعْمَهُونَkörü körüne bocalarlar

Şüphesiz, ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أُو۟لَٰٓئِكَonlarٱلَّذِينَöyle kimselerdir kiلَهُمْkendilerinindirسُوٓءُen kötüٱلْعَذَابِazabوَهُمْve onlarفِىahiretteٱلْءَاخِرَةِهُمُonlarٱلْأَخْسَرُونَziyana uğrayanlardır

Onlar, azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir. Onlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِذْhaniقَالَdemiştiمُوسَىٰMusaلِأَهْلِهِۦٓailesineإِنِّىٓşüphesiz benءَانَسْتُgördümنَارًاbir ateşسَـَٔاتِيكُمsize getireyimمِّنْهَاondanبِخَبَرٍbir haberأَوْyahutءَاتِيكُمsize getireyimبِشِهَابٍbir ateşقَبَسٍkoruلَّعَلَّكُمْbelkiتَصْطَلُونَısınırsınız

Hani Musa, ailesine, "Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber, yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim" demişti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّاne zaman kiجَآءَهَاoraya geldiنُودِىَseslenildiأَنۢdiyeبُورِكَmübarek kılındıمَنbulunan kimseفِىiçindeٱلنَّارِateşinوَمَنْve olan kimseحَوْلَهَاçevresindeوَسُبْحَٰنَeksikliklerden münezzehtirٱللَّهِAllahرَبِّRabbiٱلْعَٰلَمِينَalemlerin

(Musa) Ateşe varınca ona şöyle seslenildi: "Ateşin başındaki de çevresindekiler de kutlu olsun! Alemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden uzaktır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَلْقِve atعَصَاكَفَلَمَّاne zaman kiرَءَاهَاgörünceتَهْتَزُّtitreştiğiniكَأَنَّهَاgibiجَآنٌّbir yılanوَلَّىٰdön(üp kaç)dıمُدْبِرًاarkayaوَلَمْveيُعَقِّبْيَٰمُوسَىٰey Musaلَاkorkmaتَخَفْإِنِّىçünkü benلَاkorkmaz(lar)يَخَافُلَدَىَّbenim huzurumdaٱلْمُرْسَلُونَelçiler

"Değneğini at." (Musa değneğini attı.) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah, şöyle dedi): "Ey Musa, korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِلَّاancakمَنkimظَلَمَzulmederثُمَّsonra daبَدَّلَdeğiştirirseحُسْنًۢاiyilikleبَعْدَsonraسُوٓءٍ(yaptığı) kötülüktenفَإِنِّىşüphesiz benغَفُورٌbağışlayıcıyımرَّحِيمٌesirgeyiciyim

"Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَدْخِلْve sokيَدَكَeliniفِىkoynunaجَيْبِكَتَخْرُجْçıksınبَيْضَآءَbembeyazمِنْolmaksızınغَيْرِسُوٓءٍفِىiçindeتِسْعِdokuzءَايَٰتٍmu'cizeإِلَىٰFir'avn'a (git)فِرْعَوْنَوَقَوْمِهِۦٓإِنَّهُمْçünkü onlarكَانُوا۟oldularقَوْمًاbir kavimفَٰسِقِينَfasık

"Elini koynuna sok; Firavun'a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Çünkü onlar fasık bir kavimdir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَجَحَدُوا۟ve inkar ettilerبِهَاonlarıوَٱسْتَيْقَنَتْهَآkanaat getirdiği haldeأَنفُسُهُمْvicdanlarıظُلْمًاhaksızlıkları yüzündenوَعُلُوًّافَٱنظُرْbak işteكَيْفَnasılكَانَolduعَٰقِبَةُsonuٱلْمُفْسِدِينَbozguncuların

Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri halde, sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkar ettiler. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْve andolsunءَاتَيْنَاbiz verdikدَاوُۥدَDavud'aوَسُلَيْمَٰنَve Süleyman'aعِلْمًاوَقَالَاve dedilerٱلْحَمْدُhamdolsunلِلَّهِAllah'aٱلَّذِىkiفَضَّلَنَاbizi üstün kıldıعَلَىٰüzerineكَثِيرٍbirçoğuمِّنْkullarındanعِبَادِهِٱلْمُؤْمِنِينَinanan

Andolsun! Biz Davud'a ve Süleyman'a ilim verdik. Onlar, "Hamd, bizi mü'min kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a mahsustur" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَوَرِثَve mirasçı olduسُلَيْمَٰنُSüleymanدَاوُۥدَوَقَالَve dedi kiيَٰٓأَيُّهَاeyٱلنَّاسُinsanlarعُلِّمْنَاbize öğretildiمَنطِقَdiliٱلطَّيْرِkuşlarınوَأُوتِينَاve bize verildiمِن(bir pay)كُلِّherشَىْءٍإِنَّşüphesizهَٰذَاbuلَهُوَelbette oٱلْفَضْلُbir lutufturٱلْمُبِينُaçık

Süleyman, Davud'a varis oldu ve, "Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَحُشِرَve toplandıلِسُلَيْمَٰنَSüleyman'aجُنُودُهُۥordularıمِنَcinlerdenٱلْجِنِّوَٱلْإِنسِve insanlar(dan)وَٱلطَّيْرِve kuşlar(dan)فَهُمْonlarيُوزَعُونَsevk ediliyordu

Süleyman'ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
حَتَّىٰٓnihayetإِذَآzamanأَتَوْا۟geldikleriعَلَىٰüzerineوَادِvadisiٱلنَّمْلِkarıncaقَالَتْdediنَمْلَةٌbir karıncaيَٰٓأَيُّهَاeyٱلنَّمْلُkarıncalarٱدْخُلُوا۟girinمَسَٰكِنَكُمْyuvalarınızaلَاsizi ezmesinlerيَحْطِمَنَّكُمْسُلَيْمَٰنُSüleymanوَجُنُودُهُۥve ordularıوَهُمْve onlarلَاfarkında olmayarakيَشْعُرُونَ

Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَتَبَسَّمَtebessüm ettiضَاحِكًاgülümseyerekمِّنonun sözüneقَوْلِهَاوَقَالَve dediرَبِّRabbimأَوْزِعْنِىٓgönlüme ilham eyleأَنْdiyeأَشْكُرَşükredeyimنِعْمَتَكَni'metineٱلَّتِىٓlutfettiğinأَنْعَمْتَعَلَىَّbanaوَعَلَىٰveوَٰلِدَىَّanama babamaوَأَنْve diyeأَعْمَلَyapayımصَٰلِحًاfaydalı bir işتَرْضَىٰهُsenin beğeneceğinوَأَدْخِلْنِىve beni sokبِرَحْمَتِكَrahmetinleفِىarasınaعِبَادِكَkullarınınٱلصَّٰلِحِينَiyi

Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: "Ey Rabbim! Beni; bana ve ana babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَتَفَقَّدَve teftiş ettiٱلطَّيْرَkuşlarıفَقَالَdedi kiمَاnedenلِىَbenلَآgöremiyorumأَرَىٱلْهُدْهُدَhüdhüdüأَمْyoksaكَانَ(mı) oldu?مِنَkayıplardan-ٱلْغَآئِبِينَ

Süleyman, kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: "Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَأُعَذِّبَنَّهُۥona azabedeceğimعَذَابًاbir azaplaشَدِيدًاçetinأَوْya daلَأَا۟ذْبَحَنَّهُۥٓonu keseceğimأَوْyahut daلَيَأْتِيَنِّىbana getirecekبِسُلْطَٰنٍbir delilمُّبِينٍaçık

"Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım, ya da kafasını keseceğim."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَمَكَثَgeldiغَيْرَçok geçmedenبَعِيدٍفَقَالَve dediأَحَطتُben gördümبِمَاbir şeyلَمْsenin görmediğinتُحِطْبِهِۦondaوَجِئْتُكَve sana getirdimمِنSebadanسَبَإٍۭبِنَبَإٍbir haberيَقِينٍgerçek

Derken Hüdhüd çok beklemedi, çıkageldi ve (Süleyman'a) şöyle dedi: "Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sebe'den sana sağlam bir haber getirdim."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنِّىşüphesiz benوَجَدتُّbuldumٱمْرَأَةًbir kadınتَمْلِكُهُمْonlara hükümdarlık edenوَأُوتِيَتْve kendisine verilmiştirمِنher-denكُلِّherشَىْءٍوَلَهَاve vardırعَرْشٌbir tahtıعَظِيمٌbüyük

"Ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَجَدتُّهَاonu buldumوَقَوْمَهَاve kavminiيَسْجُدُونَsecde aderlerkenلِلشَّمْسِgüneşeمِنbırakıpدُونِٱللَّهِAllah'ıوَزَيَّنَve süslediلَهُمُonlaraٱلشَّيْطَٰنُşeytanأَعْمَٰلَهُمْişleriniفَصَدَّهُمْve onları çevirdiعَنِ(doğru) yoldanٱلسَّبِيلِفَهُمْ(bu yüzden) onlarلَاyola gelmiyorlarيَهْتَدُونَ

"Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm. Şeytan, onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَلَّاsecde etmezler mi?يَسْجُدُوا۟لِلَّهِAllah'aٱلَّذِىaçığa çıkaranيُخْرِجُٱلْخَبْءَgizleneniفِىgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِوَٱلْأَرْضِve yerdeوَيَعْلَمُve bilenمَاşeyleriتُخْفُونَgizledikleriوَمَاve şeyleriتُعْلِنُونَaçığa vurdukları

"Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran, sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah'a secde etmesinler diye (şeytan onları yoldan çıkarmış.)"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱذْهَبgötürبِّكِتَٰبِىmektubumuهَٰذَاbuفَأَلْقِهْve atإِلَيْهِمْonlaraثُمَّsonraتَوَلَّbiraz öteye çekilعَنْهُمْonlardanفَٱنظُرْve bakمَاذَاneyeيَرْجِعُونَbaşvuruyorlar

"Benim şu mektubumu götür onlara at, sonra da yanlarından ayrıl ve ne sonuca varacaklarına bak."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّهُۥmuhakkak oمِنSüleymandandırسُلَيْمَٰنَوَإِنَّهُۥve oبِسْمِadıyla(başlamakta)dırٱللَّهِAllah'ınٱلرَّحْمَٰنِRahmanٱلرَّحِيمِRahim

(30-31) "Mektup, Süleyman'dan gelmiştir. O, 'Bismillahirrahmanirrahim' diye başlamakta ve içinde 'Bana karşı büyüklük taslamayın ve teslimiyet göstererek bana gelin' denilmektedir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَتْdedi kiيَٰٓأَيُّهَاeyٱلْمَلَؤُا۟ileri gelenlerأَفْتُونِىbana bir fikir verinفِىٓ(bu) işimdeأَمْرِىمَاben olmamكُنتُقَاطِعَةًkesip atanأَمْرًاhiçbir işiحَتَّىٰsüreceتَشْهَدُونِsiz olmadığınız

"Ey ileri gelenler! Durumum hakkında bana görüş bildirin. Sizler yanımda bulunmadıkça hiçbir işe kesin olarak karar vermem."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dediler kiنَحْنُbizأُو۟لُوا۟sahibiyizقُوَّةٍgüçوَأُو۟لُوا۟ve erbabıyızبَأْسٍsavaşشَدِيدٍyamanوَٱلْأَمْرُama emirإِلَيْكِsenindirفَٱنظُرِىo halde bakمَاذَاneتَأْمُرِينَbuyurursan

Dediler ki: "Biz güçlü kimseleriz ve çetin savaşçılarız. Emir senin. Ne emredeceğini düşün."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَتْdediإِنَّşüphesizٱلْمُلُوكَhükümdarlarإِذَاzamanدَخَلُوا۟girdikleriقَرْيَةًbir ülkeyeأَفْسَدُوهَاorayı bozarlarوَجَعَلُوٓا۟ve kılarlarأَعِزَّةَşereflileriniأَهْلِهَآhalkınınأَذِلَّةًوَكَذَٰلِكَve böyleيَفْعَلُونَyaparlar

(Kraliçe Belkıs) şöyle dedi: "Krallar bir memlekete girdi mi, orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hale getirirler. İşte onlar böyle yaparlar."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّاne zaman kiجَآءَgelinceسُلَيْمَٰنَSüleyman'aقَالَdedi kiأَتُمِدُّونَنِbana yardım mı etmek istiyorsunuz?بِمَالٍmal ileفَمَآoysa ne kiءَاتَىٰنِۦَbana vermiştirٱللَّهُAllahخَيْرٌ(o) daha hayırlıdırمِّمَّآsize verdiğindenءَاتَىٰكُمبَلْbilakisأَنتُمsizبِهَدِيَّتِكُمْhediyenizleتَفْرَحُونَsevinirsiniz

(Elçilerin sözcüsü) Süleyman'ın huzuruna gelince, Süleyman ona şöyle dedi: "Siz beni mal ile desteklemek (ve böylece etkilemek) mi istiyorsunuz? Oysa Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha hayırlıdır. Fakat hediyenizle ancak siz sevinirsiniz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱرْجِعْdön (söyle)إِلَيْهِمْonlaraفَلَنَأْتِيَنَّهُمonlara gelirimبِجُنُودٍordularlaلَّاaslaقِبَلَkarşı koyamayacaklarıلَهُمkendilerinin;بِهَاonaوَلَنُخْرِجَنَّهُمve onları sürüp çıkarırımمِّنْهَآoradanأَذِلَّةًzilletleوَهُمْve onlarıصَٰغِرُونَhor ve hakir olarak

"Sen onlara dön. Andolsun, biz onlara, karşı koyamayacakları ordularla gelir ve onları oradan aşağılanmış ve küçük düşürülmüş olarak çıkarırız."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdediيَٰٓأَيُّهَاeyٱلْمَلَؤُا۟ileri gelenlerأَيُّكُمْhanginizيَأْتِينِىbana getirebilirبِعَرْشِهَاonun tahtınıقَبْلَönceأَنbana gelmelerindenيَأْتُونِىمُسْلِمِينَteslim olarak

Süleyman, "Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdedi kiعِفْرِيتٌbir ifritمِّنَcinlerdenٱلْجِنِّأَنَا۠benءَاتِيكَsana getiririmبِهِۦonuقَبْلَönceأَنsen kalkmadanتَقُومَمِنmakamındanمَّقَامِكَوَإِنِّىgerçekten benimعَلَيْهِbunaلَقَوِىٌّgücüm yeterأَمِينٌbana güvenilir

Cinlerden bir ifrit, "Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben, buna güç yetirecek güvenilir biriyim" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdedi kiٱلَّذِىbulunanعِندَهُۥyanındaعِلْمٌbir ilimمِّنَKitaptanٱلْكِتَٰبِأَنَا۠benءَاتِيكَsana getirebilirimبِهِۦonuقَبْلَönceأَنsen kırpmadanيَرْتَدَّإِلَيْكَsanaطَرْفُكَفَلَمَّاne zaman kiرَءَاهُonu görünceمُسْتَقِرًّاyerleşmişعِندَهُۥyanındaقَالَdedi kiهَٰذَاbuمِنlutfundandırفَضْلِرَبِّىRabbiminلِيَبْلُوَنِىٓbeni sınaması içinءَأَشْكُرُşükür mü edeceğim?أَمْyoksaأَكْفُرُوَمَنve kimشَكَرَşükrederseفَإِنَّمَاşüphesizيَشْكُرُşükretmiştirلِنَفْسِهِۦوَمَنve kimكَفَرَinkar ederseفَإِنَّşüphesizرَبِّىRabbimغَنِىٌّzengindirكَرِيمٌkerimdir

Kitaptan bilgisi olan biri, "Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm" dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş halde görünce şöyle dedi: "Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdedi kiنَكِّرُوا۟tanınmaz hale getirinلَهَاonunعَرْشَهَاtahtınıنَنظُرْbakalımأَتَهْتَدِىٓtanıyabilecek miأَمْyoksaتَكُونُolacak (mı)مِنَkimselerdenٱلَّذِينَلَاtanımayanيَهْتَدُونَ

Süleyman, "Tahtını tanınmaz hale getirin. Bakalım tanıyacak mı, yoksa tanımayacaklardan mı olacak?" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّاne zaman kiجَآءَتْgelinceقِيلَdendiأَهَٰكَذَاböyle mi?عَرْشُكِقَالَتْdediكَأَنَّهُۥtıpkı (öyle)هُوَوَأُوتِينَاve bize verilmiştiٱلْعِلْمَbilgiمِنdaha önceقَبْلِهَاوَكُنَّاve biz olmuştukمُسْلِمِينَmüslüman

Belkıs gelince, "Senin tahtın böyle mi?" denildi. O da, "Sanki o! Fakat zaten daha önce bize bilgi verilmişti ve biz teslimiyet göstermiştik" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَصَدَّهَاve onu alıkoymuştuمَاşeylerكَانَتolduğuتَّعْبُدُtapmışمِنbaşkaدُونِٱللَّهِإِنَّهَاçünkü kendisiكَانَتْidiمِنbir kavimdenقَوْمٍكَٰفِرِينَinkar eden

Daha önce Allah'tan başka taptığı şeyler ona engel olmuştu. Çünkü o inkar eden bir kavimden idi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قِيلَdendiلَهَاonaٱدْخُلِىgirٱلصَّرْحَفَلَمَّاne zaman kiرَأَتْهُ(köşkü) görünceحَسِبَتْهُsandıلُجَّةًderin bir suوَكَشَفَتْve sıvadıعَنbacaklarınıسَاقَيْهَاقَالَdediإِنَّهُۥmuhakkak oصَرْحٌköşkمُّمَرَّدٌcilalıمِّنşeffaf sırçadandırقَوَارِيرَقَالَتْ(Kraliçe) dedi kiرَبِّRabbimإِنِّىbenظَلَمْتُzulmetmişimنَفْسِىkendimeوَأَسْلَمْتُve teslim oldumمَعَberaberسُلَيْمَٰنَSüleyman'laلِلَّهِAllah'aرَبِّRabbiٱلْعَٰلَمِينَalemlerin

Ona "köşke gir" denildi. Köşkü görünce onu (zeminini) derin bir su sandı ve eteklerini topladı. Süleyman, ona "Bu, (zemini) billurdan döşenmiş bir köşktür" dedi. Belkıs, "Ey Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmetmiştim. Şimdi ise Süleyman ile birlikte alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْve andolsunأَرْسَلْنَآbiz gönderdikإِلَىٰSemud(kavmin)eثَمُودَأَخَاهُمْkardeşleriصَٰلِحًاSalih'iأَنِdiyeٱعْبُدُوا۟kulluk etsinlerٱللَّهَAllah'aفَإِذَاo zamanهُمْonlarفَرِيقَانِiki bölük olmuşlardıيَخْتَصِمُونَbirbiriyle çekişen

Andolsun biz, "Allah'a kulluk edin" diye (uyarması için) Semud kavmine, kardeşleri Salih'i peygamber olarak göndermiştik. Bir de ne görsün, onlar birbiriyle çekişen iki grup olmuşlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdedi kiيَٰقَوْمِey kavmimلِمَnedenتَسْتَعْجِلُونَkoşuyorsunuzبِٱلسَّيِّئَةِkötülüğeقَبْلَönceٱلْحَسَنَةِلَوْلَاgerekmez mi?تَسْتَغْفِرُونَmağfiret dilemenizٱللَّهَAllah'tanلَعَلَّكُمْbelkiتُرْحَمُونَesirgenirsiniz

Salih, onlara "Ey kavmim! Niçin iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorsunuz? Merhamet edilmeniz için Allah'tan bağışlanma dileseniz ya!"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dedilerٱطَّيَّرْنَاuğursuzluğa uğradıkبِكَsenin yüzündenوَبِمَنve bulunanların yüzündenمَّعَكَقَالَdediطَٰٓئِرُكُمْuğursuzluğunuzعِندَkatındadırٱللَّهِبَلْdoğrusuأَنتُمْsizقَوْمٌbir toplumsunuzتُفْتَنُونَsınanan

Onlar, "Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık" dediler. Salih, "Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah katında (yazılı)dır. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَكَانَve vardıفِىşehirdeٱلْمَدِينَةِتِسْعَةُdokuzرَهْطٍkişiيُفْسِدُونَbozgunculuk yaparlardıفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِوَلَاveيُصْلِحُونَdüzeltmezlerdi

Şehirde dokuz kişilik bir çete vardı. Bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve ıslaha çalışmıyorlardı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dedilerتَقَاسَمُوا۟and içerekبِٱللَّهِAllah'aلَنُبَيِّتَنَّهُۥbiz gece ona baskın yapalımوَأَهْلَهُۥve ailesineثُمَّsonraلَنَقُولَنَّdiyelimلِوَلِيِّهِۦvelisineمَاşahit olmadıkشَهِدْنَامَهْلِكَhelakineأَهْلِهِۦailesininوَإِنَّاve bizلَصَٰدِقُونَgerçekten doğrulardanız

Aralarında Allah adına and içerek şöyle dediler: "Mutlaka onu ve ailesini geceleyin öldüreceğiz, sonra da velisine; 'Biz onun ailesinin öldürülüşüne şahit olmadık. Biz kesinlikle doğru söyleyenleriz', diyeceğiz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَٱنظُرْbakكَيْفَnasılكَانَolduعَٰقِبَةُsonucuمَكْرِهِمْtuzaklarınınأَنَّاbizدَمَّرْنَٰهُمْonları yıktık yok ettikوَقَوْمَهُمْve kavimleriniأَجْمَعِينَhepsini

Bak, onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu: Biz onları ve kavimlerini topyekun helak ettik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَتِلْكَişte şunlarبُيُوتُهُمْevleridirخَاوِيَةًۢçökmüş ıssız kalmışبِمَاyüzündenظَلَمُوٓا۟إِنَّşüphesizفِىvardırذَٰلِكَbundaلَءَايَةًلِّقَوْمٍbir kavim içinيَعْلَمُونَbilen

İşte zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلُوطًاve Lutإِذْhaniقَالَdemişti kiلِقَوْمِهِۦٓkavmineأَتَأْتُونَo aşırı kötülüğümü yapıyorsunuz?ٱلْفَٰحِشَةَوَأَنتُمْsizتُبْصِرُونَgöre göre

Lut'u da (Peygamber olarak gönderdik.) Hani o, kavmine şöyle demişti: "Göz göre göre, o çirkin işi mi yapıyorsunuz?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَئِنَّكُمْsiz mi?لَتَأْتُونَerkeklere-mi yaklaşıyorsunuz?ٱلرِّجَالَerkeklereشَهْوَةًşehvetleمِّنbırakıpدُونِٱلنِّسَآءِبَلْgerçektenأَنتُمْsizقَوْمٌbir toplumsunuzتَجْهَلُونَcahil

"Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi varıyorsunuz? Doğrusu siz ne yaptığını bilmez bir toplumsunuz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَمَاكَانَolduجَوَابَcevabıقَوْمِهِۦٓkavmininإِلَّآsadeceأَنşöyleقَالُوٓا۟demekأَخْرِجُوٓا۟çıkarınءَالَailesiniلُوطٍLutمِّنkentinizdenقَرْيَتِكُمْإِنَّهُمْçünkü onlarأُنَاسٌkimselermişيَتَطَهَّرُونَtemiz kalmak isteyen()

Bunun üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu: "Lut'un ailesini memleketinizden çıkarın. Çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış(!)"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلِde kiٱلْحَمْدُhamd olsunلِلَّهِAllah'aوَسَلَٰمٌve selamعَلَىٰüzerineعِبَادِهِO'nun kullarıٱلَّذِينَseçtiğiٱصْطَفَىٰٓءَآللَّهُAllah mı?خَيْرٌhayırlıأَمَّاyoksaيُشْرِكُونَortak koştukları mı?

(Ey Muhammed!) De ki: "Hamd Allah'a mahsustur. Selam onun seçtiği kullarına." Allah mı daha hayırlıdır, yoksa onların ortak koştukları mı?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَمَّنْyahut kim?خَلَقَyarattıٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriوَٱلْأَرْضَve yeriوَأَنزَلَve indirdiلَكُمsizeمِّنَgöktenٱلسَّمَآءِمَآءًsuفَأَنۢبَتْنَاve bitirdikبِهِۦonunlaحَدَآئِقَbahçelerذَاتَgönül açıcıبَهْجَةٍgönül açıcıمَّاolmayanكَانَmümkünلَكُمْsizin içinأَنbitirmenizتُنۢبِتُوا۟شَجَرَهَآأَءِلَٰهٌtanrı mı var?مَّعَile beraberٱللَّهِبَلْhayırهُمْonlarقَوْمٌbir kavimdirيَعْدِلُونَ(haktan) sapan

Yahut gökleri ve yeri yaratan ve size gökten yağmur indirip, onunla, ağaçlarını sizin yetiştiremeyeceğiniz gönül alıcı güzel bahçeler meydana getiren mi? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Hayır, onlar (Allah'a) eş tutan bir kavimdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَمَّنyahut kimdir?جَعَلَyapanٱلْأَرْضَdünyayıقَرَارًاdurulacak yerوَجَعَلَve yapanخِلَٰلَهَآarasındaأَنْهَٰرًاırmaklarوَجَعَلَve yaratanلَهَاüstündeرَوَٰسِىَsağlam dağlarوَجَعَلَve yaratanبَيْنَarasındaٱلْبَحْرَيْنِiki denizحَاجِزًاأَءِلَٰهٌtanrı mı var?مَّعَile beraberٱللَّهِبَلْhayırأَكْثَرُهُمْçoklarıلَاbilmiyorlarيَعْلَمُونَ

Yahut yeryüzünü karar kılma yeri yapan, içinde nehirler akıtan, onun için oturaklı dağlar yapan ve iki denizin arasına bir engel koyan mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? Hayır, onların çoğu bilmiyor!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَمَّنyahut kimdir?يُجِيبُyetişenٱلْمُضْطَرَّdarda kalmışaإِذَاzamanدَعَاهُdu'a ettiğiوَيَكْشِفُve kaldıranٱلسُّوٓءَkötülüğüوَيَجْعَلُكُمْve sizi yapanخُلَفَآءَsahipleriٱلْأَرْضِأَءِلَٰهٌtanrı mı var?مَّعَile beraberٱللَّهِقَلِيلًاne de azمَّاdüşünüyorsunuzتَذَكَّرُونَ

Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran, sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Ne kadar az düşünüyorsunuz!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَمَّنyahut kimdir?يَهْدِيكُمْsize yol gösterenفِىiçindeظُلُمَٰتِkaranlıklarıٱلْبَرِّkaranınوَٱلْبَحْرِve denizinوَمَنve kimdir?يُرْسِلُgönderenٱلرِّيَٰحَrüzgarlarıبُشْرًۢاmüjdeciبَيْنَönündeيَدَىْönündeرَحْمَتِهِۦٓأَءِلَٰهٌtanrı mı var?مَّعَile beraberٱللَّهِتَعَٰلَىyücedirٱللَّهُAllahعَمَّاşeylerdenيُشْرِكُونَortak koştukları

Yahut karanın ve denizin karanlıklarında size yolunuzu gösteren ve rahmetinin önünden rüzgarları bir müjdeci olarak gönderen mi? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? Allah, onların ortak koştuklarından yücedir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَمَّنyahut kimdir?يَبْدَؤُا۟başlayanٱلْخَلْقَyaratmağaثُمَّsonraيُعِيدُهُۥonu iade edenوَمَنve kimdir?يَرْزُقُكُمsizi rızıklandıranمِّنَgöktenٱلسَّمَآءِوَٱلْأَرْضِأَءِلَٰهٌtanrı mı var?مَّعَile beraberٱللَّهِقُلْde kiهَاتُوا۟getirinبُرْهَٰنَكُمْdeliliniziإِنeğerكُنتُمْisenizصَٰدِقِينَdoğrular(dan)

Yoksa, başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? De ki, "Eğer doğru söyleyenler iseniz kesin delilinizi getirin."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلde kiلَّاbilmezيَعْلَمُمَنkimseفِىgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِوَٱلْأَرْضِve yerdeٱلْغَيْبَgaybıإِلَّاbaşkaٱللَّهُوَمَاveيَشْعُرُونَbilmezlerأَيَّانَne zamanيُبْعَثُونَdirileceklerini

De ki: "Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler, ancak Allah bilir. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
بَلِdoğrusuٱدَّٰرَكَardarda geldiعِلْمُهُمْonların bilgileriفِىhakkındakiٱلْءَاخِرَةِبَلْfakatهُمْonlarفِىiçindedirlerشَكٍّbir kuşkuمِّنْهَابَلْdaha doğrusuهُمonlarمِّنْهَاondan yanaعَمُونَkördürler

Ahiret (gününün gerçekleşeceği) hakkında bilgi (peygamberler aracılığı ile) onlara peş peşe gelmiştir. Fakat onlar bu konuda şüphe içindedirler. Daha doğrusu onlar ahiretten yana kördürler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَdediler kiٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوٓا۟inkar eden(ler)أَءِذَاzaman mı?كُنَّاolduğumuzتُرَٰبًاtoprakوَءَابَآؤُنَآve babalarımızأَئِنَّاbiz mi?لَمُخْرَجُونَ(diriltilip) çıkarılacağız

İnkar edenler dediler ki: "Biz ve babalarımız toprak olmuş iken mi, gerçekten bizler mi (diriltilip) çıkarılacağız?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَقَدْandolsunوُعِدْنَاvadedildi (yapıldı)هَٰذَاbu (tehdid)نَحْنُbizeوَءَابَآؤُنَاve atalarımızaمِنöncedenقَبْلُإِنْdeğildirهَٰذَآbuإِلَّآbaşka bir şeyأَسَٰطِيرُmasallarındanٱلْأَوَّلِينَöncekilerin

"Andolsun, bizler de bizden önce babalarımız da bununla tehdit edilmiştik. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizهَٰذَاbuٱلْقُرْءَانَKur'anيَقُصُّanlatmaktadırعَلَىٰoğullarınaبَنِىٓإِسْرَٰٓءِيلَİsrailأَكْثَرَbirçoğunuٱلَّذِىşeylerinهُمْkendilerininفِيهِondaيَخْتَلِفُونَayrılığa düştükleri

Şüphesiz bu Kur'an, İsrailoğullarına üzerinde ayrılığa düştükleri şeylerin çoğunu açıklıyor.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّكَelbette senلَاduyuramazsınتُسْمِعُٱلْمَوْتَىٰölülereوَلَاveتُسْمِعُişittiremezsinٱلصُّمَّsağırlaraٱلدُّعَآءَçağrıyıإِذَاzamanوَلَّوْا۟kaçtıklarıمُدْبِرِينَarkalarını dönerek

Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَآve değilsinأَنتَsenبِهَٰدِىdoğru yola getirecekٱلْعُمْىِkör(ler)iعَنsapıklıklarındanضَلَٰلَتِهِمْإِنsen duyuramazsınتُسْمِعُإِلَّاdışındakilereمَنinananlarيُؤْمِنُبِـَٔايَٰتِنَاayetlerimizeفَهُمişte onlarمُّسْلِمُونَmüslümanlardır

Körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin. Ancak ayetlerimize inanıp da müslüman olmuş olanlara duyurabilirsin.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاوَقَعَgeldiğiٱلْقَوْلُsözعَلَيْهِمْbaşlarınaأَخْرَجْنَاçıkarırızلَهُمْonlaraدَآبَّةًbir Dabbe (canlı)مِّنَyerdenٱلْأَرْضِتُكَلِّمُهُمْo onlara söylerأَنَّelbettekiٱلنَّاسَinsanlarınكَانُوا۟olduklarınıبِـَٔايَٰتِنَاayetlerimizeلَاinanmıyor(lar)يُوقِنُونَ

(Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince, onlar için yerden kendilerine bir dabbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. O, onlara insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَيَوْمَo günنَحْشُرُtoplarızمِنher-tenكُلِّherأُمَّةٍفَوْجًاbir cemaatمِّمَّنyalanlayanlardanيُكَذِّبُبِـَٔايَٰتِنَاayetlerimiziفَهُمْonlarيُوزَعُونَ(ilahi huzura) sevk edilirler

Her ümmetten ayetlerimizi yalanlayanlarından bir grubu toplayacağımız ve bunların (topluca hesap yerine) sevk edilecekleri günü hatırla.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
حَتَّىٰٓnihayetإِذَاgeldiklerindeجَآءُوقَالَ(Allah onlara) der kiأَكَذَّبْتُمyalanladınız mı?بِـَٔايَٰتِىayetlerimiوَلَمْanlamadığınız haldeتُحِيطُوا۟بِهَاonlarıعِلْمًاilmenأَمَّاذَاyoksa nedir?كُنتُمْolduğunuzتَعْمَلُونَyapıyor(lar)

Hesap yerine geldiklerinde Allah şöyle der: "Siz benim ayetlerimi, onları ilmen kavramamışken yalanladınız öyle mi? Yoksa ne yapıyordunuz ki?!"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَلَمْgörmediler mi?يَرَوْا۟أَنَّاelbette bizجَعَلْنَاyarattıkٱلَّيْلَgeceyiلِيَسْكُنُوا۟istirahat etmeleri içinفِيهِiçindeوَٱلنَّهَارَve gündüzüمُبْصِرًاإِنَّşüphesizفِىvardırذَٰلِكَbundaلَءَايَٰتٍلِّقَوْمٍbir kavim içinيُؤْمِنُونَinanan

Onlar görmüyorlar mı ki, biz geceyi içinde rahat etsinler diye, gündüzü de (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak yarattık. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette (Allah varlığını gösteren) deliller vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَيَوْمَve günيُنفَخُüfleneceğiفِىSur'aٱلصُّورِفَفَزِعَkorku içinde kalırlar (bayılır)مَنkimselerفِىgöklerde bulunanٱلسَّمَٰوَٰتِوَمَنve kimselerفِىve yerde bulunanٱلْأَرْضِإِلَّاdışındakiمَنkimselerشَآءَdiledikleriٱللَّهُوَكُلٌّve hepsiأَتَوْهُO'na gelirlerدَٰخِرِينَboyun bükerek

Sur'a üfürüleceği ve Allah'ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin, yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Hepsi de boyunlarını bükerek O'na gelirler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَتَرَىgörürsünٱلْجِبَالَdağlarıتَحْسَبُهَاsandığınجَامِدَةًcansızوَهِىَoتَمُرُّyürümektedirمَرَّyürümesi gibiٱلسَّحَابِصُنْعَyapısıdırٱللَّهِAllah'ınٱلَّذِىٓgayet iyi yapanأَتْقَنَكُلَّherشَىْءٍإِنَّهُۥdoğrusu Oخَبِيرٌۢhaber almaktadırبِمَاşeyleriتَفْعَلُونَyaptıklarınız

Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. Bunu, her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan Allah yapmıştır. Şüphesiz O, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَنkimجَآءَgetirirseبِٱلْحَسَنَةِiyilikفَلَهُۥona vardırخَيْرٌdaha hayırlısıمِّنْهَاondanوَهُمve onlarمِّنkorkudan uzaktırlarفَزَعٍيَوْمَئِذٍo günءَامِنُونَgüven içindedirler

Her kim iyi amel getirirse, ona ondan daha hayırlısı vardır. Onlar o gün korkudan emindirler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَنve kimجَآءَgetirirseبِٱلسَّيِّئَةِkötülükفَكُبَّتْyıkılırوُجُوهُهُمْonların yüzleriفِىcehennemeٱلنَّارِهَلْcezalandırılıyorsunuz-mi?تُجْزَوْنَcezalandırılıyorsunuzإِلَّامَاşeylerdenكُنتُمْolduğunuzتَعْمَلُونَyapıyor(lar)

Kimler de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. (Onlara), "Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz" (denir.)

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّمَآelbetteأُمِرْتُben emrolundumأَنْsadece kulluk etmekleأَعْبُدَرَبَّRabbineهَٰذِهِbuٱلْبَلْدَةِkentinٱلَّذِىOحَرَّمَهَاburayı saygıdeğer kıldıوَلَهُۥve O'nundurكُلُّherشَىْءٍوَأُمِرْتُve bana emredildiأَنْolmamأَكُونَمِنَmüslümanlardanٱلْمُسْلِمِينَ

(91-92) De ki: "Bana ancak, bu beldenin (Mekke'nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur'an'ı okumam emredildi." Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: "Ben ancak uyarıcılardanım."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَنْve (emredildi)أَتْلُوَا۟okumam;ٱلْقُرْءَانَفَمَنِşimdi kimٱهْتَدَىٰyola gelirseفَإِنَّمَاelbetteيَهْتَدِىyola gelmiş olurلِنَفْسِهِۦوَمَنve kimضَلَّsaparsaفَقُلْde kiإِنَّمَآelbetteأَنَا۠benمِنَancak uyarıcılardanımٱلْمُنذِرِينَ

(91-92) De ki: "Bana ancak, bu beldenin (Mekke'nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur'an'ı okumam emredildi." Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: "Ben ancak uyarıcılardanım."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقُلِve de kiٱلْحَمْدُhamdolsunلِلَّهِAllah'aسَيُرِيكُمْO size gösterecekءَايَٰتِهِۦayetleriniفَتَعْرِفُونَهَاوَمَاve değildirرَبُّكَRabbinبِغَٰفِلٍgafilعَمَّاşeylerdenتَعْمَلُونَyaptıklarınız

De ki: "Hamd Allah'a mahsustur. O, ayetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi