KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

12. SURE · 111 AYET · 1777 KELİME

Yûsuf

يوسف

Kelime bağlantısı sözlüğe, İncele düğmesi dil bilgisi ve açıklamalara açılır.

نَحْنُbizنَقُصُّanlatıyoruzعَلَيْكَsanaأَحْسَنَen güzeliniٱلْقَصَصِkıssalarınبِمَآvahyetmekleأَوْحَيْنَآإِلَيْكَsanaهَٰذَاbuٱلْقُرْءَانَKur'an'ıوَإِنve oysaكُنتَsen idinمِنondan önceقَبْلِهِۦلَمِنَkimselerdenٱلْغَٰفِلِينَbilmeyen

Sana bu Kur'an'ı vahyetmekle kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Halbuki daha önce sen bunlardan habersiz idin.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِذْhaniقَالَdemiştiيُوسُفُYusufلِأَبِيهِbabasınaيَٰٓأَبَتِey babacığımإِنِّىbenرَأَيْتُ(rü'yada) gördümأَحَدَ(on) birعَشَرَon (bir)كَوْكَبًاyıldızوَٱلشَّمْسَve güneşiوَٱلْقَمَرَve ayıرَأَيْتُهُمْgördüm ki onlarلِىbanaسَٰجِدِينَsecde ediyorlardı

Hani Yusuf, babasına "Babacığım! Gerçekten ben (rüyada) on bir yıldız, güneşi ve ayı gördüm. Gördüm ki onlar bana boyun eğiyorlardı" demişti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdediيَٰبُنَىَّey yavrumلَاanlatmaتَقْصُصْرُءْيَاكَrü'yanıعَلَىٰٓkardeşlerineإِخْوَتِكَفَيَكِيدُوا۟sonra kurarlarلَكَsanaكَيْدًاإِنَّşüphesizٱلشَّيْطَٰنَşeytanلِلْإِنسَٰنِinsan içinعَدُوٌّbir düşmandırمُّبِينٌapaçık

Babası, şöyle dedi: "Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma. Yoksa, sana tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَكَذَٰلِكَve böyeceيَجْتَبِيكَseni seçecekرَبُّكَRabbinوَيُعَلِّمُكَve sana öğretecektirمِنyorumunuتَأْوِيلِٱلْأَحَادِيثِdüşlerinوَيُتِمُّve tamamlayacaktırنِعْمَتَهُۥni'metiniعَلَيْكَsanaوَعَلَىٰٓve üzerineءَالِsoyuيَعْقُوبَYa'kubكَمَآgibiأَتَمَّهَاtamamladığıعَلَىٰٓüzerineأَبَوَيْكَatalarıمِنdaha önceقَبْلُإِبْرَٰهِيمَİbrahimوَإِسْحَٰقَإِنَّşüphesizرَبَّكَRabbinعَلِيمٌbilendirحَكِيمٌhüküm ve hikmet sahibidir

"İşte Rabbin seni böylece seçecek, sana (rüyada görülen) olayların yorumunu öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak'a nimetlerini tamamladığı gibi sana ve Yakub soyuna da tamamlayacaktır. Şüphesiz Rabbin hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِذْhaniقَالُوا۟demişlerdi kiلَيُوسُفُYusufوَأَخُوهُve kardeşiأَحَبُّdaha sevgilidirإِلَىٰٓbabamızaأَبِينَامِنَّاbizdenوَنَحْنُoysa bizعُصْبَةٌbir cemaatizإِنَّşüphesizأَبَانَاbabamızلَفِىiçindedirضَلَٰلٍbir yanlışlıkمُّبِينٍaçık

Kardeşleri dediler ki: "Biz güçlü bir topluluk olduğumuz halde, Yusuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Doğrusu babamız açık bir yanılgı içindedir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱقْتُلُوا۟öldürünيُوسُفَYusuf'uأَوِya daٱطْرَحُوهُonu bırakınأَرْضًاbir yereيَخْلُyönelsinلَكُمْyalnız sizeوَجْهُyüzüأَبِيكُمْbabanızınوَتَكُونُوا۟olursunuzمِنۢondan sonraبَعْدِهِۦقَوْمًاbir toplulukصَٰلِحِينَiyi

"Yusuf'u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. Ondan sonra (tövbe edip) salih kimseler olursunuz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdediقَآئِلٌbir sözcüمِّنْهُمْiçlerindenلَاöldürmeyinتَقْتُلُوا۟يُوسُفَYusuf'uوَأَلْقُوهُonu atınفِىdibineغَيَٰبَتِٱلْجُبِّkuyununيَلْتَقِطْهُonu (görüp) alsınبَعْضُbiriٱلسَّيَّارَةِkervanlardanإِنeğerكُنتُمْisenizفَٰعِلِينَyapacak

Onlardan bir sözcü, "Yusuf'u öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dediler kiيَٰٓأَبَانَاey babamızمَاnedenلَكَsenلَاbize güvenmiyorsunتَأْمَ۫نَّاعَلَىٰhakkındaيُوسُفَYusufوَإِنَّاoysa bizلَهُۥonaلَنَٰصِحُونَöğüt verenleriz

Babalarına şöyle dediler: "Ey babamız! Yusuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Halbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdedi kiإِنِّىşüphesizلَيَحْزُنُنِىٓbeni üzerأَنgötürmenizتَذْهَبُوا۟بِهِۦonuوَأَخَافُve korkarımأَنdiyeيَأْكُلَهُonu yerٱلذِّئْبُbir kurtوَأَنتُمْsizinعَنْهُondanغَٰفِلُونَhaberiniz yokken

Babaları, "Doğrusu onu götürmeniz beni üzer, siz ondan habersiz iken onu kurt yer, diye korkuyorum."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dediler kiلَئِنْandolsunأَكَلَهُonu yerseٱلذِّئْبُkurtوَنَحْنُbiz (olduğumuz halde)عُصْبَةٌbir toplulukإِنَّآelbette bizإِذًاo zamanلَّخَٰسِرُونَtamamen kaybedenlerdeniz

Onlar da, "Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğramış oluruz" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّاnihayetذَهَبُوا۟götürdülerبِهِۦonuوَأَجْمَعُوٓا۟ve karar verdilerأَنatmayaيَجْعَلُوهُفِىdibineغَيَٰبَتِٱلْجُبِّوَأَوْحَيْنَآve biz vahyettikإِلَيْهِO'naلَتُنَبِّئَنَّهُمandolsun haber vereceksinبِأَمْرِهِمْonların işleriniهَٰذَاbuوَهُمْve onlarلَاhiç değillerkenيَشْعُرُونَfarkında

Yusuf'u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de ona, "Andolsun, (senin Yusuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin" diye vahyettik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dedilerيَٰٓأَبَانَآEy babamızإِنَّاbizذَهَبْنَاgittikنَسْتَبِقُyarışıyordukوَتَرَكْنَاve bırakmıştıkيُوسُفَYusuf'uعِندَyanındaمَتَٰعِنَاyiyeceğimizinفَأَكَلَهُonu yemişٱلذِّئْبُوَمَآfakat değilsinأَنتَsenبِمُؤْمِنٍinanacakلَّنَاbizeوَلَوْşayetكُنَّا(söylesek de)صَٰدِقِينَdosdoğru

"Ey babamız! Biz yarışa girmiştik. Yusuf'u da eşyamızın yanında bırakmıştık. (Bir de ne görelim) onu kurt yemiş. Her ne kadar doğru söylesek de sen bize inanmazsın" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَجَآءُوve getirdilerعَلَىٰüzeriقَمِيصِهِۦgömleğininبِدَمٍkanlıكَذِبٍقَالَdedi kiبَلْherhaldeسَوَّلَتْaldattıp sürüklemişلَكُمْsiziأَنفُسُكُمْnefislerinizأَمْرًافَصَبْرٌartık (tek çarem) sabretmektirجَمِيلٌوَٱللَّهُancak Allan'tanٱلْمُسْتَعَانُyardım istenirعَلَىٰkaşıمَاdediğinizeتَصِفُونَ

Bir de üzerine, sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. Yakub dedi ki: "Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de ancak Allah'tır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَجَآءَتْve geldiسَيَّارَةٌbir kervanفَأَرْسَلُوا۟gönderdilerوَارِدَهُمْsucularınıفَأَدْلَىٰsarkıttıدَلْوَهُۥقَالَdedi kiيَٰبُشْرَىٰEy! müjde!هَٰذَاbuغُلَٰمٌوَأَسَرُّوهُve onu sakladılarبِضَٰعَةًوَٱللَّهُhalbuki Allahعَلِيمٌۢbiliyorduبِمَاşeyleriيَعْمَلُونَonların yaptıkları

Bir kervan gelmiş, sucularını suya göndermişlerdi. Sucu kovasını kuyuya salınca, "Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!" dedi. Onu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. Oysa Allah, onların yaptıklarını biliyordu.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَve dedi kiٱلَّذِىkimseٱشْتَرَىٰهُonu satın alanمِنMısır'lıمِّصْرَلِٱمْرَأَتِهِۦٓkarısınaأَكْرِمِىona kıymet verمَثْوَىٰهُiyi bakعَسَىٰٓbelkiأَنbize yararı dokunurيَنفَعَنَآأَوْya daنَتَّخِذَهُۥonu edinirizوَلَدًاوَكَذَٰلِكَve böyleceمَكَّنَّاbir imkan verdikلِيُوسُفَYusuf'aفِىo yerdeٱلْأَرْضِوَلِنُعَلِّمَهُۥve ona öğrettikمِنyorumunuتَأْوِيلِٱلْأَحَادِيثِوَٱللَّهُve Allahغَالِبٌgalip olandırعَلَىٰٓişindeأَمْرِهِۦوَلَٰكِنَّamaأَكْثَرَçoğuٱلنَّاسِinsanlarınلَاbilmezlerيَعْلَمُونَ

Onu satın alan Mısırlı kişi, hanımına dedi ki: "Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz." İşte böylece biz Yusuf'u o yere (Mısır'a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَمَّاne zaman kiبَلَغَerişinceأَشُدَّهُۥٓkuvvetli çağınaءَاتَيْنَٰهُona verdikحُكْمًاhükümوَعِلْمًاوَكَذَٰلِكَişte böyleنَجْزِىmükafatlandırırızٱلْمُحْسِنِينَgüzel hareket edenleri

Olgunluk çağına erişince, ona hikmet ve ilim verdik. İşte biz, iyi davrananları böyle mükafatlandırırız.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَرَٰوَدَتْهُve murad almak istediٱلَّتِىkadınهُوَo (Yusuf)فِىonun evinde ikenبَيْتِهَاعَنonun nefsindenنَّفْسِهِۦوَغَلَّقَتِve kilitlediٱلْأَبْوَٰبَkapılarıوَقَالَتْve dediهَيْتَhaydi gelseneلَكَقَالَdediمَعَاذَsığınırımٱللَّهِإِنَّهُۥşüphesizرَبِّىٓefendimأَحْسَنَen güzel şekildeمَثْوَاىَإِنَّهُۥşüphesizلَاiflah olmazيُفْلِحُٱلظَّٰلِمُونَzalimler

Evinde bulunduğu kadın (gönlünü ona kaptırıp) ondan arzuladığı şeyi elde etmek istedi ve kapıları kilitleyerek, "Haydi gelsene!" dedi. O ise, "Allah'a sığınırım, çünkü o (kocan) benim efendimdir, bana iyi baktı. Şüphesiz zalimler kurtuluşa eremezler" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْandolsunهَمَّتْkadın arzu etmiştiبِهِۦوَهَمَّo da arzu etmiştiبِهَاonuلَوْلَآeğerأَنgörmeseydiرَّءَابُرْهَٰنَdoğruyu gösteren deliliniرَبِّهِۦكَذَٰلِكَböyleceلِنَصْرِفَçevirmek istedikعَنْهُondanٱلسُّوٓءَkötülüğüوَٱلْفَحْشَآءَإِنَّهُۥçünkü oمِنْkullarımızdandırعِبَادِنَاٱلْمُخْلَصِينَihlasa erdirilmiş

Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yusuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş kullarımızdandı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱسْتَبَقَاve koşuştularٱلْبَابَkapıya doğruوَقَدَّتْve kadın yırttıقَمِيصَهُۥgömleğiniمِنarkasındanدُبُرٍوَأَلْفَيَاve rastladılarسَيِّدَهَاkadının kocasınaلَدَاyanındaٱلْبَابِقَالَتْ(kadın) dedi kiمَاnedir?جَزَآءُcezasıمَنْkimseninأَرَادَisteyenبِأَهْلِكَsenin aileneسُوٓءًاkötülükإِلَّآbaşkaأَنhapsolunmaktanيُسْجَنَأَوْveyaعَذَابٌbir azaptanأَلِيمٌacıklı

İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yusuf'un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: "Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası, ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَ(Yusuf) dedi kiهِىَOرَٰوَدَتْنِىmurad almak istediعَنbendenنَّفْسِىوَشَهِدَve şahidlik ettiشَاهِدٌbir şahidمِّنْkadının ailesindenأَهْلِهَآإِنeğerكَانَiseقَمِيصُهُۥgömleğiقُدَّyırtılmışمِنöndenقُبُلٍفَصَدَقَتْkadın doğrudurوَهُوَo iseمِنَyalancılardandırٱلْكَٰذِبِينَ

Yusuf, "O, benden arzusunu elde etmek istedi" dedi. Kadının ailesinden bir şahit de şöyle şahitlik etti: "Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir, o (Yusuf) yalancılardandır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّاne zaman kiرَءَاgördülerقَمِيصَهُۥgömleğininقُدَّyırtıldığınıمِنarkadanدُبُرٍقَالَ(kadına) dedi kiإِنَّهُۥşüphesiz buمِنsizin hilenizdirكَيْدِكُنَّإِنَّgerçektenكَيْدَكُنَّsizin hilenizعَظِيمٌbüyüktür

Kadının kocası Yusuf'un gömleğinin arkadan yırtıldığını görünce, dedi ki: "Şüphesiz bu, siz kadınların tuzağıdır. Şüphesiz sizin tuzağınız çok büyüktür."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يُوسُفُYusufأَعْرِضْsen vazgeçعَنْbundanهَٰذَاوَٱسْتَغْفِرِى(kadın) sen de bağışlanmasını dileلِذَنۢبِكِإِنَّكِçünkü senكُنتِoldunمِنَgünahkarlardanٱلْخَاطِـِٔينَ

"Ey Yusuf! Sen bundan sakın kimseye bahsetme. (Ey Kadın,) sen de günahının bağışlanmasını dile. Çünkü sen günah işleyenlerdensin."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَنِسْوَةٌbirtakım kadınlarفِىşehirdeٱلْمَدِينَةِٱمْرَأَتُkarısıٱلْعَزِيزِVezir'inتُرَٰوِدُmurad almak istemişفَتَىٰهَاuşağınınعَنnefsindenنَّفْسِهِۦقَدْmuhakakشَغَفَهَاonun bağrını yakmışحُبًّاإِنَّاelbette bizلَنَرَىٰهَاonu görüyoruzفِىiçindeضَلَٰلٍbir sapıklıkمُّبِينٍaçık

Şehirde birtakım kadınlar, "Aziz'in karısı, (hizmetçisi olan) delikanlısından murad almak istemiş. Ona olan aşkı yüreğine işlemiş. Şüphesiz biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّاne zaman kiسَمِعَتْ(kadın) işittiبِمَكْرِهِنَّonların hileleriniأَرْسَلَتْ(haber) gönderdiإِلَيْهِنَّonlaraوَأَعْتَدَتْve hazırladıلَهُنَّonlar içinمُتَّكَـًٔاdayanacak yastıklarوَءَاتَتْve verdiكُلَّherوَٰحِدَةٍbirineمِّنْهُنَّonlardanسِكِّينًاbirer bıçakوَقَالَتِve dediٱخْرُجْçık!عَلَيْهِنَّفَلَمَّاne zaman kiرَأَيْنَهُۥٓO'nu görünceأَكْبَرْنَهُۥonu (gözlerinde) büyüttülerوَقَطَّعْنَve kestilerأَيْدِيَهُنَّelleriniوَقُلْنَve dedilerحَٰشَhaşaلِلَّهِAllah içinمَاdeğildirهَٰذَاbuبَشَرًاinsanإِنْbuهَٰذَآإِلَّاancakمَلَكٌbir melektirكَرِيمٌgüzel

Kadın, bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. (Ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her birine birer de bıçak verdi ve Yusuf'a, "Çık karşılarına" dedi. Kadınlar Yusuf'u görünce, onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. "Haşa! Allah için, bu bir insan değil, ancak şerefli bir melektir" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَتْdedi kiفَذَٰلِكُنَّişte sizٱلَّذِىkiلُمْتُنَّنِىbeni kınamıştınızفِيهِوَلَقَدْandolsunرَٰوَدتُّهُۥben murad almak istedimعَنkendisindenنَّفْسِهِۦفَٱسْتَعْصَمَوَلَئِنamaلَّمْyapmazsaيَفْعَلْمَآşeyiءَامُرُهُۥemrettiğimلَيُسْجَنَنَّelbette zindana atılacaktırوَلَيَكُونًاve olacaktırمِّنَalçalanlardanٱلصَّٰغِرِينَ

Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: "İşte bu, beni hakkında kınadığınız kimsedir. Andolsun, ben ondan murad almak istedim. Fakat o, iffetinden dolayı bundan kaçındı. Andolsun, eğer emrettiğimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَ(Yusuf) dedi kiرَبِّRabbimٱلسِّجْنُzindanأَحَبُّdaha iyidirإِلَىَّbana göreمِمَّاşeydenيَدْعُونَنِىٓbeni çağırdığıإِلَيْهِوَإِلَّاve eğerتَصْرِفْsavmazsanعَنِّىbendenكَيْدَهُنَّonların hileleriniأَصْبُkayarımإِلَيْهِنَّonlaraوَأَكُنve olurumمِّنَcahillerdenٱلْجَٰهِلِينَ

Yusuf, "Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni davet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَٱسْتَجَابَdu'asını kabul ettiلَهُۥonunرَبُّهُۥRabbiفَصَرَفَsavdıعَنْهُondanكَيْدَهُنَّإِنَّهُۥşüphesizهُوَOٱلسَّمِيعُişitendirٱلْعَلِيمُbilendir

Rabbi, onun duasını kabul etti ve kadınların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı. Şüphesiz ki O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ثُمَّsonraبَدَاuygun geldiلَهُمonlaraمِّنۢsonra (bile)بَعْدِمَاgördüktenرَأَوُا۟ٱلْءَايَٰتِلَيَسْجُنُنَّهُۥonu zindana atmalarıحَتَّىٰkadarحِينٍbir süreye

Sonra onlar, Yusuf'un suçsuzluğunu ortaya koyan delilleri gördükten sonra yine de mutlaka onu bir süre zindana atmayı uygun buldular.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَدَخَلَve girdiمَعَهُonunla beraberٱلسِّجْنَzindanaفَتَيَانِقَالَdedi kiأَحَدُهُمَآonlardan biriإِنِّىٓşüphesiz benأَرَىٰنِىٓ(düşümde) görüyorumأَعْصِرُsıktığımıخَمْرًاوَقَالَve dediٱلْءَاخَرُإِنِّىٓben deأَرَىٰنِىٓgörüyorum kiأَحْمِلُtaşıyorumفَوْقَüstündeرَأْسِىbaşımınخُبْزًاekmekتَأْكُلُyiyorٱلطَّيْرُkuşlarمِنْهُنَبِّئْنَاbize haber verبِتَأْوِيلِهِۦٓإِنَّاzira bizنَرَىٰكَseni görüyoruzمِنَgüzel davrananlardanٱلْمُحْسِنِينَ

Onunla beraber zindana iki delikanlı daha girdi. Biri, "Ben rüyamda şaraplık üzüm sıktığımı gördüm" dedi. Diğeri, "Ben de rüyamda başımın üzerinde, kuşların yediği bir ekmek taşıdığımı gördüm. Bize bunun yorumunu haber ver. Şüphesiz biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَ(Yusuf) şöyle dediلَاsize gelmezيَأْتِيكُمَاطَعَامٌbir yemekتُرْزَقَانِهِۦٓrızık olarak verilenإِلَّاmutlakaنَبَّأْتُكُمَاsize haber vermiş olurumبِتَأْوِيلِهِۦbunun yorumunuقَبْلَöncedenأَنsize gelmedenيَأْتِيَكُمَاذَٰلِكُمَاbuمِمَّاşeylerdendirعَلَّمَنِىbana öğrettiğiرَبِّىٓإِنِّىşüphesiz benتَرَكْتُterk ettimمِلَّةَdininiقَوْمٍbir kavminلَّاinanmıyorlarيُؤْمِنُونَبِٱللَّهِAllah'aوَهُمve onlarبِٱلْءَاخِرَةِهُمْonlarكَٰفِرُونَinkar ediyorlar

Yusuf dedi ki: "Sizin yiyeceğiniz yemek size gelmeden önce, onun ne olduğunu bildiririm. Bu, bana Rabbimin öğrettiklerindendir. Ben, Allah'a inanmayan ve ahireti inkar eden bir milletin dinini bıraktım."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱتَّبَعْتُve uydumمِلَّةَdinineءَابَآءِىٓatalarımإِبْرَٰهِيمَİbrahim'inوَإِسْحَٰقَve İshak'ınوَيَعْقُوبَمَا(hakkımız) yokturكَانَbizimلَنَآأَنortak koşmağaنُّشْرِكَبِٱللَّهِAllah'aمِنherhangi birشَىْءٍذَٰلِكَbuمِنbir lutfudurفَضْلِٱللَّهِAllah'ınعَلَيْنَاüzerimizeوَعَلَىve üzerineٱلنَّاسِinsanlarınوَلَٰكِنَّamaأَكْثَرَçoğuٱلنَّاسِinsanlarınلَاşükretmezlerيَشْكُرُونَ

"Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub'un dinine uydum. Bizim, Allah'a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz. Bu, bize ve insanlara Allah'ın bir lütfudur, fakat insanların çoğu şükretmezler."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰصَىٰحِبَىِٱلسِّجْنِzindanءَأَرْبَابٌtanrılar mı?مُّتَفَرِّقُونَçeşitliخَيْرٌdaha hayırlıdırأَمِyoksaٱللَّهُAllah (mı?)ٱلْوَٰحِدُtekٱلْقَهَّارُkahhar olan

"Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı ilahlar mı daha iyidir, yoksa mutlak hakimiyet sahibi olan tek Allah mı?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَاsiz tapmıyorsunuzتَعْبُدُونَمِنo'nu bırakıpدُونِهِۦٓإِلَّآbaşkasınaأَسْمَآءً(boş) isimlerdenسَمَّيْتُمُوهَآisimlendirdiğiأَنتُمْsizinوَءَابَآؤُكُمve atalarınızınمَّآindirmemiştirأَنزَلَٱللَّهُAllahبِهَاonlar hakkındaمِنhiçbirسُلْطَٰنٍإِنِyokturٱلْحُكْمُ(hiçbir) HükümإِلَّاdışındaلِلَّهِأَمَرَO emretmiştirأَلَّاtapmamanızıتَعْبُدُوٓا۟إِلَّآbaşkasınaإِيَّاهُذَٰلِكَişte budurٱلدِّينُdinٱلْقَيِّمُdoğruوَلَٰكِنَّamaأَكْثَرَçoğuٱلنَّاسِinsanlarınلَاbilmezlerيَعْلَمُونَ

"Siz Allah'ı bırakıp; sadece sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlere (düzmece ilahlara) tapıyorsunuz. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah'a aittir. O, kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. İşte en doğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰصَىٰحِبَىِٱلسِّجْنِzindanأَمَّآikinizden birinizأَحَدُكُمَافَيَسْقِىyine sunacakرَبَّهُۥefendisineخَمْرًاوَأَمَّاdiğeri iseٱلْءَاخَرُفَيُصْلَبُasılacakفَتَأْكُلُyiyecekٱلطَّيْرُkuşlarمِنonun başındanرَّأْسِهِۦقُضِىَkesinleşmiştirٱلْأَمْرُişٱلَّذِىhakkındaفِيهِتَسْتَفْتِيَانِsorduğunuz

"Ey zindan arkadaşlarım! (Rüyanızın yorumuna gelince,) biriniz efendisine şarap sunacak, diğeri ise asılacak ve kuşlar başından yiyecektir. Yorumunu sorduğunuz iş böylece kesinleşmiştir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَve dedi kiلِلَّذِىkişiyeظَنَّsandığıأَنَّهُۥonunنَاجٍkurtulacağınıمِّنْهُمَاo iki kişidenٱذْكُرْنِىbeni anعِندَyanındaرَبِّكَefendin(kralın)ınفَأَنسَىٰهُfakat ona unutturduٱلشَّيْطَٰنُşeytanذِكْرَsöylemeyiرَبِّهِۦefendisineفَلَبِثَ(böylece) kaldıفِىzindandaٱلسِّجْنِبِضْعَbirkaçسِنِينَyıl

Yusuf, onlardan kurtulacağını düşündüğü kişiye, "Efendinin yanında beni an", dedi. Fakat şeytan onu efendisine hatırlatmayı unutturdu da bu yüzden o, birkaç yıl daha zindanda kaldı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَve dedi kiٱلْمَلِكُKralإِنِّىٓşüphesiz benأَرَىٰ(düşümde) görüyorumسَبْعَyediبَقَرَٰتٍinekسِمَانٍsemizيَأْكُلُهُنَّbunları yiyorسَبْعٌyediعِجَافٌzayıf inekوَسَبْعَve yediسُنۢبُلَٰتٍbaşakخُضْرٍyeşilوَأُخَرَve diğerleri deيَابِسَٰتٍيَٰٓأَيُّهَاEyٱلْمَلَأُefendilerأَفْتُونِىbana anlatınفِىbu rü'yamıرُءْيَٰىَإِنeğerكُنتُمْsizلِلرُّءْيَاrü'yaتَعْبُرُونَta'bir ediyorsanız

Kral, "Ben rüyamda yedi semiz ineği, yedi zayıf ineğin yediğini; ayrıca yedi yeşil başak ve yedi de kuru başak görüyorum. Ey ileri gelenler! Eğer rüya yorumluyorsanız, rüyamı bana yorumlayın" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَdedi kiٱلَّذِىkurtulanıنَجَامِنْهُمَاiki kişidenوَٱدَّكَرَhatırladıبَعْدَsonraأُمَّةٍuzun bir süreأَنَا۠benأُنَبِّئُكُمsize haber veririmبِتَأْوِيلِهِۦonun yorumunuفَأَرْسِلُونِhemen beni gönderin

Zindandaki iki kişiden kurtulmuş olanı, nice zamandan sonra (Yusuf'u) hatırladı ve, "Ben size onun yorumunu haber veririm, hemen beni (zindana) gönderin" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يُوسُفُYusufأَيُّهَاeyٱلصِّدِّيقُçok doğru söyleyenأَفْتِنَاbize bilgi verفِىhakkındaسَبْعِyediبَقَرَٰتٍineğiسِمَانٍsemizيَأْكُلُهُنَّyiyorlarسَبْعٌyediعِجَافٌzayıf (inek)وَسَبْعِve yediسُنۢبُلَٰتٍbaşakخُضْرٍyeşilوَأُخَرَdiğeri deيَابِسَٰتٍkuruلَّعَلِّىٓumarım kiأَرْجِعُdönerimإِلَىinsanlaraٱلنَّاسِلَعَلَّهُمْonlar daيَعْلَمُونَbilirler

(Zindana varınca), "Yusuf! Ey doğru sözlü! Rüyada yedi semiz ineği yedi zayıf ineğin yemesi, bir de yedi yeşil başakla diğer yedi kuru başak hakkında bize yorum yap. Ümid ederim ki (vereceğin bilgi ile) insanlara dönerim de onlar da (senin değerini) bilirler" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَ(Yusuf) dedi kiتَزْرَعُونَsiz (ürünü) ekinسَبْعَyediسِنِينَyılدَأَبًاâdetiniz üzereفَمَاne kiحَصَدتُّمْbiçtinizفَذَرُوهُbırakın onuفِىbaşağındaسُنۢبُلِهِۦٓإِلَّاhariçقَلِيلًاaz bir mikdarمِّمَّاyiyeceğinizتَأْكُلُونَ

Yusuf dedi ki: "Yedi yıl adetiniz üzere ekin ekeceksiniz. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında bırakın."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ثُمَّsonraيَأْتِىgelirمِنۢardındanبَعْدِذَٰلِكَonunسَبْعٌyediشِدَادٌzorlu (yıl)يَأْكُلْنَyeyip bitirirمَاönceden (biriktirdiklerinizi)قَدَّمْتُمْلَهُنَّonlardanإِلَّاdışındaقَلِيلًاaz miktarمِّمَّاsakladığınızتُحْصِنُونَ

"Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecek, saklayacağınız az bir miktar hariç bu yıllar için biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ثُمَّsonraيَأْتِىgelirمِنۢardındanبَعْدِذَٰلِكَbununعَامٌbir yılفِيهِo (yılda)يُغَاثُbol yağmur verilirٱلنَّاسُinsanlaraوَفِيهِve o (yıl)يَعْصِرُونَ(insanlar meyve) sıkarlar

"Sonra bunun ardından insanların yağmura kavuşacağı bir yıl gelecek. O zaman (bol rızka kavuşup) şıra ve yağ sıkacaklar."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَdedi kiٱلْمَلِكُKralٱئْتُونِىbana getirinبِهِۦفَلَمَّاne zaman kiجَآءَهُgelince (Yusuf'a)ٱلرَّسُولُelçiقَالَdediٱرْجِعْdönإِلَىٰefendineرَبِّكَفَسْـَٔلْهُve ona sorمَاneydi?بَالُmaksadıٱلنِّسْوَةِkadınlarınٱلَّٰتِىkesenقَطَّعْنَأَيْدِيَهُنَّإِنَّşüphesizرَبِّىRabbimبِكَيْدِهِنَّonların tuzaklarınıعَلِيمٌbiliyor

Kral, "Onu bana getirin" dedi. Elçi, Yusuf'a gelince (Yusuf) dedi ki: "Efendine dön de, ellerini kesen o kadınların derdi ne idi, diye sor. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdediمَاneydi?خَطْبُكُنَّdurumunuzإِذْzamanرَٰوَدتُّنَّmurad almak istediğinizيُوسُفَYusuf'unعَنnefsindenنَّفْسِهِۦقُلْنَdediler kiحَٰشَhaşaلِلَّهِAllah içinمَاbiz bilmiyoruzعَلِمْنَاعَلَيْهِonunمِنhiçbirسُوٓءٍقَالَتِdediٱمْرَأَتُkarısı daٱلْعَزِيزِAziz'inٱلْـَٰٔنَişte şimdiحَصْحَصَyerini bulduٱلْحَقُّhakأَنَا۠benرَٰوَدتُّهُۥmurad almak istemiştimعَنonun nefsindenنَّفْسِهِۦوَإِنَّهُۥşüphesiz oلَمِنَdoğrulardandırٱلصَّٰدِقِينَ

Kral, kadınlara, "Yusuf'tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?" dedi. Kadınlar, "Haşa! Allah için, biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz" dediler. Aziz'in karısı ise, "Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ondan ben murad almak istedim. Şüphesiz Yusuf doğru söyleyenlerdendir" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ذَٰلِكَbu (sözlerim)لِيَعْلَمَbilmesi içindirأَنِّىbenimلَمْkendisine hainlik etmediğimiأَخُنْهُبِٱلْغَيْبِarkadanوَأَنَّve muhakkakٱللَّهَAllah'ınلَاbaşarıya ulaştırmayacağınıيَهْدِىكَيْدَtuzağınıٱلْخَآئِنِينَhainlerin

(Yusuf), "Benim böyle yapmam, Aziz'in; yokluğunda, benim kendisine hainlik etmediğimi ve Allah'ın, hainlerin tuzaklarını başarıya ulaştırmayacağını bilmesi içindi" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَآأُبَرِّئُنَفْسِىٓإِنَّçünküٱلنَّفْسَnefisلَأَمَّارَةٌۢdaima emredicidirبِٱلسُّوٓءِkötülüğüإِلَّاhariçمَاesirgediğiرَحِمَرَبِّىٓإِنَّşüphesizرَبِّىRabbimغَفُورٌbağışlayandırرَّحِيمٌesirgeyendir

"Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَdediٱلْمَلِكُKralٱئْتُونِىbana getirinبِهِۦٓonuأَسْتَخْلِصْهُonu özel (dost) yapayımلِنَفْسِىفَلَمَّاne zaman kiكَلَّمَهُۥonunla konuşuncaقَالَdedi kiإِنَّكَşüphesiz senٱلْيَوْمَbugünلَدَيْنَاyanımızdaمَكِينٌmevki sahibisinأَمِينٌgüvenilir(bir kimse)sin

Kral, "Onu bana getirin, onu özel olarak yanıma alayım", dedi. Onunla konuşunca dedi ki: "Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir bir kişisin."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَكَذَٰلِكَböyleceمَكَّنَّاbiz iktidar verdikلِيُوسُفَYusuf'aفِىo ülke'deٱلْأَرْضِيَتَبَوَّأُkonaklardıمِنْهَاoradaحَيْثُyerdeيَشَآءُنُصِيبُbiz ulaştırırızبِرَحْمَتِنَاrahmetimiziمَنkimseyeنَّشَآءُوَلَاzayi etmeyizنُضِيعُأَجْرَecriniٱلْمُحْسِنِينَgüzel davrananların

Böylece Yusuf'a, dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkan ve iktidar verdik. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükafatını zayi etmeyiz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَجَآءَve geldilerإِخْوَةُkardeşleriيُوسُفَYusuf'unفَدَخَلُوا۟girdilerعَلَيْهِonun yanınaفَعَرَفَهُمْo onları tanıdıوَهُمْfakat onlarلَهُۥonuمُنكِرُونَtanımıyorlardı

(Derken) Yusuf'un kardeşleri çıkageldiler ve yanına girdiler. Yusuf onları tanıdı, onlar ise Yusuf'u tanımıyorlardı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَمَّاve ne zaman kiجَهَّزَهُمyüklettiبِجَهَازِهِمْonların yükleriniقَالَdedi kiٱئْتُونِىbana getirinبِأَخٍkardeşiniziلَّكُمsizinمِّنْbabanızdan (olan)أَبِيكُمْأَلَاgörmüyor musunuz?تَرَوْنَأَنِّىٓbenأُوفِىtam yapıyorumٱلْكَيْلَölçüyüوَأَنَا۠ve benخَيْرُen iyisiyimٱلْمُنزِلِينَkonukseverlerin

Yusuf, onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: "Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَإِنeğerلَّمْbana getirmezsenizتَأْتُونِىبِهِۦonuفَلَاartık yokturكَيْلَölçecek bir şeyلَكُمْsizeعِندِىbenim yanımdaوَلَا(bir daha) bana yaklaşmayınتَقْرَبُونِ

"Eğer onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size verilecek tek ölçek (zahire) bile yoktur ve bir daha da bana yaklaşmayın."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَve dedi kiلِفِتْيَٰنِهِuşaklarınaٱجْعَلُوا۟koyun!بِضَٰعَتَهُمْonların sermayeleriniفِىiçineرِحَالِهِمْyüklerininلَعَلَّهُمْbelki onlarيَعْرِفُونَهَآbunun farkına varırlarإِذَاzamanٱنقَلَبُوٓا۟döndükleriإِلَىٰٓailelerineأَهْلِهِمْلَعَلَّهُمْbelki deيَرْجِعُونَgeri dönerler

Yusuf, adamlarına dedi ki: "Onların ödedikleri zahire bedellerini yüklerinin içine koyun. Umulur ki ailelerine varınca onu anlarlar da belki yine dönüp gelirler."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّاzamanرَجَعُوٓا۟döndükleriإِلَىٰٓbabalarınaأَبِيهِمْقَالُوا۟dediler kiيَٰٓأَبَانَاEy babamızمُنِعَmen'edildiمِنَّاbizdenٱلْكَيْلُölçüفَأَرْسِلْ(oyüzden) gönderمَعَنَآbizimle beraberأَخَانَاkardeşimiziنَكْتَلْölç(üp al)alımوَإِنَّاşüphesiz bizلَهُۥonuلَحَٰفِظُونَmutlaka koruruz

Onlar, babalarına döndüklerinde, "Ey babamız! Bize artık zahire verilmeyecek. Kardeşimizi (Bünyamin'i) bizimle gönder ki zahire alalım. Onu biz elbette koruruz" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdedi kiهَلْmi?ءَامَنُكُمْsize güveneyimعَلَيْهِonun hakkındaإِلَّاancakكَمَآgibiأَمِنتُكُمْsize güvendiğimعَلَىٰٓ(için)أَخِيهِkardeşiمِنdaha önceقَبْلُفَٱللَّهُAllah'tırخَيْرٌen iyiحَٰفِظًاوَهُوَve Oأَرْحَمُen merhametlisidirٱلرَّٰحِمِينَmerhametlilerin

Yakub onlara, "Onun hakkında size ancak, daha önce kardeşi hakkında güvendiğim kadar güvenebilirim! Allah en iyi koruyandır ve O, merhametlilerin en merhametlisidir" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَمَّاne zaman kiفَتَحُوا۟açtılarمَتَٰعَهُمْ(zahire) yükleriniوَجَدُوا۟buldularبِضَٰعَتَهُمْsermayeleriniرُدَّتْgeri verilmişإِلَيْهِمْقَالُوا۟dediler kiيَٰٓأَبَانَاEy babamızمَاdaha ne?نَبْغِىهَٰذِهِۦişteبِضَٰعَتُنَاsermayemizرُدَّتْgeri verilmişإِلَيْنَاوَنَمِيرُyine yiyecek getiririzأَهْلَنَاailemizeوَنَحْفَظُve koruruzأَخَانَاkardeşimiziوَنَزْدَادُve fazla alırızكَيْلَyüküبَعِيرٍذَٰلِكَbuكَيْلٌbir ölçüdürيَسِيرٌaz

Yüklerini açıp zahire bedellerinin kendilerine geri verildiğini gördüler. "Ey babamız! Daha ne isteriz? İşte ödediğimiz bedeller de bize geri verilmiş. Onunla yine ailemize yiyecek getirir, kardeşimizi korur ve bir deve yükü zahire de fazladan alırız. Çünkü bu getirdiğimiz az bir zahiredir" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdedi kiلَنْonu asla göndermemأُرْسِلَهُۥمَعَكُمْsizinleحَتَّىٰkadarتُؤْتُونِsiz bana verinceyeمَوْثِقًاsağlam bir sözمِّنَAllah adınaٱللَّهِلَتَأْتُنَّنِىbana getireceğinizeبِهِۦٓonuإِلَّآdışındaأَنkuşatılıp engellenmenizيُحَاطَبِكُمْفَلَمَّآne zaman kiءَاتَوْهُverdilerمَوْثِقَهُمْsözleriniقَالَdediٱللَّهُAllahعَلَىٰüzerineمَاşeyنَقُولُsöylediğimizوَكِيلٌvekildir

Babaları, "Kuşatılıp çaresiz durumda kalmanız hariç, onu bana geri getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe, onu sizinle göndermeyeceğim" dedi. Ona güvencelerini verdiklerinde, "Allah söylediklerimize vekildir" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَve dedi kiيَٰبَنِىَّey oğullarımلَاgirmeyinتَدْخُلُوا۟مِنۢkapıdanبَابٍوَٰحِدٍbirوَٱدْخُلُوا۟(fakat) girinمِنْkapılardanأَبْوَٰبٍمُّتَفَرِّقَةٍوَمَآveأُغْنِىsavamamعَنكُمsizdenمِّنَAllah'tan gelecekٱللَّهِمِنhiçbirشَىْءٍإِنِyokturٱلْحُكْمُ(hiçbir) HükümإِلَّاdışındaلِلَّهِعَلَيْهِO'naتَوَكَّلْتُوَعَلَيْهِve O'naفَلْيَتَوَكَّلِtevekkül etsinlerٱلْمُتَوَكِّلُونَtevekkül edenler

Sonra da, "Ey oğullarım! Bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah'tan gelecek hiçbir şeyi sizden uzaklaştıramam. Hüküm ancak Allah'ındır. Ben O'na tevekkül ettim. Tevekkül edenler de yalnız O'na tevekkül etsinler" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَمَّاne zaman kiدَخَلُوا۟girdilerمِنْyerdenحَيْثُأَمَرَهُمْemrettiğiأَبُوهُمbabalarınınمَّاidiكَانَيُغْنِىsavamazعَنْهُمonlardanمِّنَAllah-tan (gelecek)ٱللَّهِAllahمِنhiçbirشَىْءٍşeyiإِلَّاama sadeceحَاجَةًbir dileğiفِىiçindekiنَفْسِnefsiيَعْقُوبَYa'kub'unقَضَىٰهَاوَإِنَّهُۥşüphesiz Oلَذُوsahibi idiعِلْمٍbilgiلِّمَاötürüعَلَّمْنَٰهُona öğrettiğimizdenوَلَٰكِنَّfakatأَكْثَرَçoğuٱلنَّاسِinsanlarınلَاbilmezlerيَعْلَمُونَ

Babalarının emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu, Allah'tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi. Sadece Yakub, içindeki bir dileği ortaya koymuş oldu. Şüphesiz o, biz kendisine öğrettiğimiz için bilgi sahibidir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَمَّاne zaman kiدَخَلُوا۟girinceعَلَىٰhuzurunaيُوسُفَYusuf'unءَاوَىٰٓaldıإِلَيْهِyanınaأَخَاهُقَالَdediإِنِّىٓgerçekten benأَنَا۠benأَخُوكَsenin kardeşinimفَلَاüzülmeتَبْتَئِسْبِمَاsebebiyleكَانُوا۟onların yaptıklarıيَعْمَلُونَ

Yusuf'un huzuruna girdiklerinde; o, kardeşi Bünyamin'i yanına bağrına bastı ve (gizlice) "Haberin olsun ben senin kardeşinim, artık onların yaptıklarına üzülme" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّاne zaman kiجَهَّزَهُمhazırlatırkenبِجَهَازِهِمْonların yükleriniجَعَلَkoyduٱلسِّقَايَةَsu tasınıفِىiçineرَحْلِyükününأَخِيهِkardeşininثُمَّsonraأَذَّنَseslendiمُؤَذِّنٌbir tellalأَيَّتُهَاEyٱلْعِيرُkervanإِنَّكُمْşüphesiz sizلَسَٰرِقُونَhırsızsınız

Yusuf, onların yüklerini hazırlatırken su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. Sonra da bir çağırıcı şöyle seslendi: "Ey kervancılar! Siz hırsızsınız."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dediler kiنَفْقِدُkaybettikصُوَاعَsu tasınıٱلْمَلِكِKralınوَلِمَنkimseyeجَآءَve getirenبِهِۦonuحِمْلُyükü (mükafat) varبَعِيرٍbir deveوَأَنَا۠ve benبِهِۦbunaزَعِيمٌkefilim

Onlar, "Hükümdar'ın su kabını yitirdik. Onu getirene bir deve yükü ödül var. Ben buna kefilim" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dedilerتَٱللَّهِAllah'a and olsunلَقَدْelbetteعَلِمْتُمsiz de bilmişsinizdir kiمَّاbiz gelmedikجِئْنَالِنُفْسِدَbozgunculuk yapmak içinفِىbu yereٱلْأَرْضِوَمَاveكُنَّاdeğilizسَٰرِقِينَhırsız

Dediler ki: "Allah'a andolsun, siz de biliyorsunuz ki biz bu ülkede fesat çıkarmaya gelmedik, hırsız da değiliz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dedilerجَزَٰٓؤُهُۥcezasıمَنkiminوُجِدَbulunursaفِىyükündeرَحْلِهِۦفَهُوَişte oجَزَٰٓؤُهُۥكَذَٰلِكَböyleceنَجْزِىbiz cezalandırırızٱلظَّٰلِمِينَhaksızları

Onlar da: "Cezası, su kabı kimin yükünde bulunursa, o kimsenin kendisi(nin alıkonması) onun cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَبَدَأَ(aramağa) başladıبِأَوْعِيَتِهِمْonların yükleriniقَبْلَönceوِعَآءِyükündenأَخِيهِkardeşininثُمَّsonraٱسْتَخْرَجَهَا(tası) çıkardıمِنyükündenوِعَآءِأَخِيهِكَذَٰلِكَişte böyleكِدْنَاbir çare öğrettikلِيُوسُفَمَاidiكَانَلِيَأْخُذَyoksa alamazأَخَاهُkardeşiniفِىgöreدِينِdini(kanunu)naٱلْمَلِكِkralınإِلَّآdışındaأَنeğerيَشَآءَdilemesiٱللَّهُنَرْفَعُbiz yükseltirizدَرَجَٰتٍderecelerleمَّنkimseyiنَّشَآءُوَفَوْقَve üstünde (vardır)كُلِّherذِىsahibininعِلْمٍbilgiعَلِيمٌdaha bir bilen

Bunun üzerine Yusuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. İşte biz Yusuf'a böyle bir plan öğrettik. Yoksa kralın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı. Ancak Allah'ın dilemesi başka. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوٓا۟إِنeğerيَسْرِقْçaldıysaفَقَدْelbetteسَرَقَçalmıştıأَخٌkardeşi deلَّهُۥonunمِنbundan önceقَبْلُفَأَسَرَّهَاbunu sakladıيُوسُفُYusufفِىiçindeنَفْسِهِۦوَلَمْaçmadıيُبْدِهَالَهُمْقَالَdediأَنتُمْsizشَرٌّfenaمَّكَانًاوَٱللَّهُve Allahأَعْلَمُçok iyi biliyorبِمَا(içyüzünü)تَصِفُونَanlattığınızın

Dediler ki: "Eğer o çalmışsa, daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı." Yusuf, bunu içinde sakladı ve onlara belli etmedi. İçinden, "Siz kötü bir durumdasınız; anlattığınızı Allah çok daha iyi biliyor" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dediler kiيَٰٓأَيُّهَاEyٱلْعَزِيزُvezirإِنَّşüphesizلَهُۥٓonun vardırأَبًاbabasıشَيْخًاbir ihtiyarكَبِيرًاbüyükفَخُذْo yüzden alأَحَدَنَا(bizden) birimiziمَكَانَهُۥٓإِنَّاdoğrusu bizنَرَىٰكَseni görüyoruzمِنَiyilik edenlerdenٱلْمُحْسِنِينَ

Onlar, Yusuf'a: "Ey güçlü vezir! Bunun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine bizden birini alıkoy. Şüphesiz biz senin iyilik edenlerden olduğunu görüyoruz" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdediمَعَاذَsığınırızٱللَّهِAllah'aأَنalmaktanنَّأْخُذَإِلَّاbaşkasınıمَنkimsedenوَجَدْنَاbulduğumuzمَتَٰعَنَاeşyamızıعِندَهُۥٓyanındaإِنَّآyoksa bizإِذًاo zamanلَّظَٰلِمُونَzulmedenler (oluruz)

Yusuf, "Malımızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını tutmaktan Allah'a sığınırız. Şüphesiz biz o takdirde zulmetmiş oluruz" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّاne zaman kiٱسْتَيْـَٔسُوا۟umudu kesinceمِنْهُondanخَلَصُوا۟(bir kenara) çekildilerنَجِيًّاقَالَdedi kiكَبِيرُهُمْbüyükleriأَلَمْbilmiyor musunuz?تَعْلَمُوٓا۟أَنَّkiأَبَاكُمْbabanızقَدْmuhakkakأَخَذَaldıعَلَيْكُمsizdenمَّوْثِقًاkesin sözمِّنَ(adına)ٱللَّهِAllahوَمِنveقَبْلُdaha önceمَاişlediğinizفَرَّطتُمْkusurunuzفِىhakkındaيُوسُفَفَلَنْaslaأَبْرَحَayrılmayacağımٱلْأَرْضَbu yerdenحَتَّىٰkadarيَأْذَنَizin verinceyeلِىٓbanaأَبِىٓbabamأَوْyahutيَحْكُمَhükmedinceyeٱللَّهُAllahلِىوَهُوَve Oخَيْرُen iyisidirٱلْحَٰكِمِينَhükmedenlerin

Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: "Babanızın Allah adına sizden söz aldığını, daha önce de Yusuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, hakkımda hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱرْجِعُوٓا۟dönünإِلَىٰٓbabanızaأَبِيكُمْفَقُولُوا۟deyin kiيَٰٓأَبَانَآEy babamızإِنَّşüphesizٱبْنَكَoğlunسَرَقَhırsızlık ettiوَمَاdeğilizشَهِدْنَآbiz şahidإِلَّاdışındakineبِمَاşeyinعَلِمْنَاbildiğimizوَمَاveكُنَّاbiz değilizلِلْغَيْبِgaybınحَٰفِظِينَmuhafızları

"Siz babanıza dönün ve deyin ki: "Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti, biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı (oğlunun hırsızlık edeceğini) bilemezdik."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَسْـَٔلِ(istersen) sorٱلْقَرْيَةَkenteٱلَّتِىbulunduğumuzكُنَّافِيهَاİçindeوَٱلْعِيرَve kervanaٱلَّتِىٓgeldiğimizأَقْبَلْنَافِيهَاوَإِنَّاve bizلَصَٰدِقُونَdoğru söylüyoruz

"Bulunduğumuz kent halkına ve aralarında olduğumuz kervana da sor. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdediبَلْherhaldeسَوَّلَتْsüslediلَكُمْsizeأَنفُسُكُمْnefislerinizأَمْرًافَصَبْرٌartık sabretmek gerekجَمِيلٌعَسَىbelki deٱللَّهُAllahأَنbana getirirيَأْتِيَنِىبِهِمْonlarınجَمِيعًاإِنَّهُۥçünkü oهُوَOٱلْعَلِيمُbilendirٱلْحَكِيمُherşeyi hikmetle yapandır

Yakub, "Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَتَوَلَّىٰve yüzünü çevirdiعَنْهُمْonlardanوَقَالَve dediيَٰٓأَسَفَىٰEy kederimعَلَىٰüzerindekiيُوسُفَYusufوَٱبْيَضَّتْve ağardıعَيْنَاهُgözleriمِنَkederdenٱلْحُزْنِفَهُوَOكَظِيمٌyutkunuyordu

Onlardan yüz çevirdi ve, "Vah! Yusuf'a vah!" dedi ve üzüntüden iki gözüne ak düştü. O artık acısını içinde saklıyordu.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dediler kiتَٱللَّهِVallahiتَفْتَؤُا۟sen hâlâتَذْكُرُanıyorsunيُوسُفَYusuf'uحَتَّىٰsonundaتَكُونَolacaksınحَرَضًاhastaأَوْyahutتَكُونَolacaksınمِنَhelak olanlardanٱلْهَٰلِكِينَ

Oğulları, "Allah'a yemin ederiz ki, sen hala Yusuf'u anıp duruyorsun. Sonunda üzüntüden eriyip gideceksin veya helak olacaksın" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdediإِنَّمَآşüphesiz benأَشْكُوا۟arz ederimبَثِّىüzüntümüوَحُزْنِىٓve tasamıإِلَىyalnızٱللَّهِAllah'aوَأَعْلَمُve bilirimمِنَtarafındanٱللَّهِAllahمَاşeyleriلَاsizin bilmediğinizتَعْلَمُونَ

Yakub, "Ben tasa ve üzüntümü ancak Allah'a arz ederim. Ben, Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰبَنِىَّey oğullarımٱذْهَبُوا۟gidinفَتَحَسَّسُوا۟araştırınمِنYusuf'uيُوسُفَوَأَخِيهِve kardeşiniوَلَاumut kesmeyinتَا۟يْـَٔسُوا۟مِنrahmetindenرَّوْحِٱللَّهِإِنَّهُۥziraلَاumut kesmezيَا۟يْـَٔسُمِنrahmetindenرَّوْحِٱللَّهِAllah'ınإِلَّاbaşkasıٱلْقَوْمُkavimdenٱلْكَٰفِرُونَkafir

"Ey oğullarım! Gidin Yusuf'u ve kardeşini araştırın. Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden ümidini kesmez."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّاböyleceدَخَلُوا۟girdiklerindeعَلَيْهِonun huzurunaقَالُوا۟dediler kiيَٰٓأَيُّهَاEyٱلْعَزِيزُvezirمَسَّنَاbize dokunduوَأَهْلَنَاve çocuklarımızaٱلضُّرُّdarlıkوَجِئْنَاve geldikبِبِضَٰعَةٍbir sermaye ileمُّزْجَىٰةٍdeğersizفَأَوْفِtam verلَنَاbizeٱلْكَيْلَölçyüوَتَصَدَّقْve tasadduk eyleعَلَيْنَآإِنَّçünküٱللَّهَAllahيَجْزِىmükafatlandırırٱلْمُتَصَدِّقِينَtasadduk edenleri

Bunun üzerine (Mısır'a dönüp) Yusuf'un yanına girdiklerinde, "Ey güçlü vezir! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu. Değersiz bir sermaye ile geldik. Zahiremizi tam ölç, ayrıca bize sadaka ver. Şüphesiz Allah, sadaka verenleri mükafatlandırır" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوٓا۟dedilerأَءِنَّكَyoksa sen misin?لَأَنتَsenيُوسُفُقَالَdediأَنَا۠benيُوسُفُYusuf'umوَهَٰذَآve bu daأَخِىقَدْmuhakkakمَنَّlutfettiٱللَّهُAllahعَلَيْنَآإِنَّهُۥdoğrusu oمَنkimيَتَّقِkorkarsaوَيَصْبِرْve sabrederseفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَاzayi etmezيُضِيعُأَجْرَecriniٱلْمُحْسِنِينَiyilik edenlerin

Kardeşleri, "Yoksa sen, sen Yusuf musun?" dediler. O da, "Ben Yusuf'um, bu da kardeşim. Allah, bize iyilikte bulundu. Çünkü, kim kötülükten sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah iyilik yapanların mükafatını zayi etmez" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdediلَاyokturتَثْرِيبَkınamaعَلَيْكُمُsizeٱلْيَوْمَيَغْفِرُbağışlarٱللَّهُAllahلَكُمْوَهُوَve Oأَرْحَمُen merhametlisidirٱلرَّٰحِمِينَmerhametlilerin

Yusuf dedi ki: "Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱذْهَبُوا۟götürünبِقَمِيصِىbenim gömleğimiهَٰذَاşuفَأَلْقُوهُkoyunعَلَىٰüzerineوَجْهِyüzüأَبِىbabamınيَأْتِbaşlasınبَصِيرًاgörmeyeوَأْتُونِىve bana gelinبِأَهْلِكُمْailenizle birlikteأَجْمَعِينَbütün

Bu gömleğimi götürün de babamın yüzüne koyun ki, gözleri açılsın ve bütün ailenizi bana getirin" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَمَّاne zaman kiفَصَلَتِayrılıncaٱلْعِيرُkervanقَالَdedi kiأَبُوهُمْbabalarıإِنِّىbenلَأَجِدُalıyorumرِيحَkokusunuيُوسُفَلَوْلَآeğerأَنbana bunak demezsenizتُفَنِّدُونِ

Kervan (Mısır'dan) ayrılınca babaları, "Bana bunak demezseniz, şüphesiz ben Yusuf'un kokusunu alıyorum" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّآzamanأَنgeldiğiجَآءَٱلْبَشِيرُmüjdeciأَلْقَىٰهُkoyuncaعَلَىٰüzerineوَجْهِهِۦyüzüفَٱرْتَدَّderhalبَصِيرًاقَالَdedi kiأَلَمْdemedim mi?أَقُللَّكُمْsizeإِنِّىٓelbett benأَعْلَمُbilirimمِنَAllahtanٱللَّهِمَاşeyleriلَاsizin bilmediğinizتَعْلَمُونَ

Müjdeci gelip gömleği Yakub'un yüzüne koyunca gözleri açılıverdi. Yakub, "Ben size, Allah tarafından, sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim demedim mi?" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dedilerيَٰٓأَبَانَاEy babamızٱسْتَغْفِرْbağışlanmasını dileلَنَاbizimذُنُوبَنَآgünahlarımızınإِنَّاgerçekten bizكُنَّاgünah işledikخَٰطِـِٔينَ

Oğulları, "Ey babamız! Allah'tan suçlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten suçlu idik" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdediسَوْفَ(şimdi)أَسْتَغْفِرُmağfiret dileyeceğimلَكُمْsizin içinرَبِّىٓإِنَّهُۥşüphesiz OهُوَOٱلْغَفُورُbağışlayandırٱلرَّحِيمُesirgeyendir

Yakub, "Rabbimden sizin bağışlanmanızı dileyeceğim. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّاnihayet;دَخَلُوا۟vardıklarındaعَلَىٰyanınaيُوسُفَYusuf'unءَاوَىٰٓçekip kucakladıإِلَيْهِkendineأَبَوَيْهِana-babasınıوَقَالَve dediٱدْخُلُوا۟girinمِصْرَMısır'aإِنdileğiyleشَآءَٱللَّهُAllah'ınءَامِنِينَgüven içinde

(Mısır'a gidip) Yusuf'un huzuruna girdiklerinde; Yusuf ana babasını bağrına bastı ve "Allah'ın iradesi ile güven içinde Mısır'a girin" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَرَفَعَve çıkardıأَبَوَيْهِana-babasınıعَلَىüstüneٱلْعَرْشِtahtınوَخَرُّوا۟ve hepsi kapandılarلَهُۥonun içinسُجَّدًاوَقَالَve dediيَٰٓأَبَتِey babacığımهَٰذَاişte buتَأْوِيلُyorumudurرُءْيَٰىَrü'yanınمِنöncekiقَبْلُقَدْmuhakkakجَعَلَهَاonu yaptıرَبِّىRabbimحَقًّاوَقَدْve gerçektenأَحْسَنَiyilik ettiبِىٓbanaإِذْziraأَخْرَجَنِىbeni çıkardıمِنَzindandanٱلسِّجْنِوَجَآءَve getirdiبِكُمsizi deمِّنَçöldenٱلْبَدْوِمِنۢsonraبَعْدِأَنfitne soktuktanنَّزَغَٱلشَّيْطَٰنُşeytanبَيْنِىaramızaوَبَيْنَve arasınaإِخْوَتِىٓإِنَّgerçektenرَبِّىRabbimلَطِيفٌçok ince düzenlerلِّمَاşeyiيَشَآءُإِنَّهُۥşüphesiz OهُوَOٱلْعَلِيمُbilendirٱلْحَكِيمُher şeyi yerli yerince yapandır

Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. Hepsi ona (Yusuf'a) saygı ile eğildiler. Yusuf dedi ki: "Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra; Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi çölden getirerek bana çok iyilikte bulundu. Şüphesiz Rabbim, dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
رَبِّقَدْgerçektenءَاتَيْتَنِىbana verdinمِنَmülkٱلْمُلْكِوَعَلَّمْتَنِىve bana öğrettinمِنyorumunuتَأْوِيلِٱلْأَحَادِيثِفَاطِرَyaratıcısıٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلْأَرْضِve yerinأَنتَsensinوَلِىِّۦbenim velimفِىdünyadaٱلدُّنْيَاوَٱلْءَاخِرَةِتَوَفَّنِىbeni öldürمُسْلِمًاmüslüman olarakوَأَلْحِقْنِىve beni katبِٱلصَّٰلِحِينَiyilere

Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. Benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ذَٰلِكَbuمِنْhaberlerindendirأَنۢبَآءِٱلْغَيْبِgaybنُوحِيهِvahyettiğimizإِلَيْكَوَمَاdeğildinكُنتَsenلَدَيْهِمْonların yanındaإِذْzamanأَجْمَعُوٓا۟toplandıklarıأَمْرَهُمْyapacakları işleri içinوَهُمْve onlarيَمْكُرُونَtuzak kurarlarken

İşte bu (kıssa), gayb haberlerindendir. Onu sana biz vahiy yolu ile bildiriyoruz. Yoksa onlar tuzak kurarak işlerine karar verdikleri zaman sen onların yanında değildin.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاsen istemiyorsunتَسْـَٔلُهُمْعَلَيْهِbuna karşılıkمِنْbirأَجْرٍإِنْOهُوَإِلَّاsadeceذِكْرٌbir öğüttürلِّلْعَٰلَمِينَbütün alemler için

Halbuki sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun. O (Kur'an) alemler içinde ancak bir öğüttür.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَكَأَيِّنnice var kiمِّنْayet(ler)ءَايَةٍفِىgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِوَٱلْأَرْضِve yerdeيَمُرُّونَuğrarlar daعَلَيْهَاyanlarınaوَهُمْve onlarعَنْهَاondanمُعْرِضُونَyüzlerini çevirirler

Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki yanlarına uğrarlar da onlardan yüzlerini çevirerek geçerler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَفَأَمِنُوٓا۟onlar emin midirler?أَنkendilerine gelmeyeceğindenتَأْتِيَهُمْغَٰشِيَةٌsargın bir belanınمِّنْazabındanعَذَابِٱللَّهِAlah'ınأَوْveyaتَأْتِيَهُمُkendilerine gelmeyeceğindenٱلسَّاعَةُO sa'atinبَغْتَةًansızınوَهُمْve onlarلَاhiçيَشْعُرُونَfarkında değillerken

Yoksa Allah tarafından kendilerini kuşatacak bir azabın gelmeyeceğinden veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın gelip çatmayacağından emin mi oldular?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiهَٰذِهِۦişte budurسَبِيلِىٓbenim yolumأَدْعُوٓا۟da'vet ederimإِلَىAllah'aٱللَّهِعَلَىٰbasiretleبَصِيرَةٍأَنَا۠benوَمَنِve kimselerٱتَّبَعَنِىوَسُبْحَٰنَve şanı yücedirٱللَّهِAllah'ınوَمَآve değilimأَنَا۠benمِنَortak koşanlardanٱلْمُشْرِكِينَ

De ki: "İşte bu benim yolumdur. Ben ve bana uyanlar bilerek Allah'a çağırırız. Allah'ın şanı yücedir. Ben, Allah'a ortak koşanlardan değilim."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَآgöndermedikأَرْسَلْنَامِنsenden önceقَبْلِكَإِلَّاbaşkaرِجَالًاerkeklerdenنُّوحِىٓvahyettiğimizإِلَيْهِمkendilerineمِّنْhalkındanأَهْلِٱلْقُرَىٰٓأَفَلَمْhiç gezmediler mi?يَسِيرُوا۟فِىyeryüzündeٱلْأَرْضِفَيَنظُرُوا۟görsünlerكَيْفَnasılكَانَolduğunuعَٰقِبَةُsonununٱلَّذِينَkimselerinمِنkendilerinden öncekiقَبْلِهِمْوَلَدَارُve yurduٱلْءَاخِرَةِخَيْرٌdaha iyidirلِّلَّذِينَkorunanlar içinٱتَّقَوْا۟أَفَلَاaklınızı kullanmıyor musunuz?تَعْقِلُونَ

Biz senden önce de, memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Elbette ahiret yurdu Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. Hala aklınızı kullanmıyor musunuz?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
حَتَّىٰٓhattaإِذَاne zaman kiٱسْتَيْـَٔسَumutlarını kestilerٱلرُّسُلُelçilerوَظَنُّوٓا۟ve sandılarأَنَّهُمْkendilerininقَدْgerçektenكُذِبُوا۟yalanlandıklarınıجَآءَهُمْonlara geldiنَصْرُنَاyardımımızفَنُجِّىَve kurtarıldıمَنkimselerنَّشَآءُوَلَاaslaيُرَدُّgeri çevrilmezبَأْسُنَاazabımızعَنِtopluluğundanٱلْقَوْمِٱلْمُجْرِمِينَsuçlular

Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hale gelip yalanlandıklarını düşündükleri sırada, onlara yardımımız geldi de, böylece dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirildi. Azabımız ise, suçlular topluluğundan geri çevrilemez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَقَدْelbetteكَانَvardırفِىقَصَصِهِمْonların hikayelerindeعِبْرَةٌibretلِّأُو۟لِىsahipleri içinٱلْأَلْبَٰبِمَا(bu) değildirكَانَحَدِيثًاbir sözيُفْتَرَىٰuydurulacakوَلَٰكِنancakتَصْدِيقَdoğrulanmasıdırٱلَّذِىkimseninبَيْنَkendinden öncekininيَدَيْهِوَتَفْصِيلَve açıklamasıdırكُلِّherشَىْءٍşeyinوَهُدًىve bir hidayettirوَرَحْمَةًve rahmettirلِّقَوْمٍtoplumlar içinيُؤْمِنُونَinanan

Andolsun ki, onların kıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır. Kur'an, uydurulabilecek bir söz değildir. Fakat kendinden öncekileri tasdik eden, her şeyi ayrı ayrı açıklayan ve inanan bir toplum için de bir yol gösterici ve bir rahmettir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi