KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

17. SURE · 111 AYET · 1556 KELİME

İsrâ

الإسراء

Kelime bağlantısı sözlüğe, İncele düğmesi dil bilgisi ve açıklamalara açılır.

سُبْحَٰنَeksiklikten uzaktırٱلَّذِىٓO (Allah) kiأَسْرَىٰyürüttüبِعَبْدِهِۦkulunuلَيْلًاgecenin bir vaktindeمِّنَMescid-iٱلْمَسْجِدِٱلْحَرَامِHaram'danإِلَىMescid-iٱلْمَسْجِدِٱلْأَقْصَاAksa'yaٱلَّذِىöyle kiبَٰرَكْنَاbereketli kıldığımızحَوْلَهُۥçevresiniلِنُرِيَهُۥkendisine göstermemiz içinمِنْbir bölümünüءَايَٰتِنَآإِنَّهُۥgerçektenهُوَOٱلسَّمِيعُişitendirٱلْبَصِيرُgörendir

Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَءَاتَيْنَاve biz verdikمُوسَىMusa'yaٱلْكِتَٰبَKitabıوَجَعَلْنَٰهُve onu yaptıkهُدًىbir kılavuzلِّبَنِىٓoğullarınaإِسْرَٰٓءِيلَİsrailأَلَّاdiyeتَتَّخِذُوا۟edinmeyinمِنbenden başkaدُونِىوَكِيلًاbir vekil

Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik ve onu, "Benden başkasını vekil edinmeyin" diyerek, İsrailoğullarına bir rehber yaptık.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَضَيْنَآve şu hükmü verdikإِلَىٰoğullarınaبَنِىٓإِسْرَٰٓءِيلَİsrailفِىKitaptaٱلْكِتَٰبِلَتُفْسِدُنَّbozgunculuk yapacaksınızفِىo ülkedeٱلْأَرْضِمَرَّتَيْنِiki kezوَلَتَعْلُنَّve çok böbürleneceksinizعُلُوًّاbüyüklenme ileكَبِيرًاkibirli

Biz, Kitap'ta (Tevrat'ta) İsrailoğullarına, "Yeryüzünde muhakkak iki defa bozgunculuk yapacaksınız ve büyük bir kibre kapılarak böbürleneceksiniz" diye hükmettik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَإِذَاne zaman kiجَآءَgelinceوَعْدُzamanıأُولَىٰهُمَاbirincisininبَعَثْنَاgönderdikعَلَيْكُمْüzerinizeعِبَادًاkullarımızıلَّنَآbizimأُو۟لِىçok güçlüبَأْسٍçok güçlüشَدِيدٍçok güçlüفَجَاسُوا۟(sizi) araştırdılarخِلَٰلَaralarına giripٱلدِّيَارِوَكَانَidiوَعْدًاbir va'dمَّفْعُولًاyapılması gereken

Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. Bu, herhalde yerine gelmesi gereken bir va'd idi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ثُمَّsonraرَدَدْنَاverdikلَكُمُsizeٱلْكَرَّةَtekrarعَلَيْهِمْonları yenme imkanıوَأَمْدَدْنَٰكُمve sizi destekledikبِأَمْوَٰلٍmallarlaوَبَنِينَve oğullarlaوَجَعَلْنَٰكُمْve yaptık siziأَكْثَرَdaha çokنَفِيرًاsavaşçılarınızı

Sonra onlara karşı size tekrar egemenlik verdik. Mallar ve çocuklarla sizi güçlendirdik; sayınızı daha da çoğalttık.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنْeğerأَحْسَنتُمْiyilik edersenizأَحْسَنتُمْiyilik etmiş olursunuzلِأَنفُسِكُمْوَإِنْve eğerأَسَأْتُمْkötülük edersenizفَلَهَافَإِذَاne zaman kiجَآءَgelinceوَعْدُzamanıٱلْءَاخِرَةِلِيَسُۥٓـُٔوا۟kötü duruma soksunlar diyeوُجُوهَكُمْyüzleriniziوَلِيَدْخُلُوا۟ve girsinler diyeٱلْمَسْجِدَMescid'e (Kudüs'e)كَمَاgibiدَخَلُوهُgirdikleriأَوَّلَilkمَرَّةٍkezوَلِيُتَبِّرُوا۟ve mahvetsinler diyeمَاşeyleriعَلَوْا۟ele geçirdikleriتَتْبِيرًاhelak ederek

İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz, kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. İkinci bozgunculuğun zamanı gelince, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine mescide (Beyt-i Makdis'e) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi yerle bir etsinler diye (üzerinize yine düşmanlarınızı gönderdik.)

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
عَسَىٰbelkiرَبُّكُمْRabbinizأَنsize acırيَرْحَمَكُمْوَإِنْve eğerعُدتُّمْsiz dönersenizعُدْنَاوَجَعَلْنَاve yapmışızdırجَهَنَّمَcehennemiلِلْكَٰفِرِينَkafirler içinحَصِيرًاkuşatıcı

Umulur ki Rabbiniz size merhamet eder. Eğer yine eski duruma dönerseniz, biz de (cezaya) döneriz. Biz cehennemi kafirlere bir zindan yapmışızdır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّgerçektenهَٰذَاbuٱلْقُرْءَانَKur'anيَهْدِىyola iletirلِلَّتِىkiهِىَoأَقْوَمُen doğru olanaوَيُبَشِّرُve müjdelerٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlereٱلَّذِينَyapanيَعْمَلُونَٱلصَّٰلِحَٰتِiyi işlerأَنَّşüphesizلَهُمْkendileri için vardırأَجْرًاbir ecirكَبِيرًاbüyük

(9-10) Gerçekten bu Kur'an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü'minler için büyük bir mükafat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَنَّve şüphesizٱلَّذِينَkimselereلَاinanmayan(lara)يُؤْمِنُونَبِٱلْءَاخِرَةِأَعْتَدْنَاhazırlamışızdırلَهُمْonlaraعَذَابًاbir azabأَلِيمًاacıklı

(9-10) Gerçekten bu Kur'an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü'minler için büyük bir mükafat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَجَعَلْنَاve biz yaptıkٱلَّيْلَgeceyiوَٱلنَّهَارَve gündüzüءَايَتَيْنِفَمَحَوْنَآ(sonra) sildikءَايَةَayetiniٱلَّيْلِgeceninوَجَعَلْنَآve yaptıkءَايَةَayetiniٱلنَّهَارِgündüzمُبْصِرَةًaydınlatıcıلِّتَبْتَغُوا۟aramanız içinفَضْلًاlutfunuمِّنRabbinizinرَّبِّكُمْوَلِتَعْلَمُوا۟ve bilmeniz içinعَدَدَsayısınıٱلسِّنِينَyıllarınوَٱلْحِسَابَوَكُلَّherشَىْءٍşeyiفَصَّلْنَٰهُanlattıkتَفْصِيلًاaçık açık

Biz geceyi ve gündüzü (kudretimizi gösteren) iki alamet yaptık. Rabbinizden lütuf isteyesiniz, yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye gece alametini giderip gündüz alametini aydınlatıcı kıldık. İşte biz her şeyi açıkça anlattık.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَكُلَّherإِنسَٰنٍinsanınأَلْزَمْنَٰهُbağladıkطَٰٓئِرَهُۥkuşunu (kaderini)فِىboynunaعُنُقِهِۦوَنُخْرِجُve çıkarırızلَهُۥonun içinيَوْمَgünüٱلْقِيَٰمَةِkıyametكِتَٰبًاbir Kitapيَلْقَىٰهُbulacağıمَنشُورًاaçılmış olarak

Her insanın amelini boynuna yükledik. Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَّنِkimٱهْتَدَىٰhihayeti seçerseفَإِنَّمَاşüphesizيَهْتَدِىseçmiş olurلِنَفْسِهِۦوَمَنve kimضَلَّsaparsaفَإِنَّمَاşüphesizيَضِلُّsaparعَلَيْهَاوَلَاveتَزِرُtaşımazوَازِرَةٌhiçbir günahkarوِزْرَgünah yükünüأُخْرَىٰوَمَاveكُنَّاdeğilizمُعَذِّبِينَbiz azab edecekحَتَّىٰsüreceنَبْعَثَgöndermedikçeرَسُولًاelçi

Kim doğru yolu bulmuşsa, ancak kendisi için bulmuştur; kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. Hiçbir günahkar, başka bir günahkarın günah yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَآve zamanأَرَدْنَآbiz istediğimizأَنhelak etmekنُّهْلِكَقَرْيَةًbir kentiأَمَرْنَاemrederizمُتْرَفِيهَاonun varlıklılarınaفَفَسَقُوا۟kötü işler yaparlarفِيهَاoradaفَحَقَّböylece gerekli olurعَلَيْهَاonlaraٱلْقَوْلُ(azab) karar(ı)فَدَمَّرْنَٰهَاbiz de orayı yıkarızتَدْمِيرًاdarmadağın

Biz bir memleketi helak etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de onlar orada kötülük işlerler. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَكَمْve niceأَهْلَكْنَاhelak ettikمِنَkuşaklarıٱلْقُرُونِمِنۢsonraبَعْدِنُوحٍوَكَفَىٰve yeterبِرَبِّكَRabbinبِذُنُوبِgünahlarınıعِبَادِهِۦkullarınınخَبِيرًۢاhaber alıcıبَصِيرًاgörücü olarak

Nuh'tan sonra da nice nesilleri helak ettik. Kullarının günahlarını hakkıyla bilici ve görücü olarak Rabbin yeter.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَّنkimكَانَiseيُرِيدُistiyor (dünyayı)ٱلْعَاجِلَةَacele olanıعَجَّلْنَاçabucak veririzلَهُۥonaفِيهَاoradaمَاkadarنَشَآءُdilediğimizلِمَنkimseyeنُّرِيدُistediğimizثُمَّsonraجَعَلْنَا(yerini) yaparızلَهُۥonaجَهَنَّمَcehennemيَصْلَىٰهَاoraya girerمَذْمُومًاkınanmış olarakمَّدْحُورًاve kovulmuş olarak

Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona, (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra da cehennemi ona mekan yaparız. O, buraya kınanmış ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş olarak girer.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَنْve kim deأَرَادَisterseٱلْءَاخِرَةَوَسَعَىٰve çalışırsaلَهَاonaسَعْيَهَاyaraşır biçimdeوَهُوَve oمُؤْمِنٌinanarakفَأُو۟لَٰٓئِكَöylelerininكَانَçalışmalarınınسَعْيُهُممَّشْكُورًاkarşılığı verilir

Kim de mü'min olarak ahireti ister ve ona ulaşmak için gereği gibi çalışırsa, işte bunların çalışmalarının karşılığı verilir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
كُلًّاhepsineنُّمِدُّuzatırızهَٰٓؤُلَآءِonlara daوَهَٰٓؤُلَآءِve onlara daمِنْmükafatındanعَطَآءِرَبِّكَوَمَاveكَانَdeğildirعَطَآءُhediyesiرَبِّكَRabbininمَحْظُورًاkısıtlanmış

Rabbinin lütfundan her birine; onlara da, bunlara da veririz. Rabbinin lütfu (hiç kimseye) yasaklanmış değildir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱنظُرْbakكَيْفَnasılفَضَّلْنَاüstün yaptıkبَعْضَهُمْonların kiminiعَلَىٰüzerineبَعْضٍوَلَلْءَاخِرَةُأَكْبَرُdaha büyüktürدَرَجَٰتٍdereceler bakımındanوَأَكْبَرُve daha büyüktürتَفْضِيلًاüstünlük bakımından

Bak nasıl, onların kimini kimine üstün kıldık. Elbette ahiretteki dereceler daha büyüktür, üstünlükler daha büyüktür.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَّاaslaتَجْعَلْedinmeمَعَile beraberٱللَّهِAllahإِلَٰهًاbir tanrıءَاخَرَbaşkaفَتَقْعُدَsonra oturup kalırsınمَذْمُومًاkınanmış olarakمَّخْذُولًاve yalnız başına bırakılmış olarak

Allah ile birlikte başka bir tanrı edinme, yoksa kınanmış ve yalnızlığa itilmiş olarak kalırsın.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَضَىٰرَبُّكَRabbinأَلَّاtapmamanızıتَعْبُدُوٓا۟إِلَّآbaşkasınaإِيَّاهُkendisindenوَبِٱلْوَٰلِدَيْنِve anaya babayaإِحْسَٰنًاإِمَّاulaşırsaيَبْلُغَنَّعِندَكَsenin yanındaٱلْكِبَرَihtiyarlık çağınaأَحَدُهُمَآikisinden birisiأَوْyahutكِلَاهُمَاher ikisiفَلَاsakınتَقُلdemeلَّهُمَآonlaraأُفٍّÖf!وَلَاveتَنْهَرْهُمَاonları azarlamaوَقُلsöyleلَّهُمَاonlaraقَوْلًاbir sözكَرِيمًاgüzel

Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara "öf!" bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱخْفِضْve indirلَهُمَاonlaraجَنَاحَkanadınıٱلذُّلِّküçülmeمِنَdolayıٱلرَّحْمَةِacımadanوَقُلve dekiرَّبِّRabbimٱرْحَمْهُمَاsen de bunlara acıكَمَاbeni nasıl yetiştirdilerseرَبَّيَانِىصَغِيرًاküçükken

Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: "Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
رَّبُّكُمْRabbinizأَعْلَمُdaha iyi bilirبِمَاşeyleriفِىiçlerinizdekiنُفُوسِكُمْإِنeğerتَكُونُوا۟siz olursanızصَٰلِحِينَiyi kişilerفَإِنَّهُۥşüphesiz Oكَانَtevbe edenleriلِلْأَوَّٰبِينَغَفُورًاbağışlayandır

Rabbiniz, içinizde olanı en iyi bilendir. Eğer siz iyi kişiler olursanız, şunu bilin ki Allah tövbeye yönelenleri çok bağışlayandır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّçünküٱلْمُبَذِّرِينَsavurganlarكَانُوٓا۟olmuşlardırإِخْوَٰنَkardeşleriٱلشَّيَٰطِينِوَكَانَve iseٱلشَّيْطَٰنُşeytanلِرَبِّهِۦRabbine karşıكَفُورًاçok nankördür

Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِمَّاve eğerتُعْرِضَنَّyüz çevirecek olursanعَنْهُمُonlardanٱبْتِغَآءَbekleyerekرَحْمَةٍbir rahmetiمِّنRabbindenرَّبِّكَتَرْجُوهَاumduğunفَقُلbari söyleلَّهُمْonlaraقَوْلًاbir sözمَّيْسُورًاyumuşak

Eğer Rabbinden umduğun bir rahmeti istemek için onlardan yüz çevirecek olursan, o zaman onlara yumuşak bir söz söyle.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاve aslaتَجْعَلْyapmaيَدَكَel(ler)iniمَغْلُولَةًbağlanmışإِلَىٰboynunaعُنُقِكَوَلَاveتَبْسُطْهَاaçmaكُلَّtamamenٱلْبَسْطِaçarakفَتَقْعُدَsonra kalırsınمَلُومًاkınanmışمَّحْسُورًاhasret içinde

Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizرَبَّكَRabbinيَبْسُطُaçar (bol bol verir)ٱلرِّزْقَrızkıلِمَنkimseyeيَشَآءُdilediğiوَيَقْدِرُإِنَّهُۥçünkü Oكَانَkullarınıبِعِبَادِهِۦخَبِيرًۢاbilirبَصِيرًاgörür

Şüphesiz Rabbin, dilediğine rızkı bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Çünkü O, gerçekten kullarından haberdardır ve onları görmektedir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاöldürmeyinتَقْتُلُوٓا۟أَوْلَٰدَكُمْçocuklarınızıخَشْيَةَkorkusuylaإِمْلَٰقٍنَّحْنُbizنَرْزُقُهُمْsizi de besliyoruzوَإِيَّاكُمْإِنَّşüphesizقَتْلَهُمْonları öldürmekكَانَgünahtırخِطْـًٔاكَبِيرًاbüyük

Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da, sizi de biz rızıklandırırız. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاve aslaتَقْتُلُوا۟öldürmeyinٱلنَّفْسَcanıٱلَّتِىharam kıldığıحَرَّمَٱللَّهُAllah'ınإِلَّاhaksız yereبِٱلْحَقِّوَمَنve kimقُتِلَöldürülürseمَظْلُومًاhaksızlıklaفَقَدْmuhakkakجَعَلْنَاvermişizdirلِوَلِيِّهِۦonun velisineسُلْطَٰنًاbir yetkiفَلَاfakatيُسْرِفaşırı gitmesinفِّىöldürmedeٱلْقَتْلِإِنَّهُۥçünküكَانَkendisine yardım edilmiştirمَنصُورًا

Haklı bir sebep olmadıkça, Allah'ın, öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine yetki vermişizdir. Ancak o da (kısas yoluyla) öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Çünkü kendisine yardım edilmiştir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاve aslaتَقْرَبُوا۟yaklaşmayınمَالَmalınaٱلْيَتِيمِyetiminإِلَّاdışındaبِٱلَّتِىoهِىَأَحْسَنُen güzel tarzحَتَّىٰkadarيَبْلُغَerginlik çağınaأَشُدَّهُۥوَأَوْفُوا۟ve yerine getirinبِٱلْعَهْدِإِنَّçünküٱلْعَهْدَahd'denكَانَsorulacaktırمَسْـُٔولًا

Rüştüne erişinceye kadar, yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın, verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَوْفُوا۟tam yapınٱلْكَيْلَölçüyüإِذَاzamanكِلْتُمْölçtüğünüzوَزِنُوا۟tartınبِٱلْقِسْطَاسِterazi ileٱلْمُسْتَقِيمِذَٰلِكَbuخَيْرٌdaha iyidirوَأَحْسَنُve daha güzeldirتَأْوِيلًاsonuç bakımından

Ölçtüğünüzde ölçmeyi tam yapın, doğru terazi ile tartın. Bu daha hayırlı, sonuç bakımından daha güzeldir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاveتَقْفُardına düşmeمَاşeyinلَيْسَolmayanلَكَseninبِهِۦhakkındaعِلْمٌإِنَّçünküٱلسَّمْعَkulakوَٱلْبَصَرَve gözوَٱلْفُؤَادَve gönülكُلُّhepsiأُو۟لَٰٓئِكَbunlarınكَانَo(yaptığı)ndanعَنْهُمَسْـُٔولًاsorumludur

Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاveتَمْشِyürümeفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِمَرَحًاإِنَّكَçünkü senلَنyırtamazsınتَخْرِقَٱلْأَرْضَyeriوَلَنveتَبْلُغَerişemezsinٱلْجِبَالَdağlaraطُولًاboyca

Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ذَٰلِكَşunlarمِمَّآşeyndendirأَوْحَىٰٓvahyettiğiإِلَيْكَsanaرَبُّكَRabbininمِنَHikmettenٱلْحِكْمَةِوَلَاedinmeتَجْعَلْمَعَile bereberٱللَّهِAllahإِلَٰهًاtanrıءَاخَرَbaşkaفَتُلْقَىٰsonra atılırsınفِىcehennemeجَهَنَّمَمَلُومًاkınanmış olarakمَّدْحُورًاuzaklaştırılmış olarak

Bunlar, Rabbinin sana vahyettiği bazı hikmetlerdir. Allah ile birlikte başka ilah edinme. Sonra kınanmış ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş olarak cehenneme atılırsın.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَفَأَصْفَىٰكُمْsize seçti (öyle) mi?'رَبُّكُمRabbinizبِٱلْبَنِينَoğullarıوَٱتَّخَذَve edindi (kendisine)مِنَmeleklerdenٱلْمَلَٰٓئِكَةِإِنَٰثًاإِنَّكُمْgerçekten sizلَتَقُولُونَsöylüyorsunuzقَوْلًاbir sözعَظِيمًاbüyük (çok tehlikeli)

Rabbiniz erkek çocukları size seçip ayırdı da kendisine meleklerden kız çocukları mı edindi? Gerçekten çok büyük bir söz söylüyorsunuz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْandolsunصَرَّفْنَاbiz türlü biçimlerde anlattıkفِىbuهَٰذَاٱلْقُرْءَانِKur'an'daلِيَذَّكَّرُوا۟düşünüp anlasınlar diyeوَمَاfakat (bu)يَزِيدُهُمْartırmıyorإِلَّاbaşkasınıنُفُورًاnefretlerinden

Andolsun biz, onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur'an'da değişik biçimlerde açıkladık. Fakat bu, onların ancak kaçışlarını artırıyor.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلde kiلَّوْeğerكَانَolsaydıمَعَهُۥٓO'nunla beraberءَالِهَةٌtanrılarكَمَاgibiيَقُولُونَdedikleriإِذًاo zamanلَّٱبْتَغَوْا۟onlar da ararlardıإِلَىٰsahibineذِىٱلْعَرْشِArşınسَبِيلًاbir yol

De ki: "Eğer onların iddia ettiği gibi, Allah'la beraber (başka) ilahlar olsaydı, o zaman o ilahlar da Arş'ın sahibine ulaşmak için elbette bir yol ararlardı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
تُسَبِّحُtesbih ederlerلَهُO'nuٱلسَّمَٰوَٰتُgökٱلسَّبْعُyediوَٱلْأَرْضُve yeryüzüوَمَنve kimselerفِيهِنَّوَإِنve yokturمِّنhiçbirشَىْءٍşeyإِلَّاtesbih etmeyenيُسَبِّحُبِحَمْدِهِۦhamd ileوَلَٰكِنamaلَّاsiz anlamazsınızتَفْقَهُونَتَسْبِيحَهُمْإِنَّهُۥşüphesiz Oكَانَhalimdirحَلِيمًاغَفُورًاçok bağışlayandır

Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah'ı tespih ederler. Her şey O'nu hamd ile tespih eder. Ancak, siz onların tespihlerini anlamazsınız. O, halim'dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاve zamanقَرَأْتَokuduğunٱلْقُرْءَانَKur'anجَعَلْنَاçekerizبَيْنَكَseninle (aranıza)وَبَيْنَarasınaٱلَّذِينَkimselerinلَاinanmayan(ların)يُؤْمِنُونَبِٱلْءَاخِرَةِحِجَابًاbir perdeمَّسْتُورًاgizli

Kur'an okuduğunda, seninle ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَجَعَلْنَاve kılarız (koyarız)عَلَىٰüzerineقُلُوبِهِمْkableriأَكِنَّةًkabuklarأَنonu anlamalarına engel olacakيَفْقَهُوهُوَفِىٓveءَاذَانِهِمْkulaklarınaوَقْرًاوَإِذَاve zamanذَكَرْتَandığınرَبَّكَRabbiniفِىKur'an'daٱلْقُرْءَانِوَحْدَهُۥbirliğiniوَلَّوْا۟dönüpعَلَىٰٓarkalarınaأَدْبَٰرِهِمْنُفُورًاkaçarlar

Kur'an'ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Kur'an'da (ibadete layık ilah olarak) sadece Rabbini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
نَّحْنُbizأَعْلَمُgayet iyi biliyoruzبِمَاne sebepleيَسْتَمِعُونَdinledikleriniبِهِۦٓonlarınإِذْdinlerkenيَسْتَمِعُونَإِلَيْكَseniوَإِذْve zamanهُمْonlarنَجْوَىٰٓfısıldaşırkenإِذْzamanيَقُولُdedikleriٱلظَّٰلِمُونَzalimlerinإِنsiz uymuyorsunuzتَتَّبِعُونَإِلَّاbaşkasınaرَجُلًاbir adamdanمَّسْحُورًاbüyülenmiş

Onlar seni dinlerlerken hangi maksatla dinlediklerini, kendi aralarında konuşurlarken de o zalimlerin, "Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediklerini çok iyi biliyoruz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالُوٓا۟ve dediler kiأَءِذَاmi?كُنَّاbiz ikenعِظَٰمًاkemiklerوَرُفَٰتًاve ufalanmış toprakأَءِنَّاbiz miyiz?لَمَبْعُوثُونَdiriltilecekخَلْقًاyaratılışlaجَدِيدًاyeni bir

Dediler ki: "Biz bir yığın kemik, bir yığın ufantı olduğumuz zaman mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz, biz mi?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَوْveyaخَلْقًاyaratıkمِّمَّاherhangi birيَكْبُرُbüyüyenفِىgönlünüzdeصُدُورِكُمْفَسَيَقُولُونَdiyecekler kiمَنkimيُعِيدُنَاقُلِde kiٱلَّذِىsizi yaratanفَطَرَكُمْأَوَّلَilkمَرَّةٍفَسَيُنْغِضُونَalaylı alaylı sallayacaklarإِلَيْكَsanaرُءُوسَهُمْbaşlarınıوَيَقُولُونَve diyeceklerمَتَىٰNe zaman?هُوَقُلْde kiعَسَىٰٓbelki deأَنolabilirيَكُونَقَرِيبًاpek yakın

"Yahut aklınızca, diriltilmesi daha da imkansız olan başka bir varlık olun, (yine de diriltileceksiniz.)" Diyecekler ki: "Peki bizi hayata tekrar kim döndürecek?" De ki: "Sizi ilk defa yaratan." Bunun üzerine başlarını sana (alaylı bir tarzda) sallayacaklar ve "Ne zamanmış o?" diyecekler. De ki: "Yakın olsa gerek!"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَوْمَgünيَدْعُوكُمْsizi çağıracağıفَتَسْتَجِيبُونَçağrısına uyarsınızبِحَمْدِهِۦO'na hamdederekوَتَظُنُّونَve sanırsınızإِن(dünyada) kalmadınızلَّبِثْتُمْإِلَّاdışındaقَلِيلًاpek az (bir süre)

Allah'ın sizi (kabirlerinizden) çağıracağı, sizin de O'na hamd ederek emrine hemen uyacağınız ve (kabirlerinizde) pek az kaldığınızı sanacağınız günü hatırla!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقُلve söyleلِّعِبَادِىkullarımaيَقُولُوا۟söylesinlerٱلَّتِىoهِىَأَحْسَنُإِنَّçünküٱلشَّيْطَٰنَşeytanيَنزَغُgirerبَيْنَهُمْإِنَّdoğrusuٱلشَّيْطَٰنَşeytanكَانَinsanınلِلْإِنسَٰنِعَدُوًّاdüşmanıdırمُّبِينًاapaçık

Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
رَّبُّكُمْRabbinizأَعْلَمُdaha iyi bilirبِكُمْإِنeğerيَشَأْdilerseيَرْحَمْكُمْsize acırأَوْveyaإِنeğerيَشَأْdilerseيُعَذِّبْكُمْوَمَآbiz seni göndermedikأَرْسَلْنَٰكَعَلَيْهِمْonların üzerineوَكِيلًاbir vekil

Rabbiniz sizi daha iyi bilir. (Durumunuza göre) dilerse size merhamet eder, dilerse azap eder. Seni de onlara vekil olarak göndermedik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَرَبُّكَve Rabbinأَعْلَمُdaha iyi bilirبِمَنolanlarıفِىgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِوَٱلْأَرْضِوَلَقَدْve andolsun kiفَضَّلْنَاbiz üstün kıldıkبَعْضَkiminiٱلنَّبِيِّۦنَpeygamberlerinعَلَىٰüzerineبَعْضٍوَءَاتَيْنَاve verdikدَاوُۥدَDavud'a daزَبُورًاZebur'u

Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. Andolsun, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Davud'a da Zebur'u verdik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلِde kiٱدْعُوا۟yalvarınٱلَّذِينَ(tanrı olduğunu) sandığınız şeylereزَعَمْتُممِّنO'ndan başkaدُونِهِۦفَلَا(fakat)يَمْلِكُونَgüçleri yetmezكَشْفَgidermeyeٱلضُّرِّsıkıntıyıعَنكُمْsizdenوَلَاveتَحْوِيلًاdeğiştirmeye

De ki: "Onu bırakıp da ilah diye ileri sürdüklerinizi çağırın. Onlar, başınızdaki sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de değiştirebilirler."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أُو۟لَٰٓئِكَonlarınٱلَّذِينَkimselerيَدْعُونَyalvardıklarıيَبْتَغُونَararlarإِلَىٰRablerineرَبِّهِمُٱلْوَسِيلَةَbir vesileأَيُّهُمْhangisiأَقْرَبُen yakın (diye)وَيَرْجُونَve umarlarرَحْمَتَهُۥO'nun merhametiniوَيَخَافُونَve korkarlarعَذَابَهُۥٓإِنَّçünküعَذَابَazabıرَبِّكَRabbininكَانَcidden korkunçturمَحْذُورًا

Onların yalvardıkları bu varlıklar, "hangimiz daha yakın olacağız" diye Rablerine vesile ararlar. O'nun rahmetini umarlar, azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı gerçekten korkunçtur.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِنyoktur kiمِّنhiçbirقَرْيَةٍkentإِلَّاancakنَحْنُbizمُهْلِكُوهَاonu yok ederizقَبْلَönceيَوْمِgünündenٱلْقِيَٰمَةِkıyametأَوْyahutمُعَذِّبُوهَاona azab ederizعَذَابًاazap ileشَدِيدًاكَانَBuذَٰلِكَفِىKitaptaٱلْكِتَٰبِمَسْطُورًاyazılmıştır

Ne kadar memleket varsa hepsini kıyamet gününden önce ya helak edeceğiz, ya da şiddetli bir azapla cezalandıracağız. İşte bu, Kitap'ta (Levh-i Mahfuz'da) yazılmış bulunuyor.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاve yokturمَنَعَنَآbizi alıkoyanأَنgöndermektenنُّرْسِلَبِٱلْءَايَٰتِإِلَّآdışındaأَنyalanlamalarıكَذَّبَبِهَا(onları)ٱلْأَوَّلُونَوَءَاتَيْنَاve verdikثَمُودَSemud'aٱلنَّاقَةَdişi deveyiمُبْصِرَةًaçık bir mu'cize olarakفَظَلَمُوا۟o zulmetmelerine sebeb olduبِهَاوَمَاveنُرْسِلُbiz göndermeyizبِٱلْءَايَٰتِإِلَّاdışındaتَخْوِيفًاkorkutmak

Bizi, (Kureyş'in istediği) mucizeleri göndermekten, ancak, öncekilerin onları yalanlamış olması alıkoydu. (Nitekim) Semud kavmine o dişi deveyi açık bir mucize olarak verdik de onlar bu yüzden zalim oldular. Oysa biz mucizeleri sırf korkutmak için göndeririz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْbir zamanقُلْنَاdemiştikلَكَsanaإِنَّşüphesizرَبَّكَRabbinأَحَاطَkuşatmıştırبِٱلنَّاسِوَمَاbiz yapmadıkجَعَلْنَاٱلرُّءْيَاrü'yayıٱلَّتِىٓsana gösterdiğimizأَرَيْنَٰكَإِلَّاbaşka bir şeyفِتْنَةًsınama (aracı)لِّلنَّاسِinsanlar içinوَٱلشَّجَرَةَve ağacıٱلْمَلْعُونَةَla'netlenmişفِىKur'an'daٱلْقُرْءَانِوَنُخَوِّفُهُمْbiz onları korkutuyoruzفَمَاfakatيَزِيدُهُمْartırmıyorإِلَّاbaşkasınıطُغْيَٰنًاazgınlıklarındanكَبِيرًاdaha da fazla

Hani sana, "Muhakkak Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır" demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da, Kur'an'da lanetlenmiş bulunan o ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. Biz onları korkutuyoruz. Fakat bu, sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da) artırdı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْbir zamanقُلْنَاdemiştikلِلْمَلَٰٓئِكَةِmeleklereٱسْجُدُوا۟secde edinلِءَادَمَفَسَجَدُوٓا۟secde ettilerإِلَّآdışındaإِبْلِيسَİblisقَالَdediءَأَسْجُدُben mi secde edeceğim?لِمَنْkimseyeخَلَقْتَyarattığınطِينًاçamur olarak

Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik, onlar da saygı ile eğilmişlerdi. Yalnız İblis saygı ile eğilmemiş, "Hiç ben, çamur halinde yarattığın kimse için saygı ile eğilir miyim?" demişti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdediأَرَءَيْتَكَgördün mü?هَٰذَاşuٱلَّذِىüstün yaptığınıكَرَّمْتَعَلَىَّbendenلَئِنْandolsun eğerأَخَّرْتَنِbeni ertelersenإِلَىٰkadarيَوْمِgününeٱلْقِيَٰمَةِkıyametلَأَحْتَنِكَنَّhakimiyetime alacağımذُرِّيَّتَهُۥٓonun zürriyetiniإِلَّاhariçقَلِيلًاpek azı

Yine demişti ki: "Benden üstün tuttuğun kişi bu mu, söyler misin? Andolsun eğer beni kıyamete kadar ertelersen, onun soyunu, pek azı hariç, (azdırarak) kontrolüm altına alacağım."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَ(Allah) dedi kiٱذْهَبْgitفَمَنkimتَبِعَكَsana uyarsaمِنْهُمْonlardanفَإِنَّşüphesizجَهَنَّمَcehennemdirجَزَآؤُكُمْcezanızجَزَآءًbir cezaمَّوْفُورًاmükemmel

Allah, şöyle dedi: "Çekil, git." Onlardan kim sana uyarsa, kuşkusuz cehennem tam bir karşılık olarak hepinizin cezası olacaktır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱسْتَفْزِزْyerinden oynatمَنِkimseyiٱسْتَطَعْتَgücünün yettiğiمِنْهُمonlardanبِصَوْتِكَsesinleوَأَجْلِبْve yaygarayı basعَلَيْهِمonların üzerineبِخَيْلِكَatlılarınlaوَرَجِلِكَve yayalarınlaوَشَارِكْهُمْve onlara ortak olفِىmallardaٱلْأَمْوَٰلِوَٱلْأَوْلَٰدِve evladlardaوَعِدْهُمْوَمَاonlara va'detmezيَعِدُهُمُٱلشَّيْطَٰنُşeytanإِلَّاbaşka bir şeyغُرُورًاaldatıştan

"(Haydi) onlardan gücünün yettiğinin ayağını çağrınla kaydır. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yürü. Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol. Onlara vaadlerde bulun." Halbuki şeytan onlara aldatmadan başka bir şey va'detmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
رَّبُّكُمُRabbinizٱلَّذِىO'dur kiيُزْجِىyürütürلَكُمُsizeٱلْفُلْكَgemileriفِىdenizdeٱلْبَحْرِلِتَبْتَغُوا۟(payınızı) aramanız içinمِنlutfundanفَضْلِهِۦٓإِنَّهُۥdoğrsu Oكَانَsizeبِكُمْرَحِيمًاçok acır

Rabbiniz, lütfundan nasip arayasınız diye sizin için denizde gemiler yürütendir. Şüphesiz O, size karşı çok merhametlidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاzamanمَسَّكُمُsize dokunduğuٱلضُّرُّbir sıkıntıفِىdenizdeٱلْبَحْرِضَلَّkaybolurمَنbütün yalvardıklarınızتَدْعُونَإِلَّآbaşkaإِيَّاهُفَلَمَّاfakat (O)نَجَّىٰكُمْsizi kurtarıp çıkarıncaإِلَىkarayaٱلْبَرِّأَعْرَضْتُمْوَكَانَgerçektenٱلْإِنسَٰنُinsanكَفُورًاnankördür

Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur, yalnız Allah kalır. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَفَأَمِنتُمْemin misiniz?أَنbatırmayacağındanيَخْسِفَبِكُمْsiziجَانِبَters çeviripٱلْبَرِّkarayıأَوْyahutيُرْسِلَgöndermeyeceğindenعَلَيْكُمْüzerinizeحَاصِبًاtaşlar savuran bir kasırgaثُمَّsonraلَاbulamazsınızتَجِدُوا۟لَكُمْkendinizeوَكِيلًاbir koruyucu

Peki, karada sizi yere geçirmesinden, yahut üzerinize taşlar savuran kasırga göndermesinden, sonra da kendinize bir vekil bulamamaktan güvende misiniz?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَمْyoksaأَمِنتُمْemin misiniz?أَنsizi gönderipيُعِيدَكُمْفِيهِorayaتَارَةًbir kez dahaأُخْرَىٰbir kez dahaفَيُرْسِلَsalarakعَلَيْكُمْüstünüzeقَاصِفًاbir fırtınaمِّنَkırıp geçirenٱلرِّيحِفَيُغْرِقَكُمve sizi boğmayacağındanبِمَاdolayıكَفَرْتُمْثُمَّO zamanلَاbulamazsınızتَجِدُوا۟لَكُمْkendinizeعَلَيْنَاbize karşıبِهِۦonuتَبِيعًاizleyip koruyacak birini

Yahut sizi tekrar denize döndürüp üstünüze, kasıp kavuran bir fırtına yollayarak nankörlüğünüz sebebiyle sizi boğmasından, sonra da bize karşı kendiniz için arka çıkacak bir yardımcı bulamama (durumun)dan güvende misiniz?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْكَرَّمْنَاbiz çok ikram ettikبَنِىٓoğullarınaءَادَمَAdemوَحَمَلْنَٰهُمْve onları taşıdıkفِىkaradaٱلْبَرِّوَٱلْبَحْرِve denizdeوَرَزَقْنَٰهُمve onları besledikمِّنَgüzel rızıklarlaٱلطَّيِّبَٰتِوَفَضَّلْنَٰهُمْve onları üstün kıldıkعَلَىٰüzerineكَثِيرٍbir çoğuمِّمَّنْyarattıklarımızınخَلَقْنَاتَفْضِيلًاtam bir üstünlükle

Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَوْمَgünنَدْعُوا۟çağırdığımızكُلَّherأُنَاسٍۭmilletiبِإِمَٰمِهِمْفَمَنْkimlerinأُوتِىَverilirseكِتَٰبَهُۥKitabıبِيَمِينِهِۦsağındanفَأُو۟لَٰٓئِكَişte onlarيَقْرَءُونَokurlarكِتَٰبَهُمْKitaplarınıوَلَاveيُظْلَمُونَhaksızlığa uğratılmazlarفَتِيلًاen ufak

Bütün insanları kendi önderleriyle birlikte çağıracağımız günü hatırla. (O gün) her kime kitabı sağından verilirse, işte onlar kitaplarını okurlar ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِنve eğerكَادُوا۟az daha onlarلَيَفْتِنُونَكَseni kandıracaklardıعَنِvahyettiğimizdenٱلَّذِىٓأَوْحَيْنَآإِلَيْكَsanaلِتَفْتَرِىَiftira atman içinعَلَيْنَاüstümüzeغَيْرَهُۥوَإِذًاişte o zamanلَّٱتَّخَذُوكَseni edinirlerdiخَلِيلًاdost

Onlar, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِذًاo takdirdeلَّأَذَقْنَٰكَsana taddırırdıkضِعْفَkat katٱلْحَيَوٰةِhayatıوَضِعْفَve kat katٱلْمَمَاتِölümüثُمَّsonraلَاbulamazdınتَجِدُلَكَkendineعَلَيْنَاbize karşıنَصِيرًاbir yardımcı

İşte o zaman sana, hayatın da, ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamazdın.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِنveكَادُوا۟neredeyseلَيَسْتَفِزُّونَكَseni tedirgin edeceklerdiمِنَyurdundanٱلْأَرْضِلِيُخْرِجُوكَçıkarmak içinمِنْهَاوَإِذًاo takdirdeلَّاkalamazlarيَلْبَثُونَخِلَٰفَكَsenin ardındanإِلَّاancakقَلِيلًاpek az

Seni o yerden (Mekke'den) sürüp çıkarmak için neredeyse seni sıkıştıracaklardı. Bunu yapabilselerdi, senin ardından orada pek az kalırlardı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
سُنَّةَyasası (budur)مَنkimseninقَدْgönderdiğimizأَرْسَلْنَاقَبْلَكَsenden önceمِنelçilerimizdenرُّسُلِنَاوَلَاve aslaتَجِدُbulamazsınلِسُنَّتِنَاbizim yasamızdaتَحْوِيلًاbir değişiklik

Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz hakkındaki kanun böyledir. Bizim kanunumuzda hiçbir değişme bulamazsın.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَقِمِkılٱلصَّلَوٰةَnamazلِدُلُوكِsarkmasındanٱلشَّمْسِgüneşinإِلَىٰkadarغَسَقِkararmasınaٱلَّيْلِgeceninوَقُرْءَانَve Kur'an'ını da (unutma)ٱلْفَجْرِإِنَّçünküقُرْءَانَKur'anٱلْفَجْرِsabahكَانَgörülecek şeydirمَشْهُودًا

Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı'ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمِنَbir kısmındaٱلَّيْلِgeceninفَتَهَجَّدْuyan (teheccüd kıl)بِهِۦözgü olarakنَافِلَةًلَّكَsanaعَسَىٰٓumulur kiأَنseni ulaştırırيَبْعَثَكَرَبُّكَRabbinمَقَامًاbir makamaمَّحْمُودًاgüzel

Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki, Rabbin seni Makam-ı Mahmud'a ulaştırsın.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقُلve de kiرَّبِّRabbimأَدْخِلْنِىbeni girdirمُدْخَلَgirdirişiyleصِدْقٍdoğrulukوَأَخْرِجْنِىve beni çıkarمُخْرَجَçıkarışiyleصِدْقٍdoğrulukوَٱجْعَلve verلِّىbanaمِنkatındanلَّدُنكَسُلْطَٰنًاbir güçنَّصِيرًاyardımcı

De ki: "Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَنُنَزِّلُve biz indiriyoruzمِنَKur'andanٱلْقُرْءَانِمَاşeylerهُوَoشِفَآءٌşifa (olan)وَرَحْمَةٌve rahmetلِّلْمُؤْمِنِينَوَلَاama (bu)يَزِيدُartırmazٱلظَّٰلِمِينَzalimlerinإِلَّاbaşka bir şeyخَسَارًاziyanından

Biz Kur'an'dan, mü'minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur'an, ancak zararını artırır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَآne zamanأَنْعَمْنَاni'met versekعَلَىinsanaٱلْإِنسَٰنِأَعْرَضَyüz çeviripوَنَـَٔاdönerبِجَانِبِهِۦوَإِذَاve ne zaman kiمَسَّهُona dokunsaٱلشَّرُّbir zararكَانَumutsuzluğa düşerيَـُٔوسًا

İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirip yan çizer. Kendisine şer dokununca da umutsuzluğa düşer.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiكُلٌّherkesيَعْمَلُhareket ederعَلَىٰüzerineشَاكِلَتِهِۦkendi karakteriفَرَبُّكُمْRabbinizأَعْلَمُdaha iyi bilirبِمَنْkiminهُوَoأَهْدَىٰen doğruسَبِيلًاyoldadır

De ki: "Herkes kendi yapısına uygun işler görür. Rabbiniz, en doğru yolda olanı daha iyi bilir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَيَسْـَٔلُونَكَve sana sorarlarعَنِruhtanٱلرُّوحِقُلِde kiٱلرُّوحُRuhمِنْemrindendirأَمْرِرَبِّىRabbiminوَمَآveأُوتِيتُمsize verilmemiştirمِّنَilimdenٱلْعِلْمِإِلَّاdışındaقَلِيلًاpek az bir şey

Sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: "Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَئِنandolsun eğerشِئْنَاbiz dilesekلَنَذْهَبَنَّtamamen gideririzبِٱلَّذِىٓvahyettiğimiziأَوْحَيْنَآإِلَيْكَsanaثُمَّsonraلَاbulamazsınتَجِدُلَكَsanaبِهِۦbu konudaعَلَيْنَاbize karşıوَكِيلًاbir yardımcı

Andolsun, dileseydik biz sana vahyettiğimizi tamamen ortadan kaldırırdık; sonra bu konuda bize karşı kendine hiçbir yardımcı da bulamazdın.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلde kiلَّئِنِandolsun eğerٱجْتَمَعَتِtoplansalarٱلْإِنسُinsan(lar)وَٱلْجِنُّve cin(ler)عَلَىٰٓüzereأَنgetirmekيَأْتُوا۟بِمِثْلِbir benzeriniهَٰذَاbuٱلْقُرْءَانِKur'an'ınلَاgetiremezlerيَأْتُونَبِمِثْلِهِۦonun benzeriniوَلَوْve eğerكَانَolsalarبَعْضُهُمْbiriلِبَعْضٍdiğerineظَهِيرًاarka (destek)

De ki: "Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْve andolsunصَرَّفْنَاbiz türlü biçimlerde anlattıkلِلنَّاسِinsanlaraفِىbuهَٰذَاٱلْقُرْءَانِKur'an'daمِنherكُلِّçeşitمَثَلٍmisaliفَأَبَىٰٓama direttilerأَكْثَرُçoğuٱلنَّاسِinsanlardanإِلَّاancakكُفُورًاinkarda

Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Yine de insanların çoğu ancak inkarda direttiler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالُوا۟dediler kiلَنinanmayızنُّؤْمِنَلَكَsanaحَتَّىٰkadarتَفْجُرَfışkırtıncayaلَنَاbizeمِنَyeryüzündenٱلْأَرْضِيَنۢبُوعًاbir göze

(90-93) Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَوْyahutتَكُونَolmalıلَكَseninجَنَّةٌbir bahçenمِّنhurmalardanنَّخِيلٍوَعِنَبٍve üzümlerdenفَتُفَجِّرَfışkırtmalısınٱلْأَنْهَٰرَırmaklarخِلَٰلَهَاaralarındanتَفْجِيرًاgürül gürül

(90-93) Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَوْyahutتُسْقِطَdüşürmelisinٱلسَّمَآءَgöktenكَمَاgibiزَعَمْتَzannettiğinعَلَيْنَاüzerimizeكِسَفًاparçalarأَوْyahutتَأْتِىَgetirmelisinبِٱللَّهِAllah'ıوَٱلْمَلَٰٓئِكَةِve melekleriقَبِيلًاkarşımıza

(90-93) Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَوْyahutيَكُونَolmalıلَكَseninبَيْتٌbir evinمِّنaltındanزُخْرُفٍأَوْya daتَرْقَىٰçıkmalısınفِىgöğeٱلسَّمَآءِوَلَنama aslaنُّؤْمِنَinanmayızلِرُقِيِّكَsenin (göğe) çıkmanaحَتَّىٰindirmedikçeتُنَزِّلَعَلَيْنَاüzerimizeكِتَٰبًاbir Kitapنَّقْرَؤُهُۥقُلْde kiسُبْحَانَşanı yücedirرَبِّىRabbiminهَلْmiyim?كُنتُbenإِلَّاbaşka bir şeyبَشَرًاbir insan(dan)رَّسُولًاelçi ol(arak gönderil)en

(90-93) Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاveمَنَعَalıkoyan şeyٱلنَّاسَinsanlarıأَنiman etmektenيُؤْمِنُوٓا۟إِذْzamanجَآءَهُمُkendilerine geldiğiٱلْهُدَىٰٓhidayetإِلَّآancakأَنdemeleridirقَالُوٓا۟أَبَعَثَmı gönderdi?ٱللَّهُAllahبَشَرًاbir insanıرَّسُولًاelçi olarak

İnsanlara hidayet (Kur'an) geldikten sonra onların iman etmelerine ancak, "Allah, bir beşeri mi peygamber olarak gönderdi?" demeleri engel olmuştur.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلde kiلَّوْeğerكَانَolsaydıفِىyer yüzündeٱلْأَرْضِمَلَٰٓئِكَةٌmeleklerيَمْشُونَyürüyenمُطْمَئِنِّينَuslu usluلَنَزَّلْنَاelbette gönderirdikعَلَيْهِمonlaraمِّنَgöktenٱلسَّمَآءِمَلَكًاbir meleğiرَّسُولًاelçi

De ki: "Eğer yeryüzünde, (insanlar yerine) yerleşip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiكَفَىٰyeterبِٱللَّهِAllahشَهِيدًۢاşahid olarakبَيْنِىbenimleوَبَيْنَكُمْإِنَّهُۥşüphesiz Oكَانَkullarınıبِعِبَادِهِۦخَبِيرًۢاhaber alırبَصِيرًاgörür

De ki: "Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter. Çünkü O, kullarından hakkıyla haberdardır, onları hakkıyla görendir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَنve kimeيَهْدِhidayet ederseٱللَّهُAllahفَهُوَişte odurٱلْمُهْتَدِوَمَنkimi deيُضْلِلْsapıklıkta bırakırsaفَلَنartıkتَجِدَbulamazsınلَهُمْonlar içinأَوْلِيَآءَvelilerمِنO'ndan başkaدُونِهِۦوَنَحْشُرُهُمْve onları sürerizيَوْمَgünüٱلْقِيَٰمَةِkıyametعَلَىٰüyerineوُجُوهِهِمْyüzleriعُمْيًاkörوَبُكْمًاve dilsizوَصُمًّامَّأْوَىٰهُمْvaracakları yerجَهَنَّمُكُلَّمَاher seferindeخَبَتْ(ateş) dindiğiزِدْنَٰهُمْonlara artırırızسَعِيرًاçılgın alevi

Allah, kimi doğru yola iletirse işte o, doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, böyleleri için O'nun dışında dostlar bulamazsın. Onları kıyamet günü körler, dilsizler ve sağırlar olarak yüzüstü haşredeceğiz. Varacakları yer cehennemdir. Cehennemin ateşi dindikçe, onlara çılgın ateşi artırırız.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ذَٰلِكَişte budurجَزَآؤُهُمcezalarıبِأَنَّهُمْçünkü onlarكَفَرُوا۟inkar ettilerبِـَٔايَٰتِنَاayetlerimiziوَقَالُوٓا۟ve dedilerأَءِذَاsonra mı?كُنَّاbiz olduktanعِظَٰمًاkemiklerوَرُفَٰتًاve ufalanmış toprakأَءِنَّاbiz mi?لَمَبْعُوثُونَdiriltileceğizخَلْقًاbir yaratılışlaجَدِيدًاyeni

Bu, onların cezasıdır. Çünkü onlar ayetlerimizi inkar ettiler ve, "Biz bir yığın kemik, bir yığın ufantı olduktan sonra mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz, biz mi?" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَوَلَمْيَرَوْا۟أَنَّşüphesizٱللَّهَAllahٱلَّذِىyaratanخَلَقَٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriوَٱلْأَرْضَve yeriقَادِرٌkadirdirعَلَىٰٓyaratmağa daأَنيَخْلُقَمِثْلَهُمْkendilerinin benzeriniوَجَعَلَve koymuşturلَهُمْkendileri içinأَجَلًاbir süreلَّاyokturرَيْبَşüpheفِيهِondaفَأَبَىama yapmazlarٱلظَّٰلِمُونَzalimlerإِلَّاbaşka bir şeyكُفُورًاinkardan

Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah'ın kendileri gibilerini yaratmaya kadir olduğunu görmediler mi? Allah onlar için, hakkında hiçbir şüphe bulunmayan bir ecel belirlemiştir. Fakat zalimler ancak inkarda direttiler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلde kiلَّوْeğerأَنتُمْsizتَمْلِكُونَsahip olsaydınızخَزَآئِنَhazinelerineرَحْمَةِrahmetرَبِّىٓRabbiminإِذًاo zamanلَّأَمْسَكْتُمْtutardınızخَشْيَةَkorkarakٱلْإِنفَاقِوَكَانَgerçektenٱلْإِنسَٰنُinsanقَتُورًاçok cimridir

De ki: "Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, o zaman da tükenir korkusuyla cimrilik ederdiniz. Zaten insan çok cimridir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْandolsunءَاتَيْنَاbiz vermiştikمُوسَىٰMusa'yaتِسْعَdokuzءَايَٰتٍۭmu'cizeبَيِّنَٰتٍفَسْـَٔلْsorبَنِىٓoğullarınaإِسْرَٰٓءِيلَİsrailإِذْzamanجَآءَهُمْ(Musa) onlara geldiğiفَقَالَdemiştiلَهُۥonaفِرْعَوْنُFir'avnإِنِّىşüphesiz benلَأَظُنُّكَsanıyorum ki senيَٰمُوسَىٰEy Musaمَسْحُورًاbüyülenmişsin

Andolsun, biz Musa'ya apaçık dokuz mucize verdik. İsrailoğullarına sor (sana anlatsınlar): Hani Musa onlara gelmiş ve Firavun da ona, "Ben senin kesinlikle büyülendiğini zannediyorum ey Musa!" demişti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَ(Musa) dedi kiلَقَدْandolsunعَلِمْتَsen biliyorsun kiمَآindirmezأَنزَلَهَٰٓؤُلَآءِbunlarıإِلَّاbaşkasıرَبُّRabbindenٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلْأَرْضِve yerinبَصَآئِرَkanıtlar olarakوَإِنِّىşüphesiz ben deلَأَظُنُّكَseni görüyorumيَٰفِرْعَوْنُEy Fir'avnمَثْبُورًاmahvolmuş

Musa ise, "İyi biliyorsun ki, bunları ancak, göklerin ve yerin Rabbi apaçık deliller olarak indirmiştir. Ey Firavun, ben de seni kesinlikle helak olmuş bir kişi olarak görüyorum" demişti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَأَرَادَ(Fir'avn) istediأَنonları sürüp çıkarmakيَسْتَفِزَّهُممِّنَo ülkedenٱلْأَرْضِفَأَغْرَقْنَٰهُbiz de onu boğdukوَمَنkimselerleمَّعَهُۥyanındakiجَمِيعًاtoptan

Bunun üzerine Firavun (işkence etmek ve öldürmek suretiyle) o yerden onların kökünü kazımak istedi. Biz de onu ve beraberindekileri hep birden suda boğduk.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقُلْنَاve dedikمِنۢonun ardındanبَعْدِهِۦلِبَنِىٓoğullarınaإِسْرَٰٓءِيلَİsrailٱسْكُنُوا۟oturunٱلْأَرْضَo ülkedeفَإِذَاgelinceجَآءَوَعْدُzamanıٱلْءَاخِرَةِجِئْنَاgetireceğizبِكُمْhepiniziلَفِيفًاbir araya

Bunun ardından İsrailoğullarına şöyle dedik: "Bu topraklarda oturun, ahiret va'di (kıyamet) gelince hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَبِٱلْحَقِّve hak olarakأَنزَلْنَٰهُbiz o(Kur'a)nı indirdikوَبِٱلْحَقِّve hak ileنَزَلَوَمَآseni göndermedikأَرْسَلْنَٰكَإِلَّاdışındaمُبَشِّرًاmüjdeleyici olmakوَنَذِيرًاve uyarıcı olmak

Biz onu (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ve o da hak ile indi. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقُرْءَانًاve Kur'an'ıفَرَقْنَٰهُparçalara ayırdıkلِتَقْرَأَهُۥokuman içinعَلَىinsanlaraٱلنَّاسِعَلَىٰağır ağırمُكْثٍوَنَزَّلْنَٰهُve onu indirdikتَنزِيلًاbirbiri ardınca

Biz Kur'an'ı, insanlara dura dura okuyasın diye ayet ayet ayırdık ve onu peyderpey indirdik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiءَامِنُوا۟siz inanınبِهِۦٓonaأَوْveyaلَاinanmayınتُؤْمِنُوٓا۟إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselereأُوتُوا۟verilen(ler)ٱلْعِلْمَbilgiمِنdaha önceقَبْلِهِۦٓإِذَاzamanيُتْلَىٰokunduğuعَلَيْهِمْkendilerineيَخِرُّونَonlar derhal kapanırlarلِلْأَذْقَانِçeneleri üstüneسُجَّدًاsecdeye

De ki: "Ona ister inanın, ister inanmayın. Şüphesiz, daha önce kendilerine ilim verilenler, Kur'an kendilerine okunduğunda derhal yüzüstü secdeye kapanırlar."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلِde kiٱدْعُوا۟dua edin (çağırın)ٱللَّهَAllah diyeأَوِveyaٱدْعُوا۟dua edin (çağırın)ٱلرَّحْمَٰنَأَيًّاhangisiyleمَّاçağırsanızتَدْعُوا۟فَلَهُO'nundurٱلْأَسْمَآءُisimlerٱلْحُسْنَىٰوَلَاpek bağırmaتَجْهَرْبِصَلَاتِكَnamazındaوَلَاpek de gizlemeتُخَافِتْبِهَاonu (sesini)وَٱبْتَغِtutبَيْنَarasındaذَٰلِكَbununسَبِيلًاbir yol

De ki: "(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın, nihayet en güzel isimler O'nundur." Namazında sesini pek yükseltme, çok da kısma. İkisi ortası bir yol tut.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقُلِve de kiٱلْحَمْدُhamdolsunلِلَّهِAllah'aٱلَّذِىedinmeyenلَمْيَتَّخِذْوَلَدًاçocukوَلَمْveيَكُنolmayanلَّهُۥonunشَرِيكٌortağıفِىmülkteٱلْمُلْكِوَلَمْveيَكُن(ihtiyacı) olmayanلَّهُۥonunوَلِىٌّyardımcıyaمِّنَacze düşüp deٱلذُّلِّوَكَبِّرْهُve O'nu yüceltتَكْبِيرًۢاtam bir yüceltme ile

"Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, zillet ve acizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah'a mahsustur" de ve O'nu tekbir ile yücelt.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi