KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

41. SURE · 54 AYET · 794 KELİME

Fussilet

فصلت

Kelime bağlantısı sözlüğe, İncele düğmesi dil bilgisi ve açıklamalara açılır.

وَقَالُوا۟ve dediler kiقُلُوبُنَاkalblerimizفِىٓiçinde varأَكِنَّةٍkılıflarمِّمَّاşeye karşıتَدْعُونَآbizi çağırdığınإِلَيْهِkendisineوَفِىٓve varءَاذَانِنَاkulaklarımızdaوَقْرٌbir ağırlıkوَمِنۢveبَيْنِنَاbizim aramızda varوَبَيْنِكَve senin arandaحِجَابٌbir perdeفَٱعْمَلْsen (istediğini) yapإِنَّنَاelbette biz deعَٰمِلُونَyapıyoruz

Dediler ki: "(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O halde sen (istediğini) yap, şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiإِنَّمَآelbetteأَنَا۠benبَشَرٌbir insanımمِّثْلُكُمْsizin gibiيُوحَىٰٓvahyediliyorإِلَىَّbanaأَنَّمَآelbetteإِلَٰهُكُمْtanrınızınإِلَٰهٌtanrı olduğuوَٰحِدٌbir tekفَٱسْتَقِيمُوٓا۟artık doğrulunإِلَيْهِO'naوَٱسْتَغْفِرُوهُوَوَيْلٌvay halineلِّلْمُشْرِكِينَortak koşanların

De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Fakat bana ilahınızın yalnızca bir tek ilah olduğu vahyediliyor. Artık O'na yönelin ve O'ndan bağışlanma dileyin. Allah'a ortak koşanların vay haline!"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْأَئِنَّكُمْsiz mi?لَتَكْفُرُونَinkar ediyorsunuzبِٱلَّذِىyaratanıخَلَقَٱلْأَرْضَarzıفِىiçindeيَوْمَيْنِiki günوَتَجْعَلُونَve koşuyorsunuzلَهُۥٓO'naأَندَادًاذَٰلِكَOرَبُّRabbidirٱلْعَٰلَمِينَalemlerin

De ki: "Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkar ediyor ve O'na ortaklar koşuyorsunuz? O, alemlerin Rabbidir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَجَعَلَve yaptıفِيهَاorada (arzda)رَوَٰسِىَağır baskılarمِنüstündenفَوْقِهَاوَبَٰرَكَve bereketlerفِيهَاoradaوَقَدَّرَve takdir ettiفِيهَآoradaأَقْوَٰتَهَاgıdalarınıفِىٓiçindeأَرْبَعَةِdörtأَيَّامٍgünسَوَآءًeşit olarakلِّلسَّآئِلِينَarayıp soranlar için

O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ثُمَّsonraٱسْتَوَىٰٓyöneldiإِلَىgöğeٱلسَّمَآءِوَهِىَve oدُخَانٌduman halinde olanفَقَالَsonra dediلَهَاonaوَلِلْأَرْضِve arzaٱئْتِيَاgelinطَوْعًاisteyerekأَوْveyaكَرْهًاistemeyerekقَالَتَآdediler kiأَتَيْنَاgeldikطَآئِعِينَisteyerek

Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, "İsteyerek veya istemeyerek gelin" dedi. İkisi de, "İsteyerek geldik" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَقَضَىٰهُنَّböylece onları yaptıسَبْعَyediسَمَٰوَاتٍgökفِىiçindeيَوْمَيْنِiki günوَأَوْحَىٰve vahyettiفِىherكُلِّسَمَآءٍgöğeأَمْرَهَاوَزَيَّنَّاve biz donattıkٱلسَّمَآءَsemasınıٱلدُّنْيَاdünyaبِمَصَٰبِيحَlambalarlaوَحِفْظًاذَٰلِكَişte buتَقْدِيرُtakdiridirٱلْعَزِيزِgüçlü olanınٱلْعَلِيمِbilenin

Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah'ın takdiridir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَإِنْfakat eğerأَعْرَضُوا۟yüz çevirirlerseفَقُلْde kiأَنذَرْتُكُمْben sizi uyardımصَٰعِقَةًbir yıldırıma karşıمِّثْلَgibiصَٰعِقَةِbaşına düşen yıldırımعَادٍAdوَثَمُودَve Semud'un

Eğer yüz çevirirlerse, onlara de ki: "Ben sizi Ad ve Semud kavimlerini çarpan yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِذْhaniجَآءَتْهُمُonlara gelmiştiٱلرُّسُلُelçilerمِنۢönlerindenبَيْنِأَيْدِيهِمْوَمِنْveخَلْفِهِمْarkalarındanأَلَّاsakınتَعْبُدُوٓا۟kulluk etmeyinإِلَّاbaşkasınaٱللَّهَقَالُوا۟dedilerلَوْşayetشَآءَdileseydiرَبُّنَاRabbimizلَأَنزَلَelbette indirirdiمَلَٰٓئِكَةًmeleklerفَإِنَّاelbette bizبِمَآşeyi (mesajı)أُرْسِلْتُمgönderildiğinizبِهِۦonunlaكَٰفِرُونَtanımıyoruz

Hani onlara peygamberler önlerinden ve arkalarından gelmiş, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyin" demişler, onlar da, "Eğer Rabbimiz dileseydi (Peygamber olarak) melekler indirirdi. Bu sebeple, biz sizinle gönderilenleri inkar ediyoruz" demişlerdi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَأَمَّاfakatعَادٌAd (kavmi)فَٱسْتَكْبَرُوا۟büyüklük tasladılarفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِبِغَيْرِolmaksızınٱلْحَقِّhakkıوَقَالُوا۟ve dedilerمَنْkimdir?أَشَدُّdaha şiddetliمِنَّاbizdenقُوَّةًأَوَلَمْgörmediler mi?يَرَوْا۟أَنَّelbetteٱللَّهَAllahٱلَّذِىo kiخَلَقَهُمْonları yaratanهُوَOأَشَدُّdaha güçlüdürمِنْهُمْkendilerindenقُوَّةًوَكَانُوا۟ve devam ettilerبِـَٔايَٰتِنَاbizim ayetlerimiziيَجْحَدُونَinkara

Ad kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış, "Bizden daha güçlü kim var?" demişlerdi. Onlar, kendilerini yaratan Allah'ın onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar bizim ayetlerimizi inkar ediyorlardı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَأَرْسَلْنَاbiz de gönderdikعَلَيْهِمْüzerlerineرِيحًاbir rüzgarصَرْصَرًاdondurucuفِىٓgünlerdeأَيَّامٍنَّحِسَاتٍuğursuzلِّنُذِيقَهُمْtaddırmak içinعَذَابَazabınıٱلْخِزْىِrezillikفِىhayatındaٱلْحَيَوٰةِٱلدُّنْيَاوَلَعَذَابُazabı iseٱلْءَاخِرَةِأَخْزَىٰوَهُمْve onlaraلَاhiçيُنصَرُونَyardım edilmeyecektir

Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَمَّاgelinceثَمُودُSemud(kavmin)eفَهَدَيْنَٰهُمْonlara yol gösterdikفَٱسْتَحَبُّوا۟fakat onlar yeğledilerٱلْعَمَىٰkörlüğüعَلَىdoğru yolu bulmağaٱلْهُدَىٰفَأَخَذَتْهُمْböylece onları yakaladıصَٰعِقَةُyıldırımıٱلْعَذَابِazabٱلْهُونِalçaltıcıبِمَاyüzündenكَانُوا۟olduklarıيَكْسِبُونَyapıyor(lar)

Semud kavmine gelince, biz onlara doğru yolu göstermiştik. Ama onlar körlüğü hidayete tercih etmişler ve yaptıklarına karşılık, alçaltıcı azap yıldırımı onları çarpmıştı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
حَتَّىٰٓnihayetإِذَاzamanمَاoraya vardıklarıجَآءُوهَاشَهِدَşahidlik ettilerعَلَيْهِمْaleyhlerineسَمْعُهُمْkulaklarıوَأَبْصَٰرُهُمْve gözleriوَجُلُودُهُمve derileriبِمَاhakkındaكَانُوا۟oldukları (işler)يَعْمَلُونَyapıyor(lar)

Nihayet cehenneme vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri, yapmış oldukları işler hakkında, kendileri aleyhine şahitlik ederler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالُوا۟ve dedilerلِجُلُودِهِمْderilerineلِمَniçin?شَهِدتُّمْşahidlik ettinizعَلَيْنَاقَالُوٓا۟dedilerأَنطَقَنَاbizi konuşturduٱللَّهُAllahٱلَّذِىٓkonuşturanأَنطَقَكُلَّherشَىْءٍşeyiوَهُوَve Oخَلَقَكُمْsizi yaratmıştıأَوَّلَilkمَرَّةٍdefaوَإِلَيْهِişte O'naتُرْجَعُونَdöndürülüyorsunuz

Onlar derilerine, "Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz?" derler. Derileri de der ki; "Bizi her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. İlk defa sizi O yaratmıştı ve yine yalnızca O'na döndürülüyorsunuz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاve değildinizكُنتُمْsizتَسْتَتِرُونَgizleniyorأَنşahidlik etmesindenيَشْهَدَعَلَيْكُمْaleyhinizeسَمْعُكُمْkulaklarınızınوَلَآve değildinizأَبْصَٰرُكُمْgözlerinizinوَلَاve değildinizجُلُودُكُمْderilerinizinوَلَٰكِنfakatظَنَنتُمْsanıyordunuz kiأَنَّelbetteٱللَّهَAllahلَاbilmezيَعْلَمُكَثِيرًاçoğunuمِّمَّاyaptıklarınızınتَعْمَلُونَ

"Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lakin, yaptıklarınızın çoğunu Allah'ın bilmediğini sanıyordunuz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَذَٰلِكُمْve işte buظَنُّكُمُzannınızٱلَّذِىzannettiğinizظَنَنتُمبِرَبِّكُمْRabbinize karşıأَرْدَىٰكُمْsizi helak ettiفَأَصْبَحْتُمve oldunuzمِّنَziyana uğrayanlardanٱلْخَٰسِرِينَ

"İşte bu sizin, Rabbiniz hakkında beslediğiniz zannınızdır. O, sizi mahvetti de ziyana uğrayanlardan oldunuz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَإِنşimdi eğerيَصْبِرُوا۟dayanabilirlerseفَٱلنَّارُateştirمَثْوًىyeriلَّهُمْوَإِنve eğerيَسْتَعْتِبُوا۟affedilmek isterlerseفَمَاdeğildirهُمonlarمِّنَdenٱلْمُعْتَبِينَ

Şimdi eğer dayanabilirlerse, artık cehennem onların yeridir! Eğer Allah'ın rızasını kazandıracak amelleri işlemeye izin isteseler, onlara izin verilmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَيَّضْنَالَهُمْonlaraقُرَنَآءَbirtakım arkadaşlarفَزَيَّنُوا۟süslü gösterdilerلَهُمonlaraمَّاbulunanıبَيْنَonların önlerindeأَيْدِيهِمْonların önlerindeوَمَاve bulunanıخَلْفَهُمْarkalarındaوَحَقَّve gerekli olduعَلَيْهِمُkendilerineٱلْقَوْلُsözفِىٓtopluluklarınaأُمَمٍقَدْgelip geçmiş olanخَلَتْمِنkendilerinden önceقَبْلِهِممِّنَcin(ler)denٱلْجِنِّوَٱلْإِنسِإِنَّهُمْçünkü onlarكَانُوا۟idilerخَٰسِرِينَziyanda

Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları ile ilgili o söz (azap), onlar için de gerçekleşti. Çünkü onlar ziyana uğrayanlardı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَve dediler kiٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkar eden(ler)لَاdinlemeyinتَسْمَعُوا۟لِهَٰذَاbuٱلْقُرْءَانِKur'an'ıوَٱلْغَوْا۟ve gürültü edinفِيهِonda (okunduğunda)لَعَلَّكُمْbelkiتَغْلِبُونَona galib gelirsiniz

İnkar edenler dediler ki: "Bu Kur'an'ı dinlemeyin. Baskın çıkmak için o okunurken yaygara koparın."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَنُذِيقَنَّfakat taddıracağızٱلَّذِينَkimselereكَفَرُوا۟inkar eden(lere)عَذَابًاbir azabشَدِيدًاşiddetliوَلَنَجْزِيَنَّهُمْve onları cezalandıracağızأَسْوَأَen kötüsüyleٱلَّذِىolduklarınınكَانُوا۟يَعْمَلُونَyapıyor(lar)

İnkar edenlere mutlaka şiddetli bir azabı tattıracağız ve onları yaptıklarının en kötüsü ile cezalandıracağız.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ذَٰلِكَbuجَزَآءُcezasıأَعْدَآءِdüşmanlarınınٱللَّهِAllahٱلنَّارُلَهُمْonlara vardırفِيهَاoradaدَارُyurduٱلْخُلْدِجَزَآءًۢceza olarakبِمَاsebebiyleكَانُوا۟ayetlerimiziبِـَٔايَٰتِنَايَجْحَدُونَinkar etmeleri

İşte böyle, Allah düşmanlarının cezası ateştir. Ayetlerimizi inkar etmelerinin cezası olarak orada onlar için ebedilik yurdu vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَve dediler kiٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkar eden(ler)رَبَّنَآRabbimizأَرِنَاbize gösterٱلَّذَيْنِbizi saptıranأَضَلَّانَامِنَcinٱلْجِنِّوَٱلْإِنسِve insanlarıنَجْعَلْهُمَاonları alalımتَحْتَaltınaأَقْدَامِنَاayaklarımızınلِيَكُونَاolsunlarمِنَalçaklardanٱلْأَسْفَلِينَ

(Ateşe giren) inkarcılar şöyle derler: "Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster de onları ayaklarımızın altına alalım ki en aşağılıklardan olsunlar."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselereقَالُوا۟diyen(lere)رَبُّنَاRabbimizٱللَّهُAllah'tırثُمَّsonraٱسْتَقَٰمُوا۟doğru olanlaraتَتَنَزَّلُinerعَلَيْهِمُüzerineٱلْمَلَٰٓئِكَةُmeleklerأَلَّاkorkmayınتَخَافُوا۟وَلَاveتَحْزَنُوا۟üzülmeyinوَأَبْشِرُوا۟fakat sevininبِٱلْجَنَّةِcennetleٱلَّتِىöyle kiكُنتُمْsize söz verilenتُوعَدُونَ

Şüphesiz "Rabbimiz Allah'tır" deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: "Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) va'dedilmekte olan cennetle sevinin!"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
نَحْنُbizأَوْلِيَآؤُكُمْsizin dostlarınızızفِىhayatındaٱلْحَيَوٰةِٱلدُّنْيَاdünyaوَفِىveٱلْءَاخِرَةِوَلَكُمْve size vardırفِيهَاoradaمَاher şeyتَشْتَهِىٓçektiğiأَنفُسُكُمْcanlarınızınوَلَكُمْve size vardırفِيهَاoradaمَاher şeyتَدَّعُونَistediğiniz

(31-32) "Biz dünya hayatında da ahirette de sizin dostlarınızız. Çok bağışlayan ve çok merhametli olan Allah'tan bir ağırlama olarak, orada canlarınızın çektiği her şey var, istediğiniz her şey orada sizin için var."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
نُزُلًاağırlamasıdırمِّنْçok bağışlayanınغَفُورٍرَّحِيمٍçok esirgeyenin

(31-32) "Biz dünya hayatında da ahirette de sizin dostlarınızız. Çok bağışlayan ve çok merhametli olan Allah'tan bir ağırlama olarak, orada canlarınızın çektiği her şey var, istediğiniz her şey orada sizin için var."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَنْve kim olabilir?أَحْسَنُdaha güzelقَوْلًاsözlüمِّمَّنkimsedenدَعَآçağıranإِلَىAllah'aٱللَّهِوَعَمِلَve yapandanصَٰلِحًاiyi işوَقَالَve diyendenإِنَّنِىşüphesiz benمِنَmüslümanlardanımٱلْمُسْلِمِينَ

Allah'a çağıran, salih amel işleyen ve "Kuşkusuz ben müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kimdir?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاve değildirتَسْتَوِىeşitٱلْحَسَنَةُiyilikوَلَاve ne deٱلسَّيِّئَةُٱدْفَعْsav (onu)بِٱلَّتِىolanlaهِىَأَحْسَنُen güzelفَإِذَاbir de bakarsın kiٱلَّذِىseninle arandaبَيْنَكَوَبَيْنَهُۥonun arasındaعَدَٰوَةٌdüşmanlık olanكَأَنَّهُۥsankiوَلِىٌّbir dostturحَمِيمٌsıcak

İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاbuna kavuşturulmazيُلَقَّىٰهَآإِلَّاbaşkasıٱلَّذِينَkimselerdenصَبَرُوا۟sabreden(lerden)وَمَاveيُلَقَّىٰهَآbuna kavuşturulmazإِلَّاbaşkasıذُوolandanحَظٍّşansıعَظِيمٍbüyük

Bu güzel davranışa ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak (hayırdan ve olgunluktan) büyük payı olanlar kavuşturulur.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِمَّاve eğerيَنزَغَنَّكَseni dürtecek olursaمِنَşeytandanٱلشَّيْطَٰنِنَزْغٌkötü bir düşünceفَٱسْتَعِذْhemen sığınبِٱللَّهِإِنَّهُۥçünkü OهُوَOٱلسَّمِيعُişitendirٱلْعَلِيمُbilendir

Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمِنْveءَايَٰتِهِO'nun ayetlerindendirٱلَّيْلُgeceوَٱلنَّهَارُve gündüzوَٱلشَّمْسُve güneşوَٱلْقَمَرُلَاsecde etmeyinتَسْجُدُوا۟لِلشَّمْسِgüneşeوَلَاne deلِلْقَمَرِayaوَٱسْجُدُوا۟fakat secde edinلِلَّهِAllah'aٱلَّذِىonları yaratanخَلَقَهُنَّإِنeğerكُنتُمْisenizإِيَّاهُO'naتَعْبُدُونَtapıyor(sanız)

Gece, gündüz, güneş ve ay Allah'ın varlığının delillerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin. Eğer gerçekten Allah'a kulluk ediyorsanız, onları yaratan Allah'a secde edin.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَإِنِfakat eğerٱسْتَكْبَرُوا۟büyüklük taslarlarsaفَٱلَّذِينَyanında bulunanlarعِندَرَبِّكَRabbininيُسَبِّحُونَtesbih ederlerلَهُۥO'nuبِٱلَّيْلِgeceوَٱلنَّهَارِve gündüzوَهُمْve onlarلَاhiçيَسْـَٔمُونَ

Eğer onlar büyüklük taslarlarsa, bilsinler ki Rabbinin yanında bulunanlar (melekler), gece gündüz hiç usanmadan O'nu tespih ederler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمِنْbiri de (şudur)ءَايَٰتِهِۦٓO'nun ayetlerindenأَنَّكَsenتَرَىgörürsünٱلْأَرْضَtoprağıخَٰشِعَةًboynu bükükفَإِذَآzamanأَنزَلْنَاdöktüğümüzعَلَيْهَاonun üzerineٱلْمَآءَsuyuٱهْتَزَّتْtitreşirوَرَبَتْإِنَّelbetteٱلَّذِىٓonu diriltenأَحْيَاهَالَمُحْىِdiriltirٱلْمَوْتَىٰٓإِنَّهُۥelbette Oعَلَىٰüzerineكُلِّherشَىْءٍşeyقَدِيرٌkadirdir

Allah'ın varlığının delillerinden biri de şudur: Sen yeryüzünü boynu bükük (kupkuru) görürsün. Onun üzerine yağmuru indirdiğimiz zaman kıpırdar kabarır. Şüphesiz ki, onu dirilten, elbette ölüleri de diriltir. Şüphesiz O, her şeye gücü hakkıyla yetendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَdoğruluktan sapanlarيُلْحِدُونَفِىٓhususundaءَايَٰتِنَاayetlerimizلَاgizli kalmazlarيَخْفَوْنَعَلَيْنَآأَفَمَنkimse mi?يُلْقَىٰatılanفِىiçineٱلنَّارِateşinخَيْرٌdaha iyidirأَمyoksaمَّنkimse (mi?)يَأْتِىٓgelenءَامِنًاgüvenleيَوْمَgünüٱلْقِيَٰمَةِٱعْمَلُوا۟yapınمَاneشِئْتُمْإِنَّهُۥelbette Oبِمَاşeyleriتَعْمَلُونَyaptıklarınızıبَصِيرٌgörmektedir

Ayetlerimiz konusunda (yalanlama amacıyla) doğruluktan sapanlar bize gizli kalmaz. O halde kıyamet gününde ateşe atılan mı, yoksa güven içinde gelen kimse mi daha iyidir? Dilediğinizi yapın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَonlarكَفَرُوا۟inkar ettilerبِٱلذِّكْرِZikr'i (Kur'an'ı)لَمَّاkendilerine gelenجَآءَهُمْوَإِنَّهُۥhalbuki oلَكِتَٰبٌbir Kitaptırعَزِيزٌaziz

Kur'an kendilerine geldiğinde onu inkar edenler mutlaka cezalarını göreceklerdir. Şüphesiz o, çok değerli ve sağlam bir kitaptır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَّاona gelmezيَأْتِيهِٱلْبَٰطِلُboşa çıkaracak bir sözمِنۢönündenبَيْنِيَدَيْهِوَلَاne deمِنْarkasındanخَلْفِهِۦتَنزِيلٌindirilmiştirمِّنْhüküm ve hikmet sahibindenحَكِيمٍحَمِيدٍçok övülenden

Ona ne önünden ne de ardından batıl gelemez. O, hüküm ve hikmet sahibi, övülmeye layık olan Allah tarafından indirilmiştir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَّاdeğildirيُقَالُsöylenenلَكَsanaإِلَّاbaşka bir şeyمَاolandanقَدْsöylenmişقِيلَلِلرُّسُلِelçilereمِنsenden öncekiقَبْلِكَإِنَّkuşkusuzرَبَّكَRabbinلَذُوsahibiمَغْفِرَةٍbağışlamaوَذُوve sahibidirعِقَابٍazabأَلِيمٍacı

Sana ancak, senden önceki peygamberlere söylenenler söylenmektedir. Hiç şüphesiz senin Rabbin hem bağışlama sahibidir, hem de elem dolu bir azap sahibidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَوْve eğerجَعَلْنَٰهُbiz onu yapsaydıkقُرْءَانًاbir Kur'anأَعْجَمِيًّاyabancı (dilde)لَّقَالُوا۟derlerdi kiلَوْلَاdeğil miydi?فُصِّلَتْaçıklanmalıءَايَٰتُهُۥٓءَا۬عْجَمِىٌّyabancı söz mü?وَعَرَبِىٌّقُلْde kiهُوَoلِلَّذِينَiçinءَامَنُوا۟inananlarهُدًىbir yol göstericidirوَشِفَآءٌوَٱلَّذِينَgelinceلَاinanmayanlaraيُؤْمِنُونَفِىٓvardırءَاذَانِهِمْonların kulaklarındaوَقْرٌbir ağırlıkوَهُوَve oعَلَيْهِمْonlaraعَمًىأُو۟لَٰٓئِكَonlarيُنَادَوْنَçağırılıyorlarمِنbir yerdenمَّكَانٍۭبَعِيدٍuzak

Eğer biz onu başka dilde bir Kur'an yapsaydık onlar mutlaka, "Onun ayetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?" derlerdi. De ki: "O, inananlar için bir hidayet ve şifadır. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar)."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْve andolsunءَاتَيْنَاbiz vermiştikمُوسَىMusa'yaٱلْكِتَٰبَKitabıفَٱخْتُلِفَfakat ayrılığa düşülmüştüفِيهِوَلَوْلَاve eğer olmasaydıكَلِمَةٌbir sözسَبَقَتْgeçmişمِنRabbindenرَّبِّكَلَقُضِىَderhal hüküm verilirdiبَيْنَهُمْوَإِنَّهُمْfakat onlarلَفِىiçindedirlerشَكٍّbir kuşkuمِّنْهُondanمُرِيبٍişkilli

Andolsun! Biz, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) vermiştik de, onda ayrılığa düşmüşlerdi. Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında derhal hüküm verilirdi. Şüphesiz onlar Kur'an hakkında derin bir şüphe içindedirler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَّنْkimعَمِلَyaparsaصَٰلِحًاiyi işفَلِنَفْسِهِۦوَمَنْve kimأَسَآءَkötülük yaparsaفَعَلَيْهَاوَمَاve değildirرَبُّكَRabbinبِظَلَّٰمٍzulmediciلِّلْعَبِيدِkullara

Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara (zerre kadar) zulmedici değildir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِلَيْهِيُرَدُّdöndürülürعِلْمُbilgisiٱلسَّاعَةِوَمَاveتَخْرُجُçıkmazمِنmeyvalarثَمَرَٰتٍمِّنْkabuklarındanأَكْمَامِهَاوَمَاgebe kalmazتَحْمِلُمِنْhiçbirأُنثَىٰdişiوَلَاveتَضَعُdoğurmazإِلَّاolmadanبِعِلْمِهِۦوَيَوْمَve (o) günيُنَادِيهِمْonlara seslenildiğiأَيْنَnerede?شُرَكَآءِىortaklarımقَالُوٓا۟demişlerdirءَاذَنَّٰكَsana arz ederiz kiمَاyokمِنَّاbizdenمِنhiçbirشَهِيدٍgören

Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi O'na havale edilir. Meyveler tomurcuklarından ancak O'nun bilgisi altında çıkar, dişi ancak O'nun bilgisi altında hamile kalır ve doğurur. Allah onlara, "Nerede bana ortak koştuklarınız?" diye seslendiği gün şöyle derler: "Sana arz ederiz ki, içimizden onları gören hiçbir kimse yok."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَضَلَّve sapıp gitmiştirعَنْهُمonlardanمَّاşeylerكَانُوا۟olduklarıيَدْعُونَyalvarıp duruyor(lar)مِنöncedenقَبْلُوَظَنُّوا۟ve onlar anlamışlardırمَاolmadığınıلَهُمkendileri içinمِّنhiçbirمَّحِيصٍkaçacak yer

Daha önce yalvardıkları (tanrılar) onları yüzüstü bırakıp uzaklaşmıştır. Kendileri için kaçacak bir yer olmadığını anlamışlardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَّاusanmazيَسْـَٔمُٱلْإِنسَٰنُinsanمِنistemektenدُعَآءِٱلْخَيْرِhayır (iyilik)وَإِنama eğerمَّسَّهُkendisine dokunursaٱلشَّرُّbir şerفَيَـُٔوسٌhemen üzülürقَنُوطٌümitsiz olur

İnsan, hayır (mal, mülk, genişlik) istemekten usanmaz. Fakat başına bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer, yıkılır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَئِنْve eğerأَذَقْنَٰهُbiz ona taddırırsakرَحْمَةًbir rahmetمِّنَّاkendimizdenمِنۢsonraبَعْدِضَرَّآءَbir zarardanمَسَّتْهُona dokunanلَيَقُولَنَّelbette der kiهَٰذَاbuلِىbenim hakkımdırوَمَآveأَظُنُّsanmıyorumٱلسَّاعَةَkıyametinقَآئِمَةًkopacağınıوَلَئِنeğerرُّجِعْتُgötürülmüş olsam bileإِلَىٰRabbimeرَبِّىٓإِنَّmuhakkakلِىbenim için vardırعِندَهُۥO'nun yanındaلَلْحُسْنَىٰفَلَنُنَبِّئَنَّbiz mutlaka haber vereceğizٱلَّذِينَkimselereكَفَرُوا۟inkar edenlereبِمَاyaptıklarınıعَمِلُوا۟وَلَنُذِيقَنَّهُمve mutlaka taddıracağızمِّنْazabdanعَذَابٍغَلِيظٍkaba

Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka "Bu benim hakkımdır, Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Andolsun, Rabbime döndürülürsem, şüphesiz O'nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır" der. Andolsun, biz inkar edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve andolsun, onlara mutlaka ağır azaptan tattıracağız.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَآne zaman kiأَنْعَمْنَاbir ni'met verdiğimizdeعَلَىinsanaٱلْإِنسَٰنِأَعْرَضَyüz çevirirوَنَـَٔاve yan çizerبِجَانِبِهِۦve yan çizerوَإِذَاve ne zaman kiمَسَّهُona dokunduğundaٱلشَّرُّbir şerفَذُوhemenدُعَآءٍyalvarıp dururعَرِيضٍbol bol

İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirir ve yan çizer. Başına bir kötülük gelince de yalvarmaya koyulur.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiأَرَءَيْتُمْgördünüz mü kiإِنeğer (Kur'an)كَانَiseمِنْtarafındanعِندِٱللَّهِAllahثُمَّsonraكَفَرْتُمsiz de inkar etmişsenizبِهِۦonuمَنْkim olabilir?أَضَلُّdaha sapıkمِمَّنْkimsedenهُوَoفِىbir ayrılığa düşenشِقَاقٍۭبَعِيدٍuzak

De ki: "Ne dersiniz? Eğer o (Kur'an) Allah katından olup da siz de onu inkar etmişseniz, o zaman derin bir ayrılık içinde bulunan kimseden daha sapık kim olabilir?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
سَنُرِيهِمْbiz onlara göstereceğizءَايَٰتِنَاayetlerimiziفِىufuklardaٱلْءَافَاقِوَفِىٓveأَنفُسِهِمْkendi canlarındaحَتَّىٰkadarيَتَبَيَّنَiyice belli olanaلَهُمْonlaraأَنَّهُo(Kur'a)n'ınٱلْحَقُّأَوَلَمْmi?يَكْفِyetmezبِرَبِّكَRabbininأَنَّهُۥO'nunعَلَىٰüzerineكُلِّherشَىْءٍşeyشَهِيدٌşahit olması

Varlığımızın delillerini, (kainattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki, o Kur'an'ın gerçek olduğu onlara iyice belli olsun. Rabbinin, her şeye şahit olması yetmez mi?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَلَآiyi bil kiإِنَّهُمْonlarفِىiçindedirlerمِرْيَةٍkuşkuمِّنkavuşmaktanلِّقَآءِرَبِّهِمْأَلَآiyi bil kiإِنَّهُۥOبِكُلِّherشَىْءٍşeyiمُّحِيطٌۢkuşatmıştır

İyi bilin ki, onlar Rablerine kavuşma konusunda şüphe içindedirler. İyi bilin ki, O, her şeyi kuşatandır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi