KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

21. SURE · 112 AYET · 1169 KELİME

Enbiyâ

الأنبياء

Kelime bağlantısı sözlüğe, İncele düğmesi dil bilgisi ve açıklamalara açılır.

مَاkendilerine gelenيَأْتِيهِممِّنherذِكْرٍikazıمِّنRablerindenرَّبِّهِممُّحْدَثٍyeniإِلَّاancakٱسْتَمَعُوهُdinlerlerوَهُمْonlarيَلْعَبُونَeğlenerek

(2-3) Rab'lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki, onlar mutlaka onu alaya alarak, kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: "Bu da ancak sizin gibi bir insan. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَاهِيَةًeğlencededirقُلُوبُهُمْوَأَسَرُّوا۟ve gizledilerٱلنَّجْوَىaralarındaki konuşmayıٱلَّذِينَkimselerظَلَمُوا۟zulmeden(ler)هَلْdeğil mi?هَٰذَآbuإِلَّاancakبَشَرٌbir insandırمِّثْلُكُمْأَفَتَأْتُونَşimdi siz kapılacak mısınız?ٱلسِّحْرَbüyüyeوَأَنتُمْsizتُبْصِرُونَgörüyorken

(2-3) Rab'lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki, onlar mutlaka onu alaya alarak, kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: "Bu da ancak sizin gibi bir insan. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
بَلْhayırقَالُوٓا۟dedilerأَضْغَٰثُ(bu) karmakarışıkأَحْلَٰمٍۭhayallerdirبَلِhayırٱفْتَرَىٰهُonu uydurmuşبَلْhayırهُوَoشَاعِرٌşa'irdirفَلْيَأْتِنَاbize getirse yaبِـَٔايَةٍbir mu'cizeكَمَآgibiأُرْسِلَgönderildikleriٱلْأَوَّلُونَöncekilerin

Onlar, "Hayır, bunlar karma karışık yalancı düşlerdir. Hayır, onu kendisi uydurdu; hayır, o bir şairdir. Eğer böyle değilse, önceki peygamberlerin (mucizelerle) gönderildikleri gibi o da bize bir mucize getirsin" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَآbiz göndermedikأَرْسَلْنَاقَبْلَكَsenden önceإِلَّاbaşkasınıرِجَالًاerkeklerdenنُّوحِىٓvahyedilenإِلَيْهِمْفَسْـَٔلُوٓا۟sorunأَهْلَehlineٱلذِّكْرِZikirإِنeğerكُنتُمْidiysenizلَاbilmiyorتَعْلَمُونَ

Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ثُمَّsonraصَدَقْنَٰهُمُyerine getirdikٱلْوَعْدَverdiğimiz sözüفَأَنجَيْنَٰهُمْonları kurtardıkوَمَنve kimseleriنَّشَآءُdilediğimizوَأَهْلَكْنَاve helak ettikٱلْمُسْرِفِينَaşırı gidenleri

Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. Kendilerini ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. Haddi aşanları ise helak ettik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَكَمْve nicesiniقَصَمْنَاkırıp geçirdikمِنşehir(ler)denقَرْيَةٍكَانَتْolanظَالِمَةًzalimوَأَنشَأْنَاve inşa ettikبَعْدَهَاonlardan sonraقَوْمًاbir toplulukءَاخَرِينَbaşka

Biz zulmetmekte olan nice memleketleri kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka başka toplumlar meydana getirdik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَا(boşuna) kaçmayınتَرْكُضُوا۟وَٱرْجِعُوٓا۟ve dönünإِلَىٰşeylere (ni'metlere)مَآأُتْرِفْتُمْşımartıldığınızفِيهِiçindeوَمَسَٰكِنِكُمْve yurtlarınızaلَعَلَّكُمْçünküتُسْـَٔلُونَsorguya çekileceksiniz

Onlara, "Kaçmayın, o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. Çünkü sorulacaksınız" denildi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَوْeğerأَرَدْنَآisteseydikأَنedinmekنَّتَّخِذَلَهْوًاbir eğlenceلَّٱتَّخَذْنَٰهُedinirdikمِنkendi katımızdanلَّدُنَّآإِنeğerكُنَّاolsaydıkفَٰعِلِينَyapacak

Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık böyle yapardık.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
بَلْhayırنَقْذِفُbiz atarızبِٱلْحَقِّhakkıعَلَىüstüneٱلْبَٰطِلِbatılınفَيَدْمَغُهُۥonun beynini parçalarفَإِذَاderhalهُوَoزَاهِقٌوَلَكُمُsizeٱلْوَيْلُyazıklar olsunمِمَّاötürüتَصِفُونَyakıştırdıklarınızdan

Hayır, biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar. Bir de bakarsın yok olup gitmiş. Allah'a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَهُۥve O'nundurمَنkimselerفِىolanٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerdeوَٱلْأَرْضِوَمَنْve kimselerعِندَهُۥO'nun yanındakiلَاbüyüklenmezيَسْتَكْبِرُونَعَنْO'na kulluk etmektenعِبَادَتِهِۦوَلَاveيَسْتَحْسِرُونَyorulmazlar

Göklerde ve yerde kim varsa hep O'nundur. O'nun katındakiler, ne O'na ibadetten çekinir (ve büyüklenir) ne de yorgunluk (ve bıkkınlık) duyarlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَوْeğerكَانَolsaydıفِيهِمَآikisindeءَالِهَةٌtanrılarإِلَّاbaşkaٱللَّهُAllah'tanلَفَسَدَتَافَسُبْحَٰنَyüce(münezzeh)dirٱللَّهِAllahرَبِّsahibiٱلْعَرْشِarş'ınعَمَّاşeylerdenيَصِفُونَnitelendirdikleri

Eğer yerde ve gökte Allah'tan başka ilahlar olsaydı, kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. Demek ki, Arş'ın Rabbi Allah, onların nitelemelerinden uzaktır, yücedir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَمِyoksaٱتَّخَذُوا۟mı edindiler?مِنO'ndan başkaدُونِهِۦٓءَالِهَةًقُلْde kiهَاتُوا۟getirinبُرْهَٰنَكُمْهَٰذَاişte budurذِكْرُöğütüمَنolanlarınمَّعِىَbenimle beraberوَذِكْرُve öğütüمَنbenden öncekilerinقَبْلِىبَلْamaأَكْثَرُهُمْçoklarıلَاbilmezlerيَعْلَمُونَٱلْحَقَّفَهُمbundan dolayı onlarمُّعْرِضُونَ(haktan) yüz çevirirler

Yoksa ondan başka ilahlar mı edindiler? De ki: "Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilah olduğuna dair hiçbir delil yok). Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَآveأَرْسَلْنَاgöndermedikمِنsenden önceقَبْلِكَمِنhiçbirرَّسُولٍpeygamberإِلَّاdiye vahyetmediğimizنُوحِىٓإِلَيْهِonaأَنَّهُۥşüphesizلَآyokturإِلَٰهَtanrıإِلَّآbaşkaأَنَا۠bendenفَٱعْبُدُونِbana kulluk edin

Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere, "Şüphesiz, benden başka hiçbir ilah yoktur. Öyleyse bana ibadet edin" diye vahyetmişizdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالُوا۟ve dedilerٱتَّخَذَedindiٱلرَّحْمَٰنُRahmanوَلَدًاسُبْحَٰنَهُۥبَلْhayırعِبَادٌbilakisمُّكْرَمُونَdeğerli

(Böyle iken) "Rahman, çocuk edindi" dediler. O, böyle şeylerden uzaktır, yücedir. Hayır, (evlat diye niteledikleri) o melekler ikrama erdirilmiş kullardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَعْلَمُbilirمَاolanıبَيْنَarasında (önlerinde)أَيْدِيهِمْellerinin (önlerinde)وَمَاve olanıخَلْفَهُمْarkalarındaوَلَاveيَشْفَعُونَşefa'at edemezlerإِلَّاbaşkasınaلِمَنِolduklarındanٱرْتَضَىٰrazıوَهُمve onlarمِّنْO'nun korkusundanخَشْيَتِهِۦمُشْفِقُونَtitrerler

Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O'nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O'nun korkusuyla titrerler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَنيَقُلْderseمِنْهُمْonlardanإِنِّىٓbenإِلَٰهٌbir tanrıyımمِّنO'ndan başkaدُونِهِۦفَذَٰلِكَböyleceنَجْزِيهِonu cezalandırırızجَهَنَّمَكَذَٰلِكَböyleنَجْزِىbiz cezalandırırızٱلظَّٰلِمِينَzalimleri

İçlerinden her kim, "Allah'tan başka ben de şüphesiz bir ilahım" derse, böylesini cehennemle cezalandırırız. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَوَلَمْgörmediler mi?يَرَٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوٓا۟inkar eden(ler)أَنَّşüphesizٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerوَٱلْأَرْضَve yerكَانَتَاidiرَتْقًاbitişikفَفَتَقْنَٰهُمَاوَجَعَلْنَاve yarattıkمِنَsudanٱلْمَآءِكُلَّherشَىْءٍşeyiحَىٍّأَفَلَاhala inanmıyorlar mı?يُؤْمِنُونَ

İnkar edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hala inanmayacaklar mı?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَجَعَلْنَاve yarattıkفِىyerdeٱلْأَرْضِرَوَٰسِىَyüksek dağlarأَنdiyeتَمِيدَsarsarبِهِمْonlarıوَجَعَلْنَاve açtıkفِيهَاoradaفِجَاجًاgenişسُبُلًاyollarلَّعَلَّهُمْumulur kiيَهْتَدُونَyollarını bulurlar

Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler, yollar meydana getirdik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَجَعَلْنَاve yaptıkٱلسَّمَآءَgöğüسَقْفًاbir tavanمَّحْفُوظًاوَهُمْonlar halaعَنْayetlerindenءَايَٰتِهَامُعْرِضُونَyüz çevirmektedirler

Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise oradaki, (Allah'ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَهُوَO'durٱلَّذِىyaratanخَلَقَٱلَّيْلَgeceyiوَٱلنَّهَارَve gündüzüوَٱلشَّمْسَve güneşiوَٱلْقَمَرَكُلٌّher biriفِىbir yörüngedeفَلَكٍيَسْبَحُونَyüzmektedir

O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاveجَعَلْنَاvermedikلِبَشَرٍhiçbir insanaمِّنsenden önceقَبْلِكَٱلْخُلْدَأَفَإِي۟نşimdi eğerمِّتَّsen ölürsenفَهُمُonlarٱلْخَٰلِدُونَebedi (mi kalacaklar?)

Biz, senden önce de hiçbir beşere ölümsüzlük vermedik. Şimdi sen ölürsen, onlar ebedi mi kalacaklar?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
كُلُّherنَفْسٍnefisذَآئِقَةُtadacaktırٱلْمَوْتِوَنَبْلُوكُمve sizi imtihan ederizبِٱلشَّرِّşer ileوَٱلْخَيْرِve hayır ileفِتْنَةًوَإِلَيْنَاve (sonunda) bizeتُرْجَعُونَdöndürüleceksiniz

Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاzamanرَءَاكَseni gördükleriٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوٓا۟inkar edenإِنseni edinmezlerيَتَّخِذُونَكَإِلَّاdışındaهُزُوًاalay konusu etmekأَهَٰذَاbu mudur? (diye)ٱلَّذِىkişiيَذْكُرُdiline dolayanءَالِهَتَكُمْsizin tanrılarınızıوَهُمoysa kendileriبِذِكْرِZikri(uyarısı)nıٱلرَّحْمَٰنِRahman'ınهُمْonlarكَٰفِرُونَinkar ediyorlar

İnkar edenler seni gördükleri zaman ancak alaya alırlar. "Bu mu ilahlarınızı diline dolayan?" derler. Halbuki kendileri Rahman'ın kitabını inkar ediyorlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَوْeğerيَعْلَمُbir bilselerdiٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkar eden(ler)حِينَzamanıلَاsavamayacaklarıيَكُفُّونَعَنyüzlerindenوُجُوهِهِمُٱلنَّارَateşiوَلَاne deعَنsırtlarındanظُهُورِهِمْوَلَاveهُمْonlaraيُنصَرُونَyardım da olunmayacakları

İnkar edenler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
بَلْdoğrusuتَأْتِيهِمo onlara gelecekبَغْتَةًansızınفَتَبْهَتُهُمْonları şaşırtacakفَلَاgüçleri yetmeyecekيَسْتَطِيعُونَرَدَّهَاonu reddetmeyeوَلَاve ne deهُمْkendilerineيُنظَرُونَsüre verilecek

Şüphesiz o (tehdit edildikleri azap) onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkınlıktan dondurup bırakacak. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek, ne de kendilerine göz açtırılacak.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدِve andolsunٱسْتُهْزِئَalay edildiبِرُسُلٍpeygamberlerleمِّنsenden öncekiقَبْلِكَفَحَاقَama kuşatıverdiبِٱلَّذِينَkimseleriسَخِرُوا۟alay eden(leri)مِنْهُمonlarlaمَّاşeyكَانُوا۟onlarınبِهِۦonunlaيَسْتَهْزِءُونَalay ettikleri

Andolsun, senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri, o alaya aldıkları şey kuşatıverdi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiمَنkimيَكْلَؤُكُمsizi koruyacak?بِٱلَّيْلِgeceوَٱلنَّهَارِve gündüzمِنَRahmandanٱلرَّحْمَٰنِبَلْhayırهُمْonlarعَنZikrindenذِكْرِرَبِّهِمRablerininمُّعْرِضُونَyüz çeviriyorlar

(Ey Muhammed!) De ki: "(Size azab edecek olsa) gece ve gündüz Rahman'ın azabından sizi kim koruyacak?" Öyle iken onlar Rablerinin zikrinden yüz çevirmekteler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَمْyoksaلَهُمْmı var?ءَالِهَةٌtanrılarıتَمْنَعُهُمonları koruyacakمِّنkarşıدُونِنَالَاonların gücü yetmezيَسْتَطِيعُونَنَصْرَyardım etmeyeأَنفُسِهِمْkendilerineوَلَاne deهُمonlaraمِّنَّاbizim tarafımızdanيُصْحَبُونَsahip çıkılır

Yoksa bizim dışımızda onları koruyacak ilahları mı var? O ilah edindikleri nesneler kendilerine bile yardım edemezler. Zaten onlar bizden de yardım görmezler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
بَلْbilakisمَتَّعْنَاbiz yaşattıkهَٰٓؤُلَآءِonlarıوَءَابَآءَهُمْve atalarınıحَتَّىٰnihayetطَالَuzun geldiعَلَيْهِمُkendilerineٱلْعُمُرُأَفَلَاgörmüyorlar mı?يَرَوْنَأَنَّاbizimنَأْتِىgelipٱلْأَرْضَyerlerini (topraklarını)نَنقُصُهَاeksilttiğimiziمِنْuçlarındanأَطْرَافِهَآأَفَهُمُonlar mı?ٱلْغَٰلِبُونَüstün gelen

Evet, biz onları da atalarını da, faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O halde, onlar mı galip gelecekler?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiإِنَّمَآben ancakأُنذِرُكُمsizi uyarıyorumبِٱلْوَحْىِوَلَاamaيَسْمَعُişitmez(ler)ٱلصُّمُّsağır(lar)ٱلدُّعَآءَçağırıyıإِذَاzamanمَاuyarıldıklarıيُنذَرُونَ

De ki: "Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum." Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَئِنve eğerمَّسَّتْهُمْonlara dokunsaنَفْحَةٌbir esintiمِّنْazabındanعَذَابِرَبِّكَRabbininلَيَقُولُنَّderlerيَٰوَيْلَنَآeyvah bizeإِنَّاbiz gerçektenكُنَّاolmuşuzظَٰلِمِينَzalimler

Andolsun, onlara Rabbinin azabından hafif bir esinti dokunsa, muhakkak "Eyvah bize! Gerçekten biz zalim kimselerdik" diyeceklerdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَنَضَعُkurarızٱلْمَوَٰزِينَterazileriٱلْقِسْطَadaletلِيَوْمِgünü içinٱلْقِيَٰمَةِkıyametفَلَاaslaتُظْلَمُhaksızlık edilmezنَفْسٌkimseyeشَيْـًٔاوَإِنve eğerكَانَolsaمِثْقَالَağırlığıncaحَبَّةٍdanesiمِّنْbir hardalخَرْدَلٍأَتَيْنَاgetiririzبِهَاوَكَفَىٰve biz yeterizبِنَاolarakحَٰسِبِينَhesab gören

Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْve andolsunءَاتَيْنَاbiz verdikمُوسَىٰMusa'yaوَهَٰرُونَve Harun'aٱلْفُرْقَانَFurkan'ıوَضِيَآءًve bir ışıkوَذِكْرًاve bir öğütلِّلْمُتَّقِينَmuttakiler için

Andolsun, biz Musa ile Harun'a, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için o Furkan'ı (Tevrat'ı) bir ışık ve öğüt olarak verdik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdediبَلhayırرَّبُّكُمْRabbinizرَبُّRabbidirٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلْأَرْضِve yerinٱلَّذِىo kiفَطَرَهُنَّonları yaratmıştırوَأَنَا۠ve ben deعَلَىٰüzerineذَٰلِكُمbununمِّنَşahidlik edenlerdenimٱلشَّٰهِدِينَ

İbrahim, dedi ki: "Hayır! Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir. O, bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَجَعَلَهُمْnihayet onları ettiجُذَٰذًاparça parçaإِلَّاyalnız hariçكَبِيرًاbüyüğüلَّهُمْonlarınلَعَلَّهُمْbelkiإِلَيْهِonaيَرْجِعُونَmüracaat ederler (diye)

Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdedi kiأَفَتَعْبُدُونَtapıyor musunuz?مِنbırakıp daدُونِٱللَّهِAllah'ıمَاşeylereلَاaslaيَنفَعُكُمْsize fayda vermeyenشَيْـًٔاhiçbirوَلَاveيَضُرُّكُمْzarar vermeyen

İbrahim, şöyle dedi: "Öyle ise siz, (hala) Allah'ı bırakıp da, size hiçbir fayda, hiçbir zarar veremeyecek şeylere mi tapacaksınız?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَجَعَلْنَٰهُمْve onları yaptıkأَئِمَّةًönderlerيَهْدُونَdoğru yolu gösterenبِأَمْرِنَاemrimizleوَأَوْحَيْنَآve vahyettikإِلَيْهِمْonlaraفِعْلَişler yapmayıٱلْخَيْرَٰتِhayırlıوَإِقَامَve kılmayıٱلصَّلَوٰةِnamazوَإِيتَآءَve vermeyiٱلزَّكَوٰةِوَكَانُوا۟ve (insanlar) idilerلَنَاbizeعَٰبِدِينَkulluk eden

Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekatı vermeyi vahyettik. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلُوطًاve Lut'aءَاتَيْنَٰهُverdikحُكْمًاhükümوَعِلْمًاve ilimوَنَجَّيْنَٰهُve onu kurtardıkمِنَbir kenttenٱلْقَرْيَةِٱلَّتِىki (onlar)كَانَتidilerتَّعْمَلُişler yapıyorٱلْخَبَٰٓئِثَإِنَّهُمْgerçekten onlarكَانُوا۟idilerقَوْمَbir kavimسَوْءٍkötüفَٰسِقِينَyoldan çıkan

Biz, Lut'a da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu çirkin işler yapan memleketten kurtardık. Gerçekten onlar kötü bir toplum idiler, fasık (Allah'ın emrinden çıkan kimseler) idiler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَنُوحًاve Nuh'u daإِذْhaniنَادَىٰbize yalvarmıştıمِنbunlardan önceقَبْلُفَٱسْتَجَبْنَاbiz de kabul etmiştikلَهُۥonun (du'asını)فَنَجَّيْنَٰهُkendisini kurtarmıştıkوَأَهْلَهُۥve ailesiniمِنَsıkıntıdanٱلْكَرْبِٱلْعَظِيمِbüyük

(Ey Muhammed!) Nuh'u da hatırla. Hani o daha önce dua etmişti de biz onun duasını kabul ederek, kendisini ve ailesini o büyük sıkıntıdan (tufandan) kurtarmıştık.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَنَصَرْنَٰهُve onu korudukمِنَkavmindenٱلْقَوْمِٱلَّذِينَkimselerinكَذَّبُوا۟yalanlayanبِـَٔايَٰتِنَآإِنَّهُمْçünkü onlarكَانُوا۟olmuşlardıقَوْمَbir kavimسَوْءٍkötüفَأَغْرَقْنَٰهُمْbiz de onları boğmuştukأَجْمَعِينَhepsini

Ayetlerimizi yalanlayanlara karşı ona yardım etmiştik. Şüphesiz onlar kötü bir toplumdu. Bu yüzden biz de onları topyekun suda boğduk.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَدَاوُۥدَve Davud'uوَسُلَيْمَٰنَve Süleyman'ıإِذْhaniيَحْكُمَانِonlar hükmediyorlardıفِىhakkındaٱلْحَرْثِbir ekinإِذْzamanنَفَشَتْyayıldığıفِيهِoradaغَنَمُdavarınınٱلْقَوْمِtoplumunوَكُنَّاbiz de idikلِحُكْمِهِمْonların hükümlerineشَٰهِدِينَşahid

Davud ile Süleyman'ı da hatırla. Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Çünkü halkın koyunları o ekine girmişti. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَفَهَّمْنَٰهَاonu bellettikسُلَيْمَٰنَوَكُلًّاve hepsineءَاتَيْنَاverdikحُكْمًاhükümdarlıkوَعِلْمًاوَسَخَّرْنَاve boyun eğdirdikمَعَonunla beraberدَاوُۥدَDavud'aٱلْجِبَالَdağlarıيُسَبِّحْنَtesbih edenوَٱلطَّيْرَوَكُنَّاve bizفَٰعِلِينَ(bunları) yaparız

Biz hüküm vermeyi Süleyman'a kavratmıştık. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. Davud ile birlikte, Allah'ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. Bunları yapan biz idik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَعَلَّمْنَٰهُve ona öğretmiştikصَنْعَةَyapmayıلَبُوسٍzırhلَّكُمْsizin içinلِتُحْصِنَكُمsizi korumak içinمِّنۢsavaşın şiddetindenبَأْسِكُمْفَهَلْ(o halde) misiniz?أَنتُمْsizشَٰكِرُونَşükredenlerden

Bir de Davud'a, sizin için, zırh yapma sanatını öğrettik ki, savaşlarınızda sizi korusun. Şimdi siz şükrediyor musunuz?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلِسُلَيْمَٰنَve Süleyman'aٱلرِّيحَfırtınayıعَاصِفَةًşiddetliتَجْرِىakıp giderdiبِأَمْرِهِۦٓonun emriyleإِلَىyereٱلْأَرْضِٱلَّتِىbereketlendirdiğimizبَٰرَكْنَافِيهَاوَكُنَّاve bizبِكُلِّherشَىْءٍşeyiعَٰلِمِينَbiliriz

Süleyman'ın hizmetine de güçlü esen rüzgarı verdik. Rüzgar, onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz, her şeyi hakkıyla bileniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمِنَveٱلشَّيَٰطِينِşeytanlardanمَنkimseleriيَغُوصُونَdenize dalanلَهُۥkendisi içinوَيَعْمَلُونَve yapanعَمَلًاişlerدُونَbaşkaذَٰلِكَوَكُنَّاve biz idikلَهُمْonlarıحَٰفِظِينَonun emrinde tutuyor

Bir de şeytanlardan, Süleyman için dalgıçlık eden ve daha bundan başka işler yapanları da onun emrine verdik. Hep onları zapteden bizdik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَيُّوبَإِذْhaniنَادَىٰdu'a etmiştiرَبَّهُۥٓRabbineأَنِّىgerçekten diyeمَسَّنِىَbana dokunduٱلضُّرُّbu dertوَأَنتَve senأَرْحَمُen merhametlisisinٱلرَّٰحِمِينَmerhametlilerin

Eyyub'u da hatırla. Hani o Rabbine, "Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen ise merhametlilerin en merhametlisisin" diye niyaz etmişti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَٱسْتَجَبْنَاbiz de kabul ettikلَهُۥonu(n du'asını)فَكَشَفْنَاve kaldırdıkمَاne varsaبِهِۦonunمِنderdiضُرٍّوَءَاتَيْنَٰهُve ona verdikأَهْلَهُۥailesiniوَمِثْلَهُمve bir katını dahaمَّعَهُمْonlarla beraberرَحْمَةًbir rahmetمِّنْtarafımızdanعِندِنَاوَذِكْرَىٰve bir öğüt olarakلِلْعَٰبِدِينَibadet edenler için

Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar için de bir ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha vermiştik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَذَاve Zü(nnun'u)ٱلنُّونِ(ve Zün)nun'uإِذziraذَّهَبَgitmiştiمُغَٰضِبًاkızarakفَظَنَّsanmıştıأَنdiyeلَّنaslaنَّقْدِرَgüç yetiremeyeceğizعَلَيْهِkendisineفَنَادَىٰnihayet yalvardıفِىiçindeٱلظُّلُمَٰتِkaranlıklarأَنdiyeلَّآyokturإِلَٰهَtanrıإِلَّآbaşkaأَنتَsendenسُبْحَٰنَكَsenin şanın yücedirإِنِّىmuhakkak benكُنتُoldumمِنَzalimlerdenٱلظَّٰلِمِينَ

Zünnun'u da hatırla. Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde, "Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum" diye dua etti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَٱسْتَجَبْنَاbiz de kabul ettikلَهُۥonu(n du'asını)وَنَجَّيْنَٰهُve onu kurtardıkمِنَtasadanٱلْغَمِّوَكَذَٰلِكَişte böyleنُۨجِىbiz kurtarırızٱلْمُؤْمِنِينَinananları

Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz mü'minleri böyle kurtarırız.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَزَكَرِيَّآve Zekeriyya'yı daإِذْhaniنَادَىٰdu'a etmiştiرَبَّهُۥRabbineرَبِّRabbimلَاbeni bırakmaتَذَرْنِىفَرْدًاtek başımaوَأَنتَve senخَيْرُen iyisisinٱلْوَٰرِثِينَvarislerin

Zekeriya'yı da hatırla. Hani o, Rabbine, "Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın" diye dua etmişti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَٱسْتَجَبْنَاkabul buyurdukلَهُۥonu(n du'asını)وَوَهَبْنَاve armağan ettikلَهُۥonaيَحْيَىٰYahya'yıوَأَصْلَحْنَاve ıslah ettikلَهُۥkendisi içinزَوْجَهُۥٓإِنَّهُمْgerçekten onlarكَانُوا۟idilerيُسَٰرِعُونَkoşuyor(lar)فِىhayır (işlere)ٱلْخَيْرَٰتِوَيَدْعُونَنَاve bize du'a ederlerdiرَغَبًاumarakوَرَهَبًاوَكَانُوا۟ve idilerلَنَاbizeخَٰشِعِينَderin bir saygı içinde

Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya'yı bağışladık. Eşini de kendisi için, (doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar, (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلَّتِىٓolanı (Meryemi)أَحْصَنَتْkorumuşفَرْجَهَاırzınıفَنَفَخْنَاve üflemiştikفِيهَاonaمِنruhumuzdanرُّوحِنَاوَجَعَلْنَٰهَاve onu yapmıştıkوَٱبْنَهَآve oğlunuءَايَةًbir ibretلِّلْعَٰلَمِينَalemlere

Irzını korumuş olan kadını da (Meryem'i de) hatırla. Ona ruhumuzdan üflemiştik. Kendisini de, oğlunu da alemlere (kudretimizi gösteren) birer delil yapmıştık.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّişteهَٰذِهِۦٓbuأُمَّتُكُمْsizin ümmetinizأُمَّةًümmettirوَٰحِدَةًbir tekوَأَنَا۠şüphesiz benimرَبُّكُمْsizin Rabbinizفَٱعْبُدُونِyalnız bana kulluk edin

Şüphesiz bu (İslam), tek ümmet (din) olarak sizin ümmetiniz (dininiz)dir. Ben de Rabbinizim. Onun için sadece bana kulluk edin.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَمَنkimيَعْمَلْyaparsaمِنَiyi işlerdenٱلصَّٰلِحَٰتِوَهُوَve oمُؤْمِنٌinanmış olarakفَلَاaslaكُفْرَانَnankörlük edilmezلِسَعْيِهِۦonun çabasınaوَإِنَّاşüphesiz bizلَهُۥonu (çalışmasını)كَٰتِبُونَyazmaktayız

Şu halde, kim mü'min olarak bir salih amel işlerse, çalışması asla inkar edilmez. Şüphesiz biz onu yazmaktayız.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱقْتَرَبَve yaklaşırٱلْوَعْدُva'dٱلْحَقُّgerçekفَإِذَاbirdenهِىَoشَٰخِصَةٌdonup kalırأَبْصَٰرُgözleriٱلَّذِينَkimselerinكَفَرُوا۟inkar eden(lerin)يَٰوَيْلَنَاvah bizeقَدْgerçektenكُنَّاbiz idikفِىiçindeغَفْلَةٍgafletمِّنْbundanهَٰذَابَلْmeğerكُنَّاbizظَٰلِمِينَzulmediyormuşuz

Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır, bir de bakarsın inkar edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. "Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Hatta biz zalim kimselermişiz" derler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّكُمْşüphesiz sizوَمَاveتَعْبُدُونَtaptıklarınızمِنbaşkaدُونِٱللَّهِAllah'tanحَصَبُodunusunuzجَهَنَّمَcehenneminأَنتُمْsizلَهَاorayaوَٰرِدُونَgireceksiniz

Hiç şüphesiz siz ve Allah'tan başka kulluk ettikleriniz cehennem odunusunuz. Siz oraya varacaksınız.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّkuşkusuzٱلَّذِينَkimselerسَبَقَتْgeçmiş olan(lar)لَهُمkendilerineمِّنَّاbizdenٱلْحُسْنَىٰٓgüzellikأُو۟لَٰٓئِكَişte onlarعَنْهَاondan (cehennemden)مُبْعَدُونَuzaklaştırılmışlardır

Şüphesiz kendileri için tarafımızdan en güzel mükafat hazırlanmış olanlar var ya; işte bunlar cehennemden uzaklaştırılmışlardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَاaslaيَحْزُنُهُمُonları tasalandırmazٱلْفَزَعُkorkuٱلْأَكْبَرُen büyükوَتَتَلَقَّىٰهُمُonları şöyle karşılarٱلْمَلَٰٓئِكَةُmeleklerهَٰذَاişte buيَوْمُكُمُgününüzdürٱلَّذِىsizeكُنتُمْتُوعَدُونَva'dedilen

En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları, "İşte bu, size vaad edilen (mutlu) gününüzdür" diyerek karşılarlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَوْمَo günنَطْوِىdürerizٱلسَّمَآءَgöğüكَطَىِّdürer gibiٱلسِّجِلِّtomarlarınıلِلْكُتُبِكَمَاgibiبَدَأْنَآbaşladığımızأَوَّلَilkخَلْقٍyaratmayaنُّعِيدُهُۥوَعْدًاsözdürعَلَيْنَآإِنَّاşüphesizكُنَّاbiz bunuفَٰعِلِينَyapacağız

Yazılı kağıt tomarlarının dürülmesi gibi göğü düreceğimiz günü düşün. Başlangıçta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak, -üzerimize aldığımız bir vaad olarak- onu yine yapacağız. Biz bunu muhakkak yapacağız.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْve andolsunكَتَبْنَاyazmıştıkفِىZebur'daٱلزَّبُورِمِنۢsonraبَعْدِٱلذِّكْرِZikir'den (Tevrat'tan)أَنَّmutlakaٱلْأَرْضَarzaيَرِثُهَاvaris olacakعِبَادِىَkullarımٱلصَّٰلِحُونَiyi

Andolsun, Zikir'den (Tevrat'tan) sonra Zebur'da da, "Yere muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır" diye yazmıştık.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiإِنَّمَاşüphesizيُوحَىٰٓvahyolunurإِلَىَّbanaأَنَّمَآancakإِلَٰهُكُمْTanrınızإِلَٰهٌTanrıdırوَٰحِدٌفَهَلْsiz-mısınız?أَنتُمsizمُّسْلِمُونَ

De ki: "Bana ancak, ilahınızın yalnızca bir tek ilah olduğu vahyolunuyor. Artık müslüman oluyor musunuz?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَإِنeğerتَوَلَّوْا۟yüz çevirirlerseفَقُلْde kiءَاذَنتُكُمْben size açıkladımعَلَىٰeşit biçimdeسَوَآءٍوَإِنْartıkأَدْرِىٓbilmemأَقَرِيبٌyakın mı (olduğunu)أَمyoksaبَعِيدٌuzak (mı olduğunu)مَّاşeyinتُوعَدُونَtehdid edildiğiniz

Eğer yüz çevirirlerse, de ki: "(Bana emrolunanı, ayırım yapmadan) size eşit olarak bildirdim. Tehdit edildiğiniz şey yakın mı yoksa uzak mı, bilmiyorum."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَٰلَdedi kiرَبِّRabbimٱحْكُمhükmetبِٱلْحَقِّوَرَبُّنَاve Rabbimizٱلرَّحْمَٰنُçok merhamet edendirٱلْمُسْتَعَانُO'nun yardımına sığınılırعَلَىٰkarşıمَاşeyeتَصِفُونَsizin nitelendirdiğiniz

(Peygamber), "Ey Rabbim! Hak ile hüküm ver. Bizim Rabbimiz, sizin nitelemelerinize karşı yardımı istenecek olan Rahman'dır" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi