KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

29. SURE · 69 AYET · 976 KELİME

Ankebût

العنكبوت

Kelime bağlantısı sözlüğe, İncele düğmesi dil bilgisi ve açıklamalara açılır.

وَلَقَدْve andolsunفَتَنَّاbiz sınadıkٱلَّذِينَkimseleriمِنonlardan öncekilerdenقَبْلِهِمْفَلَيَعْلَمَنَّelbette bilecektirٱللَّهُAllahٱلَّذِينَkimseleriصَدَقُوا۟doğrularıوَلَيَعْلَمَنَّve bilecektirٱلْكَٰذِبِينَyalancıları

Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَمْyoksaحَسِبَkimseler-mı sandılar?ٱلَّذِينَkimselerيَعْمَلُونَyapan(lar)ٱلسَّيِّـَٔاتِkötülükleriأَنbizi geçecekleriniيَسْبِقُونَاسَآءَne kötüمَاhüküm veriyorlarيَحْكُمُونَ

Yoksa kötülük yapanlar, bizden kaçıp kurtulacaklarını mı sandılar. Ne kötü hükmediyorlar!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَنkimكَانَiseيَرْجُوا۟umuyorلِقَآءَile buluşmayıٱللَّهِAllahفَإِنَّşüphesizأَجَلَ(buluşma) vaktiٱللَّهِAllah'ınلَءَاتٍوَهُوَve Oٱلسَّمِيعُişitendirٱلْعَلِيمُbilendir

Her kim Allah'a kavuşmayı umarsa, bilsin ki Allah'ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلَّذِينَve kimselerءَامَنُوا۟inananlarوَعَمِلُوا۟ve yapanlarٱلصَّٰلِحَٰتِiyi işlerلَنُكَفِّرَنَّmutlaka örteceğizعَنْهُمْonlarınسَيِّـَٔاتِهِمْkötülükleriniوَلَنَجْزِيَنَّهُمْve onları mükafatlandıracağızأَحْسَنَen güzeliyleٱلَّذِىolduklarınınكَانُوا۟يَعْمَلُونَyapmış

İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükafatlandıracağız.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَوَصَّيْنَاve biz tavsiye ettikٱلْإِنسَٰنَinsanaبِوَٰلِدَيْهِana babasınaحُسْنًاوَإِنve eğerجَٰهَدَاكَonlar seni zorlarlarsaلِتُشْرِكَortak koşman içinبِىbanaمَاbir şeyiلَيْسَolmayanلَكَseninبِهِۦhakkındaعِلْمٌbilginفَلَاaslaتُطِعْهُمَآإِلَىَّbanadırمَرْجِعُكُمْdönüşünüzفَأُنَبِّئُكُمsize haber veririmبِمَاşeyleriكُنتُمْolduğunuzتَعْمَلُونَyapmış

Biz, insana, ana babasına iyilik etmesini emrettik. Şayet onlar seni, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, bu takdirde onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak bana olacaktır ve ben yapmakta olduklarınızı size haber vereceğim.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمِنَveٱلنَّاسِinsanlardanمَنkimisiيَقُولُderءَامَنَّاinandıkبِٱللَّهِAllah'aفَإِذَآfakatأُوذِىَeziyet edilinceفِىuğrundaٱللَّهِAllahجَعَلَsayarفِتْنَةَişkencesiniٱلنَّاسِinsanlarınكَعَذَابِazabı gibiٱللَّهِAllah'ınوَلَئِنamaجَآءَgelseنَصْرٌbir yardımمِّنRabbindenرَّبِّكَلَيَقُولُنَّandolsun derler kiإِنَّاelbette biz deكُنَّاsizinle beraberdikمَعَكُمْأَوَلَيْسَdeğil midir?ٱللَّهُAllahبِأَعْلَمَdaha iyi bilenبِمَاbulunanıفِىgöğüslerindeصُدُورِٱلْعَٰلَمِينَalemlerin

İnsanlardan öyleleri vardır ki, "Allah'a inandık" derler. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca, insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah'ın azabı gibi tutar. Andolsun, Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka, "Biz de sizinle beraberdik" derler. Allah, herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَve dedi(ler)ٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkar edenlerلِلَّذِينَkimselereءَامَنُوا۟inananlaraٱتَّبِعُوا۟siz uyunسَبِيلَنَاbizim yolumuzaوَلْنَحْمِلْve biz taşırızخَطَٰيَٰكُمْsizin hatalarınızıوَمَاoysa değillerdirهُمkendileriبِحَٰمِلِينَtaşıyacakمِنْonların hatalarındanخَطَٰيَٰهُممِّنhiçbirشَىْءٍإِنَّهُمْelbette onlarلَكَٰذِبُونَtamamen yalancıdırlar

İnkar edenler iman edenlere, "Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim" derler. Halbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَيَحْمِلُنَّve onlar taşıyacaklarأَثْقَالَهُمْkendi yükleriniوَأَثْقَالًاve (başka) yükleriمَّعَberaberأَثْقَالِهِمْوَلَيُسْـَٔلُنَّve elbette sorguya çekileceklerdirيَوْمَgünündeٱلْقِيَٰمَةِkıyametعَمَّاşeylerdenكَانُوا۟olduklarıيَفْتَرُونَuyduruyor(lar)

Andolsun, onlar mutlaka kendi yüklerini ve kendi yükleriyle beraber nice ağır yükleri yükleneceklerdir. Uydurmakta oldukları şeylerden de kıyamet günü şüphesiz, sorguya çekileceklerdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْve andolsunأَرْسَلْنَاbiz gönderdikنُوحًاNuh'uإِلَىٰkavmineقَوْمِهِۦفَلَبِثَkaldıفِيهِمْonların arasındaأَلْفَbinسَنَةٍsenedenإِلَّاeksikخَمْسِينَelliعَامًاyılفَأَخَذَهُمُsonunda yakaladıٱلطُّوفَانُTufanوَهُمْhaksızlık edenleriظَٰلِمُونَ

Andolsun, biz, Nuh'u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Neticede onlar zulümlerini sürdürürlerken tufan kendilerini yakalayıverdi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِبْرَٰهِيمَve İbrahim(i gönderdik)إِذْhaniقَالَdedi kiلِقَوْمِهِkavmineٱعْبُدُوا۟kulluk edinٱللَّهَAllah'aوَٱتَّقُوهُذَٰلِكُمْbuخَيْرٌdaha hayırlıdırلَّكُمْsizin içinإِنeğerكُنتُمْisenizتَعْلَمُونَbiliyor(lar)

İbrahim'i de peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: "Allah'a kulluk edin, O'na karşı gelmekten sakının. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّمَاancakتَعْبُدُونَsiz tapıyorsunuzمِنbaşkaدُونِٱللَّهِAllah'tanأَوْثَٰنًاbir takım putlaraوَتَخْلُقُونَve uyduruyorsunuzإِفْكًاإِنَّşüphesizٱلَّذِينَsizin taptıklarınızتَعْبُدُونَمِنbaşkaدُونِٱللَّهِAllah'tanلَاgüçleri yetmezيَمْلِكُونَلَكُمْsizeرِزْقًاrızık vermeyeفَٱبْتَغُوا۟siz arayınعِندَyanındaٱللَّهِAllah'ınٱلرِّزْقَrızkıوَٱعْبُدُوهُve O'na tapınوَٱشْكُرُوا۟ve şükredinلَهُۥٓإِلَيْهِO'naتُرْجَعُونَdöndürüleceksiniz

"Siz, Allah'ı bırakarak ancak putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Allah'ı bırakarak taptıklarınızın size hiçbir rızık vermeye güçleri yetmez. Öyle ise rızkı Allah'ın katında arayın. O'na kulluk edin ve O'na şükredin. Siz yalnız O'na döndürüleceksiniz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِنve eğerتُكَذِّبُوا۟yalanlarsanızفَقَدْelbetteكَذَّبَyalanlamışlardıأُمَمٌümmetler deمِّنsizden öncekiقَبْلِكُمْوَمَاve yokturعَلَىdüşenٱلرَّسُولِelçiyeإِلَّاbaşka bir şeyٱلْبَلَٰغُtebliğ etmektenٱلْمُبِينُaçıkça

"Eğer siz yalanlarsanız bilin ki, sizden önce geçen birtakım ümmetler de yalanlamışlardı. Peygambere düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَوَلَمْgörmediler mi?يَرَوْا۟كَيْفَnasılيُبْدِئُbaşlatıyorٱللَّهُAllahٱلْخَلْقَyaratmayıثُمَّsonraيُعِيدُهُۥٓإِنَّşüphesizذَٰلِكَbuعَلَىgöreٱللَّهِAllah'aيَسِيرٌkolaydır

Onlar, Allah'ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığını, sonra onu nasıl tekrarladığını görmüyorlar mı? Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiسِيرُوا۟gezinفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِفَٱنظُرُوا۟ve bakınكَيْفَnasılبَدَأَbaşladıٱلْخَلْقَثُمَّsonraٱللَّهُAllahيُنشِئُyapacaktırٱلنَّشْأَةَyaratmayı daٱلْءَاخِرَةَإِنَّçünküٱللَّهَAllahعَلَىٰüzerineكُلِّherشَىْءٍşeyقَدِيرٌgücü yeter

De ki: "Yeryüzünde dolaşın da Allah'ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığına bakın. Sonra Allah (aynı şekilde) sonraki yaratmayı da yapacaktır. (Kıyametten sonra her şeyi tekrar yaratacaktır) Şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَآve değilsinizأَنتُمsizبِمُعْجِزِينَaciz bırakacakفِىyerdeٱلْأَرْضِوَلَاve ne deفِىgökteٱلسَّمَآءِوَمَاve yokturلَكُمsizin içinمِّنbaşkaدُونِٱللَّهِAllah'tanمِنhiçbirوَلِىٍّkoruyucu(nuz)وَلَاve ne deنَصِيرٍbir yardımcı(nız)

Siz, yerde de gökte de (Allah'ı) aciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah'tan başka ne bir dostunuz, ne de bir yardımcınız vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkar eden(ler)بِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınوَلِقَآئِهِۦٓve O'nunla buluşmayıأُو۟لَٰٓئِكَişte onlarيَئِسُوا۟ümidi kesmişlerdirمِنbenim rahmetimdenرَّحْمَتِىوَأُو۟لَٰٓئِكَve işteلَهُمْonlar için vardırعَذَابٌbir azabأَلِيمٌacıklı

Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenler var ya; işte onlar benim rahmetimden ümit kesmişlerdir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَمَاveكَانَolmadıجَوَابَcevabıقَوْمِهِۦٓkavmininإِلَّآbaşka bir şeyأَنdemelerindenقَالُوا۟ٱقْتُلُوهُonu öldürünأَوْyahutحَرِّقُوهُonu yakınفَأَنجَىٰهُfakat onu kurtardıٱللَّهُAllahمِنَateştenٱلنَّارِإِنَّşüphesizفِىvardırذَٰلِكَbundaلَءَايَٰتٍلِّقَوْمٍbir toplum içinيُؤْمِنُونَinanan

(İbrahim'in) kavminin cevabı, "Onu öldürün veya yakın" demekten ibaret oldu. Allah da onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَve dedi kiإِنَّمَاşüphesizٱتَّخَذْتُمsiz edindinizمِّنbırakıpدُونِٱللَّهِAllah'ıأَوْثَٰنًاbirtakım putlarمَّوَدَّةَsevmek içinبَيْنِكُمْbirbiriniziفِىhayatındaٱلْحَيَوٰةِٱلدُّنْيَاثُمَّsonraيَوْمَgünündeٱلْقِيَٰمَةِkıyametيَكْفُرُinkar edersinizبَعْضُكُمbir kısmınızبِبَعْضٍdiğeriniوَيَلْعَنُve la'netlersinizبَعْضُكُمbir kısmınızبَعْضًاdiğeriniوَمَأْوَىٰكُمُve varacağınız yerٱلنَّارُateştirوَمَاve yokturلَكُمsizin içinمِّنhiçbirنَّٰصِرِينَyardımcı

İbrahim, onlara dedi ki: "Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna Allah'ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkar edip tanımayacak; kiminiz kiminize lanet edecektir. Barınağınız cehennem olacaktır. Yardımcılarınız da olmayacaktır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَـَٔامَنَلَهُۥonaلُوطٌوَقَالَve dedi kiإِنِّىelbette benمُهَاجِرٌhicret edeceğimإِلَىٰRabbimeرَبِّىٓإِنَّهُۥkuşkusuz OهُوَOٱلْعَزِيزُAzizdirٱلْحَكِيمُHakimdir

Bunun üzerine Lut ona inandı ve İbrahim 'Doğrusu ben Rabbimin dilediği yere hicret ediyorum, O şüphesiz güçlüdür, Hakim'dir' dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَوَهَبْنَاve biz armağan ettikلَهُۥٓonaإِسْحَٰقَİshak'ıوَيَعْقُوبَve Ya'kub'uوَجَعَلْنَاve verdikفِىiçindekilereذُرِّيَّتِهِonun nesliٱلنُّبُوَّةَpeygamberlikوَٱلْكِتَٰبَve Kitapوَءَاتَيْنَٰهُve ona verdikأَجْرَهُۥkarşılığınıفِىdünyadaٱلدُّنْيَاوَإِنَّهُۥve şüphesiz oفِىahiretteٱلْءَاخِرَةِلَمِنَelbetteٱلصَّٰلِحِينَiyilerdendir

Ona (İbrahim'e) İshak'ı ve Yakub'u bahşettik. Onun soyundan gelenlere peygamberlik ve kitab verdik. Ayrıca ona dünyada mükafatını da verdik. Şüphesiz o, ahirette de salih kimselerdendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلُوطًاve Lutإِذْhaniقَالَdedi kiلِقَوْمِهِۦٓkavmineإِنَّكُمْşüphesiz sizلَتَأْتُونَgidiyorsunuzٱلْفَٰحِشَةَbir fuhşaمَاyapmadığıسَبَقَكُمsizden önceبِهَاonuمِنْhiçأَحَدٍkimseninمِّنَalemlerdenٱلْعَٰلَمِينَ

Lut'u da peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: "Gerçekten siz, sizden önce dünyada hiçbir toplumun yapmadığı bir hayasızlığı işliyorsunuz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَئِنَّكُمْsiz ha?لَتَأْتُونَgidiyorsunuzٱلرِّجَالَerkeklereوَتَقْطَعُونَve kesiyorsunuzٱلسَّبِيلَyolوَتَأْتُونَve yapıyorsunuzفِىtoplantılarınızdaنَادِيكُمُٱلْمُنكَرَفَمَاfakatكَانَolmadıجَوَابَcevabıقَوْمِهِۦٓKavmi'ninإِلَّآbaşkaأَنdemelerindenقَالُوا۟ٱئْتِنَاhaydi getirبِعَذَابِazabınıٱللَّهِAllah'ınإِنeğerكُنتَisenمِنَdoğrulardanٱلصَّٰدِقِينَ

"Siz hala erkeklere yanaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?" Kavminin cevabı, "Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi Allah'ın azabını getir bize" demeden ibaret oldu.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَمَّاzamanجَآءَتْgeldikleriرُسُلُنَآelçilerimizإِبْرَٰهِيمَİbrahim'eبِٱلْبُشْرَىٰbir müjde ileقَالُوٓا۟dediler kiإِنَّاmuhakkak bizمُهْلِكُوٓا۟helak edeceğizأَهْلِhalkınıهَٰذِهِşuٱلْقَرْيَةِإِنَّçünküأَهْلَهَاoranın halkıكَانُوا۟oldularظَٰلِمِينَzalimler(den)

Elçilerimiz (melekler) İbrahim'e müjdeyi getirdiklerinde, "Biz, bu memleket halkını helak edeceğiz, çünkü oranın ahalisi zalim kimselerdir" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَ(İbrahim) dedi kiإِنَّamaفِيهَاorada vardırلُوطًاقَالُوا۟dediler kiنَحْنُbizأَعْلَمُdaha iyi bilirizبِمَنkimin bulunduğunuفِيهَالَنُنَجِّيَنَّهُۥonu kurtaracağızوَأَهْلَهُۥٓve ailesiniإِلَّاyalnızٱمْرَأَتَهُۥkarısıكَانَتْolmuşturمِنَkalacaklardanٱلْغَٰبِرِينَ

İbrahim, "Ama orada Lut var" dedi. Onlar, "Orada kimin bulunduğunu biz daha iyi biliriz. Biz, onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Ancak karısı başka. O, geri kalıp helak edilenlerden olacaktır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَمَّآne zaman kiأَنgeldiجَآءَتْرُسُلُنَاelçilerimizلُوطًاLut'aسِىٓءَfenalaştıبِهِمْonlar yüzündenوَضَاقَve daraldıبِهِمْonlar hakkındaذَرْعًاhuzursuzcaوَقَالُوا۟ve dedilerلَاkorkmaتَخَفْوَلَاve ne deتَحْزَنْإِنَّاelbette bizمُنَجُّوكَseni kurtaracağızوَأَهْلَكَve aileniإِلَّاyalnızٱمْرَأَتَكَkarınكَانَتْolmuşturمِنَkalacaklardanٱلْغَٰبِرِينَ

Elçilerimiz Lut'a geldiklerinde, Lut, onlar yüzünden tasalandı, onlar hakkında çaresizlik içine düştü. Elçiler ona, "Korkma, üzülme. Biz, seni ve aileni kurtaracağız. Ancak karın başka. O, geride kalıp helak edilenlerden olacaktır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّاşüphesiz bizمُنزِلُونَindireceğizعَلَىٰٓüstüneأَهْلِhalkınınهَٰذِهِşuٱلْقَرْيَةِülkeرِجْزًاbir azabمِّنَgöktenٱلسَّمَآءِبِمَاsebebiyleكَانُوا۟olmalarıيَفْسُقُونَfasıklık yapıyor(lar)

Şüphesiz biz, bu memleket halkı üzerine, fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِلَىٰveمَدْيَنَMedyen'eأَخَاهُمْkardeşleriشُعَيْبًاŞuayb'i (gönderdik)فَقَالَdediيَٰقَوْمِey kavmimٱعْبُدُوا۟kuluk edinٱللَّهَAllah'aوَٱرْجُوا۟ve umunٱلْيَوْمَgününüٱلْءَاخِرَوَلَاve aslaتَعْثَوْا۟karışıklık çıkarmayınفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِمُفْسِدِينَbozgunculukla

Medyen'e de kardeşleri Şu'ayb'ı peygamber olarak gönderdik. Şu'ayb, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Ahiret gününe ümit besleyin ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَكَذَّبُوهُonu yalanladılarفَأَخَذَتْهُمُbu yüzden onları yakaladıٱلرَّجْفَةُdepremفَأَصْبَحُوا۟ve kaldılarفِىyurtlarındaدَارِهِمْجَٰثِمِينَdiz üstü çöküp

Kavmi, onu yalanladı. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَعَادًاve Ad'ıوَثَمُودَا۟ve Semud'uوَقَدve gerçektenتَّبَيَّنَbu belli olmaktadırلَكُمsizeمِّنoturdukları yerlerdenمَّسَٰكِنِهِمْوَزَيَّنَve süslediلَهُمُonlaraٱلشَّيْطَٰنُşeytanأَعْمَٰلَهُمْyaptıkları işleriniفَصَدَّهُمْve onları çıkardıعَنِyoldanٱلسَّبِيلِوَكَانُوا۟ve oldularمُسْتَبْصِرِينَgörenlerden

Ad ve Semud kavimlerini de helak ettik. Bu, onların (harap olmuş) yurtlarından size besbelli olmuştur. Şeytan, onlara işlerini süslemiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. Halbuki onlar gözü açık kimselerdi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَٰرُونَve Kaarun'uوَفِرْعَوْنَve Fir'avn'ıوَهَٰمَٰنَوَلَقَدْve andolsunجَآءَهُمonlara geldiمُّوسَىٰMusaبِٱلْبَيِّنَٰتِaçık kanıtlarlaفَٱسْتَكْبَرُوا۟fakat onlar büyüklük tasladılarفِىo yerdeٱلْأَرْضِوَمَاamaكَانُوا۟değillerdiسَٰبِقِينَgeçip gidecek

Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da helak ettik. Andolsun, Musa kendilerine apaçık mucizeler getirmişti de yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Oysa bizi geçip (azabımızdan) kurtulamazlardı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَكُلًّاnitekim hepsiniأَخَذْنَاyakaladıkبِذَنۢبِهِۦفَمِنْهُمonlardanمَّنْkimininأَرْسَلْنَاgönderdikعَلَيْهِüstüneحَاصِبًاtaş yağdıran bir fırtınaوَمِنْهُمve onlardanمَّنْkiminiأَخَذَتْهُyakaladıٱلصَّيْحَةُkorkunç bir sesوَمِنْهُمve onlardanمَّنْkiminiخَسَفْنَاbatırdıkبِهِonunlaٱلْأَرْضَyereوَمِنْهُمve onlardanمَّنْkiminiأَغْرَقْنَاوَمَاveكَانَdeğildiٱللَّهُAllahلِيَظْلِمَهُمْonlara zulmedecekوَلَٰكِنfakatكَانُوٓا۟onlarأَنفُسَهُمْkendi kendilerineيَظْلِمُونَzulmediyorlardı

Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. Onlardan suda boğduklarımız var. Allah, onlara zulmediyor değildi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَثَلُmisaliٱلَّذِينَkimselerinٱتَّخَذُوا۟edinen(lerin)مِنbaşkaدُونِٱللَّهِAllah'tanأَوْلِيَآءَdostlarكَمَثَلِmisali gibidirٱلْعَنكَبُوتِörümcekٱتَّخَذَتْedinenبَيْتًاوَإِنَّşüphesizأَوْهَنَen gevşeğiٱلْبُيُوتِevlerinلَبَيْتُelbette evidirٱلْعَنكَبُوتِلَوْkeşkeكَانُوا۟idiيَعْلَمُونَbilseler

Allah'tan başkalarını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahيَعْلَمُbilirمَاşeyleriيَدْعُونَonların yalvardıklarınıمِنkendisinden başkaدُونِهِۦمِنne gibiشَىْءٍوَهُوَOٱلْعَزِيزُüstündürٱلْحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibidir

Şüphesiz Allah, onların, kendini bırakıp da başka ne tür şeylere taptıklarını biliyor. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
خَلَقَyarattıٱللَّهُAllahٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriوَٱلْأَرْضَve yeriبِٱلْحَقِّإِنَّşüphesizفِىvardırذَٰلِكَbundaلَءَايَةًلِّلْمُؤْمِنِينَinananlar için

Allah, gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. İşte bunda inananlar için bir ibret vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱتْلُokuمَآşeyiأُوحِىَvahyedileniإِلَيْكَsanaمِنَkitaptanٱلْكِتَٰبِوَأَقِمِve kılٱلصَّلَوٰةَإِنَّelbetteٱلصَّلَوٰةَnamazتَنْهَىٰmen'ederعَنِiğrenç şeylerden;ٱلْفَحْشَآءِوَٱلْمُنكَرِوَلَذِكْرُelbette anmakٱللَّهِAllah'ıأَكْبَرُوَٱللَّهُve Allahيَعْلَمُbilirمَاneتَصْنَعُونَyapıyorsunuz

(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah'ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاتُجَٰدِلُوٓا۟tartışmayınأَهْلَehliyleٱلْكِتَٰبِkitapإِلَّاbaşka şekildeبِٱلَّتِى(tarzdan)هِىَoأَحْسَنُen güzelإِلَّاdışındaٱلَّذِينَhaksızlık edenleriظَلَمُوا۟مِنْهُمْوَقُولُوٓا۟ve deyin kiءَامَنَّاinandıkبِٱلَّذِىٓindirileneأُنزِلَإِلَيْنَاbizeوَأُنزِلَve indirileneإِلَيْكُمْsizeوَإِلَٰهُنَاve tanrımızوَإِلَٰهُكُمْve tanrınızوَٰحِدٌbirdirوَنَحْنُve biz deلَهُۥO'naمُسْلِمُونَteslim olanlarız

İçlerinden zulmedenler hariç, Kitap ehli ile ancak en güzel bir yolla mücadele edin ve (onlara) şöyle deyin: "Biz, bize indirilene de, size indirilene de inandık. Bizim ilahımız ve sizin ilahınız birdir (aynı ilahtır). Biz sadece O'na teslim olmuş kimseleriz."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَكَذَٰلِكَve işte böyleceأَنزَلْنَآindirdikإِلَيْكَsanaٱلْكِتَٰبَفَٱلَّذِينَkimselerءَاتَيْنَٰهُمُkendilerine verdiklerimizٱلْكِتَٰبَKitabıيُؤْمِنُونَinanırlarبِهِۦوَمِنْveهَٰٓؤُلَآءِşunlardan (Araplardan)مَنkimselerيُؤْمِنُinananırlarبِهِۦوَمَاveيَجْحَدُinkar etmezبِـَٔايَٰتِنَآayetlerimiziإِلَّاbaşkasıٱلْكَٰفِرُونَkafirlerden

İşte böylece biz sana kitabı indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. Şunlar (Kitap ehlinden çağdaşın olanlar)dan da ona inananlar vardır. Bizim ayetlerimizi ancak kafirler inkar ederler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاveكُنتَsen değildinتَتْلُوا۟okuyanمِنbundan önceقَبْلِهِۦمِنKitaptanكِتَٰبٍوَلَاveتَخُطُّهُۥonu yazmıyordunبِيَمِينِكَإِذًاöyle olsaydıلَّٱرْتَابَkuşkulanırlardıٱلْمُبْطِلُونَbatılda olanlar

Sen şu Kur'an'dan önce hiçbir kitap okumuyor ve onu sağ elinle yazmıyordun. (Okuyup yazsaydın) o takdirde batıl peşinde koşanlar, şüpheye düşerlerdi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
بَلْhayırهُوَoءَايَٰتٌۢayetlerdirبَيِّنَٰتٌaçık açıkفِىbulunanصُدُورِgöğüslerdeٱلَّذِينَolanlarınأُوتُوا۟verilmişٱلْعِلْمَوَمَاveيَجْحَدُinkar etmezبِـَٔايَٰتِنَآbizim ayetlerimiziإِلَّاbaşkasıٱلظَّٰلِمُونَzalimlerden

Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi ancak zalimler inkar eder.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالُوا۟ve dediler kiلَوْلَآdeğil miydi?أُنزِلَindirilmeliعَلَيْهِonaءَايَٰتٌayetlerمِّنRabbindenرَّبِّهِۦقُلْde kiإِنَّمَاşüphesizٱلْءَايَٰتُعِندَyanındadırٱللَّهِAllah'ınوَإِنَّمَآve şüphesizأَنَا۠ben ancakنَذِيرٌbir uyarıcıyımمُّبِينٌapaçık

Dediler ki: "Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!" De ki: "Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَوَلَمْonlara yetmedi mi?يَكْفِهِمْأَنَّآindirdik-ki bizأَنزَلْنَاindirdikعَلَيْكَsanaٱلْكِتَٰبَKitabıيُتْلَىٰokunanعَلَيْهِمْإِنَّşüphesizفِىvardırذَٰلِكَbundaلَرَحْمَةًbir rahmetوَذِكْرَىٰve öğütلِقَوْمٍbir toplum içinيُؤْمِنُونَinanan

Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi? Şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir rahmet ve bir öğüt vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiكَفَىٰyeterبِٱللَّهِAllahبَيْنِىbenimleوَبَيْنَكُمْsizin aranızdaشَهِيدًايَعْلَمُO bilirمَاolanlarıفِىgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِوَٱلْأَرْضِوَٱلَّذِينَveءَامَنُوا۟inananlarبِٱلْبَٰطِلِbatılaوَكَفَرُوا۟ve inkar edenlerبِٱللَّهِAllah'ıأُو۟لَٰٓئِكَişteهُمُonlardırٱلْخَٰسِرُونَziyana uğrayanlar

De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir. Batıla inanıp Allah'ı inkar edenler var ya; işte onlar asıl ziyana uğrayanlardır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَيَسْتَعْجِلُونَكَsenden çabuk istiyorlarبِٱلْعَذَابِوَلَوْلَآeğer olmasaydıأَجَلٌbir süreمُّسَمًّىbelirtilmişلَّجَآءَهُمُonlara hemen gelirdiٱلْعَذَابُazabوَلَيَأْتِيَنَّهُمve o kendilerine gelecektirبَغْتَةًansızınوَهُمْve onlarلَاhiçيَشْعُرُونَfarkında değillerken

Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. (Hikmet gereği) belirlenmiş bir süre olmasaydı, azap onlara mutlaka gelirdi. Onlar farkında değillerken kendilerine ansızın elbette gelecektir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَسْتَعْجِلُونَكَsenden çabucak istiyorlarبِٱلْعَذَابِazabıوَإِنَّve şüphesizجَهَنَّمَcehennemلَمُحِيطَةٌۢkuşatmış ikenبِٱلْكَٰفِرِينَinkarcıları

(54-55) Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Oysa azap kafirleri üstlerinden ve ayaklarının altından bürüyeceği gün, şüphesiz cehennem onları mutlaka kuşatmış olacaktır. Allah, onlara, "Yapmakta olduklarınızın cezasını tadın" diyecektir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَوْمَo günيَغْشَىٰهُمُonları örterٱلْعَذَابُazabمِنüstlerindenفَوْقِهِمْوَمِنveتَحْتِaltındanأَرْجُلِهِمْayaklarınınوَيَقُولُve (Allah) der kiذُوقُوا۟tadınمَاneكُنتُمْidiysenizتَعْمَلُونَyapıyor

(54-55) Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Oysa azap kafirleri üstlerinden ve ayaklarının altından bürüyeceği gün, şüphesiz cehennem onları mutlaka kuşatmış olacaktır. Allah, onlara, "Yapmakta olduklarınızın cezasını tadın" diyecektir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلَّذِينَve kimseleriءَامَنُوا۟inananlarıوَعَمِلُوا۟ve yapanlarıٱلصَّٰلِحَٰتِiyi işlerلَنُبَوِّئَنَّهُمyerleştiririzمِّنَcennettenٱلْجَنَّةِغُرَفًاyüksek odalaraتَجْرِىakanمِنaltlarındanتَحْتِهَاٱلْأَنْهَٰرُırmaklarخَٰلِدِينَebedi kalırlarفِيهَانِعْمَne güzeldirأَجْرُücretiٱلْعَٰمِلِينَçalışanların

İman edip salih amel işleyenler var ya, onları içinden ırmaklar akan ve içinde ebedi kalacakları cennet köşklerine yerleştireceğiz. Çalışanların mükafatı ne güzeldir!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَكَأَيِّنnicesi var kiمِّنcanlı(lar)danدَآبَّةٍلَّاtaşıyamazتَحْمِلُرِزْقَهَاrızkınıٱللَّهُAllahيَرْزُقُهَاonları da beslerوَإِيَّاكُمْوَهُوَve Oٱلسَّمِيعُişitendirٱلْعَلِيمُbilendir

Nice canlılar vardır ki, rızıklarını taşımazlar (yiyecek biriktirmezler). Onları da sizi de Allah rızıklandırır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَئِنandolsun eğerسَأَلْتَهُمonlara desen kiمَّنْkimخَلَقَyarattıٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriوَٱلْأَرْضَve yeriوَسَخَّرَve (kim) boyun eğdirdi?ٱلشَّمْسَgüneşiوَٱلْقَمَرَve ayıلَيَقُولُنَّelbette derlerٱللَّهُفَأَنَّىٰnasıl?يُؤْفَكُونَdöndürülüyorsunuz

Andolsun, eğer onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?" diye soracak olsan mutlaka, "Allah" diyeceklerdir. O halde nasıl (haktan) döndürülüyorlar?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱللَّهُAllahيَبْسُطُaçarٱلرِّزْقَrızkıلِمَنkimseyeيَشَآءُdilediğiمِنْkullarındanعِبَادِهِۦوَيَقْدِرُve kısarلَهُۥٓإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahبِكُلِّherشَىْءٍşeyiعَلِيمٌbilendir

Allah, kullarından dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَئِنve eğerسَأَلْتَهُمonlara sorsanمَّنkimنَّزَّلَindirdiمِنَgöktenٱلسَّمَآءِمَآءًsuyuفَأَحْيَاve dirilttiبِهِonunlaٱلْأَرْضَyeriمِنۢsonraبَعْدِمَوْتِهَاöldüktenلَيَقُولُنَّelbette derlerٱللَّهُقُلِde kiٱلْحَمْدُhamd (övgü)لِلَّهِبَلْdoğrusuأَكْثَرُهُمْçoklarıلَاdüşünmezlerيَعْقِلُونَ

Andolsun, eğer onlara, "Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?" diye soracak olsan, mutlaka, "Allah" diyeceklerdir. De ki: "Hamd Allah'a mahsustur." Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاve değildirهَٰذِهِbuٱلْحَيَوٰةُhayatıٱلدُّنْيَآdünyaإِلَّاbaşka bir şeyلَهْوٌeğlencedenوَلَعِبٌوَإِنَّve elbetteٱلدَّارَyurduٱلْءَاخِرَةَلَهِىَişte odurٱلْحَيَوَانُلَوْkeşkeكَانُوا۟olsalardıيَعْلَمُونَbiliyor(lar)

Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَإِذَاzamanرَكِبُوا۟bindikleriفِىgemiyeٱلْفُلْكِدَعَوُا۟yalvarırlarٱللَّهَAllah'aمُخْلِصِينَhalis kılarakلَهُyalnız O'naٱلدِّينَdiniفَلَمَّاfakatنَجَّىٰهُمْonları salimen çıkarıncaإِلَىkarayaٱلْبَرِّإِذَاhemenهُمْonlarيُشْرِكُونَortak koşarlar

Gemiye bindikleri zaman dini Allah'a has kılarak O'na dua ederler. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki, Allah'a ortak koşuyorlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَوَلَمْgörmediler mi?يَرَوْا۟أَنَّاbizجَعَلْنَا(Mekke'yi) kıldıkحَرَمًاdokunulmazءَامِنًاgüvenliوَيُتَخَطَّفُkaçırılırkenٱلنَّاسُinsanlarمِنْçevrelerindenحَوْلِهِمْأَفَبِٱلْبَٰطِلِhâlâ batıla mı?يُؤْمِنُونَinanıyorlarوَبِنِعْمَةِve ni'metineٱللَّهِAllah'ınيَكْفُرُونَnankörlük ediyorlar

Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken, bizim, onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hala batıla inanıyorlar da Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَنْve kimdir?أَظْلَمُdaha zalimمِمَّنِkimsedenٱفْتَرَىٰiftira atanعَلَىüzerineٱللَّهِAllah'ınكَذِبًاyalanıأَوْveyaكَذَّبَyalanlayandanبِٱلْحَقِّgerçeğiلَمَّاkendisine gelenجَآءَهُۥٓأَلَيْسَyok mudur?فِىcehennemdeجَهَنَّمَمَثْوًىbir yerلِّلْكَٰفِرِينَkafirler için

Allah'a karşı yalan uyduran, yahut kendisine geldiğinde, gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Cehennemde kafirler için bir yer mi yok?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلَّذِينَkimseleriجَٰهَدُوا۟cihad eden(leri)فِينَاbiz(im uğrumuz)daلَنَهْدِيَنَّهُمْbiz elbette iletirizسُبُلَنَاوَإِنَّve muhakkak kiٱللَّهَAllahلَمَعَberaberdirٱلْمُحْسِنِينَiyilik edenlerle

Bizim uğrumuzda cihad edenler var ya, biz onları mutlaka yollarımıza ileteceğiz. Şüphesiz Allah, mutlaka iyilik yapanlarla beraberdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi