KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

38. SURE · 88 AYET · 733 KELİME

Sâd

ص

Kelime bağlantısı sözlüğe, İncele düğmesi dil bilgisi ve açıklamalara açılır.

كَمْnicesiniأَهْلَكْنَاhelak ettikمِنonlardan öncekiقَبْلِهِممِّنnesillerdenقَرْنٍفَنَادَوا۟feryad ettilerوَّلَاتَfakat geçmiştiحِينَzamanıمَنَاصٍkurtuluş

Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Onlar da feryat ettiler, ama artık kurtuluş zamanı değildi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَعَجِبُوٓا۟ve hayret ettilerأَنonlara gelmesineجَآءَهُممُّنذِرٌbir uyarıcı (peygamber)مِّنْهُمْوَقَالَve dedi(ler) kiٱلْكَٰفِرُونَkafirlerهَٰذَاbuسَٰحِرٌbir sihirbazdırكَذَّابٌyalancı

Kafirler, kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: "Bu, yalancı bir sihirbazdır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱنطَلَقَve fırladıٱلْمَلَأُbir grupمِنْهُمْonlardanأَنِyürüyünٱمْشُوا۟وَٱصْبِرُوا۟ve bağlı kalınعَلَىٰٓtanrılarınızaءَالِهَتِكُمْإِنَّçünküهَٰذَاbuلَشَىْءٌbir şeydirيُرَادُarzu edilen

(6-8) İçlerinden ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dini inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur'an) içimizden ona mı indirildi?" diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur'an'dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَاbiz işitmedikسَمِعْنَابِهَٰذَاbunuفِىdindeٱلْمِلَّةِٱلْءَاخِرَةِإِنْdeğildirهَٰذَآbuإِلَّاbaşka bir şeyٱخْتِلَٰقٌuydurma(dan)

(6-8) İçlerinden ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dini inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur'an) içimizden ona mı indirildi?" diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur'an'dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَءُنزِلَindirildi mi?عَلَيْهِonaٱلذِّكْرُZikrمِنۢaramızdanبَيْنِنَابَلْdoğrusuهُمْonlarفِىiçindedirlerشَكٍّşüpheمِّنbenim Zikr'imdenذِكْرِىبَلhayırلَّمَّاonlar henüz tadmadılarيَذُوقُوا۟عَذَابِazabımı

(6-8) İçlerinden ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dini inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur'an) içimizden ona mı indirildi?" diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur'an'dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَمْyoksaلَهُمonların (mı?)مُّلْكُmülküٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلْأَرْضِve yerinوَمَاve bulunanlarınبَيْنَهُمَافَلْيَرْتَقُوا۟öyleyse yükselsinlerفِىiçindeٱلْأَسْبَٰبِsebepler (vasıtalar)

Yoksa göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin hükümranlığı onların mıdır? Öyle ise sebeplere yapışarak yükselsinler (bakalım!)

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
كَذَّبَتْyalanlamıştıقَبْلَهُمْonlardan önceقَوْمُkavmiنُوحٍNuhوَعَادٌve Ad (kavmi)وَفِرْعَوْنُve Fir'avnذُوsahibiٱلْأَوْتَادِkazıklar

(12-13) Onlardan önce de Nuh kavmi, Ad kavmi, kazıklar sahibi Firavun, Semud kavmi, Lut kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. İşte onlar da (böyle) gruplardı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَثَمُودُSemud (kavmi)وَقَوْمُve kavmiلُوطٍLutوَأَصْحَٰبُve halkıلْـَٔيْكَةِأُو۟لَٰٓئِكَişte onlarٱلْأَحْزَابُkabilelerdi

(12-13) Onlardan önce de Nuh kavmi, Ad kavmi, kazıklar sahibi Firavun, Semud kavmi, Lut kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. İşte onlar da (böyle) gruplardı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱصْبِرْsabretعَلَىٰşeylereمَايَقُولُونَonların dedikleriوَٱذْكُرْve anعَبْدَنَاkulumuzدَاوُۥدَDavud'uذَاsahibiٱلْأَيْدِإِنَّهُۥٓçünkü oأَوَّابٌ(bize) çok başvururdu

Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güçlü kulumuz Davud'u hatırla. O, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّاelbette bizسَخَّرْنَاboyun eğdirmiştikٱلْجِبَالَdağlarıمَعَهُۥonunla beraberيُسَبِّحْنَtesbih ederlerdiبِٱلْعَشِىِّakşamوَٱلْإِشْرَاقِve sabah

(18-19) Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Davud'un emrine verdik. Onların her biri Allah'a yönelmişlerdi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِذْhaniدَخَلُوا۟girmişlerdiعَلَىٰyanınaدَاوُۥدَDavud'unفَفَزِعَve korkmuştuمِنْهُمْقَالُوا۟dedilerلَاkorkmaتَخَفْخَصْمَانِbiz iki davacıyızبَغَىٰsaldırdıبَعْضُنَاbirimizعَلَىٰhakkınaبَعْضٍötekininفَٱحْكُمşimdi sen hükmetبَيْنَنَاaramızdaبِٱلْحَقِّhak ileوَلَاveتُشْطِطْhaksızlık etmeوَٱهْدِنَآbizi götürإِلَىٰortasına (adalete)سَوَآءِٱلصِّرَٰطِyolun

Hani Davud'un yanına girmişlerdi de Davud onlardan korkmuştu. Onlar, "Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet. Zulmetme ve bizi hak yola ilet" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّdoğrusuهَٰذَآbuأَخِىkardeşiminلَهُۥvardırتِسْعٌ(doksan) dokuzوَتِسْعُونَdoksan (dokuz)نَعْجَةًkoyunuوَلِىَbenim ise vardırنَعْجَةٌkoyunumوَٰحِدَةٌbir tekفَقَالَfakat (kardeşim) dediأَكْفِلْنِيهَاonu da bana verوَعَزَّنِىve bana ağır bastıفِىkonuşmadaٱلْخِطَابِ

İçlerinden biri şöyle dedi: "Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken 'Onu da bana ver' dedi ve tartışmada beni bastırdı."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَ(Davud) dedi kiلَقَدْandolsunظَلَمَكَsana zulmetmiştirبِسُؤَالِistemekleنَعْجَتِكَsenin koyununuإِلَىٰkendi koyunlarınaنِعَاجِهِۦوَإِنَّve zatenكَثِيرًاçoğuمِّنَkarıştıran(ortak)larınٱلْخُلَطَآءِلَيَبْغِىzulmederlerبَعْضُهُمْbiriعَلَىٰüzerineبَعْضٍdiğeriإِلَّاyalnız bunun dışındadırٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inanan(lar)وَعَمِلُوا۟ve yapanlarٱلصَّٰلِحَٰتِiyi işlerوَقَلِيلٌve azdırمَّاne kadarهُمْوَظَنَّve sandıدَاوُۥدُDavudأَنَّمَاkendisini denediğimiziفَتَنَّٰهُفَٱسْتَغْفَرَmağfiret dilediرَبَّهُۥRabbindenوَخَرَّve kapandıرَاكِعًاeğilerek (secdeye)وَأَنَابَ

Davud dedi ki: "Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır." Davud, bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken Rabbinden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve Allah'a yöneldi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَغَفَرْنَاbiz de affettikلَهُۥondanذَٰلِكَوَإِنَّve şüphesizلَهُۥonun vardırعِندَنَاyanımızdaلَزُلْفَىٰbir yakınlığıوَحُسْنَve güzelمَـَٔابٍbir geleceği

Biz de bunu ona bağışladık. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰدَاوُۥدُey Davudإِنَّاelbette bizجَعَلْنَٰكَseni yaptıkخَلِيفَةًhükümdarفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِفَٱحْكُمo halde hükmetبَيْنَarasındaٱلنَّاسِinsanlarبِٱلْحَقِّadaletleوَلَاveتَتَّبِعِuymaٱلْهَوَىٰkeyf(in)eفَيُضِلَّكَsonra seni saptırırعَنyolundanسَبِيلِٱللَّهِإِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselereيَضِلُّونَsapan(lara)عَنyolundanسَبِيلِٱللَّهِAllah'ınلَهُمْonlara vardırعَذَابٌbir azabشَدِيدٌۢçetinبِمَاdolayıنَسُوا۟unuttuklarındanيَوْمَgününüٱلْحِسَابِhesap

Ona dedik ki: "Ey Davud! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Nefis arzusuna uyma, yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Allah'ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاveخَلَقْنَاyaratmadıkٱلسَّمَآءَgöğüوَٱلْأَرْضَve yeriوَمَاve ne deبَيْنَهُمَاikisi arasındakileriبَٰطِلًاذَٰلِكَbuظَنُّzannıdırٱلَّذِينَkimselerinكَفَرُوا۟فَوَيْلٌvay hallerine;لِّلَّذِينَkimselerinكَفَرُوا۟inkar eden(lerin)مِنَateşten dolayıٱلنَّارِ

Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkar edenlerin zannıdır. Cehennem ateşinden dolayı vay inkar edenlerin haline!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَمْyoksaنَجْعَلُtutacağızٱلَّذِينَkimseleriءَامَنُوا۟inanan(ları)وَعَمِلُوا۟ve yapanlarıٱلصَّٰلِحَٰتِiyi işlerكَٱلْمُفْسِدِينَbozgunculuk yapanlar gibi (mi?)فِىyeryüzündeٱلْأَرْضِأَمْyoksaنَجْعَلُtutacağızٱلْمُتَّقِينَmuttakileriكَٱلْفُجَّارِyoldan çıkanlar gibi (mi?)

Yoksa biz iman edip salih ameller işleyenleri, yeryüzünde fesat çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yoksa Allah'a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkan arsızlar gibi mi tutacağız?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
كِتَٰبٌKitab (ki)أَنزَلْنَٰهُonu indirdikإِلَيْكَsanaمُبَٰرَكٌmübarekلِّيَدَّبَّرُوٓا۟düşünsünler diyeءَايَٰتِهِۦayetleriniوَلِيَتَذَكَّرَve öğüt alsınlar diyeأُو۟لُوا۟sahipleriٱلْأَلْبَٰبِsağduyu

Bu Kur'an, ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَقَالَdediإِنِّىٓmuhakkak benأَحْبَبْتُtercih ettimحُبَّsevgisiniٱلْخَيْرِmalعَنanmaktan (ötürü)ذِكْرِرَبِّىRabbimiحَتَّىٰnihayetتَوَارَتْ(atlar) gizlendiبِٱلْحِجَابِperde ile

(32-33) Süleyman, "Gerçekten ben malı, Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim" dedi. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman, "Onları bana geri getirin" dedi. (Atlar gelince de) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
رُدُّوهَاgetirin onlarıعَلَىَّفَطَفِقَsonra başladıمَسْحًۢاokşamağaبِٱلسُّوقِbacaklarınıوَٱلْأَعْنَاقِve boyunlarını

(32-33) Süleyman, "Gerçekten ben malı, Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim" dedi. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman, "Onları bana geri getirin" dedi. (Atlar gelince de) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْve andolsunفَتَنَّاdenedikسُلَيْمَٰنَSüleyman'ıوَأَلْقَيْنَاve bıraktıkعَلَىٰüstüneكُرْسِيِّهِۦtahtınınجَسَدًاbir cesetثُمَّsonraأَنَابَ(bize) yöneldi

Andolsun, biz Süleyman'ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Sonra tövbe edip bize yöneldi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdediرَبِّRabbimٱغْفِرْaffetلِىbeniوَهَبْve verلِىbanaمُلْكًاbir mülk (hükümdarlık)لَّاnasib olmayanيَنۢبَغِىلِأَحَدٍhiç kimseyeمِّنۢbenden sonraبَعْدِىٓإِنَّكَçünkü sensinأَنتَsenٱلْوَهَّابُçok lutfeden

Süleyman, "Ey Rabbim! Beni bağışla. Bana, benden sonra kimseye layık olmayacak bir mülk (hükümranlık) bahşet! Şüphesiz sen çok bahşedicisin!" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱذْكُرْve anعَبْدَنَآkulumuzأَيُّوبَEyyub'uإِذْhaniنَادَىٰseslenmiştiرَبَّهُۥٓRabbineأَنِّىbanaمَسَّنِىَdokundurduٱلشَّيْطَٰنُşeytanبِنُصْبٍbir yorgunlukوَعَذَابٍve azab

(Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyub'u da an. Hani o, Rabbine, "Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu" diye seslenmişti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَوَهَبْنَاve armağan ettikلَهُۥٓonaأَهْلَهُۥailesiniوَمِثْلَهُمve bir eşiniمَّعَهُمْonlarla beraberرَحْمَةًbir rahmet olarakمِّنَّاbizdenوَذِكْرَىٰve bir ibret olarakلِأُو۟لِىsahiplerineٱلْأَلْبَٰبِsağduyu

Biz ona tarafımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını bahşettik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَخُذْve alبِيَدِكَelineضِغْثًاbir demet sapفَٱضْرِبve vurبِّهِۦonunlaوَلَاve aslaتَحْنَثْإِنَّاgerçekten bizوَجَدْنَٰهُonu bulmuştukصَابِرًانِّعْمَne güzelٱلْعَبْدُإِنَّهُۥٓo daimaأَوَّابٌ(bize) başvururdu

Şöyle dedik: "Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma." Gerçekten biz Eyyub'u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
هَٰذَاişte şunlarفَوْجٌgurupturمُّقْتَحِمٌ(cehenneme) girecekمَّعَكُمْلَاyokturمَرْحَبًۢاmerhabaبِهِمْإِنَّهُمْonlarصَالُوا۟gireceklerdirٱلنَّارِateşe

(Kendi aralarında şöyle derler:) "İşte sizinle beraber cehenneme tıkılacak bir grup. Onlara rahat ve huzur olmasın! Şüphesiz onlar cehenneme gireceklerdir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dediler kiبَلْhayırأَنتُمْasıl sizeلَاyokturمَرْحَبًۢاmerhabaبِكُمْأَنتُمْsizقَدَّمْتُمُوهُbunu önümüze getirdinizلَنَافَبِئْسَne kötüٱلْقَرَارُdurak

O grup da, "Hayır, size rahat ve huzur olmasın. Bu cehennemi bizim önümüze siz sürdünüz. Orası ne kötü durak yeridir!" der.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dedilerرَبَّنَاRabbimizمَنkimقَدَّمَönümüze getirdiyseلَنَاbizimهَٰذَاbunuفَزِدْهُonun artırعَذَابًاazabınıضِعْفًاbir kat dahaفِىateştekiٱلنَّارِ

Şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim sürdüyse, cehennemde onun azabını bir kat daha artır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiإِنَّمَآancakأَنَا۠benمُنذِرٌوَمَاve yokturمِنْhiçbirإِلَٰهٍtanrıإِلَّاbaşkaٱللَّهُAllah'tanٱلْوَٰحِدُtekٱلْقَهَّارُkahreden

(Ey Muhammed!) De ki: "Ben ancak bir uyarıcıyım. Her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan bir Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdedi kiيَٰٓإِبْلِيسُey İblisمَاnedir?مَنَعَكَseni alıkoyanأَنsecde etmektenتَسْجُدَلِمَاyarattığımaخَلَقْتُبِيَدَىَّأَسْتَكْبَرْتَbüyüklük mü tasladın?أَمْyoksaكُنتَ(mi) oldun?مِنَyücelerdenٱلْعَالِينَ

Allah, "Ey İblis! Ellerimle yarattığıma saygı ile eğilmekten seni ne alıkoydu? Büyüklük mü tasladın, yoksa üstünlerden mi oldun?" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiمَآben sizden istemiyorumأَسْـَٔلُكُمْعَلَيْهِbuna karşıمِنْhiçbirأَجْرٍücretوَمَآve değil(im)أَنَا۠benمِنَyapmacık yapanlardanٱلْمُتَكَلِّفِينَ

(Ey Muhammed!) De ki: "Bundan (tebliğ görevinden) dolayı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Ben kendiliğinden yükümlülük altına girenlerden değilim."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi