KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

33. SURE · 73 AYET · 1287 KELİME

Ahzâb

الأحزاب

Kelime bağlantısı sözlüğe, İncele düğmesi dil bilgisi ve açıklamalara açılır.

يَٰٓأَيُّهَاeyٱلنَّبِىُّpeygamberٱتَّقِkorkٱللَّهَAllah'tanوَلَاve aslaتُطِعِita'at etmeٱلْكَٰفِرِينَkafirlereوَٱلْمُنَٰفِقِينَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahكَانَbilendirعَلِيمًاحَكِيمًاhüküm ve hikmet sahibidir

Ey Peygamber! Allah'a karşı gelmekten sakın. Kafirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱتَّبِعْve uyمَاşeyeيُوحَىٰٓvahyedilenإِلَيْكَsanaمِنRabbindenرَّبِّكَإِنَّmuhakkak kiٱللَّهَAllahكَانَşeyleriبِمَاتَعْمَلُونَyaptıklarınızخَبِيرًاhaber almaktadır;

Rabbinden sana vahyolunana uy. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَّاyaratmadıجَعَلَٱللَّهُAllahلِرَجُلٍbir adamaمِّنiki kalbقَلْبَيْنِفِى(göğüs) boşluğundaجَوْفِهِۦوَمَاveجَعَلَyapmadıأَزْوَٰجَكُمُeşleriniziٱلَّٰٓـِٔىzıhar yaptığınızتُظَٰهِرُونَمِنْهُنَّonlarlaأُمَّهَٰتِكُمْوَمَاveجَعَلَkılmadıأَدْعِيَآءَكُمْevlatlıklarınızıأَبْنَآءَكُمْذَٰلِكُمْbunlarقَوْلُكُمsizin sözlerinizdirبِأَفْوَٰهِكُمْوَٱللَّهُAllahيَقُولُsöylerٱلْحَقَّgerçeğiوَهُوَve Oيَهْدِىiletirٱلسَّبِيلَdoğru yola

Allah, hiçbir adamın içine iki kalp koymamıştır. Kendilerine zıhar yaptığınız eşlerinizi de anneleriniz yapmamıştır. Yine evlatlıklarınızı da öz çocuklarınız (gibi) kılmamıştır. Bu, sizin ağızlarınızla söylediğiniz (fakat gerçekliği olmayan) sözünüzdür. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola iletir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱدْعُوهُمْonları çağırınلِءَابَآئِهِمْهُوَbuأَقْسَطُdaha adaletlidirعِندَyanındaٱللَّهِفَإِنeğerلَّمْbilmiyorsanızتَعْلَمُوٓا۟ءَابَآءَهُمْbabalarınıفَإِخْوَٰنُكُمْonlar sizin kardeşlerinizdirفِىdindeٱلدِّينِوَمَوَٰلِيكُمْوَلَيْسَve yokturعَلَيْكُمْsizeجُنَاحٌbir günahفِيمَآyaptığınızdaأَخْطَأْتُمyanılarakبِهِۦbu konudaوَلَٰكِنfakat vardırمَّاbile bile yaptığındaتَعَمَّدَتْقُلُوبُكُمْوَكَانَveٱللَّهُAllahغَفُورًاçok bağışlayandırرَّحِيمًاçok esirgeyendir

Onları babalarına nispet ederek çağırın. Bu, Allah katında daha (doğru ve) adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata ile yaptığınız bir işte size hiçbir günah yoktur. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah vardır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلنَّبِىُّpeygamberأَوْلَىٰdaha yakındırبِٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlereمِنْcanlarındanأَنفُسِهِمْوَأَزْوَٰجُهُۥٓve onun eşleriأُمَّهَٰتُهُمْوَأُو۟لُوا۟(anne tarafından akrabalar)ٱلْأَرْحَامِ(anne tarafından akrabalar)بَعْضُهُمْbir kısmıأَوْلَىٰdaha yakındırlarبِبَعْضٍdiğerineفِىkitabındaكِتَٰبِٱللَّهِAllah'ınمِنَötekiٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlerdenوَٱلْمُهَٰجِرِينَve muhacirlerdenإِلَّآancak hariçأَنyapmanızتَفْعَلُوٓا۟إِلَىٰٓdostlarınızaأَوْلِيَآئِكُممَّعْرُوفًاكَانَbunlarذَٰلِكَفِىKitaptaٱلْكِتَٰبِمَسْطُورًاyazılmıştır

Peygamber, mü'minlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de mü'minlerin analarıdır. Aralarında akrabalık bağı olanlar, Allah'ın Kitab'ına göre, (miras konusunda) birbirleri için (diğer) mü'minlerden ve muhacirlerden daha önceliklidirler. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız başka. Bu (hüküm) Kitap'ta yazılıdır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْve haniأَخَذْنَاbiz almıştıkمِنَpeygamberlerdenٱلنَّبِيِّۦنَمِيثَٰقَهُمْahidleriniوَمِنكَve sendenوَمِنveنُّوحٍNuh'danوَإِبْرَٰهِيمَve İbrahim'denوَمُوسَىٰve Musa'danوَعِيسَىve Îsa'danٱبْنِoğluمَرْيَمَوَأَخَذْنَاve almıştıkمِنْهُمonlardanمِّيثَٰقًاsözغَلِيظًاsapasağlam

Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nuh'tan, İbrahim, Musa ve Meryem oğlu İsa'dan da. Evet biz, onlardan sapa sağlam bir söz almıştık.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لِّيَسْـَٔلَsorması içinٱلصَّٰدِقِينَdoğrularaعَنdoğruluklarındanصِدْقِهِمْوَأَعَدَّve hazırlamıştırلِلْكَٰفِرِينَkafirler içinعَذَابًاbir azabأَلِيمًاacıklı

(Allah, bunu) doğru kimseleri doğruluklarından hesaba çekmek için (yapmıştır.) Kafirlere de elem dolu bir azap hazırlamıştır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inanan(lar)ٱذْكُرُوا۟hatırlayınنِعْمَةَni'metiniٱللَّهِAllah'ınعَلَيْكُمْsize olanإِذْhani bir zamanجَآءَتْكُمْsize gelmiştiجُنُودٌordularفَأَرْسَلْنَاve biz göndermiştikعَلَيْهِمْonların üzerineرِيحًاbir rüzgarوَجُنُودًاve ordularلَّمْsizin görmediğinizتَرَوْهَاوَكَانَve idiٱللَّهُAllahبِمَاşeyleriتَعْمَلُونَyaptıklarınızبَصِيرًاgörmekte

Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani (düşman) ordular üzerinize gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgar ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِذْhaniجَآءُوكُمonlar gelmişlerdiمِّنüstünüzdenفَوْقِكُمْوَمِنْveأَسْفَلَalt tarafınızdanمِنكُمْsizinوَإِذْve haniزَاغَتِkaymıştıٱلْأَبْصَٰرُgözlerوَبَلَغَتِve dayanmıştıٱلْقُلُوبُyüreklerٱلْحَنَاجِرَhançerelereوَتَظُنُّونَve zanda bulunuyordunuzبِٱللَّهِAllah hakındaٱلظُّنُونَا۠türlü düşüncelerle

Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah'a karşı çeşitli zanlarda bulunuyordunuz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْve haniيَقُولُdiyorduٱلْمُنَٰفِقُونَmünafıklarوَٱلَّذِينَve bulunanlarفِىkalblerindeقُلُوبِهِممَّرَضٌhastalıkمَّاbize vaadde bulunmadıوَعَدَنَاٱللَّهُAllahوَرَسُولُهُۥٓve Resulüإِلَّاdışındaغُرُورًاboş vaatler

Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, "Allah ve Resulü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar" diyorlardı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْve haniقَالَتdemişti kiطَّآئِفَةٌbir grupمِّنْهُمْonlardanيَٰٓأَهْلَey halkıيَثْرِبَYesrib (Medine)لَاartık yokturمُقَامَduracak yerلَكُمْsizeفَٱرْجِعُوا۟وَيَسْتَـْٔذِنُve izin istiyorduفَرِيقٌbir toplulukمِّنْهُمُonlardanٱلنَّبِىَّpeygamberdenيَقُولُونَdiyerekإِنَّgerçektenبُيُوتَنَاevlerimizعَوْرَةٌ(sağlam değil) açıktırوَمَاoysa değildiهِىَonlar(ın evleri)بِعَوْرَةٍإِنistemiyorlardıيُرِيدُونَإِلَّاbaşka bir şeyفِرَارًاkaçmak(tan)

Hani onlardan bir grup, "Ey Yesrib (Medine) halkı! Sizin burada durmak imkanınız yok. Haydi geri dönün" demişti. Onlardan bir başka grup da, "Evlerimiz açık (korumasız)" diyerek Peygamberden izin istiyorlardı. Oysa evleri açık (korumasız) değildi. Onlar sadece kaçmak istiyorlardı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَوْve eğerدُخِلَتْgirilseydiعَلَيْهِمonların üzerineمِّنْher yandanأَقْطَارِهَاثُمَّsonraسُئِلُوا۟istenseydiٱلْفِتْنَةَbaskı ve işkence yapmalarıلَءَاتَوْهَاوَمَاveتَلَبَّثُوا۟gecikmezlerdiبِهَآbundaإِلَّاdışındaيَسِيرًاazıcık

Eğer Medine'nin her tarafından üzerlerine gelinse ve orada karışıklık çıkarmaları istenseydi, onu mutlaka yaparlardı; o konuda fazla gecikmezlerdi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْoysaكَانُوا۟idilerعَٰهَدُوا۟söz vermişlerٱللَّهَAllah'aمِنdaha önceقَبْلُلَاdön(üp kaç)mayacaklarınaيُوَلُّونَٱلْأَدْبَٰرَوَكَانَve idilerعَهْدُverilen sözdenٱللَّهِAllah'aمَسْـُٔولًاsorumlu

Andolsun ki, onlar, daha önce geri dönüp kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz ise sorumluluğu gerektirir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلde kiلَّنsize fayda vermezيَنفَعَكُمُٱلْفِرَارُkaçmakإِنeğerفَرَرْتُمkaçıyorsanızمِّنَölümdenٱلْمَوْتِأَوِveyaٱلْقَتْلِöldürülmektenوَإِذًاo zaman bileلَّاyaşatılmazsınızتُمَتَّعُونَإِلَّاdışındaقَلِيلًاpek az

De ki: "Eğer siz ölümden ya da öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermeyecektir. O takdirde bile (hayatın zevklerinden) pek az yararlandırılırsınız."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiمَنkimdir?ذَاşuٱلَّذِىkimse kiيَعْصِمُكُمsizi koruyacakمِّنَAllahdanٱللَّهِإِنْeğerأَرَادَisteseبِكُمْsizeسُوٓءًاbir kötülükأَوْveyaأَرَادَdileseبِكُمْsizeرَحْمَةًوَلَاbulamazlarيَجِدُونَلَهُمkendilerineمِّنbaşkaدُونِٱللَّهِAllah'tanوَلِيًّاbir dostوَلَاne deنَصِيرًاbir yardımcı

De ki: "Eğer Allah size bir kötülük dilese, sizi Allah'tan koruyacak kimdir? Yahut size bir rahmet dilese, buna engel olacak kimdir?" Onlar kendilerine Allah'tan başka hiçbir dost ve hiçbir yardımcı bulamazlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَدْيَعْلَمُbiliyorٱللَّهُAllahٱلْمُعَوِّقِينَalıkoyanlarıمِنكُمْiçinizdenوَٱلْقَآئِلِينَve diyenleriلِإِخْوَٰنِهِمْkardeşlerineهَلُمَّgelinإِلَيْنَاوَلَاonlar gelmezlerيَأْتُونَٱلْبَأْسَsavaşaإِلَّاdışındaقَلِيلًاpek azı

(18-19) Şüphesiz Allah içinizden, savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine, "Bize gelin" diyenleri biliyor. Size katkıda cimri davranarak savaşa pek az gelirler. Korku geldiğinde ise, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş kimse gibi gözleri dönerek sana baktıklarını görürsün. Korku gidince de ganimete karşı aşırı düşkünlük göstererek sizi keskin dillerle incitirler. İşte onlar iman etmediler. Allah da onların amellerini boşa çıkardı. Bu, Allah'a kolaydır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَشِحَّةًcimriler olarakعَلَيْكُمْفَإِذَاne zaman kiجَآءَgelinceٱلْخَوْفُkorkuرَأَيْتَهُمْgörürsünيَنظُرُونَbaktıklarınıإِلَيْكَsanaتَدُورُdönerekأَعْيُنُهُمْgözleriكَٱلَّذِىgibiيُغْشَىٰbaygınlığıعَلَيْهِonların üstüneمِنَölümٱلْمَوْتِفَإِذَاne zaman kiذَهَبَgidinceٱلْخَوْفُkorkuسَلَقُوكُمsizi incitirlerبِأَلْسِنَةٍdillerleحِدَادٍsivriأَشِحَّةًdüşkünlük göstererekعَلَىkarşıٱلْخَيْرِأُو۟لَٰٓئِكَonlarلَمْinanmamışlarيُؤْمِنُوا۟فَأَحْبَطَbu yüzden boşa çıkarmıştırٱللَّهُAllahأَعْمَٰلَهُمْوَكَانَveذَٰلِكَbuعَلَىgöreٱللَّهِAllah'aيَسِيرًاkolaydır

(18-19) Şüphesiz Allah içinizden, savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine, "Bize gelin" diyenleri biliyor. Size katkıda cimri davranarak savaşa pek az gelirler. Korku geldiğinde ise, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş kimse gibi gözleri dönerek sana baktıklarını görürsün. Korku gidince de ganimete karşı aşırı düşkünlük göstererek sizi keskin dillerle incitirler. İşte onlar iman etmediler. Allah da onların amellerini boşa çıkardı. Bu, Allah'a kolaydır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَحْسَبُونَsanıyorlardıٱلْأَحْزَابَordularınلَمْgitmedikleriniيَذْهَبُوا۟وَإِنeğerيَأْتِgelselerٱلْأَحْزَابُordularيَوَدُّوا۟arzu ederlerdiلَوْkeşkeأَنَّهُمkendileriبَادُونَçölde bulunmayıفِىarasındaٱلْأَعْرَابِAraplarيَسْـَٔلُونَsorup öğrenmeyiعَنْsizin haberleriniz-denأَنۢبَآئِكُمْوَلَوْve şayetكَانُوا۟bulunsalardıفِيكُمiçinizdeمَّاdövüşmezlerdiقَٰتَلُوٓا۟إِلَّاdışındaقَلِيلًاpek azı

Düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlar. Düşman birlikleri (bir daha) gelecek olsa, isterler ki, (çölde) bedevilerin arasında bulunsunlar da size dair haberleri (gidip gelenlerden) sorsunlar. İçinizde bulunsalardı da pek az savaşırlardı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَّقَدْandolsunكَانَvardırلَكُمْsizin içinفِىElçisindeرَسُولِٱللَّهِAllah'ınأُسْوَةٌbir örnekحَسَنَةٌen güzelلِّمَنkimseler içinكَانَkavuşmaya inananيَرْجُوا۟ٱللَّهَAllah'aوَٱلْيَوْمَve gününeٱلْءَاخِرَوَذَكَرَve ananٱللَّهَAllah'ıكَثِيرًاçokça

Andolsun, Allah'ın Resulünde sizin için; Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah'ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَمَّاzamanرَءَاgördükleriٱلْمُؤْمِنُونَmü'minlerٱلْأَحْزَابَ(düşman) ordularıقَالُوا۟dedilerهَٰذَاbuمَاbize va'dettiğidirوَعَدَنَاٱللَّهُAllah'ınوَرَسُولُهُۥve Resulününوَصَدَقَve doğrudurٱللَّهُAllahوَرَسُولُهُۥوَمَاveزَادَهُمْartırmadıإِلَّآbaşka bir şeyإِيمَٰنًاimanlarınıوَتَسْلِيمًاve teslimiyetlerini

Mü'minler, düşman birliklerini görünce, "İşte bu, Allah'ın ve Resulünün bize vaad ettiği şeydir. Allah ve Resulü doğru söylemişlerdir" dediler. Bu, onların ancak imanlarını ve teslimiyetlerini artırmıştır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مِّنَmü'minlerdenٱلْمُؤْمِنِينَرِجَالٌerkeklerصَدَقُوا۟durdularمَاverdikleri sözdeعَٰهَدُوا۟ٱللَّهَAllahعَلَيْهِفَمِنْهُمonlardanمَّنkimiقَضَىٰyerine getirdiنَحْبَهُۥadağınıوَمِنْهُمve onlardanمَّنkimiيَنتَظِرُوَمَاve aslaبَدَّلُوا۟(sözlerini) değiştirmemişlerdirتَبْدِيلًاdeğişiklikle

Mü'minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah'a verdikleri söze sadık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لِّيَجْزِىَmükafatladırsınٱللَّهُAllahٱلصَّٰدِقِينَdoğrularıبِصِدْقِهِمْdoğruluklarıyleوَيُعَذِّبَve azabetsinٱلْمُنَٰفِقِينَiki yüzlülereإِنşayetشَآءَdilerseأَوْyahutيَتُوبَtevbelerini kabul buyursunعَلَيْهِمْإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahكَانَçok bağışlayandırغَفُورًارَّحِيمًاçok esirgeyendir

Bunun böyle olması Allah'ın, doğruları, doğrulukları sebebiyle mükafatlandırması, dilerse münafıklara azap etmesi yahut onların tövbesini kabul etmesi içindir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَرَدَّgeri çevirdiٱللَّهُAllahٱلَّذِينَkimseleriكَفَرُوا۟inkar edenleriبِغَيْظِهِمْöfkeleriyleلَمْeremedilerيَنَالُوا۟خَيْرًاوَكَفَىve yeterٱللَّهُAllahٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlereٱلْقِتَالَوَكَانَveٱللَّهُAllahقَوِيًّاgüçlüdürعَزِيزًاüstündür

Allah, inkar edenleri, hiçbir hayra ulaşmaksızın kin ve öfkeleriyle geri çevirdi. Allah, savaşta mü'minlere kafi geldi. Allah, kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَنزَلَve indirdiٱلَّذِينَkimseleriظَٰهَرُوهُمonlara yardım edenمِّنْehlindenأَهْلِٱلْكِتَٰبِKitapمِنkalelerindenصَيَاصِيهِمْوَقَذَفَve düşürdüفِىiçineقُلُوبِهِمُkalbleriٱلرُّعْبَkorkuفَرِيقًاbir kısmınıتَقْتُلُونَöldürüyordunuzوَتَأْسِرُونَve esir alıyordunuzفَرِيقًاbir kısmını da

Allah, kitap ehlinden olup müşriklere yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine büyük bir korku saldı. Siz onların bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir ediyordunuz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَوْرَثَكُمْve size miras verdiأَرْضَهُمْtopraklarınıوَدِيَٰرَهُمْve yurtlarınıوَأَمْوَٰلَهُمْve mallarınıوَأَرْضًاve bir toprağıلَّمْhenüz ayak basmadığınızتَطَـُٔوهَاوَكَانَveٱللَّهُAllahعَلَىٰüzerineكُلِّherشَىْءٍşeyقَدِيرًاkadirdir

Allah, sizi onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve henüz ayak basmadığınız topraklara varis kıldı. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاeyٱلنَّبِىُّpeygamberقُلsöyleلِّأَزْوَٰجِكَeşlerineإِنeğerكُنتُنَّsizتُرِدْنَistiyorsanızٱلْحَيَوٰةَhayatınıٱلدُّنْيَاdünyaوَزِينَتَهَاve süsünüفَتَعَالَيْنَgelinأُمَتِّعْكُنَّsize (boşanma bedeli) vereyimوَأُسَرِّحْكُنَّve sizi salayımسَرَاحًاbir salışlaجَمِيلًاgüzel

Ey Peygamber! Hanımlarına de ki: "Eğer dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size mut'a vereyim ve sizi güzelce bırakayım."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِنve eğerكُنتُنَّsizتُرِدْنَistiyorsanızٱللَّهَAllah'ıوَرَسُولَهُۥve Eçisiniوَٱلدَّارَve yurdunuٱلْءَاخِرَةَفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahأَعَدَّhazırlamıştırلِلْمُحْسِنَٰتِgüzel hareket edenlereمِنكُنَّsizdenأَجْرًاbir mükafatعَظِيمًاbüyük

"Eğer Allah'ı, Resulünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, bilin ki Allah içinizden iyilik yapanlara büyük bir mükafat hazırlamıştır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰنِسَآءَey kadınlarıٱلنَّبِىِّpeygamberمَنkimيَأْتِyaparsaمِنكُنَّsizdenبِفَٰحِشَةٍbir fuhuş (edepsizlik)مُّبَيِّنَةٍaçıkيُضَٰعَفْartırılırلَهَاonun içinٱلْعَذَابُazabضِعْفَيْنِوَكَانَveذَٰلِكَbuعَلَىgöreٱللَّهِAllah'aيَسِيرًاkolaydır

Ey Peygamber'in hanımları! İçinizden kim apaçık bir çirkinlik yaparsa, onun cezası iki kat verilir. Bu, Allah'a göre kolaydır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَنيَقْنُتْita'ate devam ederseمِنكُنَّsizdenلِلَّهِAllah'aوَرَسُولِهِۦve Resulüneوَتَعْمَلْve yaparsaصَٰلِحًاyararlı işنُّؤْتِهَآona veririzأَجْرَهَاmükafatınıمَرَّتَيْنِiki kezوَأَعْتَدْنَاve hazırlamışızdırلَهَاonun içinرِزْقًاbir rızıkكَرِيمًاbol

İçinizden kim Allah'a ve Resulüne itaat eder ve salih bir amel işlerse, ona mükafatını iki kat veririz. Biz, ona bereketli bir rızık hazırlamışızdır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰنِسَآءَey kadınlarıٱلنَّبِىِّpeygamberلَسْتُنَّsiz değilsinizكَأَحَدٍherhangi biri gibiمِّنَkadınlardanٱلنِّسَآءِإِنِeğerٱتَّقَيْتُنَّ(Allah'tan) sakınıyorsanızفَلَاyumuşak bir eda yapmayınتَخْضَعْنَبِٱلْقَوْلِsözlerinizdeفَيَطْمَعَböylece tamah etmesinٱلَّذِىbulunanفِىkalbindeقَلْبِهِۦمَرَضٌhastalıkوَقُلْنَve söyleyinقَوْلًاbir sözمَّعْرُوفًاgüzel

Ey Peygamber'in hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer Allah'a karşı gelmekten sakınıyorsanız (erkeklerle konuşurken) sözü yumuşak bir eda ile söylemeyin ki kalbinde hastalık (kötü niyet) olan kimse ümide kapılmasın. Güzel (ve doğru) söz söyleyin.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَرْنَve vakarla oturunفِىevlerinizdeبُيُوتِكُنَّوَلَاaslaتَبَرَّجْنَaçılıp kırıtmayınتَبَرُّجَaçılıp kırıtması gibiٱلْجَٰهِلِيَّةِcahiliyeninٱلْأُولَىٰوَأَقِمْنَve kılınٱلصَّلَوٰةَnamazıوَءَاتِينَve verinٱلزَّكَوٰةَzekatıوَأَطِعْنَve ita'at edinٱللَّهَAllah'aوَرَسُولَهُۥٓإِنَّمَاşüphesizيُرِيدُistiyorٱللَّهُAllahلِيُذْهِبَgidermekعَنكُمُsizdenٱلرِّجْسَkiriأَهْلَ(ey) Ehl-iٱلْبَيْتِBeytوَيُطَهِّرَكُمْve sizi temizlemekتَطْهِيرًاtertemiz

Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekatı verin. Allah'a ve Resulüne itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! Allah, sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱذْكُرْنَve hatırlayınمَاokunanıيُتْلَىٰفِىevlerinizdeبُيُوتِكُنَّمِنْayetlerindenءَايَٰتِٱللَّهِAllah'ınوَٱلْحِكْمَةِإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahكَانَlatiftirلَطِيفًاخَبِيرًاhaber alandır

Siz evlerinizde okunan Allah'ın ayetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah en gizli şeyi bilendir, hakkıyla haberdardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلْمُسْلِمِينَmüslüman erkeklerوَٱلْمُسْلِمَٰتِve müslüman kadınlarوَٱلْمُؤْمِنِينَmü'min erkeklerوَٱلْمُؤْمِنَٰتِve mü'min kadınlarوَٱلْقَٰنِتِينَta'ate devam eden erkeklerوَٱلْقَٰنِتَٰتِve ta'ate devam eden kadınlarوَٱلصَّٰدِقِينَdoğru erkeklerوَٱلصَّٰدِقَٰتِve doğru kadınlarوَٱلصَّٰبِرِينَsabreden erkeklerوَٱلصَّٰبِرَٰتِve sabreden kadınlarوَٱلْخَٰشِعِينَsaygılı erkeklerوَٱلْخَٰشِعَٰتِve saygılı kadınlarوَٱلْمُتَصَدِّقِينَsadaka veren erkeklerوَٱلْمُتَصَدِّقَٰتِve sadaka veren kadınlarوَٱلصَّٰٓئِمِينَoruç tutan erkeklerوَٱلصَّٰٓئِمَٰتِve oruç tutan kadınlarوَٱلْحَٰفِظِينَkoruyan erkeklerفُرُوجَهُمْırzlarınıوَٱلْحَٰفِظَٰتِve koruyan kadınlarوَٱلذَّٰكِرِينَzikreden erkeklerٱللَّهَAllah'ıكَثِيرًاçokوَٱلذَّٰكِرَٰتِve zikreden kadınlarأَعَدَّhazırlamıştırٱللَّهُAllahلَهُمbunlar içinمَّغْفِرَةًbağışlanmaوَأَجْرًاve bir mükafatعَظِيمًاbüyük

Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü'min erkeklerle mü'min kadınlar, itaatkar erkeklerle itaatkar kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah'a derinden saygı duyan erkekler, Allah'a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah'ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükafat hazırlamıştır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاartık yokturكَانَinanmış bir erkek içinلِمُؤْمِنٍوَلَاveمُؤْمِنَةٍinanmış kadın (için)إِذَاzamanقَضَىhüküm verdiğiٱللَّهُAllahوَرَسُولُهُۥٓve Resulüأَمْرًاbir işteأَنolmasıيَكُونَلَهُمُonlar içinٱلْخِيَرَةُseçme hakkıمِنْo işiأَمْرِهِمْوَمَنve kimيَعْصِkarşı gelirseٱللَّهَAllah'aوَرَسُولَهُۥve Resulüneفَقَدْelbetteضَلَّsapıklığa düşerضَلَٰلًاbir sapkınlıklaمُّبِينًاapaçık

Allah ve Resulü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü'min erkek ve hiçbir mü'min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْve haniتَقُولُdiyordunلِلَّذِىٓkimseyeأَنْعَمَni'met verdiğiٱللَّهُAllah'ınعَلَيْهِonaوَأَنْعَمْتَve senin ni'met verdiğinعَلَيْهِkendisineأَمْسِكْtutعَلَيْكَyanındaزَوْجَكَeşiniوَٱتَّقِve korkٱللَّهَAllah'tanوَتُخْفِىfakat gizliyordunفِىiçindeنَفْسِكَمَاşeyiٱللَّهُAllah'ınمُبْدِيهِaçığa vuracağıوَتَخْشَىve çekiniyordunٱلنَّاسَinsanlardanوَٱللَّهُAllah'tırأَحَقُّlayık olanأَنçekinmeneتَخْشَىٰهُفَلَمَّاne zaman kiقَضَىٰkesinceزَيْدٌZeydمِّنْهَاo kadındanوَطَرًاilişiğiniزَوَّجْنَٰكَهَاbiz onu sana nikahladıkلِكَىْiçinلَاolmamasıيَكُونَعَلَىüzerineٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlerحَرَجٌbir güçlükفِىٓhususundaأَزْوَٰجِevlenmekأَدْعِيَآئِهِمْevlatlıklarıإِذَاzamanقَضَوْا۟kestikleriمِنْهُنَّkadınlarıyleوَطَرًاوَكَانَveأَمْرُbuyruğuٱللَّهِAllah'ınمَفْعُولًاyerine getirilmiştir

Hani sen Allah'ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, "Eşini nikahında tut (onu boşama) ve Allah'tan sakın" diyordun. İçinde, Allah'ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha layıktı. Zeyd, eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki, eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü'minlere bir zorluk olmasın. Allah'ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَّاyokturكَانَüzerineعَلَىٱلنَّبِىِّPeygamberمِنْherhangiحَرَجٍbir güçlükفِيمَاbir şeydeفَرَضَtakdir ettiği;ٱللَّهُAllah'ınلَهُۥسُنَّةَyasasıdırٱللَّهِAllah'ınفِىarasındaٱلَّذِينَgeçenlerخَلَوْا۟مِنsizden önceقَبْلُوَكَانَveأَمْرُemriٱللَّهِAllah'ınقَدَرًاbir kaderdirمَّقْدُورًاtakdir edilmiş

Allah'ın, kendisine farz kıldığı şeyleri yerine getirmesi konusunda peygambere bir darlık yoktur. Daha önce gelip geçen peygamberler hakkında da Allah'ın kanunu böyledir. Allah'ın emri, kesinleşmiş bir hükümdür.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلَّذِينَonlar kiيُبَلِّغُونَduyururlarرِسَٰلَٰتِelçiliğiniٱللَّهِAllah'ınوَيَخْشَوْنَهُۥve O'ndan korkarlarوَلَاveيَخْشَوْنَkorkmazlarأَحَدًاkimsedenإِلَّاbaşkaٱللَّهَوَكَفَىٰve yeterبِٱللَّهِAllahحَسِيبًاhesap görücü olarak

Daha önce gelip geçen o peygamberler, Allah'ın vahiylerini tebliğ eden, Allah'tan korkan, başka hiç kimseden korkmayan kimselerdir. Allah, hesap görücü olarak yeter.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَّاdeğildirكَانَMuhammedمُحَمَّدٌأَبَآbabasıأَحَدٍbirininمِّنsizin erkeklerinizdenرِّجَالِكُمْوَلَٰكِنfakatرَّسُولَElçisidirٱللَّهِAllah'ınوَخَاتَمَve sonuncusudurٱلنَّبِيِّۦنَوَكَانَveٱللَّهُAllahبِكُلِّherشَىْءٍşeyiعَلِيمًاbilendir

Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah'ın Resulü ve nebilerin sonuncusudur. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
هُوَOٱلَّذِى(Allah) kiيُصَلِّىrahmet ederعَلَيْكُمْüzerinizeوَمَلَٰٓئِكَتُهُۥve melekleriلِيُخْرِجَكُمsizi çıkarmak içinمِّنَkaranlıklardanٱلظُّلُمَٰتِإِلَىaydınlığaٱلنُّورِوَكَانَveبِٱلْمُؤْمِنِينَinananlara karşıرَحِيمًاçok esirgeyendir

O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size merhamet eden; melekleri de sizin için bağışlanma dileyendir. Allah, mü'minlere çok merhamet edendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
تَحِيَّتُهُمْkarşılanırlarيَوْمَgünيَلْقَوْنَهُۥkendisine kavuştuklarıسَلَٰمٌوَأَعَدَّve hazırlanmıştırلَهُمْonlaraأَجْرًاbir mükafatكَرِيمًاgüzel

Allah'a kavuşacakları gün mü'minlere yönelik esenlik dileği "Selam"dır. Allah, onlara bol bir mükafat hazırlamıştır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاeyٱلنَّبِىُّpeygamberإِنَّآelbette bizأَرْسَلْنَٰكَseni gönderdikشَٰهِدًاşahidوَمُبَشِّرًاve müjdeciوَنَذِيرًاve uyarıcı

(45-46) Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah'ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَاve aslaتُطِعِita'at etmeٱلْكَٰفِرِينَkafirlereوَٱلْمُنَٰفِقِينَve münafıklaraوَدَعْve aldırmaأَذَىٰهُمْonların eziyetlerineوَتَوَكَّلْve dayanعَلَىAllah'aٱللَّهِوَكَفَىٰve yeterبِٱللَّهِAllahوَكِيلًاvekil olarak

Kafirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوٓا۟inanan(lar)إِذَاzamanنَكَحْتُمُnikahladığınızٱلْمُؤْمِنَٰتِinanan kadınlarıثُمَّsonraطَلَّقْتُمُوهُنَّboşarsanızمِنönceقَبْلِأَنonlara dokunmadanتَمَسُّوهُنَّفَمَاyokturلَكُمْsizeعَلَيْهِنَّonların üzerindeمِنْbir iddet (hakkınız)عِدَّةٍتَعْتَدُّونَهَافَمَتِّعُوهُنَّhemen geçimliklerini verinوَسَرِّحُوهُنَّve onları serbest bırakınسَرَاحًاbir bırakışlaجَمِيلًاgüzel

Ey iman edenler! Mü'min kadınları nikahlayıp, sonra onlara dokunmadan (cinsel ilişkide bulunmadan) kendilerini boşadığınızda, onlar üzerinde sizin sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Bu durumda onlara mut'a verin ve kendilerini güzel bir şekilde bırakın.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاeyٱلنَّبِىُّpeygamberإِنَّآşüphesiz bizأَحْلَلْنَاhelal kıldıkلَكَsanaأَزْوَٰجَكَeşleriniٱلَّٰتِىٓverdiğinءَاتَيْتَأُجُورَهُنَّücretlerini (mehirlerini)وَمَاveمَلَكَتْbulunanlarıيَمِينُكَelindeمِمَّآganimet verdiğindenأَفَآءَٱللَّهُAllah'ınعَلَيْكَsanaوَبَنَاتِve kızlarınıعَمِّكَamcanınوَبَنَاتِve kızlarınıعَمَّٰتِكَhalalarınınوَبَنَاتِve kızlarınıخَالِكَdayınınوَبَنَاتِve kızlarınıخَٰلَٰتِكَteyzelerininٱلَّٰتِىhicret edenهَاجَرْنَمَعَكَseninle beraberوَٱمْرَأَةًve kadınıمُّؤْمِنَةًinanmışإِنeğerوَهَبَتْhibe ederseنَفْسَهَاkendisiniلِلنَّبِىِّpeygambereإِنْeğerأَرَادَdilediyseٱلنَّبِىُّpeygamberiأَنkendisini nikahlamayıيَسْتَنكِحَهَاخَالِصَةًmahsus olarakلَّكَsanaمِنdışındaدُونِٱلْمُؤْمِنِينَقَدْelbetteعَلِمْنَاbiz biliyoruzمَاşeyiفَرَضْنَاgerekli kıldığımızعَلَيْهِمْonlaraفِىٓhakkındaأَزْوَٰجِهِمْeşleriوَمَاveمَلَكَتْbulunanlarأَيْمَٰنُهُمْellerininلِكَيْلَاiçinيَكُونَolmamasıعَلَيْكَsanaحَرَجٌوَكَانَveٱللَّهُAllahغَفُورًاçok bağışlayanرَّحِيمًاçok esirgeyendir

Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü'minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber'e bağışlayan, Peygamber'in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü'min kadını da (sana helal kıldık.) Mü'minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
تُرْجِىمَنkimseyiتَشَآءُdilediğiمِنْهُنَّonlardanوَتُـْٔوِىٓve alırsınإِلَيْكَyanınaمَنkimseyiتَشَآءُوَمَنِve kimseyeٱبْتَغَيْتَarzu ettiği(ne dönmekte)مِمَّنْayrıldıklarındanعَزَلْتَفَلَاyokturجُنَاحَbir günahعَلَيْكَذَٰلِكَbudurأَدْنَىٰٓen elverişli olanأَنaydınlanmasınaتَقَرَّأَعْيُنُهُنَّonların gözlerininوَلَاveيَحْزَنَّtasalanmamalarınaوَيَرْضَيْنَve razı olmalarınaبِمَآsenin verdiklerineءَاتَيْتَهُنَّكُلُّهُنَّوَٱللَّهُAllahيَعْلَمُbilirمَاolanıفِىsizin kalblerinizdeقُلُوبِكُمْوَكَانَveٱللَّهُAllahعَلِيمًاbilendirحَلِيمًاhalimdir

Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, hakkıyla bilendir, halimdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَّاdeğildirيَحِلُّhelalلَكَsanaٱلنِّسَآءُ(başka) kadınlarمِنۢbundan sonraبَعْدُوَلَآve yokturأَنdeğiştirmenتَبَدَّلَبِهِنَّbunlarıمِنْbaşka eşlerleأَزْوَٰجٍوَلَوْşayetأَعْجَبَكَçok hoşuna gitse deحُسْنُهُنَّgüzellikleriإِلَّاbunun dışındadırمَاbulunanlar (cariyeler)مَلَكَتْيَمِينُكَوَكَانَveٱللَّهُAllahعَلَىٰüzerineكُلِّherشَىْءٍşeyرَّقِيبًاgözetleyicidir

Bundan sonra, güzellikleri hoşuna gitse bile başka kadınlarla evlenmek, eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helal değildir. Ancak sahip olduğun cariyeler başka. Şüphesiz Allah, her şeyi gözetleyendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inanan(lar)لَاgirmeyinتَدْخُلُوا۟بُيُوتَevlerineٱلنَّبِىِّPeygamber'inإِلَّآancak hariçtirأَنizin verilmesiيُؤْذَنَلَكُمْsizeإِلَىٰyemeğeطَعَامٍغَيْرَolmadanنَٰظِرِينَgözetleyicilerإِنَىٰهُvaktiniوَلَٰكِنْfakatإِذَاzamanدُعِيتُمْçağrıldığınızفَٱدْخُلُوا۟girinفَإِذَاyemeği yeyinceطَعِمْتُمْفَٱنتَشِرُوا۟dağılınوَلَاdalmayınمُسْتَـْٔنِسِينَلِحَدِيثٍإِنَّçünküذَٰلِكُمْbuكَانَincitiyorduيُؤْذِىٱلنَّبِىَّPeygamberiفَيَسْتَحْىِۦfakat o utanıyorduمِنكُمْوَٱللَّهُfakat Allahلَاutanmazيَسْتَحْىِۦمِنَgerçek(i söylemek)tenٱلْحَقِّوَإِذَاzamanسَأَلْتُمُوهُنَّonlarda istediğinizمَتَٰعًاbir şeyفَسْـَٔلُوهُنَّisteyinمِنarkasındanوَرَآءِحِجَابٍذَٰلِكُمْbuأَطْهَرُdaha temizdirلِقُلُوبِكُمْsizin kalbleriniz içinوَقُلُوبِهِنَّوَمَاve olamazكَانَsizinلَكُمْأَنincitmenizتُؤْذُوا۟رَسُولَElçisiniٱللَّهِAllah'ınوَلَآve olamazأَنnikahlamanızتَنكِحُوٓا۟أَزْوَٰجَهُۥonun eşleriniمِنۢkendisinden sonraبَعْدِهِۦٓأَبَدًاإِنَّçünküذَٰلِكُمْbuكَانَkatındaعِندَٱللَّهِAllahعَظِيمًاbüyük(bir günah)tır

Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber'in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber'i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah'ın Resulüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikahlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنeğerتُبْدُوا۟açığa vursanızشَيْـًٔاbir şeyiأَوْyahutتُخْفُوهُonu gizlesenizفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahكَانَherبِكُلِّشَىْءٍşeyiعَلِيمًاbilmektedir

Siz bir şeyi açığa vursanız da gizleseniz de, biliniz ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَّاyokturجُنَاحَbir günahعَلَيْهِنَّonlaraفِىٓhakkındaءَابَآئِهِنَّbabalarıوَلَآve yokturأَبْنَآئِهِنَّoğullarıوَلَآve yokturإِخْوَٰنِهِنَّkardeşleriوَلَآve yokturأَبْنَآءِoğullarıإِخْوَٰنِهِنَّkardeşlerininوَلَآve yokturأَبْنَآءِoğullarıأَخَوَٰتِهِنَّkızkardeşlerininوَلَاve yokturنِسَآئِهِنَّkadınlarıوَلَاve yokturمَاbulunan(köle)leriمَلَكَتْأَيْمَٰنُهُنَّوَٱتَّقِينَve korkunٱللَّهَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahكَانَüzerineعَلَىٰكُلِّherشَىْءٍşeyشَهِيدًاşahittir

Peygamberin hanımlarına, babalarından, oğullarından, erkek kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, mü'min kadınlardan ve sahip oldukları cariyelerden ötürü bir günah yoktur. Ey Peygamber hanımları! Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla şahittir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahوَمَلَٰٓئِكَتَهُۥve melekleriيُصَلُّونَsalat etmektedirعَلَىüzerineٱلنَّبِىِّيَٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inanan(lar)صَلُّوا۟siz de salat edinعَلَيْهِonaوَسَلِّمُوا۟ve selam edinتَسْلِيمًاiçtenlikle

Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salat ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin, selam edin.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَincitenlerيُؤْذُونَٱللَّهَAllah'ıوَرَسُولَهُۥve Elçisiniلَعَنَهُمُonlara la'net etmiştirٱللَّهُAllahفِىdünyadaٱلدُّنْيَاوَٱلْءَاخِرَةِوَأَعَدَّve hazırlamıştırلَهُمْonlar içinعَذَابًاbir azabمُّهِينًاalçaltıcı

Şüphesiz Allah ve Resulünü incitenlere, Allah dünya ve ahirette lanet etmiş ve onlara aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلَّذِينَincitenlerيُؤْذُونَٱلْمُؤْمِنِينَmü'min erkekleriوَٱلْمُؤْمِنَٰتِve mü'min kadınlarıبِغَيْرِdışındakiمَاbir şeyleٱكْتَسَبُوا۟yaptıklarınınفَقَدِelbetteٱحْتَمَلُوا۟yüklenmişlerdirبُهْتَٰنًاbir iftiraوَإِثْمًاve bir günahمُّبِينًاaçık

Mü'min erkekleri ve mü'min kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden incitenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاeyٱلنَّبِىُّPeygamberقُلsöyleلِّأَزْوَٰجِكَeşlerineوَبَنَاتِكَve kızlarınaوَنِسَآءِve kadınlarınaٱلْمُؤْمِنِينَinananlarınيُدْنِينَsalsınlarعَلَيْهِنَّüstlerineمِنörtüleriniجَلَٰبِيبِهِنَّذَٰلِكَbudurأَدْنَىٰٓen elverişli olanأَنonların tanınması içinيُعْرَفْنَفَلَاincitilmemesi içinيُؤْذَيْنَوَكَانَveٱللَّهُAllahغَفُورًاçok bağışlayandırرَّحِيمًاçok esirgeyendir

Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu, onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَّئِنلَّمْvazgeçmezlerseيَنتَهِٱلْمُنَٰفِقُونَiki yüzlülerوَٱلَّذِينَveفِىbulunanlarقُلُوبِهِمkalblerindeمَّرَضٌbir hastalıkوَٱلْمُرْجِفُونَkötü haberler yayanlarفِىşehirdeٱلْمَدِينَةِلَنُغْرِيَنَّكَseni üstüne sürerizبِهِمْonlarınثُمَّsonraلَاsenin yanında kalamazlarيُجَاوِرُونَكَفِيهَآoradaإِلَّاdışındaقَلِيلًاaz bir zaman

(60-61) Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine'de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lanete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَّلْعُونِينَأَيْنَمَاneredeثُقِفُوٓا۟rastlansalarأُخِذُوا۟yakalanırlarوَقُتِّلُوا۟ve öldürülürlerتَقْتِيلًاşiddetle

(60-61) Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine'de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lanete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
سُنَّةَsünneti (yasası) budurٱللَّهِAllah'ınفِىarasındakiٱلَّذِينَgeçen(millet)lerخَلَوْا۟مِنöncedenقَبْلُوَلَنveتَجِدَ(imkan) bulamazsınلِسُنَّةِsünnetini (yasasını)ٱللَّهِAllah'ınتَبْدِيلًاdeğiştirmeğe

Daha önce gelip geçenler hakkında da Allah'ın kanunu böyledir. Allah'ın kanununda asla değişme bulamazsın.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَسْـَٔلُكَsana soruyorlarٱلنَّاسُinsanlarعَنِsa'attenٱلسَّاعَةِقُلْde kiإِنَّمَاşüphesizعِلْمُهَاonun bilgisiعِندَyanındadırٱللَّهِوَمَاve ne?يُدْرِيكَbilirsinلَعَلَّbelkiٱلسَّاعَةَsa'atتَكُونُolurقَرِيبًاyakın

İnsanlar sana kıyametin vaktini soruyorlar. De ki: "Onun ilmi ancak Allah katındadır." Ne bilirsin, belki de kıyamet yakında gerçekleşir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَوْمَgünتُقَلَّبُçevrildiğiوُجُوهُهُمْyüzleriفِىiçindeٱلنَّارِateşinيَقُولُونَderler kiيَٰلَيْتَنَآey(vah) keşke bizأَطَعْنَاita'at etseydikٱللَّهَAllah'aوَأَطَعْنَاve ita'at etseydikٱلرَّسُولَا۠elçiye

Yüzlerinin ateşte bir yandan bir yana döndürüleceği gün, "Keşke Allah'a ve Resul'e itaat edeydik" diyecekler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالُوا۟ve dediler kiرَبَّنَآrabbimizإِنَّآşüphesiz bizأَطَعْنَاuydukسَادَتَنَاbeylerimizeوَكُبَرَآءَنَاve büyüklerimizeفَأَضَلُّونَاbizi saptırdılarٱلسَّبِيلَا۠yoldan

Yine şöyle diyecekler: "Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inanan(lar)لَاolmayınتَكُونُوا۟كَٱلَّذِينَkimseler gibiءَاذَوْا۟eziyet edenمُوسَىٰMusa'yaفَبَرَّأَهُonu beraat ettirdiٱللَّهُAllahمِمَّاonların dediklerindenقَالُوا۟وَكَانَve idiعِندَyanındaٱللَّهِAllahوَجِيهًاitibarlı

Ey iman edenler! Siz Musa'ya eziyet eden kimseler gibi olmayın. Nihayet Allah onu onların dediklerinden temize çıkarmıştı. Musa, Allah katında itibarlı bir kimse idi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاeyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inanan(lar)ٱتَّقُوا۟korkunٱللَّهَAllah'tanوَقُولُوا۟ve söyleyinقَوْلًاsözسَدِيدًاdoğru

(70-71) Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah'a ve Resulüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يُصْلِحْdüzeltsinلَكُمْsizinأَعْمَٰلَكُمْişleriniziوَيَغْفِرْve bağışlasınلَكُمْsizinذُنُوبَكُمْوَمَنve kimيُطِعِita'at ederseٱللَّهَAllah'aوَرَسُولَهُۥve Resulüneفَقَدْelbetteفَازَermiş olurفَوْزًاbir başarıyaعَظِيمًاbüyük

(70-71) Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah'a ve Resulüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّاşüphesiz bizعَرَضْنَاsundukٱلْأَمَانَةَemanetiعَلَىgöklereٱلسَّمَٰوَٰتِوَٱلْأَرْضِve yereوَٱلْجِبَالِve dağlaraفَأَبَيْنَfakat kaçındılarأَنonu yüklenmektenيَحْمِلْنَهَاوَأَشْفَقْنَve korktularمِنْهَاondanوَحَمَلَهَاve onu yüklendiٱلْإِنسَٰنُإِنَّهُۥdoğrusu oكَانَçok zalimdirظَلُومًاجَهُولًاçok cahildir

Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لِّيُعَذِّبَazab etsin diyeٱللَّهُAllahٱلْمُنَٰفِقِينَiki yüzlü erkeklereوَٱلْمُنَٰفِقَٰتِve iki yüzlü kadınlaraوَٱلْمُشْرِكِينَve ortak koşan erkeklereوَٱلْمُشْرِكَٰتِve ortak koşan kadınlaraوَيَتُوبَve bağışlasın diyeٱللَّهُAllahعَلَىinanan erkekleriٱلْمُؤْمِنِينَوَٱلْمُؤْمِنَٰتِوَكَانَveٱللَّهُAllahغَفُورًاçok bağışlayandırرَّحِيمًۢاçok esirgeyendir

Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah'a ortak koşan erkeklere ve Allah'a ortak koşan kadınlara azap etmek; mü'min erkeklerin ve mü'min kadınların da tövbelerini kabul etmek için insana emaneti yüklemiştir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi