KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

46. SURE · 35 AYET · 643 KELİME

Ahkâf

الأحقاف

Kelime bağlantısı sözlüğe, İncele düğmesi dil bilgisi ve açıklamalara açılır.

مَاbiz yaratmadıkخَلَقْنَاٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriوَٱلْأَرْضَve yeriوَمَاve bulunanlarıبَيْنَهُمَآikisi arasındaإِلَّاancak (yarattık)بِٱلْحَقِّgerçek ileوَأَجَلٍve bir süreye göreمُّسَمًّىوَٱلَّذِينَve kimselerكَفَرُوا۟inkar eden(ler)عَمَّآşeydenأُنذِرُوا۟uyarıldıklarıمُعْرِضُونَyüz çevirmektedirler

Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. İnkar edenler ise, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiأَرَءَيْتُمgördünüz mü?مَّاşeyleriتَدْعُونَyalvardıklarınızمِنbaşkaدُونِٱللَّهِAllah'tanأَرُونِىbana gösterinمَاذَاneyi?خَلَقُوا۟yarattılar onlarمِنَyerdenٱلْأَرْضِأَمْyoksaلَهُمْonların var (mı?)شِرْكٌbir ortaklığıفِىgöklerdeٱلسَّمَٰوَٰتِٱئْتُونِىbana getirinبِكِتَٰبٍbir Kitapمِّنönceقَبْلِهَٰذَآbundanأَوْyahutأَثَٰرَةٍbir kalıntıمِّنْbilgidenعِلْمٍإِنeğerكُنتُمْisenizصَٰدِقِينَdoğrular(dan)

De ki: "Allah'ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَنْkim olabilir?أَضَلُّdaha sapıkمِمَّنkimsedenيَدْعُوا۟yalvaranمِنbırakıp daدُونِٱللَّهِAllah'ıمَنkimselereلَّاcevap veremeyecekيَسْتَجِيبُلَهُۥٓkendisineإِلَىٰkadarيَوْمِgününeٱلْقِيَٰمَةِkıyametوَهُمْoysa onlarعَنbunların yalvardıklarındanدُعَآئِهِمْغَٰفِلُونَhabersizdirler

Kim, Allah'ı bırakıp da, kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapıktır? Oysa onlar, bunların tapınmalarından habersizdirler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاve zamanحُشِرَtoplandıklarıٱلنَّاسُinsanlarكَانُوا۟olurlarلَهُمْonlaraأَعْدَآءًdüşmanوَكَانُوا۟veبِعِبَادَتِهِمْonların kendilerine tapmalarınıكَٰفِرِينَtanımazlar

İnsanlar (kıyamet günü) toplandığında, o taptıkları kendilerine düşman oluverir, onların ibadetlerini de inkar ederler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاve zamanتُتْلَىٰokunduğuعَلَيْهِمْonlaraءَايَٰتُنَاayetlerimizبَيِّنَٰتٍaçık açıkقَالَdedilerٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkar eden(ler)لِلْحَقِّhakk içinلَمَّاkendilerine gelenجَآءَهُمْهَٰذَاbuسِحْرٌbir büyüdürمُّبِينٌapaçık

Ayetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman, o küfredenler kendilerine geldiğinde Hak (kitap Kur'an) için, düşünmeden "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَمْyoksaيَقُولُونَ(-mu) diyorlar?ٱفْتَرَىٰهُقُلْde kiإِنِeğerٱفْتَرَيْتُهُۥben onu uydurmuşsamفَلَاolmazتَمْلِكُونَsizin hiçbir yararınızلِىbanaمِنَAllah-;-tanٱللَّهِAllah-;شَيْـًٔاهُوَOأَعْلَمُdaha iyi bilirبِمَاşeyleriتُفِيضُونَtaşkınlık yaptığınızفِيهِكَفَىٰyeterبِهِۦO'nunشَهِيدًۢاşahid olmasıبَيْنِىbenimleوَبَيْنَكُمْوَهُوَve Oٱلْغَفُورُbağışlayandırٱلرَّحِيمُesirgeyendir

Yoksa, "Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah'tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. O, sizin, hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter! O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiمَاdeğilimكُنتُبِدْعًاtüredi biriمِّنَ(arasında)ٱلرُّسُلِelçilerوَمَآveأَدْرِىbilmemمَاneيُفْعَلُyapılacağınıبِىbanaوَلَاne deبِكُمْإِنْ(hayır)أَتَّبِعُben uymuyorumإِلَّاbaşkasınaمَاşey(den)يُوحَىٰٓvahyedilenإِلَىَّbanaوَمَآve değilimأَنَا۠benإِلَّاbaşka bir şeyنَذِيرٌbir uyarıcıdanمُّبِينٌapaçık

De ki: "Ben türedi bir peygamber değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلْde kiأَرَءَيْتُمْhiç düşündünüz mü?إِنeğerكَانَiseمِنْkatındanعِندِٱللَّهِAllahوَكَفَرْتُمve siz inkar ettiysenizبِهِۦonuوَشَهِدَve görüpشَاهِدٌbir şahidمِّنۢoğullarındanبَنِىٓإِسْرَٰٓءِيلَİsrailعَلَىٰbunun benzeriniمِثْلِهِۦفَـَٔامَنَve inandığı haldeوَٱسْتَكْبَرْتُمْإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَاdoğru yola iletmezيَهْدِىٱلْقَوْمَbir toplumuٱلظَّٰلِمِينَzalimlerden

De ki: "Ne dersiniz? Şayet bu, Allah katından ise ve siz onu inkar etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerini (Tevrat'ta görerek) şahitlik edip inandığı halde, siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız?). Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَve dedi(ler)ٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkar eden(ler)لِلَّذِينَkimseler içinءَامَنُوا۟inanan(lar)لَوْşayetكَانَolsaydıخَيْرًاiyi bir şeyمَّاbizi geçemezlerdiسَبَقُونَآإِلَيْهِوَإِذْzaman iseلَمْhidayete ermedikleriيَهْتَدُوا۟بِهِۦonunlaفَسَيَقُولُونَdiyeceklerdir kiهَٰذَآbuإِفْكٌbir yalandırقَدِيمٌeski

İnkar edenler, inananlar için, "Eğer o Kur'an iyi bir şey olsaydı, onlar onu kabulde, bizi geçemezlerdi" dediler. Onunla doğru yolu bulamadıkları için; "Bu eski bir uydurmadır" diyecekler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمِنveقَبْلِهِۦondan önceكِتَٰبُKitabıمُوسَىٰٓMusa'nınإِمَامًاönderوَرَحْمَةًوَهَٰذَاve buكِتَٰبٌKitaptırمُّصَدِّقٌdoğrulayanلِّسَانًاdiliyleعَرَبِيًّاArapلِّيُنذِرَuyarmak içinٱلَّذِينَkimseleriظَلَمُوا۟kendilerine yazık eden(leri)وَبُشْرَىٰve müjde (olan)لِلْمُحْسِنِينَgüzel davrananlar (için)

Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Musa'nın kitabı da vardı. Bu ise, onu doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerقَالُوا۟diyen(ler)رَبُّنَاRabbimizٱللَّهُAllah'tırثُمَّsonraٱسْتَقَٰمُوا۟doğru olanlarفَلَاyokturخَوْفٌkorkuعَلَيْهِمْonlaraوَلَاve değildirهُمْonlarيَحْزَنُونَüzülecek

"Şüphesiz Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَوَصَّيْنَاve biz tavsiye ettikٱلْإِنسَٰنَinsanaبِوَٰلِدَيْهِana babasınaإِحْسَٰنًاحَمَلَتْهُonu taşıdıأُمُّهُۥanasıكُرْهًاzahmetleوَوَضَعَتْهُve doğurdu onuكُرْهًاوَحَمْلُهُۥtaşınması iseوَفِصَٰلُهُۥve sütten kesilmesiثَلَٰثُونَotuzشَهْرًاحَتَّىٰٓnihayetإِذَاzamanبَلَغَerdiğiأَشُدَّهُۥgüçlü çağınaوَبَلَغَve varıncaأَرْبَعِينَkırkسَنَةًyaşınaقَالَdediرَبِّRabbimأَوْزِعْنِىٓbeni sevk eyleأَنْşükretmeğeأَشْكُرَنِعْمَتَكَni'metineٱلَّتِىٓverdiğinأَنْعَمْتَعَلَىَّbanaوَعَلَىٰveوَٰلِدَىَّanama babamaوَأَنْveأَعْمَلَyapmağaصَٰلِحًاyararlı işlerتَرْضَىٰهُrazı olacağınوَأَصْلِحْve salahı devam ettirلِىbenim içinفِىiçindeذُرِّيَّتِىٓإِنِّىşüphesiz benتُبْتُyüz tuttumإِلَيْكَsanaوَإِنِّىve elbette benمِنَteslim olanlardanımٱلْمُسْلِمِينَ

Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: "Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أُو۟لَٰٓئِكَonlarٱلَّذِينَöyle kişilerdir kiنَتَقَبَّلُkabul ederizعَنْهُمْonlardanأَحْسَنَen iyisiniمَاyaptıklarınınعَمِلُوا۟وَنَتَجَاوَزُve geçerizعَنonların kötülüklerindenسَيِّـَٔاتِهِمْفِىٓarasındadırlarأَصْحَٰبِhalkıٱلْجَنَّةِوَعْدَsözdürٱلصِّدْقِdoğruٱلَّذِىolunanكَانُوا۟يُوعَدُونَkendilerine va'd

İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va'ddir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلَّذِىve o kimseقَالَdediلِوَٰلِدَيْهِanasına babasınaأُفٍّöfلَّكُمَآsizeأَتَعِدَانِنِىٓsiz bana va'd mı ediyorsunuz?أَنْbenim çıkarılacağımıأُخْرَجَوَقَدْgelip geçmiş ikenخَلَتِgelip geçmiş ikenٱلْقُرُونُnice nesillerمِنbenden önceقَبْلِىوَهُمَاonlar iseيَسْتَغِيثَانِsığınarakٱللَّهَAllah'aوَيْلَكَyazık sana (dediler)ءَامِنْiman et!إِنَّşüphesizوَعْدَsözüٱللَّهِAllah'ınحَقٌّgerçektirفَيَقُولُderken o der kiمَاdeğildirهَٰذَآbuإِلَّآbaşka bir şeyأَسَٰطِيرُmasallarındanٱلْأَوَّلِينَeskilerin

Anne ve babasına, "Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken, beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?" diyen kimseye, onlar Allah'a sığınarak, "Yazıklar olsun sana! İman et, Allah'ın va'di gerçektir" diyorlar, o da, "Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir" diyordu.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlarٱلَّذِينَkimselerdirحَقَّhak olanعَلَيْهِمُkendilerineٱلْقَوْلُ(azab) söz(ü)فِىٓarasındaأُمَمٍtopluluklarıقَدْgelip geçenخَلَتْgelip geçenمِنkendilerinden önceقَبْلِهِممِّنَcin(ler)denٱلْجِنِّوَٱلْإِنسِإِنَّهُمْgerçekten onlarكَانُوا۟ziyana uğrayanlardırخَٰسِرِينَ

İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلِكُلٍّher birinin vardırدَرَجَٰتٌdereceleriمِّمَّاişlerdenعَمِلُوا۟وَلِيُوَفِّيَهُمْve onlara tam verirأَعْمَٰلَهُمْyaptıklarının karşılığınıوَهُمْve onlaraلَاaslaيُظْلَمُونَhaksızlık edilmez

Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. (Bu da) Allah'ın onlara yaptıklarının karşılığını tastamam vermesi içindir. Asla kendilerine haksızlık yapılmaz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَيَوْمَve günيُعْرَضُsunulacaklarıٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkar eden(ler)عَلَىateşeٱلنَّارِأَذْهَبْتُمْzayi ettinizطَيِّبَٰتِكُمْbütün güzellikleriniziفِىhayatınızdaحَيَاتِكُمُٱلدُّنْيَاdünyaوَٱسْتَمْتَعْتُمve sefa sürdünüzبِهَاbunlarlaفَٱلْيَوْمَbugünتُجْزَوْنَcezalandırılacaksınızعَذَابَbir azab ileٱلْهُونِalçaltıcıبِمَاötürüكُنتُمْbüyüklük taslamanızdanتَسْتَكْبِرُونَفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِبِغَيْرِhaksız yereٱلْحَقِّhaksız yereوَبِمَاötürüكُنتُمْve yoldan çıkmanızdanتَفْسُقُونَ

İnkar edenler ateşe sunuldukları gün, (onlara şöyle denir:) "Dünyadaki hayatınızda güzelliklerinizi bitirdiniz, onların zevkini sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı, alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱذْكُرْأَخَاkardeşini (Hud'u)عَادٍAd'ınإِذْhaniأَنذَرَuyarmıştıقَوْمَهُۥkavminiبِٱلْأَحْقَافِAhkaf'takiوَقَدْgelip geçtiخَلَتِgelip geçtiٱلنُّذُرُnice uyarıcılarمِنۢonun önündenبَيْنِيَدَيْهِveوَمِنْخَلْفِهِۦٓardındanأَلَّاkulluk etmeyinتَعْبُدُوٓا۟إِلَّاbaşkasınaٱللَّهَAllah'tanإِنِّىٓelbette benأَخَافُkorkuyorumعَلَيْكُمْsizinعَذَابَazabına uğramanızdanيَوْمٍbir gününعَظِيمٍbüyük

Kendisinden önce ve sonra uyarıcıların gelip geçmiş olan Ad kavminin kardeşini (Hud'u) hatırla. Hani Ahkaf'taki kavmini, "Ancak Allah'a ibadet edin, çünkü ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum" diye uyarmıştı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوٓا۟dediler kiأَجِئْتَنَاsen geldin mi?لِتَأْفِكَنَاbizi çevirmek içinعَنْtanrılarımızdanءَالِهَتِنَافَأْتِنَاo halde bize getirبِمَاşeyiتَعِدُنَآbizi tehdidettiğinإِنeğerكُنتَisenمِنَdoğrulardanٱلصَّٰدِقِينَ

Onlar ise, "Sen bizi ilahlarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdediإِنَّمَاsadeceٱلْعِلْمُbilgiعِندَkatındadırٱللَّهِAllahوَأُبَلِّغُكُمve ben size tebliğ ediyorumمَّآşeyi (mesajı)أُرْسِلْتُgönderildiğimبِهِۦonunlaوَلَٰكِنِّىٓfakat benأَرَىٰكُمْsizi görüyorumقَوْمًاbir kavimتَجْهَلُونَcahillik eden

Hud, "(Bu konudaki) bilgi ancak Allah katındadır. Ben size, benimle gönderileni tebliğ ediyorum. Fakat ben sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّاnihayetرَأَوْهُonu görünceعَارِضًاgeniş bir bulut halindeمُّسْتَقْبِلَyönelerek geldiğiniأَوْدِيَتِهِمْvadilerineقَالُوا۟dedilerهَٰذَاbuعَارِضٌbir bulutturمُّمْطِرُنَابَلْhayırهُوَoمَاşeyٱسْتَعْجَلْتُمsizin acele gelmesini istediğinizdirبِهِۦرِيحٌbir rüzgardırفِيهَاiçinde bulunanعَذَابٌazabأَلِيمٌacıklı

O azabı vadilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde, "Bu, bize yağmur getiren bir buluttur" dediler. Hud, "Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgardır" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
تُدَمِّرُyıkar mahvederكُلَّherشَىْءٍۭşeyiبِأَمْرِemriyleرَبِّهَاRabbininفَأَصْبَحُوا۟onlar o hale geldiler kiلَاgörülmez olduيُرَىٰٓإِلَّاbaşka bir şeyمَسَٰكِنُهُمْكَذَٰلِكَişte böyleنَجْزِىbiz cezalandırırızٱلْقَوْمَtoplumuٱلْمُجْرِمِينَsuç işleyen

"O, Rabbimin emriyle her şeyi yerle bir eder." Derken evlerinden başka hiçbir şeyleri görünmez hale geldiler. İşte biz, suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْve andolsunمَكَّنَّٰهُمْonlara imkan vermiştikفِيمَآşeyiإِنsize vermediğimizمَّكَّنَّٰكُمْفِيهِonuوَجَعَلْنَاve yaratmıştıkلَهُمْonlaraسَمْعًاkulaklarوَأَبْصَٰرًاve gözlerوَأَفْـِٔدَةًve gönüllerفَمَآfakatأَغْنَىٰsağlamadıعَنْهُمْkendilerineسَمْعُهُمْkulaklarıوَلَآne deأَبْصَٰرُهُمْgözleriوَلَآne deأَفْـِٔدَتُهُمgönülleriمِّنbirشَىْءٍşey (yarar)إِذْziraكَانُوا۟bile bile inkar ediyorlardıيَجْحَدُونَبِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınوَحَاقَve kuşatıverdiبِهِمkendileriniمَّاşeyكَانُوا۟olduklarıبِهِۦonunlaيَسْتَهْزِءُونَalay edip duruyor(lar)

Andolsun, size vermediğimiz imkan ve iktidarı onlara vermiştik. Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri kendilerine bir yarar sağlamadı. Çünkü Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlardı. Alaya aldıkları şey onları kuşattı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْave ndolsunأَهْلَكْنَاbiz yok ettikمَاçevrenizdekiحَوْلَكُممِّنَkentleriٱلْقُرَىٰوَصَرَّفْنَاve tekrar tekrar açıkladıkٱلْءَايَٰتِلَعَلَّهُمْbelki deيَرْجِعُونَ(küfürlerinden) dönerler

Andolsun, biz çevrenizdeki memleketleri de yok ettik. (Doğru yola) dönsünler diye ayetleri tekrar tekrar açıkladık.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَوْلَاolmaz mıydı?نَصَرَهُمُkendilerine yardım etselerdiٱلَّذِينَşeylerٱتَّخَذُوا۟edindikleriمِنbaşka-tanدُونِbaşkaٱللَّهِقُرْبَانًاyakınlık sağlamak içinءَالِهَةًۢبَلْhayırضَلُّوا۟kaybolup gittilerعَنْهُمْوَذَٰلِكَişte budurإِفْكُهُمْonların yalanlarıوَمَاve şeylerكَانُوا۟olduklarıيَفْتَرُونَuydurmuş

Allah'ı bırakıp O'na yakınlık sağlamaları için edindikleri ilahlar kendilerine yardım etseydi ya!? Aksine onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kayboldular. Bu, onların yalanı ve uydurmakta oldukları şeydir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْbir zamanصَرَفْنَآyöneltmiştikإِلَيْكَsanaنَفَرًاbir topluluğuمِّنَcinlerdenٱلْجِنِّيَسْتَمِعُونَdinlemek üzereٱلْقُرْءَانَKur'anفَلَمَّاzamanحَضَرُوهُona geldikleriقَالُوٓا۟dedilerأَنصِتُوا۟فَلَمَّاzaman daقُضِىَbitirildiğiوَلَّوْا۟döndülerإِلَىٰkavimlerineقَوْمِهِممُّنذِرِينَuyarıcılar olarak

Hani Kur'an'ı dinlemek üzere cinlerden bir grubu sana yöneltmiştik. Onlar, onun huzuruna gelince birbirlerine, "Susun!" dediler. Kur'an'ın okunması bitince de uyarıcı olarak kavimlerine döndüler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالُوا۟dedilerيَٰقَوْمَنَآey kavmimizإِنَّاelbette bizسَمِعْنَاdinledikكِتَٰبًاbir KitapأُنزِلَindirilenمِنۢsonraبَعْدِمُوسَىٰMusa'danمُصَدِّقًاdoğrulayanلِّمَاkendinden öncekiniبَيْنَيَدَيْهِkendinden öncekiniيَهْدِىٓgötürenإِلَىgerçeğeٱلْحَقِّوَإِلَىٰveطَرِيقٍyolaمُّسْتَقِيمٍdoğru

Dediler ki: "Ey kavmimiz! Şüphesiz biz, Musa'dan sonra indirilen, kendinden önceki kitapları doğrulayan, gerçeğe ve doğru yola ileten bir kitap dinledik."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰقَوْمَنَآey kavmimizأَجِيبُوا۟uyunدَاعِىَda'vetçisineٱللَّهِAllah'ınوَءَامِنُوا۟ve inanınبِهِۦO'naيَغْفِرْbağışlasınلَكُمsiziمِّنgünahlarınızdan bir kısmınıذُنُوبِكُمْوَيُجِرْكُمve sizi korusunمِّنْazabdanعَذَابٍأَلِيمٍacıklı

"Ey kavmimiz! Allah'ın davetçisine uyun, ona iman edin ki, günahlarınızı bağışlasın ve sizi elem dolu bir azaptan kurtarsın."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَنve kimلَّاuymazsaيُجِبْدَاعِىَda'vetçisineٱللَّهِAllah'ınفَلَيْسَdeğildirبِمُعْجِزٍaciz bırakacakفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِوَلَيْسَve olmazلَهُۥkendisininمِنO'ndan başkaدُونِهِۦٓأَوْلِيَآءُأُو۟لَٰٓئِكَonlarفِىiçindedirlerضَلَٰلٍbir sapıklıkمُّبِينٍapaçık

Kim Allah'ın davetçisine uymazsa, yeryüzünde Allah'ı aciz bırakacak değildir. Kendisi için Allah'tan başka dostlar da bulunmaz. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَوَلَمْgörmediler mi?يَرَوْا۟أَنَّgerçektenٱللَّهَAllah'ınٱلَّذِىyaratanخَلَقَٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriوَٱلْأَرْضَve yeriوَلَمْveيَعْىَyorulmayanبِخَلْقِهِنَّbunları yaratmaklaبِقَٰدِرٍkadir olduğunuعَلَىٰٓdiriltmeğeأَنيُحْۦِىَٱلْمَوْتَىٰبَلَىٰٓevetإِنَّهُۥşüphesiz Oعَلَىٰüzerineكُلِّherشَىْءٍşeyقَدِيرٌkadirdir

Gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmaktan yorulmayan Allah'ın, ölüleri diriltmeye gücünün yeteceğini görmediler mi? Evet şüphesiz O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَيَوْمَve günيُعْرَضُsunulacaklarıٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkar eden(ler)عَلَىkarşıٱلنَّارِateşeأَلَيْسَdeğil miymiş?هَٰذَاbuبِٱلْحَقِّقَالُوا۟derlerبَلَىٰevetوَرَبِّنَاقَالَderفَذُوقُوا۟öyleyse tadınٱلْعَذَابَazabıبِمَاdolayıكُنتُمْolmanızdanتَكْفُرُونَinkar ediyor(lar)

İnkar edenlere ateşe sunuldukları gün, "Bu gerçek değil miymiş?" denir. Onlar, "Evet, Rabbimize andolsun ki gerçekmiş" derler. Allah, "Öyle ise inkar etmekte olduğunuzdan dolayı azabı tadın!" der.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَٱصْبِرْo halde sabretكَمَاgibiصَبَرَsabrettikleriأُو۟لُوا۟sahibiٱلْعَزْمِazim (ve irade)مِنَelçilerinٱلرُّسُلِوَلَاve aslaتَسْتَعْجِلacele etmeلَّهُمْكَأَنَّهُمْonlar gibi olurlarيَوْمَgünيَرَوْنَgördükleriمَاşeyi (azabı)يُوعَدُونَtehdit edildikleriلَمْ(sanki) yaşamamışlarيَلْبَثُوٓا۟إِلَّاdışındaسَاعَةًbir sa'atمِّنgündüzdenنَّهَارٍۭبَلَٰغٌفَهَلْhelak mı edilecektir?يُهْلَكُإِلَّاbaşkasıٱلْقَوْمُtopluluktanٱلْفَٰسِقُونَyoldan çıkmış

(Ey Muhammed!) O halde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. Bu bir duyurudur. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helak edilir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi