KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

48. SURE · 29 AYET · 560 KELİME

Fetih

الفتح

Kelime bağlantısı sözlüğe, İncele düğmesi dil bilgisi ve açıklamalara açılır.

لِّيَغْفِرَki bağışlasın (diye)لَكَseninٱللَّهُAllahمَاne varsaتَقَدَّمَgeçmişمِنgünahlarındanذَنۢبِكَوَمَاve ne varsaتَأَخَّرَgelecek (günahlarından)وَيُتِمَّve tamamlasın (diye)نِعْمَتَهُۥni'metiniعَلَيْكَsana olanوَيَهْدِيَكَve seni iletsin (diye)صِرَٰطًاbir yolaمُّسْتَقِيمًاdoğru

(2-3) Ta ki Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın, seni doğru yola iletsin ve Allah sana, şanlı bir zaferle yardım etsin.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
هُوَOٱلَّذِىٓkiأَنزَلَindirendirٱلسَّكِينَةَhuzurفِىkalblerineقُلُوبِٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlerinلِيَزْدَادُوٓا۟artırmak içinإِيمَٰنًاimanlarınıمَّعَberaberإِيمَٰنِهِمْوَلِلَّهِAllah'ındırجُنُودُaskerleriٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلْأَرْضِوَكَانَveٱللَّهُAllahعَلِيمًاbilendirحَكِيمًاhüküm ve hikmet sahibidir

O, inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لِّيُدْخِلَsoksun diyeٱلْمُؤْمِنِينَinanan erkekleriوَٱلْمُؤْمِنَٰتِve inanan kadınlarıجَنَّٰتٍcennetlereتَجْرِىakanمِنaltlarındanتَحْتِهَاٱلْأَنْهَٰرُırmaklarخَٰلِدِينَebedi kalacaklarıفِيهَاiçindeوَيُكَفِّرَve örtsün diyeعَنْهُمْonlarınسَيِّـَٔاتِهِمْوَكَانَve (gerçekten)ذَٰلِكَbuعِندَkatındaٱللَّهِAllahفَوْزًاbir başarıdırعَظِيمًاbüyük

Bütün bunlar Allah'ın; inanan erkek ve kadınları, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlere koyması, onların kötülüklerini örtmesi içindir. İşte bu, Allah katında büyük bir başarıdır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَيُعَذِّبَve azabetsin diyeٱلْمُنَٰفِقِينَmünafık erkeklereوَٱلْمُنَٰفِقَٰتِve münafık kadınlaraوَٱلْمُشْرِكِينَve ortak koşan erkeklereوَٱلْمُشْرِكَٰتِve ortak koşan kadınlaraٱلظَّآنِّينَzanda bulunanبِٱللَّهِAllah hakkındaظَنَّzan ileٱلسَّوْءِعَلَيْهِمْbaşlarına gelsin!دَآئِرَةُçemberi (olaylar)ٱلسَّوْءِوَغَضِبَgazab etmiştirٱللَّهُAllahعَلَيْهِمْonlaraوَلَعَنَهُمْve onları la'netlemiştirوَأَعَدَّve hazırlamıştırلَهُمْonlaraجَهَنَّمَوَسَآءَتْve orası ne kötüمَصِيرًاbir varılacak yerdir

Bir de, Allah'ın, hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah'a ortak koşan erkeklere ve Allah'a ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. Kötülük girdabı onların başına olsun! Allah onlara gazap etmiş, onları lanetlemiş ve kendilerine cehennemi hazırlamıştır. Orası ne kötü bir varış yeridir!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لِّتُؤْمِنُوا۟ki inanasınızبِٱللَّهِAllah'aوَرَسُولِهِۦve ResulüneوَتُعَزِّرُوهُO'nu destekleyesinizوَتُوَقِّرُوهُOna saygı gösteresinizوَتُسَبِّحُوهُve O'nu tesbih edesinizبُكْرَةًsabahوَأَصِيلًاve akşam

Ey insanlar! Allah'a ve Peygamberine inanasınız, ona yardım edesiniz, ona saygı gösteresiniz ve sabah akşam Allah'ı tespih edesiniz diye (Peygamber'i gönderdik.)

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizٱلَّذِينَkimselerيُبَايِعُونَكَsana bi'at eden(ler)إِنَّمَاgerçekteيُبَايِعُونَbi'at etmektedirlerٱللَّهَAllah'aيَدُeliٱللَّهِAllah'ınفَوْقَüzerindedirأَيْدِيهِمْفَمَنo halde kimنَّكَثَahdini bozarsaفَإِنَّمَاşüphesizيَنكُثُbozmuş olurعَلَىٰaleyhineنَفْسِهِۦوَمَنْve kimأَوْفَىٰtutarsaبِمَاverdiği sözüعَٰهَدَعَلَيْهُO'naٱللَّهَAllahفَسَيُؤْتِيهِona verecektirأَجْرًاbir mükafatعَظِيمًاbüyük

Sana biat edenler ancak Allah'a biat etmiş olurlar. Allah'ın eli onların ellerinin üzerindedir. Verdiği sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur. Allah'a verdiği sözü yerine getirene, Allah büyük bir mükafat verecektir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
سَيَقُولُdiyecekler kiلَكَsanaٱلْمُخَلَّفُونَgeri bırakılanlarمِنَAraplardanٱلْأَعْرَابِشَغَلَتْنَآbizi alıkoyduأَمْوَٰلُنَاmallarımızوَأَهْلُونَاve çocuklarımızفَٱسْتَغْفِرْmağfiret dileلَنَايَقُولُونَonlar söylüyorlarبِأَلْسِنَتِهِمdilleriyleمَّاbir şeyiلَيْسَolmayanفِىkalblerindeقُلُوبِهِمْقُلْde kiفَمَنkim?يَمْلِكُengel olabilirلَكُمsizin içinمِّنَkarşıٱللَّهِAllah'aشَيْـًٔاherhangi bir şeyleإِنْeğerأَرَادَisteseبِكُمْsizeضَرًّاbir zarar vermekأَوْyahutأَرَادَisteseبِكُمْsizeنَفْعًۢابَلْhayırكَانَAllahٱللَّهُبِمَاolduklarınızıتَعْمَلُونَyapıyor(lar)خَبِيرًۢاhaber almaktadır

Bedevilerin (savaştan) geri bırakılanları sana, "Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu; Allah'tan bizim için af dile" diyecekler. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: "Allah, sizin bir zarara uğramanızı dilerse, yahut bir yarar elde etmenizi dilerse, O'na karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır, Allah, yaptıklarınızdan haberdardır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
بَلْherhaldeظَنَنتُمْsiz sandınızأَنkiلَّنdönmeyeceklerيَنقَلِبَٱلرَّسُولُelçiوَٱلْمُؤْمِنُونَve mü'minlerإِلَىٰٓailelerineأَهْلِيهِمْأَبَدًاbir daha aslaوَزُيِّنَve süslendirildiذَٰلِكَbuفِىgönüllerinizdeقُلُوبِكُمْوَظَنَنتُمْve zanda bulundunuzظَنَّbir zan ileٱلسَّوْءِkötüوَكُنتُمْve oldunuzقَوْمًۢاbir toplulukبُورًاhelaki hak etmiş

(Ey münafıklar!) Siz aslında, Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helaki hak eden bir kavim oldunuz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَنve kimلَّمْinanmazsaيُؤْمِنۢبِٱللَّهِAllah'aوَرَسُولِهِۦve Elçisineفَإِنَّآbilsin ki bizأَعْتَدْنَاhazırlamışızdırلِلْكَٰفِرِينَkafirler içinسَعِيرًاalevli bir ateş

Kim Allah'a ve Peygambere inanmazsa bilsin ki, şüphesiz biz, inkarcılar için alevli bir ateş hazırladık.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلِلَّهِve Allah'ındırمُلْكُmülküٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلْأَرْضِيَغْفِرُbağışlarلِمَنkimseyiيَشَآءُdilediğiوَيُعَذِّبُve azab ederمَنkimseyiيَشَآءُوَكَانَveٱللَّهُAllahغَفُورًاbağışlayandırرَّحِيمًاesirgeyendir

Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. O, dilediğini bağışlar, dilediğine ceza verir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
سَيَقُولُdiyeceklerٱلْمُخَلَّفُونَgeri bırakılanlarإِذَاzamanٱنطَلَقْتُمْgittiğinizإِلَىٰganimetlereمَغَانِمَلِتَأْخُذُوهَاonları almak içinذَرُونَاbizi bırakınنَتَّبِعْكُمْيُرِيدُونَonlar istiyorlarأَنdeğiştirmekيُبَدِّلُوا۟كَلَٰمَsözünüٱللَّهِقُلde kiلَّنaslaتَتَّبِعُونَاsiz bizimle gelemezsinizكَذَٰلِكُمْböyleقَالَbuyurduٱللَّهُAllahمِنöncedenقَبْلُفَسَيَقُولُونَonlar diyeceklerبَلْhayırتَحْسُدُونَنَابَلْhayırكَانُوا۟onlarلَاanlamazlarيَفْقَهُونَإِلَّاdışındaقَلِيلًاpek azı

Savaştan geri bırakılanlar, siz ganimetleri almaya giderken, "Bırakın biz de sizinle gelelim" diyeceklerdir. Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: "Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. Allah, önceden böyle buyurmuştur." Onlar, "Bizi kıskanıyorsunuz" diyeceklerdir. Hayır, onlar pek az anlarlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قُلde kiلِّلْمُخَلَّفِينَgeride kalanlaraمِنَdanٱلْأَعْرَابِسَتُدْعَوْنَsiz yakında da'vet edileceksinizإِلَىٰkarşıقَوْمٍbir kavmeأُو۟لِىsahibiبَأْسٍgüçشَدِيدٍçok kuvvetliتُقَٰتِلُونَهُمْonlarla savaşırsınızأَوْyahutيُسْلِمُونَفَإِنeğerتُطِيعُوا۟ita'at edersenizيُؤْتِكُمُsize verirٱللَّهُAllahأَجْرًاbir mükafatحَسَنًاوَإِنve eğerتَتَوَلَّوْا۟dönersenizكَمَاgibiتَوَلَّيْتُمdöndüğünüzمِّنöncedenقَبْلُيُعَذِّبْكُمْsize azabederعَذَابًاbir azaplaأَلِيمًاacıklı

Bedevilerin (savaştan) geri bırakılanlarına de ki: "Siz, güçlü kuvvetli bir kavme karşı teslim oluncaya kadar savaşmaya çağrılacaksınız. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükafat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönerseniz, Allah sizi elem dolu bir azaba uğratır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَّيْسَyokturعَلَىköreٱلْأَعْمَىٰحَرَجٌgüçlükوَلَاve yokturعَلَىtopalaٱلْأَعْرَجِحَرَجٌgüçlükوَلَاve yokturعَلَىhastayaٱلْمَرِيضِحَرَجٌوَمَنve kimيُطِعِita'at ederseٱللَّهَAllah'aوَرَسُولَهُۥve Elçisine;يُدْخِلْهُonu sokarجَنَّٰتٍcennetlereتَجْرِىakanمِنaltındanتَحْتِهَاٱلْأَنْهَٰرُوَمَنve kimيَتَوَلَّyüz çevirirseيُعَذِّبْهُonu azablandırırعَذَابًاbir azabaأَلِيمًاacıklı

Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değillerdir.) Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de yüz çevirirse, onu elem dolu bir azaba uğratır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَّقَدْرَضِىَrazı olmuşturٱللَّهُAllahعَنِmü'minlerdenٱلْمُؤْمِنِينَإِذْzamanيُبَايِعُونَكَsana bi'at ettikleriتَحْتَaltındaٱلشَّجَرَةِağacınفَعَلِمَbildiمَاolanıفِىonların kalplerindeقُلُوبِهِمْفَأَنزَلَve indirdiٱلسَّكِينَةَhuzur ve güvenعَلَيْهِمْonların üzerineوَأَثَٰبَهُمْve onlara verdiفَتْحًاbir fetihقَرِيبًاyakın

(18-19) Şüphesiz Allah, ağaç altında sana biat ederlerken inananlardan hoşnut olmuştur. Gönüllerinde olanı bilmiş, onlara huzur, güven duygusu vermiş ve onlara yakın bir fetih ve elde edecekleri birçok ganimetler nasip etmiştir. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَغَانِمَve ganimetler (bahşeyledi)كَثِيرَةًbirçokيَأْخُذُونَهَاوَكَانَveٱللَّهُAllahعَزِيزًاüstündürحَكِيمًاhüküm ve hikmet sahibidir

(18-19) Şüphesiz Allah, ağaç altında sana biat ederlerken inananlardan hoşnut olmuştur. Gönüllerinde olanı bilmiş, onlara huzur, güven duygusu vermiş ve onlara yakın bir fetih ve elde edecekleri birçok ganimetler nasip etmiştir. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَعَدَكُمُsize va'dettiٱللَّهُAllahمَغَانِمَganimetlerكَثِيرَةًbirçokتَأْخُذُونَهَاelde edeceğinizفَعَجَّلَşimdilik verdiلَكُمْsizeهَٰذِهِۦbunu (Hudeybiye Barışı)وَكَفَّve çektiأَيْدِىَelleriniٱلنَّاسِinsanlarınعَنكُمْsizdenوَلِتَكُونَolsun diyeءَايَةًbir ibretلِّلْمُؤْمِنِينَinananlaraوَيَهْدِيَكُمْve sizi iletsin diyeصِرَٰطًاyolaمُّسْتَقِيمًاdosdoğru

Allah, size, elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir. Şimdilik bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir. (Allah, böyle yaptı) ki, bunlar mü'minler için bir delil olsun, sizi de doğru bir yola iletsin.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأُخْرَىٰve başka (şeyler)لَمْhenüz ele geçiremedinizتَقْدِرُوا۟عَلَيْهَاonlarıقَدْfakatأَحَاطَkuşatmıştırٱللَّهُAllahبِهَاوَكَانَveٱللَّهُAllahعَلَىٰüzerineكُلِّherشَىْءٍşeyقَدِيرًاkadirdir

Henüz elde edemediğiniz, fakat Allah'ın, ilmiyle kuşattığı başka (kazançlar) da vardır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَوْve eğerقَٰتَلَكُمُsizinle savaşsalardıٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkar eden(ler)لَوَلَّوُا۟dön(üp kaç)arlardıٱلْأَدْبَٰرَarkalarınaثُمَّsonraلَاbulamazlardıيَجِدُونَوَلِيًّاbir koruyucuوَلَاne deنَصِيرًاbir yardımcı

İnkar edenler sizinle savaşsalardı, arkalarını dönüp kaçarlar, sonra da ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilirlerdi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
سُنَّةَsünnetidir (yasasadır)ٱللَّهِAllah'ınٱلَّتِىöyle kiقَدْsüregelirخَلَتْمِنötedenberiقَبْلُوَلَنve aslaتَجِدَbulamazsınلِسُنَّةِyasasındaٱللَّهِAllah'ınتَبْدِيلًاbir değişme

Allah'ın öteden beri işleyip duran kanunu (budur). Allah'ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَهُوَve O'durٱلَّذِىçekenكَفَّأَيْدِيَهُمْonların elleriniعَنكُمْsizdenوَأَيْدِيَكُمْve sizin elleriniziعَنْهُمonlardanبِبَطْنِgöbeğindeمَكَّةَMekke'ninمِنۢsonraبَعْدِأَنْsizi galip getirdiktenأَظْفَرَكُمْعَلَيْهِمْوَكَانَveٱللَّهُAllahبِمَاyaptıklarınızıتَعْمَلُونَبَصِيرًاgörmektedir

O, Mekke'nin göbeğinde, sizi onlara karşı üstün kıldıktan sonra, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan çekendir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
هُمُonlarٱلَّذِينَkimselerdirكَفَرُوا۟inkar eden(lerdir)وَصَدُّوكُمْve size engel olanlardırعَنِMescid-i-danٱلْمَسْجِدِMescid-iٱلْحَرَامِوَٱلْهَدْىَve kurbanlardanمَعْكُوفًاbekletilenأَنvarmasınaيَبْلُغَمَحِلَّهُۥوَلَوْلَاeğer olmasaydıرِجَالٌerkeklerمُّؤْمِنُونَinanmışوَنِسَآءٌve kadınlarمُّؤْمِنَٰتٌinanmışلَّمْbilmeyerekتَعْلَمُوهُمْأَنtepelediğinizتَطَـُٔوهُمْفَتُصِيبَكُمisabet edecek (olmasaydı)مِّنْهُمonlardanمَّعَرَّةٌۢbir eziyetبِغَيْرِolmadanعِلْمٍلِّيُدْخِلَki soksunٱللَّهُAllahفِىrahmetineرَحْمَتِهِۦمَنkimseyiيَشَآءُلَوْşayetتَزَيَّلُوا۟ayrılmış olsalardıلَعَذَّبْنَاelbette azab ederdikٱلَّذِينَkimseleriكَفَرُوا۟inkar eden(leri)مِنْهُمْonlardanعَذَابًاbir azablaأَلِيمًاacıklı

Onlar, inkar edenler ve sizi Mescid-i Haram'ı ziyaretten ve (ibadet amacıyla) bekletilen kurbanlıkları yerlerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. Eğer, oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle, inanmış kadınları bilmeyerek ezmeniz ve böylece size bir eziyet gelecek olmasaydı, (Allah, Mekke'ye girmenize izin verirdi). Allah, dilediğini rahmetine koymak için böyle yapmıştır. Eğer, inananlarla inkarcılar birbirinden ayrılmış olsalardı, onlardan inkar edenleri elem dolu bir azaba uğratırdık.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِذْo zamanجَعَلَkoymuşlardıٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkar eden(ler)فِىkalblerineقُلُوبِهِمُٱلْحَمِيَّةَöfke ve gayretiحَمِيَّةَöfke ve gayretiniٱلْجَٰهِلِيَّةِcahiliyye (çağının)فَأَنزَلَve indirdiٱللَّهُAllahسَكِينَتَهُۥhuzur ve güveniniعَلَىٰüzerineرَسُولِهِۦElçisiوَعَلَىve üzerineٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlereوَأَلْزَمَهُمْve onları bağladıكَلِمَةَkelimesineٱلتَّقْوَىٰtakvaوَكَانُوٓا۟zaten onlar idilerأَحَقَّdaha layıkبِهَاbunaوَأَهْلَهَاوَكَانَveٱللَّهُAllahبِكُلِّherشَىْءٍşeyiعَلِيمًاbilendir

Hani inkar edenler kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah ise, Peygamberine ve inananlara huzur ve güvenini indirmiş ve onların takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) sözünü tutmalarını sağlamıştı. Zaten onlar buna layık ve ehil idiler. Allah, her şeyi hakkıyla bilmektedir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَّقَدْandolsunصَدَقَdoğruladıٱللَّهُAllahرَسُولَهُElçisininٱلرُّءْيَاrüyasınıبِٱلْحَقِّلَتَدْخُلُنَّgireceksinizٱلْمَسْجِدَMescid-iٱلْحَرَامَHaram'aإِنeğerشَآءَdilerseٱللَّهُAllahءَامِنِينَgüven içindeمُحَلِّقِينَtraş ederekرُءُوسَكُمْbaşlarınızıوَمُقَصِّرِينَve(ya) kısaltarakلَاkorkmadanتَخَافُونَفَعَلِمَböylece bildiمَاşeyiلَمْsizin bilmediğinizتَعْلَمُوا۟فَجَعَلَve verdiمِنbaşkaدُونِذَٰلِكَbundanفَتْحًاbir fetihقَرِيبًاyakın

Andolsun, Allah, Peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse, siz güven içinde başlarınızı kazıtmış veya saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah, sizin bilmediğinizi bildi ve size bundan başka yakın bir fetih daha verdi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
هُوَOٱلَّذِىٓgönderendirأَرْسَلَرَسُولَهُۥElçisiniبِٱلْهُدَىٰhidayet ileوَدِينِve din ileٱلْحَقِّhakلِيُظْهِرَهُۥonu üstün kılmak içinعَلَىdinlereٱلدِّينِكُلِّهِۦوَكَفَىٰve yeterبِٱللَّهِAllahشَهِيدًاşahid olarak

O, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir. (Allah) o hak dini bütün dinlere üstün kılmak için (böyle yaptı). Şahit olarak Allah yeter.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مُّحَمَّدٌMuhammedرَّسُولُelçisidirٱللَّهِوَٱلَّذِينَve bulunanlarمَعَهُۥٓonun yanındaأَشِدَّآءُkatıعَلَىkarşıٱلْكُفَّارِkafirlereرُحَمَآءُmerhametlidirlerبَيْنَهُمْتَرَىٰهُمْonları görürsünرُكَّعًاrüku' ederekسُجَّدًاsecde ederekيَبْتَغُونَaradıklarınıفَضْلًاbir lutufمِّنَAllahdanٱللَّهِوَرِضْوَٰنًاسِيمَاهُمْnişanları vardırفِىyüzlerindeوُجُوهِهِممِّنْizindenأَثَرِٱلسُّجُودِذَٰلِكَşöyledirمَثَلُهُمْonların vasıflarıفِىTevrat'takiٱلتَّوْرَىٰةِوَمَثَلُهُمْve vasıflarıفِىİncildekiٱلْإِنجِيلِكَزَرْعٍbir ekin gibidirأَخْرَجَçıkaranشَطْـَٔهُۥfiliziniفَـَٔازَرَهُۥonu güçlendirenفَٱسْتَغْلَظَsonra kalınlaşanفَٱسْتَوَىٰderken dikilenعَلَىٰüstüneسُوقِهِۦgövdesininيُعْجِبُhoşuna giderٱلزُّرَّاعَekincilerinلِيَغِيظَöfkelendirsin diyeبِهِمُonlara karşıٱلْكُفَّارَوَعَدَva'detmiştirٱللَّهُAllahٱلَّذِينَinananlaraءَامَنُوا۟وَعَمِلُوا۟ve yapanlaraٱلصَّٰلِحَٰتِiyi işlerمِنْهُمonlardanمَّغْفِرَةًmağfiretوَأَجْرًاve mükafatعَظِيمًۢاbüyük

Muhammed, Allah'ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkarcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rüku ve secde halinde, Allah'tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat'ta ve İncil'de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah, kendileri sebebiyle inkarcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükafat vaad etmiştir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi