KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

KÖK DOSYASI

عرش

Arş · Arş'ı · Arşın · Arş'ın

Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com

Kullanım
33
Ayet
32
Sure
25
Atlasta gör ↗

Okuma yolu

Kaynağı ve bağlamı birlikte okuyun.

Bu kök için henüz Türkçe editoryal not yok. Aşağıdaki kelime ailesinden ayetlere geçebilir, varsa eşleştirilmiş klasik kaynakları özgün Arapça metinleriyle okuyabilirsiniz.

Kökün kelime ailesi

Ayetlerdeki kullanımlar

Vurgulu kelimeler bu kök grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.

32 ayetin ilk 8 tanesi
أَوْyahutكَٱلَّذِىşu kimse gibi kiمَرَّuğramıştıعَلَىٰbir kasabayaقَرْيَةٍوَهِىَo kimseخَاوِيَةٌ(duvarları) yığılmışعَلَىٰüstüneعُرُوشِهَاçatılarıقَالَdedi kiأَنَّىٰnasılيُحْىِۦdiriltecekهَٰذِهِbunuٱللَّهُAllahبَعْدَsonraمَوْتِهَافَأَمَاتَهُkendisini öldürüpٱللَّهُAllah (da)مِا۟ئَةَyüzعَامٍseneثُمَّsonraبَعَثَهُۥقَالَdediكَمْne kadarلَبِثْتَقَالَdediلَبِثْتُkaldımيَوْمًاbir günأَوْya daبَعْضَbirazı (kadar)يَوْمٍقَالَ(Allah) dediبَلbilakisلَّبِثْتَkaldınمِا۟ئَةَyüzعَامٍyılفَٱنظُرْbakإِلَىٰyiyeceğineطَعَامِكَوَشَرَابِكَve içeceğineلَمْbozulmamışيَتَسَنَّهْوَٱنظُرْve bakإِلَىٰeşeğineحِمَارِكَوَلِنَجْعَلَكَseni kılalım diyeءَايَةًbir ibretلِّلنَّاسِوَٱنظُرْve bakإِلَىkemiklereٱلْعِظَامِكَيْفَnasılنُنشِزُهَاonları birbiri üstüne koyuyorثُمَّsonraنَكْسُوهَاonlara giydiriyoruzلَحْمًافَلَمَّاbu işlerتَبَيَّنَaçıkça belli oluncaلَهُۥonaقَالَdedi kiأَعْلَمُbiliyorum kiأَنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَلَىٰher şeyeكُلِّشَىْءٍقَدِيرٌkadirdir

Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti. Bunun üzerine, Allah onu öldürüp yüzyıl ölü bıraktı, sonra diriltti ve ona sordu: "Ne kadar (ölü) kaldın?" O, "Bir gün veya bir günden daha az kaldım" diye cevap verdi. Allah, şöyle dedi: "Hayır, yüz sene kaldın. Böyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! (Böyle yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. (Eşeğin) kemikler(in)e de bak, nasıl onları bir araya getiriyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" Kendisine bütün bunlar apaçık belli olunca, şöyle dedi: "Şimdi, biliyorum ki; şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَهُوَٱلَّذِىٓkiأَنشَأَyaratanجَنَّٰتٍbahçeleriمَّعْرُوشَٰتٍçardaklıوَغَيْرَveمَعْرُوشَٰتٍçardaksızوَٱلنَّخْلَhurma(ları)وَٱلزَّرْعَve ekin(ler)iمُخْتَلِفًاçeşit çeşitأُكُلُهُۥürünleriوَٱلزَّيْتُونَve zeytinleriوَٱلرُّمَّانَve narlarıمُتَشَٰبِهًاbirbirine benzerوَغَيْرَve benzemezمُتَشَٰبِهٍكُلُوا۟yeyinمِنmeyvasındanثَمَرِهِۦٓإِذَآzamanأَثْمَرَmeyva verdiğiوَءَاتُوا۟ve verinحَقَّهُۥhakkını (sadakasını)يَوْمَgünüحَصَادِهِۦوَلَاve aslaتُسْرِفُوٓا۟إِنَّهُۥçünkü Oلَاsevmezيُحِبُّٱلْمُسْرِفِينَisraf edenleri

O, çardaklı-çardaksız olarak bahçeleri, ürünleri, çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri, zeytini ve narı (her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı biçimde yaratandır. Bunlar meyve verince meyvelerinden yiyin. Hasat günü de hakkını (öşürünü) verin, fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizرَبَّكُمُRabbinizٱللَّهُo Allah'tırٱلَّذِىkiخَلَقَyarattıٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriوَٱلْأَرْضَve yeriفِىiçindeسِتَّةِaltıأَيَّامٍgünثُمَّsonraٱسْتَوَىٰistiva ettiعَلَىüzerineٱلْعَرْشِArşيُغْشِىbürüyüp örterٱلَّيْلَgeceyiٱلنَّهَارَgündüz(ün üzerin)eيَطْلُبُهُۥonu kovalayanحَثِيثًاdurmadanوَٱلشَّمْسَve güneşiوَٱلْقَمَرَve ayıوَٱلنُّجُومَve yıldızlarıمُسَخَّرَٰتٍۭboyun eğmiş vaziyetteبِأَمْرِهِۦٓأَلَاİyi bilin kiلَهُO'nundurٱلْخَلْقُyaratmaوَٱلْأَمْرُتَبَارَكَne uludurٱللَّهُAllahرَبُّRabbiٱلْعَٰلَمِينَÂlemlerin

Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş'a kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah'tır. Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O'na mahsustur. Alemlerin Rabbi olan Allah'ın şanı yücedir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَوْرَثْنَاve mirasçı kıldıkٱلْقَوْمَmilletiٱلَّذِينَolanكَانُوا۟يُسْتَضْعَفُونَhor görülüp ezilmekteمَشَٰرِقَdoğularınaٱلْأَرْضِyerinوَمَغَٰرِبَهَاve batılarınaٱلَّتِىöyle kiبَٰرَكْنَاbereketlendirdikفِيهَاوَتَمَّتْve tam yerine geldiكَلِمَتُ(verdiği) sözüرَبِّكَRabbininٱلْحُسْنَىٰgüzelعَلَىٰüzerineبَنِىٓoğullarıإِسْرَٰٓءِيلَİsrailبِمَاyüzündenصَبَرُوا۟وَدَمَّرْنَاve yıktıkمَاşeyleriكَانَyapageldiğiيَصْنَعُفِرْعَوْنُFir'avn'ınوَقَوْمُهُۥve kavmininوَمَاveكَانُوا۟olduklarıيَعْرِشُونَyükselttiyor (sarayları)

Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti. Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini yerle bir ettik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَإِنeğerتَوَلَّوْا۟yüz çevirirlerseفَقُلْde kiحَسْبِىَbana yeterٱللَّهُAllahلَآyokturإِلَٰهَtanrıإِلَّاbaşkaهُوَعَلَيْهِO'naتَوَكَّلْتُوَهُوَve OرَبُّrabbidirٱلْعَرْشِArş'ınٱلْعَظِيمِbüyük

Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Bana Allah yeter. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Ben ancak O'na tevekkül ettim. O, yüce Arş'ın sahibidir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizرَبَّكُمُsizin RabbinizٱللَّهُAllah'tırٱلَّذِىkiخَلَقَyarattıٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriوَٱلْأَرْضَve yeriفِىaltıسِتَّةِأَيَّامٍgündeثُمَّsonraٱسْتَوَىٰkuşattıعَلَىArş'ıٱلْعَرْشِيُدَبِّرُdüzene koyduٱلْأَمْرَمَاyokturمِنkimseشَفِيعٍşefaat edecekإِلَّاdışındaمِنۢO'nun izniبَعْدِإِذْنِهِۦذَٰلِكُمُişte budurٱللَّهُAllahرَبُّكُمْRabbiniz olanفَٱعْبُدُوهُأَفَلَاDüşünüp öğüt almaz mısınız?تَذَكَّرُونَ

Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş'a kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah'tır. O'nun izni olmaksızın, hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte O, Rabbiniz Allah'tır. O halde O'na kulluk edin. Hala düşünmüyor musunuz?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَهُوَve O'durٱلَّذِىyaratanخَلَقَٱلسَّمَٰوَٰتِgökleriوَٱلْأَرْضَve yeriفِىiçindeسِتَّةِaltıأَيَّامٍgünوَكَانَikenعَرْشُهُۥO'nun Arş'ıعَلَىüzerindeٱلْمَآءِsuلِيَبْلُوَكُمْsizi denemek içinأَيُّكُمْhanginizinأَحْسَنُdaha güzel (olduğunu)عَمَلًاوَلَئِنve şayetقُلْتَonlara dersenإِنَّكُمşüphesiz sizمَّبْعُوثُونَdiriltileceksinizمِنۢsonraبَعْدِٱلْمَوْتِölümdenلَيَقُولَنَّhemen derlerٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوٓا۟inkar eden(ler)إِنْdeğildirهَٰذَآbuإِلَّاbaşkaسِحْرٌbir sihirdenمُّبِينٌapaçık

O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş'ı su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Böyle iken "Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz" desen, inkarcılar "Mutlaka bu, apaçık bir büyüdür" derler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَرَفَعَve çıkardıأَبَوَيْهِana-babasınıعَلَىüstüneٱلْعَرْشِtahtınوَخَرُّوا۟ve hepsi kapandılarلَهُۥonun içinسُجَّدًاوَقَالَve dediيَٰٓأَبَتِey babacığımهَٰذَاişte buتَأْوِيلُyorumudurرُءْيَٰىَrü'yanınمِنöncekiقَبْلُقَدْmuhakkakجَعَلَهَاonu yaptıرَبِّىRabbimحَقًّاوَقَدْve gerçektenأَحْسَنَiyilik ettiبِىٓbanaإِذْziraأَخْرَجَنِىbeni çıkardıمِنَzindandanٱلسِّجْنِوَجَآءَve getirdiبِكُمsizi deمِّنَçöldenٱلْبَدْوِمِنۢsonraبَعْدِأَنfitne soktuktanنَّزَغَٱلشَّيْطَٰنُşeytanبَيْنِىaramızaوَبَيْنَve arasınaإِخْوَتِىٓإِنَّgerçektenرَبِّىRabbimلَطِيفٌçok ince düzenlerلِّمَاşeyiيَشَآءُإِنَّهُۥşüphesiz OهُوَOٱلْعَلِيمُbilendirٱلْحَكِيمُher şeyi yerli yerince yapandır

Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. Hepsi ona (Yusuf'a) saygı ile eğildiler. Yusuf dedi ki: "Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra; Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi çölden getirerek bana çok iyilikte bulundu. Şüphesiz Rabbim, dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi