KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

KÖK DOSYASI

طعم

tadı · yemek · yemeği · yediren

Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com

Kullanım
48
Ayet
41
Sure
26
Atlasta gör ↗

Okuma yolu

Kaynağı ve bağlamı birlikte okuyun.

Bu kök için henüz Türkçe editoryal not yok. Aşağıdaki kelime ailesinden ayetlere geçebilir, varsa eşleştirilmiş klasik kaynakları özgün Arapça metinleriyle okuyabilirsiniz.

Kökün kelime ailesi

Ayetlerdeki kullanımlar

Vurgulu kelimeler bu kök grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.

41 ayetin ilk 8 tanesi
وَإِذْhaniقُلْتُمْsiz demiştiniz kiيَٰمُوسَىٰey Musaلَنaslaنَّصْبِرَbiz dayanamayızعَلَىٰyemeğeطَعَامٍوَٰحِدٍbirفَٱدْعُdu'a etلَنَاbizim içinرَبَّكَRabbineيُخْرِجْçıkarsınلَنَاbizeمِمَّاşeylerdenتُنۢبِتُbitirdiğiٱلْأَرْضُyerinمِنۢsebzesindenبَقْلِهَاوَقِثَّآئِهَاve acurundanوَفُومِهَاve sarımsağındanوَعَدَسِهَاve mercimeğindenوَبَصَلِهَاقَالَdedi kiأَتَسْتَبْدِلُونَdeğiştirmek mi istiyorsunuz?ٱلَّذِىolanıهُوَoأَدْنَىٰdaha aşağıبِٱلَّذِىolanlaهُوَoخَيْرٌٱهْبِطُوا۟ininمِصْرًاbir şehreفَإِنَّşüphesizلَكُمsizin için vardırمَّاşeylerسَأَلْتُمْوَضُرِبَتْve vurulduعَلَيْهِمُüzerlerineٱلذِّلَّةُalçaklıkوَٱلْمَسْكَنَةُve yoksulluk (damgası)وَبَآءُوve uğradılarبِغَضَبٍbir gazabaمِّنَAllahtanٱللَّهِذَٰلِكَişte buبِأَنَّهُمْşüphesiz öyleكَانُوا۟olduيَكْفُرُونَ(çünkü) inkar ediyorlarبِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınوَيَقْتُلُونَve öldürüyorlardıٱلنَّبِيِّۦنَpeygamberleriبِغَيْرِetmediği haldeٱلْحَقِّذَٰلِكَişte buبِمَاsebebiyledirعَصَوا۟isyan etmeleriوَّكَانُوا۟ve olduklarıيَعْتَدُونَsınırı aşmış

Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin" demiştiniz. O da size, "İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var" demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah'ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah'ın ayetlerini inkar ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَيَّامًاgünlerdirمَّعْدُودَٰتٍفَمَنkimكَانَolursaمِنكُمsizdenمَّرِيضًاhastaأَوْveyaعَلَىٰseferdeسَفَرٍفَعِدَّةٌsayısınca tutarمِّنْgünlerdeأَيَّامٍأُخَرَوَعَلَىve (lazımdır)ٱلَّذِينَkimselerinيُطِيقُونَهُۥona (güç) dayanan(lar)فِدْيَةٌfidye vermesiطَعَامُdoyuracakمِسْكِينٍفَمَنartık kimتَطَوَّعَgönüldenخَيْرًاbir iyilik yaparsaفَهُوَoخَيْرٌhayırlıdırلَّهُۥوَأَنveتَصُومُوا۟oruç tutmanızخَيْرٌdaha hayırlıdırلَّكُمْإِنeğerكُنتُمْsizتَعْلَمُونَbilirseniz

Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّاne zaman kiفَصَلَayrıldığındaطَالُوتُTalutبِٱلْجُنُودِordularlaقَالَdedi kiإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahمُبْتَلِيكُمsizi deneyecektirبِنَهَرٍbir ırmaklaفَمَنkimشَرِبَiçerseمِنْهُondanفَلَيْسَdeğildirمِنِّىbendenوَمَنve kimلَّمْondan tadmazsaيَطْعَمْهُفَإِنَّهُۥşüphesiz oمِنِّىٓbendendir;إِلَّاdışındaمَنِkimseninٱغْتَرَفَavuçlayanغُرْفَةًۢbir avuçبِيَدِهِۦفَشَرِبُوا۟hepsi içtilerمِنْهُondanإِلَّاhariçقَلِيلًاpek azıمِّنْهُمْفَلَمَّاnihayetجَاوَزَهُۥ(ırmağı) geçinceهُوَo (Talut)وَٱلَّذِينَve kimselerءَامَنُوا۟iman edenمَعَهُۥberaberindekilerقَالُوا۟dedilerلَاgücümüz yokطَاقَةَلَنَاbizimٱلْيَوْمَbugünبِجَالُوتَCalut'aوَجُنُودِهِۦقَالَdediٱلَّذِينَkimselerيَظُنُّونَkanaat getirenأَنَّهُمelbette onlarınمُّلَٰقُوا۟kavuşacaklarınaٱللَّهِAllah'aكَمniceمِّنtoplulukفِئَةٍقَلِيلَةٍaz olanغَلَبَتْgalib gelmiştirفِئَةًtopluluğaكَثِيرَةًۢçok olanبِإِذْنِizniyleٱللَّهِوَٱللَّهُAllahمَعَberaberdirٱلصَّٰبِرِينَsabredenlerle

Talut, ordu ile hareket edince, "Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka." dedi. İçlerinden pek azı hariç, hepsi ırmaktan içtiler. Talut ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince, (geride kalanlar) "Bugün bizim Calut'a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok." dediler. Allah'a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: "Allah'ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. Allah, sabredenlerle beraberdir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَوْyahutكَٱلَّذِىşu kimse gibi kiمَرَّuğramıştıعَلَىٰbir kasabayaقَرْيَةٍوَهِىَo kimseخَاوِيَةٌ(duvarları) yığılmışعَلَىٰüstüneعُرُوشِهَاçatılarıقَالَdedi kiأَنَّىٰnasılيُحْىِۦdiriltecekهَٰذِهِbunuٱللَّهُAllahبَعْدَsonraمَوْتِهَافَأَمَاتَهُkendisini öldürüpٱللَّهُAllah (da)مِا۟ئَةَyüzعَامٍseneثُمَّsonraبَعَثَهُۥقَالَdediكَمْne kadarلَبِثْتَقَالَdediلَبِثْتُkaldımيَوْمًاbir günأَوْya daبَعْضَbirazı (kadar)يَوْمٍقَالَ(Allah) dediبَلbilakisلَّبِثْتَkaldınمِا۟ئَةَyüzعَامٍyılفَٱنظُرْbakإِلَىٰyiyeceğineطَعَامِكَوَشَرَابِكَve içeceğineلَمْbozulmamışيَتَسَنَّهْوَٱنظُرْve bakإِلَىٰeşeğineحِمَارِكَوَلِنَجْعَلَكَseni kılalım diyeءَايَةًbir ibretلِّلنَّاسِوَٱنظُرْve bakإِلَىkemiklereٱلْعِظَامِكَيْفَnasılنُنشِزُهَاonları birbiri üstüne koyuyorثُمَّsonraنَكْسُوهَاonlara giydiriyoruzلَحْمًافَلَمَّاbu işlerتَبَيَّنَaçıkça belli oluncaلَهُۥonaقَالَdedi kiأَعْلَمُbiliyorum kiأَنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَلَىٰher şeyeكُلِّشَىْءٍقَدِيرٌkadirdir

Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti. Bunun üzerine, Allah onu öldürüp yüzyıl ölü bıraktı, sonra diriltti ve ona sordu: "Ne kadar (ölü) kaldın?" O, "Bir gün veya bir günden daha az kaldım" diye cevap verdi. Allah, şöyle dedi: "Hayır, yüz sene kaldın. Böyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! (Böyle yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. (Eşeğin) kemikler(in)e de bak, nasıl onları bir araya getiriyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" Kendisine bütün bunlar apaçık belli olunca, şöyle dedi: "Şimdi, biliyorum ki; şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
كُلُّٱلطَّعَامِyiyeceklerكَانَidiحِلًّاhelalلِّبَنِىٓoğullarınaإِسْرَٰٓءِيلَİsrailإِلَّاdışındaمَاşeylerحَرَّمَharam kıldığıإِسْرَٰٓءِيلُİsrail'inعَلَىٰkendisineنَفْسِهِۦمِنönceقَبْلِأَنindirilmedenتُنَزَّلَٱلتَّوْرَىٰةُقُلْde kiفَأْتُوا۟getirinبِٱلتَّوْرَىٰةِTevrat'ıفَٱتْلُوهَآve okuyunإِنeğerكُنتُمْisenizصَٰدِقِينَdoğru

Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in (Yakub'un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat'ı getirip okuyun."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلْيَوْمَbugünأُحِلَّhelal kılındıلَكُمُsizeٱلطَّيِّبَٰتُوَطَعَامُve yemeğiٱلَّذِينَkendilerineأُوتُوا۟verilenlerinٱلْكِتَٰبَKitapحِلٌّhelalلَّكُمْsizeوَطَعَامُكُمْsizin yemeğiniz deحِلٌّhelaldirلَّهُمْوَٱلْمُحْصَنَٰتُve namuslu kadınlarمِنَinanan kadınlardanٱلْمُؤْمِنَٰتِوَٱلْمُحْصَنَٰتُve namuslu kadınlarمِنَkendilerineٱلَّذِينَأُوتُوا۟verilenlerdenٱلْكِتَٰبَKitapمِنsizden önceقَبْلِكُمْإِذَآzamanءَاتَيْتُمُوهُنَّverdiğinizأُجُورَهُنَّmehirleriniمُحْصِنِينَiffetli kişiler olarakغَيْرَzinadan kaçınanمُسَٰفِحِينَوَلَاve tutmayanمُتَّخِذِىٓأَخْدَانٍوَمَنve kimيَكْفُرْinkar ederseبِٱلْإِيمَٰنِimânıفَقَدْmuhakkakحَبِطَboşa çıkmıştırعَمَلُهُۥonun ameliوَهُوَve oفِىahiretteٱلْءَاخِرَةِمِنَkaybedenlerdendirٱلْخَٰسِرِينَ

Bu gün size temiz ve hoş şeyler helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helal, sizin yiyecekleriniz de onlara helaldir. Mü'min kadınlardan iffetli olanlarla, daha önce kendilerine kitap verilenlerden olan iffetli kadınlar da, mehirlerini vermeniz kaydıyla; evlenmek, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helaldir. Her kim de inanılması gerekenleri inkar ederse, bütün işlediği boşa gider. Ahirette de o, ziyana uğrayanlardandır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَّاdeğildirٱلْمَسِيحُMesihٱبْنُoğluمَرْيَمَMeryemإِلَّاancakرَسُولٌbir elçidirقَدْmuhakkakخَلَتْgelip geçmiştirمِنondan önce deقَبْلِهِٱلرُّسُلُelçilerوَأُمُّهُۥve annesi deصِدِّيقَةٌكَانَاikisi deيَأْكُلَانِyerlerdiٱلطَّعَامَٱنظُرْbakكَيْفَnasılنُبَيِّنُaçıklıyoruzلَهُمُonlaraٱلْءَايَٰتِثُمَّsonraٱنظُرْbakأَنَّىٰnasılيُؤْفَكُونَçevriliyorlar

Meryem oğlu Mesih, sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. (Nasıl ilah olabilirler?) İkisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara ayetlerimizi nasıl açıklıyoruz. Sonra bak ki, nasıl da (haktan) çevriliyorlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَاsizi sorumlu tutmazيُؤَاخِذُكُمُٱللَّهُAllahبِٱللَّغْوِlağvdan ötürüفِىٓyeminlerinizdekiأَيْمَٰنِكُمْوَلَٰكِنfakatيُؤَاخِذُكُمsizi sorumlu tutarبِمَاötürüعَقَّدتُّمُbilerek yaptığınızٱلْأَيْمَٰنَفَكَفَّٰرَتُهُۥٓbunun keffaretiإِطْعَامُyedirmektirعَشَرَةِonمَسَٰكِينَfakiriمِنْorta derecesindenأَوْسَطِمَاne kiتُطْعِمُونَyediriyorsunuzأَهْلِيكُمْailenizeأَوْyahutكِسْوَتُهُمْonları giydirmektirأَوْya daتَحْرِيرُhürriyete kavuşturmaktırرَقَبَةٍفَمَنkimse iseلَّمْbulamayanيَجِدْفَصِيَامُoruç tutsunثَلَٰثَةِüçأَيَّامٍذَٰلِكَişte budurكَفَّٰرَةُkeffaretiأَيْمَٰنِكُمْyeminlerinizinإِذَاzamanحَلَفْتُمْوَٱحْفَظُوٓا۟ve koruyunأَيْمَٰنَكُمْكَذَٰلِكَböyleceيُبَيِّنُaçıklıyorٱللَّهُAllahلَكُمْsizeءَايَٰتِهِۦayetleriniلَعَلَّكُمْumulur kiتَشْكُرُونَşükredersiniz

Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkanı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah, size ayetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi