KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

KÖK DOSYASI

عشر

on · akrabanı · on (bir) · on (iki)

Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com

Kullanım
27
Ayet
26
Sure
19
Atlasta gör ↗

Okuma yolu

Kaynağı ve bağlamı birlikte okuyun.

Bu kök için henüz Türkçe editoryal not yok. Aşağıdaki kelime ailesinden ayetlere geçebilir, varsa eşleştirilmiş klasik kaynakları özgün Arapça metinleriyle okuyabilirsiniz.

Kökün kelime ailesi

Ayetlerdeki kullanımlar

Vurgulu kelimeler bu kök grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.

26 ayetin ilk 8 tanesi
وَإِذِٱسْتَسْقَىٰsu istemiştiمُوسَىٰMusaلِقَوْمِهِۦkavmi içinفَقُلْنَاdemiştikٱضْرِبvurبِّعَصَاكَasanlaٱلْحَجَرَفَٱنفَجَرَتْfışkırmıştıمِنْهُondanٱثْنَتَاon ikiعَشْرَةَعَيْنًاقَدْelbetteعَلِمَbilmiştiكُلُّbütünأُنَاسٍinsanlarمَّشْرَبَهُمْكُلُوا۟yeyinوَٱشْرَبُوا۟ve içinمِنrızkındanرِّزْقِٱللَّهِAllah'ınوَلَاve (başkalarına) saldırmayınتَعْثَوْا۟فِىyeryüzündeٱلْأَرْضِمُفْسِدِينَbozgunculuk yaparak

Hani, Musa kavmi için su dilemişti. Biz de, "Asanı kayaya vur" demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı bilmişti. "Allah'ın rızkından yiyin, için. Yalnız, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın" demiştik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَتِمُّوا۟ve tamamlayınٱلْحَجَّhaccıوَٱلْعُمْرَةَve ömreyiلِلَّهِفَإِنْeğerأُحْصِرْتُمْengellenmiş olursanızفَمَاşeyi (kesin)ٱسْتَيْسَرَkolayınıza gelenمِنَkurbandanٱلْهَدْىِوَلَاtıraş etmeyinتَحْلِقُوا۟رُءُوسَكُمْbaşlarınızıحَتَّىٰkadarيَبْلُغَvarıncayaٱلْهَدْىُkurbanمَحِلَّهُۥفَمَنkim (varsa)كَانَolanمِنكُمiçinizdenمَّرِيضًاhastaأَوْya daبِهِۦٓbulunanأَذًىbir rahatsızlığıمِّنbaşındanرَّأْسِهِۦفَفِدْيَةٌfidye (versin)مِّنoruçtanصِيَامٍأَوْveyaصَدَقَةٍsadakadanأَوْveyaنُسُكٍفَإِذَآzamanأَمِنتُمْgüvene kavuştuğunuzفَمَنkimseتَمَتَّعَfaydalanmak isteyenبِٱلْعُمْرَةِömre ileإِلَىkadarٱلْحَجِّhac (zamanın)aفَمَاşeyi (kessin)ٱسْتَيْسَرَkolayına geleniمِنَkurbandanٱلْهَدْىِفَمَنkimseلَّمْ(kurban) bulamayanيَجِدْفَصِيَامُoruç tutarثَلَٰثَةِüçأَيَّامٍgünفِىhacdaٱلْحَجِّوَسَبْعَةٍve yedi günإِذَاzamanرَجَعْتُمْتِلْكَböyleceعَشَرَةٌon (gündür)كَامِلَةٌذَٰلِكَbuلِمَنkimseler içindirلَّمْolmayanlarيَكُنْأَهْلُهُۥailesiحَاضِرِىhazırٱلْمَسْجِدِMescid-iٱلْحَرَامِوَٱتَّقُوا۟sakınınٱللَّهَAllah'tanوَٱعْلَمُوٓا۟ve bilin kiأَنَّgerçektenٱللَّهَAllah'ınشَدِيدُşiddetlidirٱلْعِقَابِcezası

Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. Bu kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorunda kalır)sa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen kurbanı keser. Kurban bulamayan kimse üçü hacda, yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar. Bu (durum), ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir. Allah'a karşı gelmekten sakının ve Allah'ın cezasının çetin olduğunu bilin.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلَّذِينَkimselerinيُتَوَفَّوْنَölen(ler)مِنكُمْiçinizdenوَيَذَرُونَgeriye bıraktıklarıأَزْوَٰجًاeşleriيَتَرَبَّصْنَ(bekleyip) gözetlerlerبِأَنفُسِهِنَّkendileriniأَرْبَعَةَdörtأَشْهُرٍayوَعَشْرًافَإِذَاzamanبَلَغْنَbitirdiğiأَجَلَهُنَّsüreleriniفَلَاyokturجُنَاحَbir günahعَلَيْكُمْsizeفِيمَاyapmalarındaفَعَلْنَفِىٓiçinأَنفُسِهِنَّkendileriبِٱلْمَعْرُوفِوَٱللَّهُAllahبِمَاyaptıklarınızdanتَعْمَلُونَخَبِيرٌhaberdardır

İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru olanı yapmalarında size bir günah yoktur. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inanan(lar)لَاhelal değildirيَحِلُّلَكُمْsizeأَنmiras yoluyla almanızتَرِثُوا۟ٱلنِّسَآءَkadınlarıكَرْهًاوَلَاonları sıkıştırmayınتَعْضُلُوهُنَّلِتَذْهَبُوا۟alıp götürmek içinبِبَعْضِbir kısmınıمَآşeylerinءَاتَيْتُمُوهُنَّonlara verdiğinizإِلَّآdışındaأَنyapmalarıيَأْتِينَبِفَٰحِشَةٍedepsizlikمُّبَيِّنَةٍوَعَاشِرُوهُنَّve onlarla geçininبِٱلْمَعْرُوفِفَإِنeğerكَرِهْتُمُوهُنَّonlardan hoşlanmazsanızفَعَسَىٰٓbilinkiأَنsizin hoşlanmadığınızتَكْرَهُوا۟شَيْـًٔاbir şeyeوَيَجْعَلَkoymuş olabilirٱللَّهُAllahفِيهِonaخَيْرًاhayırكَثِيرًاçok

Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helal değildir. Açık bir hayasızlık yapmış olmaları dışında, kendilerine verdiklerinizin bir kısmını onlardan geri almak için onları sıkıştırmayın. Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَقَدْأَخَذَalmıştıٱللَّهُAllahمِيثَٰقَsözبَنِىٓoğullarındanإِسْرَٰٓءِيلَİsrailوَبَعَثْنَاve göndermiştikمِنْهُمُiçlerindenٱثْنَىْiki (on iki)عَشَرَon (on iki)نَقِيبًاوَقَالَdemişti kiٱللَّهُAllahإِنِّىşüphesiz benمَعَكُمْلَئِنْeğerأَقَمْتُمُkılarsanızٱلصَّلَوٰةَnamazıوَءَاتَيْتُمُve verirsenizٱلزَّكَوٰةَzekatıوَءَامَنتُمve inanırsanızبِرُسُلِىelçilerimeوَعَزَّرْتُمُوهُمْve onlara yardım edersenizوَأَقْرَضْتُمُve borç verirsenizٱللَّهَAllah'aقَرْضًاbir borçحَسَنًاgüzelلَّأُكَفِّرَنَّelbette örterimعَنكُمْsizinسَيِّـَٔاتِكُمْgünahlarınızıوَلَأُدْخِلَنَّكُمْve sizi sokarımجَنَّٰتٍcennetlereتَجْرِىakanمِنaltlarındanتَحْتِهَاٱلْأَنْهَٰرُفَمَنkimكَفَرَinkar ederseبَعْدَsonraذَٰلِكَbundanمِنكُمْsizdenفَقَدْmuhakkakضَلَّsapmış olurسَوَآءَdüzٱلسَّبِيلِyoldan

Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah, şöyle demişti: "Sizinle beraberim. Andolsun eğer namazı kılar, zekatı verir ve elçilerime inanır, onları desteklerseniz, (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah'a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kim inkar ederse, mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَاsizi sorumlu tutmazيُؤَاخِذُكُمُٱللَّهُAllahبِٱللَّغْوِlağvdan ötürüفِىٓyeminlerinizdekiأَيْمَٰنِكُمْوَلَٰكِنfakatيُؤَاخِذُكُمsizi sorumlu tutarبِمَاötürüعَقَّدتُّمُbilerek yaptığınızٱلْأَيْمَٰنَفَكَفَّٰرَتُهُۥٓbunun keffaretiإِطْعَامُyedirmektirعَشَرَةِonمَسَٰكِينَfakiriمِنْorta derecesindenأَوْسَطِمَاne kiتُطْعِمُونَyediriyorsunuzأَهْلِيكُمْailenizeأَوْyahutكِسْوَتُهُمْonları giydirmektirأَوْya daتَحْرِيرُhürriyete kavuşturmaktırرَقَبَةٍفَمَنkimse iseلَّمْbulamayanيَجِدْفَصِيَامُoruç tutsunثَلَٰثَةِüçأَيَّامٍذَٰلِكَişte budurكَفَّٰرَةُkeffaretiأَيْمَٰنِكُمْyeminlerinizinإِذَاzamanحَلَفْتُمْوَٱحْفَظُوٓا۟ve koruyunأَيْمَٰنَكُمْكَذَٰلِكَböyleceيُبَيِّنُaçıklıyorٱللَّهُAllahلَكُمْsizeءَايَٰتِهِۦayetleriniلَعَلَّكُمْumulur kiتَشْكُرُونَşükredersiniz

Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkanı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah, size ayetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَيَوْمَve günيَحْشُرُهُمْbir araya toplayacağıجَمِيعًاhepsiniيَٰمَعْشَرَEy topluluğuٱلْجِنِّcinlerقَدِmuhakkakٱسْتَكْثَرْتُمsiz çok uğraştınızمِّنَinsanlarlaٱلْإِنسِوَقَالَderler kiأَوْلِيَآؤُهُمonların dostlarıمِّنَinsanlardanٱلْإِنسِرَبَّنَاRabbimizٱسْتَمْتَعَyararlandıkبَعْضُنَاkimimizبِبَعْضٍkimimizdenوَبَلَغْنَآve ulaştıkأَجَلَنَاsonunaٱلَّذِىٓkiأَجَّلْتَverdiğin süreninلَنَاقَالَ(Allah da) buyurur kiٱلنَّارُateştirمَثْوَىٰكُمْdurağınızخَٰلِدِينَebedi kalacaksınızفِيهَآoradaإِلَّاhariçمَاdilemesiشَآءَٱللَّهُإِنَّşüphesiz;رَبَّكَRabbinحَكِيمٌhüküm ve hikmet sahibidirعَلِيمٌbilendir

Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: "Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız." Onların insanlardan olan dostları, "Ey Rabbimiz! Bizler birbirimizden yararlandık ve bize belirlediğin süremizin sonuna ulaştık" diyecekler. Allah da diyecek ki: "Allah'ın diledikleri (affettikleri) hariç, içinde ebedi kalmak üzere duracağınız yer ateştir." Ey Muhammed! Şüphesiz senin Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰمَعْشَرَEy topluluğuٱلْجِنِّcinوَٱلْإِنسِve insanأَلَمْgelmedi mi?يَأْتِكُمْرُسُلٌelçilerمِّنكُمْiçinizdenيَقُصُّونَanlatanعَلَيْكُمْsizeءَايَٰتِىayetlerimiوَيُنذِرُونَكُمْve sizi uyaranلِقَآءَkarşılaşacağınıza dairيَوْمِكُمْgününüzleهَٰذَاقَالُوا۟dedilerشَهِدْنَاşahidizعَلَىٰٓaleyhineأَنفُسِنَاوَغَرَّتْهُمُonları aldattıٱلْحَيَوٰةُhayatıٱلدُّنْيَاdünyaوَشَهِدُوا۟ve şahidlik ettilerعَلَىٰٓkarşıأَنفُسِهِمْnefislerineأَنَّهُمْşüphesizكَانُوا۟olduklarınaكَٰفِرِينَkafir

(O gün Allah, şöyle diyecektir:) "Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size ayetlerimi anlatan ve bu gününüzün gelip çatacağı hakkında sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?" Onlar şöyle diyecekler: "Biz kendi aleyhimize şahitlik ederiz." Dünya hayatı onları aldattı ve kafir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi