KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

KÖK DOSYASI

سحر

sihri · büyücü · büyüye · büyüyü

Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com

Kullanım
63
Ayet
59
Sure
27
Atlasta gör ↗

Okuma yolu

Kaynağı ve bağlamı birlikte okuyun.

Bu kök için henüz Türkçe editoryal not yok. Aşağıdaki kelime ailesinden ayetlere geçebilir, varsa eşleştirilmiş klasik kaynakları özgün Arapça metinleriyle okuyabilirsiniz.

Kökün kelime ailesi

Ayetlerdeki kullanımlar

Vurgulu kelimeler bu kök grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.

59 ayetin ilk 8 tanesi
وَٱتَّبَعُوا۟ve uydularمَاşeyeتَتْلُوا۟uydurduğuٱلشَّيَٰطِينُşeytanlarınعَلَىٰhakkındaمُلْكِmülküسُلَيْمَٰنَوَمَاküfre girmediكَفَرَسُلَيْمَٰنُSüleymanوَلَٰكِنَّfakatٱلشَّيَٰطِينَşeytanlarكَفَرُوا۟küfre girdilerيُعَلِّمُونَöğreterekٱلنَّاسَinsanlaraٱلسِّحْرَsihriوَمَآve şeyiأُنزِلَindirilenعَلَىiki meleğeٱلْمَلَكَيْنِبِبَابِلَBabil'deهَٰرُوتَHarutوَمَٰرُوتَوَمَاonlar öğretmezlerdiيُعَلِّمَانِمِنْhiç kimseyeأَحَدٍحَتَّىٰdemedikçeيَقُولَآإِنَّمَاşüphesizنَحْنُbizفِتْنَةٌfitneyizفَلَاsakın küfre girmeyinتَكْفُرْفَيَتَعَلَّمُونَfakat öğreniyorlardıمِنْهُمَاbunlardanمَاşeyiيُفَرِّقُونَayıranبِهِۦonunlaبَيْنَarasınıٱلْمَرْءِeşiوَزَوْجِهِۦوَمَاve değildirهُمama onlarبِضَآرِّينَzarar veriyorبِهِۦonunlaمِنْhiç kimseyeأَحَدٍإِلَّاbaşkaبِإِذْنِiznindenٱللَّهِوَيَتَعَلَّمُونَonlar öğreniyorlardıمَاşeyiيَضُرُّهُمْzarar verenوَلَاdeğilيَنفَعُهُمْوَلَقَدْandolsunعَلِمُوا۟gayet iyi biliyorlardı kiلَمَنِkimseninٱشْتَرَىٰهُonu satın alanمَاyokturلَهُۥonunفِىahiretteٱلْءَاخِرَةِمِنْbir nasibiخَلَٰقٍوَلَبِئْسَve ne kötüdürمَاşeyشَرَوْا۟sattıklarıبِهِۦٓonunlaأَنفُسَهُمْلَوْkeşkeكَانُوا۟(bunu) bilselerdi!يَعْلَمُونَ

"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil'deki Harut ve Marut adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Halbuki o iki melek, "Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme" demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Halbuki onlar, Allah'ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلصَّٰبِرِينَsabredenlerوَٱلصَّٰدِقِينَve sadık olanlarوَٱلْقَٰنِتِينَve gönülden itaat edenlerوَٱلْمُنفِقِينَve infak edenlerوَٱلْمُسْتَغْفِرِينَve istiğfar edenlerبِٱلْأَسْحَارِseherlerde

(16-17) (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah'tan) bağışlanma dileyenlerdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِذْhaniقَالَdemişti kiٱللَّهُAllahيَٰعِيسَىEy ÎsaٱبْنَoğluمَرْيَمَMeryemٱذْكُرْhatırlaنِعْمَتِىni'metimiعَلَيْكَsana olanوَعَلَىٰve olanوَٰلِدَتِكَanneneإِذْhaniأَيَّدتُّكَseni desteklemiştimبِرُوحِRuh ileٱلْقُدُسِl-Kudüsتُكَلِّمُkonuşuyordunٱلنَّاسَinsanlarlaفِىbeşikte ikenٱلْمَهْدِوَكَهْلًاوَإِذْhaniعَلَّمْتُكَsana öğrettimٱلْكِتَٰبَKitabıوَٱلْحِكْمَةَve hikmetiوَٱلتَّوْرَىٰةَve Tevrat'ıوَٱلْإِنجِيلَوَإِذْhaniتَخْلُقُyaratıyorمِنَçamurdanٱلطِّينِكَهَيْـَٔةِşeklinde bir şeyٱلطَّيْرِkuşبِإِذْنِىbenim iznimleفَتَنفُخُüflüyordunفِيهَاiçineفَتَكُونُoluyorduطَيْرًۢاkuşبِإِذْنِىوَتُبْرِئُve iyileştiriyordunٱلْأَكْمَهَanadan doğma körüوَٱلْأَبْرَصَve alacalıyıبِإِذْنِىوَإِذْve haniتُخْرِجُçıkarıyordunٱلْمَوْتَىٰölüleriبِإِذْنِىوَإِذْve haniكَفَفْتُsavmıştımبَنِىٓoğullarınıإِسْرَٰٓءِيلَİsrailعَنكَsendenإِذْzamanجِئْتَهُمsen onlara getirdiğinبِٱلْبَيِّنَٰتِaçık delillerفَقَالَdemiştiٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkar eden(ler)مِنْهُمْiçlerindenإِنْbuهَٰذَآإِلَّاbaşka bir şey değilسِحْرٌbir büyüdenمُّبِينٌapaçık

O gün Allah, şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlara konuşuyordun. Hani, sana kitabı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i de öğretmiştim. Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun, benim iznimle hemen bir kuş oluyordu. Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Hani sen, İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman, ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkar edenler, "Bu, ancak açık bir büyüdür" demişlerdi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَوْve eğerنَزَّلْنَاindirmiş olsaydıkعَلَيْكَsanaكِتَٰبًاbir Kitapفِىkağıt üzerine yazılıقِرْطَاسٍفَلَمَسُوهُonu tutsalardıبِأَيْدِيهِمْelleriyleلَقَالَyine derlerdiٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوٓا۟inkar eden(ler)إِنْbuهَٰذَآإِلَّاancakسِحْرٌbir büyüdürمُّبِينٌapaçık

(Ey Muhammed!) Eğer sana kağıda yazılı bir kitap indirseydik, onlar da elleriyle ona dokunsalardı, yine o inkar edenler, "Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir" diyeceklerdi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَجَآءَve geldiٱلسَّحَرَةُbüyücülerفِرْعَوْنَFir'avn'aقَالُوٓا۟dedilerإِنَّelbetteلَنَاbizeلَأَجْرًاbir mükafat var (değil mi?)إِنeğerكُنَّاolursakنَحْنُbizٱلْغَٰلِبِينَüstün gelen

Sihirbazlar Firavun'a geldiler. "Galip gelenler biz olursak mutlaka bize bir mükafat vardır, değil mi?" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdediأَلْقُوا۟فَلَمَّآne zaman kiأَلْقَوْا۟atıncaسَحَرُوٓا۟büyüledilerأَعْيُنَgözleriniٱلنَّاسِinsanlarınوَٱسْتَرْهَبُوهُمْve onları ürküttülerوَجَآءُوve getirdilerبِسِحْرٍbir büyüعَظِيمٍbüyük

(Musa), "Siz atın" dedi. Bunun üzerine onlar (ellerindekini) atınca insanların gözlerini büyülediler ve onlara korku saldılar. Büyük bir sihir yaptılar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi