KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

KÖK DOSYASI

خلق

nasibi · yaratan · yaratma · yarattı

Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com

Kullanım
261
Ayet
218
Sure
75
Atlasta gör ↗

Özgün Türkçe okuma notu

Yaratma, biçim verme ve uydurma

خلق maddesinde ölçüp biçme, yaratma ve söz uydurma gibi kullanımlar bir araya gelir. Eylemin konusu ve kime nispet edildiği her örnekte belirleyicidir.

KuranLugat editoryal notu · Kaynakla karşılaştırılmıştır; uzman incelemesinden geçmiş bir tanım veya yayımlanmış çeviri değildir.

Klasik maddede ayrım

İbn Fâris خلق için iki temel yön sayar: bir şeyi ölçüp belirleme ve pürüzsüzlük. İlk bölümde deriyi biçmeye hazırlama, karakter ve pay örnekleri yanında yalan uydurma da bulunur. Râgıb yaratma kullanımını ayrıca açar ve ifk üretme ifadesini sözle ilgili kullanım altında ele alır. Burada sözlük, farklı nesnelerle kullanılan aynı fiil ailesinin alanlarını gösterir. Ölçüp biçme açıklamasını her ayetin tek ve değişmez karşılığına dönüştürmek, kaynağın verdiği çeşitliliği azaltır. (İbn Fâris, Mekāyîs, 2/213–2/214.) Râgıb, el-Müfredât, 1/296–1/297.

Ayet içinde okuma

Alak 96:1’de yaratma Rabb’e nispet edilir ve okuma çağrısının içinde bulunur. Ankebût 29:17’de تَخْلُقُونَ ifadesinin nesnesi إِفْكًا, yani uydurulan yalandır. İkinci kullanım, ilk ayetteki yaratma bağlamını aynen taşımaz. Nesneyi gözden kaçırmadan okumak, fiilin burada ne yaptığını gösterir. Bu dosya, aynı kökün farklı nesnelerle nasıl farklı Türkçe karşılıklar aldığını görünür kılar; yaratma hakkında bütün kelâmî tartışmaları bu dil verisiyle sonuçlandırmaz.

Kökün kelime ailesi

Ayetlerdeki kullanımlar

Vurgulu kelimeler bu kök grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.

218 ayetin ilk 8 tanesi
يَٰٓأَيُّهَاEy!ٱلنَّاسُinsanlarٱعْبُدُوا۟kulluk edinرَبَّكُمُRabbinizeٱلَّذِىo ki;خَلَقَكُمْsizi yarattıوَٱلَّذِينَve o ki;مِنsizden öncekileriقَبْلِكُمْلَعَلَّكُمْbelkiتَتَّقُونَkorunursunuz

Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
هُوَOٱلَّذِىkiخَلَقَyarattıلَكُمsizin içinمَّاneفِىvarsaٱلْأَرْضِyeryüzündeجَمِيعًاhepsiniثُمَّsonraٱسْتَوَىٰٓyöneldiإِلَىgökeٱلسَّمَآءِفَسَوَّىٰهُنَّonları düzenlediسَبْعَyediسَمَٰوَٰتٍوَهُوَve Oبِكُلِّherشَىْءٍşeyiعَلِيمٌbilir

O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱتَّبَعُوا۟ve uydularمَاşeyeتَتْلُوا۟uydurduğuٱلشَّيَٰطِينُşeytanlarınعَلَىٰhakkındaمُلْكِmülküسُلَيْمَٰنَوَمَاküfre girmediكَفَرَسُلَيْمَٰنُSüleymanوَلَٰكِنَّfakatٱلشَّيَٰطِينَşeytanlarكَفَرُوا۟küfre girdilerيُعَلِّمُونَöğreterekٱلنَّاسَinsanlaraٱلسِّحْرَsihriوَمَآve şeyiأُنزِلَindirilenعَلَىiki meleğeٱلْمَلَكَيْنِبِبَابِلَBabil'deهَٰرُوتَHarutوَمَٰرُوتَوَمَاonlar öğretmezlerdiيُعَلِّمَانِمِنْhiç kimseyeأَحَدٍحَتَّىٰdemedikçeيَقُولَآإِنَّمَاşüphesizنَحْنُbizفِتْنَةٌfitneyizفَلَاsakın küfre girmeyinتَكْفُرْفَيَتَعَلَّمُونَfakat öğreniyorlardıمِنْهُمَاbunlardanمَاşeyiيُفَرِّقُونَayıranبِهِۦonunlaبَيْنَarasınıٱلْمَرْءِeşiوَزَوْجِهِۦوَمَاve değildirهُمama onlarبِضَآرِّينَzarar veriyorبِهِۦonunlaمِنْhiç kimseyeأَحَدٍإِلَّاbaşkaبِإِذْنِiznindenٱللَّهِوَيَتَعَلَّمُونَonlar öğreniyorlardıمَاşeyiيَضُرُّهُمْzarar verenوَلَاdeğilيَنفَعُهُمْوَلَقَدْandolsunعَلِمُوا۟gayet iyi biliyorlardı kiلَمَنِkimseninٱشْتَرَىٰهُonu satın alanمَاyokturلَهُۥonunفِىahiretteٱلْءَاخِرَةِمِنْbir nasibiخَلَٰقٍوَلَبِئْسَve ne kötüdürمَاşeyشَرَوْا۟sattıklarıبِهِۦٓonunlaأَنفُسَهُمْلَوْkeşkeكَانُوا۟(bunu) bilselerdi!يَعْلَمُونَ

"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil'deki Harut ve Marut adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Halbuki o iki melek, "Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme" demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Halbuki onlar, Allah'ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّşüphesizفِىyaratılışındaخَلْقِٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerinوَٱلْأَرْضِve yerinوَٱخْتِلَٰفِve değişmesindeٱلَّيْلِgeceوَٱلنَّهَارِve gündüzünوَٱلْفُلْكِve gemilerdeٱلَّتِىtaşıyıp gidenتَجْرِىفِىdenizdeٱلْبَحْرِبِمَاşeyleriيَنفَعُfaydasına olanٱلنَّاسَinsanlarınوَمَآindiripأَنزَلَٱللَّهُAllah'ınمِنَgöktenٱلسَّمَآءِمِنsuمَّآءٍفَأَحْيَاdirilterekبِهِonunlaٱلْأَرْضَyeriبَعْدَsonraمَوْتِهَاöldüktenوَبَثَّyaymasındaفِيهَاoradaمِنher çeşittenكُلِّدَآبَّةٍcanlıyıوَتَصْرِيفِve evirip çevirmesindeٱلرِّيَٰحِrüzgarlarıوَٱلسَّحَابِve bulutlarıٱلْمُسَخَّرِemre hazır bekleyenبَيْنَarasındaٱلسَّمَآءِyerوَٱلْأَرْضِve gökلَءَايَٰتٍلِّقَوْمٍbir topluluk içinيَعْقِلُونَdüşünen

Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah'ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgarları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَإِذَاzamanقَضَيْتُمbitirinceمَّنَٰسِكَكُمْibadetleriniziفَٱذْكُرُوا۟anınٱللَّهَAllah'ıكَذِكْرِكُمْandığınız gibiءَابَآءَكُمْatalarınızıأَوْveyaأَشَدَّdaha kuvvetliذِكْرًافَمِنَinsanlardanٱلنَّاسِمَنkimiيَقُولُder kiرَبَّنَآRabbimizءَاتِنَاbize verفِىdünyadaٱلدُّنْيَاوَمَاve yokturلَهُۥonunفِىahiretteٱلْءَاخِرَةِمِنْhiçbirخَلَٰقٍnasibi

Hac ibadetinizi bitirdiğinizde, artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan da kuvvetli bir anışla Allah'ı anın. İnsanlardan, "Ey Rabbimiz! Bize (vereceğini) bu dünyada ver" diyenler vardır. Bunların ahirette bir nasibi yoktur.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلْمُطَلَّقَٰتُboşanmış kadınlarيَتَرَبَّصْنَgözetlerlerبِأَنفُسِهِنَّkendileriniثَلَٰثَةَüçقُرُوٓءٍوَلَاhelal olmazيَحِلُّلَهُنَّkendilerineأَنgizlemeleriيَكْتُمْنَمَاyarattığınıخَلَقَٱللَّهُAllah'ınفِىٓkendi rahimlerindeأَرْحَامِهِنَّإِنeğerكُنَّidiyselerيُؤْمِنَّinanıyorبِٱللَّهِAllah'aوَٱلْيَوْمِve gününeٱلْءَاخِرِوَبُعُولَتُهُنَّkocalarıأَحَقُّhak sahibidirlerبِرَدِّهِنَّonları geri almağaفِىbu aradaذَٰلِكَإِنْeğerأَرَادُوٓا۟isterlerseإِصْلَٰحًاوَلَهُنَّ(kadınların) vardırمِثْلُgibiٱلَّذِى(erkeklerin) kendileri üzerindekiعَلَيْهِنَّبِٱلْمَعْرُوفِوَلِلرِّجَالِerkeklerin (hakları)عَلَيْهِنَّonlar (kadınlar) üzerindeدَرَجَةٌوَٱللَّهُAllahعَزِيزٌazizdirحَكِيمٌhakimdir

Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helal olmaz. Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. Kadınların, yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَتْdedi kiرَبِّRabbimأَنَّىٰnasılيَكُونُolurلِىbenimوَلَدٌçocuğumوَلَمْbana dokunmamışkenيَمْسَسْنِىبَشَرٌقَالَdediكَذَٰلِكِböyledirٱللَّهُAllahيَخْلُقُyaratırمَاşeyiيَشَآءُإِذَاzamanقَضَىٰٓistediğiأَمْرًاbir şey(in olmasını)فَإِنَّمَاsadeceيَقُولُderلَهُۥonaكُنol'فَيَكُونُo da oluverir

(Meryem), "Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?" dedi. Allah, "Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece "ol" der, o da hemen oluverir" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَرَسُولًاve bir elçi (şöyle diyen)إِلَىٰoğullarınaبَنِىٓإِسْرَٰٓءِيلَİsrailأَنِّىbenقَدْdoğrusuجِئْتُكُمsize getirdimبِـَٔايَةٍbir mu'cizeمِّنRabbinizdenرَّبِّكُمْأَنِّىٓbenأَخْلُقُyaratırımلَكُمsizin içinمِّنَçamurdanٱلطِّينِكَهَيْـَٔةِşeklinde bir şeyٱلطَّيْرِkuşفَأَنفُخُüflerimفِيهِonaفَيَكُونُhemen oluverirطَيْرًۢاbir kuşبِإِذْنِizniyleٱللَّهِوَأُبْرِئُve iyileştiririmٱلْأَكْمَهَkörüوَٱلْأَبْرَصَve alacalıyıوَأُحْىِve diriltirimٱلْمَوْتَىٰölüleriبِإِذْنِizniyleٱللَّهِوَأُنَبِّئُكُمve size haber veririmبِمَاneتَأْكُلُونَyediğiniziوَمَاve neتَدَّخِرُونَbiriktirdiğiniziفِىevlerinizdeبُيُوتِكُمْإِنَّelbetteفِىbundaذَٰلِكَلَءَايَةًلَّكُمْsizin içinإِنeğerكُنتُمisenizمُّؤْمِنِينَinanıyor

Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): "Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah'ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah'ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü'minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi