KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

KÖK DOSYASI

غرب

batı · karga · battığı · batıdan

Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com

Kullanım
19
Ayet
17
Sure
13
Atlasta gör ↗

Okuma yolu

Kaynağı ve bağlamı birlikte okuyun.

Bu kök için henüz Türkçe editoryal not yok. Aşağıdaki kelime ailesinden ayetlere geçebilir, varsa eşleştirilmiş klasik kaynakları özgün Arapça metinleriyle okuyabilirsiniz.

Kökün kelime ailesi

Ayetlerdeki kullanımlar

Vurgulu kelimeler bu kök grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.

17 ayetin ilk 8 tanesi
وَلِلَّهِve Allah'ındırٱلْمَشْرِقُdoğu daوَٱلْمَغْرِبُفَأَيْنَمَاnereyeتُوَلُّوا۟dönersenizفَثَمَّoradadırوَجْهُyüzü (zatı)ٱللَّهِإِنَّşüphesizٱللَّهَAllah'(ın)وَٰسِعٌ(rahmeti ve ni'meti) boldurعَلِيمٌ(her şeyi) bilendir

Doğu da, Batı da (tüm yeryüzü) Allah'ındır. Nereye dönerseniz Allah'ın yüzü işte oradadır. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
سَيَقُولُٱلسُّفَهَآءُbazı beyinsizlerمِنَinsanlardanٱلنَّاسِمَاnedirوَلَّىٰهُمْonları çevirenعَنkıblelerindenقِبْلَتِهِمُٱلَّتِىo kiكَانُوا۟bulunurlarعَلَيْهَاقُلde kiلِّلَّهِAllah'ındırٱلْمَشْرِقُdoğuوَٱلْمَغْرِبُيَهْدِىO iletirمَنkimseyiيَشَآءُdilediğini (dileyeni)إِلَىٰyolaصِرَٰطٍمُّسْتَقِيمٍdoğru

Birtakım kendini bilmez insanlar, "Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da, Batı da Allah'ındır. Allah, dilediği kimseyi doğru yola iletir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَّيْسَٱلْبِرَّiyilikأَنçevirmenizتُوَلُّوا۟وُجُوهَكُمْyüzleriniziقِبَلَtarafınaٱلْمَشْرِقِdoğuوَٱلْمَغْرِبِve batıوَلَٰكِنَّfakatٱلْبِرَّiyilikمَنْkişininءَامَنَinanmasıdırبِٱللَّهِAllah'aوَٱلْيَوْمِve gününeٱلْءَاخِرِوَٱلْمَلَٰٓئِكَةِve meleklereوَٱلْكِتَٰبِve Kitabaوَٱلنَّبِيِّۦنَve peygamberlereوَءَاتَىve vermesidirٱلْمَالَmalınıعَلَىٰsevdiğiحُبِّهِۦذَوِىyakınlaraٱلْقُرْبَىٰوَٱلْيَتَٰمَىٰve yetimlereوَٱلْمَسَٰكِينَve yoksullaraوَٱبْنَveٱلسَّبِيلِyolda kalmışlaraوَٱلسَّآئِلِينَve dilencilereوَفِىveٱلرِّقَابِkölelereوَأَقَامَve kılmasıdırٱلصَّلَوٰةَnamazıوَءَاتَىve vermesidirٱلزَّكَوٰةَzekatıوَٱلْمُوفُونَyerine getirmeleridirبِعَهْدِهِمْandlaşmalarınıإِذَاzamanعَٰهَدُوا۟وَٱلصَّٰبِرِينَve sabrederlerفِىsıkıntıdaٱلْبَأْسَآءِوَٱلضَّرَّآءِve hastalıktaوَحِينَve zamanındaٱلْبَأْسِأُو۟لَٰٓئِكَişte onlarٱلَّذِينَkimselerdirصَدَقُوا۟وَأُو۟لَٰٓئِكَve işte onlarهُمُonlardırٱلْمُتَّقُونَmuttakiler

İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah'a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَلَمْgörmedin mi?تَرَإِلَىkimseyiٱلَّذِىحَآجَّtartışanإِبْرَٰهِۦمَİbrahim'leفِىhakkındaرَبِّهِۦٓRabbiأَنْdiyeءَاتَىٰهُkendisine verdiٱللَّهُAllahٱلْمُلْكَhükümdarlıkإِذْzamanقَالَdediğiإِبْرَٰهِۦمُİbrahimرَبِّىَbenim Rabbimٱلَّذِىkiيُحْىِۦyaşatırوَيُمِيتُve öldürürقَالَdediأَنَا۠ben deأُحْىِۦyaşatırوَأُمِيتُقَالَdedi kiإِبْرَٰهِۦمُİbrahimفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahيَأْتِىgetirirبِٱلشَّمْسِgüneşiمِنَdoğudanٱلْمَشْرِقِفَأْتِsen de getirبِهَاonuمِنَbatıdanٱلْمَغْرِبِفَبُهِتَşaşırıp kaldıٱلَّذِىkimse (o adam)كَفَرَوَٱللَّهُAllahلَاdoğru yola iletmezيَهْدِىٱلْقَوْمَtoplumuٱلظَّٰلِمِينَzalim

Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, "Benim Rabbim diriltir, öldürür." demiş; o da, "Ben de diriltir, öldürürüm" demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, "Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir" deyince, kafir şaşırıp kaldı. Zaten Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَبَعَثَderken gönderdiٱللَّهُAllahغُرَابًاbir kargaيَبْحَثُeşeleyenفِىyeriٱلْأَرْضِلِيُرِيَهُۥona göstermek içinكَيْفَnasılيُوَٰرِىgömeceğiniسَوْءَةَcesediniأَخِيهِقَالَdediيَٰوَيْلَتَىٰٓey! yazık banaأَعَجَزْتُaciz miyimأَنْben olmayaأَكُونَمِثْلَgibiهَٰذَاşuٱلْغُرَابِkargaفَأُوَٰرِىَgömmektenسَوْءَةَcesediniأَخِىفَأَصْبَحَve olduمِنَpişman olanlardanٱلنَّٰدِمِينَ

Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten aciz miyim ben?" dedi. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَوْرَثْنَاve mirasçı kıldıkٱلْقَوْمَmilletiٱلَّذِينَolanكَانُوا۟يُسْتَضْعَفُونَhor görülüp ezilmekteمَشَٰرِقَdoğularınaٱلْأَرْضِyerinوَمَغَٰرِبَهَاve batılarınaٱلَّتِىöyle kiبَٰرَكْنَاbereketlendirdikفِيهَاوَتَمَّتْve tam yerine geldiكَلِمَتُ(verdiği) sözüرَبِّكَRabbininٱلْحُسْنَىٰgüzelعَلَىٰüzerineبَنِىٓoğullarıإِسْرَٰٓءِيلَİsrailبِمَاyüzündenصَبَرُوا۟وَدَمَّرْنَاve yıktıkمَاşeyleriكَانَyapageldiğiيَصْنَعُفِرْعَوْنُFir'avn'ınوَقَوْمُهُۥve kavmininوَمَاveكَانُوا۟olduklarıيَعْرِشُونَyükselttiyor (sarayları)

Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti. Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini yerle bir ettik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَتَرَىٱلشَّمْسَgüneşiإِذَاzamanطَلَعَتdoğduğuتَّزَٰوَرُeğiliyorعَنmağaralarındanكَهْفِهِمْذَاتَsağa doğruٱلْيَمِينِوَإِذَاve zamanغَرَبَتbattığıتَّقْرِضُهُمْonları makaslayıp geçiyorذَاتَsola doğruٱلشِّمَالِوَهُمْve onlarفِىiçindedirlerفَجْوَةٍbir dehlizinمِّنْهُذَٰلِكَbu (durum)مِنْayetlerindendirءَايَٰتِٱللَّهِمَنkimeيَهْدِhidayet verirseٱللَّهُAllahفَهُوَoٱلْمُهْتَدِوَمَنve kimi deيُضْلِلْsapıklıkta bırakırsaفَلَنartıkتَجِدَbulamazsınلَهُۥonun içinوَلِيًّاbir dostمُّرْشِدًاyol gösteren

(Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah'ın mucizelerindendir. Allah, kime hidayet ederse işte o, doğru yolu bulandır. Kimi de şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
حَتَّىٰٓnihayetإِذَاne zaman kiبَلَغَulaştıمَغْرِبَbattığı yereٱلشَّمْسِgüneşinوَجَدَهَاve onu bulduتَغْرُبُbatarkenفِىbir gözedeعَيْنٍحَمِئَةٍkara balçıklıوَوَجَدَve bulduعِندَهَاonun yanında daقَوْمًاقُلْنَاdedik kiيَٰذَاEyٱلْقَرْنَيْنِZu'l-Karneynإِمَّآyaأَنazâb edersinتُعَذِّبَوَإِمَّآveyaأَنdavranırsınتَتَّخِذَفِيهِمْkendilerineحُسْنًاgüzel

Güneşin battığı yere varınca, onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. Orada (kafir) bir kavim gördü. "Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın" dedik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi