KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

KÖK DOSYASI

حقق

Hak · borç · hakka · hakkı

Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com

Kullanım
287
Ayet
263
Sure
59
Atlasta gör ↗

Özgün Türkçe okuma notu

Hak, geçerlilik ve gerçekleşme

Corpus kökü حقق, iki kısa klasik sözlükte حق başlığı altında ele alınır. Buradaki eşleme yalnız incelenen maddeye dayanır; bütün çift harfli başlıklar otomatik açılmaz.

KuranLugat editoryal notu · Kaynakla karşılaştırılmıştır; uzman incelemesinden geçmiş bir tanım veya yayımlanmış çeviri değildir.

Klasik maddede ayrım

İbn Fâris حق maddesinde sağlamlık ve doğruluğa dayanan açıklamadan hakkın bâtıl karşıtlığına, gerekli olmasına ve bir iddianın ileri sürülmesine geçer. Madde ayrıca hak etme, bir şeyden emin olma ve gerçekleşme kullanımlarını örnekler. Metindeki farklı örnekler, “hak” sözcüğünün hem bir nitelik hem bir iddia veya gereklilik çevresinde okunabildiğini gösterir. Kaynak nüshada bazı başlık işaretleri kelime içine girdiği için okumada paragraf devamları da izlenmelidir; bu işaretler yeni kök sayılmaz. (İbn Fâris, Mekāyîs, 2/15–2/19.)

Ayet içinde okuma

İsrâ 17:81’de hak ve bâtıl karşı karşıya gelir. Enfâl 8:7’de ise hakkın gerçekleştirilmesi ifadesi, vaad ve muhatapların isteği bağlamındadır. İki ayet aynı sözcüğün soyut bir tanımını tekrarlamaz; biri karşıtlığı, diğeri fiille kurulan gerçekleşme ilişkisini öne çıkarır. Okurken الْحَقّ isim biçimiyle يُحِقَّ fiilini ayrı seçmek, kaynakta anlatılan kullanımların ayet içindeki görevlerini ayırt etmeye yardım eder.

Kökün kelime ailesi

Ayetlerdeki kullanımlar

Vurgulu kelimeler bu kök grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.

263 ayetin ilk 8 tanesi
إِنَّٱللَّهَAllahلَاdeğildirيَسْتَحْىِۦٓçekinecekأَنmisal vermektenيَضْرِبَمَثَلًاbir örneğiمَّاgibiبَعُوضَةًbir sivrisineğiفَمَاhatta olanıفَوْقَهَافَأَمَّاgerçektenٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inananفَيَعْلَمُونَbilirlerأَنَّهُkesinlikle oٱلْحَقُّhaktır (gerçektir)مِنRablerindenرَّبِّهِمْوَأَمَّاve iseٱلَّذِينَedenlerكَفَرُوا۟inkarفَيَقُولُونَderler kiمَاذَآneyiأَرَادَistedi (kasdetti)ٱللَّهُAllahبِهَٰذَاbuمَثَلًايُضِلُّsaptırırبِهِۦonunlaكَثِيرًاbir çoğunuوَيَهْدِىve yine yola getirirبِهِۦonunlaكَثِيرًاوَمَاsaptırmazيُضِلُّبِهِۦٓonunlaإِلَّاbaşkasınıٱلْفَٰسِقِينَfasıklardan

Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, "Allah, örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?" derler. (Allah) onunla birçoklarını saptırır, birçoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْhaniقُلْتُمْsiz demiştiniz kiيَٰمُوسَىٰey Musaلَنaslaنَّصْبِرَbiz dayanamayızعَلَىٰyemeğeطَعَامٍوَٰحِدٍbirفَٱدْعُdu'a etلَنَاbizim içinرَبَّكَRabbineيُخْرِجْçıkarsınلَنَاbizeمِمَّاşeylerdenتُنۢبِتُbitirdiğiٱلْأَرْضُyerinمِنۢsebzesindenبَقْلِهَاوَقِثَّآئِهَاve acurundanوَفُومِهَاve sarımsağındanوَعَدَسِهَاve mercimeğindenوَبَصَلِهَاقَالَdedi kiأَتَسْتَبْدِلُونَdeğiştirmek mi istiyorsunuz?ٱلَّذِىolanıهُوَoأَدْنَىٰdaha aşağıبِٱلَّذِىolanlaهُوَoخَيْرٌٱهْبِطُوا۟ininمِصْرًاbir şehreفَإِنَّşüphesizلَكُمsizin için vardırمَّاşeylerسَأَلْتُمْوَضُرِبَتْve vurulduعَلَيْهِمُüzerlerineٱلذِّلَّةُalçaklıkوَٱلْمَسْكَنَةُve yoksulluk (damgası)وَبَآءُوve uğradılarبِغَضَبٍbir gazabaمِّنَAllahtanٱللَّهِذَٰلِكَişte buبِأَنَّهُمْşüphesiz öyleكَانُوا۟olduيَكْفُرُونَ(çünkü) inkar ediyorlarبِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınوَيَقْتُلُونَve öldürüyorlardıٱلنَّبِيِّۦنَpeygamberleriبِغَيْرِetmediği haldeٱلْحَقِّذَٰلِكَişte buبِمَاsebebiyledirعَصَوا۟isyan etmeleriوَّكَانُوا۟ve olduklarıيَعْتَدُونَsınırı aşmış

Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin" demiştiniz. O da size, "İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var" demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah'ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah'ın ayetlerini inkar ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdedi kiإِنَّهُۥşüphesiz Oيَقُولُşöyle diyorإِنَّهَاgerçekten oبَقَرَةٌbir inektirلَّاolmayanذَلُولٌboyundurluk altındaتُثِيرُsürmek içinٱلْأَرْضَyeriوَلَاve sulamazتَسْقِىٱلْحَرْثَekinمُسَلَّمَةٌkusursuzلَّاyokturشِيَةَhiçbir alacasıفِيهَاقَالُوا۟dedilerٱلْـَٰٔنَişte şimdiجِئْتَgetirdinبِٱلْحَقِّفَذَبَحُوهَاve boğazladılar onuوَمَاaz dahaكَادُوا۟يَفْعَلُونَyapmayacaklardı

Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır." Onlar, "İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin" dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاzamanقِيلَdenildiğiلَهُمْonlaraءَامِنُوا۟inanınبِمَآşeyeأَنزَلَindirdiğiٱللَّهُAllah'ınقَالُوا۟derlerنُؤْمِنُinanırızبِمَآşeyeأُنزِلَindirilenعَلَيْنَاbizeوَيَكْفُرُونَve inkar ederlerبِمَاşeyiوَرَآءَهُۥondan sonra gelenوَهُوَhalbuki oٱلْحَقُّhaktırمُصَدِّقًاdoğrulayanلِّمَاşeyiمَعَهُمْقُلْde kiفَلِمَneden?تَقْتُلُونَöldürüyordunuzأَنۢبِيَآءَpeygamberleriniٱللَّهِAllah'ınمِنdaha önceقَبْلُإِنgerçektenكُنتُمidiysenizمُّؤْمِنِينَinanıyor

Onlara, "Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) iman edin" denilince, "Biz sadece bize indirilene (Tevrat'a) inanırız" deyip, ondan sonra geleni (Kur'an'ı) inkar ederler. Halbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat'ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki: "Eğer inanan kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَدَّisterlerكَثِيرٌbir çoğuمِّنْehlindenأَهْلِٱلْكِتَٰبِkitapلَوْşayetيَرُدُّونَكُمsizi döndürmekمِّنۢsonraبَعْدِإِيمَٰنِكُمْimanınızdanكُفَّارًاkafirler olarakحَسَدًاhasetleمِّنْiçlerindekiعِندِأَنفُسِهِممِّنۢsonraبَعْدِمَاapaçık belli olduktanتَبَيَّنَلَهُمُonlaraٱلْحَقُّفَٱعْفُوا۟affedinوَٱصْفَحُوا۟hoş görünحَتَّىٰkadarيَأْتِىَgetirinceyeٱللَّهُAllahبِأَمْرِهِۦٓإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَلَىٰherكُلِّشَىْءٍşeyeقَدِيرٌgücü yetendir

Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz şimdilik, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedin, hoşgörün. Şüphesiz Allah, gücü her şeye hakkıyla yetendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّآdoğrusu bizأَرْسَلْنَٰكَseni gönderdikبِٱلْحَقِّgerçekleبَشِيرًاmüjdeleyiciوَنَذِيرًاوَلَاdeğilsinتُسْـَٔلُsen sorumluعَنْhalkındanأَصْحَٰبِٱلْجَحِيمِcehennem

Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱلَّذِينَkimselerءَاتَيْنَٰهُمُkendilerine verdiğimizٱلْكِتَٰبَKitabıيَتْلُونَهُۥonu okuyanlarحَقَّdoğru birتِلَاوَتِهِۦٓokuyuşlaأُو۟لَٰٓئِكَişte onlarيُؤْمِنُونَinananlardırبِهِۦوَمَنve kimيَكْفُرْinkar ederseبِهِۦonuفَأُو۟لَٰٓئِكَişteهُمُonlarٱلْخَٰسِرُونَziyana uğrayanlardır

Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inanırlar. Onu inkar edenlere gelince, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi