KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

KÖK DOSYASI

بعث

gönder · dirilme · gönderdi · gönderin

Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com

Kullanım
67
Ayet
64
Sure
33
Atlasta gör ↗

Okuma yolu

Kaynağı ve bağlamı birlikte okuyun.

Bu kök için henüz Türkçe editoryal not yok. Aşağıdaki kelime ailesinden ayetlere geçebilir, varsa eşleştirilmiş klasik kaynakları özgün Arapça metinleriyle okuyabilirsiniz.

Kökün kelime ailesi

Ayetlerdeki kullanımlar

Vurgulu kelimeler bu kök grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.

64 ayetin ilk 8 tanesi
رَبَّنَاRabbimizوَٱبْعَثْgönderفِيهِمْonlaraرَسُولًاbir elçiمِّنْهُمْkendi içlerindenيَتْلُوا۟okuyacakعَلَيْهِمْkendilerineءَايَٰتِكَsenin ayetleriniوَيُعَلِّمُهُمُve onlara öğretecekٱلْكِتَٰبَKitabıوَٱلْحِكْمَةَve hikmetiوَيُزَكِّيهِمْإِنَّكَşüphesiz sensinأَنتَyalnız senٱلْعَزِيزُAziz olanٱلْحَكِيمُHakim olan

"Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın. Şüphesiz, sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
كَانَidiٱلنَّاسُinsanlarأُمَّةًümmetوَٰحِدَةًbir tekفَبَعَثَsonra gönderdiٱللَّهُAllahٱلنَّبِيِّۦنَpeygamberleriمُبَشِّرِينَmüjdecilerوَمُنذِرِينَve uyarıcılar olarakوَأَنزَلَve indirdiمَعَهُمُonlarla beraberٱلْكِتَٰبَKitabıبِٱلْحَقِّhak olarakلِيَحْكُمَhükmetmek üzereبَيْنَarasındaٱلنَّاسِinsanlarفِيمَا(konularda)ٱخْتَلَفُوا۟anlaşmazlığa düştükleriفِيهِوَمَاveٱخْتَلَفَanlaşmazlığa düştü(ler)فِيهِo(Kitap hakkı)ndaإِلَّاdışındaٱلَّذِينَkendilerineأُوتُوهُ(Kitap) verilmiş olanlarمِنۢsonraبَعْدِمَاkendilerine geldiktenجَآءَتْهُمُٱلْبَيِّنَٰتُaçık delillerبَغْيًۢاsırf kıskançlıktan ötürüبَيْنَهُمْفَهَدَىbunun üzerine ilettiٱللَّهُAllahٱلَّذِينَkimseleriءَامَنُوا۟iman edenلِمَاayrılığa düştükleriٱخْتَلَفُوا۟فِيهِkendisindeمِنَgerçeğeٱلْحَقِّبِإِذْنِهِۦوَٱللَّهُAllahيَهْدِىiletirمَنkimseyiيَشَآءُdilediğiإِلَىٰyolaصِرَٰطٍمُّسْتَقِيمٍdoğru

İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi. Kendilerine apaçık ayetler geldikten sonra o konuda ancak; kitap verilenler, aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenleri, kendi izniyle, onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Allah, dilediğini doğru yola iletir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَلَمْgörmedin mi?تَرَإِلَىileri gelenleriniٱلْمَلَإِمِنۢoğullarınınبَنِىٓإِسْرَٰٓءِيلَİsrailمِنۢsonraبَعْدِمُوسَىٰٓMusa'danإِذْhaniقَالُوا۟demişlerdiلِنَبِىٍّPeygamberlerineلَّهُمُonlarٱبْعَثْgönderلَنَاbizeمَلِكًاbir hükümdarنُّقَٰتِلْ(onun önderliğinde) savaşalımفِىyolundaسَبِيلِٱللَّهِقَالَdediهَلْolurmu ki?عَسَيْتُمْإِنeğerكُتِبَyazılınca (farz kılınınca)عَلَيْكُمُsizeٱلْقِتَالُsavaşأَلَّاsavaşmazsanızتُقَٰتِلُوا۟قَالُوا۟dediler kiوَمَاbizlerلَنَآأَلَّاneden savaşmayalımنُقَٰتِلَفِىyolundaسَبِيلِٱللَّهِAllahوَقَدْoysaأُخْرِجْنَاbiz çıkarılıp sürüldükمِنyurtlarımızdanدِيَٰرِنَاوَأَبْنَآئِنَافَلَمَّاfakatكُتِبَyazılıncaعَلَيْهِمُkendilerineٱلْقِتَالُsavaşتَوَلَّوْا۟yüz çevirdilerإِلَّاhariçقَلِيلًاpek azıمِّنْهُمْوَٱللَّهُAllahعَلِيمٌۢbilirبِٱلظَّٰلِمِينَzalimleri

Musa'dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, "Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım" demişlerdi. O, "Ya üzerinize savaş farz kılındığı halde, savaşmayacak olursanız?" demişti. Onlar, "Yurdumuzdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz halde Allah yolunda niye savaşmayalım" diye cevap vermişlerdi. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالَve dedi kiلَهُمْonlaraنَبِيُّهُمْpeygamberleriإِنَّgerçektenٱللَّهَAllahقَدْelbetteبَعَثَgönderdiلَكُمْsizeطَالُوتَTalut'uمَلِكًاقَالُوٓا۟dediler kiأَنَّىٰnasılيَكُونُolabilirلَهُonunٱلْمُلْكُhükümdarlık (mülk)عَلَيْنَاbizim üzerimizeوَنَحْنُbizأَحَقُّdaha layıkızبِٱلْمُلْكِhükümdarlığaمِنْهُondanوَلَمْve verilmemiştirيُؤْتَسَعَةًgenişlikمِّنَmaldanٱلْمَالِقَالَdediإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahٱصْطَفَىٰهُonu (hükümdar) seçtiعَلَيْكُمْsizin üzerinizeوَزَادَهُۥve onun artırdıبَسْطَةًgücünüفِىbilgisininٱلْعِلْمِوَٱلْجِسْمِوَٱللَّهُAllahيُؤْتِىverirمُلْكَهُۥmülkünüمَنkimseyeيَشَآءُوَٱللَّهُAllah(ın)وَٰسِعٌ(lutfu) geniştirعَلِيمٌ(O herşeyi) bilendir

Peygamberleri onlara, "Allah, size Talut'u hükümdar olarak gönderdi" dedi. Onlar, "O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha layığız. Ona zenginlik de verilmemiştir" dediler. Peygamberleri şöyle dedi: "Şüphesiz Allah, onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı." Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَوْyahutكَٱلَّذِىşu kimse gibi kiمَرَّuğramıştıعَلَىٰbir kasabayaقَرْيَةٍوَهِىَo kimseخَاوِيَةٌ(duvarları) yığılmışعَلَىٰüstüneعُرُوشِهَاçatılarıقَالَdedi kiأَنَّىٰnasılيُحْىِۦdiriltecekهَٰذِهِbunuٱللَّهُAllahبَعْدَsonraمَوْتِهَافَأَمَاتَهُkendisini öldürüpٱللَّهُAllah (da)مِا۟ئَةَyüzعَامٍseneثُمَّsonraبَعَثَهُۥقَالَdediكَمْne kadarلَبِثْتَقَالَdediلَبِثْتُkaldımيَوْمًاbir günأَوْya daبَعْضَbirazı (kadar)يَوْمٍقَالَ(Allah) dediبَلbilakisلَّبِثْتَkaldınمِا۟ئَةَyüzعَامٍyılفَٱنظُرْbakإِلَىٰyiyeceğineطَعَامِكَوَشَرَابِكَve içeceğineلَمْbozulmamışيَتَسَنَّهْوَٱنظُرْve bakإِلَىٰeşeğineحِمَارِكَوَلِنَجْعَلَكَseni kılalım diyeءَايَةًbir ibretلِّلنَّاسِوَٱنظُرْve bakإِلَىkemiklereٱلْعِظَامِكَيْفَnasılنُنشِزُهَاonları birbiri üstüne koyuyorثُمَّsonraنَكْسُوهَاonlara giydiriyoruzلَحْمًافَلَمَّاbu işlerتَبَيَّنَaçıkça belli oluncaلَهُۥonaقَالَdedi kiأَعْلَمُbiliyorum kiأَنَّşüphesizٱللَّهَAllahعَلَىٰher şeyeكُلِّشَىْءٍقَدِيرٌkadirdir

Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti. Bunun üzerine, Allah onu öldürüp yüzyıl ölü bıraktı, sonra diriltti ve ona sordu: "Ne kadar (ölü) kaldın?" O, "Bir gün veya bir günden daha az kaldım" diye cevap verdi. Allah, şöyle dedi: "Hayır, yüz sene kaldın. Böyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! (Böyle yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. (Eşeğin) kemikler(in)e de bak, nasıl onları bir araya getiriyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" Kendisine bütün bunlar apaçık belli olunca, şöyle dedi: "Şimdi, biliyorum ki; şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَقَدْandolsun kiمَنَّlutufta bulunduٱللَّهُAllahعَلَىkarşıٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlereإِذْgöndermekleبَعَثَفِيهِمْkendilerineرَسُولًاbir elçiمِّنْkendi içlerindenأَنفُسِهِمْيَتْلُوا۟okuyanعَلَيْهِمْonlaraءَايَٰتِهِۦ(Allah'ın) ayetleriniوَيُزَكِّيهِمْve kendilerini yüceltenوَيُعَلِّمُهُمُve kendilerine öğretenٱلْكِتَٰبَKitapوَٱلْحِكْمَةَve hikmetiوَإِنbulunuyorlarkenكَانُوا۟مِنdaha önceقَبْلُلَفِىiçindeضَلَٰلٍbir sapıklıkمُّبِينٍaçık

Andolsun, Allah, mü'minlere kendi içlerinden; onlara ayetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِنْeğerخِفْتُمْendişe duyarsanızشِقَاقَaçılmasındanبَيْنِهِمَاaralarınınفَٱبْعَثُوا۟gönderinحَكَمًاbir hakemمِّنْerkeğin ailesindenأَهْلِهِۦوَحَكَمًاve bir hakemمِّنْkadının ailesindenأَهْلِهَآإِنeğerيُرِيدَآisterlerseإِصْلَٰحًاuzlaştırmakيُوَفِّقِbulurٱللَّهُAllahبَيْنَهُمَآإِنَّçünküٱللَّهَAllahكَانَ(herşeyi) bilendirعَلِيمًاخَبِيرًاhaber alandır

Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da onları uzlaştırır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdardır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi