KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

KÖK DOSYASI

وثق

söz · bağı · sağlam · sözünü

Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com

Kullanım
34
Ayet
29
Sure
13
Atlasta gör ↗

Okuma yolu

Kaynağı ve bağlamı birlikte okuyun.

Bu kök için henüz Türkçe editoryal not yok. Aşağıdaki kelime ailesinden ayetlere geçebilir, varsa eşleştirilmiş klasik kaynakları özgün Arapça metinleriyle okuyabilirsiniz.

Kökün kelime ailesi

Ayetlerdeki kullanımlar

Vurgulu kelimeler bu kök grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.

29 ayetin ilk 8 tanesi
ٱلَّذِينَonlar kiيَنقُضُونَbozarlarعَهْدَ(verdikleri) sözüٱللَّهِAllah'aمِنۢsonradanبَعْدِمِيثَٰقِهِۦsöz verip bağlandıktanوَيَقْطَعُونَve keserlerمَآşeyiأَمَرَemrettiğiٱللَّهُAllah'ınبِهِۦٓkendisiyleأَنbirleştirmesiniيُوصَلَوَيُفْسِدُونَve bozgunculuk yaparlarفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِأُو۟لَٰٓئِكَişteهُمُonlardırٱلْخَٰسِرُونَziyana uğrayanlar

Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlaki bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْhaniأَخَذْنَاalmıştıkمِيثَٰقَكُمْsizin sözünüzüوَرَفَعْنَاve kaldırmıştıkفَوْقَكُمُüzerinizeٱلطُّورَdağıخُذُوا۟tutunمَآşeyiءَاتَيْنَٰكُمsize verdiğimizبِقُوَّةٍkuvvetleوَٱذْكُرُوا۟ve hatırlayınمَاşeyiفِيهِiçinde olanلَعَلَّكُمْbelki de sizتَتَّقُونَkorunursunuz

Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tur dağını da tepenize dikmiş ve "Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab'ı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün (gafil olmayın)" demiştik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْve haniأَخَذْنَاbiz almıştıkمِيثَٰقَbir sözبَنِىٓoğullarındanإِسْرَٰٓءِيلَİsrailلَاkulluk etmeyeceksinizتَعْبُدُونَإِلَّاbaşkasınaٱللَّهَAllah'tanوَبِٱلْوَٰلِدَيْنِve anaya-babayaإِحْسَانًاiyilik edeceksinizوَذِىveٱلْقُرْبَىٰyakınlaraوَٱلْيَتَٰمَىٰve yetimlereوَٱلْمَسَٰكِينِve yoksullaraوَقُولُوا۟ve söyleyinلِلنَّاسِinsanlaraحُسْنًاgüzel sözوَأَقِيمُوا۟ve kılınٱلصَّلَوٰةَnamazıوَءَاتُوا۟ve verinٱلزَّكَوٰةَzekatıثُمَّsonraتَوَلَّيْتُمْdöndünüzإِلَّاhariçقَلِيلًاpek azınızمِّنكُمْsizden olanوَأَنتُمve sizمُّعْرِضُونَyüz çeviriyorsunuz

Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz" diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْhaniأَخَذْنَاalmıştıkمِيثَٰقَكُمْsizden kesin sözلَاdökmeyeceksinizتَسْفِكُونَدِمَآءَكُمْbirbirinizin kanınıوَلَاçıkarmayacaksınızتُخْرِجُونَأَنفُسَكُمbirbiriniziمِّنyurtlarınızdanدِيَٰرِكُمْثُمَّsonraأَقْرَرْتُمْkabul etmiştinizوَأَنتُمْve sizتَشْهَدُونَşahidsiniz

Hani, "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız" diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hala şahitlik etmektesiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْhani bir zamanأَخَذْنَاalmıştıkمِيثَٰقَكُمْkesin sözünüzüوَرَفَعْنَاve kaldırmıştıkفَوْقَكُمُüzerinizeٱلطُّورَTur(dağın)ıخُذُوا۟tutunمَآşeyiءَاتَيْنَٰكُمsize verdiğimizبِقُوَّةٍkuvvetleوَٱسْمَعُوا۟قَالُوا۟dedilerسَمِعْنَاdinledikوَعَصَيْنَاve isyan ettikوَأُشْرِبُوا۟ve içirildiفِىkalblerineقُلُوبِهِمُٱلْعِجْلَbuzağı (sevgisi)بِكُفْرِهِمْقُلْde kiبِئْسَمَاne kötü şeyيَأْمُرُكُمsize emrediyorبِهِۦٓonunlaإِيمَٰنُكُمْimanınızإِنeğerكُنتُمisenizمُّؤْمِنِينَinanan kimseler

Hani, Tur'u tepenize dikerek sizden söz almıştık, "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın; ona kulak verin" demiştik. Onlar, "Dinledik, karşı geldik" demişlerdi. İnkarları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. Onlara de ki: (Tevrat'a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَآyokturإِكْرَاهَzorlamaفِىDindeٱلدِّينِقَدelbetteتَّبَيَّنَseçilip belli olmuşturٱلرُّشْدُdoğrulukمِنَsapıklıktanٱلْغَىِّفَمَنkimيَكْفُرْinkar ederبِٱلطَّٰغُوتِtağut (şeytan)ıوَيُؤْمِنۢve inanırsaبِٱللَّهِAllah'aفَقَدِmuhakkak ki oٱسْتَمْسَكَyapışmıştırبِٱلْعُرْوَةِbir kulpaٱلْوُثْقَىٰsağlamلَاkopmayanٱنفِصَامَلَهَاوَٱللَّهُسَمِيعٌişitendirعَلِيمٌbilendir

Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde, kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْve ne zamanأَخَذَalmıştıٱللَّهُAllahمِيثَٰقَşöyle sözٱلنَّبِيِّۦنَpeygamberlerdenلَمَآelbetteءَاتَيْتُكُمsize verdimمِّنKitapكِتَٰبٍوَحِكْمَةٍve hikmetثُمَّsonraجَآءَكُمْgeldiğindeرَسُولٌbir peygamberمُّصَدِّقٌdoğrulayıcıلِّمَاbulunan(Kitap)ıمَعَكُمْyanınızdaلَتُؤْمِنُنَّmutlaka inanacakبِهِۦonaوَلَتَنصُرُنَّهُۥقَالَdemiştiءَأَقْرَرْتُمْbunu kabul ettiniz mi?وَأَخَذْتُمْve aldınız mı?عَلَىٰüzerinizeذَٰلِكُمْbu husustaإِصْرِىقَالُوٓا۟dedilerأَقْرَرْنَاقَالَdediفَٱشْهَدُوا۟o halde tanık olunوَأَنَا۠ben deمَعَكُمsizinle beraberمِّنَtanık olanlardanımٱلشَّٰهِدِينَ

Hani, Allah peygamberlerden, "Andolsun, size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz" diye söz almış ve, "Bunu kabul ettiniz mi; verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?" demişti. Onlar, "Kabul ettik" demişlerdi. Allah da, "Öyleyse şahid olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım" demişti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْhaniأَخَذَalmıştıٱللَّهُAllahمِيثَٰقَsözٱلَّذِينَkendilerineأُوتُوا۟verilenlerdenٱلْكِتَٰبَKitapلَتُبَيِّنُنَّهُۥonu mutlaka açıklayacaksınızلِلنَّاسِinsanlaraوَلَاgizlemeyeceksinizتَكْتُمُونَهُۥفَنَبَذُوهُfakat onlar (verdikleri sözü) attılarوَرَآءَardınaظُهُورِهِمْsırtlarınınوَٱشْتَرَوْا۟ve aldılarبِهِۦkarşılığındaثَمَنًاbir paraقَلِيلًافَبِئْسَne kötüمَاşeyيَشْتَرُونَsatın alıyorlar

Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, "Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz" diye sağlam söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü, arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi