KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

KÖK DOSYASI

وقت

vaktin · buluşma vakti · tam zamanında · vakitli olarak

Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com

Kullanım
13
Ayet
13
Sure
10
Atlasta gör ↗

Okuma yolu

Kaynağı ve bağlamı birlikte okuyun.

Bu kök için henüz Türkçe editoryal not yok. Aşağıdaki kelime ailesinden ayetlere geçebilir, varsa eşleştirilmiş klasik kaynakları özgün Arapça metinleriyle okuyabilirsiniz.

Kökün kelime ailesi

Ayetlerdeki kullanımlar

Vurgulu kelimeler bu kök grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.

13 ayetin ilk 8 tanesi
يَسْـَٔلُونَكَعَنِhilallerdenٱلْأَهِلَّةِقُلْde kiهِىَonlarمَوَٰقِيتُvakit ölçüleridirلِلنَّاسِinsanlar içinوَٱلْحَجِّوَلَيْسَve değildirٱلْبِرُّiyilikبِأَنgirmekتَأْتُوا۟ٱلْبُيُوتَevlereمِنarkalarındanظُهُورِهَاوَلَٰكِنَّfakatٱلْبِرَّiyilikمَنِkişininٱتَّقَىٰوَأْتُوا۟ve girinٱلْبُيُوتَevlereمِنْkapılarındanأَبْوَٰبِهَاوَٱتَّقُوا۟ve sakınınٱللَّهَAllah'tanلَعَلَّكُمْumulur kiتُفْلِحُونَkurtuluşa erersiniz

Sana, hilalleri soruyorlar. De ki: "Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. Ama iyi davranış, takva sahibi (Allah'a karşı gelmekten sakınan) insanın davranışıdır. Evlere kapılarından girin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَإِذَاzamanقَضَيْتُمُbitirdiğinizٱلصَّلَوٰةَnamazıفَٱذْكُرُوا۟anınٱللَّهَAllah'ıقِيَٰمًاayaktaوَقُعُودًاve oturarakوَعَلَىٰve üzerinde (uzanarak)جُنُوبِكُمْفَإِذَاzamanٱطْمَأْنَنتُمْgüvene kavuştuğunuzفَأَقِيمُوا۟(tam) kılınٱلصَّلَوٰةَإِنَّşüphesizٱلصَّلَوٰةَnamazكَانَتْüzerineعَلَىٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlerكِتَٰبًاfarz kılınmıştırمَّوْقُوتًاvakitli olarak

Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah'ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü'minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَوَٰعَدْنَامُوسَىٰMusa ileثَلَٰثِينَotuzلَيْلَةًgeceوَأَتْمَمْنَٰهَاve buna kattıkبِعَشْرٍon (gece daha)فَتَمَّböylece tamamlandıمِيقَٰتُtayin ettiği vakitرَبِّهِۦٓRabbininأَرْبَعِينَkırkلَيْلَةًوَقَالَdedi kiمُوسَىٰMusaلِأَخِيهِkardeşiهَٰرُونَHarun'aٱخْلُفْنِىbenim yerime geçفِىiçindeقَوْمِىkavmimوَأَصْلِحْve ıslah etوَلَاveتَتَّبِعْuymaسَبِيلَyolunaٱلْمُفْسِدِينَbozguncuların

Musa'ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a, "Kavmim arasında benim yerime geç ve yapıcı ol. Sakın bozguncuların yoluna uyma" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَمَّاne zaman kiجَآءَgelip deمُوسَىٰMusaلِمِيقَٰتِنَاtayin ettiğimiz vakitteوَكَلَّمَهُۥve ona konuşuncaرَبُّهُۥRabbiقَالَdediرَبِّRabbimأَرِنِىٓbana görünأَنظُرْbakayımإِلَيْكَقَالَdedi kiلَنsen beni göremezsinتَرَىٰنِىوَلَٰكِنِfakatٱنظُرْbakإِلَىdağaٱلْجَبَلِفَإِنِeğerٱسْتَقَرَّdurursaمَكَانَهُۥyerindeفَسَوْفَo zamanتَرَىٰنِىفَلَمَّاne zaman kiتَجَلَّىٰgörününceرَبُّهُۥRabbiلِلْجَبَلِdağaجَعَلَهُۥonu ettiدَكًّاdarmadağınوَخَرَّve bayılarakمُوسَىٰMusaصَعِقًافَلَمَّآne zaman kiأَفَاقَayılıncaقَالَdediسُبْحَٰنَكَSen yücesinتُبْتُtevbe ettimإِلَيْكَsanaوَأَنَا۠ve benأَوَّلُilkiyimٱلْمُؤْمِنِينَinananların

Musa, belirlediğimiz yere (Tur'a) gelip Rabbi de ona konuşunca, "Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım" dedi. Allah da, "Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Fakat (şu) dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin." dedi. Rabbi, dağa tecelli edince onu darmadağın ediverdi. Musa da baygın düştü. Ayılınca, "Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah'ım! Sana tövbe ettim. Ben inananların ilkiyim" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱخْتَارَve seçtiمُوسَىٰMusaقَوْمَهُۥkavmindenسَبْعِينَyetmişرَجُلًاadamلِّمِيقَٰتِنَافَلَمَّآne zaman kiأَخَذَتْهُمُonları yakalayıncaٱلرَّجْفَةُsarsıntıقَالَ(Musa) dedi kiرَبِّRabbimلَوْşayetشِئْتَdileseydinأَهْلَكْتَهُمbunları da helak ederdinمِّنdaha önceقَبْلُوَإِيَّٰىَأَتُهْلِكُنَاbizi helak mı edeceksin?بِمَاötürüفَعَلَyaptıklarındanٱلسُّفَهَآءُbazı beyinsizlerinمِنَّآإِنْbu (iş)هِىَإِلَّاbaşka bir şey değildirفِتْنَتُكَsenin imtihanındanتُضِلُّşaşırtırsınبِهَاonunlaمَنdilediğiniتَشَآءُوَتَهْدِىve yol gösterirsinمَنdilediğineتَشَآءُأَنتَsenوَلِيُّنَاbizim velimizsinفَٱغْفِرْbağışlaلَنَاbiziوَٱرْحَمْنَاوَأَنتَve senخَيْرُen iyisisinٱلْغَٰفِرِينَbağışlayanların

Musa, kavminden, belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Musa, "Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de bundan önce helak ederdin. Şimdi içimizden birtakım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helak mı edeceksin? Bu, sırf senin bir imtihanındır. Onunla dilediğin kimseyi saptırırsın, dilediğini de doğruya iletirsin. Sen, bizim velimizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı. Sen, bağışlayanların en hayırlısısın" dedi.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَسْـَٔلُونَكَsana soruyorlarعَنِsa'at(in)denٱلسَّاعَةِأَيَّانَne zaman (diye)مُرْسَىٰهَاقُلْde kiإِنَّمَاancakعِلْمُهَاonun bilgisiعِندَyanındadırرَبِّىلَاOnu açığa çıkaramazيُجَلِّيهَالِوَقْتِهَآtam zamanındaإِلَّاbaşkasıهُوَثَقُلَتْO ağır gelmiştirفِىgöklere deٱلسَّمَٰوَٰتِوَٱلْأَرْضِلَاO size gelmezتَأْتِيكُمْإِلَّاancakبَغْتَةًيَسْـَٔلُونَكَsana soruyorlarكَأَنَّكَsanki senحَفِىٌّbiliyormuşsunعَنْهَاقُلْde kiإِنَّمَاmuhakkakعِلْمُهَاonun bilgisiعِندَyanındadırٱللَّهِAllah'ınوَلَٰكِنَّfakatأَكْثَرَçoğuٱلنَّاسِinsanlarınلَاbilmezlerيَعْلَمُونَ

Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir." Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi