KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

KÖK DOSYASI

مكر

tuzak · hileleri · tuzaklar · bir tuzak

Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com

Kullanım
43
Ayet
23
Sure
14
Atlasta gör ↗

Okuma yolu

Kaynağı ve bağlamı birlikte okuyun.

Bu kök için henüz Türkçe editoryal not yok. Aşağıdaki kelime ailesinden ayetlere geçebilir, varsa eşleştirilmiş klasik kaynakları özgün Arapça metinleriyle okuyabilirsiniz.

Kökün kelime ailesi

Ayetlerdeki kullanımlar

Vurgulu kelimeler bu kök grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.

23 ayetin ilk 8 tanesi
وَكَذَٰلِكَve böyleceجَعَلْنَاyaptıkفِىherكُلِّقَرْيَةٍkentinأَكَٰبِرَbüyükleriniمُجْرِمِيهَا(oranın) suçlularıلِيَمْكُرُوا۟tuzak kursunlar diyeفِيهَاوَمَا(oysa)يَمْكُرُونَonlar tuzak kurmazlarإِلَّاbaşkasınaبِأَنفُسِهِمْkendilerindenوَمَاama farkında değillerdirيَشْعُرُونَ

İşte böyle, her memlekette günahkarları oranın ileri gelenleri kıldık ki oralarda hilekarlık etsinler. Halbuki onlar hilekarlığı ancak kendilerine yaparlar. Ama farkında olmuyorlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَاve zamanجَآءَتْهُمْonlara geldiğiءَايَةٌbir ayetقَالُوا۟dedilerلَنkat'iyyen inanmayızنُّؤْمِنَحَتَّىٰkadarنُؤْتَىٰbize verilinceyeمِثْلَaynısıمَآverileninأُوتِىَرُسُلُelçilerineٱللَّهِٱللَّهُAllahأَعْلَمُdaha iyi bilirحَيْثُyeriيَجْعَلُkoyacağıرِسَالَتَهُۥسَيُصِيبُerişecektirٱلَّذِينَkimselereأَجْرَمُوا۟suç işleyen(lere)صَغَارٌbir aşağılıkعِندَkatındaٱللَّهِAllahوَعَذَابٌve bir azabشَدِيدٌۢçetinبِمَاkarşıكَانُوا۟(yaptıkları)يَمْكُرُونَhilelerine

Onlara bir ayet geldiği zaman, "Allah elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilinceye kadar asla inanmayacağız" derler. Allah, elçilik görevini kime vereceğini çok iyi bilir. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve yapmakta oldukları hilekarlık sebebiyle çetin bir azap erişecektir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَفَأَمِنُوا۟emin mi oldular?مَكْرَtuzağındanٱللَّهِفَلَاolamazيَأْمَنُeminمَكْرَtuzağındanٱللَّهِAllah'ınإِلَّاbaşkasıٱلْقَوْمُtopluluktanٱلْخَٰسِرُونَziyana uğrayan

Yoksa Allah'ın tuzağından emin mi oldular? Ziyana uğrayan kavimden başkası Allah'ın tuzağından emin olamaz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
قَالَdediفِرْعَوْنُFir'avnءَامَنتُمinandınız mı?بِهِۦonaقَبْلَönceأَنْben izin vermedenءَاذَنَلَكُمْإِنَّmuhakkak kiهَٰذَاbuلَمَكْرٌbir tuzaktırمَّكَرْتُمُوهُkurduğunuzفِىşehirdeٱلْمَدِينَةِلِتُخْرِجُوا۟çıkarmak içinمِنْهَآoradanأَهْلَهَافَسَوْفَama yakındaتَعْلَمُونَbileceksiniz

Firavun, "Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha!" dedi. "Şüphesiz bu halkını oradan çıkarmak için şehirde kurduğunuz bir tuzaktır. Göreceksiniz!"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْve haniيَمْكُرُtuzak kuruyorlardıبِكَsanaٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkar edenlerلِيُثْبِتُوكَseni tutup bağlamaları içinأَوْveyaيَقْتُلُوكَöldürmeleri içinأَوْya daيُخْرِجُوكَوَيَمْكُرُونَonlar tuzak kurarlarkenوَيَمْكُرُtuzak kuruyorduٱللَّهُوَٱللَّهُAllahخَيْرُen iyisidirٱلْمَٰكِرِينَtuzak kuranların

Hani kafirler seni tutuklamak veya öldürmek, ya da (Mekke'den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kuruyorlar. Allah da tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذَآve zamanأَذَقْنَاtattırdığımızٱلنَّاسَinsanlaraرَحْمَةًgenişlikمِّنۢsonraبَعْدِضَرَّآءَbir darlıktanمَسَّتْهُمْkendilerine dokunanإِذَاhemenلَهُمonların vardırمَّكْرٌhileleriفِىٓhakkındaءَايَاتِنَاقُلِde kiٱللَّهُAllahأَسْرَعُdaha hızlıdırمَكْرًاإِنَّşüphesizرُسُلَنَاelçilerimizيَكْتُبُونَyazmaktadırlarمَاsizin hileleriniziتَمْكُرُونَ

Kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra, insanlara bir rahmet (ferahlık ve mutluluk) tattırdığımız zaman, bir de bakarsın ki ayetlerimiz hakkında onların bir tuzakları (birtakım tertipleri ve asılsız iddiaları) vardır. De ki: "Allah, daha çabuk tuzak kurar." Şüphesiz elçilerimiz (melekler) kurmakta olduğunuz tuzakları yazıyorlar.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَلَمَّاne zaman kiسَمِعَتْ(kadın) işittiبِمَكْرِهِنَّonların hileleriniأَرْسَلَتْ(haber) gönderdiإِلَيْهِنَّonlaraوَأَعْتَدَتْve hazırladıلَهُنَّonlar içinمُتَّكَـًٔاdayanacak yastıklarوَءَاتَتْve verdiكُلَّherوَٰحِدَةٍbirineمِّنْهُنَّonlardanسِكِّينًاbirer bıçakوَقَالَتِve dediٱخْرُجْçık!عَلَيْهِنَّفَلَمَّاne zaman kiرَأَيْنَهُۥٓO'nu görünceأَكْبَرْنَهُۥonu (gözlerinde) büyüttülerوَقَطَّعْنَve kestilerأَيْدِيَهُنَّelleriniوَقُلْنَve dedilerحَٰشَhaşaلِلَّهِAllah içinمَاdeğildirهَٰذَاbuبَشَرًاinsanإِنْbuهَٰذَآإِلَّاancakمَلَكٌbir melektirكَرِيمٌgüzel

Kadın, bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. (Ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her birine birer de bıçak verdi ve Yusuf'a, "Çık karşılarına" dedi. Kadınlar Yusuf'u görünce, onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. "Haşa! Allah için, bu bir insan değil, ancak şerefli bir melektir" dediler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi