KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

KÖK DOSYASI

خرج

çık · çık! · çıkan · çıkar

Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com

Kullanım
182
Ayet
157
Sure
56
Atlasta gör ↗

Okuma yolu

Kaynağı ve bağlamı birlikte okuyun.

Bu kök için henüz Türkçe editoryal not yok. Aşağıdaki kelime ailesinden ayetlere geçebilir, varsa eşleştirilmiş klasik kaynakları özgün Arapça metinleriyle okuyabilirsiniz.

Kökün kelime ailesi

Ayetlerdeki kullanımlar

Vurgulu kelimeler bu kök grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.

157 ayetin ilk 8 tanesi
ٱلَّذِىO (Rabb) kiجَعَلَkıldıلَكُمُsizin içinٱلْأَرْضَyeriفِرَٰشًاdöşekوَٱلسَّمَآءَve göğüبِنَآءًbinaوَأَنزَلَve indirdiمِنَgöktenٱلسَّمَآءِمَآءًsuفَأَخْرَجَçıkardıبِهِۦonunlaمِنَçeşitli ürünlerdenٱلثَّمَرَٰتِرِزْقًاrızık olarakلَّكُمْفَلَاöyleyseتَجْعَلُوا۟koşmayınلِلَّهِAllah'aأَندَادًاeşler (denk)وَأَنتُمْve siz deتَعْلَمُونَbile bile

O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah'a ortaklar koşmayın.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
فَأَزَلَّهُمَاonlar(ın ayağın)ı kaydırdıٱلشَّيْطَٰنُşeytanعَنْهَاoradanفَأَخْرَجَهُمَاçıkardıمِمَّاyerdenكَانَاbulunduklarıفِيهِوَقُلْنَاve dedik kiٱهْبِطُوا۟ininبَعْضُكُمْkiminizلِبَعْضٍkiminizeعَدُوٌّوَلَكُمْsizin için vardırفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِمُسْتَقَرٌّkalmakوَمَتَٰعٌve nimetإِلَىٰbir süreحِينٍ

Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır" dedik.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْhaniقُلْتُمْsiz demiştiniz kiيَٰمُوسَىٰey Musaلَنaslaنَّصْبِرَbiz dayanamayızعَلَىٰyemeğeطَعَامٍوَٰحِدٍbirفَٱدْعُdu'a etلَنَاbizim içinرَبَّكَRabbineيُخْرِجْçıkarsınلَنَاbizeمِمَّاşeylerdenتُنۢبِتُbitirdiğiٱلْأَرْضُyerinمِنۢsebzesindenبَقْلِهَاوَقِثَّآئِهَاve acurundanوَفُومِهَاve sarımsağındanوَعَدَسِهَاve mercimeğindenوَبَصَلِهَاقَالَdedi kiأَتَسْتَبْدِلُونَdeğiştirmek mi istiyorsunuz?ٱلَّذِىolanıهُوَoأَدْنَىٰdaha aşağıبِٱلَّذِىolanlaهُوَoخَيْرٌٱهْبِطُوا۟ininمِصْرًاbir şehreفَإِنَّşüphesizلَكُمsizin için vardırمَّاşeylerسَأَلْتُمْوَضُرِبَتْve vurulduعَلَيْهِمُüzerlerineٱلذِّلَّةُalçaklıkوَٱلْمَسْكَنَةُve yoksulluk (damgası)وَبَآءُوve uğradılarبِغَضَبٍbir gazabaمِّنَAllahtanٱللَّهِذَٰلِكَişte buبِأَنَّهُمْşüphesiz öyleكَانُوا۟olduيَكْفُرُونَ(çünkü) inkar ediyorlarبِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınوَيَقْتُلُونَve öldürüyorlardıٱلنَّبِيِّۦنَpeygamberleriبِغَيْرِetmediği haldeٱلْحَقِّذَٰلِكَişte buبِمَاsebebiyledirعَصَوا۟isyan etmeleriوَّكَانُوا۟ve olduklarıيَعْتَدُونَsınırı aşmış

Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin" demiştiniz. O da size, "İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var" demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah'ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah'ın ayetlerini inkar ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْhaniقَتَلْتُمْsiz öldürmüştünüzنَفْسًاbir adamفَٱدَّٰرَْٰٔتُمْbirbirinizle atışmıştınızفِيهَاوَٱللَّهُoysa Allahمُخْرِجٌortaya çıkarıcıdırمَّاşeyiكُنتُمْolduğunuzتَكْتُمُونَgizlemiş

Hani, bir kimseyi öldürmüştünüz de suçu birbirinizin üstüne atmıştınız. Halbuki Allah, gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ثُمَّsonra yineقَسَتْkatılaştıقُلُوبُكُمkalblerinizمِّنۢardındanبَعْدِذَٰلِكَbununفَهِىَşimdi onlarكَٱلْحِجَارَةِtaş gibiأَوْhattaأَشَدُّdaha daقَسْوَةًوَإِنَّçünküمِنَöyle taşٱلْحِجَارَةِلَمَاvar kiيَتَفَجَّرُfışkırırمِنْهُiçindenٱلْأَنْهَٰرُوَإِنَّve şüphesizمِنْهَاöylesi deلَمَاvar kiيَشَّقَّقُçatlayıverir deفَيَخْرُجُçıkarمِنْهُondanٱلْمَآءُوَإِنَّve şüphesizمِنْهَاondanلَمَاöylesi de var kiيَهْبِطُaşağı yuvarlanırمِنْkorkusundanخَشْيَةِٱللَّهِوَمَاve değildirٱللَّهُAllahبِغَٰفِلٍgafilعَمَّاyaptıklarınızdanتَعْمَلُونَ

Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah, yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْhaniأَخَذْنَاalmıştıkمِيثَٰقَكُمْsizden kesin sözلَاdökmeyeceksinizتَسْفِكُونَدِمَآءَكُمْbirbirinizin kanınıوَلَاçıkarmayacaksınızتُخْرِجُونَأَنفُسَكُمbirbiriniziمِّنyurtlarınızdanدِيَٰرِكُمْثُمَّsonraأَقْرَرْتُمْkabul etmiştinizوَأَنتُمْve sizتَشْهَدُونَşahidsiniz

Hani, "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız" diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hala şahitlik etmektesiniz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ثُمَّAmaأَنتُمْsizهَٰٓؤُلَآءِöldürüyorsunuzتَقْتُلُونَأَنفُسَكُمْbirbiriniziوَتُخْرِجُونَve çıkarıyorsunuzفَرِيقًاbir grubuمِّنكُمsizdenمِّنyurtlarındanدِيَٰرِهِمْتَظَٰهَرُونَbirleşiyorsunuzعَلَيْهِمonlara karşıبِٱلْإِثْمِgünahوَٱلْعُدْوَٰنِve düşmanlıklaوَإِنve eğerيَأْتُوكُمْsize geldiklerindeأُسَٰرَىٰesir olarakتُفَٰدُوهُمْfidyelerini veriyorsunuzوَهُوَve oمُحَرَّمٌyasaklanmış ikenعَلَيْكُمْsizeإِخْرَاجُهُمْأَفَتُؤْمِنُونَyoksa siz inanıyorsunuz daبِبَعْضِbir kısmınaٱلْكِتَٰبِKitabınوَتَكْفُرُونَinkar mı ediyorsunuzبِبَعْضٍفَمَاnedir?جَزَآءُcezasıمَنkimseninيَفْعَلُyapanذَٰلِكَbunuمِنكُمْsizdenإِلَّاbaşkaخِزْىٌrezil olmaktanفِىhayatındaٱلْحَيَوٰةِٱلدُّنْيَاوَيَوْمَve günündeٱلْقِيَٰمَةِkıyametيُرَدُّونَonlar itilirlerإِلَىٰٓen şiddetlisineأَشَدِّٱلْعَذَابِوَمَاdeğildirٱللَّهُAllahبِغَٰفِلٍgafilعَمَّاyaptıklarınızdanتَعْمَلُونَ

Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab'ın (Tevrat'ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمِنْveحَيْثُneredenخَرَجْتَçıkarsan (yola)فَوَلِّçevirوَجْهَكَyüzünüشَطْرَtarafınaٱلْمَسْجِدِMescid-iٱلْحَرَامِوَإِنَّهُۥbu elbetteلَلْحَقُّbir gerçektirمِنRabbindenرَّبِّكَوَمَاve değildirٱللَّهُAllahبِغَٰفِلٍhabersizعَمَّاyaptıklarınızdanتَعْمَلُونَ

(Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, (namazda) Mescid-i Haram'a doğru dön. Bu, elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. Allah, sizin işlediklerinizden asla habersiz değildir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi