KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

KÖK DOSYASI

عهد

söz · süre · ahdim · ahdini

Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com

Kullanım
46
Ayet
36
Sure
17
Atlasta gör ↗

Okuma yolu

Kaynağı ve bağlamı birlikte okuyun.

Bu kök için henüz Türkçe editoryal not yok. Aşağıdaki kelime ailesinden ayetlere geçebilir, varsa eşleştirilmiş klasik kaynakları özgün Arapça metinleriyle okuyabilirsiniz.

Kökün kelime ailesi

Ayetlerdeki kullanımlar

Vurgulu kelimeler bu kök grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.

36 ayetin ilk 8 tanesi
ٱلَّذِينَonlar kiيَنقُضُونَbozarlarعَهْدَ(verdikleri) sözüٱللَّهِAllah'aمِنۢsonradanبَعْدِمِيثَٰقِهِۦsöz verip bağlandıktanوَيَقْطَعُونَve keserlerمَآşeyiأَمَرَemrettiğiٱللَّهُAllah'ınبِهِۦٓkendisiyleأَنbirleştirmesiniيُوصَلَوَيُفْسِدُونَve bozgunculuk yaparlarفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِأُو۟لَٰٓئِكَişteهُمُonlardırٱلْخَٰسِرُونَziyana uğrayanlar

Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlaki bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰبَنِىٓey oğullarıإِسْرَٰٓءِيلَİsrailٱذْكُرُوا۟hatırlayınنِعْمَتِىَni'metleriٱلَّتِىٓo ki;أَنْعَمْتُni'metlendirdimعَلَيْكُمْsizleriوَأَوْفُوا۟ve tutunبِعَهْدِىٓbana verdiğiniz sözüأُوفِben de tutayımبِعَهْدِكُمْsize verdiğim sözüوَإِيَّٰىَve sadece bendenفَٱرْهَبُونِkorkun

Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَقَالُوا۟Bir de dediler kiلَنaslaتَمَسَّنَاbize dokunmayacaktırٱلنَّارُateşإِلَّآdışındaأَيَّامًاgünمَّعْدُودَةًقُلْDe kiأَتَّخَذْتُمْaldınız mı?عِندَkatındaٱللَّهِAllahعَهْدًاbir söz (bu hususta)فَلَنöyleyseيُخْلِفَdönmezٱللَّهُAllahعَهْدَهُۥٓأَمْyoksaتَقُولُونَsöylüyorsunuzعَلَىhakkındaٱللَّهِAllahمَاbir şeyلَاbilmediğinizتَعْلَمُونَ

Bir de dediler ki: "Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır." Sen onlara de ki: "Siz bunun için Allah'tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah'a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?"

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
أَوَكُلَّمَاne zamanعَٰهَدُوا۟anlaştılarsaعَهْدًاahitleنَّبَذَهُۥonu bozdularفَرِيقٌbir grupمِّنْهُمبَلْzatenأَكْثَرُهُمْçoklarıلَاinanmazlarيُؤْمِنُونَ

Onlar ne zaman bir antlaşma yaptılarsa, içlerinden birtakımı o antlaşmayı bozmadı mı? Zaten onların çoğu iman etmez.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذِٱبْتَلَىٰٓimtihan ettiği;إِبْرَٰهِۦمَİbrahim'iرَبُّهُۥRabbiبِكَلِمَٰتٍkelimelerleفَأَتَمَّهُنَّقَالَ(Allah) dedi kiإِنِّىşüphesiz benجَاعِلُكَseni yapacağımلِلنَّاسِinsanlar içinإِمَامًاقَالَ(İbrahim) dedi kiوَمِنbenim soyumdan daذُرِّيَّتِىقَالَbuyurduلَاulaşmazيَنَالُعَهْدِىahdimٱلظَّٰلِمِينَzalimlere

Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder yapacağım." İbrahim de, "Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)" demişti. Bunun üzerine Rabbi, "Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz" demişti.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْhaniجَعَلْنَاbiz kıldıkٱلْبَيْتَBeyt'i (Ka'be'yi)مَثَابَةًtoplanma yeriلِّلنَّاسِinsanlaraوَأَمْنًاve güven yeriوَٱتَّخِذُوا۟siz de edininمِنmakamındanمَّقَامِإِبْرَٰهِۦمَİbrahim'inمُصَلًّىوَعَهِدْنَآve emretmiştikإِلَىٰٓİbrahim'eإِبْرَٰهِۦمَوَإِسْمَٰعِيلَve İsma'il'eأَنtemizlemesiniطَهِّرَابَيْتِىَev'imiلِلطَّآئِفِينَtavaf edenler içinوَٱلْعَٰكِفِينَibadete kapananlarوَٱلرُّكَّعِve rüku edenlerٱلسُّجُودِsecde edenler

Hani, biz Kabe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle emretmiştik: "Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rüku ve secde edenler için evimi (Kabe'yi) tertemiz tutun."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
لَّيْسَٱلْبِرَّiyilikأَنçevirmenizتُوَلُّوا۟وُجُوهَكُمْyüzleriniziقِبَلَtarafınaٱلْمَشْرِقِdoğuوَٱلْمَغْرِبِve batıوَلَٰكِنَّfakatٱلْبِرَّiyilikمَنْkişininءَامَنَinanmasıdırبِٱللَّهِAllah'aوَٱلْيَوْمِve gününeٱلْءَاخِرِوَٱلْمَلَٰٓئِكَةِve meleklereوَٱلْكِتَٰبِve Kitabaوَٱلنَّبِيِّۦنَve peygamberlereوَءَاتَىve vermesidirٱلْمَالَmalınıعَلَىٰsevdiğiحُبِّهِۦذَوِىyakınlaraٱلْقُرْبَىٰوَٱلْيَتَٰمَىٰve yetimlereوَٱلْمَسَٰكِينَve yoksullaraوَٱبْنَveٱلسَّبِيلِyolda kalmışlaraوَٱلسَّآئِلِينَve dilencilereوَفِىveٱلرِّقَابِkölelereوَأَقَامَve kılmasıdırٱلصَّلَوٰةَnamazıوَءَاتَىve vermesidirٱلزَّكَوٰةَzekatıوَٱلْمُوفُونَyerine getirmeleridirبِعَهْدِهِمْandlaşmalarınıإِذَاzamanعَٰهَدُوا۟وَٱلصَّٰبِرِينَve sabrederlerفِىsıkıntıdaٱلْبَأْسَآءِوَٱلضَّرَّآءِve hastalıktaوَحِينَve zamanındaٱلْبَأْسِأُو۟لَٰٓئِكَişte onlarٱلَّذِينَkimselerdirصَدَقُوا۟وَأُو۟لَٰٓئِكَve işte onlarهُمُonlardırٱلْمُتَّقُونَmuttakiler

İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah'a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
بَلَىٰHayırمَنْkimأَوْفَىٰyerine getirirبِعَهْدِهِۦsözünüوَٱتَّقَىٰve (günahtan) korunursaفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllah (da)يُحِبُّseverٱلْمُتَّقِينَkorunanları

Hayır! (Gerçek, onların dediği değil.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, şüphesiz Allah da sakınanları sever.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi