KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

KÖK DOSYASI

ثقل

ağır · kadar · ağır ağır · ağırlığınca

Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com

Kullanım
28
Ayet
26
Sure
19
Atlasta gör ↗

Okuma yolu

Kaynağı ve bağlamı birlikte okuyun.

Bu kök için henüz Türkçe editoryal not yok. Aşağıdaki kelime ailesinden ayetlere geçebilir, varsa eşleştirilmiş klasik kaynakları özgün Arapça metinleriyle okuyabilirsiniz.

Kökün kelime ailesi

Ayetlerdeki kullanımlar

Vurgulu kelimeler bu kök grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.

26 ayetin ilk 8 tanesi
إِنَّşüphesizٱللَّهَAllahلَاhaksızlık etmezيَظْلِمُمِثْقَالَkadarذَرَّةٍوَإِنeğerتَكُolsaحَسَنَةً(zerre miktarı) bir iyilikيُضَٰعِفْهَاonu kat kat yaparوَيُؤْتِve verirمِنkendi katındanلَّدُنْهُأَجْرًاbir mükafatعَظِيمًاbüyük

Şüphesiz Allah (hiç kimseye) zerre kadar zulüm etmez. (Yapılan) çok küçük bir iyilik de olsa onun sevabını kat kat arttırır ve kendi katından büyük bir mükafat verir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَٱلْوَزْنُve tartıيَوْمَئِذٍo günٱلْحَقُّفَمَنkiminثَقُلَتْağır gelirseمَوَٰزِينُهُۥtartılarıفَأُو۟لَٰٓئِكَişteهُمُonlarٱلْمُفْلِحُونَkurtulanlardır

O gün amellerin tartılması da haktır. Kimlerin sevabı ağır basarsa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَهُوَO kiٱلَّذِىgönderirيُرْسِلُٱلرِّيَٰحَrüzgarlarıبُشْرًۢاmüjdeciبَيْنَönündeيَدَىْرَحْمَتِهِۦحَتَّىٰٓnihayetإِذَآzamanأَقَلَّتْonlar yükleninceسَحَابًاbulutlarıثِقَالًاağır ağırسُقْنَٰهُonu yollarızلِبَلَدٍbir ülkeyeمَّيِّتٍölüفَأَنزَلْنَاindiririzبِهِonunlaٱلْمَآءَsuفَأَخْرَجْنَاve çıkarırızبِهِۦonunlaمِنtürlü türlüكُلِّٱلثَّمَرَٰتِكَذَٰلِكَişte böyleنُخْرِجُçıkaracağızٱلْمَوْتَىٰölüleri deلَعَلَّكُمْherhaldeتَذَكَّرُونَibret alırsınız

O, rüzgarları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. Nihayet rüzgarlar ağır bulutları yüklendiği vakit, onları ölü bir belde(yi diriltmek) için sevk ederiz de oraya suyu indiririz. Derken onunla türlü türlü meyveleri çıkarırız. İşte ölüleri de öyle çıkaracağız. Ola ki ibretle düşünürsünüz.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَسْـَٔلُونَكَsana soruyorlarعَنِsa'at(in)denٱلسَّاعَةِأَيَّانَne zaman (diye)مُرْسَىٰهَاقُلْde kiإِنَّمَاancakعِلْمُهَاonun bilgisiعِندَyanındadırرَبِّىلَاOnu açığa çıkaramazيُجَلِّيهَالِوَقْتِهَآtam zamanındaإِلَّاbaşkasıهُوَثَقُلَتْO ağır gelmiştirفِىgöklere deٱلسَّمَٰوَٰتِوَٱلْأَرْضِلَاO size gelmezتَأْتِيكُمْإِلَّاancakبَغْتَةًيَسْـَٔلُونَكَsana soruyorlarكَأَنَّكَsanki senحَفِىٌّbiliyormuşsunعَنْهَاقُلْde kiإِنَّمَاmuhakkakعِلْمُهَاonun bilgisiعِندَyanındadırٱللَّهِAllah'ınوَلَٰكِنَّfakatأَكْثَرَçoğuٱلنَّاسِinsanlarınلَاbilmezlerيَعْلَمُونَ

Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir." Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
هُوَٱلَّذِىkiخَلَقَكُمsizi yarattıمِّنnefistenنَّفْسٍوَٰحِدَةٍbir tekوَجَعَلَve var etiمِنْهَاondanزَوْجَهَاeşiniلِيَسْكُنَ(gönlü) sukün bulsun diyeإِلَيْهَافَلَمَّاne zaman kiتَغَشَّىٰهَاeşini sarıp örtünceحَمَلَتْ(eşi) yüklendiحَمْلًاbir yükخَفِيفًاhafifفَمَرَّتْgezdirdiبِهِۦفَلَمَّآne zaman kiأَثْقَلَت(yükü) ağırlaşıncaدَّعَوَاikisi beraber du'a ettilerٱللَّهَAllah'aرَبَّهُمَاRableriلَئِنْeğerءَاتَيْتَنَاbize verirsenصَٰلِحًاiyi güzel (bir çocuk)لَّنَكُونَنَّelbette oluruzمِنَşükredenlerdenٱلشَّٰكِرِينَ

Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah'a, "Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız" diye dua ederler.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
يَٰٓأَيُّهَاEyٱلَّذِينَkimselerءَامَنُوا۟inanan(lar)مَاne oldu ki?لَكُمْsizeإِذَاzamanقِيلَdendiğiلَكُمُsizeٱنفِرُوا۟savaşa çıkınفِىyolundaسَبِيلِٱللَّهِAllahٱثَّاقَلْتُمْçakılıp kaldınızإِلَىyereٱلْأَرْضِأَرَضِيتُمrazı mı oldunuz?بِٱلْحَيَوٰةِhayatınaٱلدُّنْيَاdünyaمِنَkarşılıkٱلْءَاخِرَةِفَمَاamaمَتَٰعُgeçimiٱلْحَيَوٰةِhayatınınٱلدُّنْيَاdünyaفِىgöreٱلْءَاخِرَةِإِلَّاpekقَلِيلٌazdır

Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size "Allah yolunda sefere çıkın" denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
ٱنفِرُوا۟savaşa çıkınخِفَافًا(gerek) hafif olarakوَثِقَالًا(gerek) ağır olarakوَجَٰهِدُوا۟ve cihad edinبِأَمْوَٰلِكُمْmallarınızlaوَأَنفُسِكُمْve canlarınızlaفِىyolundaسَبِيلِٱللَّهِذَٰلِكُمْbuخَيْرٌdaha hayırlıdırلَّكُمْsizin içinإِنeğerكُنتُمْisenizتَعْلَمُونَbiliyor

Gerek yaya olarak, gerek binek üzerinde Allah yolunda sefere çıkın. Mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَمَاve neتَكُونُolsanızفِىdurumdaشَأْنٍوَمَاve neتَتْلُوا۟okusanızمِنْهُonun hakkındaمِنKur'andanقُرْءَانٍوَلَاne neتَعْمَلُونَyapsanızمِنْyapılacaklardanعَمَلٍإِلَّاancakكُنَّاbizعَلَيْكُمْsizin üzerinizeشُهُودًاşahidizإِذْzamanتُفِيضُونَsiz daldığınızفِيهِوَمَاdeğildirيَعْزُبُgizliعَنRabbindenرَّبِّكَمِن(bir şey)مِّثْقَالِağırlığıncaذَرَّةٍzerreفِىyerdeٱلْأَرْضِوَلَاne deفِىgökteٱلسَّمَآءِوَلَآne deأَصْغَرَdaha küçüğüمِنbundanذَٰلِكَوَلَآve ne deأَكْبَرَdaha büyüğüإِلَّاancakفِىkitaptadırكِتَٰبٍمُّبِينٍapaçık

(Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun, ona dair Kur'an'dan ne okursan oku ve (ey insanlar, sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın, siz ona daldığınızda biz sizi mutlaka görürüz. Ne yerde, ne de gökte, zerre ağırlığınca, (hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun, hiçbir şey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz; hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı)dır.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi