KuranLugatDİJİTAL KUR’AN LUGATI

KÖK DOSYASI

خير

mal · güzel · hayra · hayrı

Ayetlerdeki bağlamsal karşılıklar · Quran.com

Kullanım
196
Ayet
178
Sure
55
Atlasta gör ↗

Özgün Türkçe okuma notu

İyilik ve bağlama göre değerli şey

خير sözcüğünün kullanımları yalnız genel ahlâkî iyilikten ibaret değildir. Bir ayette neyin değerli veya istenir sayıldığını çevresindeki cümle belirler.

KuranLugat editoryal notu · Kaynakla karşılaştırılmıştır; uzman incelemesinden geçmiş bir tanım veya yayımlanmış çeviri değildir.

Klasik maddede ayrım

İbn Fâris خير maddesini yönelme ve meyletme üzerinden açıklar; hayrı şerrin karşıtı olarak ele aldıktan sonra seçme, tercih ve bir şeyin iyi oluşu örneklerine geçer. Böylece sözlük, kişinin yöneldiği iyi şeyle seçenekler arasından seçme eylemini aynı maddede inceler. Bu açıklama bir şeyin herkes için ve her şartta iyi olduğuna dair bağımsız bir yargı değildir. Değerlendirilen nesne ile onu niteleyen veya ona yönelen kişiyi ayırarak okumak gerekir. (İbn Fâris, Mekāyîs, 2/232–2/233.)

Ayet içinde okuma

Bakara 2:180’de خَيْرًا, ölüm yaklaşırken geride bırakılan şey ve vasiyet bağlamındadır; burada mal varlığı bağlamı görülür. Zilzâl 99:7’de ise yapılan en küçük hayrın görülmesi anlatılır. İlk örneği yalnız soyut iyilik diye okumak vasiyetin nesnesini belirsizleştirir; ikinciyi yalnız mal diye okumak yapılan işin kapsamını daraltır. İki ayet arasındaki fark, aynı sözlük başlığının farklı bağlamlarda neden farklı Türkçe karşılıklar gerektirebildiğini açıkça gösterir.

Kökün kelime ailesi

Ayetlerdeki kullanımlar

Vurgulu kelimeler bu kök grubuna aittir. İncele ile özgün dil bilgisi çözümlemesini açın.

178 ayetin ilk 8 tanesi
وَإِذْve haniقَالَdemişti kiمُوسَىٰMusaلِقَوْمِهِۦkavmineيَٰقَوْمِey kavmimإِنَّكُمْşüphesiz sizlerظَلَمْتُمْzulmettinizأَنفُسَكُمkendinizeبِٱتِّخَاذِكُمُ(tanrı) edinmekleٱلْعِجْلَbuzağıyıفَتُوبُوٓا۟gelin tevbe edin deإِلَىٰyaratıcınızaبَارِئِكُمْفَٱقْتُلُوٓا۟ve öldürünأَنفُسَكُمْnefisleriniziذَٰلِكُمْbuخَيْرٌdaha iyidirلَّكُمْsizin içinعِندَkatındaبَارِئِكُمْyaratıcınızفَتَابَtevbenizi kabul buyurmuş olurعَلَيْكُمْإِنَّهُۥşüphesizهُوَOٱلتَّوَّابُtevbeyi çok kabul edendirٱلرَّحِيمُmerhametlidir

Musa, kavmine dedi ki: "Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir."

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَإِذْhaniقُلْتُمْsiz demiştiniz kiيَٰمُوسَىٰey Musaلَنaslaنَّصْبِرَbiz dayanamayızعَلَىٰyemeğeطَعَامٍوَٰحِدٍbirفَٱدْعُdu'a etلَنَاbizim içinرَبَّكَRabbineيُخْرِجْçıkarsınلَنَاbizeمِمَّاşeylerdenتُنۢبِتُbitirdiğiٱلْأَرْضُyerinمِنۢsebzesindenبَقْلِهَاوَقِثَّآئِهَاve acurundanوَفُومِهَاve sarımsağındanوَعَدَسِهَاve mercimeğindenوَبَصَلِهَاقَالَdedi kiأَتَسْتَبْدِلُونَdeğiştirmek mi istiyorsunuz?ٱلَّذِىolanıهُوَoأَدْنَىٰdaha aşağıبِٱلَّذِىolanlaهُوَoخَيْرٌٱهْبِطُوا۟ininمِصْرًاbir şehreفَإِنَّşüphesizلَكُمsizin için vardırمَّاşeylerسَأَلْتُمْوَضُرِبَتْve vurulduعَلَيْهِمُüzerlerineٱلذِّلَّةُalçaklıkوَٱلْمَسْكَنَةُve yoksulluk (damgası)وَبَآءُوve uğradılarبِغَضَبٍbir gazabaمِّنَAllahtanٱللَّهِذَٰلِكَişte buبِأَنَّهُمْşüphesiz öyleكَانُوا۟olduيَكْفُرُونَ(çünkü) inkar ediyorlarبِـَٔايَٰتِayetleriniٱللَّهِAllah'ınوَيَقْتُلُونَve öldürüyorlardıٱلنَّبِيِّۦنَpeygamberleriبِغَيْرِetmediği haldeٱلْحَقِّذَٰلِكَişte buبِمَاsebebiyledirعَصَوا۟isyan etmeleriوَّكَانُوا۟ve olduklarıيَعْتَدُونَsınırı aşmış

Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin" demiştiniz. O da size, "İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var" demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah'ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah'ın ayetlerini inkar ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلَوْve eğerأَنَّهُمْşüphesiz onlarءَامَنُوا۟iman etselerوَٱتَّقَوْا۟ve sakınmış olsalardıلَمَثُوبَةٌsevabıمِّنْkatındanعِندِٱللَّهِAllah'ınخَيْرٌلَّوْkeşkeكَانُوا۟idiيَعْلَمُونَbilseler

Eğer onlar iman edip Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınmış olsalardı, Allah katında kazanacakları sevap kendileri için daha hayırlı olacaktı. Keşke bilselerdi!

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَّاarzu etmezlerيَوَدُّٱلَّذِينَkimselerكَفَرُوا۟inkar eden(ler)مِنْehlindenأَهْلِٱلْكِتَٰبِkitabوَلَاve müşriklerdenٱلْمُشْرِكِينَأَنindirilmesiniيُنَزَّلَعَلَيْكُمsizeمِّنْhiçbirخَيْرٍhayırمِّنRabbinizdenرَّبِّكُمْوَٱللَّهُoysa Allahيَخْتَصُّtahsis ederبِرَحْمَتِهِۦrahmetiniمَنkimseyeيَشَآءُوَٱللَّهُAllahذُوsahibidirٱلْفَضْلِlutufٱلْعَظِيمِbüyük

Ne Kitab ehlinden inkar edenler ve ne de Allah'a ortak koşanlar, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. Oysa Allah, rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah, büyük lütuf sahibidir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
مَانَنسَخْbiz neshedersekمِنْ(bir parça)ءَايَةٍayetiأَوْveyaنُنسِهَاonu unutturursakنَأْتِgetiririzبِخَيْرٍdaha iyisiniمِّنْهَآondanأَوْya daمِثْلِهَآأَلَمْbilmez misin?تَعْلَمْأَنَّşüphesizٱللَّهَAllah'ınعَلَىٰher şeyeكُلِّشَىْءٍقَدِيرٌgücü yeter

Biz herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah'ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin?

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَأَقِيمُوا۟ve kılınٱلصَّلَوٰةَnamazıوَءَاتُوا۟ve verinٱلزَّكَوٰةَوَمَاne kiتُقَدِّمُوا۟ne gönderirsinizلِأَنفُسِكُمkendiniz içinمِّنْhayırdanخَيْرٍتَجِدُوهُbulursunuzعِندَkatındaٱللَّهِإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahبِمَاşeyleriتَعْمَلُونَyaptıklarınızبَصِيرٌgörür

Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
وَلِكُلٍّher (ümmetin) vardırوِجْهَةٌbir yönüهُوَo(nun)مُوَلِّيهَافَٱسْتَبِقُوا۟O halde koşunٱلْخَيْرَٰتِأَيْنَneredeمَاolsanızتَكُونُوا۟يَأْتِgetirirبِكُمُsiziٱللَّهُAllahجَمِيعًاإِنَّkuşkusuzٱللَّهَAllahعَلَىٰüzerineكُلِّherشَىْءٍşeyقَدِيرٌkadirdir

Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Haydi, hep hayırlara koşun, yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz, Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
إِنَّٱلصَّفَاSafaوَٱلْمَرْوَةَve MerveمِنnişanlarındandırشَعَآئِرِٱللَّهِفَمَنْkimحَجَّhaccederٱلْبَيْتَEv'iأَوِya daٱعْتَمَرَömre yaparsaفَلَاyokturجُنَاحَhiçbir günahعَلَيْهِkendisineأَنtavaf etmesindeيَطَّوَّفَبِهِمَاوَمَنve kimتَطَوَّعَkendiliğinden yaparsaخَيْرًاbir iyilikفَإِنَّşüphesizٱللَّهَAllahشَاكِرٌkarşılığını verirعَلِيمٌ(yaptığını) bilir

Şüphesiz Safa ile Merve, Allah'ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kabe'yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse, bunda bir günah yoktur. Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allah onu bilir, karşılığını verir.

Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com
Kelime incelemesi