إِذْo vakitأَنتُمsizبِٱلْعُدْوَةِvadininٱلدُّنْيَاyakın kenarında idinizوَهُمve onlar daبِٱلْعُدْوَةِvadininٱلْقُصْوَىٰuzak kenarında idilerوَٱلرَّكْبُve kervan daأَسْفَلَdaha aşağıda idiمِنكُمْوَلَوْve eğerتَوَاعَدتُّمْsözleşmiş olsaydınız dahiلَٱخْتَلَفْتُمْbuluşamazdınızفِىsözleştiğiniz vakitteٱلْمِيعَٰدِوَلَٰكِنfakat buلِّيَقْضِىَyerine getirmesi içindirٱللَّهُAllah'ınأَمْرًاbir işiكَانَyapılması gerekenمَفْعُولًالِّيَهْلِكَhelak olsun diyeمَنْkimseهَلَكَhelak olanعَنۢaçık delilleبَيِّنَةٍوَيَحْيَىٰve yaşasın diyeمَنْkimse (de)حَىَّyaşayanعَنۢaçık delilleبَيِّنَةٍوَإِنَّçünküٱللَّهَAllahلَسَمِيعٌişitendirعَلِيمٌbilendir
Hani siz vadinin (Medine'ye) yakın tarafında; onlar uzak tarafında, kervansa sizin aşağınızdaydı. (Onlar sayıca sizden öylesine fazla idi ki), şayet buluşmak üzere sözleşmiş olsaydınız (durumu fark edince) sözleşmenizde ayrılığa düşerdiniz (savaşa yanaşmazdınız). Fakat Allah, olacak bir işi (mü'minlerin zaferini) gerçekleştirmek için böyle yaptı ki, ölen açık bir delille ölsün, yaşayan da açık bir delille yaşasın. Şüphesiz Allah, elbette hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com