وَكَذَٰلِكَve böyleceأَعْثَرْنَاbuldurdukعَلَيْهِمْonlarıلِيَعْلَمُوٓا۟bilsinler diyeأَنَّşüphesizوَعْدَva'dininٱللَّهِAllah'ınحَقٌّgerçek olduğunuوَأَنَّve şüphesizٱلسَّاعَةَsaatin(geleceğinde)لَاasla olmadığınıرَيْبَşüpheفِيهَآondaإِذْo sıradaيَتَنَٰزَعُونَtartışıyorlardıبَيْنَهُمْkendi aralarındaأَمْرَهُمْفَقَالُوا۟dedilerٱبْنُوا۟bina edinعَلَيْهِمonların üstüneبُنْيَٰنًارَّبُّهُمْRableriأَعْلَمُdaha iyi bilirبِهِمْقَالَdediler kiٱلَّذِينَgâlip gelenlerغَلَبُوا۟عَلَىٰٓonların işineأَمْرِهِمْلَنَتَّخِذَنَّmutlaka yapacağızعَلَيْهِمonların üstüneمَّسْجِدًاbir mescid
Böylece biz, (insanları) onların halinden haberdar ettik ki, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını bilsinler. Hani onlar (olayın mucizevi tarafını ve asıl hikmetini bırakmışlar da) aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. (Bazıları), "Onların üstüne bir bina yapın, Rableri onların halini daha iyi bilir" dediler. Duruma hakim olanlar ise, "Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız" dediler.
Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com