وَهُمْve onlarيَصْطَرِخُونَferyadederlerفِيهَاoradaرَبَّنَآRabbimizأَخْرِجْنَاbizi çıkarنَعْمَلْyapalımصَٰلِحًاiyi işlerغَيْرَbaşka olarakٱلَّذِىolduğumuzكُنَّانَعْمَلُأَوَلَمْsizi yaşatmadık mı?نُعَمِّرْكُممَّاöğüt alacağı kadarيَتَذَكَّرُفِيهِoradaمَنkimseninتَذَكَّرَöğüt alacakوَجَآءَكُمُve size geldiٱلنَّذِيرُفَذُوقُوا۟öyle ise (azabı) tadınفَمَاartık yokturلِلظَّٰلِمِينَzalimlerinمِنhiçbirنَّصِيرٍyardımcısı
Onlar cehennemde, "Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller, salih ameller işleyelim" diye bağrışırlar. (Onlara şöyle denilir:) "Sizi, düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. Öyle ise tadın azabı. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur."
Diyanet İşleri meali · Kelime karşılıkları: Quran.com